Abbas Vural: “Şiddet gördüm, hakarete uğradım”

4 gün boyunca gözaltına tutulduktan sonra adli kontrol şartı ve yurtdışı yasağı kararı ile serbest kalan Niha+ muhabiri Abbas Vural, bir an önce beraat etmeleri gerektiğini kaydederek, bugün Türkiye’de çok daha büyük bedeller ödemiş ve ödeyen gazeteciler olduğunu söyledi.

Fotoğraf: Andreas Lamm

7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi öncesinde yapılan operasyonlar kapsamında çok sayıda gazeteci ve insan hakları savunucusu gözaltına alındı. Gazetecileri Koruma Komitesi’nin açıklamasına göre en az 11 gazeteci gözaltına alındı. 5 Temmuz tarihinde Niha+ muhabiri Abbas Vural da Kocaeli’de kaldığı eve yapılan baskınla gözaltına alındı. Vural gözaltına alındığında darp edildi ve 4 gün boyunca neyle suçlandığını bilmeden Kocaeli Emniyet Müdürlüğü’nde tutuldu. 9 Temmuz’da ise yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Yaşadıklarını anlatan Vural, gözaltında geçirdiği 4 buçuk günü hak ihlalleri ile dolu bir süreç olarak değerlendirdi.

5 Haziran Pazar günü sabah 7 sularında kaldığı eve şafak operasyonu düzenlenen Vural, Özel harekât polislerinin kapıyı kırması ile uyandığını söyledi. Uyuduğu koltukta kendisinin darp edilmesi ile bilincinin yerine geldiğini belirten Vural, ters kelepçeli şekilde yerde yüz üstü yatırıldığını ifade etti.

TEM şube polislerinin evi aramasıyla kötü muamelenin sürdüğünü belirten Vural, polislerin sözlü ve fiziksel işkencesini de şu sözlerle anlattı:

“Telefonlarımızın ve laptoplarımızın şifrelerini sordular. Kimi polisler ‘okumaya değil teröristlik yapmaya gelmişler’ veya ‘Tiplere bak. İte, uğursuza benziyorlar’ gibi ifadeler kullandılar. Ayrıca serbest bırakıldıktan sonra evdeki bir arkadaşımdan ‘yeleğe bak, gazeteci değil gerilla bildiğin’ gibi ifadeler kullandıklarını ve biz yerde ters kelepçeli şekilde uzanırken bizimle selfie çekilerek alay ettiklerini öğrendim.”

Yaklaşık 2 saatlik bir aramanın sonucunda evden çıkartılarak polis aracına götürüldüğünü söyleyen Vural, bu süreçte başlarının sürekli eğildiğini ve araca götürülürken video kaydına alındığını söyledi.

“Sağlık muayenesindeki beyanlarım yüzünden hakaret ettiler”

Sağlık muayenesi esnasında maruz kaldığı fiziksel şiddete dair beyanlarda bulunan Vural, bunun sonucunda ise polisler tarafından kendisine hakaret edildiğini söyledi:

“Önce sağlık muayenesine götürüldük. Muayenede uğradığım fiziksel şiddete dair beyanlarda bulunmam üzerine muayene raporumu inceleyen TEM polisi ‘şov yapmışsın’ dedi. ‘Şovu siz yaptınız, ben yaşadığımı söyledim’ deyince ise “rahat dursaydınız o zaman” dedi. Bunun üzerine diğer polisler de ‘Yan taraftaki vinci görüyor musun, onu senin g**üne sokarım’ gibi cinsiyetçi ifadeler kullandılar ve kelepçemi daha da sıkarak etrafa bakmamı engellemeye başladılar.”

Sağlık muayenesinin ardından Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen Vural, 3 gün boyunca ne ile suçlandığını bilmeden gözaltında tutuldu:

“4 gün boyunca Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü’nün nezarethanesinde tutulduk. İlk gün dosyada gizlilik kararı olduğu söylenerek benim de aralarında olduğum birkaç kişiye avukat görüşmesi yapma izni verilmedi. Sonraki iki gün avukatlarımız ile görüşebilsek de ne ile suçlandığımızı bilmeden bir hücrede tutulmaya devam edildik. Suçlamaları 4. gün ifadeye çağırıldığımda öğrendim.”

Haber ve paylaşımlar suç sayıldı

Örgüt üyeliği, örgüt propagandası yapmak, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek suçlamaları ile toplam 24 sayfa ifade vermek zorunda bırakılan Vural, suçlamaların asılsız olduğunu kaydetti.

Devrimci Sosyalist İşçi Hareketi ‘(DSİH) adlı bir adını duymadığı bir örgütle ilişkilendirilmek istendiğini söyleyen Vural, sorulan soruların ise söz konusu suçlamalar ile ilişkili olmadığını ifade etti:

“Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması üzerine başlayan eylemlerden o süreç ve sonrasında yaptığımız gazete haberlerine, yıllar öncesine dayanan sosyal medya paylaşımlarına kadar birçok soru sordular. Kimi eylemlere gazeteci, kimi eylemlere ise yurttaş olarak katıldığımı söyleyince haberlerimizi ve paylaşımlarımızı ne amaçla yaptığımızı sormaya başladılar. Kocaeli’deki işçi grevlerinden 19 Mart eylemlerine, Kobani ile dayanışma eylemlerine kadar kentteki birçok protesto provokatif eylemler olarak tanımladılar. Bunların demokratik eylemler olduğunu vurguladık ve yöneltilen haber ve paylaşımların basın özgürlüğü kapsamında olduğunu belirttik.”

“İşten atılanlar, sınavını kaçıranlar oldu”

Emniyet sorgusunun ardından hakimliğe sevk edilen Vural, yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Vural yaşananları hukuksuz olarak nitelendirerek özgürlüğüne kavuştuğu için mutlu olduğunu ifade etti:

“Çoğumuz adli kontrol şartı ile serbest bırakıldık ancak 4 günlük gözaltı sürecinden dolayı işten atılan arkadaşlarımız, sınavını kaçırdığı için eğitimi uzayan öğrenciler var. Nezarethanede tanıştığım ve gazeteci olduğunu belirten Türker Demirci NATO karşıtı ve 1968 hareketinin Türkiye’deki önderlerini andığı paylaşımları gerekçesiyle tutuklandı. Yeniden hayata karışmak çok güzel ancak bu hukuksuzlukların son bulması için mücadeleye devam etmek gerekiyor.”

Bir an önce beraat etmeleri gerektiğini kaydeden Vural, bugün Türkiye’de çok daha büyük bedeller ödemiş ve ödeyen gazeteciler olduğunu söyleyerek süreç boyunca dayanışma gösteren kurumlara ve herkese teşekkür etti.

NATO Liderler Zirvesi: Müttefiklerden silaha 50 milyar dolar

Ankara’da zirve için toplanan NATO müttefikleri arasında bulunan Türkiye, “Çelik Kubbe” savunma projesine 24 milyar dolarlık bütçe ayırdığını ve GSYH’sinin %5’ini silaha ayırma hedefine ulaşacağını ilan etmesiyle gündeme oturdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise İran’a karşı Trump’ın gösterdiği tutumu beğendiğini belirtti.

Foto: Mustafa Kaya/via Xinhua

Kuzey Atlantik İttifakı Örgütü (NATO) Devlet ve Hükümet Başkanları, kritik kararların alındığı, küresel güvenlik dengelerinin ve ikili ilişkilerin masaya yatırıldığı 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi için 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeydi. Zirvede, savunma harcamaları, İHA teknolojileri, yaptırımlar ve Orta Doğu’daki gerilimler ön plana çıktı.

Zirve başladı, ABD İran’a saldırdı

NATO Zirvesi’nin ilk günü olan 7 Temmuz’da Hürmüz Boğazı’nda Katar ve Suudi Arabistan’a ait tankerlerin de bulunduğu en az 3 ticari gemi mermilerle ve İHA’larla vuruldu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise İran’daki bazı radar sistemleri, füze bataryaları ve İran Devrim Muhafızları’na ait 60’tan fazla küçük botu hedef alan 80’den fazla noktaya hava saldırısı düzenledi.

ABD Başkanı Donald Trump, konuyu İsrail ile Türkiye arasında yaşanan gerilime getirdi, kendisi sayesinde Erdoğan’ın, İran’ın yanında yer alarak savaşa girmediğini iddia ederek “Size şunu söyleyeyim: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı beğeniyorum. Bana kırmızı halıyı serdi. O müthiş biri” dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran’a saldırı düzenleyen Trump’ın tutumunu beğendiğini belirtti ve “İran krizinin çözüm yoluna girmesinde sabotaj teşebbüslerine rağmen dostum Sayın Trump’ın sergilediği kararlı tutumu takdirle karşılıyorum” dedi.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ABD’nin İran’a yönelik yeni saldırılarını “kesinlikle gerekli” buldu.

Trump, Suriye’yi, ABD’nin terörü destekleyen devletler listesinden çıkarmayı düşündüğünü de ifade etti.

Savunmaya en az 50 milyar dolar

Türkiye’nin ev sahipliğinde 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenlenen 36. NATO Zirvesi’nin sonuç bildirisi yayımlandı. Bildiride müttefiklerin 50 milyar doların üzerinde yeni savunma alımı yapacağı, İran’ın nükleer silaha sahip olmaması gerektiği ve müttefiklerin Ukrayna’ya 70 milyar avro askeri teçhizat, yardım ve eğitim sağlayacağı belirtildi.

NATO Zirvesi’nin sonuç bildirgesinin tamamı şu şekilde:

• Biz, Kuzey Atlantik İttifakı’nın Devlet ve Hükümet Başkanları olarak, Washington Antlaşması’nın 5. maddesi kapsamındaki ortak savunma taahhüdümüze ve transatlantik bağa olan sarsılmaz bağlılığımızı bir kez daha teyit etmek üzere Ankara’da bir araya geldik.

Birimize yapılacak saldırı, hepimize yapılmış sayılır.

• Birliğimiz, dayanışmamız ve ortak gücümüz; özgür ve demokratik uluslardan oluşan İttifakımızdaki 1 milyar vatandaşın barışının, güvenliğinin ve refahının temelini oluşturmaya devam ediyor. Caydırıcılık ve savunmaya yönelik 360 derecelik yaklaşımımıza bağlılığımızı sürdürüyoruz.

• Rusya’nın Avrupa-Atlantik güvenliği ve istikrarına yönelik uzun vadeli tehdidine ve terörizmin kalıcı tehdidine karşı Müttefikler, Lahey Savunma Taahhüdü’nü hayata geçiriyor. Avrupa’daki Müttefikler ile Kanada, 2025 yılında temel savunma ihtiyaçlarına yönelik yatırımlarını 139 milyar doların üzerinde artırdı. Bu yatırımlar, ihtiyaç duyduğumuz kabiliyetleri kazandırırken savunma sanayimizi ve dayanıklılığımızı da güçlendiriyor.

• Bugün Ankara’da, 50 milyar doların üzerinde yeni savunma alımı yapılacağını açıklıyor; ortak üretim kapasitesini artırmayı ve sanayi ile birlikte çalışarak inovasyonu hızlandırmayı taahhüt ediyoruz. Müttefikler arasındaki savunma ticaretindeki engelleri kaldırmaya ve NATO ortaklıklarını kullanarak savunma sanayisindeki iş birliğini ve üretim kapasitesini en üst seviyeye çıkarmaya devam edeceğiz.

• Geleceği inşa ediyoruz: Daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa ve modernize edilmiş bir İttifak.

• Avrupa’daki Müttefikler ve Kanada, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte çalışarak İttifak’ın savunmasında daha fazla sorumluluk üstleniyor. NATO’nun caydırıcılığı ve savunması; nükleer, konvansiyonel ve füze savunma kabiliyetlerinin dengeli birleşimine, uzay ve siber yeteneklerin desteğiyle dayanıyor.

• Muharebe üstünlüğümüzü korumakta kararlıyız. Silahlı kuvvetlerimizi konuşlandırma, destekleme ve sürdürülebilir şekilde görev yapabilme kapasitemize yatırım yapıyor; derin hassas vuruş kabiliyeti, entegre hava ve füze savunması, insansız sistemler, ileri teknolojiler ve istihbarat alanları da dahil olmak üzere tüm harekât alanlarındaki hedeflerimizi hayata geçiriyoruz. Birlikte çalışabilir transatlantik savaş bulutu altyapısı geliştiriyor ve güçlü yapay zekâ modellerini kullanıma alıyoruz.

• Ukrayna, transatlantik güvenliğe katkı sağlıyor. Müttefikler, Ukrayna’nın özgürlüğünü, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmasına verdikleri sarsılmaz desteği sürdürüyor. Avrupa’daki Müttefikler ile Kanada, artık Ukrayna’ya yönelik güvenlik yardımının büyük bölümünü ikili ve çok taraflı mekanizmalar üzerinden finanse ediyor.

• Müttefikler, bu desteğin uzun vadede adil, öngörülebilir ve sürdürülebilir olması gerektiğini vurguluyor. 2026 yılı için Müttefikler, Ukrayna’ya 70 milyar avro tutarında askerî teçhizat, yardım ve eğitim sağlamayı taahhüt ediyor; 2027 yılında da en az aynı düzeyde desteğin sürdürülmesine yönelik egemen kararlarını teyit ediyor. Bu kapsamda, Avrupa Birliği’nin Ukrayna Destek Kredisi aracılığıyla Ukrayna’ya çok yıllı finansman sağlama kararını memnuniyetle karşılıyoruz.

• İttifak; stratejik rekabet, yaygın istikrarsızlık, hibrit tehditler ve güvenlik ortamımızı şekillendiren sürekli krizlere karşı uyum sağlamayı ve gerekli adımları atmayı sürdürüyor. Müttefikler, İran’ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini bir kez daha vurguluyor ve İran’a, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğüne tam olarak saygı göstermesi çağrısında bulunuyor.

• Bize gösterdiği cömert misafirperverlik için Türkiye’ye teşekkür ediyoruz. Bir sonraki toplantımızda yeniden bir araya gelmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Salı günü NATO zirvesinde yaptığı açıklamada, NATO’nun Airbus A400M nakliye uçaklarından oluşan stratejik hava nakliye filosunu faaliyete geçireceğini ve mevcut A330 MRTT tanker uçağı filosuna bir uçak daha ekleyeceğini söyledi.

İHA teknolojisine 40 milyar dolar

Rutte, ittifakın insansız hava aracı (İHA) savunmasına önümüzdeki 5 yıl boyunca 40 milyar dolar yatırım yapacağını söyledi. Rutte, “NATO, geniş çapta İHA konuşlandırma ve kullanma kabiliyetini hızla geliştiriyor. Aynı zamanda, İHA’ları tespit etmek, tanımlamak ve etkisiz hale getirmek için güçlü İHA savunma sistemleri de inşa ediyoruz” dedi.

Yurt içi hasılanın yüzde 5’i savvunma sanayiiye

Türkiye Devleti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lahey Zirvesi’nde müttefiklerin 2035’e kadar Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ların (GSYH) yüzde 5’ini savunmaya ayırması kararını hatırlattı ve Türkiye’nin bu hedefe planlanandan daha önce ulaşacağını duyurdu:

“Güvenlik ve dayanıklılıkla bağlantılı harcamalarda şimdiden yüzde 1.5’lik bütçe payına ulaştık. Böylece yüzde 5 hedefine Lahey’de belirlenen 2035 yılından 5 sene önce, yani 2030 yılında erişmeyi hedefliyoruz. İttifakta bize tahsis edilen 361 yetenek hedefinin neredeyse tamamını 3 yıl içinde karşılamış olacağız.”

Erdoğan ayrıca, hava savunma sistemlerini güçlendirmek adına “Çelik Kubbe” projesine 24 milyar dolarlık ilave bütçe ayırdıklarını ve Avrupa’nın en büyük kara ordusuna sahip ülkesi olarak yeteneklerini NATO’nun hizmetine sunmaya devam edeceklerini belirtti.

Trump: Türkiye yaptırımlarını kaldıracağım

NATO Zirvesi için Ankara’ya gelen ABD Başkanı Donald Trump, zirveden önce bir gazetecinin CAATSA (ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası) yaptırımlarına ilişkin sorusu üzerine “Yaptırımları kaldıracağımızı söyleyebilirim. Çok yakın çalışıyoruz. Yaptırımları kaldırmanın zamanı. Dostlarımıza yaptırım uygulamak istemiyoruz, bu kadar basit” dedi.

İsrail Cumhurbaşkanı Netanyahu, zirveden önceki pazartesi günü ise ABD merkezli Fox News televizyonuna yaptığı açıklamada, Türkiye’nin F-35 savaş uçakları veya savaş uçağı motorları almaması gerektiğini savunmuştu.

Türkiye 2019 yılında Rusya’dan S-400 hava savunma sistemleri satın alması üzerine F-35 programından çıkarılmıştı.

CAATSA kapsamında Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ve dönemin SSB Başkanı İsmail Demir ile üst düzey yetkililerin ABD’deki hesaplarının dondurulmuş ve ülkeye girişleri engellenmişti. SSB’ye ABD’den ürün ve teknoloji temini ile Amerikan bankalarının finansman sağlaması bloke edildi. CAATSA nedeniyle belli uçaklara motor temini veya başka silahlar için gerek duyulan teknolojilerin transferi sağlanamıyor.

“Grönland satılık değil”

Ankara’da yaptığı açıklama ile Trump’ın Grönland’ı ilhak talebini bir kez daha geri çeviren Danimarka Başbakanı Frederiksen, “Grönland gayet tabii ki satılık değil” açıklamasını yaptı ve ülkesinin bu konudaki pozisyonunun çok net olduğunu vurguladı. NATO Zirvesi’ne katılan İzlanda Başbakanı Kristrun Frostadottir de Frederiksen’i destekledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan NATO Zirvesi’ne katılan devlet ve hükümet başkanlarına üzerinde isimlerinin yazılı olduğu Sarsılmaz SR 38 tipi tabanca hediye etti.

Bir sonraki NATO Zirvesi’nin Arnavutluk’ta yapılacağı açıklandı.

Ankara’da NATO karşıtı protesto: Yaklaşık 100 gözaltı

“NATO’ya Hayır Koordinasyonu”nun çağrısıyla Ankara’daki Kurtuluş Parkı’nda bir araya gelmek isteyen kişilere polis müdahale etti, aralarında siyasi kurum temsilcilerinin de bulunduğu çok sayıda kişiyi gözaltına aldı.

Fotoğraf: Emre Orman

Ankara’da 7-8 Temmuz’da gerçekleşen 36. NATO Zirvesi’nin ilk günü sırasında, “NATO’ya Hayır Koordinasyonu”nun çağrısıyla Ankara’daki Kurtuluş Parkı’nda yapılmak istenen eyleme polis müdahale etti.

Parkın etrafında bir araya gelen Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri Kezban Konukçu ve Perihan Koca, Emek Partisi (EMEP) milletvekilleri İskender Bayhan ve Sevda Karaca, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve milletvekili Erkan Baş ile Halkevleri Genel Başkanı Sevinç Hocaoğulları’nın da aralarında bulunduğu grubun etrafı saat 11 sularında polis tarafından çevrildi. Polislerin Sevda Karaca’yı, dokunulmazlığını yok sayarak gözaltına almaya çalıştığı bildirildi.

Abluka altındaki gruplardan sık sık “Katil NATO, işbirlikçi AKP,” “NATO defol, bu memleket bizim” ve “Emperyalistler, işbirlikçileri, 6. Filo’yu unutmayın” sloganları attı.

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Ankara Şubesi’nin X hesabındaki paylaşıma göre Kurtuluş Parkı’na doğru yürümek isteyen 22 TİP’li öğrenci, Dikmen’de ise yaklaşık 75 kişi “işkence ve kötü muameleyle” gözaltına alındı. Ayrıca Halkevleri Genel Başkanı Sevinç Hocaoğulları, Ece Ünsal ve ÇHD üyesi Şevval Sarı’nın aralarında bulunduğu çok sayıda kişi de gözaltına alındı. ÇHD Ankara Şubesi’nin paylaştığına göre, bugünkü protestolarda 100’e yakın kişi gözaltına alındı.

Dikmen Caddesi’nde düzenlenen yürüyüşe de müdahale eden polis, Halkevleri Genel Başkanı Sevinç Hocaoğulları, Halkevleri Genel Sekreteri Özgür Ersoy, Hukuk Sekreteri Döndü Kurşunoğlu ve MYK üyesi Nebiye Merttürk’ü ters kelepçe işkencesi ile gözaltına aldı. Gözaltı aracında polislerin Halkevleri merkezi yürütme kurulu (MYK) üyesi Nebiye Merttürk’ün ağzı ve boğazını sıkarak susturmaya çalıştığı görüntülere yansıdı.

Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) Sözcüsü ve DEM Parti Milletvekili Kezban Konukçu Kök, polis müdahalesinin ardından yaptığı açıklamada “Şu anda Kurtuluş Parkı’na gitmek üzere buluştuğumuz noktada insanları yanımızda tek tek gözaltına alıyorlar. Darp ediyorlar, işkence yapıyorlar. ‘NATO defol, bu memleket bizim’ demek için buluştuk. NATO bir savaş örgütüdür. Bu memlekette NATO’culara geçit vermeyeceğiz” dedi.

Basın çalışanlarına müdahale

Polisler, eylemleri takip eden ve gözaltıları kameraya alan basın çalışanlarına da müdahale etti.

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, Ankara’nın günlerdir abluka altında tutulduğunu belirterek “Arkadaşlarımızı gözaltına alıyor, tutukluyor ama bu ülkede emperyalizme, NATO’ya ve onun yerli işbirlikçilerine karşı sesleri engelleyemiyorlar. Bugün bu seslerin engellenemeyeceğini bir kez daha gösterdik” dedi. Baş, polisin yalnızca göstericilere değil, protestoları takip eden basın çalışanlarına da müdahale ettiğini de söyledi.

Ne olmuştu?

Ankara’da 7-8 Temmuz’da yapılacak 36. NATO Zirvesi öncesinde, 28 Haziran’dan 10 Temmuz’a kadar kent genelinde her türlü basın açıklaması, yürüyüş, oturma eylemi, stant açma, bildiri dağıtma, afiş ve pankart asma, açlık grevi valilik kararınca yasaklanmıştı.

Zirve hazırlıkları kapsamında Ankara’nın ana yolları, diplomatların geçiş güzergâhları ve konaklama alanları gerekçe gösterilerek kapatıldı. Beştepe, Söğütözü, Anadolu Bulvarı, Mevlana Bulvarı, Dumlupınar Bulvarı, Atatürk Bulvarı ve Ankara Bulvarı çevresinde ulaşım ve birçok alan kısıtlandı.

NATO Zirvesi öncesi, Türkiye genelinde Haziran sonundan zirvenin gerçekleşeceği güne kadar devam eden ev baskınlarında aralarında akademisyenler, hukukçular, öğrenciler, sendikacılar ve siyasi parti temsilcilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar arasında Niha+ muhabiri Abbas Vural da bulunuyor. Haziran sonunda gözaltına alınanlar arasından 236 kişi tutuklanmıştı.

Niha+ muhabiri Abbas Vural’ın gözaltı süresi 4 güne uzatıldı

7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek olan NATO Zirvesi öncesinde yapılan ev baskınlarında gözaltına alınanlar arasında bulunan Niha+ muhabiri Abbas Vural’ın dosyasındaki gizlilik kararı sürerken, gözaltı süresi 4 güne uzatıldı. Vural’ın gözaltına alınırken darp edildiği öğrenildi.

Abbas Vural’ın misafir olarak kaldığı evin kapısını kıran polisler, evdeki eşyaları ve kitapları dağıttı, Foto: Niha+

Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde yapılması planlanan NATO Zirvesi öncesinde dün (5 Temmuz) yapılan ev baskınıyla gözaltına alınan Niha+ muhabiri Abbas Vural’ın gözaltı süresi 4 güne uzatıldı.

Avukat Elif Yetigin, dosyada gizlilik kararı olduğu için Vural’ın ne ile suçlandığını henüz bilmediklerini belirterek, savunma avukatlarının ifade işlemlerine kadar dosyayı incelemelerine izin verilmediğini söyledi.

Abbas Vural

Kapı kırılarak eve baskın düzenlendi

Bu arada Abbas Vural’ın gözaltına alınmasına dair bilgiler de netleşmeye başladı. Edinilen bilgilere göre özel harekat ve Terörle Mücadele Şube (TEM) polisleri birlikte dün (5 Temmuz) sabah saatlerinde Vural’ın kaldığı evin kapısın kırarak içeri girdiler. Evdekileri darp ederek uyandıran polisler Vural ve beraberindekileri ters kelepçeyle yere yatırdılar. Telefon ve bilgisayarlara el koyan polisler, elektronik cihazların şifrelerini aldıktan sonra, evdekilerin kimlik tespitini yaptılar ve üzerlerini değiştirmelerine izin vererek gözaltına aldılar.

Polisler, baskın sırasında kapıyı kırarak içeri girdi, Foto: Niha+

Söz konusu uygulamayı doğrulayan Avukat Yetigin, aralarında muhabirimiz Vural’ın da olduğu kişilerin, yaşanan darp ve kötü muameleyi gözaltı sonrasında götürüldükleri hastanedeki sağlık muayenelerinde kayda geçirdiklerini belirtti.

Polisler Vural’ın misafir olarak kaldığı evdeki eşyaları ve kitapları dağıttı, Foto: Niha+

Ne olmuştu?

NATO zirvesi öncesi Türkiye genelinde yapılan gözaltı operasyonları dün (5 Temmuz) devam etmişti. İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli, Antalya, Dersim, Urfa, Çanakkale ve Bursa’da düzenlenen eş zamanlı ev baskınlarında aralarında akademisyenler, hukukçular, öğrenciler, sendikacılar ve siyasi parti temsilcilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltıların bir kısmının NATO Zirvesi öncesinde yapılan “Turkuaz operasyonu” kapsamında olduğu biliniyor.

Gözaltına alınanlar arasında Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şube Başkanı Av. Ezgi Önalan ile dernek üyesi Av. Yunusemre Işık; Halkevleri GYK üyesi Gürkan Gülseven, Antalya Halkevi Başkanı Gülcan Şahin ve şube yönetiminin tamamı; Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Gençliği ve Kaldıraç Hareketi üyelerinin yanı sıra Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın merkez ve yerel yöneticileri (Yiğit Pertev, Diğde Simay Pertev, Mehmet Akif Karaca); akademisyen Sibel Özbudun ile yazar Temel Demirer de bulunuyor.

Ayrıca Niha+ muhabiri Abbas Vural, T24 dış haberler editörü Buse Söğütlü ve Oda TV editörü Ceren Erdoğdu‘nun gözaltına alınmasına DİSK Basın-İş ve Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) gibi basın meslek örgütleri sosyal medya hesaplarından tepki göstermişti.

NATO zirvesi öncesi çok sayıda gözaltı: Niha+ muhabiri Abbas Vural da gözaltında

Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilmesi planlanan NATO Zirvesi öncesinde, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından geniş çaplı bir operasyon başlattı. İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli, Antalya, Dersim, Urfa, Çanakkale ve Bursa’da düzenlenen eş zamanlı ev baskınlarında aralarında akademisyenler, hukukçular, öğrenciler, sendikacılar ve siyasi parti temsilcilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Nihaplus muhabiri Abbas Vural da gözaltında.

Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek NATO zirvesi öncesi, Türkiye genelinde operasyonlar bugün de devam etti. İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli, Antalya, Dersim, Urfa, Çanakkale ve Bursa’da düzenlenen eş zamanlı ev baskınlarında aralarında akademisyenler, hukukçular, öğrenciler, sendikacılar ve siyasi parti temsilcilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Gözaltıların bir kısmının NATO Zirvesi öncesinde yapılan “Turkuaz operasyonu” kapsamında olduğu biliniyor.

“Dosyada gizlilik kararı var”

Aralarında T24 dış haberler editörü Buse Söğütlü ile Oda TV editörü Ceren Erdoğdu gibi gazetecilerin de bulunduğu ev baskınlarında, Kocaeli’de yapılan operasyon kapsamında muhabirimiz Abbas Vural da gözaltına alındı.

Kocaeli’de gözaltına alınan Vural’ın TEM ve özel harekat polisleri tarafından kapısının kırıldığı ve darp edilerek gözaltına alındığı bildirildi.

Dosyaya 24 saat görüş yasağı getirildiğini aktaran Avukat Elif Yetigin, “Dosyada gizlilik kararı var, hukuksuz bir şekilde müvekkillerimizle görüşemiyoruz. Görüş yasağına da itiraz ettik” dedi.

Gazetecilerin alınmasına basın meslek örgütleri de sosyal medya hesaplarından tepki gösterdi.

Hukukçular ve öğrenciler de gözaltında

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), İstanbul Şube Başkanı Av. Ezgi Önalan ile dernek üyesi Av. Yunusemre Işık’ın sabaha karşı yapılan baskınlarla gözaltına alındığını duyurdu. ÇHD tarafından yapılan açıklamada, operasyonların zamanlamasına dikkat çekilerek, “NATO’ya dikensiz gül bahçesi vaat eden siyasi operasyonlara son verilsin” denildi.

Diğer yandan ÇHD Öğrenci Komisyonu, hukuk öğrencileri Boran Işıldak ve Burhan Can’ın Ankara Tuzluçayır’da NATO Zirvesi protestolarına yönelik çalışmalar gerekçe gösterilerek gözaltına alındığını belirterek serbest bırakılmaları çağrısında bulundu.

Operasyonlar kapsamında pek çok kentte muhalif gruplar, dernekler ve siyasi parti üyeleri gözaltına alındı:

  • Ankara: AKA-DER Tuzluçayır Şubesi’ne yapılan baskında en az 9 kişi gözaltına alındı. Ayrıca Kaldıraç Hareketi çatısı altında Antakya, Adana ve İzmir’den kente gelen çok sayıda kişinin de gözaltında olduğu bildirildi. Ankara’da en az 46 gözaltı olduğu kaydedildi.
  • İstanbul ve İzmir: Devrimci Gençlik Dernekleri, Devrimci Hareket, Dostluk ve Kültür Derneği (DKD), Partizan, BDSP, SMİ ve SODAP üyelerinin evlerine baskınlar düzenlendi.
  • Kocaeli ve Urfa: Kocaeli’de EMEP ve Kaldıraç Hareketi üyesi en az 6 kişi, Urfa’da ise EMEP, TİP ve SEP üyeleri gözaltına alındı.
  • Çanakkale ve Bursa: Devrimci Gençlik Derneği ile Devrimci Hareket Dergisi çevrelerine yönelik ev baskınları gerçekleştirildi.
  • Dersim: Partizan okurlarının gözaltına alındığı bilgisi paylaşıldı.
  • Denizli: SOL Parti üyesi üç kişi gözaltına alındı.

Antalya’da kitlesel gözaltı: En az 40 kişi

Operasyonun en yoğun hissedildiği yerlerden biri Antalya oldu. ÇHD Antalya Şubesi’nin yaptığı açıklamaya göre kentte yapılan baskınlarda en az 40 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında Halkevleri GYK üyesi Gürkan Gülseven, Antalya Halkevi Başkanı Gülcan Şahin ve şube yönetiminin tamamı yer alıyor. Ayrıca TİP, Emek Gençliği ve Kaldıraç Hareketi üyelerinin yanı sıra Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın merkez ve yerel yöneticileri de (Yiğit Pertev, Diğde Simay Pertev, Mehmet Akif Karaca) gözaltına alınanlar arasında bulunuyor.

İstanbul’daki ev baskınlarında akademisyen Sibel Özbudun ile yazar Temel Demirer de gözaltına alındı. İki ismin, Muğla Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen bir sosyal medya soruşturması kapsamında gözaltında olduğu ve Muğla’ya sevk edilecekleri öğrenildi.

Gözaltılara ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

NATO Zirvesi öncesi tutuklama sayısı 236’ya çıktı

Ankara’da 7-8 Temmuz’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde yapılan ev baskınları kapsamında bu sabah 58 kişi daha tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Fotoğraf: Evrensel

Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek olan NATO zirvesi öncesinde soruşturmalar devam etti. Ankara’da NATO Zirvesi öncesinde 23 Haziran sabahı “Operasyon Turkuaz” adıyla düzenlenen ev baskınlarında gözaltına alınan 225 kişi arasından toplam 178 kişi tutuklanmıştı. Bu sabah da aynı operasyon kapsamında gözaltına alınan 58 kişi hakkında tutuklama kararı verildi.

46 tim ve 396 personelin katılımıyla gerçekleştirilen operasyonlarda “terör, narkotik, güvenlik ve asayiş” suçlamalarıyla arandığı duyurulan 58 kişi gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 58 kişi, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bu şekilde toplam tutuklu sayısı 236 oldu.

Perşembe günü 34 kişi ev hapsi adli kontrolüyle serbest bırakılırken, 6 kişi savcılık kararıyla serbest bırakılmıştı. O gün tutuklananlar arasında TEMA Vakfı gönüllüleri, Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar, Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Emel Memiş, Halkevleri GYK üyesi Hediye Yıldırım, Umut-SEN sözcüsü Burcu Arıkan, Çağdaş Gazeteciler Derneği’nden (ÇHD) avukatlar Semra Demir ile avukat Kürşat Bafra gibi isimler de yer aldı.

Ankara Valiliği 7-8 Haziran’da yapılacak NATO Zirvesi nedeniyle şehirde 28 Haziran 00.00’dan 10 Temmuz 23.59’a kadar 13 gün boyunca toplantı, gösteri, yürüyüş, basın açıklaması, oturma eylemi ve miting gibi her türlü eylemi yasaklamıştı.

Trump Towers önünde eylem: “Savaşa değil halka bütçe”

NATO’ya Hayır Koordinasyonu, İstanbul’daki Trump Towers önünde bir araya gelerek 7-8 Temmuz’da Ankara’da toplanacak NATO zirvesine karşı basın açıklaması düzenledi.

Fotoğraf: Müberra Ünsal / Muzır.org

Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilmesi planlanan NATO Liderler Zirvesi öncesinde, NATO’ya Hayır Koordinasyonu öncülüğünde İstanbul’da NATO Zirvesi’ne ve zirve öncesi yapılan tutuklamalara ilişkin basın açıklaması düzenlendi.

İstanbul’daki eylemin adresi Şişli’de bulunan Trump Towers önü oldu. Çok sayıda siyasi parti, sendika ve kitle örgütünün katıldığı eyleme DEM Parti Milletvekili Özgül Saki ile Emek Partisi Milletvekili İskender Bayhan da destek verdi.

“NATO ve Emperyalist Savaşa Karşı Birlik” platformu ile birçok siyasi yapının oluşturduğu koordinasyon, İstanbul’daki eylemde ortak bir pankart açtı. “Emperyalist savaş örgütü NATO ve Trump istenmiyorsunuz” yazılı pankartın arkasında toplanan kalabalık, savaş ve NATO karşıtı sloganlar attı. Eylem esnasında katılımcılar “Savaşa değil halka bütçe,” “Katil ABD, işbirlikçi AKP” ve “NATO’dan çıkılsın, üsler kapatılsın” yazılı dövizler taşıdı.

“Arkadaşlarımız serbest bırakılsın”

Yapılan basın açıklamasında Türkiye’nin NATO’dan çıkması ve askeri üslerin kapatılması talep edildi. Açıklama esnasında öne çıkan başlıca talepler şunlar oldu:

  • Tüm NATO üsleri kapatılmalı,
  • NATO’dan derhal çıkılmalı,
  • Dünyanın en büyük savaş ve saldırganlık örgütü olan NATO dağıtılmalı,
  • Dünyanın kanlı paylaşım savaşlarının hazırlığı olan silahlanma yarışı durdurulmalı,
  • Eğitimden sağlığa, barınmadan sosyal haklara kadar emekçi halkların en temel ihtiyaçlarından kesilerek silahlanmaya aktarılan devasa bütçelere son verilmeli,
  • NATO’ya ve emperyalizme karşı çıkmak suç değildir! İstanbul’da ve Ankara’da tutuklanan yüzlerce sosyalist, devrimci, ilerici ve demokrat mücadele arkadaşımız derhal serbest bırakılmalıdır.

“Sizi istemiyoruz!”

“Emperyalizmin kanlı suç örgütü NATO’nun liderleri 7-8 Temmuz’da ülkemize geliyor” diyerek başlatılan basın açıklamasında AKP iktidarı ve sermaye düzeni aktörlerinin bu zirveyi “bir fırsat” olarak gördüğü ve tüm Türkiye’yi bir açık hava hapishanesine çevirdiği ifade edildi. Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:

“7-8 Temmuz öncesinde devrimci, yurtsever, demokrat, ilerici ve sosyalist güçleri kolluk güçleri ile baskı altına alan, Valilik kararları ile en basit ‘demokratik’ hakkı bile hiçe sayan AKP iktidarı, adeta ülke çapında bir sürek avı başlatmış durumda. Zirve öncesinde şimdiden sayıları yüzlerce olan gözaltı ile anti-emperyalist tepkileri baskı altına alacağını düşünen AKP iktidarı, fırsat bu fırsat diyerek ‘kraldan çok kralcı’ bir şekilde davranıyor. Emperyalistleri memnun etmek adına ülkenin başkentini felç eden, yüzbinlerce emekçiyi yerinden etmeyi ‘güvenlik’ bahanesi ile göze alan, Macron ve Trump gibi figürler için ‘özelleşmiş’ alanlar tahsis eden iktidar emperyalistlerin gözüne girmeye çalışıyor.

Ancak bilsinler ki; fena halde yanılıyorlar.

Yanılıyorlar; çünkü unuttukları bir gerçek var ve bu gerçeği biz kendilerine buradan yeniden hatırlatıyoruz: Bölgemizin anti-emperyalist birikimini hiçe saymayın! Gazze’nin, Kudüs’ün, Bağdat’ın, Tahran’ın sokaklarını kana bulamış olabilirsiniz ama 6. Filoyu ve Komer’i asla unutmayın! Gazze’nin, Kudüs’ün Bağdat’ın, Tahran’ın sokaklarından yükselen halkların direnişinin sesi bugün İstanbul’un, Ankara’nın sokaklarında da bir kez daha kendini göstermektedir. Bölgemizde sizinle işbirliği yapacak hükümetler, patronlar ve siyasi çevreler bulabilirsiniz ama bu toprakların emekçileri, gençleri, kadınları, aydınları sizi istemiyor!

Bu nedenle bir kez daha söylemek istiyoruz, Yugoslavya’yı parçalamasıyla, Libya ve Afganistan’a saldırılarıyla, Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında ilerici güçlere dönük kontrgerilla faaliyetleri, siyasi operasyonlar ve darbelerle tanıdığımız NATO’yu ve onun temsilcilerini topraklarımızda istemiyoruz.

Filistin topraklarında devam eden soykırımın ortağı olan, İran’da masum kız çocuklarını katleden, Venezuela Devlet Başkanı’nı kaçıran, Küba’yı her gün tehdit eden ve ABD egemenliğini koruma çabası içinde sağa sola saldıran haydut Trump’ı topraklarımızda istemiyoruz! “Size demokrasi değil monarşi yakışır” diyerek bölge halklarını aşağılayan, istismarcı Epstein’in dostu, Trump’ın elçisi Tom Barack’ı topraklarımızda istemiyoruz!

Savaş ve işgallere yenilerini ekleme planlarına izin vermeyeceğiz. Burjuvazinin çıkarlarını temsil eden AKP iktidarı, Tom Barack’ın da ifadesiyle meşruiyetini Trump’tan alıyor. Trump’ın da söylediği gibi, “biz ne dersek Erdoğan onu yapıyor!”. Meşruiyetini emperyalizmin iki dudağı arasına bırakanları istemiyoruz!

AKP iktidarı, emperyalist dostlarıyla birlikte demokratik hakların, özgürlüklerin, emekçilerin kazanımlarının en küçük bir kırıntısına bile tahammül edemiyor; bunları ayaklar altına alıp tamamen yok etmek istiyor.

Emperyalizm askeriyle, üsleriyle, NATO’su ile bölgemize yeni bir deli gömleği giydirmek, yeni kurşun askerler yaratmak istiyor.

NATO’su, Trump’ı, Barack’ı, askeri üsleri, Saray’ı ve tüm işbirlikçileri…

Hiçbiriniz bu topraklarda ve dünyanın hiçbir yerinde istenmiyorsunuz!

Emperyalizme karşı mücadelenin ve öfkenin sokaklarda nasıl büyüyeceğini göreceksiniz.”

“Emperyallizme karşı duralım”

Emperyalizme meydan okuyan işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler ve aydınlar olarak bir arada olduklarını söyleyen Koordinasyon, “Siyonizm ve soykırım destekçileri, işgalci katiller Saray’ın dostu olabilir. Ama bilsinler ki; biz onurumuz, ülkemiz ve tüm dünya halkları adına ayaktayız ve on milyonlarız” dedi ve açıklamayı şu ifadelerle sonlandırdı:

“Bugün burada toplananlar olarak başta 7-8 Temmuz tarihlerinde zirvenin yapılması planlanan Ankara olmak üzere, Türkiye’nin dört bir yanında NATO’ya ve emperyalist politikalara karşı halklar arası barışın ve halkların sesini yükseltiyoruz. Bugün İstanbul, Ankara ve İzmir’de başlayan yürüyüşümüz Adana’da, Malatya’da, Diyarbakır’da ve emperyalizmin varlığının olduğu her yerde sesimizi büyüteceğiz.

Emperyalistlerin emir ve desteğiyle Filistin’de, İran’da, Lübnan’da, Suriye’de masum kardeşlerimiz öldürülürken, bölgemizde yeni savaş ve yıkım politikalarının merkezi olmak istemiyoruz. Bu ülkenin emekçilerini, kadınlarını, gençlerini, aydınlarını sesimizi yükseltmeye; tüm yurttaşlarımızı emperyalizme karşı durmaya ve NATO’nun emperyalist savaş zirvesine ve temsilcilerine karşı istenmediklerini gösterecek tepkiyi örmeye çağırıyoruz!”

Emperyalizme ve NATO’ya Karşı Kadınlar Kadıköy’de eylem yaptı

Ankara’da yapılması planlanan NATO Zirvesi öncesinde kadınlar, Kadıköy’deki Khalkedon Meydanı’nda basın açıklaması düzenledi.

Fotoğraf ve Videolar: Doğa Tekneci


7-8 Temmuz’da gerçekleştirilecek olan NATO Zirvesi’ne ve zirve öncesi yapılan tutuklamalara ilişkin “Emperyalizme ve NATO’ya Karşı Kadınlar” başlığıyla birçok kadın, bugün Kadıköy’deki Khalkedon Meydanı’nda basın açıklaması düzenledi.

Meydanda bir araya gelen kadınlar, “Jin Jiyan Azadî” sloganı atarak eylemlerine başladı.


Açıklama sırasında kadınlar, “Katil NATO Ortadoğu’dan Defol!”, “Lubunyanın onuru savaştan üstündür”, “Kadınların bedeni savaş meydanı değildir” sloganlarını attı. NATO Zirvesi öncesi tutuklanan arkadaşlarına özgürlük isteyen kadınlar, açıklamada “Göçün, yıkımın, yoksulluğun sebebi halklar değil, emperyalistlerin kanlı yağma düzeni, işgalleri ve müdahaleleridir” dedi.

Khalkedon Meydanı’nda toplanan kadınların basın açıklaması şu şekilde:

“Emperyalist savaşların bedelini kadınlar ödemeyecek! NATO’ya, militarizme ve savaşlara karşı isyandayız!

Bugün emperyalist çıkarlar için Gazze’yi kana bulayanlar, İran’da çocukları öldürenler ve Ortadoğu’yu topyekun bir savaş girdabına sürükleyenler, halklara ölüm, yoksulluk ve sürgün dayatıyor. Savaşlara ayrılan bütçe sadece şehirleri yok etmiyor, mutfağımızdaki yangını büyütüyor, ekmeğimizi küçültüyor, hayat pahalılığı olarak sırtımıza biniyor. Savaşın faturası evlerimize, kadınların üzerine yıkılan ağır bakım yükü, derinleşen yoksulluk, gasp edilen sağlık ve eğitim hakları olarak geri dönüyor. Savaş çığırtkanlığı yaşamlarımızı güvencesizliğe ve şiddete mahkum ediyor.

Emperyalistler, savaş tüccarları bedelin büyüğünü kadın bedenine yüklüyor. Filistin’de, Sudan’da, Ukrayna’da, Afganistan’da ve dünyanın birçok yerinde kadınlar savaşın yarattığı yıkımla baş başa bırakılıyor. Tecavüz, zorla yerinden edilme ve insan ticareti gibi savaşın doğrudan yıkıcı etkileriyle karşılaşıyor. Kadınlar, yaşamlarını, evlerini, sevdiklerini ve geleceklerini kaybederken, egemenler sömürü çarklarını bizim kanımızla döndürüyor.

Katil NATO Ortadoğudan defol!

Bu katliamların faili halklar değildir! Dünyayı kendi çıkarları için parsellemek isteyen emperyalist güçler, sermaye odakları ve onların siyasi işbirlikçileri, milyonlarca canı kâr hırslarına kurban ediyor. Savaş onlar için yeni silah pazarları, kanlı anlaşmalar ve daha fazla servet demektir. Savaştan halkların payına ise düşen ölüm ve yıkımı kabul etmiyoruz.

Savaş politikalarının en kanlı ortaklarından biri NATO’dur, “güvenlik”, “savunma” gibi yalanların arkasında saklanan NATO, emperyalizm ve sermaye tarafından beslenmekte, onların bekçiliğini yapmaktadır. Afganistan’da, Libya’da, Irak’ta, Yugoslavya’da ve emperyalizmin çıkarları uğruna yıkılan tüm coğrafyalarda, kadınların payına düşen yoksulluk ve zorunlu göçten fazlası değildir. Savaşlar bittiğinde yaşamı yeniden var etmek kadınlara yıkılırken erkek egemenlik ve militarizmin bedeli kadınların bedenlerine yüklenmektedir.

Kadınların bedeni savaş Meydanı değildir!

Yaşadığımız bu topraklar savaşın dışında değil, İncirlik Hava Üssü de Kürecik Radar Üssü de emperyalist saldırganlığın parçasıdır.

Natodan çıkılsın üsler kapatılsın!

Bizler yoksullukla boğuşurken, sosyal haklarımız birer birer budanırken savaş bütçeleri durmaksızın büyütülüyor. Silahlara ve bombalara akıtılan milyarlar, kadınların eşit, özgür yaşam hakkından ve emekçilerin geleceğinden çalınan kaynaklardır. Yoksulluk tırmandıkça kadın emeği daha vahşice sömürülüyor, bedenimiz ve haklarımız üzerindeki denetim mekanizmaları artıyor. LGBTİ+’lara dönük nefret saldırıları ve kazanılmış haklarımıza yönelik gasplar, bu militarist aile ve nüfus politikalarının doğrudan birer sonucudur. Savaşların göç yollarına sürüklediği milyonlarca kadın, LGBTİ+ ve çocuk güvencesizliğe terk edilirken asıl failler halkları birbirine düşman ederek suçlarını gizlemeye çalışıyor. Göçün, yıkımın, yoksulluğun sebebi halklar değil, emperyalistlerin kanlı yağma düzeni, işgalleri ve müdahaleleridir.

Lubunyanın onuru savaşlardan büyüktür!

Nefrete inat yaşasın hayat!

Dünyanın dört bir yanında kadınlar bu barbarlığa karşı yaşamın sesini yükseltiyor. Bizler, tarih boyunca militarizmin karşısına dikilenler, barışı omuzlayanlar olduk. Bugün Filistin’de işgale meydan okuyan, İran’da özgürlük çığlığı yükselten, Rojava’da gericiliğe direnen ve dünyanın dört bir yanında militarizme karşı duran kadınların kavgası ortaktır, bizim kavgamızdır. Emperyalistlerin kirli savaşlarında kazanan yoktur. Bu savaşlar halklara sadece yıkım, baskı ve ölüm getirir. NATO’nun olduğu yerde barış, emperyalizmin olduğu yerde özgürlük filizlenmez.

Emperyalistler işbirlikçiler yenilecek direnen halklar/kadınlar kazanacak!

Militarist politikalara, emperyalist kuşatmaya ve 7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilecek olan NATO Zirvesi’ne karşı sesimizi ve öfkemizi birleştirelim!”

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.