Özel Sektör Öğretmenleri: Çocuklarımıza aydınlık bir gelecek istiyoruz

Özel sektör öğretmenleri, taban maaş ve güvenceli çalışma talebiyle sürdürdükleri açlık grevinde bir haftayı geride bıraktı. Babalar Günü’nde konuşan öğretmenler, tüm baskı ve müdahalelere rağmen çocuklarına daha adil bir gelecek bırakmak için mücadeleden vazgeçmeyeceklerini ifade etti.

Foto: Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası

Özel sektör öğretmenlerinin başlattığı açlık grevi, bir haftayı geride bıraktı.

Taban maaş, güvenceli sözleşme, adil atama ve daha iyi çalışma koşulları gibi hakları için Ankara’ya giden Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri, yıllardır karşılanmayan talepleri için 14 Haziran’da açlık grevine başlama kararı almıştı.

Bir haftadır süren eylemlerde uygulanan polis şiddetine rağmen öğretmenler, somut ve kalıcı çözümler üretilmesi talebi ile açlık grevlerini sürdürüyor. Ankara’daki açlık grevine ek olarak ülkenin diğer şehirlerinde de özel sektör öğretmenleriyle dayanışma eylemleri düzenlenirken bu açıklamalara da polis saldırıları ve gözaltılar gerçekleşiyor.

Muhalefet partileri, milletvekilleri ve sivil toplum kuruluşları öğretmenlere desteklerini açıklıyor. Ayrıca TBMM’de yer alan Milli Eğitim Komisyonu’nun olağanüstü toplanmasını talep ettiler.

Aileleri ve çocukları eşliğinde mücadeleye devam eden öğretmenler ile babalar gününde, onları açlık grevine iten çalışma koşullarını, gösterilen desteğe ilişkin düşüncelerini ve taleplerini konuştuk.

“Açlık grevinden başka bir yol bırakmadılar”

Niha+’ya konuşan 59 yaşındaki emekli sınıf öğretmeni Hasan Köroğlu, 9 yıldır özel sektörde çalıştığını belirtirken açlık grevine başlama kararlarının sektördeki çalışma koşullarının bir sonucu olduğunu kaydetti.

Asgari ücret düzeyinde maaşlar aldıklarını belirten Köroğlu, yaptıkları işin kamusal niteliğini dikkat çekti:

“Bu sektördeki çalışma koşulları hepinizin malumu. Asgari ücrete veya onun bir tık üzerine çalışıyoruz. Yaptığımız iş kamusal ve nitelikli bir iş olmasına rağmen yıllardır hiçbir denetim yapılmıyor. Tamamen patronların insafına terk edilmiş durumdayız. Yıllardır Ankara’ya gelerek Milli Eğitim Bakanlığı’na taleplerimizi dile getirmeye çalışıyoruz ancak bu talepler asla karşılık bulmuyor. Bu nedenle artık en kutsal varlığımız olan yaşamlarımızı ortaya koymak zorunda kaldık. Bize başka bir yol bırakmadılar çünkü…”

Muhalefetin desteğini önemli bulduklarını belirten Köroğlu, 8 gündür ne bakanlık ne de hükümet yetkilileri tarafından herhangi bir açıklama yapılmadığını da söyleyerek öğretmenlerin taleplerini de sıraladı:

“Üç temel talebimiz var. İlk olarak 2014’teki taban maaş uygulamasının geri gelmesini istiyoruz. İkincisi, öğretmenleri özel okul sahiplerinin insafına bırakan, yaz aylarında maaş almamızı engelleyen ve bunun gibi birçok mağduriyet yaşatan sözleşmelerin yasaklanarak güvenceli sözleşme düzenlemelerinin yapılması. Üçüncüsü ise bugün kırıntısından bile bahsedilemeyecek özlük haklarımız. Devlet, kendi çalışanlarına sunduğu koşulları özel sektörde çalışan öğretmenler için de denetlemeli.”

Öğretmenler bulaşıkçılık yaptığından eyleme gelemiyor

Özel sektör öğretmenleri, aileleriyle beraber açlık grevinde.

Köroğlu, iki kızı olduğunu ve mücadeledeki temel motivasyonunun da onlara aydınlık bir gelecek bırakmak olduğunu söyledi:

“Ben en fazla 2-3 yıl daha öğretmenlik yapacağım. Ancak iki kız babası olarak vicdani sorumluluğum ve çocuklarımı yetiştirme biçimim bir mücadeleyi gerektiriyor. Az önce bir öğretmen arkadaşımı yapacağımız basın açıklamasına çağırdım ve bulaşıkçılık yaptığı için gelemeyeceğini söyledi. Bu düzenin değişmesi gerekiyor.”

Açlık grevine de bu nedenle başladıklarını ifade eden Köroğlu, günlerdir gözaltı ve biber gazı gibi muamelelere maruz kaldıklarını belirtirken sürdürdükleri açlık grevininin ise kendi istekleri sonucunda değil, çocuklarına bırakmak istedikleri “aydınlık gelecek” sonucunda şekillenen bir zorunluluk olarak değerlendirdi.

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali ise ailelerin desteğinin önemine dikkat çekerken, mücadelelerinin kitlelere ulaştığını, destek ve dayanışmanın ise yoğun olduğunu belirtti.

“Değiştirmek için mücadele etmek zorundayız”

Çok sayıda öğretmenin ailelerini geride bırakarak Ankara’da olduğunu belirten Edebali, burada çocukların babalarını özlediğini ama aynı zamanda onlarla gurur da duyduklarını vurguladı:

“Toplumun yüzü buraya doğru baktığında meselemizin ne kadar sahici olduğuyla ilgili de mesaj veriyor. Sorunlarımızın ciddi, taleplerimizin hayata geçmesinin yaşamsal olduğunu buradan da anlayabilirsiniz. Bugün babalar günü. Ben de bir babayım ve üç yaşında bir çocuğum var. Bu elbette özlem demek. Bizim uzak kaldığımız kadar yakınlarımız da bizden uzakta kalıyor. Onlar özlüyor, endişe duyuyorlar elbette ama gurur da duyuyorlar.”

Bu duyguları yakınlarıyla yaptığı telefon görüşmelerinde fark ettiğini söyleyen Edebali, özlem ya da diğer hisler üzerinden konuşacak olursak bu mücadelenin en çok da onlar için olduğunu belirtiyor:

Daha iyi bir yaşam için bazı şeylerin değişmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Edebali, değiştirmek için de mücadele şart olduğunu söylüyor.

Bu koşulların Milli Eğitim Bakanlığı ve patronlar tarafından dayatıldığını da vurgulayan Edebali, geçim sorunu, işsizlik ve diğer hak gasplarının günün sonunda sadece öğretmeni değil onun ailesini de etkilediğini hatırlatıyor:


“Vatandaşlar bu eyleme sahip çıkmalı çünkü mesleğin zayıfladığı, her anlamı ile gerilediği bir dönemde; bu koşulların yansıdığı ilk yerlerden birisi eğitim alanları. Eğitim bugün her hanenin sorunu. Sermayenin önü açıldı. Kamusal eğitim zayıfladı. Öğrenciler sabuna, bir öğün yemeğe ihtiyaç duyuyor. Aileler özel okullara yönlendiriliyor. Mesem projesi sermaye büyüsün, çocuklar ucuz iş gücü olarak görülsün diye yürütülüyor. “Eğitim”, organize sanayi bölgelerine yayılmış durumda. Mücadelemiz patron düzenine karşı ve buradaki başarı herkesi etkileyecek.”

Dilovası Davası’nda 2. duruşma sona erdi: 3 sanık tahliye edildi

Dilovası Davası’nın ikinci duruşmasında verilen ara karar sonucunda üç sanık tahliye edildi. Mahkeme salonunda sanıkların çelişkili konuşmaları ile çocuk işçiden usulsüz ifade alınması tepki topladı. Fabrikada çalışan Rojavalı çocuk işçinin babasının ifadesi, Kürtçe tercüman yerine, Suriye’nin resmi dilinin Arapça olması gerekçesi ile Arapça tercüman eşliğinde alındı.

Mağdur aileleri duruşma öncesinde basın açıklaması yaptı, Foto: Abbas Vural/Niha+

Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde usulsüz şekilde parfümeri üretimi yapan Ravive Kozmetik Fabrikası’nda yaşanan patlama sonucu 3’ü çocuk, 6’sı kadın toplamda 7 işçinin yaşamını yitirdiği olaya ilişkin açılan davanın ikinci duruşması sona erdi.

20 Mayıs günü başlayan ikinci duruşma 21 Mayıs tarihine kadar devam etti. İlk gün duruşmaya gelen firari sanığın tutuklanmasıyla tutuklu sayısı 8’e yükseldi. Tutuksuz sanıkların SEGBIS üzerinden dinlendiği duruşmada, SEGBIS’teki ses sorunu nedeniyle, bağlantı sırasında sanıklar ile mahkeme arasında iletişim sıkıntısı yaşandı. Yine SEGBİS üzerinden bir tanığın dinlendiği sırada ses sorununun giderilememesi üzerine tanığın salonda dinlenmesine karar verildi.

Kandıra Cezaevi Kampüsü’nde görülen duruşmada basın mensuplarının bilgisayar, tablet, telefon vb. ekipmanları kullanması yine engellendi. Duruşma, Gebze Adliyesi’nin kapasitesinin yetersizliği nedeniyle, Kandıra Cezaevi kampüsüne taşınmıştı.

Sanıkların çoğunun bir önceki duruşmadaki ifadesini tekrarladığı duruşmada incelenen telefon kayıtları sanık ifadelerindeki çelişkileri bir kez daha ortaya koydu. Patlama sonrası suçu kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren Kurtuluş Oransal’a atan sanıklar Gökberk Oransal ve Aleyna Oransal’ın arasındaki yazışmalar, fabrikanın yapısı ve üretim süreçleri ile ilgili durumu gözler önüne serdi.

Üretim ruhsatı bulunmayan fabrikada yalnızca dolum yapıldığını iddia eden Gökberk ve Aleyna Oransal çifti arasındaki yazışmalarda Aleyna Oransal, eşi Gökberk Oransal’ın eve geç kalma sebebini sorduğu mesajlaşmada, “Üretim mi var?” diye bir mesaj atmış. Eşi ise “hayır” diye cevap vermiş. Bu durum, fabrikada sadece dolum yapılmadığını, ayrıca üretim yapıldığını da akla getirdi.

Yine Gökberk Oransal’ın Ravive Kozmetik’ten “Bizim fabrika dandik” diye bahsetmesi de dikkat çekti. “Bizim fabrika dandik” kelimesini de sipariş aldıkları bir şirketle kıyaslama yapmak için kullanan Gökberk Oransal’in bu ifadesi üzerine hakim bununla neyi kastettiğini sormuş ve koşulları yetersiz ise niye sipariş aldıklarını sordu. Oransal ise Evyap firmasının normalde kendi üretimini yapan bir firma olduğunu ama yoğun dönemlerinde fason da yaptırabildiğini anlattı.

Annem koruyucu ekipmanları eşimden isterdi”

Mağdurların ifadeleri de fabrikadaki çalışma koşullarını ve ihmalleri bir kez daha gözler önüne serdi.

Ölen işçilerin aileleri ile patlamadan sağ kurtulan işçiler kazandıkları paranın her zaman asgari ücretin altında kaldığını anlatırken sigortasız çalıştırıldıklarını ve siparişlerin yoğun olduğu dönemlerde gece mesailerine kaldıklarını belirtti. Mağdurlar, zaman zaman İsmail Oransal’ın firması için de üretim yaptıklarının bilgisini verdi. Herhangi bir iş güvenliği eğitimi almadıklarını ve koruyucu ekipman verilmediğini söyleyen mağdurlardan Tuğba Dilektaş, fabrikadaki çalışma koşullarına değindi:

“Annem orada kazandığı parayı bana söylerdi. Hiçbir zaman asgari ücrete ulaşmazdı. Ben işten çıkmasını istiyordum. O ise sigorta yapacaklar derdi. 2 sene önce bir kere ziyarete gittim. Koruyucu ekipman vermiyorlardı. Bu nedenle annem eşimden iş kıyafeti isterdi. Çünkü eşimin çalıştığı yerde bu ekipmanlar kolayca temin edilebiliyordu. Ben yaşanan patlamanın son dönemde yoğun bir üretim temposu içerisinde olmalarından kaynaklandığını düşünüyorum. Sanıklardan şikayetçiyim.”

Çocuk işçiden usulsüz ifade alındı

Patlamadan sağ kurtulan 17 yaşındaki işçinin ifadesi, avukatların talebine rağmen psikolog, pedagog ve tercüman olmadan alındı. 18 yaşından küçüklerin ifadelerinin bu şartlar sağlanmadan alınamayacağı hususuna rağmen, Suriye iç savaşı nedeniyle Rojava’dan göç ederek Kocaeli’ye yerleşen ve 2 sene boyunca Ravive Kozmetik’te çalışan Z. H., ifade verdiği esnada dil ve algı bariyeri yaşadı.

Ravive Kozmetik’te sigortasız şekilde paketleme işi yapan çocuk işçinin üretim faaliyetine de şahit olduğunu ve bunun bizzat İsmail Oransal tarafından yapıldığını söylemesi üzerine Z. H., sanık avukatları tarafından birçok yönlendirici soruya maruz bırakıldı.

LC Waikiki, DeFacto, Koton, Altınyıldız, Zara ve Victoria’s Secret gibi markalar için üretim yapıldığını hatırladığını söyleyen işçi, Gökberk Oransal’ın kendi şirketi için de üretim yapıldığını söyledi. Bunun üzerine yönlendirici fotoğraflarla müvekkillerini aklamaya çalışan sanık vekilleri, Z. H.’nin bu durumunu kendi vekillerinin lehine işleyecek şekilde kullanmak istediler. İşçinin kendini ifade etmekte zorlanması üzerine avukatlar, mağdurun ifadesinin usule uygun alınmadığını savunarak mahkeme heyetine itiraz etti. Bursa Barosu avukatının bu konudaki konuşması esnasında sözü kesildi.

Kürtçeye bilinmeyen dil muamelesi

Türkçe bilmeyen Muhammed H.’nin Arapça tercüman eşliğinde dinlenmesi de yargı süreçlerinde Kürtçe’ye yönelik tutumu gösterir nitelikteydi.

Rojavalı babanın Kürtçe konuşması Suriye’nin resmi dilinin Arapça olması gerekçe gösterilerek engellenirken sanık avukatlarının hâkime “Anlamıyorlarsa Kürtçe de sorabilirim” demesine rağmen hâkim bu talebi duymamış gibi davrandı.

Dil bariyerine rağmen kızının sigortasız ve düşük ücret ile çalıştığını doğrulayan Muhammed H. “Ben orada çalışmadım ama kızım şikayetçi ise ben de şikayetçiyim” diyerek kızının cesaretini doğrular bir tavır gösterdi.

3 sanık tahliye edildi

Duruşma çıkışı mağdur ailelerin basın açıklamasından, Foto: Abbas Vural/Niha+

Duruşmada Kocaeli Emniyet Müdürlüğü’ne mensup polis memurları da ifade verdi. Dosya kapsamında sanıkları tutuklayan polisler, hâkimin pek çok sorusuna “bilgim yok” diyerek cevap verirken avukatların sorularına ise cevap vermekte zorlandılar. Ayrıca duruşmanın ikinci gününde İletişim Fakültesi mezunu bir kişinin yangın uzmanı olarak dinlenmesi de tepki topladı. Yangın uzmanının konuşmasında işçileri dışarıya çıkmamakla suçlaması da tepki çekti.

İkinci gün alınan savunmaların ardından Aleyna Oransal suçta hiçbir değişiklik olmamasına rağmen hamileliği gerekçe gösterilerek ev hapsi ile tahliye edildi. Taksirle ölüme sebep olmaktan yargılanan Güven Demirbaş ve Ünal Arslan da tahliye edildiler.

Mahkeme, mağdur avukatlarının dosyayı genişletecek yöndeki taleplerinin hepsini reddetti. Mağdur aileler, duruşma sonunda adliyenin önünde basına açıklamada bulundular. Aileler verilen kararlara tepki göstererek dayanışmayı çağrısı yaptı.

1 Mayıs kutlamaları: İzmit ve Gebze’de işçiler yağmurlu havayı dinlemedi

İşçi sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs Türkiye’nin işçi nüfusu en yoğun şehirlerinden Gebze ve İzmit’te sendikaların çağrısıyla bir araya gelen işçiler tarafından kutlandı.

Fotoğraf: Abbas Vural / Niha+

Türkiye’nin işçi nüfusunun yoğun kentlerinden Gebze ve İzmit’te 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü kutlandı.

Gebze Sendikalar Birliği’nin çağrısıyla Gebze Kent Meydanı’nda yapılan kutlama, yağışlı havaya rağmen büyük bir coşku ve kitlesel bir katılımla gerçekleşirken binlerce işçi, sloganlar eşliğinde yürüyerek çalışma koşulları ile ilgili mesajlar verdi.

Türk-İş, DİSK, KESK, Birleşik Kamu-İş ve TMMOB’a bağlı sendika ve meslek odalarının bir araya gelerek oluşturduğu Gebze Sendikalar Birliği’nin çağrısıyla düzenlenen kutlamada işçiler, sabah 09.30’da Trafo Meydanı’nda toplanarak kortejler oluşturdu. Her fabrikanın kendi kortejini oluşturmasının ardından işçiler, Gebze Kent Meydanı’na yürüdü.

Gebze’deki kutlamalara DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş ve Türk-İş’e bağlı Petrol-İş üyesi işçiler damgasını vururken çoğunluğunu bu iki sendikadan işçilerin oluşturduğu yaklaşık 10 bin işçi katıldı.

İzmit’teki yürüyüşe lastik işçileri damga vurdu

Gebze’deki kutlamaların yanı sıra İzmit’te de işçiler alandaydı.

Kocaeli Emek ve Demokrasi Platformu’nun çağrısıyla 13.30’da İzmit İnsan Hakları Parkı’nda toplanan sendikalar, siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri, mitingin gerçekleştirileceği Real AVM otoparkına yürüdü.

Fotoğraf: Abbas Vural / Niha+

Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmeleri arabuluculuk sürecinde olan DİSK’e bağlı Lastik-İş üyesi binden fazla işçinin coşkusu yürüyüşe damga vurdu. İşçiler yoğun katılımıyla toplu iş sözleşmesi sürecine sahip çıktıklarını gösterdi.

Yürüyüş boyunca “Sermayeye değil, emekçiye bütçe” ve “Her yer Taksim, her yer direniş” sloganları ön plana çıktı. DİSK’e bağlı Emekliler Sendikası üyeleri miting alanının girişinde baretlerini yere vurarak geçtiğimiz günlerde ödenmeyen maaşları için mücadele ederek önemli bir kazanım elde eden Doruk Madencilik işçilerine “Madenciler kazandı, sıra bizde” sloganlarıyla dayanışma mesajı yolladı.

Geniş kesimler talepleriyle yan yana geldi

Emek Partisi (EMEP) “Savaşa ve sömürüye karşı, birlik mücadele ve dayanışma” pankartıyla yürüyüşe katılırken, grevdeki Bekaert işçilerine ve sözleşme görüşmeleri süren binlerce lastik işçisine destek pankartları taşıdı. Vartolular ve Dersimliler Derneği Varto’da yapılması planlanan JES projesini protesto edererek, “Havama, suyuma, toprağıma dokunma” sloganlarıyla yürüdü. Türkiye İşçi Partisi (TİP) Kocaeli İl Örgütü ise Dilovası Ravive Kozmetik’te hayatını kaybeden işçilerin fotoğraflarının yer aldığı pankartla alana girdi.

Emek ve Demokrasi Platformu adına yapılan açıklamada, iktidar tarafından uygulanan yasaklamaların, hukuksuzlukların ve baskıların son bulduğu, eşit yurttaşlığın, barışın ve kardeşliğin hâkim olduğu bir ülke isteği dile getirilirken ücretlerin enflasyon karşısında erimesine ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı mücadele vurgusu yapıldı.

Fotoğraf: Abbas Vural / Niha+

Gençlerin katılımı azaldı, işçilerinki arttı

Açıklamada, iş cinayetlerinin önlenmesi için güvenli çalışma koşullarının sağlanması, eğitim, sağlık ve tüm temel hakların parasız, nitelikli ve erişilebilir hâle getirilmesi, gençlerin ülkeye dair umudunu yitirmemesi ve emeklilerin insanca yaşam koşullarına kavuşması gerektiği ifade edildi. Ayrıca, doğanın ve kentlerin talanına karşı birlikte mücadele çağrısı yapıldı.

Geçtiğimiz sene 19 Mart eylemlerinin yarattığı koşullarda gerçekleşen İzmit 1 Mayıs’ına bu sene gençlerin ve gençlik örgütlerinin katılımının az olduğu görülürken işçilerin yoğun katılımı damga vurdu. Gebze’de de geçtiğimiz yılın aksine farklı konfederasyonlara ait sendikalar ortaklaşarak yerel bir kutlama kararı aldı.

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.