Dilovası Davası’nda 2. duruşma sona erdi: 3 sanık tahliye edildi

Dilovası Davası’nın ikinci duruşmasında verilen ara karar sonucunda üç sanık tahliye edildi. Mahkeme salonunda sanıkların çelişkili konuşmaları ile çocuk işçiden usulsüz ifade alınması tepki topladı. Fabrikada çalışan Rojavalı çocuk işçinin babasının ifadesi, Kürtçe tercüman yerine, Suriye’nin resmi dilinin Arapça olması gerekçesi ile Arapça tercüman eşliğinde alındı.

Mağdur aileleri duruşma öncesinde basın açıklaması yaptı, Foto: Abbas Vural/Niha+

Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde usulsüz şekilde parfümeri üretimi yapan Ravive Kozmetik Fabrikası’nda yaşanan patlama sonucu 3’ü çocuk, 6’sı kadın toplamda 7 işçinin yaşamını yitirdiği olaya ilişkin açılan davanın ikinci duruşması sona erdi.

20 Mayıs günü başlayan ikinci duruşma 21 Mayıs tarihine kadar devam etti. İlk gün duruşmaya gelen firari sanığın tutuklanmasıyla tutuklu sayısı 8’e yükseldi. Tutuksuz sanıkların SEGBIS üzerinden dinlendiği duruşmada, SEGBIS’teki ses sorunu nedeniyle, bağlantı sırasında sanıklar ile mahkeme arasında iletişim sıkıntısı yaşandı. Yine SEGBİS üzerinden bir tanığın dinlendiği sırada ses sorununun giderilememesi üzerine tanığın salonda dinlenmesine karar verildi.

Kandıra Cezaevi Kampüsü’nde görülen duruşmada basın mensuplarının bilgisayar, tablet, telefon vb. ekipmanları kullanması yine engellendi. Duruşma, Gebze Adliyesi’nin kapasitesinin yetersizliği nedeniyle, Kandıra Cezaevi kampüsüne taşınmıştı.

Sanıkların çoğunun bir önceki duruşmadaki ifadesini tekrarladığı duruşmada incelenen telefon kayıtları sanık ifadelerindeki çelişkileri bir kez daha ortaya koydu. Patlama sonrası suçu kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren Kurtuluş Oransal’a atan sanıklar Gökberk Oransal ve Aleyna Oransal’ın arasındaki yazışmalar, fabrikanın yapısı ve üretim süreçleri ile ilgili durumu gözler önüne serdi.

Üretim ruhsatı bulunmayan fabrikada yalnızca dolum yapıldığını iddia eden Gökberk ve Aleyna Oransal çifti arasındaki yazışmalarda Aleyna Oransal, eşi Gökberk Oransal’ın eve geç kalma sebebini sorduğu mesajlaşmada, “Üretim mi var?” diye bir mesaj atmış. Eşi ise “hayır” diye cevap vermiş. Bu durum, fabrikada sadece dolum yapılmadığını, ayrıca üretim yapıldığını da akla getirdi.

Yine Gökberk Oransal’ın Ravive Kozmetik’ten “Bizim fabrika dandik” diye bahsetmesi de dikkat çekti. “Bizim fabrika dandik” kelimesini de sipariş aldıkları bir şirketle kıyaslama yapmak için kullanan Gökberk Oransal’in bu ifadesi üzerine hakim bununla neyi kastettiğini sormuş ve koşulları yetersiz ise niye sipariş aldıklarını sordu. Oransal ise Evyap firmasının normalde kendi üretimini yapan bir firma olduğunu ama yoğun dönemlerinde fason da yaptırabildiğini anlattı.

Annem koruyucu ekipmanları eşimden isterdi”

Mağdurların ifadeleri de fabrikadaki çalışma koşullarını ve ihmalleri bir kez daha gözler önüne serdi.

Ölen işçilerin aileleri ile patlamadan sağ kurtulan işçiler kazandıkları paranın her zaman asgari ücretin altında kaldığını anlatırken sigortasız çalıştırıldıklarını ve siparişlerin yoğun olduğu dönemlerde gece mesailerine kaldıklarını belirtti. Mağdurlar, zaman zaman İsmail Oransal’ın firması için de üretim yaptıklarının bilgisini verdi. Herhangi bir iş güvenliği eğitimi almadıklarını ve koruyucu ekipman verilmediğini söyleyen mağdurlardan Tuğba Dilektaş, fabrikadaki çalışma koşullarına değindi:

“Annem orada kazandığı parayı bana söylerdi. Hiçbir zaman asgari ücrete ulaşmazdı. Ben işten çıkmasını istiyordum. O ise sigorta yapacaklar derdi. 2 sene önce bir kere ziyarete gittim. Koruyucu ekipman vermiyorlardı. Bu nedenle annem eşimden iş kıyafeti isterdi. Çünkü eşimin çalıştığı yerde bu ekipmanlar kolayca temin edilebiliyordu. Ben yaşanan patlamanın son dönemde yoğun bir üretim temposu içerisinde olmalarından kaynaklandığını düşünüyorum. Sanıklardan şikayetçiyim.”

Çocuk işçiden usulsüz ifade alındı

Patlamadan sağ kurtulan 17 yaşındaki işçinin ifadesi, avukatların talebine rağmen psikolog, pedagog ve tercüman olmadan alındı. 18 yaşından küçüklerin ifadelerinin bu şartlar sağlanmadan alınamayacağı hususuna rağmen, Suriye iç savaşı nedeniyle Rojava’dan göç ederek Kocaeli’ye yerleşen ve 2 sene boyunca Ravive Kozmetik’te çalışan Z. H., ifade verdiği esnada dil ve algı bariyeri yaşadı.

Ravive Kozmetik’te sigortasız şekilde paketleme işi yapan çocuk işçinin üretim faaliyetine de şahit olduğunu ve bunun bizzat İsmail Oransal tarafından yapıldığını söylemesi üzerine Z. H., sanık avukatları tarafından birçok yönlendirici soruya maruz bırakıldı.

LC Waikiki, DeFacto, Koton, Altınyıldız, Zara ve Victoria’s Secret gibi markalar için üretim yapıldığını hatırladığını söyleyen işçi, Gökberk Oransal’ın kendi şirketi için de üretim yapıldığını söyledi. Bunun üzerine yönlendirici fotoğraflarla müvekkillerini aklamaya çalışan sanık vekilleri, Z. H.’nin bu durumunu kendi vekillerinin lehine işleyecek şekilde kullanmak istediler. İşçinin kendini ifade etmekte zorlanması üzerine avukatlar, mağdurun ifadesinin usule uygun alınmadığını savunarak mahkeme heyetine itiraz etti. Bursa Barosu avukatının bu konudaki konuşması esnasında sözü kesildi.

Kürtçeye bilinmeyen dil muamelesi

Türkçe bilmeyen Muhammed H.’nin Arapça tercüman eşliğinde dinlenmesi de yargı süreçlerinde Kürtçe’ye yönelik tutumu gösterir nitelikteydi.

Rojavalı babanın Kürtçe konuşması Suriye’nin resmi dilinin Arapça olması gerekçe gösterilerek engellenirken sanık avukatlarının hâkime “Anlamıyorlarsa Kürtçe de sorabilirim” demesine rağmen hâkim bu talebi duymamış gibi davrandı.

Dil bariyerine rağmen kızının sigortasız ve düşük ücret ile çalıştığını doğrulayan Muhammed H. “Ben orada çalışmadım ama kızım şikayetçi ise ben de şikayetçiyim” diyerek kızının cesaretini doğrular bir tavır gösterdi.

3 sanık tahliye edildi

Duruşma çıkışı mağdur ailelerin basın açıklamasından, Foto: Abbas Vural/Niha+

Duruşmada Kocaeli Emniyet Müdürlüğü’ne mensup polis memurları da ifade verdi. Dosya kapsamında sanıkları tutuklayan polisler, hâkimin pek çok sorusuna “bilgim yok” diyerek cevap verirken avukatların sorularına ise cevap vermekte zorlandılar. Ayrıca duruşmanın ikinci gününde İletişim Fakültesi mezunu bir kişinin yangın uzmanı olarak dinlenmesi de tepki topladı. Yangın uzmanının konuşmasında işçileri dışarıya çıkmamakla suçlaması da tepki çekti.

İkinci gün alınan savunmaların ardından Aleyna Oransal suçta hiçbir değişiklik olmamasına rağmen hamileliği gerekçe gösterilerek ev hapsi ile tahliye edildi. Taksirle ölüme sebep olmaktan yargılanan Güven Demirbaş ve Ünal Arslan da tahliye edildiler.

Mahkeme, mağdur avukatlarının dosyayı genişletecek yöndeki taleplerinin hepsini reddetti. Mağdur aileler, duruşma sonunda adliyenin önünde basına açıklamada bulundular. Aileler verilen kararlara tepki göstererek dayanışmayı çağrısı yaptı.

1 Mayıs kutlamaları: İzmit ve Gebze’de işçiler yağmurlu havayı dinlemedi

İşçi sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs Türkiye’nin işçi nüfusu en yoğun şehirlerinden Gebze ve İzmit’te sendikaların çağrısıyla bir araya gelen işçiler tarafından kutlandı.

Fotoğraf: Abbas Vural / Niha+

Türkiye’nin işçi nüfusunun yoğun kentlerinden Gebze ve İzmit’te 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü kutlandı.

Gebze Sendikalar Birliği’nin çağrısıyla Gebze Kent Meydanı’nda yapılan kutlama, yağışlı havaya rağmen büyük bir coşku ve kitlesel bir katılımla gerçekleşirken binlerce işçi, sloganlar eşliğinde yürüyerek çalışma koşulları ile ilgili mesajlar verdi.

Türk-İş, DİSK, KESK, Birleşik Kamu-İş ve TMMOB’a bağlı sendika ve meslek odalarının bir araya gelerek oluşturduğu Gebze Sendikalar Birliği’nin çağrısıyla düzenlenen kutlamada işçiler, sabah 09.30’da Trafo Meydanı’nda toplanarak kortejler oluşturdu. Her fabrikanın kendi kortejini oluşturmasının ardından işçiler, Gebze Kent Meydanı’na yürüdü.

Gebze’deki kutlamalara DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş ve Türk-İş’e bağlı Petrol-İş üyesi işçiler damgasını vururken çoğunluğunu bu iki sendikadan işçilerin oluşturduğu yaklaşık 10 bin işçi katıldı.

İzmit’teki yürüyüşe lastik işçileri damga vurdu

Gebze’deki kutlamaların yanı sıra İzmit’te de işçiler alandaydı.

Kocaeli Emek ve Demokrasi Platformu’nun çağrısıyla 13.30’da İzmit İnsan Hakları Parkı’nda toplanan sendikalar, siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri, mitingin gerçekleştirileceği Real AVM otoparkına yürüdü.

Fotoğraf: Abbas Vural / Niha+

Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmeleri arabuluculuk sürecinde olan DİSK’e bağlı Lastik-İş üyesi binden fazla işçinin coşkusu yürüyüşe damga vurdu. İşçiler yoğun katılımıyla toplu iş sözleşmesi sürecine sahip çıktıklarını gösterdi.

Yürüyüş boyunca “Sermayeye değil, emekçiye bütçe” ve “Her yer Taksim, her yer direniş” sloganları ön plana çıktı. DİSK’e bağlı Emekliler Sendikası üyeleri miting alanının girişinde baretlerini yere vurarak geçtiğimiz günlerde ödenmeyen maaşları için mücadele ederek önemli bir kazanım elde eden Doruk Madencilik işçilerine “Madenciler kazandı, sıra bizde” sloganlarıyla dayanışma mesajı yolladı.

Geniş kesimler talepleriyle yan yana geldi

Emek Partisi (EMEP) “Savaşa ve sömürüye karşı, birlik mücadele ve dayanışma” pankartıyla yürüyüşe katılırken, grevdeki Bekaert işçilerine ve sözleşme görüşmeleri süren binlerce lastik işçisine destek pankartları taşıdı. Vartolular ve Dersimliler Derneği Varto’da yapılması planlanan JES projesini protesto edererek, “Havama, suyuma, toprağıma dokunma” sloganlarıyla yürüdü. Türkiye İşçi Partisi (TİP) Kocaeli İl Örgütü ise Dilovası Ravive Kozmetik’te hayatını kaybeden işçilerin fotoğraflarının yer aldığı pankartla alana girdi.

Emek ve Demokrasi Platformu adına yapılan açıklamada, iktidar tarafından uygulanan yasaklamaların, hukuksuzlukların ve baskıların son bulduğu, eşit yurttaşlığın, barışın ve kardeşliğin hâkim olduğu bir ülke isteği dile getirilirken ücretlerin enflasyon karşısında erimesine ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı mücadele vurgusu yapıldı.

Fotoğraf: Abbas Vural / Niha+

Gençlerin katılımı azaldı, işçilerinki arttı

Açıklamada, iş cinayetlerinin önlenmesi için güvenli çalışma koşullarının sağlanması, eğitim, sağlık ve tüm temel hakların parasız, nitelikli ve erişilebilir hâle getirilmesi, gençlerin ülkeye dair umudunu yitirmemesi ve emeklilerin insanca yaşam koşullarına kavuşması gerektiği ifade edildi. Ayrıca, doğanın ve kentlerin talanına karşı birlikte mücadele çağrısı yapıldı.

Geçtiğimiz sene 19 Mart eylemlerinin yarattığı koşullarda gerçekleşen İzmit 1 Mayıs’ına bu sene gençlerin ve gençlik örgütlerinin katılımının az olduğu görülürken işçilerin yoğun katılımı damga vurdu. Gebze’de de geçtiğimiz yılın aksine farklı konfederasyonlara ait sendikalar ortaklaşarak yerel bir kutlama kararı aldı.