Maden işçilerinin eylemi 18. gününde

Gökay Çakır ve Başaran Aksu tutuklandı

Maden işçilerinin eylemi sürerken Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ile Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek tutuklandı. Madenciler Ankara Adliyesi önünde toplandı.

Gökay Çakır (solda) ve Başaran Aksu (sağda)

Yıldızlar SSS Holding’e bağlı maden işçilerinin ödenmeyen alacakları için sürdürdüğü eylem devam ederken Bağımsız Maden İşçileri Sendikası (Bağımsız Maden-İş) Genel Başkanı Gökay Çakır ile Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu dün (26 Ağustos) tutuklandı. Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltına alınan iki sendikacının tutuklanmasına tepki gösteren madenciler, “Patron serbest gezerken bizim yöneticilerimiz tutuklanıyor” diyerek Ankara Adliyesi önünde bir araya geldi.

Her iki isim de 25 Ağustos’ta gözaltına alınmıştı. Çakır, Manisa’nın Soma ilçesinde, Aksu ise Ankara’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önündeki eyleme yapılan polis müdahalesi sırasında gözaltına alındı. İki sendikacıya da yöneltilen suçlama, sosyal medya paylaşımları gerekçesiyle “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” oldu. Çakır’ın gözaltısına, yaptığı üç sosyal medya paylaşımı dayanak gösterildi. Gün içinde savcılık işlemleri tamamlanan Çakır ve Aksu, tutuklama talebiyle hâkimliğe sevk edildi.

Madenciler adliye önünde

Gözaltı ve sevk kararlarına tepki gösteren madenciler, Ankara Adliyesi önünde toplandı. Bağımsız Maden-İş, kararın ardından yaptığı açıklamada tutuklamaları “siyasi iktidarın talimatıyla yürütülen bir sınıf saldırısı” olarak nitelendirdi ve mücadelenin süreceğini duyurdu:

17 gündür Yıldızlar SSS Holding’in gasp ettiği ücret ve tazminatlarımız için direniyoruz. Üç bakanlığın garantörlüğünde verilen sözler tutulmadı. Müfettiş raporu alacaklarımızı tespit etti. Sebahattin Yıldız serbest gezerken Genel Başkanımız Gökay Çakır ve Örgütlenme Uzmanımız Başaran Aksu tutuklandı.

Bu tutuklamalar siyasi iktidarın talimatıyla yürütülen, Yıldızlar SSS Holding’in çıkarlarına hizmet eden, bir sınıf saldırısıdır. Madencinin hakkını savunmak, holdinglerin nasıl büyütüldüğünü anlatmak ve işçilerin ülkeyi yönetenlerle görüşmesini istemek suç değildir.

Yıllarca ruhsatlarla, tapularla ve özelleştirmelerle büyütülen holdingin işçiye borcu ortada. Devlet gücü holdinge karşı işlemezken madenciye gözaltı, soruşturma ve tutuklama olarak dönüyor. Kimin korunduğu da kimin susturulmak istendiği de ortada.

Biz mertçe dövüşürüz. Safımızı gizlemeyiz, sözümüzü eğip bükmeyiz. Madencinin alın terini patrona yedirmedik, yedirmeyeceğiz. Başkanlarımızı yalnız bırakmayacağız.

Mücadelemiz devam ediyor. Halkımızı madenciden taraf olmaya, sendikaları ve bütün işçi sınıfını dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz. Bu kavga hepimizin kavgasıdır. Yoldaşlarımızı alacağız. Hakkımızı alacağız. Mutlaka biz kazanacağız.

İşçiler neden eylemde?

Eylemlerin kaynağında Yıldızlar SSS Holding çatısı altındaki iki işletme bulunuyor: Eskişehir’deki Doruk Madencilik ve Elazığ’daki Eti Gümüş. Buralarda çalışanların ödenmeyen maaşları, kıdem ve ihbar tazminatları, sendikadan doğan alacakları ve zorunlu biçimde çıkarıldıkları ücretsiz izin dönemine ait hakları aylardır çözülmeden duruyor.

Doruk Madencilik işçileri Nisan ayında Eskişehir’den başlayarak Ankara’ya yürümüş, alacakları ve özlük hakları için hem Enerji Bakanlığı önünde hem de Kurtuluş Parkı’nda eylem yapmıştı. Süreç, İçişleri Bakanlığı’nda düzenlenen ve şirketin, işçilerin, sendikanın ve üç ayrı bakanlığın temsilcilerini bir araya getiren görüşmeyle uzlaşıya bağlanmış ve ödemelerin belirli bir takvim çerçevesinde yapılacağı bildirilmişti.

Ancak işçiler bu sözlerin tam olarak gerçekleştirilmediğini belirterek 1 Haziran’da yeniden yola çıktı. 5 Haziran’da Bağımsız Maden-İş, tazminat, yıllık izin, toplu sözleşme farkları ve ücretsiz izin dönemi için o günkü hesaba göre çıkan alacakların ödendiğini açıklayarak eylemine son verdi. Fakat Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın sendikal haklarla ücretsiz izinleri konu alan denetimi henüz sonuçlanmamıştı. Taraflar, denetimden ek bir hak doğması durumunda bunun da şirketçe karşılanacağı konusunda anlaştı.

Sendika avukatı Lütfi Sabri Batı, söz konusu raporun Temmuz ayı ortalarında tamamlanarak taraflara ulaştırıldığını aktardı. Rapor, ücretsiz izinlerden, ihbar tazminatlarından ve altı işçiye ödenmesi gereken sendikal tazminattan kaynaklanan yeni alacaklar ortaya çıkardı.

Bağımsız Maden-İş eylemini 5 Haziran’da noktaladıktan kısa süre sonra Doruk Madencilik’in yetkili sendikası Türkiye Maden-İş’e üye işçiler de kendi alacakları için harekete geçti. Çalışma Bakanlığı’nın devreye girmesiyle 15-16 Haziran’da yürütülen görüşmelerin sonunda şirketle Türkiye Maden-İş arasında ayrı bir protokol imzalandı ve ödemeler bir takvime oturtuldu. Taksitler zamanında yatmayınca sendikanın üyeleri 27 Temmuz’da tekrar Ankara’ya geldi, eylemlerini önce holding binası önünde, ardından Ulus ve Kızılay’da sürdürdü.

Ankara’daki eyleme Doruk işçilerinin yanı sıra, aynı holdinge bağlı Elazığ Eti Gümüş’te çalışan Bağımsız Maden-İş üyeleri de katıldı. Sendikaya göre Eti Gümüş çalışanlarına 6 Ağustos’ta ödeme yapılacağı yazıyla taahhüt edilmiş, ancak bu söz tutulmamıştı. Bunun ardından Eti Gümüş işçileri de 10 Ağustos’ta Doruk Madencilik işçileriyle birlikte Ankara’da eyleme başladı. 10 Ağustos’tan bugüne işçiler ve aileleri birçok kez gözaltına alındı.

126 arkeolojik alandan izlenecek

Yunanistan’da Ağustos dolunayı

Yunanistan’da her yıl geleneksel olarak düzenlenen organizasyonlarda Ağustos dolunayı için ülke genelindeki 126 arkeolojik alan, yarın ücretsiz olarak ziyaret edilecek ve dolunay bu mekanlarda izlenebilecek.

Yunanistan Kültür Bakanlığı tarafından bu yıl 27’nci kez düzenlenecek olan Ağustos dolunayı etkinlikleri kapsamında yarın 126 arkeolojik alan, anıt ve müze ziyaretçilere ücretsiz olacak. Ülke genelindeki 126 arkeolojik alan saat 19.30’dan gece yarısına kadar ücretsiz ziyaret edilebilecek. Bazı noktalarda konserler, koro performansları ve rehberli turlar da düzenlenecek.

Antik dünyada insanların kehanetlerini öğrenmek için geldiği Apollon Tapınağı ve Olimpiyat Oyunları’nın doğduğu yer olarak bilinen Antik Olympia’ya da dolunay gecesinde ziyaret edilebilecek. Sparta yakınlarındaki Orta Çağ kenti Mystras ise geceyi bir müzik etkinliğiyle karşılayacak.

Akropolis gece yarısına kadar açık

Atina’daki Akropolis Müzesi ise yarın sabah 09.00’dan gece yarısına kadar açık olacak. Müzenin İtalya’da bulunan Antik Yunan sanat eserlerine odaklanan geçici sergisi de bu özel gecede ücretsiz ziyaret edilebilecek. Antik dönemde ölüler diyarına açılan bir geçit olduğuna inanılan, karanlık ve ritüellerle bağlantılı bir geçmişe sahip olan Acheron Nekromanteion’u ve Yunanistan’ın en eski kehanet merkezlerinden biri kabul edilen Dodona da yarın gece dolunay etkinliklerine ev sahipliği yapacak. Korint Körfezi’ne bakan Nafpaktos Kalesi ile Halkidiki’deki Ammon Zeus alanı da ziyaretçilere açık olacak olan önemli alanlardan olacak.

Süreçte son durum

Erdoğan’dan birlik mesajı, Öcalan’a bağlı bir kurul oluşturuluyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada “tarihin yeniden yazıldığını” belirterek barış vurgusu yaparken, geçtiğimiz günlerde oluşturulan Silahsızlanma ve Stratejik Alt Komisyonu’nda Abdullah Öcalan’ın yer alacağı ve kendisine bağlı bir alt kurulun oluşturulacağı öğrenildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, Malazgirt Savaşı’nın 955’inci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada, Türkiye’nin zorlu bir coğrafyada bulunduğunu belirterek, “Şurayı özellikle vurgulamak istiyorum. Biz coğrafi olarak dikensiz bir gül bahçesinde yaşamıyoruz. Bu coğrafyada bizim güçlü olmaktan, bir ve beraber olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur. Sadece kendi hak ve hukukumuzu korumak için değil, yüzünü ülkemize çevirmiş milyonlarca kardeşimiz için de biz güçlü olmak zorundayız. Savunmadan diplomasiye, eğitimden ulaştırmaya, ekonomiden sağlığa tüm çabamız müessir ve müreffeh bir Türkiye’yi inşa etmek içindir” dedi.

“Tahriklere gelmeyeceğiz“

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkinde konuşan Erdoğan, “Dost düşman herkes bilsin bölgemizde tarih yeniden yazılıyor. Türkiye barışçıl politikalarıyla bölgeye yön veriyor. Bunun önünü artık kimse kesemez. Durduracaklarını hayal edenler yıkılacaktır. Birilerinin tahrikleriyle farklı yollara girmeyeceğiz. Azimle, sabırla ve kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz” dedi.

“Atın kuyruğunu bağladık“

Erdoğan şöyle devam etti:

“Millet olarak bizim çok eski bir geleneğimiz var. Bir sefere çıktığımız zaman, bir yola baş koyduğumuz, bir işe giriştiğimiz zaman atımızın kuyruğunu bağlarız. Bunu ne olursa olsun geri dönmeyeceğimizi, sonuna kadar gideceğimizi anlatmak için yaparız. İşte biz de Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek için atımızın kuyruğunu bağladık. ‘Terörsüz Türkiye’ ve terörsüz bölge hedeflerimizi gerçekleştirmek üzere atımızın kuyruğunu bağladık. İçinde bulunduğumuz coğrafyayı yeniden barış ve esenlik yurdu yapmak için atımızın kuyruğunu bağladık. Terör gibi ebedi kardeşliğimize vurulan hançerleri söküp atmak için atımızın kuyruğunu bağladık.”

Türkiye, Avrupa ve Federe Kürdistan Bölgesi’nden alt kurul

Öte yandan Mezopotamya Ajansı (MA)’nın haberine göre Silahsızlanma ve Stratejik Alt Komisyonu’nda Abdullah Öcalan yer alacak. Öcalan’a bağlı Türkiye, Avrupa ve Federe Kürdistan Bölgesi’nden çalışma yürütecek bir ekipten oluşacak bir alt kurulun da oluşturulması planlanıyor. DEM Parti kaynaklarına dayandırılan bilgiye göre, Abdullah Öcalan’ın örgütsel alanların tümüne sirayet edebilmesi için kendisine bağlı bir alt kurul oluşturulması planlanıyor. Abdullah Öcalan’a bağlı bu alt kurulun da, Federe Kürdistan Bölgesi, Avrupa ve Türkiye’de aktif çalışma yürütecek bir ekipten oluşacağı ifade ediliyor.

Habere göre, Takip ve Değerlendirme Kurulu’nun yaptığı ilk toplantıda, tüm bu detayların tartışılıp, netleştirildiği öğrenildi.

Mehmet Uçum’dan Osman Kavala kararına tepki: AİHM de Amor da haddini bilsin

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, AİHM’inOsman Kavala kararı ve AP Türkiye Raportörü NachoSanchez Amor’un bu kararla ilgili yorumuna tepki gösterdi: “AİHM de Amor da haddini bilsin.”


Fotoğraf: Anadolu Ajansı

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Osman Kavala için verdiği hak ihlali kararına tepki gösterdi. Uçum, AİHM’in bir derece mahkemesi olmadığını öne sürdü ve “AİHM hiçbir surette hiyerarşik üst yargı merci de değildir. Bu nedenle AİHM denetimi hiyerarşik bir denetim değildir. AİHM kararlarının hiyerarşik yargı mercilerinin kararları gibi sonuç doğurması da beklenemez. Bunu bekleyenler ancak sömürge zihniyetiyle hareket edenler olabilir” dedi. Uçum, AİHM’in Kavala kararına ilişkin açıklama yapan Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor’u da hedef aldı.

Amor: Yapılan en sert açıklama

Amor, Kavala kararı sonrası yaptığı açıklamada Türkiye’deki yargı bağımsızlığı tartışmasına vurgu yaptı ve Adalet Bakanı Akın Gürlek ile yaptığı konuşmaya değindi. Amor, “Yakın zamanda Sayın Akın Gürlek ile Türkiye’deki yargı bağımsızlığı konusunda bir tartışmam olmuştu. Bugün Türkiye’de yargı bağımsızlığı konusundaki tartışmaya belki de tartışmasız en net cevap ikinci Kavala davasında kararını açıklayan AİHM’den geldi. Benim bugüne kadar duyduğum Strazburg’dan yapılan en sert açıklama” dedi.

Türkiye karşıtlığı ile suçladı

Amor’u Türkiye karşıtlığı ile suçlayan Sorumlusu’ Amor’unda bulunduğu bazı hadsizler Türkiye’ye dil uzatmaya başladı” dedi. Uçum, söz konusu açıklamanın ardından Amor’u, “Avrupa Parlamentosu Türkiye Karşıtlığı Sorumlusu” itham etti. Amor’u Türkiye’ye “dil uzatmakla” suçlayan Uçum, X hesabından yaptığı paylaşımda şunları söyledi:

“Yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin siyasi proje olarak verdiği bir karar üzerine aralarında Avrupa Parlamentosu ‘Türkiye Karşıtlığı Sorumlusu’ Amor’un da bulunduğu bazı hadsizler Türkiye’ye dil uzatmaya başladı.

Öncelikle belirtelim ki milli yargı bağımsızlığı ülke içinde yasama, yürütme erkleri ve çeşitli güç odakları karşısında bağımsızlık olduğu gibi aynı zamanda ülke dışındaki kuvvetlere ve mercilere karşı da bağımsızlık demektir. Uluslararası sözleşmeler ve merciler ulusal yargının bağımsızlığını ve asli olma özelliğini ortadan kaldıracak yahut ulusal yargıyı zaafa uğratacak şekilde konumlandırılamaz ve böyle yorumlanamaz. Önemle vurgulanmalıdır ki; asıl olan ulusal yetkilerdir, uluslararası düzenlemeler ve kararlar talidir.

AİHM bir derece mahkemesi olmadığı gibi hiçbir surette hiyerarşik üst yargı merci de değildir. Bu nedenle AİHM denetimi hiyerarşik bir denetim değildir. AİHM kararlarının hiyerarşik yargı mercilerinin kararları gibi sonuç doğurması da beklenemez. Bunu bekleyenler ancak sömürge zihniyetiyle hareket edenler olabilir.

AİHM kararlarında esastan kesin bağlayıcılık hiçbir aşamada yoktur. AİHM kararlarının usulden mahkemeleri bağlayıcılığı ihlal tespit edilen dosyanın ihlalle ilgili konuyla sınırlı olarak mahkemesi tarafından yeniden ele alınması zorunluluğudur. Pozitif hukukumuzda CMK m.311 ve HMK m.375’te de açıkça görüldüğü üzere AİHM’in kesinleşmiş nihai mahkeme kararları için verdiği ihlal kararlarının ilgili mahkeme kararları üzerinde doğrudan etki etme gücü yoktur. Talep halinde devreye giren yargılamanın iadesi yoluyla mahkemeler yeniden yargılama yaptıklarında da kesin bağlayıcı bir hukuki sonuç doğmaz. Mahkemeler AİHM kararının esasını değerlendirip eski kanaatine uygun olarak önceki kararlarını uygun bulabilecekleri gibi, ihlal kararını dikkate alıp kısmen ya da tamamen yeni bir hüküm de tesis edebilirler.

Bu bağlamda; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46ncı maddesinin AİHM kararlarının esastan kesin bağlayıcı olduğu şekilde yorumlanması ulusal yargı bağımsızlığını ve milli yargının asli olması ilkesini tanımamak anlamına gelir. Bunu tanımayanları biz de tanımayız. İhlal kararlarına uyup uymama yetkisi ilgili milli mahkemelere aittir.

Hiçbir uluslararası mercinin milli yargımıza talimat verme hadsizliği kabul edilmez. Sürekli yargı bağımsızlığını öne sürerek istismar siyaseti yapanlar milli yargının bağımsızlığına saygı duymak zorundadır.

Bu vesiliyle Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü NachoSanchez Amor’un küstah ve asılsız açıklamalarını şiddetle kınıyoruz. Hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti’nin Adalet Bakanına dil uzatamaz. Öte yandan Türk yargısının bağımsızlığına laf söylemek kimsenin haddi ve vazifesi değildir. AİHM Kararlarına ilişkin Batının yanlı ve iki yüzlü uygulamaları da herkesin malumudur. Siz gidip Avrupa’yı kasıp kavuran, ırkçılıkla, yabancı düşmanlıklarıyla, İslam düşmanlığıyla, ırkçı suçları ve cinayetlerin üstünü örten sahtekar mercilerinizle ve yargı yerlerinizle yüzleşin. Mülteci haklarını tanımayan hukuki, politik ve fiili saldırganlıklarınızla hesaplaşın.

AİHM siyasi proje kararlar verdikçe Türkiye için hiç bir kıymeti kalmıyor. Belli ki Türkiye AİHS’e taraf olma durumunu ve AİHM’e bireysel başvuru imkanını gözden geçirmeye zorlanıyor. Türkiye aleyhine siyasi hesaplarla kararlar verilmeye devam edilirse bu durumun kaçınılmaz hale geleceğini tüm muhataplar bilmelidir. İş bu noktaya gelirse AİHM sisteminin çöküşü de önlenemez olur.”

Ne olmuştu?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 2017’den bu yana cezaevinde bulunan Osman Kavala’nınikinci başvurusunda da Türkiye’yi hak ihlâlinden sorumlu tuttu. Mahkeme, Kavala’nın özgürlük ve güvenlik, adil yargılanma, ifade özgürlüğü ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğü haklarının ihlâl edildiğine karar verirken, haklara getirilen kısıtlamaların amacı dışında kullanılmasını yasaklayan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 18. maddesi yönünden de ihlâl tespit etti.

Büyük Daire, ihlâllerin ciddiyeti nedeniyle Kavala’nınmümkün olan en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğini belirtti.

AİHM’in Kavala hakkında 2019’da verdiği ilk kararın ardından gelen yeni karar, Türkiye’nin AİHM kararlarına uyma yükümlülüğü ve Kavala’nın tutukluluğunun devamı açısından yeni bir hukuki tartışmayı beraberinde getirdi.

Barrack’ın görevden alınacağı iddiası

ABD Başkanı Donald Trump’a yakınlığıyla bilinen Amerikalı siyasi aktivist ve aşırı sağcı Laura Loomer, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın görevden alınacağını iddia etti.

Tom Barrack, Fotoğraf: Tom Barrack’ın X hesabı

İsrail’in Suriye’de Ebu Zuhur hava üssüne yönelik saldırıların ardından yaptığı açıklamalarla özellikle İsrail’den büyük tepki alan Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Washington’da da tartışma konusu. Saldırının ardından İsrail’e tepki gösteren ve İsrail’in Türkiye‘yi kışkırtmaya çalıştığını söyleyen Barrack’ın bu sözleri Tel Aviv’de tepki çekmişti. Barrack daha sonra İsrail’in hala Golan Tepeleri’ni işgal ettiği yönünde kullandığı ifadeleri ise daha sonra geri alarak özür diledi.

Barrack’ın özür dilemesine rağmen, Amerika’da İsrail yanlılarının Barrack’a yönelik başlattığı tepkiler dinmedi. ABD Başkanı Donald Trump’a yakınlığı ve aşırı sağcı görüşleri ile tanınan Amerikalı siyasi aktivist Laura Loomer, Barrack’ın görevden alınması için kampanya başlattı.

Loomer, X üzerinden yaptığı açıklamada, Washington’un Barrack’ı ABD’ye çağırdığını ve görevden almak üzere olduğunu öne sürdü. ABD’li aktivist, Dışişleri Bakanlığı’nın Beyaz Saray’a Barrack’ın son iki yıldaki “en büyük hatalarını” içeren bir dosya gönderdiğini ve Barrack’ı görevden alınmaktan şu anda Trump’la kişisel dostluğunun koruduğunu iddia etti.

Grenell iddiayı yalanladı

ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Görevlerden Sorumlu Başkanlık Elçisi Richard Grenell ise Loomer’e X üzerinden verdiği yanıtta, iddiaları yalanladı. Grenell, “Tom Barrack, Donald Trump’a çok yakın bir isim. Başkan’la düzenli olarak konuşur ve kafasına göre hareket eden biri değildir. Türkiye’deki çalışmaları, Başkan Trump’ın Amerikalıları korumaya yönelik daha büyük politikasının bir parçasıdır. Bu bir Önce Amerika (America First) politikasıdır. Tom, tam olarak kendisinden yapması istenen şeyi yapmaktadır, elçiler sık sık temaslarda bulunmak için ABD’ye geri döner” dedi.

Neden ABD’ye çağrıldı

Grenell’e cevap veren Loomer iddiasında ısrar ederek, “Öyleyse neden bu hafta istişareler için ABD’ye geri çağrıldı?” diye sordu. Loomer, “Barrack, Trump’ın İsrail’in Golan üzerindeki kontrolünü tanıma politikasının ‘yasadışı bir işgal’ olduğunu söyledi. Bu kadar aptal olan ve Başkan Trump’ın kendi dış politikasını anlamayan biri nasıl büyükelçi olabilir? Barrack, Cihatçı yalakası olmaktan başka bir şey değil. Bölgesel bir savaşa yol açmadan önce geri çağrılmalı. O, cihatcılardan taraf. Ve ayrıca tam bir anti-Semittir” dedi.

DSG feshedildi

İhlam Ahmed: Şam’da yeni görev verilecek

Şam’da Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Şara ile görüşmeleri sonrası basın toplantısı düzenleyen DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi, DSG’nin askeri güç olarak misyonunun sona erdiğini ve Suriye ordusu bünyesindeki tugaylara entegrasyon sürecinin tamamlandığını duyurdu.

Mazlum Abdi, İlham Ahmed ve birlikteki heyet Şam’da Ahmed eş Şara’yı ziyaret etti

Kuzey ve Doğu Suriye Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed ile Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, Şam’da önce Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, ardından geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara ile bir araya geldi. Şara ile görüşmeye, Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Sîpan Hemo, YPJ Genel Komutanlık Üyesi Newroz Ehmed’in yanı sıra Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ve 29 Ocak Anlaşması’nın uygulanmasından sorumlu Suriye Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Ziyad el Ayiş de katıldı.

Görüşmeler sonrası Şam’daki Halk Sarayı’nda basın toplantısı düzenleyen Abdi, DSG’nin’nin askeri güç olarak misyonunun sona erdiğini duyurdu. Suriye tarihinin önemli bir sayfasının kapandığını belirten Abdi, Suriye ordusu bünyesindeki tugaylara entegrasyon sürecinin tamamlandığını açıkladı. Yeni dönemin “barış, istikrar ve ülkenin yeniden inşası” temelinde şekillenmesi gerektiğini belirten Abdi, “Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara ile varılan anlaşma ve güçlerimizin Suriye ordusu bünyesindeki tugaylara entegrasyon sürecinin tamamlanmasının ardından, bugün Demokratik Suriye Güçleri’nin görevini sona erdirdiğimizi ve bağımsız bir askeri güç olarak feshedildiğini sorumluluk bilinciyle ilan ediyoruz” diye belirtti.

DSG’nin kuruluşundan bu yana Suriye’nin en zor dönemlerinden birinde büyük sorumluluk üstlendiğini ifade eden Ebdî, QSD savaşçılarının birçok kent ve bölgeyi önce Baas yönetiminden, ardından DAİŞ’ten kurtardığını belirtti. “Şehitlerin fedakârlıklarını unutmayacağız. Onlar savaşmak için değil, Suriyelilerin artık savaşmak zorunda kalmayacağı bir günün gelmesi için mücadele ettiler” diyen. Ebdî, yeni dönemin savaş meydanlarından yeniden inşa sahalarına ve silah döneminden barış dönemine geçişin başlangıcı olması gerektiğini vurguladı.

Kürt halkının onlarca yıldır anadilde eğitim hakkı için mücadele ettiğini hatırlatan Abdi geçiş hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara’nın bu hakkın korunmasına yönelik çeşitli açıklamalarda bulunduğunu söyledi. Abdi, Şam yönetiminden anadilde eğitim hakkı konusunda açık bir tutum sergilemesini ve mevcut kararın gelecekte geliştirilmesini talep ettiklerini belirterek, “Bu yıl söz konusu kararı hayata geçirmek için çalışacağız ve yakın gelecekte bunun üzerine yeni adımlar inşa edebileceğiz” ifadelerini kullandı.

Nasıl bir Suriye?

Suriye’nin Araplar, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Türkmenler ve diğer tüm halk ve bileşenlerin ülkesi olması gerektiğini belirten Abdi, “İnşa etmek istediğimiz Suriye, tüm halk ve bileşenleri için bir Suriye’dir. Birleşik ve güvenli bir Suriye’nin tüm yurttaşların haklarını ve onurunu koruması ve yeni nesillere daha iyi bir gelecek sunması gerekiyor” dedi. Abdi, konuşmasını DSG bünyesinde yaşamını yitirenleri anarak bitirdi.

Barrack: Kürtçe eğitim olmalı

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ile Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack da DSG’nin fesih açıklamasına ilişkin X hesabından yaptığı açıklamada, fesih kararını tarihi bir gelişme olarak nitelendirerek, “DSG’nin Suriye devlet kurumlarına düzen içinde entegrasyonunun önünü açarak geçmişteki bölünmeyi kalıcı bir ortaklığa dönüştürdü ve Suriye halkına ortak geleceklerini şekillendirme fırsatını yeniden sundu” dedi. Tom Barrack,

“Eğitimde Kürtçenin tanınması ve değerli ortaklarımız Mazlum Abdi ile İlham Ahmed’e Suriye hükümeti bünyesinde önemli roller verilmesi, onların liderliğine, Kürt ortaklarımızın fedakarlıklarına ve bölgesel istikrara sundukları yapıcı katkılara duyulan saygının bir gereğidir. Böylece dünün ayrılıkları, yarının ortak amacına dönüştürülüyor” diye belirtti

YPJ’li Ehmed ile Şara görüştü

Barrack’ın Abdi ve Ahmed’e önemli görevler verilmesi açıklamasının ardından The Amargi’ye açıklama yapan İlham Ahmed, kendisinin ve Abdi’nin “Suriye devleti içinde yeni görevlere” atandığını söyledi. Ancak Suriye geçici hükümeti tarafından konu hakkında henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Öte yandan, YPJ Komutanlık üyesi Newroz Ehmed ile Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara ile görüştü.

Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Komutanlık üyesi Newroz Ehmed ile Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Suriye’nin başkenti Şam’da görüştü. Görüşmede, 29 Ocak Anlaşması kapsamında YPJ’ye ilişkin dosyaların ve anlaşmanın uygulanmasında atılacak bir sonraki adımın ele alındığı belirtildi.

Natasha Cloud: “Her trans kişiye: Olduğunuz gibi mükemmelsiniz”

Eski NBA oyuncusu ve Fethullah Gülen Cemaati’ne sempatisiyle bilinen Enes Kanter Freedom, Indiana Fever ile Chicago Sky arasında oynanan ABD Kadın Ulusal Basketbol Ligi (WNBA) maçında Sky oyuncusu Natasha Cloud ile yaşadığı tartışmanın ardından salondan çıkarıldı. Cloud, tartışmanın ardından trans haklarını destekleyen bir mesaj yayınladı.

Sol fotoğraf: Associated Press

Eski NBA oyuncusu ve kamuoyunda Fethullah Gülen Cemaati’ne yakınlığıyla bilinen Enes Kanter Freedom, Pazar günü Chicago Sky – Indiana Fever ABD Kadın Ulusal Basketbol Ligi (WNBA) maçında Chicago Sky oyuncusu Natasha Cloud’a doğru yürümesinin ardından sahadan uzaklaştırıldı.

Kanter Freedom, üzerinde transfobik bir mesaj olarak “Kadın – Yetişkin insan dişisi” yazılı siyah bir tişörtle maçı saha kenarından takip ediyordu. Cloud’un bir mola sırasında kendisine bağırıp işaret etmesinin ardından Kanter, ayağa kalkıp sahaya doğru yürüdü ve kollarını açarak üzerindeki tişörtü gösterdi.

Kanter ile Cloud arasında üçüncü çeyreğin son bölümünde yaşanan tartışmanın ardından, güvenlik ve diğer Sky oyuncularının müdahalesi sonucu eski Utah Jazz ve Boston Celtics pivotu Kanter, sahadan çıkarıldı.

Cloud: “Olduğunuz gibi mükemmelsiniz”

Cloud ise maç sonrası Threads platformundan translara bir destek mesajı paylaştı:

“Her trans çocuğa ve trans kişiye: Siz BENİM topluluğumun ve ailemin bir parçasısınız. Buraya aitsiniz. Seviliyorsunuz. Fark ediliyorsunuz. Olduğunuz gibi mükemmelsiniz ve her zaman sizi koruyacağım.”

Fotoğraf: Natasha Cloud Instagram hesabı

Kanter, X’te (eski adıyla Twitter) “KADINLARI desteklediğim için bir WNBA maçından atıldım! Bunu bir düşünün, AMERİKA!” diye paylaşım yaptı.

Kanter, bu ayın başında, trans kadın oyuncuları hedef göstererek “Eğer gereken tek şey kim olduğunuzu beyan etmekse, WNBA’de mücadele etmek için gerekli tüm şartları karşılıyorum” demişti.

Başantrenörden açıklama

Kanter’in Chicago’daki Wintrust Arena’dan çıkmadan önce polislerle konuştuğu bildirildi. Maçı Indiana Fever 113-90 puanla kazandı.

Sky Başantrenörü Tyler Marsh, maçın ardından yaptığı açıklamada Cloud’a destek verdiğini söyledi ve Karter’a dönük “Bir maça geliyorsanız muhtemelen basketbolu izlemeye gelmelisiniz. Eski bir basketbolcu olarak sizin de bunu anlamanız ve hissetmeniz gerekir” şeklinde konuştu.

WNBA’da daha önce de translara saldırı oldu

Ağustos 2026’da oynanan Chicago Sky – Golden State Valkyries maçında ve Atlanta Dream – Los Angeles Sparks karşılaşmasında tribünlerden sahaya trans oyuncuları kışkırtmak amacıyla seks oyuncakları atılmıştı. Söz konusu kişiler, trans sporcuların kadın liginde yarışması sebebiyle seks oyuncaklarını sahaya attığını belirtmişti.

WNBA’nın toplu iş sözleşmesinde cinsiyet kimliği veya doğumda atanan cinsiyet konusunda spesifik bir ifadenin yer almadığı belirtiliyor.

Natasha Cloud kimdir?

Cloud, 22 Şubat 1992 tarihinde Pennsylvania’nın Broomall kasabasında dünyaya geldi.

Lise yıllarında Cloud, Cardinal O’Hara takımını üçüncü sınıfta Pennsylvania Okullar Arası Atletizm Birliği (Pennsylvania Interscholastic Athletic Association) AAAA Sınıfı eyalet finallerine, dördüncü sınıfta ise ikinci tura taşıdı. Hem üçüncü hem de dördüncü sınıfta All-Delco Birinci Takımı’na seçildi. Üçüncü sınıfta ayrıca Pennsylvania AAAA Eyalet Üçüncü Takımı’na da seçildi.

Lisenin ardından Cloud, Maryland Üniversitesi’nde Terrapin takımında oynamak üzere burs kazandı.

4 Mayıs 2026’da Cloud, Chicago Sky ile bir yıllık 550.000 dolarlık bir sözleşme imzaladı. Chicago Sky’ın genel menajeri Jeff Pagliocca yaptığı bir açıklamada “Natasha, ligin en iyi pasörlerinden ve savunmacılarından biridir. Kadromuzdaki diğer kendini kanıtlamış şampiyonlarla uyumlu” demişti.

Kaynak: Fox News, Guardian, Wikipedia

Dört alt komisyon kurulma kararı alındı

“Çerçeve Yasa” kapsamında kurulan Kurul ilk kez toplandı

10 Ağustos’ta 467 oyla kabul edilen “Çerçeve Yasa”nın öngördüğü şekilde kurulan Takip ve Değerlendirme Kurulu’nun ilk toplantısı 3 saat sürdü. Dört alt komisyon kurulması kararı alındı

Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun kapsamında kurulan Takip ve Değerlendirme Kurulu ilk kez toplandı.

Sata 15.30’da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen ilk toplantıya, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz ve MGK Genel Sekreteri Okay Memiş katıldı.

Kurul tarafından toplantı sonrasında yapılan açıklamada, dört alt komisyon kurulması kararı alındığı belirtildi. Açıklama şöyle:

“7595 sayılı Kanun kapsamında oluşturulan Milli Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu ilk toplantısını bugün Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet YILMAZ başkanlığında; Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Millî Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri’nin katılımıyla gerçekleştirmiştir.

Ülkemizin ve bölgemizin terörden bütünüyle arındırılması, şiddetin ve silahların tamamen gündemden düşmesi ve kardeşlik ikliminin kökleşmesi vizyonuyla yürütülen tarihi süreç, 7595 sayılı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanunun milletimizin iradesinin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yüksek bir toplumsal ve siyasi mutabakatla kabul edilmesiyle önemli bir eşiğe ulaşmıştır.

Türkiye Yüzyılı’nın en büyük yapı taşlarından biri olarak ülkemizin iç huzurunu ve toplumsal bütünleşmesini pekiştirecek ve aynı zamanda sınır ötesindeki istikrarsızlıklara karşı bölgemizi bir barış, refah ve güven havzası haline getirecek olan bu sürecin hukuki altyapısını oluşturan 7595 sayılı Kanunun 18 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmesiyle beraber idari mekanizmalar hızla harekete geçirilmiştir.

Bugün gerçekleştirilen ilk Kurul toplantısı kapsamında;

  • Kurulun işleyişi ve sürece dahil olan tüm devlet kurumlarımızın yürüteceği çalışmaların en üst düzeyde koordinasyonu detaylıca görüşülmüş,
  • Kurul çalışmalarının sevk ve idaresinde izlenecek usul ve esaslar ele alınmış,
  • Adli ve Hukuki İşler Koordinasyon Alt Komisyonu, İzleme ve Tespit Alt Komisyonu, Sosyal Uyum ve Bütünleşme Alt Komisyonu ile Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonunun oluşturulması karara bağlanmıştır.

Devletimiz, tüm kurumlarıyla tam bir eş güdüm içinde, toplumsal bütünleşmeyi güçlendirecek bu tarihi adımları kararlılıkla uygulamaya devam edecektir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Yaklaşık iki yıldır devam eden Abdullah Öcalan ile devlet yetkilileri arasındaki görüşmelerin ardından yürütüle çalışmalar sonrasında Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanunu 18 Ağustos’ta Resmî Gazete’de yayımlanarak yasalaşmıştı.

Bu kapsamda oluşturulan Takip ve Değerlendirme Kurulu’nun ilk toplantısı 3 buçuk saat sürdü. Toplantıda sürecin gidişatı, PKK’nin silah bırakmasını takip ve teyit edilmesi, koordinasyonunun sağlanması ve kanun hükümlerinin uygulanmasını izleyecek kurulda yol haritası ve alt kurullar gündeme alındı.

Söz konusu kurulla birlikte alt kurulların da oluşturulması gündemde.

Oluşacak ilk alt kurulun, silah teslimi ve sahadaki doğrulama mekanizması üzerine olması planlanıyor. Bu kurulun Abdullah Öcalan’ın yürütücülüğünde çalışması bekleniyor.

Kurulun, silahların nerede, hangi takvimle ve hangi yöntemle teslim edileceğini takip etmesi öngörülüyor. Ayrıca adli işlemler için de bir kurul olacak.

Adalet Bakanlığı yetkilileri ile uygulamada görev alacak hâkim ve savcıların katkı vereceği bu yapının, gelecek kişilerin dosyalarını hukuki statülerine göre sınıflandırması hedefleniyor.

Ancak infazın ertelenmesine alt kurul değil, infaz hâkimi karar verecek.

Silahlarını bırakarak Türkiye’ye dönecek kişilerin sosyal uyum ve rehabilitasyon süreci için de bir kurul oluşturulacak.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığından psikolog, psikiyatrist, hekim ve sosyal hizmet uzmanlarının bu kurulda görevlendirilmesi planlanıyor.

Bir başka çalışma grubu da yasadan faydalanmak isteyenlerin başvuru ve kayıtları için oluşturulacak.

“Çerçeve Yasa”da atılacak adımlar, örgütün silah bıraktığının teyidine ilişkin Milli Güvenlik Kurulu kararının yayınlanması şartına bağlanıyor. Yasada 6 ay içinde başvuru yapacak örgüt üyelerine ceza ve infaz erteleme yer alıyor.

Yasa 467 oyla kabul edilmişti

Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, TBMM Genel Kurulu’nda 467 evet oyuyla kabul edilmişti.

Kaynak: AA, İlke TV, T24, niha+

Foto Haber

Yaşamını yitiren gerillalar için Diyarbakır’da anma

Çeşitli tarihlerde yaşamını yitiren PKK gerillaları için taziye kurulmasının ardından anma törenleri düzenlendi. Diyarbakır’daki taziyenin son gününden ve anma töreninden kareler…

Fotoğraf: Yekta Armanc Hatipoğlu / niha+

Çeşitli tarihlerde ve yerlerde hayatını kaybeden PKK gerillalarının künyelerinin açıklanmasının ardından yaşamını yitirenler için Diyarbakır, Mardin, Van ve İstanbul gibi pek çok yerde taziyeler kuruluyor, anma törenleri düzenleniyor.

Diyarbakır’da 49 gerilla için Bağlar ilçesindeki Koşuyolu Parkı’nda üç gün süren taziyeden sonra anma töreni gerçekleştirildi.

Törende konuşan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ailelere hitaben “Ne mutlu ki size böyle çocuklar yetiştirdiniz” dedi, başsağlığı diledi.

İmralı Cezaevinde Abdullah Öcalanla kaldıktan sonra geçen yıl tahliye olan Çetin Arkaş ise “Onları ölümsüz kılan sloganlarımız değildir. İntikam sloganlarına gerek yok. Artık barış ve inşayı, birlikte yaşamı, toplumsal kurtuluşu hep birlikte dile getireceğiz. Geçmişin dilini, sloganını, aracını yeni döneme göre kurgulayacağız.” diye konuştu.

Anma töreni ve taziyenin üçüncü gününden kareler:

Fotoğraflar: Yekta Armanc Hatipoğlu / niha+

Zonguldak ve Düzce’de Kürt mevsimlik işçilere saldırı

Şırnak’tan Zonguldak’a mevsimlik fındık işçiliği için giden 70’ten fazla Kürt işçinin saldırıya uğradığı görüntüler kamuoyuna yansıdı. Sosyal medyaya yansıyan görüntüler üzerine açıklama yapan DEM Parti Milletvekili Newroz Uysal, adli sürecin başlatıldığını açıkladı. Düzce’de de Kürt mevsimlik işçilere benzer bir saldırının yaşandığı bildirildi.

Şırnak’ın Cizre ve Silopi ilçelerinden Zonguldak’ın Alaplı ilçesine bağlı Bektaşlı köyüne mevsimlik fındık işçisi olarak çalışmaya giden 70’ten fazla Kürt işçinin iki gündür saldırıya uğradı. Saldırı anındaki görüntüler sosyal medyada paylaşıldı.

DEM Parti Şırnak Milletvekili Newroz Uysal Aslan, sosyal medyaya yansıyan görüntüler ve kamuoyunda oluşan kaygılar üzerine açıklama yaptı. Milletvekili, işçilerin saldırıya uğradığına dair dün akşam bilgi aldığını söyledi. İşçilerin bu (23 Ağustos) sabah saatlerinde partiyle iletişime geçmesinin ardından Zonguldak Valiliği ve Alaplı Kaymakamlığı ile görüşmeler gerçekleştirdiğini belirtti.

İki kez saldırıya uğradılar

Aslan, işçilerle yaptığı görüşmede saldırıya jandarmanın müdahale ettiğini ve işçilerin güvenliğinin sağlandığı bilgisini aldığını paylaştı. Aslan, buna rağmen işçilerin akşam saatlerinde tarladan dönüşte yeniden saldırıya uğradığı belirtti.

Açıklamada, kamuoyuna yansıyan görüntülerde jandarmanın olay yerinde bulunmasına rağmen saldırının gerçekleşmesini engelleyemediğini ifade eden Aslan, işçi ve ailelerinin can güvenliğinin derhal ve etkin biçimde sağlanması gerektiğini vurguladı:

Adli süreç başlatıldı

Açıklamaya göre Alaplı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından saldırıya ilişkin soruşturma başlatıldı.

Mevsimlik tarım işçilerinin geçimlerini sağlamak amacıyla yüzlerce kilometre uzaktan Zonguldak’a geldiği kaydeden Aslan, “Halkımızın can güvenliğinin sağlanması kamu makamlarının sorumluluğundadır” dedi. Aslan, işçilerin ve ailelerinin can güvenliğinin sağlanması, saldırının tüm yönleriyle soruşturulması ve benzer saldırıların yeniden yaşanmaması için sürecin takipçisi olacaklarını belirtti.

*Sosyal medyaya yansıyan görüntüler

Düzce’de de saldırı oldu

Zonguldak’ta mevsimlik tarım işçiliği için bölgeye giden Kürt işçilere yönelik yaşanan ırkçı saldırının ardından benzer bir saldırı da Düzce’de yaşandı. Mardin’den Düzce’nin Cumayeri ve Gümüşova ilçelerine giden Kürt işçiler, kaldıkları yerde saldırıya maruz kaldıklarını Mezopotamya Ajansı’na (MA) aktardı.

İşçiler MA’ya saldırı nedeniyle tedirgin olduklarını ve bölgeden ayrılmayı düşündüklerini söyledi.

*Düzce’deki saldırıya ilişkin görüntüler, Fotoğraf: MA

İşçiler, saldırının akşam saatlerinde kaldıkları evin bahçesinde oturdukları sırada gerçekleştiğini belirterek bir grubun evlerinin bulunduğu yere gelip kendilerine bıçak çektiğini ifade etti.

Düzce’de Kürt işçilere saldıran şahsın gözaltına alındığının açıklamasının ardından 24 Ağustos 2026 tarihinde söz konusu şahsın tutuklandığı kaydedildi.

Olayın ardından açıklama yapan Düzce Valiliği, yakalanan şüphelinin adli süreç sonunda tutuklandığını duyurdu.

Gelişmeye ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan Düzce Valisi Mehmet Makas, “Gümüşova ilçemizde meydana gelen olayda, alkollü olduğu belirlenen ve 7 ayrı suç kaydı bulunan M.A., elindeki kesici aletle mevsimlik işçilerin ikamet ettiği yerin önüne gelerek tehditte bulunmuştur. Kısa sürede gözaltına alınan şahıs, sevk edildiği mahkemece tutuklanmıştır” ifadelerini kullandı.

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.