ABD-İran gerilimi

Petrol tankerleri vuruldu, İran tahliye uyarısı yaptı

ABD, gece saatlerinde düzenlediği saldırıda İran’ın petrol tankerlerini hedef aldı. Devrim Muhafızları Ordusu ise misilleme olarak Bahreyn ve Kuveyt’te bulunan tankerleri vuracağını duyurdu ve personelin tahliyesi için uyarıda bulundu.

Foto: Anka Haber Ajansı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Basra Körfezi’nin kuzeyinde yer alan petrol ihraç terminalinin bulunduğu Hark Adası ile Hürmüzgan Eyaleti’ne bağlı Cask kenti yakınlarında İran’a ait petrol tankerlerini hedef aldı. İran basınında yer alan haberlere göre, Hark Adası ile Cask kenti yakınlarında patlama sesleri duyuldu. Hark Adası’nda patlama seslerinin adada yer alan limanlara yakın bir bölgeden geldiği belirtilirken, Cask kentinde duyulan seslerin denizden geldiği ifade edildi.

İran’ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı‘nda yer alan haberde, ABD‘nin Hark Adası’na 6,4 kilometre (4 mil) mesafede bulunan küçük bir petrol tankerini füzeyle hedef aldığı ve tanker personelinin tahliye edildiği belirtildi. Haberde, saldırı sonucu herhangi bir can kaybının yaşanmadığı bilgisi yer aldı.​​​​​​​

İran devlet televizyonu ise , Hürmüz Boğazı’na yakın Cask kenti kıyılarında iki petrol tankerinin ABD tarafından hedef alındığını duyurdu. Saldırıya uğrayan iki tankerin personelinin küçük botların yardımıyla kıyıya taşındığı belirtildi. Saldırılar sonucu herhangi bir can kaybının yaşanıp yaşanmadığı konusunda ise bilgi verilmedi.

“Daha geniş bir saldırı olacak”

Öte yandan Amerika merkezli Fox News kanalına konuşan ve adı açıklanmayan üst düzey ABD’li bir yetkili, ABD ordusunun Hark Adası ile Cask kentinde bazı yerleri hedef aldığını doğruladı. Açıklamada, “Hedefler arasında İranlı petrol tankerleri de bulunuyor. Bu, İran’ı ekonomik olarak sıkıştırmaya yönelik daha geniş çaplı bir girişimin parçasıdır. Bu strateji, İran’a ait ham petrol tankerlerini batırmayı ve hizmet dışı bırakmayı da içeriyor,” ifadelerini kullandı.

İran: Bahreyn ve Kuveyt’teki tankerleri vuracağız

İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri, ABD’nin İran’a ait birkaç petrol tankerine yönelik saldırı düzenlemesinin ardından, Bahreyn ve Kuveyt’teki limanlara yakın petrol tankerlerine tahliye uyarısı yaparak söz konusu tankerleri hedef alacağını duyurdu. Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri, Bahreyn ve Kuveyt’te bulunan tankerlere tahliye uyarısında bulundu.

“Acil” koduyla yapılan tahliye uyarısında, ABD saldırılarına ortaklık yapmakla suçlanan Kuveyt ve Bahreyn’deki limanlara yakın olan petrol tankerlerinin personelinin tahliye olması istenirken, söz konusu tankerlerin limanda veya demirde bulunmasına bakılmaksızın​​​​​​​ hedef alınacağı belirtildi.

İran’a ait 36 havayolu şirketine yaptırım

ABD Hazine Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi’nin (OFAC), İran’a yönelik “Ekonomik Dışlama Operasyonu” kapsamında ülkenin havacılık sektörüne yönelik yeni yaptırımlar uyguladığı bildirildi.

Açıklamada, İran’ın silah, personel ve yasa dışı kargo taşımacılığında kullandığı havacılık sektörünü destekledikleri gerekçesiyle 36 şirketin yaptırım kapsamına alındığı belirtildi. Söz konusu yaptırımların, İran’ın ABD menşeli hava araçları ve hassas teknolojiler temin etmek amacıyla kullandığı paravan şirketleri de hedef aldığı kaydedildi.

Bu kapsamda İranlı 27 hava yolu şirketi ile farklı ülkelerde faaliyet gösteren 9 uluslararası havacılık şirketi yaptırım listesine dahil edildi.

Yaptırım listesine alınan 27 İranlı hava yolu şirketi arasında Air Shiraz, Asa Jet Airline, ATA Airlines, Atlas Aviation Group, Ava Airlines, Chabahar Airlines, Erwan Airline, Fly Kish Airlines, Fly Persia Airlines, Iran Air Tour, Iran Aseman Airlines, JSky Airlines, Karun Airlines, Kish Airlines, LAD Airways, Mehr Airways, Nasim Air, Pars Air, Qeshm Air, Raimon Airways, Saha Airlines, Sepehran Airlines, Soroush Air, Taban Airlines, Toos Airlines, Varesh Airlines ve Zagros Airlines yer aldı.

Yaptırım kapsamına alınan diğer 9 uluslararası havacılık şirketi arasında ise Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) merkezli Aerobravo Airplane Management and Operation LLC ve ECT Aviation Support LLC, İngiltere merkezli ECT Aviation Support Ltd, Malezya merkezli iCargo Sdn Bhd, Türkiye merkezli MES Kargo Taşımacılık Turizm ve Dış Ticaret Ltd. Şti., S Sistem Lojistik Hizmetleri A.Ş. ve Sky Phoenix Hava Yolları Taşımacılığı Ticaret Ltd. Şti. ile Kazakistan merkezli Tour Invest LLC bulunuyor.

Merkel’den AfD’ye karşı etkin mücadele çağrısı

Almanya’nın eski Başbakanı Angela Merkel, Saksonya-Anhalt eyaletinde Almanya için Alternatif Partisi’nin (AfD) elde ettiği seçim başarısının Almanya açısından “gerçek bir dönüm noktası” olduğunu söyledi.

Foto: dpa

Almanya’nın eski Başbakanı Angela Merkel, katıldığı bir etkinlikte, AfD‘nin seçim başarısını değerlendirdi. Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) üyesi olan Merkel, seçim sonucunun kendisini derinden sarstığını belirterek demokratik partilere vatandaşlarla doğrudan temas kurma ve özellikle sosyal medyada AfD’nin etkisine karşı daha etkin mücadele çağrısında bulundu.

Merkel, Saksonya-Anhalt eyaletindeki seçim sonucunun kendisi açısından şok edici olduğunu vurgulayarak, “Almanya Federal Cumhuriyeti tarihinde yaşadığımız bir dönüm noktası, gerçek bir dönüm noktası. Biraz daha duygusal bir şey söyleyecek olursam, bir CDU üyesi olarak kalbim kan ağlıyor, bunu gerçekten söylemeliyim” ifadelerini kullandı.

Merkel, AfD’nin özellikle sosyal medyada ulaştığı geniş kitleye işaret ederek, geleneksel siyasi iletişim yöntemlerinin artık yeterli olmadığını söyledi.

AfD’nin TikTok gibi platformlarda güçlü bir varlık gösterdiğini belirten Merkel, demokratik partilerin “TikTok’a girmiyoruz” diyerek bu gelişmeyi görmezden gelemeyeceğini ifade etti.

AFD’ye karşı kesin bir reçete yok

Merkel, “Bununla yüzleşmeli ve insanları bulundukları yerde yakalamalıyız,” dedi.

Geleneksel kamu yayıncılığı üzerinden seçmenlerin tamamına yeniden ulaşmanın da mümkün olmadığını belirten Merkel, kendisinin büyük önem verdiğini söylediği kamu televizyonunun AfD tarafından ortadan kaldırılmak istendiğine işaret etti.

AfD’nin yükselişine karşı ne yapılması gerektiği konusunda ise Merkel kesin bir reçeteye sahip olmadığını dile getirdi.

Merkel, siyasi partilerin artık bütün seçmenlere aynı sloganla seslenmesinin yeterli olmadığını belirterek, geçmişte CDU’nun genel merkezinden hazırlanan bir sloganın tüm ülkeye aynı şekilde aktarılabildiğini, ancak günümüzde insanların kendi bilgi dünyalarını oluşturduğunu söyledi.

Eski Başbakan, bu nedenle siyasi adayların seçmenlerin karşısına daha hazırlıklı çıkması gerektiğini sözlerine ekledi.

Ne olmuştu

Aşırı sağcı AfD, Doğu Almanya’da bulunan Saksonya-Anhalt eyaletinde 6 Eylül’de düzenlenen eyalet meclisi seçimlerini yüzde 43,8 oy alarak kazandı ancak tek başına hükümeti kurması için gerekli çoğunluğu elde edemedi.

CDU, 2021’e göre 19,9 puan kaybederek yüzde 17,2 oyla ikinci parti oldu. Bir önceki seçime göre oyunu 0,9 puan artıran Sosyal Demokrat Parti ise yüzde 9,3 ile üçüncü sırada yer aldı. Sosyal Adalet ve Ekonomik Anlayış Partisi de (BSW) yüzde 5,3 oy alarak meclise girmeye hak kazandı.

Almanya medyasında yer alan haberlere göre BSW dışındaki tüm partiler, aşırı sağcı AfD ile hükümet kurmayı reddediyor. Buna göre eyalette BSW’nin, AfD’yi dışarıdan desteklediği bir hükümet kurulabileceği yorumları yapılıyor.

Savaş suçlusu için binler toplandı

Mladić için “gayriresmi devlet cenazesi”

Savaş suçlusu Ratko Mladić’in cenazesi, bugün Belgrad’da “askeri onurlarla” düzenlendi. Sırbistan hükümeti, binlerce kişinin katıldığı cenazeyi resmi olarak “devlet cenazesi” ilan etmedi. Avrupa Birliği “utanç” ve “yüceltme” ifadeleriyle tepki gösterdi. Türkiye’den ilk resmi açıklama ise 8 Eylül’de geldi.

Mladić’in tabutu taşınırken, Foto: EPA/Andrej Cukic

Yugoslavya’nın dağılması sürecinde yaşanan Bosna Savaşı’nda işlenen insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve soykırım suçlarından suçlu bulunarak 2021’de mahkum edilen ve 27 Ağustos’ta Lahey’de Birleşmiş Milletler (BM) gözetimi altında ölen Bosnalı Sırp Ordusu Generali Ratko Mladić için 5 Eylül’deki anma programlarının ardından bugün (7 Eylül), Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da cenaze töreni düzenlendi.

84 yaşında ölen savaş suçlusu, 24 Mart 1994’te intihar eden kızı Ana Mladić’in yanına, Topčider Mezarlığı’na gömüldü.

Mladić’in bedeni, 3 Eylül Perşembe günü Sırbistan hükümetine ait bir uçakla Lahey’den Belgrad’a getirilmişti. Mladić, Askeri Tıp Akademisi’ne (Vojnomedicinska Akademija) otopsi yapılmak üzere götürülürken konvoyun geçiş güzergahında çeşitli noktalarda, üzerlerinde “Ebedi Şan General,” “Hoş Geldin General,” “Kahramanlar Asla Ölmez” gibi ifadeler bulunan pankartların açılması dikkat çekmişti.

Cumartesi günü anma törenleri gerçekleşti

5 Eylül Cumartesi günü Belgrad’da bulunan Sırp Ordu Evi’nde (Dom Vojske) Mladić için anma töreni gerçekleştirildi. Bu anma töreni, fiilen devlet tarafından değil, emekli generaller derneği tarafından organize edildi. Ancak Mladić’in bedeninin Sırbistan hükümetinin kendi uçağıyla, devlet bayrağına sarılı tabutla ve Sırbistan Ordusu askerlerince taşınarak Belgrad’a getirildiği göz önüne alındığında süreç, bölgedeki bağımsız medya kurumları tarafından devletin süreçteki rolünü gizleme çabası olarak yorumlandı.

Foto: EPA/Andrej Cukic

Törene Sırbistan Adalet Bakanı Nenad Vujić, Republika Srpska Cumhurbaşkanı Siniša Karan, Republika Srpska Çalışma ve Gazi-Malul Koruma Bakanı Radan Ostojić’in yanı sıra yüzlerce insan da katıldı.

Bu gelişmelerle birlikte, Avrupa Birliği (AB) Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos, “Mladić’in ölümünün ardından yaşanan yüceltmelerin, AB’nin değerlerine aykırı olduğunu” belirterek 10 Eylül’de yapacağı Sırbistan ziyaretini iptal etti.

Mladić tribünlerde yer bulmaya devam etti

6 Eylül Pazar akşamı oynanan Kızılyıldız-Partizan futbol müsabakası öncesinde Kızılyıldız’ın taraftar grubu Delije tarafından, Ratko Mladić’in yüzünün tasvir edildiği bir koreografi ve üzerinde “Pravac Potočari*” (İstikamet Potočari) yazan bir pankart sergilendi. Ayrıca maçın başlangıcından önce 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

Bu anın görüntüleri, kulübün resmi sosyal medya hesabından da paylaşıldı. Mladić’in öldüğü gün olan 27 Ağustos’ta da yine kulübün oynadığı bir müsabakada açılan ve Mladić’i yücelten bir pankart, kulübün resmi sosyal medya hesabından paylaşılmıştı.

Srebrenica Anneleri Derneği, yaptığı açıklamada durumu “Çetnik ideolojinin yeniden canlandırılması” olarak adlandırarak kınadı.

* Pankartın üzerinde bulunan bu ifade, Mladić’in, komutasındaki Bosnalı Sırp askerlere Srebrenica’ya girdikten sonra verdiği emri simgeliyor. BM’nin “güvenli bölge” ilan ettiği kasabada Hollandalı BM Barış Gücü’nün bulunduğu Potočari’deki üs bölgesi, Bosnalı Sırp askerler şehre girdikten sonra halkın sığındığı noktaydı. Buraya sığınan halktan erkekler ayırılarak tutuklandıktan ve BM Barış Gücü üssü terk ettikten sonra ise soykırım gerçekleşmişti. Ayrıca her yıl Srebrenica Soykırımı’nın anıldığı anıt mezarlık da Potočari’de bulunuyor.

Binler savaş suçlusunun cenazesinde

Mladić’in bedeni, bugün sabah saatlerinde Aziz Luka Kilisesi’ne (Crkva Svetog Luke) getirildi. Burada Sırp Ortodoks Kilisesi’nin başı Patrik Porfirije’nin yönettiği ayin düzenlendi. Ayine katılmak için binlerce insan kuyruğa girdi, kuyruğun uzunluğu yüzlerce metreyi buldu.

Ayine katılan insanların üzerlerinde savaş suçlusunu yücelten kıyafetler de bulunuyordu.

Ayin sonrasında Sırbistan Silahlı Kuvvetleri mensubu askerler sıraya dizilirken mezarlığa gidildi. Mladić’in gömülmesi sırasında Sırbistan Ordusu’ndan bir “Onur Birliği,” silahlarıyla üç kez “onur atışı” gerçekleştirdi.

EPA/Andrej Cukic

Savaş suçlusunun cenazesine Bosna-Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi’nin Sırp üyesi Željka Cvijanović, Republika Srpska Cumhurbaşkanı Siniša Karan, Republika Srpska Başbakanı Savo Minić, halihazırda siyasi yasaklı olan ve Bosna-Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi eski üyesi ayrılıkçı Bosnalı Sırp siyasetçi Milorad Dodik, Sırbistan Adalet Bakanı Nenad Vujić, Savunma Bakanı Bratislav Gašić, Kültür Bakanı Nikola Selaković, Kamu Yatırımları Bakanı Darko Glišić, Rusya’nın Belgrad Büyükelçisi Aleksandar Bocan-Harčenko gibi pek çok üst düzey isim katıldı. Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić ise Özbekistan Cumhurbaşkanı’nın önceden planlanmış ziyaretini gerekçe göstererek cenazeye katılmadı ama oğlu Danilo Vučić cenazede yer aldı. Bu, Sırbistan’daki bağımsız medya kaynakları tarafından Vučić’in yaklaşan genel seçim öncesi hem ülke içerisinde hem de AB’ye uyguladığı kaçamak politikaları olarak yorumlandı.

Kırmızı bültenle aranan Radeta da cenazede

Aşırı sağcı savaş suçlusu Vojislav Šešelj‘in Lahey’de görülen mahkemesinde savunma ekibinde yer alan Vjerica Radeta, o davada iki tanığı tehdit etmek, rüşvet ve gözdağı vermek gibi suçlamalarla aranmasına karşın bugün cenazede kameralara yansıyan isimlerden biriydi.

Foto: BIRN

Sırbistan, İnterpol’ün hakkında kırmızı bülten ile yakalama kararı çıkardığı Radeta’yı teslim etmeyi reddediyor.

Kaçak “devlet cenazesi”

Vučić yönetimi, cenazeyi resmi olarak “devlet cenazesi” ilan etmedi ve ulusal yas ilan edilmedi. Adalet Bakanı Vujić’in ölüm sonrası ilk açıklamasında kullandığı “en yüksek devlet ve askeri onurlarla” ifadesine karşın hükümet sonradan kararı ailenin inisiyatifine bıraktığını söyledi. Sonuçta cenaze yalnızca “en yüksek askeri onurlarla” yapıldı ve “devlet cenazesi” etiketi resmi olarak hiç kullanılmadı.

Foto: Detektor.ba

Buna karşın devlet, fiiliyatta tam bir devlet cenazesinde üstüne düşen hemen her şeyi gerçekleştirdi: Beden, Lahey’den özel bir devlet uçağıyla getirildi, tabutu Sırbistan Ordusu askerleri taşıdı, havalimanında askeri törenle karşılandı, güzergah boyunca güvenlik ve lojistik destek sağlandı. Vreme‘nin haberine göre bu, hükümetin bilinçli bir tercihi. Habere göre hükümetin hedefi, iç kamuoyuna karşı Mladić’in “mirasını koruyan” taraf gibi görünmek iken AB’ye karşı ise “resmi bir tören düzenlemedik” diyebilme esnekliğini korumak olarak belirtiliyor.

Ayrıca hukuki olarak, Sırbistan Ordu Kanunu gereği bir yıldan fazla hapis cezası alan askerler, askeri rütbesini ve buna bağlı haklarını otomatik olarak kaybediyor. Bu sebeple Mladić’e resmi bir “devlet cenazesi” düzenlemek, yasaya aykırı durumda.

Cenazeye tepkiler: “En güçlü ifadelerle kınıyoruz”

Bosna-Hersek Dışişleri Bakanı Elmedin Konaković, bugün gazetecilere yaptığı açıklamada, “bir savaş suçlusuna en yüksek askeri onurların verildiğini” ve “çok sayıda Sırbistan hükümet yetkilisinin hem cenazeye hem de anma törenine katıldığını gördüklerini” söyledi. Cumhurbaşkanı Vučić’in cenazeye katılmayarak “korkakça” davrandığını belirten Konaković, buna rağmen herkesin “Vučić’in bu sürecin fiilen organizatörü, uygulayıcısı ve kişisel olarak en büyük sorumlusu olduğunu bildiğini” belirtti.

Konaković ayrıca Amerika Birleşik Devletleri (ABD), AB ve Birleşik Krallık’a gönderilmek üzere taslak mektupların hazırlandığını açıkladı. Bosna-Hersek’in AB’ye, birliğin “kendi ilkelerine gerçekten saygı gösterip göstermediğini” soracağını ifade etti. Sırbistan’la resmi diyaloğu azaltacağını ve Belgrad’daki Bosna-Hersek büyükelçiliğinden personel çekeceğini duyuran Konaković, görevde olduğu sürece Sırbistan’la ekonomik işbirliği konusunda hiçbir görüşme yapılmayacağını da sözlerine ekledi.

AB Dış İlişkiler Servisi (EEAS) Komisyon Sözcüsü Christian Wigand, 7 Eylül’de yaptığı açıklamada, savaş suçlularının yüceltilmesinin, soykırım inkârının ve tarihi revizyonizmin “en temel Avrupa değerleriyle çeliştiğini ve ne AB’de ne de aday ülkelerde yeri olduğunu” belirtti. Ayrıca Mladić’i “savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı suçlar işlemiş, kesinleşmiş hükümle mahkum edilmiş bir savaş suçlusu” olarak tanımladı.

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Michael O’Flaherty, 4 Eylül’de yaptığı açıklamada, “Srebrenica soykırımı ve insanlığa karşı suçlardan mahkûm edilmiş, ölmüş bir savaş suçlusunun kamuya açık şekilde yüceltilmesinden tiksinti duyduğunu” söyledi. Bunun Bosna-Hersek’te yasal olarak suç teşkil ettiğini ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında korunan bir ifade özgürlüğü olmadığını vurguladı.

Hırvatistan Başbakanı Andrej Plenković, Sırbistan’ın Mladić için bir devlet cenazesi düzenlemesi halinde bunun “AB’ye giden kapıyı kendi eliyle kapatmak” anlamına geleceğini söyledi.

Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prévot, Mladić’e cenaze onurları verilmesinin “utanç verici ve mağdurlara saygısızlık” olacağını söyleyerek bu eylemi “en güçlü ifadelerle kınadığını” belirtti.

ABD Kongre Üyeleri Greg Murphy ve Marc Veasey, cenazenin yapıldığı gün sembolik olarak Srebrenica’daki Potočari Mezarlığı’nı ziyaret ederek soykırım kurbanlarına saygılarını sundu.

Von Der Leyen: “Şok” olduk

Cenaze günü (7 Eylül), Avrupa Komisyonu Baş Sözcüsü Paula Pinho, “Devlet onurlarıyla bir cenaze öngörüldüğünü duymuştuk, ama durumun böyle olmadığını öğrendik.” demişti. Ancak Komisyon Baş Sözcüsü’nün bu açıklamasının ardından 8 Eylül’de Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise cenazedeki görüntülerin “şok edici” olduğunu belirtti. Von Der Leyen, “Cenazeye resmi olarak destek verilmesinin unsurları ve bazı üst düzey Sırp yetkililerin cenazeye katılımı, son derece üzücüdür,” dedi.

Türkiye’den ilk açıklama

Konu ile ilgili ilk Türkiye’den ilk resmi açıklama 8 Eylül Salı günü geldi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, resmi X hesabından yaptığı açıklamada, “Söz konusu mahkeme kararlarının reddedilmesi veya hüküm giymiş faillerin kahramanlaştırılmaya çalışılması, mağdurların ve yakınlarının acılarını derinleştirmekte, aynı zamanda bölgede barış ve uzlaşı yönünde yıllardır kararlılıkla sürdürülen çabalara zarar vermektedir,” dedi. Açıklama, Dışişleri Bakanlığı’nın İngilizce resmi X hesabından da paylaşılırken, Türkçe hesaptan herhangi bir açıklama paylaşılmadı.

Türkiye resmi makamları, tarihsel olarak Srebrenica Soykırımı’nın yıldönümlerinde düzenli olarak açıklamalar yayımlıyor. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte “Srebrenica’nın açtığı yaralar hâlâ kanıyor” gibi ifadelerle Boşnak halkına destek mesajları vermekteydi.

Cumhurbaşkanlığı’ndan veya Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan doğrudan bir açıklama ise yapılmadı.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ise bugün, resmi X hesabından Bosna-Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Alija Izetbegović’in mezarında dua ederken bir fotoğrafını paylaşarak yaptığı açıklamada, “Sırbistan makamlarının bu sorumsuz tutumu kabul edilemez. Bunu yalnızca bir siyasetçi olarak değil, bir insan olarak da kınıyorum,” dedi.

Ratko Mladić, ölümüyle bile eski yaralara tuz basıyor

Bir savaş suçlusunun devlet töreniyle yapılacak cenazesi, hâlâ çok sayıda kişinin Bosna soykırımını inkâr ettiğinin bir hatırlatıcısı.

Foto: Al Jazeera

Serbest gazeteci Kim Willsher‘in kaleme aldığı ve Observer‘da yayımlanan bu makaleyi, Niha+ okurları için Türkçe’ye çevirdik.

Sırbistan hükümetinin Ratko Mladić’i devlet ve askeri törenle defnetme kararı, “Bosna Kasabı” olarak adlandırılan bu adamın kurbanlarını ve uluslararası toplumu öfkelendirdi.

84 yaşındaki Mladić, 1992-1995 yılları arasında gerçekleşen Bosna soykırımındaki rolü nedeniyle ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı ve Lahey’de cezasını çekerken öldü. Mladić’in mahkûmiyetine sebep olan suçlar arasında, Holokost’tan bu yana Avrupa’da yaşanan en büyük vahşetlerden olan Srebrenica katliamı ve bin 425 günlük Sarajevo kuşatması da bulunmaktaydı.

Savaşın sona ermesinden sonraki 16 yıl boyunca Mladić; ordunun koruması altında, onu savaş suçlarını soruşturan Birleşmiş Milletler (BM) mahkemesine teslim edecek siyasi ve ahlaki iradeden yoksun Sırp siyasetçilerin kanatları altında Belgrad ve Bosna’da adeta herkesin gözü önünde yaşadı. Dokunulmazlığından o kadar emindi ki, oğlu Darko’nun düğününde, futbol maçlarında ve lüks restoranlarda yemek yerken rahatça boy gösteriyordu.

Ancak siyasetçiler değişir, uluslararası adalet ise ne kadar acı verici derecede yavaş işlese de sabırlı ve ısrarcıdır.

Mladić nihayet 2011 yılında tutuklandı ve Lahey’deki BM mahkemesinde yargılandı. Mahkeme, 2017 yılında onu savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Bu karar, 2021’deki temyiz duruşmasında da onandı.

Ne var ki Sırbistan’da Mladić’in aldığı bu ceza, tarihsel olarak mağdur edildiklerine ve yanlış anlaşıldıklarına inanan bir kesimin gözünde onu bir “şehit” mertebesine yükseltti. Mladić’i Sırp kahramanı olarak nitelendiren aşırı milliyetçi mevcut Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić’in cenaze töreni hazırlıklarına onay vermesi bu yüzden şaşırtıcı değil. Balkan tarihçileri uzun zamandır, Mladić gibi önde gelen savaş suçlularına odaklanmanın, Belgrad hükümetinin Bosna savaşındaki asıl rolünü göz ardı etmek anlamına geldiğini savunuyor.

Cenaze töreni için henüz bir tarih açıklanmadı ancak Sırp yetkililer Mladić’in cenazesinin “özel bir uçakla” Lahey’den ülkeye getirileceğini belirtti. Yerel basında çıkan haberlere göre Mladić’in vasiyeti, kızı Ana’nın yanına gömülmekti. “Parlak” bir tıp öğrencisi olan Ana, 1994 yılında henüz 23 yaşındayken ailesinin Belgrad’daki evinde babasının silahıyla intihar etmişti.

Savaşı sahada takip eden ve Mladić ile birkaç kez röportaj yapan Hırvat gazeteci ve jeopolitik analist Zoran Kusovac‘a göre onu bir kahraman gibi uğurlamak, Belgrad’ın uluslararası örgütlere bir nevi meydan okuma ve saygısızlık etme biçimi.

Kusovac durumu şu çarpıcı sözlerle özetliyor:

Sırbistan’ın utanması gereken bir savaş suçlusu öldü. Ancak bunun yerine Sırplar, herkesin yüzüne tükürerek Avrupa’ya ve NATO’ya karşı bağımsızlıklarını gösterdiklerini ve meydan okuduklarını düşünüyorlar. Sırbistan kendi ayağına değil, doğrudan kendi yüzüne kurşun sıkıyor. Ratko Mladić’i ait olduğu karanlık bir çukura atmak yerine ona devlet töreni düzenlemek, Sırbistan’ın onun yaptıklarının Sırp emirleriyle yapıldığını zımnen itiraf etmesi demektir ki bu da düpedüz aptallıktır.

Eski Yugoslavya kanlı bir çatışmayla parçalanırken Mladić, Bosnalı Sırp güçlerinin komutanlığına kadar yükselen bir ordu subayıydı. 1992-1995 yılları arasındaki Bosna savaşında çoğu Müslüman olmak üzere yaklaşık 100 bin kişi hayatını kaybetti. On binlerce kadın tecavüze uğradı, milyonlarca insan yerinden edildi.

Mladić’in üzerinden 31 yıl geçmesine rağmen hala kan donduran sembolik bir görüntüsü var: Temmuz 1995’te BM tarafından “güvenli bölge” ilan edilen Srebrenica’da küçük bir çocuğun saçını ve yanağını okşadığı ve ona çikolata verdiği o video kaydı. Bu görüntüden sadece birkaç saat sonra Mladić, kasabadaki 8 binden fazla erkek ve erkek çocuğunun katledilmesi emrini verdi ve cesetlerini buldozerlerle toplu mezarlara gömdürdü. Savaş sonrası Avrupa’nın en büyük toplu katliamı olan bu olay, yerel halka silahlarını teslim etmelerini emreden BM barış gücü askerlerinin gözetimi altında gerçekleşmişti.

Aşırı milliyetçi bir Sırp olan Mladić, milletinin tarihine ve Bosnalı Müslümanlar ile Hırvatlardan arındırılmış efsanevi bir “Büyük Sırbistan” kurma fikrine saplantılıydı. Kusovac, Mladić’in Sırp milliyetçiliğini ve mağduriyet psikolojisini yepyeni bir boyuta taşıdığını belirterek şunları ekliyor:

Yüzlerce yıl geriye giderek size Sırbistan’ın tüm tarihini anlatmaya ve Sırpların nasıl hep haksızlığa uğradığını aktarmaya çok meyilliydi. Ona yanıldığını söylerseniz inanılmaz öfkelenirdi. Zorbanın tekiydi. Üstleri ondan çekinir ve ona “hayır” diyemezdi. Astları ise ondan ölesiye korkardı.

Kurbanların aileleri ve sivil toplum örgütleri, Belgrad hükümetinin Mladić’i yüceltme kararının bölgede zaten pamuk ipliğine bağlı olan güvenlik durumunu daha da tehlikeye atabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.

Srebrenica eski belediye başkanı ve şu anda Bosna Hersek’i oluşturan iki siyasi entiteden biri olan Republika Srpska’nın (Sırp Cumhuriyeti) başkan yardımcısı Ćamil Duraković, N1‘e yaptığı açıklamada tehlikeye dikkat çekti: “Asıl sorun, sonrasında gelebilecek olan, siyasi durumu daha da kötüleştirecek ve hatta güvenlik sorunlarına yol açabilecek olan yüceltme ve kutlamalarda yatmaktadır.”

Srebrenitsa Anneleri Derneği Başkanı Munira Subašić ise Mladić’in işlediği suçların birçok Bosnalı Sırp tarafından hâlâ inkar ediliyor olmasına duyduğu derin üzüntüyü şu sözlerle ifade etti:

“Büyük bir savaş suçlusu, Balkanların en büyük suçlusu öldü. Biz kurban anneleri bu acıyı hâlâ ruhumuzun derinliklerinde taşırken… Bizler hâlâ inkarları dinlemek, Ratko Mladić’in Sırplar için nasıl bir kahraman olduğu masallarını duymak zorunda kalıyoruz.”

Nepal selinde son durum: 939 ölü, 3,925 kişi hala aranıyor

26 Ağustos’ta gerçekleşen Nepal’in Rasuwa bölgesindeki sel felaketi sonucu ölü sayısı 939’a ulaştı. Ulusal Afet Riskini Azaltma ve Yönetim Kurumu (NDRRMA)’e göre kayıp sayısı 3,925.

Fotoğraf: The Kathmandu Post / Nepal Photo Library

Nepal İçişleri Bakanlığı’na bağlı Ulusal Afet Riskini Azaltma ve Yönetim Kurumu (NDRRMA) 31 Ağustos akşamında Rasuwa’daki Bhoste Koshi Nehri’nde gerçekleşen sele yönelik güncel verileri paylaştı. Nepal ve Çin’deki yetkililere göre Nepal’de raporlanan ölüm sayısı 939, toplam kayıp sayısı ise 3,925. Kayıpların 3.655’ini oluşturan Nepallilerin 933’ü Hidroelektrik projeleri işçileri, 45’i Nepal ordusu askeri, 38’i polis personeli, 19’u ise gümrük ve göçmenlik memuru. 592 kişinin ise yabancı olduğu biliniyor.

Tibet’te ise toplam ölüm sayısı 16 iken 546 kişi de kayıp. Yetkililer toplamda 279 kişinin yaralı olduğunu söylüyor.

NDRRMA’ya göre, toplam 20,819 güvenlik personeli kurtarma için sahaya gönderildi ve 2933 Nepalli ile 209 yabancı kurtarıldı. Yetkililer, bu sabah yaptıkları açıklamada şu ana kadar 10.451 kişinin kurtarıldığını belirtmişti.

11 hidroelektrik santralde 933 işçi hala mahsur

Nepal’in Çinli ve Hintli uzmanları yardımıyla ekipler sel sonucu bloke edilmiş hidroelektrik proje tünellerinde sıkışan toplamda 933 işçiye ulaşabilmek için pazartesi günü çalışmaları hızlandırdı. Nepal ordusu, arama kurtarma ekiplerinin mahsur kalan işçilere ulaşabilmek için kontrollü patlamalar ve ekskavatörler ve projektörler kullanarak suyu ve çamuru temizlemeye çalıştığını söyledi. Ekipler iki tünele girdikten sonra üç cesede ulaştığını, diğer kısımların ise çamura gömüldüğünü ve arama çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti. Nepal ordusu sözcüsü Raja Ram Basnet, “Büyük miktarda enkaz biriktirildi ve bu bize tünelleri açmak için büyük bir zorluk teşkil ediyor. Ana odak noktamız tünelleri açmak” dedi.

Kızılhaç ise Çin’in iklim değişikliği etkileriyle açıkladığı felaketten en az 90.000 kişinin etkilenmiş olduğunu tahmin ediyor. Dağlık bir ülke olan Nepal, kronik iç güç kıtlığını gidermek ve güney komşusu Hindistan’a elektrik satma umutlarını sömürmek için Himalaya’nın su kaynaklarından yararlanmaya çalıştığı için yüzyılın başından bu yana Nepal’deki hidroelektrik projelerinde bir patlama yaşandı. Başbakan Balendra Şah ise sel için “benzeri görülmemiş ve yıkıcı bir doğal afet” olduğunu ve hasarın tam değerlendirmesini derlemenin zor olduğunu söyledi.

Risk devam ediyor

Artan yağış gibi kötü hava koşulları ve selden sonra Nepal-Çin sınırı boyunca oluşan bir gölün Nepal’in nehirlerine taşmaya başladıktan sonra yeni selleri tetikleyebileceği endişeleri nedeniyle kurtarma operasyonları birkaç kez askıya alındı. Çin’in devlet televizyonu CCTV, Nepal’de gerçekleşen buzul çöküşünün yakınlarında oyulmuş bir çarpma kraterinin etrafındaki buzulların çökme riski altında kaldığını söyledi. Drone görüntülerinde iki nehir kıyısında da birden çok heyelan birikintisi gözlemlendi, bu da daha fazla çökme ve yeni göllerin oluşumu riski taşıdığını söyledi. Devlet yayıncısı, geçen haftaki selin “küresel ısınmanın uzun vadeli etkileri altında buzul istikrarsızlığından kaynaklandığını” bildirdi ve bunun Tibet platosunda “kriyosfer felaketlerinin yeni ve belirgin bir özelliği” olduğunu söyledi.

Çin Dışişleri Bakanlığı, Pekin’in Nepal’e sürekli olarak meteorolojik ve hidrolojik veriler sağladığını ve Nepal’in afet yardım çabalarını “güçlü bir şekilde desteklemeye” ve iki ülkenin ortak çıkarlarını korumaya devam edeceğini söyledi.

Nepal Polisi ayrıca Rasuwa’daki halkı Bhotekoshi ve Trishuli nehirlerinden alınan balık veya diğer gıda ürünlerini tüketmemeleri konusunda uyardı. Polis, sel sularının cesetleri, ölü hayvanları, atıkları ve diğer kirlenmiş maddeleri nehirlere taşıdığını ve bunun sonucunda suya zararlı patojenlerin karışabileceğini belirtti.

Neler olmuştu?

26 Ağustos’ta Nepal’in Tibet sınırına yakın Rasuwa bölgesinde bulunan Bhotekoshi nehrinde şiddetli bir sel meydana gelmişti. Başta deprem sonucu gerçekleştiği düşünülen selin 5500 metreden 3000 metreye düşen buzul parçasının yarattığı etkiyle gerçekleştiğine ulaşılmıştı. Uzmanlar uydu görüntüleri ve araştırmaları sonucu felaketten 24 saat önce karla kaplı vadideki karların erimiş olduğunu, küresel ısınmanın bağlantılarını anlatmıştı. Kopan buzul parçasının nehirle beraberinde sürüklediği çamur ve enkazla birlikte ölümcül bir sel meydana gelmiş oldu.

Selden sonra ikinci günde raporlanan ölü sayısı 359, kayıp sayısı ise 1500 olarak duyurulmuştu.

Kaynaklar: The Kathmandu Post, Deutsche Welle, Reuters.

*Bu haber, Niha+ stajyeri Gökçe Bayrak tarafından hazırlandı.

84 yaşındaki savaş suçlusu öldü

Ratko Mladić’in ölümüne kim ne tepki verdi?

Bosna Savaşı’nda işlenen savaş suçlarından hüküm giyen Ratko Mladić’in ölümünün ardından pek çok farklı kesimden tepkiler geldi. Sırbistan Adalet Bakanı, savaş suçlusu Generalin, “en yüksek devlet onuruyla” gömüleceğini söyledi.

Ratko Mladić, Lahey’de mahkeme duruşmasında, Foto: UN-IRMCT/Leslie Hondebrink-Hermer

Yugoslavya’nın dağılması sürecinde yaşanan Bosna Savaşı’nda işlenen suçlardan sorumlu bulunan savaş suçlusu Bosnalı Sırp General Ratko Mladić, dün (27 Ağustos) 84 yaşında öldü. Mladić, 2024’ten beri Hollanda’nın Lahey kentinde Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde hastanede bakım altında tutuluyordu.

Mladić, 2017’de Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (ICTY) devamı niteliği taşıyan Uluslararası Ceza Mahkemeleri Rezidüel Mekanizması (IRMCT) tarafından, işlediği savaş suçları ve Srebrenica Soykırımı’ndan dolayı suçlu bulunarak ömür boyu hapse mahkum edilmişti. Verilen ceza, 2021’de temyiz davasında da onanmıştı.

Sırbistan basınının iddiasına göre Mladić’in ölümünden yaklaşık bir hafta önce Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, sağlık durumunun kötüleştiği gerekçesiyle Mladić’in son günlerini Sırbistan’da geçirmesini Lahey Mahkemesi’nden talep etmiş, fakat bu talebi reddedilmişti.

Mladić’in ölüm haberi ilk olarak Sırbistan İnsan ve Azınlık Hakları Bakanlığı’nın Devlet Sekreteri Lidija Pavićević tarafından dün akşamüstü doğrulandı.

Ratko Mladić’in ölümünün ardından pek çok farklı kesimden tepkiler geldi.

Suljagić: Ölmesi, bir suçluyu tarihi bir şahsiyete dönüştürmüyor

Srebrenica Anma Merkezi Başkanı Emir Suljagić‘in X hesabından yaptığı açıklamanın bir kısmı şu şekilde:

Ratko Mladić öldü ve bu konuda söylenecek fazla bir şey yok. Bu gerçek de pek bir şeyi değiştirmiyor. Ölüleri geri getirmiyor. Toplu mezarları silmiyor. Mahkeme kararlarını değiştirmiyor. Bir suçluyu tarihi bir şahsiyete dönüştürmüyor.

Izetbegović: Mladić, tarihe savaş suçlusu olarak geçecek

Bosna-Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Alija Izetbegović’in oğlu ve sağ görüşlü Demokratik Eylem Partisi’nin (SDA) Genel Başkanı olan Bakir Izetbegović, X hesabından yaptığı açıklamada, “Ratko Mladić, tarihe Lahey Uluslararası Mahkemesi’nin kesinleşmiş kararının onu tanımladığı biçimde geçecek: İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa topraklarında işlenen en ağır suçlardan müebbet hapis cezasına çarptırılmış bir savaş suçlusu olarak.” dedi.

Hotić: Rezillik içinde öldü

1995’te Sırp güçleri tarafından eşi ve oğlu öldürülen 82 yaşındaki Kada Hotić, “Mahkemeye şükran duyuyorum çünkü Mladić’i ömür boyu hapse mahkum ettiler ve tahliye etmediler. Öldüğü güne kadar adalet işlemeye devam etti. Rezillik içinde öldü çünkü çok fazla insanı öldürdü,” dedi.

Bosna-Hersek Adalet Bakanı Zukan Helez, Facebook hesabından yaptığı açıklamada, “Mladić’in mahkum bir soykırımcı ve İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’nın gördüğü en kötü şöhretli savaş suçlularından biri olduğunu,” belirtti.

Helez, “Ölümle affın gelmeyeceğini, toplu mezarların silinmeyeceğini, öldürülen çocukların ve ebeveynlerin geri gelmeyeceğini, geriye yalnızca utanç, hüküm ve suçların kanlı izinin kalacağını” söyledi.

Adalet Bakanı: Devlet töreni yapılacak

Sırbistan Adalet Bakanı Nenad Vujić, Mladić’in Sırbistan’da ailesinin belirleyeceği bir yere “en yüksek devlet onuruyla” gömüleceğini duyurdu:

“Ratko Mladić, bir generaldir ve protokoller bellidir. Onun rolü biliniyor, ama General Mladić’e ait olan ne varsa mutlaka yerine getirilecektir.”

Ancak Adalet Bakanı Vujić’in bu iddiasına karşın, Sırbistan Ordu Kanunu‘nun 110. maddesinin (1/11), “Bir yıldan uzun koşulsuz hapis, kesinleştiği gün hizmetin sona ermesine yol açar” ve 185. maddesinin (1/3), “Aynı ceza, kesinleştiği gün rütbenin kaybına yol açar; rütbeyle birlikte rütbeye bağlı tüm haklar da kaybedilir” şeklinde hükümler içermesi sebebiyle ömür boyu hapis cezasını çekerken ölen ve kanun uyarınca askerlik hizmetinden çıkarılıp rütbelerini kaybetmesi gereken Ratko Mladić için yasal olarak “devlet töreni” düzenlenmesinin mümkün olup olmadığı, belirsizliğini koruyor.

Sırbistan Cumhuriyeti Resmi Gazetesi’nde 116/2007 sayısıyla yayımlanan ve en son 4 Aralık 2025 tarihli 109/2025 sayılı değişiklikle güncellenen Sırbistan Ordusu Kanunu’na buradan ulaşabilirsiniz.

Sırbistan Cumhurbaşkanı Vučić’in lideri olduğu Sırp İlerici Partisi’nin (SNS) Belgrad Belediye Başkanı Aleksandar Šapić, şahsi Instagram hesabından Mladić’in bir fotoğrafını, “Huzur içinde yat generalim. Ebedi şan ve minnet sana olsun” yazısıyla birlikte paylaştı.

Cumhurbaşkanı Vučić, 28 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, “Lahey’den bize hiçbir şey ulaşmadı,” dedi.

“Lahey’in, Mladić’in parmaklıklar ardında ölmesini istediğini şimdi gördüklerini” söyleyen Vučić, “Generalin, ölmek istediği yerde, Sırbistan’da ölmesine izin vermediler. Bu, emsali ya da haklı gerekçesi olmayan, medeniyet dışı bir davranıştır,” diyerek Sırbistan basınının Mladić’in Sırbistan’a getirilmek istendiği iddialarını da doğrulamış oldu.

Vučić, Sırp yetkililerin, ailesi talep ederse Mladić’in Sırbistan’da onurlu bir şekilde defnedilmesine yardımcı olacağını da sözlerine ekledi. Ancak Adalet Bakanı’nın Mladić’in “en yüksek devlet onuru”yla defnedileceği iddiasına yönelik bir açıklama yapmadı.

Ayrıca Karadağ Meclis Başkanı Andrija Mandić, Mladić’in oğluna taziyelerini ilettiğini resmi X hesabında paylaştı.

Futbol maçlarında anıldı

Sırbistan’ın Kızılyıldız futbol kulübünün (FK Crvena Zvezda) dün 20.00’de UEFA Avrupa Ligi Play-off turu 2. maçında Çekya’nın Viktoria Plzeň takımına karşı deplasmanda 5-1 kaybettiği maçta Kızılyıldız’ın taraftar grubu Delije tarafından açılan ve üzerinde Mladić’e ithafen “General, sonsuz şan ve şükran” yazılı pankart, kulübün resmi X hesabından paylaşıldı.

Delije tribün grubunun kurucusu olan Arkan lakaplı mafya ve tribün lideri Željko Ražnatović, aynı zamanda Yugoslavya’nın dağılması ve Bosna Savaşı döneminin etkin isimlerinden biridir. Sırp Gönüllü Muhafızları ya da “Arkan’ın Kaplanları” olarak bilinen Sırp paramiliter gücünün de başı olan Arkan, savaş sonrasında ICTY tarafından insanlığa karşı suç işlemekle suçlandı. Arkan, Ocak 2000’de suikasta uğradı.

Bosna-Hersek’in iki entitesinden biri olan Republika Srpska’nın (Sırp Cumhuriyeti) Başkenti Banja Luka’dan Borac futbol kulübünün, dün 21.30’da İzlanda temsilcisi Vikingur’a karşı 3-1 kazandığı UEFA Konferans Ligi Play-off 2. maçının öncesinde stadyumda Mladić’in öldüğü anons edilince tribünlerden alkışlar yükseldi. Ayrıca Mladić’i öven bir marş okundu ve “Dünyevi olan küçük bir krallıktır, semavi olan ise daima ve ebediyen. Sırp halkının en büyük savunucusuna ebedi şan*” pankart açıldı.

* Pankarta yazılan bu söz, 1389’da Sırp Krallığı’nın I. Kosova Savaşı’nda yenilmesine dayanıyor. Destana göre Sırp Prensi Lazar, savaştan önceki gece rüyasında Tanrı’nın bir meleği tarafından ziyaret edilmiş ve kendisinden dünyevi bir krallık ile semavi bir krallık arasında seçim yapması istenmiştir. Semavi bir krallığı seçen Lazar, savaşı kaybetmiş ve savaş alanında ölmüştür.

New York Times‘ın spor bölümü olan The Athletic‘in 28 Ağustos tarihli haberine göre UEFA, Kızılyıldız’a karşı üç ayrı gerekçeyle disiplin soruşturması başlattığını bildirdi. Bu gerekçeler arasında “ırkçı ve/veya ayrımcı davranış”, “bir spor etkinliğine yakışmayan bir mesajın iletilmesi” ve “takımın uygunsuz davranışı” yer alıyor.

Srebrenitsa Anma Merkezi, maçın ardından UEFA’yla iletişime geçerek, açılan pankartların “taraftarların davranışına indirgenemeyeceğini” belirtmişti.

Srebrenica Anma Merkezi’nin açıklaması, şu ifadeleri içeriyor:

“Resmi iletişim kanallarını, soykırımdan hukuken mahkum edilmiş bir kişiyi yücelten mesajlar yaymak için bilinçli biçimde kullanan bir kulüp, böyle bir davranışı taraftarların davranışına indirgeyemez.

Bu artık yalnızca taraftarlarla ilgili bir mesele değil, kulübün, UEFA’nın Avrupa futbolunu üzerine inşa ettiği değerlerle kurduğu kurumsal ilişkiyle ilgili bir meseledir.”

BM Genel Sekreteri: Mağdurlarla dayanışma içindeyim

BM Genel Sekreteri António Guterres, sözcüsü Stephane Dujarric aracılığıyla yaptığı açıklamada, “Sayın Mladić’in suçlu bulunduğu suçlardan zarar gören mağdurlar, hayatta kalanlar ve aileleriyle dayanışma içinde olduğunu” belirtti.

Açıklamada “yargı tespitlerinin kesin biçimde ortaya koydukları olguların tarihsel kaydın bir parçasını oluşturduğunu” belirten Guterres, iktidardaki herkese, yargılanmış olan suçların ciddiyetini inkâr etmekten kaçınma çağrısını yineledi.

Guterres ayrıca, “Srebrenica Soykırımı’nın tarihsel bir olay olarak inkâr edilmesini ve uluslararası mahkemeler tarafından savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırımdan mahkûm edilenleri yücelten her türlü eylemi şiddetle kınadığını” belirtti.

Dodik: Bu bir cinayet

Republika Srpska’nın Bağımsız Sosyal Demokratlar İttifakı (SDSN) partisinin Genel Başkanı, Republika Srpska eski Cumhurbaşkanı, Bosna-Hersek’te Sırp milliyetçiliğinin önde gelen isimlerinden ve halihazırda siyasi yasaklı olan Milorad Dodik, Mladić’in ölümü üzerine “Bu bir cinayet. Mladić’e Sırp milleti tarafından saygı duyuluyordu. Bir komutan olarak Sırpları savunmak için mücadele etti,” dedi.

Šešelj: Mladić şeytanlara karşı savaştı

Aşırı sağcı savaş suçlusu Vojislav Šešelj*, Mladić için yaptığı açıklamada “Mladić şeytanlara karşı uzun zaman savaştı. Onun ölümünü iki veya üç yıl önce bekliyorlardı ama o pes etmedi… Onu öldürdüler,” ifadelerini kullandı.

* Vojislav Šešelj, aşırı sağcı Sırp Radikal Partisi’nin (SRS) kurucusudur. Yugoslavya’nın dağılma sürecinde Hırvatistan ve Bosna-Hersek’te işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan dolayı ICTY tarafından Ocak 2003’te suçlanan Šešelj, Şubat 2003’te hakim tarafından suçlamalar onaylanınca Lahey’e giderek teslim oldu. 11 yıl 9 ay ICTY gözetiminde kalan Šešelj’in 2014’te kanser tedavisi için Sırbistan’a dönmesine izin verildi. Sonrasında milletvekili de olan Šešelj 2016’da beraat etse de 2018’de beraat kararı temyizde bozuldu. Fakat Šešelj, tekrar hapse girmedi.

Rusya: Mladić’in sağlık hakkı ihlal edildi

Rusya Dışişleri Bakanlığı Facebook üzerinden, Rusya’nın Belgrad Büyükelçiliği ise X hesabı üzerinden Mladić’in ölümü üzerine açıklamalarda bulundular.

Rusya Dışişleri Bakanlığı, “Rusya tarafı, düzenli biçimde Mladić’in Lahey’deki davasını işaret etmiştir. Tutukluluk şartlarına sağlık ve yeterli tedavi gibi temel ihtiyaçlarına saygı duyulmaması da eklenmiştir,” derken Rusya’nın Belgrad Büyükelçiliği tarafından “General Ratko Mladić’in vefatı münasebetiyle ailesine ve yakınlarına içten taziyelerimizi sunarız,” denildi.

Ratko Mladić kimdir?

Ratko Mladić, 1942’de Bosna-Hersek’in Božanovići köyünde doğdu ve Yugoslav Halk Ordusu’nda generalliğe kadar yükseldi. Bosna Savaşı’yla birlikte yeni kurulan Bosnalı Sırp ordusunun (Vojske Republike Srpske-VRS) başkomutanı oldu. Yaklaşık dört yıl süren Sarajevo kuşatması ve Srebrenica’da yaşanan soykırım başta olmak üzere, ordunun eylemlerinden sorumlu en üst düzey askerî figürlerdendi. Savaşın ardından yıllarca firari olarak saklandı ve ancak Mayıs 2011’de Sırbistan’da yakalanarak Lahey’e teslim edildi.

Mladić, ICTY tarafından 2017’de, Srebrenica Soykırımı, insanlığa karşı suçlar ve savaş hukukunun ihlalinden suçlu bulunarak müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Bu ceza, 2021’de temyiz aşamasında da onandı. Mladić, cezasını çekmekteyken uzun süredir devam eden sağlık sorunları nedeniyle Lahey’de BM gözetiminde hastanede 27 Ağustos 2026’da öldü.

Nepal’de düşen buzulun yarattığı selde 389 kişi hayatını kaybetti

26 Ağustos çarşamba sabahı Nepal’in Tibet sınırına yakın Rasuwa’da bulunan Bhotekoshi nehrinde ani şiddetli sel meydana geldi. Nepal polisine göre en az 389 kişi hayatını kaybederken en az 1500 kişi ise hala kayıp. Başta depremden kaynaklandığı düşünülen sel, Himalayalardan düşen buzul parçasının etkisiyle gerçekleşti. Uzmanlar bu afetin küresel ısınma kaynaklı arka planına dikkat çekti.

Fotoğraf: The Kathmandu Post

Amerika Birleşik Devletleri Jeoloji Araştırma Kurumu (USGS) 26 Ağustos Nepal yerel saatiyle sabah 08.37, Çin standart saatiyle 10.52’de Çin ve Nepal sınırına yakın bir bölgede 5.2 büyüklüğünde bir sismik hareket saptadı. USGS, bu sismik hareketin önce 4.4 boyutunda bir deprem olduğunu duyurdu. Sonrasında sismik dalgalanmanın kaynağının ve yakınlardaki sismik istasyonların, uzun dönem sismik dalgalanmalarının ve uydu görüntülerinin incelenmesiyle Himalayalardan bir buzul parçasının düşmesi olduğuna ulaşıldı.

Su kaynakları uzmanı Santosh Nepal, bir buz, kar ve kaya karışımının yaklaşık 5.500 metreden yaklaşık 3.000 metreye düştüğünü tahmin ettiğini söyledi. Nepal, “Görünüşe göre bir kar ve buz kütlesi yaklaşık 5.000 metreden yaklaşık 3.000 metre yüksekliğe düştü” dedi. “Bu kadar yüksekten düştüğü için muazzam bir enerji ürettiğini tahmin ediyoruz” diye belirtti.

Bir dağ nehrine düşen bu parçanın enkaz ve çamuru beraberinde sürüklemesiyle nehir taştı. Saniyede 50 metre hızda hareket eden akıntı kısa süre içerisinde yaşam alanlarını yok eden şiddetli bir sele sebep oldu. Sel, Nepal’in sınır bölgelerindeki çeşitli yolları köprüleri, evleri ve elektrik altyapı projelerini yok etti. Tibet sınırındaki Gyriong Limanı’nı da etkiledi. Bölgeye giden yolları, iletişimi ve elektrik bağlantılarını kesen bir toprak kaymasını tetikledi.

Nepal polisinin aktardığına göre, sel en az 389 kişinin hayatına mal olurken yaklaşık 1.500 kişinin akıbeti hala bilinmiyor.

Selin arka planında iklim değişikliği var

Calgary Üniversitesi’nde doçent olan yer bilimcisi Dan Shugar, incelediği uydu görüntülerine göre felaketten önceki 24 saat içinde büyük miktarda kar eridiğini söyledi.

“Vadideki buzulların bir kısmı dün karla kaplıydı ve bugün çoğunlukla çıplak buz. Yani, başka bir deyişle (ve henüz herhangi bir hava durumu istasyonu verisi görmedim), muhtemelen sıcaktı,” dedi.

Birleşmiş Milletler (BM), 2023’te Nepal’in karla kaplı dağlarının küresel ısınma nedeniyle en az son 30 yıl içinde buzlarının üçte birine yakınını kaybettiğini söylemişti.

Yeni Zelanda’daki “Dağlardan Denize” programının baş bilim insanı jeolojik haritalama, yapısal jeoloji, tektonik ve sıvı akışı alanlarında uzman Simon Cox, “İklim değişikliği, yüksek dağ kayalarını ve buzu istikrarsızlaştırabilecek koşullar yaratıyor” dedi.

Uzmanlar iklim değişikliğini bu olayın tek tetikleyicisi olarak tanımlamamanın gerektiğini söyledi. Aynı zamanda iklim değişikliğinin yüksek dağ kayasını ve buzu istikrarsızlaştırabilecek koşullar yarattığını ve bu hafta görülen türden çöküşleri ve basamaklı tehlikeleri daha sık hale getirdiğini belirtti.

Cox, ısınmanın dik yamaçlarda buz desteğini azaltabileceğini, eriyen suyu artırabileceğini ve dağ yamaçlarını zayıflatabilecek ve bazı noktalarda büyük çöküşleri daha olası hale getirebilecek donma, çözülme ve yağış modellerini değiştirebileceğini de sözlerine ekledi.

Rasuwa’nın üzerinde yeni bir göl oluştu

Uzmanlar, kar ve buz kütlesinin yokuş aşağı aktığına ve bir sele dönüştüğüne, çığ alanının altında büyük bir çöküntü yaratıldığına ve daha sonra orada su birikerek bir göl oluşturduğunu belirtiyor.

Çin medyasına göre ise göl, Lhende Khola’ya akan Chhochen Khola ve Purepu Tsangpo nehirlerinin altında oluştu. Lhende Khola, Rasuwagadhi’de Kerung Khola’ya katıldı. Çin’in Su Kaynakları Bakanlığı’na atıfta bulunan Global Times, perşembe gününe kadar yaklaşık 2 milyon metreküp su biriktiğini bildirdi. Çin devlet televizyonu, önümüzdeki iki ila üç gün içinde 1 milyon metreküp daha birikebileceği ve hacmi potansiyel olarak yaklaşık 3 milyon metreküpe çıkarabileceği konusunda uyardı. Çinli yetkililer, gölü tutan doğal barajın kırılabileceği konusunda uyardı. Nepal’in Ulusal Afet Riskini Azaltma ve Yönetim Otoritesi (NDRRMA) de gölün oluşumunu ve genişlemesini doğruladı.

Yaklaşık 0,11 kilometrekareyi kapsayan gölün başka bir sele neden olabileceği riski de bulunuyor. NDRRMA, doğal barajın kırılabileceğini ve aşağı yönde başka bir büyük seli tetikleyebileceğini söyledi. Yetkililer, aşağı akış bölgelerindeki sakinleri ve ilgili tüm kurumları tetikte kalmaya ve gerekli önlemleri almaya çağırdı.

Çalışmalar sürüyor

Nuwokat’taki durumu değerlendirmek için yaptığı seyahatten başkente dönen Nepal Başbakanı Balendra Şah, sosyal medyada bir açıklama yayınladı. Bölgeye ilişkin değerlendirmelerini aktaran Şah, “etkilenen insanlar, yerel halkın temsilcileri, güvenlik personeli, sağlık çalışanları ve kurtarma ve yardım çalışmalarına dahil olan herkesle” doğrudan konuştuğunu söyledi. “Durum hala zorlayıcı. Tüm devlet kurumları tam kapasiteyle çalışıyor. Şimdiki ilk önceliğimiz her vatandaşın hayatını kurtarmak, kayıpları aramak ve kurtarmak, yaralıları tedavi etmek ve etkilenen ailelere acil yardım sağlamak” dedi.

Nepal yetkilileri kasaba ve vadilerde bulunan binlerce kişiye helikopterlerle acil durum malzemeleri ulaştırdı. Nepal polisi, ölü sayısının 389’a ulaştığını açıkladı. Nepal İçişleri Bakanı Sudhan Gurung, odağın hayatta kalanları bulmaya devam ettiğini söyledi. Kurtarma ekipleri, Trishuli çevresindeki en çok etkilenen bölgede çoğu Tibet’te Hindular ve Budistler tarafından saygı duyulan Kailash dağına giden seyyahlar olmak üzere 100 kayıp Hintli ziyaretçiyi ve 25 Çinli işçiyi buldu. 650’den fazla yabancı turist ise hala kayıp. Nepalli yetkililerin ise kayıp yerlilerin sayısını henüz belirlemediği biliniyor.

Savaşlarda veya afetlerde yaralananlara yardım eden uluslararası insani yardım ağı Kızılhaç ise sel sonucu tüm köylerin yok edildiğini ve geçilmeyecek durumda olan yol ve köprülerden dolayı ekiplerin hareket edemediğini ve en az 10 bin ailenin yerinden edildiğini belirtti.

Kaynak: Reuters, Online Khabar, BBC

*Bu haber, Niha+ stajyeri Gökçe Bayrak tarafından hazırlandı.

ABD Suriye’yi “teröre destek veren ülkeler” arasından çıkardı

ABD Dışişleri Bakanlığı, Suriye’yi “teröre destek veren ülkeler” listesinden çıkardığını duyurdu. ABD, geçen sene Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) Yabancı Terör Örgütü statüsünü de kaldırmıştı.

ABD Hazine Bakanlığı’nın pazartesi günü yaptığı açıklamaya göre Dışişleri Bakanlığı Suriye’nin “teröre destek veren ülkeler” listesi arasından kaldırdı. Böylece, statü sebebiyle Suriye’ye ABD dış yardımları, savunma ihracatı ve mali işlemler bakımından gerçekleştirilen kısıtlamaların kalkmasının önü açıldı.

ABD, Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) “Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Terörist” (SDGT) statüsünü de iptal etti. Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), HTŞ’yi “Özel Olarak Belirlenmiş Vatandaşlar ve Engellenen Kişiler” (SDN) listesinden de çıkardı.

ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesinde, Suriye’nin söz konusu listeden çıkarılacağını duyurmuştu.

ABD tarafından 29 Aralık 1979’da oluşturulan bu “teröre destek veren devletler” listesinde şu an İran, Küba ve Kuzey Kore kaldı. Liste ilk oluşturulduğunda, Libya, Irak, Güney Yemen ve Suriye listedeki ilk ülkeler olarak yer almıştı.

Colani’den teşekkür açıklaması

Suriye Cumhurbaşkanı Colani, Suriye’nin kalkınma, yeniden imar ve inşa sürecine girdiğini söyleyerek ABD Başkanı Donald Trump’a teşekkür etti:

“Büyük Suriye halkı, bunu bir kez daha başardınız. Yaptırımlar üzerinizden kaldırıldı ve kısıtlamalar sona erdi. Allah’tan sizlere hizmet etme konusunda bize yardım etmesini diliyorum.”

Şara’nın terör statüsü geçen sene kaldırıldı

ABD Dışişleri Bakanlığı, El Nusra Cephesi’ni (günümüzdeki HTŞ) 2012’de El Kaide’nin Irak koluyla bağlantılı bir yapı olarak terör örgütü sistemine dahil etmişti. Bakanlık, ayrıca Mayıs 2013’te eş-Şara’yı “Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Terörist” olarak listelemişti.

Aralık 2024’te ABD, eş-Şara’nın başına koyduğu 10 milyon dolarlık ödül teklifi iptal etti. ABD Başkanı Donald Trump, 30 Haziran 2025’te, ABD’nin Suriye’ye yaptırımlarını sonlandıran başkanlık kararnamesini imzalamıştı. HTŞ’nin Yabancı Terör Örgütü (FTO) statüsü 8 Temmuz 2025’te kaldırıldı.

El Nusra Cephesi, 2011 yılının sonlarında, Suriye İç Savaşı’nın başlamasının ardından Irak El Kaidesi’nin desteğiyle Ebu Muhammed el-Colani (şu anki adıyla Ahmed eş-Şara) liderliğinde kuruldu. 2013 yılında lideri Cevlani, El Kaide lideri Eymen ez-Zevahiri’ye bağlılık yemin ederek örgütün El Kaide’nin resmi Suriye kolu olduğunu ilan etti. 2016 yılında El Kaide ile örgütsel bağlarını resmi olarak kopardığını açıkladı ve adını “Şam’ın Fethi Cephesi” olarak değiştirdi. Bu yapı, 2017 yılının başlarında diğer muhalif gruplarla birleşerek Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) adını aldı.

OFAC, 7 Kasım 2025’te Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Hüseyin eş-Şara’yı (eski adıyla Ebu Muhammed el-Colani) SDGT listesinden çıkardı. Aynı dönemde, Şara’nın BM yaptırım listesindeki kaydı da Güvenlik Konseyi kararıyla kaldırılmıştı.

Kısaca eş-Şara

Ahmed Hüseyin eş-Şara, 29 Ocak 2025’ten itibaren Suriye cumhurbaşkanı olarak görev yapmaktadır. 1982’de Riyad’da doğmuş ve Şam’da büyümüş olan eş-Şara, 2003’te Irak El-Kaidesi’ne katılmış, 2006-2011 yılları arasında ABD güçlerince hapsedilmiştir. Serbest kaldıktan sonra 2012’de El-Nusra Cephesi’ni (El-Kaide’nin Suriye kolu) kurmuş, 2013’te ABD tarafından küresel terörist ilan edilmiştir.

2016’da El-Kaide ile bağını koparmış ve 2017’de kurduğu HTŞ lideri olmuştur. 2017’de kurulan HTŞ çatısı altında İdlib bölgesinde Suriye Kurtuluş Hükümeti adıyla fiili bir yönetim oluşturmuştur.

HTŞ, Kasım 2024 sonunda Esad rejimini devirerek Suriye’de oluşan geçiş hükümetinin başına geçmiştir. Geçiş sürecinde fiili liderlik yaptıktan sonra Ocak 2025’te Suriye cumhurbaşkanı olmuştur.

Nigel Farage’ın beyhudeliği

“Kendi ara seçimini kurgulamak, bu seçimi kazanmak ve ardından tam da yakasını sıyırmaya çalıştığı parlamento soruşturmasına geri dönmek ne tehditkâr ne de kural yıkıcı bir hareket. Bu tamamen beyhude ve daha da kötüsü, bir alay konusu.”

Nigel Farage, Foto: Kıbrıs Postası

Ash Sarkar tarafından yazılan ve Novara Media‘da yayımlanan bu makaleyi Niha+ okurları için Türkçe’ye çevirdik.

Kültürdeki en güçlü beyhudelik tasviri nedir? Kayayı tepeye kadar yuvarlayıp ardından düşüşünü izleyen Sisyphus vardır. Veya Escher’in sonu gelmeyen inip çıkan merdivenleri. Ancak bu tasvirlerin arasına artık “Farage’ın ara seçimini” de ekleyebiliriz. Her zaman kazanacağı belli olan, siyasi bağışlarla ilgili soruşturmayı yavaşlatmak niyetiyle şov amaçlı bir adaya karşı yapılan ve şimdi de hiçbir şey olmamış gibi kaldığı yerden devam edecek olan, sonucu önceden bilinen bir seçim. Her neyse, en azından hepimiz biraz eğlendik.

Hatırlayacağınız üzere Nigel Farage, mali durumuyla ilgili artan incelemelerin ardından bir öfke patlamasıyla istifa etmişti. Kripto milyarderi Christopher Harborne’dan aldığı 5 milyon sterlinlik bağışı beyan edip etmemesi gerektiğine dair bir parlamento etik soruşturması başlatılmış, bunun yanı sıra George Cottrell’dan da kayıt dışı destek aldığına dair yeni iddialar gündeme gelmişti. Nigel’ın sözlerine bakılırsa bu, Westminster elitlerinin Brahman sınıfı tarafından kurgulanmış gayrimeşru bir kampanyaydı. (Köklü partilerin hiçbirinin aday çıkarmadığı) bir “halka karşı müesses nizam” ara seçimi…

“Çöp tenekesi” olmayan aday için ezici bir zaferdi. Farage, oyların %63’ünden fazlasını alarak Clacton’da kazanmakla kalmadı, çoğunluğuna bin oy daha ekledi. Ancak yine de Dulwich College mezunu lider tatmin olmamıştı. Reform Partisi lideri oy sayımına katılmayı reddetti. GB News tarafından “siyasi Glastonbury” olarak adlandırılan “Farage-Fest” etkinliğinde destekçilerinden oluşan kalabalığa, “Ezici bir zafer kazanmışken sahnede dikilip… birer hiç olan sıradan kişiler tarafından aşağılanmaya ve küçük düşürülmeye hiç niyetim yok” dedi.

Farage’ın hiçbir zaman büyük bir hayranı olmadığımı öğrenmek sizi şaşırtabilir. Ancak siyaseti kendi suretinde yeniden şekillendirme yeteneği inkâr edilemez. Brexit’i yalnızca sağ kesimin ilgi duyduğu niş bir konu olmaktan çıkarıp gerçeğe dönüştürdü, göçmen tekneleri meselesini tek başına siyasetin gündemine soktu ve genel oy hakkının kabulünden bu yana Muhafazakar Parti’ye yönelik tartışmasız en büyük tek tehdit konumunda. Ancak Farage’ın bu yeni halinde, mağdur, huysuz ve biraz da mızmız tavrında, geçmişteki o durdurulamaz siyasi gücüyle pek uyuşmayan bir şeyler var.

Kabul ediyorum, muhtemelen onun hedef kitlesi değilim. Fakat Nigel Farage’ın kurduğu koalisyonun kilit bir parçası olan muhafazakar seçmenler, yavaş yavaş ona sırt çevirmeye başladı. Geçtiğimiz ağustos ayında muhafazakar seçmenler onu %54 oranında olumlu bulurken, bu mart ayında durum tersine dönerek %42 olumluya karşı %53 olumsuz şeklini aldı. İşçi Partisi’nin Burnham etkisiyle yaşadığı mütevazı sıçrama, partiyi uzunca bir süredir ilk kez anketlerde Reform Partisi’nin önüne taşıdı. 2025’in büyük bölümünde ve 2026’nın başlarında siyasi tablo, ne olursa olsun Reform Partisi’nin ilerleyişini sürdürdüğü yönündeydi. Muhafazakar seçmenler Farage’a kayıyor, İşçi Partisi kan kaybediyor ve Reform’un bir sonraki seçimi gerçekten kazanıp kazanamayacağı giderek daha yüksek sesle dile getiriliyordu. Ancak bu gidişat, en azından şimdilik, duraklamış durumda.

Farage hâlâ ülkenin bir sonraki başbakanı olabilir. Ancak o artık infial yaratan ve liberal müesses nizama rest çeken Brexit’in kötü çocuğu değil. Kendi ara seçimini kurgulamak, Kont Binface’e karşı kampanya yürütmek, bu seçimi kazanmak ve ardından tam da yakasını sıyırmaya çalıştığı parlamento soruşturmasına geri dönmek ne tehditkâr ne de kural yıkıcı bir hareket. Bu tamamen beyhude ve daha da kötüsü, bir alay konusu. Farage Clacton’ı kazanmış olabilir, ancak çok daha önemli bir şeyi kaybetti: O eski aurasını.

Latin Amerika’da soldan sağa: Golan kararının ardından yeni tablo

Kolombiya’daki sağcı de la Espriella hükümeti, İsrail’in 1967’den bu yana işgal ettiği Golan Tepeleri üzerindeki hakimiyetini tanıyan ikinci ülke oldu. Kolombiya’nın eski cumhurbaşkanı Gustavo Petro, göreve veda ederken yeni hükümetin İsrail ile ilişkileri normalleştirme vaadini “ulusal onura hakaret” olarak nitelendirmişti. Bu durum, Latin Amerika genelinde 2023’ten bu yana iktidarlarda soldan sağa geçişlerin olduğu dönemi gündeme getirdi.

Kolombiya Dışişleri Bakanlığı’nın ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformunda pazartesi (10 Ağustos) günü yapılan bir açıklamada, Kolombiya hükümetinin, İsrail’in Golan Tepeleri’ndeki “egemenliğini ve dış tehditlere karşı kendini koruma hakkını” tanıdığı belirtildi. Açıklamanın devamında ise bunun “İsrail’in ulusal savunması ile vatandaşlarını koruma kapasitesinin temel bir unsuru” olduğu vurgulandı.

Bu şekilde Kolombiya hükümeti, İsrail’in Golan Tepeleri üzerindeki hakimiyetini tanıyan ikinci ülke oldu.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Kolombiya’nın bu adımı atmasından memnun olduklarını belirterek, Kolombiya Devlet Başkanı Abelardo de la Espriella’ya teşekkür etti.

Golan Bölge Konseyi Başkanı Ori Kallner, bu tanıma nedeniyle Kolombiya’yı tebrik etti. Kallner, bu tanıma işlemini “ahlaki, diplomatik ve stratejik açıdan doğru ve adil” olarak nitelendirdi.

Sağcı de la Espriella hükümeti

Kolombiya’da 24 Haziran’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunu, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıkça desteklediği sağcı aday Abelardo de la Espriella, iktidardaki Tarihsel Pakt İttifakı’nın adayı ve solcu Iván Cepeda’yı yaklaşık 250 bin oy farkla (yüzde 49,65’e karşı yüzde 48,70) geride bırakarak kazandı. Suçla mücadele, kamu harcamalarının kısılması ve petrol-doğalgaz sektörünün büyütülmesi vaatleriyle kampanya yürüten de la Espriella, 7 Ağustos’ta görevi devralarak Gustavo Petro’nun dört yıllık iktidarına son verdi. Petro, göreve veda ederken yeni hükümetin İsrail ile ilişkileri normalleştirme vaadini “ulusal onura hakaret” olarak nitelendirmişti.

Venezuela’da Hugo Chavez’in seçimle iktidara geldiği 1998 yılından itibaren bu sol hükümetlerin iktidara geldiği “Pembe Dalga” (Marea Rosa) adlı bir süreç yaşanmıştı. Fakat bu sol hareketler için gelecek, bugün eskisi kadar parlak görünmüyor. Tüm dünyada olduğu gibi Latin Amerika’da da aşırı-sağ her ülkeyi farklı şekilde etkiliyor.

Kolombiya’daki iktidar değişimi, Latin Amerika genelinde 2023’ten bu yana yaşanan sol iktidarlardan sağ iktidarlara geçiş sürecinden bağımsız değil. Özellikle 2025’ten bu yana bölgede yapılan başkanlık seçimlerinin çoğunu sağ veya aşırı sağcı adaylar kazandı.

Donald Trump’ın 7 Mart 2026’da Florida’da topladığı “Amerikalar Kalkanı” zirvesi bu “sağ eğilimin” bir göstergesi. Trump; Arjantin, Şili, El Salvador, Bolivya, Kosta Rika, Ekvador, Honduras, Panama, Paraguay, Dominik Cumhuriyeti ve Trinidad ve Tobago devlet başkanlarını bir araya getirdi. Trump’ın desteğini alan bu iktidarlar, kitlesel tutuklamalar, güvenlik politikaları (polis, ordu, sınır güvenliği) ve hapishane sistemini büyütüyor.

Zaman Çizelgesi

Latin Amerika’da soldan sağa: 2023–2026 arası iktidar değişimleri

Arjantin’den Kolombiya’ya, kıtadaki başkanlık seçimlerinin büyük bölümünü sağ ve liberal-muhafazakâr adaylar kazandı. İşte kronolojik tablo.

Sağcı / muhafazakâr
Liberal / piyasa yanlısı sağ
19 Kasım 2023 — 2. tur
Arjantin Javier Milei Liberter / Liberal

Oyların yüzde 55,8’ini alarak seçildi, 10 Aralık’ta göreve başladı. Ekonomist Milei, kendini “anarko-kapitalist” olarak tanımlıyor, devleti küçültme hedefiyle radikal kemer sıkma politikaları uyguluyor, kamu harcamalarını kesip on binlerce kamu çalışanını işten çıkardı. Milei, İsrail’e açık siyasi destek veriyor, onu Arjantin dış politikasının daha geniş kapsamlı bir yeniden hizalanmasının parçası olarak stratejik bir müttefik şeklinde konumlandırıyor. Ayrıca göreve gelir gelmez Toplumsal Cinsiyet ve Çeşitlilik Bakanlığını kapattı ve şiddeti önleme programlarının bütçesini kesti.

Kasım 2023
Ekvador Daniel Noboa Sağcı

Erken seçimde sol koalisyon adayı Luisa González’i geride bıraktı. 2025’te de “iç silahlı çatışma” ilanı ve suça karşı sert politikalarla yeniden seçildi. Trump yönetimiyle yakın ilişkileri olan Noboa, suçlulara daha sert cezalar verilmesi, milletvekili sayısının 151’den 73’e düşürülmesi ve sınır güvenliğini artırması gibi politikalara sahip olsa da halk bu politikaların çoğunu referandumlarda onaylamıyor.

15 Ağustos 2023 — göreve başlama
Paraguay Santiago Peña Liberal / Muhafazakâr

Uzun süredir iktidardaki muhafazakâr Colorado Parti’den, piyasa ekonomisi ve istikrar vurgusuyla seçildi, bölgedeki en köklü sağ-liberal geleneklerden birini sürdürüyor.

4 Şubat 2024
El Salvador Nayib Bukele Popülist / Otoriter-liberal

Anayasa tartışmalarına rağmen ikinci döneme yüzde 80’in üzerinde oyla seçildi. Bukele’nin çete şiddetine karşı ilan ettiği olağanüstü hal rejimi, Latin Amerika sağının başlıca referanslarından biri haline geldi. Kitlesel tutuklamalar, dev hapishaneler ve yargı süreçlerinin askıya alınmasıyla kurulan bu model, suç oranlarındaki düşüş iddiasıyla pazarlanıyor. Ayrıca kripto para ve serbest piyasa politikalarıyla da bliniyor.

Mayıs 2024
Panama José Raúl Mulino Sağcı

Göç ve güvenlik odaklı kampanyasıyla seçildi. ABD ile sıkı güvenlik ittifakları olan hükümet, Kolombiya sınırında yer alan ve düzensiz göçmenlerin yoğun olarak kullandığı tehlikeli Darién Geçidi ormanlık rotası, asker konuşlandırılarak ve dikenli teller çekilerek kapattı. Emeklilik reformları ve ekonomik kemer sıkma politikaları nedeniyle batı eyaletlerinde patlak veren ölümcül protestolara karşı hükümet yer yer olağanüstü hal (OHAL) ilan etmiş ve sol görüşlü sendika liderlerine yönelik soruşturma süreçleri başlattı.

Mayıs 2024
Dominik Cumhuriyeti Luis Abinader Liberal / Merkez sağ

İlk turda yeniden seçilerek ekonomik istikrar ve piyasa dostu çizgisini sürdürdü.

19 Ekim 2025 — 2. tur
Bolivya Rodrigo Paz Merkez sağ

Sosyalizme Doğru Hareket’in (MAS) neredeyse yirmi yıllık iktidarına son verdi. MAS parlamentoda yalnızca iki sandalyeyle kaldı. Bolivya’nın yeni Başkanı sözü Donald Trump’a getirerek “Dünyanın en önemli hükümetlerinden biriyle yakın bir ilişki kurmayı, 8 Kasım’dan başlayarak çözümlerin bir parçası olmayı ve Bolivya’nın hidrokarbon sıkıntısı çekmemesini sağlamayı” umduğunu söyledi.

30 Kasım 2025
Honduras Nasry Asfura Sağcı

Yüzde 40,3 oyla merkezci rakibi Salvador Nasralla’yı az farkla geçti; sol adayın oyu yüzde 20’nin altında kaldı. Ülkenin rotasını yeniden sağ siyasete, mali kemer sıkma politikalarına ve ABD odaklı dış politikaya çevirdi.

14 Aralık 2025 — 2. tur
Şili José Antonio Kast Sağcı

Komünist Parti adayı Jeannette Jara’ya karşı yüzde 58,2 oyla açık farkla kazandı, diğer başkanlar gibi suç ve göçe karşı sert vaatlerle kampanya yürüttü. Aile köklerinde Nazi Almanyası bağları olduğu iddia edilen Kast, 1972 yılında solcu Devlet Başkanı Salvador Allende’ye karşı yapılan CIA destekli kanlı darbeyle birlikte iktidara gelen General Augusto Pinochet’e olan sempatisini gizleme ihtiyacı duymuyor.

1 Şubat 2026
Kosta Rika Laura Fernández Sağcı

Egemen Halk Partisi adayı olarak seçimi ilk turda kazandı. Bukele tarzında, ülkede yüksek güvenlikli bir mega hapishane inşa etmeyi planlıyor. İktidara geldikten sonra Küba’daki büyükelçiliğini kapattı ve Kübalı diplomatları sınır dışı etti.

21 Haziran 2026 — 2. tur
Kolombiya Abelardo de la Espriella Aşırı sağcı

Trump’ın “tam ve koşulsuz” desteğini alan Espriella, solcu aday Iván Cepeda’yı yüzde 0,3 farkla (yaklaşık 246 bin oy) geçerek Petro döneminin sonunu getirdi. 7 Ağustos’ta göreve başladı, ABD ve İsrail ile ilişkileri güçlendirme ve mega hapishaneler inşa etme sözü verdi. De la Espriella seçim kampanyasını gerilla grupları ve uyuşturucu suçlarıyla sert mücadele söylemi üzerine kurmuştu.

7 Haziran 2026 — 2. tur
Peru Keiko Fujimori Sağcı

Dördüncü adaylığında, solcu Roberto Sánchez’i yaklaşık 50 bin oyla geçerek kazandı. Babası Alberto Fujimori’nin 2000’de görevden ayrılmasının ardından “Fujimorizm”in 26 yıl sonra iktidara dönüşü oldu, 28 Temmuz’da göreve başladı. Fujimori, kampanya boyunca suçla mücadelede sert politikalar izleyeceğini ve bu konuda babasının yöntemlerinden ilham alacağını vurguladı. Alberto Fujimori, görev yaptığı dönemde Maoist örgütlere karşı oluşu ve hiperenflasyonu kontrol altına alması nedeniyle destek toplarken, daha sonra yolsuzluk ve insanlığa karşı suçlardan hüküm giymişti.

Kaynak: Ulusal seçim kurulları, UPI, GIS Reports, Bloomberg, KAS, AA, bianet, Euronews ve ilgili ülkelerin resmi açıklamaları derlenerek hazırlanmıştır.

Ne olmuştu?

İsrail, 1981’de Golan Tepeleri’ni tek taraflı olarak ilhak ettiğini açıklamıştı, ancak ABD hariç uluslararası toplum bu kararı bugüne kadar tanımamıştı. ABD Başkanı Donald Trump, 45. ABD Başkanı olduktan sonra 25 Mart 2019’da Suriye toprağı Golan Tepeleri üzerindeki “İsrail egemenliğini tanıdıklarını” açıklamıştı.

Temmuz ayında Kolombiya, diplomatik ilişkilerin tam olarak yeniden kurulmasını, büyükelçilerin derhal atanmasını ve Kolombiya büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınmasını kararlaştırmıştı. Kolombiya ayrıca, Güney Afrika’nın İsrail’e karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı davadan da çekildi. Bu davada Güney Afrika, İsrail’i Gazze’deki İsrail-Hamas savaşı sırasında soykırım işlemekle suçlamıştı.

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.