Dilovası ailelerinin adalet nöbeti sonuç getirdi

7 işçinin yaşamını yitirdiği Dilovası Katliamı’nın ardından ailelerin başlattığı adalet nöbeti sonucunda aralarında Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı Necati Temiz’in de olduğu 7 kamu görevlisi tutuklandı. Kararı değerlendiren dava avukatı Umutcan Tarcan cezasızlık rejiminin sokaktaki kararlılıkla aşıldığını belirtirken patlamada ailesini kaybeden Emine Bulut ise 7 aydır ilk defa mutlu olduğunu söyledi.

Mağdur aileleri 20 Mayıs’taki duruşma öncesinde basın açıklaması yaptı, Fotoğraf: Abbas Vural / Niha+

Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde faaliyet gösteren Ravive Kozmetik fabrikasında 8 Kasım 2025 tarihinde 3’ü çocuk 7 işçinin yaşamını yitirmesine sebep olan patlamanın ardından hayatını kaybeden işçilerin ailelerinin iki hafta önce Gebze Meydanı’nda adalet nöbetine başlaması sonuç getirdi.

Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı dün (25 Haziran) aralarında Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı Necati Temiz’in de olduğu yedi müdür ve bir zabıta personeli hakkında yakalama, arama ve el koyma kararı verdi. Bu karar doğrultusunda dün gözaltına alınan sekiz kişiden yedisi bu sabah denetim ve sorumluluk ihmalinden tutuklandı.

Tutuklananlar alınanlar arasında Dilovası Belediyesi Başkan Yardımcısı Necati Temiz, Dilovası Belediyesi Eski Yapı Kontrol Müdürü Cihan Sorgucu, Dilovası Belediyesi Eski İmar ve Şehircilik Müdürü (Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı) Hüseyin Öztürk, Dilovası Belediyesi Eski Yapı Kontrol Müdürü Selim San, Dilovası Belediyesi Yapı Kontrol Müdürü Muammer Telli, Dilovası Belediyesi Eski Zabıta Müdürü Cengiz Taşdemir ve Dilovası Belediyesi Zabıta Müdür V. Nizamettin Balcı bulunuyor.

Av. Tarcan: “Aileler mücadeleyi sokağa taşıdı”

Niha+’ya konuşan dava avukatlarından Umutcan Tarcan gözaltıların işçi ailelerinin kararlı mücadelesinin sonucu olduğunu savundu.

Avukat Umutcan Tarcan, Fotoğraf: Kocaeli Üniversitesi

Türkiye’de pek çok iş cinayeti işlendiğini belirten Tarcan, avukatlık pratiği olarak da, politik pratiklerde de en çok karşılaştıkları konunun iş cinayeti davalarında hem kamu görevlileri hakkında soruşturma izni dahi verilmemesi hem de düzenli olarak bir cezasızlık rejiminin dayatılması olduğunu savundu.

Bunu aşmanın yolunun da sadece mahkemelerde mücadele etmekten değil, mücadeleyi sokağa taşımaktan geçtiğini söyleyen Tarcan, Dilovası ailelerinin de bunu başardığını vurguladı:

“Çok uzun süredir, neredeyse katliamın yaşandığı günden bu yana sadece hukuki mücadeleyi değil, fiili politik mücadeleyi de çok kitlesel, başarılı bir şekilde yürütüyorlar. Eğer böyle bir kamuoyu baskısı oluşturulmasaydı, geçmişte yaşadığımız pek çok deneyimde olduğu gibi yine dosyanın kamu görevlilerinin hiçbir şekilde yargılanmadığı, patronlarla iktidar bürokrasisi arasındaki ilişkinin teşhir edilmediği bir zeminde, kamuoyundan kaçırılarak yürütüleceği pek olasıydı.”

“Tahliyeler durdurulmalı”

Dilovası Belediyesi’nde yaşanan tutuklamalarda Dilovası ailelerinin meseleyi kitleselleştirmesinin çok büyük payı olduğunu söyleyen Tarcan, mücadeleyi devam ettirmenin de gerekli olduğunu belirtti. Dilovası Belediyesi’nin yanı sıra Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Sosyal Güvenlik Kurumu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı gibi kurumların da sorumluluğu olduğunu söyleyen Tarcan, bu nedenle mücadeleyi, politik zeminde de yürüterek bunun devamlılığını sağlamak gerektiğinin altını çizdi.

Tarcan, ailelerin diğer taleplerini de anlattı:

“Aynı şekilde başka talepler de var. Onların da dile getirildiği bir süreç yaşayacağız önümüzdeki dönemde. Bunların başında bu davanın kamuoyundan kaçırılmasının önüne geçilmesi geliyor. Bir an önce davanın Gebze’ye taşınması ve Gebze’de devam ettirilmesi, cezaevi koridorlarından kurtarılması gerekiyor. Ali Osman Akat hakkında da zaten yaşanan güncel gelişmelerden biri o. Öldürme suçundan bir soruşturma başlatıldığını öğrendik. O soruşturmanın en kısa süre içinde tamamlanarak onun da öldürme suçundan yargılanıyor olması gerekiyor. Tahliyelerin durdurulması gerekiyor.”

Emine Bulut: “7 aydır hiç bu kadar mutlu olmamıştım”

Patlamada annesi ve ablasını kaybeden Emine Bulut da duygu ve düşüncelerini Niha+ ile paylaştı:

“Son dönemde hiç bu kadar mutlu olmamıştım. 7 aydır gülmeyen yüzüm iki gündür hep gülüyor. Şükürler olsun. Bu günleri de gördük. Adalet yerini bulmaya başladı. Daha doğrusu adaletin mücadelemizle yerine gelmeye başladığını görmeye başladık.”

Emine Bulut, Fotoğraf: Nazım Özgün Erbulan

Destek gösterenlere teşekkür de eden Bulut, daha fazlası için mücadeleyi de sürdüreceklerini belirtti:

“Sendikalara, sivil toplum kuruluşlarına, halkımıza, bize yardımcı olan ve kol kanat geren, yanımızda olan tüm basın yayın çalışanlarına ayrı ayrı buradan teşekkür ediyorum. Çok mutluyum. İnşallah daha iyisini de göreceğiz. Umarım dahası da olacak.“

Ne olmuştu?

Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde faaliyet gösteren Ravive Kozmetik fabrikasında 8 Kasım 2025 tarihinde meydana gelen çıkan yangında Tuğba Taşdemir (17) ile kuzeni Nisanur Taşdemir (15), Cansu Esetoğlu (15), Hanım Gülek (52), Esma Gikan (31), Şengül Yılmaz (59) ve Tuncay Yıldız hayatını kaybetmişti. Yaşanan patlama, sadece işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmaması değil, aynı zamanda denetim ile görevli kamu kurumlarının kaçak işletmede kayıt dışı ve çocuk işçi çalıştırılmasına göz yumulması nedeniyle de tartışma yaratmıştı.

Dilovası Katliamı’na yönelik soruşturmada aralarında iş yeri sahiplerinin de bulunduğu yedi kişi tutuklanmış, Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı Necati Temiz, Zabıta Müdür Vekili Nizamettin Balcı ve üç zabıta personeli ise görevlerinden uzaklaştırılmıştı. Tutuklanan sanıklardan birisi olan Kurtuluş Oransal, Ceza İnfaz Kurumu’nda kalp krizi geçirerek yaşamını yitirmişti.

Ravive Kozmetik’te yaşanan patlamaya ilişkin davanın ilk duruşması 24 Mart 2026’da, ikinci duruşması ise 20 Mayıs’ta görüldü. Davanın ikinci duruşmasında verilen ara karar ile 3 sanığın tutukluluğunun devamına karar verilirken 3 sanık ise tahliye edilmişti. Fabrika sahipleri ve yakınlarının “olası kast ile ölüme sebebiyet vermek” ile yargılandığı davada verilen tahliye kararları işçi aileleri ve avukatların tepkisine neden olurken, aileler kamu görevlilerine yönelik bir soruşturmanın bir an önce başlatılması gerektiğine de dikkat çekmişti.

Dilovası Davası’nda 2. duruşma sona erdi: 3 sanık tahliye edildi

Dilovası Davası’nın ikinci duruşmasında verilen ara karar sonucunda üç sanık tahliye edildi. Mahkeme salonunda sanıkların çelişkili konuşmaları ile çocuk işçiden usulsüz ifade alınması tepki topladı. Fabrikada çalışan Rojavalı çocuk işçinin babasının ifadesi, Kürtçe tercüman yerine, Suriye’nin resmi dilinin Arapça olması gerekçesi ile Arapça tercüman eşliğinde alındı.

Mağdur aileleri duruşma öncesinde basın açıklaması yaptı, Foto: Abbas Vural/Niha+

Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde usulsüz şekilde parfümeri üretimi yapan Ravive Kozmetik Fabrikası’nda yaşanan patlama sonucu 3’ü çocuk, 6’sı kadın toplamda 7 işçinin yaşamını yitirdiği olaya ilişkin açılan davanın ikinci duruşması sona erdi.

20 Mayıs günü başlayan ikinci duruşma 21 Mayıs tarihine kadar devam etti. İlk gün duruşmaya gelen firari sanığın tutuklanmasıyla tutuklu sayısı 8’e yükseldi. Tutuksuz sanıkların SEGBIS üzerinden dinlendiği duruşmada, SEGBIS’teki ses sorunu nedeniyle, bağlantı sırasında sanıklar ile mahkeme arasında iletişim sıkıntısı yaşandı. Yine SEGBİS üzerinden bir tanığın dinlendiği sırada ses sorununun giderilememesi üzerine tanığın salonda dinlenmesine karar verildi.

Kandıra Cezaevi Kampüsü’nde görülen duruşmada basın mensuplarının bilgisayar, tablet, telefon vb. ekipmanları kullanması yine engellendi. Duruşma, Gebze Adliyesi’nin kapasitesinin yetersizliği nedeniyle, Kandıra Cezaevi kampüsüne taşınmıştı.

Sanıkların çoğunun bir önceki duruşmadaki ifadesini tekrarladığı duruşmada incelenen telefon kayıtları sanık ifadelerindeki çelişkileri bir kez daha ortaya koydu. Patlama sonrası suçu kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren Kurtuluş Oransal’a atan sanıklar Gökberk Oransal ve Aleyna Oransal’ın arasındaki yazışmalar, fabrikanın yapısı ve üretim süreçleri ile ilgili durumu gözler önüne serdi.

Üretim ruhsatı bulunmayan fabrikada yalnızca dolum yapıldığını iddia eden Gökberk ve Aleyna Oransal çifti arasındaki yazışmalarda Aleyna Oransal, eşi Gökberk Oransal’ın eve geç kalma sebebini sorduğu mesajlaşmada, “Üretim mi var?” diye bir mesaj atmış. Eşi ise “hayır” diye cevap vermiş. Bu durum, fabrikada sadece dolum yapılmadığını, ayrıca üretim yapıldığını da akla getirdi.

Yine Gökberk Oransal’ın Ravive Kozmetik’ten “Bizim fabrika dandik” diye bahsetmesi de dikkat çekti. “Bizim fabrika dandik” kelimesini de sipariş aldıkları bir şirketle kıyaslama yapmak için kullanan Gökberk Oransal’in bu ifadesi üzerine hakim bununla neyi kastettiğini sormuş ve koşulları yetersiz ise niye sipariş aldıklarını sordu. Oransal ise Evyap firmasının normalde kendi üretimini yapan bir firma olduğunu ama yoğun dönemlerinde fason da yaptırabildiğini anlattı.

Annem koruyucu ekipmanları eşimden isterdi”

Mağdurların ifadeleri de fabrikadaki çalışma koşullarını ve ihmalleri bir kez daha gözler önüne serdi.

Ölen işçilerin aileleri ile patlamadan sağ kurtulan işçiler kazandıkları paranın her zaman asgari ücretin altında kaldığını anlatırken sigortasız çalıştırıldıklarını ve siparişlerin yoğun olduğu dönemlerde gece mesailerine kaldıklarını belirtti. Mağdurlar, zaman zaman İsmail Oransal’ın firması için de üretim yaptıklarının bilgisini verdi. Herhangi bir iş güvenliği eğitimi almadıklarını ve koruyucu ekipman verilmediğini söyleyen mağdurlardan Tuğba Dilektaş, fabrikadaki çalışma koşullarına değindi:

“Annem orada kazandığı parayı bana söylerdi. Hiçbir zaman asgari ücrete ulaşmazdı. Ben işten çıkmasını istiyordum. O ise sigorta yapacaklar derdi. 2 sene önce bir kere ziyarete gittim. Koruyucu ekipman vermiyorlardı. Bu nedenle annem eşimden iş kıyafeti isterdi. Çünkü eşimin çalıştığı yerde bu ekipmanlar kolayca temin edilebiliyordu. Ben yaşanan patlamanın son dönemde yoğun bir üretim temposu içerisinde olmalarından kaynaklandığını düşünüyorum. Sanıklardan şikayetçiyim.”

Çocuk işçiden usulsüz ifade alındı

Patlamadan sağ kurtulan 17 yaşındaki işçinin ifadesi, avukatların talebine rağmen psikolog, pedagog ve tercüman olmadan alındı. 18 yaşından küçüklerin ifadelerinin bu şartlar sağlanmadan alınamayacağı hususuna rağmen, Suriye iç savaşı nedeniyle Rojava’dan göç ederek Kocaeli’ye yerleşen ve 2 sene boyunca Ravive Kozmetik’te çalışan Z. H., ifade verdiği esnada dil ve algı bariyeri yaşadı.

Ravive Kozmetik’te sigortasız şekilde paketleme işi yapan çocuk işçinin üretim faaliyetine de şahit olduğunu ve bunun bizzat İsmail Oransal tarafından yapıldığını söylemesi üzerine Z. H., sanık avukatları tarafından birçok yönlendirici soruya maruz bırakıldı.

LC Waikiki, DeFacto, Koton, Altınyıldız, Zara ve Victoria’s Secret gibi markalar için üretim yapıldığını hatırladığını söyleyen işçi, Gökberk Oransal’ın kendi şirketi için de üretim yapıldığını söyledi. Bunun üzerine yönlendirici fotoğraflarla müvekkillerini aklamaya çalışan sanık vekilleri, Z. H.’nin bu durumunu kendi vekillerinin lehine işleyecek şekilde kullanmak istediler. İşçinin kendini ifade etmekte zorlanması üzerine avukatlar, mağdurun ifadesinin usule uygun alınmadığını savunarak mahkeme heyetine itiraz etti. Bursa Barosu avukatının bu konudaki konuşması esnasında sözü kesildi.

Kürtçeye bilinmeyen dil muamelesi

Türkçe bilmeyen Muhammed H.’nin Arapça tercüman eşliğinde dinlenmesi de yargı süreçlerinde Kürtçe’ye yönelik tutumu gösterir nitelikteydi.

Rojavalı babanın Kürtçe konuşması Suriye’nin resmi dilinin Arapça olması gerekçe gösterilerek engellenirken sanık avukatlarının hâkime “Anlamıyorlarsa Kürtçe de sorabilirim” demesine rağmen hâkim bu talebi duymamış gibi davrandı.

Dil bariyerine rağmen kızının sigortasız ve düşük ücret ile çalıştığını doğrulayan Muhammed H. “Ben orada çalışmadım ama kızım şikayetçi ise ben de şikayetçiyim” diyerek kızının cesaretini doğrular bir tavır gösterdi.

3 sanık tahliye edildi

Duruşma çıkışı mağdur ailelerin basın açıklamasından, Foto: Abbas Vural/Niha+

Duruşmada Kocaeli Emniyet Müdürlüğü’ne mensup polis memurları da ifade verdi. Dosya kapsamında sanıkları tutuklayan polisler, hâkimin pek çok sorusuna “bilgim yok” diyerek cevap verirken avukatların sorularına ise cevap vermekte zorlandılar. Ayrıca duruşmanın ikinci gününde İletişim Fakültesi mezunu bir kişinin yangın uzmanı olarak dinlenmesi de tepki topladı. Yangın uzmanının konuşmasında işçileri dışarıya çıkmamakla suçlaması da tepki çekti.

İkinci gün alınan savunmaların ardından Aleyna Oransal suçta hiçbir değişiklik olmamasına rağmen hamileliği gerekçe gösterilerek ev hapsi ile tahliye edildi. Taksirle ölüme sebep olmaktan yargılanan Güven Demirbaş ve Ünal Arslan da tahliye edildiler.

Mahkeme, mağdur avukatlarının dosyayı genişletecek yöndeki taleplerinin hepsini reddetti. Mağdur aileler, duruşma sonunda adliyenin önünde basına açıklamada bulundular. Aileler verilen kararlara tepki göstererek dayanışmayı çağrısı yaptı.

Dilovası Katliamı davası: Zaman aşımına karşı mücadele

Dilovası’nda 7 işçinin hayatını kaybettiği Ravive Kozmetik katliamının duruşması 26 Mart’ta görüldü. Duruşmada salonun basına ve yurttaşlara kapatılması ve sanıkların ifadeleri tartışma yarattı.

Kocaeli’de 3’ü çocuk 7 işçinin yaşamını yitirdiği Ravive Kozmetik katliamına yönelik 8’i tutuklu 16 sanığa açılan davanın ilk duruşması sona erdi. Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kapasite yetersizliğini sebep göstermesi nedeniyle Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında bir sanığın tahliyesine karar verilirken dava 20 Mayıs’a ertelendi.

Sanıklar “üretimde söz hakkı olmadığını” iddia ederek suçu facia sonrası kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren babalarına yüklemeye çalıştı. Sanık patron Altay Ali Oransal’ın “Binlerce kaza oluyor ama ben hiç patronun yargılandığını ya da ifadeye çağrıldığını duymadım” diye savunma yapması çarpıcı bir ifade olarak kayıtlara geçti.

Dört gün süren duruşmanın ilk gününde davayı takip etmeye gelen yurttaşlar duruşma salonuna alınmazken basın çalışanlarının telefon ve kayıt cihazlarını içeri sokması da engellendi.

Basının takibi engellendi

Yurttaşlar “kapasite sorunu nedeniyle Kandıra’ya taşınan davada nasıl yer olmuyor” sorusunu yönelterek yasaklamaları protesto etti. Basını engellemeye yönelik girişimler ise birçok kurum ve siyasetçi tarafından eleştirildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), DEM Parti, Emek Partisi (EMEP) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) gibi partilerin yanı sıra Birleşik Metal-İş Sendikası, İstanbul Barosu, Türk Mimar ve Mühendisler Odaları Birliği (TMMOB) gibi kuruluşlar da davayı takip etti. Kocaeli Kadın Platformu gibi sivil toplum kuruluşlarının davaya katılma talepleri ise reddedildi.

1 sanık tahliye, 7 kişinin tutukluluğu devam

Mağdur aileleri, konuşmalarında çocuklarının sigortasız, güvencesiz ve ağır koşullarda çalıştırıldığını belirterek sanıkların sorumluluğuna dikkat çekerken işçilerin mola ve yemek koşullarına ilişkin görüntüler de mahkemeye delil olarak sunuldu.

Savcılık, tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istese de mahkeme “suçluyu kayırma” nedeniyle tutuklu bulunan Onay Yörüklü’nün tahliyesine karar verdi. 7 sanığın tutukluluğunun devamına karar verilen duruşma 20 Mayıs’a ertelendi. Ayrıca mahkeme, kamu görevlileri hakkındaki soruşturmanın hangi aşamada olduğunun sorulmasını istedi.

Avukat Yetigin: “Türkiye’deki emek rejimi ile de hesaplaşmak zorundayız”

Dava avukatlarından Elif Yetigin de Niha+’ya konuştu:

“8 Kasım 2025’de gerçekleşen bu işçi katliamı dosyasının ilk duruşmasında, dört gün boyunca işçilerin nasıl bir sömürü zincirinin parçası olduğunu anlatmaya çalıştık. Yalnızca şirket sahiplerinin sorumluluklarıyla değil, Türkiye’deki çalışma yaşamının sorunlarıyla da hesaplaştık. Çünkü Dilovası Katliamı gibi her katliam, bir sonraki katliamı tetikliyor. Cezasızlık, başka cezasızlıkları doğuruyor.”

“Bankalara müzekkere yazılması, şirketler arasındaki ilişkilerin daha detaylı incelenmesi gibi taleplerimizin mahkeme tarafından kabul edilmesi önemliydi. Zira sanıklar, teknik olarak şirket sahibi olan ve geçtiğimiz aylarda geçirdiği kalp krizi ile yaşamını yitiren babalarına suçu yükleyerek kendilerini aklamaya çalışıyor.”

Davanın sadece ailenin şirketleri ile sınırlı olmadığını, küresel şirketlerin de üretim faaliyetinde yer aldığını aktaran Yetigin; bu sebeple Lider Kozmetik CEO’sunun da bir sonraki duruşmada dinlenmesine karar verildiğini belirtti.

Kamu görevlileri yönünden devam eden soruşturmanın akıbetinin sorulma kararının önemli olduğunu söyleyen Yetigin, Soma ve Hendek katliamlarında yaşanan zaman aşımı uygulamalarını hatırlatarak benzer bir şeyin yaşanmaması için mücadelemizi edeceklerini belirtti.

Kamuoyunun davayı sahiplenmesinin kritik önemde olduğunu belirten Yetigin, “Bu davada adalet, ancak emekten ve demokrasiden yana olan kamuoyunun desteği ile yerini bulacaktır” dedi.

Ne olmuştu?

8 Kasım 2025’te Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde bulunan Ravive Kozmetik fabrikasında meydana gelen patlama, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularını yeniden gündeme taşımıştı.

Patlama sonucunda 3’ü çocuk olan 7 işçi hayatını kaybetti. Olayın ardından fabrikanın çalışma koşulları, denetim eksiklikleri ve gerekli güvenlik önlemlerinin alınıp alınmadığı tartışma konusu olurken, yaşananlar iş cinayetleri ve denetimsizlik eleştirilerini yeniden gündeme getirdi.

Çalışma Bakanlığı’na ait İŞKUR binasının yanında bulunan üretim atölyesinin daha önce defalarca şikayet edildiği öğrenilmişti. İşletmenin yıllardır sigortasız işçi çalıştırdığı ve iş sağlığı ve işçi güvenliği koşullarının sağlanmadığına ilişkin CİMER şikayetleri ve de basına yansımıştı.

Katliamın ardından tutuklanan sanıklardan birisi olan Kurtuluş Oransal, Ceza İnfaz Kurumu’nda kalp krizi geçirerek yaşamını yitirmişti.

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.