NATO Zirvesi öncesi tutuklama sayısı 236’ya çıktı

Ankara’da 7-8 Temmuz’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde yapılan ev baskınları kapsamında bu sabah 58 kişi daha tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Fotoğraf: Evrensel

Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek olan NATO zirvesi öncesinde soruşturmalar devam etti. Ankara’da NATO Zirvesi öncesinde 23 Haziran sabahı “Operasyon Turkuaz” adıyla düzenlenen ev baskınlarında gözaltına alınan 225 kişi arasından toplam 178 kişi tutuklanmıştı. Bu sabah da aynı operasyon kapsamında gözaltına alınan 58 kişi hakkında tutuklama kararı verildi.

46 tim ve 396 personelin katılımıyla gerçekleştirilen operasyonlarda “terör, narkotik, güvenlik ve asayiş” suçlamalarıyla arandığı duyurulan 58 kişi gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 58 kişi, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bu şekilde toplam tutuklu sayısı 236 oldu.

Perşembe günü 34 kişi ev hapsi adli kontrolüyle serbest bırakılırken, 6 kişi savcılık kararıyla serbest bırakılmıştı. O gün tutuklananlar arasında TEMA Vakfı gönüllüleri, Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar, Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Emel Memiş, Halkevleri GYK üyesi Hediye Yıldırım, Umut-SEN sözcüsü Burcu Arıkan, Çağdaş Gazeteciler Derneği’nden (ÇHD) avukatlar Semra Demir ile avukat Kürşat Bafra gibi isimler de yer aldı.

Ankara Valiliği 7-8 Haziran’da yapılacak NATO Zirvesi nedeniyle şehirde 28 Haziran 00.00’dan 10 Temmuz 23.59’a kadar 13 gün boyunca toplantı, gösteri, yürüyüş, basın açıklaması, oturma eylemi ve miting gibi her türlü eylemi yasaklamıştı.

Trump Towers önünde eylem: “Savaşa değil halka bütçe”

NATO’ya Hayır Koordinasyonu, İstanbul’daki Trump Towers önünde bir araya gelerek 7-8 Temmuz’da Ankara’da toplanacak NATO zirvesine karşı basın açıklaması düzenledi.

Fotoğraf: Müberra Ünsal / Muzır.org

Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilmesi planlanan NATO Liderler Zirvesi öncesinde, NATO’ya Hayır Koordinasyonu öncülüğünde İstanbul’da NATO Zirvesi’ne ve zirve öncesi yapılan tutuklamalara ilişkin basın açıklaması düzenlendi.

İstanbul’daki eylemin adresi Şişli’de bulunan Trump Towers önü oldu. Çok sayıda siyasi parti, sendika ve kitle örgütünün katıldığı eyleme DEM Parti Milletvekili Özgül Saki ile Emek Partisi Milletvekili İskender Bayhan da destek verdi.

“NATO ve Emperyalist Savaşa Karşı Birlik” platformu ile birçok siyasi yapının oluşturduğu koordinasyon, İstanbul’daki eylemde ortak bir pankart açtı. “Emperyalist savaş örgütü NATO ve Trump istenmiyorsunuz” yazılı pankartın arkasında toplanan kalabalık, savaş ve NATO karşıtı sloganlar attı. Eylem esnasında katılımcılar “Savaşa değil halka bütçe,” “Katil ABD, işbirlikçi AKP” ve “NATO’dan çıkılsın, üsler kapatılsın” yazılı dövizler taşıdı.

“Arkadaşlarımız serbest bırakılsın”

Yapılan basın açıklamasında Türkiye’nin NATO’dan çıkması ve askeri üslerin kapatılması talep edildi. Açıklama esnasında öne çıkan başlıca talepler şunlar oldu:

  • Tüm NATO üsleri kapatılmalı,
  • NATO’dan derhal çıkılmalı,
  • Dünyanın en büyük savaş ve saldırganlık örgütü olan NATO dağıtılmalı,
  • Dünyanın kanlı paylaşım savaşlarının hazırlığı olan silahlanma yarışı durdurulmalı,
  • Eğitimden sağlığa, barınmadan sosyal haklara kadar emekçi halkların en temel ihtiyaçlarından kesilerek silahlanmaya aktarılan devasa bütçelere son verilmeli,
  • NATO’ya ve emperyalizme karşı çıkmak suç değildir! İstanbul’da ve Ankara’da tutuklanan yüzlerce sosyalist, devrimci, ilerici ve demokrat mücadele arkadaşımız derhal serbest bırakılmalıdır.

“Sizi istemiyoruz!”

“Emperyalizmin kanlı suç örgütü NATO’nun liderleri 7-8 Temmuz’da ülkemize geliyor” diyerek başlatılan basın açıklamasında AKP iktidarı ve sermaye düzeni aktörlerinin bu zirveyi “bir fırsat” olarak gördüğü ve tüm Türkiye’yi bir açık hava hapishanesine çevirdiği ifade edildi. Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:

“7-8 Temmuz öncesinde devrimci, yurtsever, demokrat, ilerici ve sosyalist güçleri kolluk güçleri ile baskı altına alan, Valilik kararları ile en basit ‘demokratik’ hakkı bile hiçe sayan AKP iktidarı, adeta ülke çapında bir sürek avı başlatmış durumda. Zirve öncesinde şimdiden sayıları yüzlerce olan gözaltı ile anti-emperyalist tepkileri baskı altına alacağını düşünen AKP iktidarı, fırsat bu fırsat diyerek ‘kraldan çok kralcı’ bir şekilde davranıyor. Emperyalistleri memnun etmek adına ülkenin başkentini felç eden, yüzbinlerce emekçiyi yerinden etmeyi ‘güvenlik’ bahanesi ile göze alan, Macron ve Trump gibi figürler için ‘özelleşmiş’ alanlar tahsis eden iktidar emperyalistlerin gözüne girmeye çalışıyor.

Ancak bilsinler ki; fena halde yanılıyorlar.

Yanılıyorlar; çünkü unuttukları bir gerçek var ve bu gerçeği biz kendilerine buradan yeniden hatırlatıyoruz: Bölgemizin anti-emperyalist birikimini hiçe saymayın! Gazze’nin, Kudüs’ün, Bağdat’ın, Tahran’ın sokaklarını kana bulamış olabilirsiniz ama 6. Filoyu ve Komer’i asla unutmayın! Gazze’nin, Kudüs’ün Bağdat’ın, Tahran’ın sokaklarından yükselen halkların direnişinin sesi bugün İstanbul’un, Ankara’nın sokaklarında da bir kez daha kendini göstermektedir. Bölgemizde sizinle işbirliği yapacak hükümetler, patronlar ve siyasi çevreler bulabilirsiniz ama bu toprakların emekçileri, gençleri, kadınları, aydınları sizi istemiyor!

Bu nedenle bir kez daha söylemek istiyoruz, Yugoslavya’yı parçalamasıyla, Libya ve Afganistan’a saldırılarıyla, Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında ilerici güçlere dönük kontrgerilla faaliyetleri, siyasi operasyonlar ve darbelerle tanıdığımız NATO’yu ve onun temsilcilerini topraklarımızda istemiyoruz.

Filistin topraklarında devam eden soykırımın ortağı olan, İran’da masum kız çocuklarını katleden, Venezuela Devlet Başkanı’nı kaçıran, Küba’yı her gün tehdit eden ve ABD egemenliğini koruma çabası içinde sağa sola saldıran haydut Trump’ı topraklarımızda istemiyoruz! “Size demokrasi değil monarşi yakışır” diyerek bölge halklarını aşağılayan, istismarcı Epstein’in dostu, Trump’ın elçisi Tom Barack’ı topraklarımızda istemiyoruz!

Savaş ve işgallere yenilerini ekleme planlarına izin vermeyeceğiz. Burjuvazinin çıkarlarını temsil eden AKP iktidarı, Tom Barack’ın da ifadesiyle meşruiyetini Trump’tan alıyor. Trump’ın da söylediği gibi, “biz ne dersek Erdoğan onu yapıyor!”. Meşruiyetini emperyalizmin iki dudağı arasına bırakanları istemiyoruz!

AKP iktidarı, emperyalist dostlarıyla birlikte demokratik hakların, özgürlüklerin, emekçilerin kazanımlarının en küçük bir kırıntısına bile tahammül edemiyor; bunları ayaklar altına alıp tamamen yok etmek istiyor.

Emperyalizm askeriyle, üsleriyle, NATO’su ile bölgemize yeni bir deli gömleği giydirmek, yeni kurşun askerler yaratmak istiyor.

NATO’su, Trump’ı, Barack’ı, askeri üsleri, Saray’ı ve tüm işbirlikçileri…

Hiçbiriniz bu topraklarda ve dünyanın hiçbir yerinde istenmiyorsunuz!

Emperyalizme karşı mücadelenin ve öfkenin sokaklarda nasıl büyüyeceğini göreceksiniz.”

“Emperyallizme karşı duralım”

Emperyalizme meydan okuyan işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler ve aydınlar olarak bir arada olduklarını söyleyen Koordinasyon, “Siyonizm ve soykırım destekçileri, işgalci katiller Saray’ın dostu olabilir. Ama bilsinler ki; biz onurumuz, ülkemiz ve tüm dünya halkları adına ayaktayız ve on milyonlarız” dedi ve açıklamayı şu ifadelerle sonlandırdı:

“Bugün burada toplananlar olarak başta 7-8 Temmuz tarihlerinde zirvenin yapılması planlanan Ankara olmak üzere, Türkiye’nin dört bir yanında NATO’ya ve emperyalist politikalara karşı halklar arası barışın ve halkların sesini yükseltiyoruz. Bugün İstanbul, Ankara ve İzmir’de başlayan yürüyüşümüz Adana’da, Malatya’da, Diyarbakır’da ve emperyalizmin varlığının olduğu her yerde sesimizi büyüteceğiz.

Emperyalistlerin emir ve desteğiyle Filistin’de, İran’da, Lübnan’da, Suriye’de masum kardeşlerimiz öldürülürken, bölgemizde yeni savaş ve yıkım politikalarının merkezi olmak istemiyoruz. Bu ülkenin emekçilerini, kadınlarını, gençlerini, aydınlarını sesimizi yükseltmeye; tüm yurttaşlarımızı emperyalizme karşı durmaya ve NATO’nun emperyalist savaş zirvesine ve temsilcilerine karşı istenmediklerini gösterecek tepkiyi örmeye çağırıyoruz!”

Emperyalizme ve NATO’ya Karşı Kadınlar Kadıköy’de eylem yaptı

Ankara’da yapılması planlanan NATO Zirvesi öncesinde kadınlar, Kadıköy’deki Khalkedon Meydanı’nda basın açıklaması düzenledi.

Fotoğraf ve Videolar: Doğa Tekneci


7-8 Temmuz’da gerçekleştirilecek olan NATO Zirvesi’ne ve zirve öncesi yapılan tutuklamalara ilişkin “Emperyalizme ve NATO’ya Karşı Kadınlar” başlığıyla birçok kadın, bugün Kadıköy’deki Khalkedon Meydanı’nda basın açıklaması düzenledi.

Meydanda bir araya gelen kadınlar, “Jin Jiyan Azadî” sloganı atarak eylemlerine başladı.


Açıklama sırasında kadınlar, “Katil NATO Ortadoğu’dan Defol!”, “Lubunyanın onuru savaştan üstündür”, “Kadınların bedeni savaş meydanı değildir” sloganlarını attı. NATO Zirvesi öncesi tutuklanan arkadaşlarına özgürlük isteyen kadınlar, açıklamada “Göçün, yıkımın, yoksulluğun sebebi halklar değil, emperyalistlerin kanlı yağma düzeni, işgalleri ve müdahaleleridir” dedi.

Khalkedon Meydanı’nda toplanan kadınların basın açıklaması şu şekilde:

“Emperyalist savaşların bedelini kadınlar ödemeyecek! NATO’ya, militarizme ve savaşlara karşı isyandayız!

Bugün emperyalist çıkarlar için Gazze’yi kana bulayanlar, İran’da çocukları öldürenler ve Ortadoğu’yu topyekun bir savaş girdabına sürükleyenler, halklara ölüm, yoksulluk ve sürgün dayatıyor. Savaşlara ayrılan bütçe sadece şehirleri yok etmiyor, mutfağımızdaki yangını büyütüyor, ekmeğimizi küçültüyor, hayat pahalılığı olarak sırtımıza biniyor. Savaşın faturası evlerimize, kadınların üzerine yıkılan ağır bakım yükü, derinleşen yoksulluk, gasp edilen sağlık ve eğitim hakları olarak geri dönüyor. Savaş çığırtkanlığı yaşamlarımızı güvencesizliğe ve şiddete mahkum ediyor.

Emperyalistler, savaş tüccarları bedelin büyüğünü kadın bedenine yüklüyor. Filistin’de, Sudan’da, Ukrayna’da, Afganistan’da ve dünyanın birçok yerinde kadınlar savaşın yarattığı yıkımla baş başa bırakılıyor. Tecavüz, zorla yerinden edilme ve insan ticareti gibi savaşın doğrudan yıkıcı etkileriyle karşılaşıyor. Kadınlar, yaşamlarını, evlerini, sevdiklerini ve geleceklerini kaybederken, egemenler sömürü çarklarını bizim kanımızla döndürüyor.

Katil NATO Ortadoğudan defol!

Bu katliamların faili halklar değildir! Dünyayı kendi çıkarları için parsellemek isteyen emperyalist güçler, sermaye odakları ve onların siyasi işbirlikçileri, milyonlarca canı kâr hırslarına kurban ediyor. Savaş onlar için yeni silah pazarları, kanlı anlaşmalar ve daha fazla servet demektir. Savaştan halkların payına ise düşen ölüm ve yıkımı kabul etmiyoruz.

Savaş politikalarının en kanlı ortaklarından biri NATO’dur, “güvenlik”, “savunma” gibi yalanların arkasında saklanan NATO, emperyalizm ve sermaye tarafından beslenmekte, onların bekçiliğini yapmaktadır. Afganistan’da, Libya’da, Irak’ta, Yugoslavya’da ve emperyalizmin çıkarları uğruna yıkılan tüm coğrafyalarda, kadınların payına düşen yoksulluk ve zorunlu göçten fazlası değildir. Savaşlar bittiğinde yaşamı yeniden var etmek kadınlara yıkılırken erkek egemenlik ve militarizmin bedeli kadınların bedenlerine yüklenmektedir.

Kadınların bedeni savaş Meydanı değildir!

Yaşadığımız bu topraklar savaşın dışında değil, İncirlik Hava Üssü de Kürecik Radar Üssü de emperyalist saldırganlığın parçasıdır.

Natodan çıkılsın üsler kapatılsın!

Bizler yoksullukla boğuşurken, sosyal haklarımız birer birer budanırken savaş bütçeleri durmaksızın büyütülüyor. Silahlara ve bombalara akıtılan milyarlar, kadınların eşit, özgür yaşam hakkından ve emekçilerin geleceğinden çalınan kaynaklardır. Yoksulluk tırmandıkça kadın emeği daha vahşice sömürülüyor, bedenimiz ve haklarımız üzerindeki denetim mekanizmaları artıyor. LGBTİ+’lara dönük nefret saldırıları ve kazanılmış haklarımıza yönelik gasplar, bu militarist aile ve nüfus politikalarının doğrudan birer sonucudur. Savaşların göç yollarına sürüklediği milyonlarca kadın, LGBTİ+ ve çocuk güvencesizliğe terk edilirken asıl failler halkları birbirine düşman ederek suçlarını gizlemeye çalışıyor. Göçün, yıkımın, yoksulluğun sebebi halklar değil, emperyalistlerin kanlı yağma düzeni, işgalleri ve müdahaleleridir.

Lubunyanın onuru savaşlardan büyüktür!

Nefrete inat yaşasın hayat!

Dünyanın dört bir yanında kadınlar bu barbarlığa karşı yaşamın sesini yükseltiyor. Bizler, tarih boyunca militarizmin karşısına dikilenler, barışı omuzlayanlar olduk. Bugün Filistin’de işgale meydan okuyan, İran’da özgürlük çığlığı yükselten, Rojava’da gericiliğe direnen ve dünyanın dört bir yanında militarizme karşı duran kadınların kavgası ortaktır, bizim kavgamızdır. Emperyalistlerin kirli savaşlarında kazanan yoktur. Bu savaşlar halklara sadece yıkım, baskı ve ölüm getirir. NATO’nun olduğu yerde barış, emperyalizmin olduğu yerde özgürlük filizlenmez.

Emperyalistler işbirlikçiler yenilecek direnen halklar/kadınlar kazanacak!

Militarist politikalara, emperyalist kuşatmaya ve 7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilecek olan NATO Zirvesi’ne karşı sesimizi ve öfkemizi birleştirelim!”

NATO zirvesi öncesi gözaltına alınan 209 kişiden 103’ü tutuklandı

Ankara’da NATO Zirvesi öncesi gözaltına alınan 209 kişi arasından 103’ü tutuklandı. Tutuklananlar arasında gazeteci Yıldız Tar da bulunuyor.

Fotoğraf: sendika.org

Ankara’da NATO Zirvesi öncesinde 23 Haziran sabahı düzenlenen ev baskınlarında gözaltına alınan 209 kişinin emniyetteki ifade işlemleri tamamlanarak savcılığa sevk edildi. “Örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla gözaltına alınanlar arasından 135’inin emniyet işlemleri tamamlandı.

Tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edilen 129 kişiden 103’ü tutuklandı, 26 kişi hakkında ise adli kontrol kararı verildi.

Tutuklananlar arasında TEMA Vakfı Ankara Temsilcisi Nevzat Özer, Halkevleri GYK üyesi Hediye Yıldırım, Umut-SEN sözcüsü Burcu Arıkan, Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar, Çağdaş Gazeteciler Derneği’nden (ÇHD) avukatlar Semra Demir ile avukat Kürşat Bafra ve Doç. Dr. Emel Memiş de bulunuyor.

Gazeteci Yıldız Tar’a “Aile Yılı” soruldu

Kaos GL’nin paylaştığı bilgilere göre gazeteci Yıldız Tar’a ifade işlemleri sırasında NATO’ya ilişkin herhangi bir soru sorulmazken hükümetin ilan ettiği “Aile Yılı” politikalarına ilişkin görüşleri soruldu.

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin Yıldız Tar’ın tutuklanmasına ilişkin sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşım şu şekilde:

“NATO Zirvesi öncesinde Ankara’da düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan gazeteci Yıldız Tar, çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince tutuklandı. Tar, 23 Haziran’da gerçekleştirilen operasyonlarda gözaltına alınmıştı. Bugün adliyeye sevk edilenler arasında yer alan Tar hakkında tutuklama kararı verildi.

NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen operasyon kapsamında gözaltına alınan gazeteci Yıldız Tar’ın tutuklanması, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaledir

Gazeteci Yıldız Tar’ın derhal serbest bırakılmasını talep ediyor, basın özgürlüğüne yönelik tüm baskı ve müdahalelere son verilmesi çağrısında bulunuyoruz.”

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yaptığı açıklamada, soruşturmanın “terör örgütlerinin ülke genelindeki eylem ve faaliyetlerinin deşifre edilmesine” yönelik olduğunu iddia etti.

Gözaltındaki diğer kişilerin ise emniyetteki işlemleri devam ediyor.

Çiçek: Gözaltıların kamu güvenliğiyle ilişkisi nedir?

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen operasyon kapsamında siyasetçi, sendikacı, gazeteci, akademisyen, avukat ve LGBTİ+ aktivistlerinin gözaltına alınmasını Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Çiçek’in soru önergesi şu şekilde:

NATO Zirvesi öncesinde aralarında siyasetçi, sendikacı, gazeteci, akademisyen, avukat ve LGBTİ+ aktivistlerinin bulunduğu yüzlerce yurttaşın şafak baskınlarıyla gözaltına alınmasının dayanağı nedir? Bu kişilerin demokratik ve barışçıl faaliyetleri kamu güvenliği tehdidi olarak mı değerlendirilmiştir?

Operasyon Turkuaz kapsamında gerçekleştirilen kitlesel gözaltılar ve toplantı-gösteri yasaklarıyla NATO Zirvesi öncesinde demokratik muhalefetin ve toplumsal itirazların baskı altına alınması mı amaçlanmıştır? Bu uygulamaların kamu güvenliğiyle ilişkisi nedir?

Toplumsal ve siyasal alanda görünürlüğü bulunan gazeteci, avukat, akademisyen, sendikacı ve siyasetçilerin şafak baskınları, kapı kırmalar ve ters kelepçe uygulamalarıyla gözaltına alınmasının amacı nedir? Bu uygulamalarla kamuoyuna ve demokratik muhalefete nasıl bir mesaj verilmek istenmiştir?

Ankara’da 13 gün süreyle tüm toplantı ve gösterilerin yasaklanmasının gerekçesi nedir? Bu yasak kararıyla Anayasa’nın 34’üncü maddesiyle güvence altına alınan toplantı ve gösteri hakkı fiilen ortadan kaldırılmamış mıdır?

Ankara TEM Şube’de gerçekleşen polis şiddetiyle ilgili sorumlu kolluk personeli hakkında idari veya adli soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatılmamışsa gerekçesi nedir?

Tutanak tutmak üzere gelen Ankara Barosu yetkilisinin binaya alınmamasının hukuki gerekçesi nedir? Bu uygulama, kolluk görevlilerinin eylemlerinin denetlenmesini engelleyerek cezasızlık pratiğini güçlendirmemekte midir?

NATO zirvesi öncesi çok sayıda gözaltı, sokak hayvanları da toplatılıyor

Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde yapılacak NATO zirvesi öncesi çok sayıda kişi evlerine yapılan baskınlarla gözaltına alındı. Gözaltına alınan 209 kişi arasında, Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren, Halkevleri Genel Yürütme Kurulu üyesi Hediye Yıldırım ve gazeteci Yıldız Tar da var. Dosya hakkında 24 saat avukat kısıtlık kararı verildi.

Fotoğraf: Evrensel

Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde yapılacak NATO zirvesi için Valiliğinin kent genelindeki tüm eylem ve etkinlikleri 13 gün boyunca yasaklamasının ardından, sabah saatlerinde NATO karşıtı protestolara katılanların evlerine düzenlenen baskınlar ile 209 kişi gözaltına alındı.

Sabah saatlerinde yapılan eş zamanlı ev baskınlarında, aralarında Yeni Demokrat Gençlik (YDG), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), Özgür Üniversite Hareketi, Çağdaş Hukukçular Derneği, Halkın Hukuk Bürosu ve Güvencesiz İşsiz İşçiler Sendikasının (UMUT-SEN) da bulunduğu kurumlardan çok sayıda kişi gözaltına alındı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaptığı açıklamaya göre, toplamda 241 kişi hakkında gözaltı kararı verilirken 209 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar hakkında 24 saatlik avukat kısıtlılık kararı verildi.

Sokak hayvanlarının toplatılmasına tepki

Ankara Valiliği, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde, “zirve güvenliğinin sağlanması” gerekçesiyle 28 Haziran saat 00.00’dan 10 Temmuz saat 23.59’a kadar çeşitli yasaklar uygulanacağını duyurmuştu.

Öte yandan NATO Zirvesi öncesi Ankara İl Emniyet Müdürlüğü, delegasyonun geçeceği güzergahlar ve konaklama alanları başta olmak üzere sokaklardaki köpeklerin toplatılmasını istedi. Belediyelere gönderilen ve sokak hayvanlarının toplatılması istenen yazıya, başta hayvan hakları savunucuları olmak üzere birçok kesimden tepki geldi.

İzmir Yaşam Hakkı Savunucuları’ndan Melodi Zengin, “Katil NATO için hayvanların toplatılmasını kabul etmiyoruz” dedi. Zengin, hayvanların toplatılmasının tamamen “insan merkezci” ve ekolojik bütünselliği reddeden bir bakış açısının ürünü olduğunu belirtti.

Yasaklara ilişkin Ankara Valiliği’nin yapmış olduğu basın açıklaması ise şu şekilde:

“Ankara’da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan 36. NATO Zirvesi kapsamında; gerek zirve güvenliğinin sağlanması gerek kamu düzeninin korunarak vatandaşlarımızın huzur ve güvenliğinin sürdürülebilmesi amacıyla gerekli güvenlik tedbirleri alınmış olup bu doğrultuda aşağıdaki kararlar alınmıştır.

2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 6–10 ve 22. maddesinde “parklarda, mabetlerde, kamu hizmeti gören bina ve tesislerde ve bunların eklentilerinde ve Türkiye Büyük Millet Meclisine 1 km uzaklıktaki alan içerisinde toplantı yapılamaz. Genel meydanlardaki toplantılarda halkın ve ulaşım araçlarının gelip geçmesini sağlamak üzere Valilik ve Kaymakamlıklarca yapılacak düzenlemelere uyulması zorunludur” hükümlerine aykırı eylem/etkinliklerin önlenmesi amacıyla;

2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. maddesinde “Bölge valisi, vali veya kaymakam, milli güvenlik kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla, belirli bir toplantıyı bir ayı aşmamak üzere erteleyebilir veya suç isleneceğine dair açık ve yakın tehlike mevcut olması halinde yasaklayabilir” hükmü,

“5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11/C maddesinde“İl sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi Valinin ödev ve görevlerindendir. (Ek cümle: 25/7/2018-7145/1 md.) Bunları sağlamak için Vali gereken karar ve tedbirleri alır.” hükmüne istinaden;

NATO Zirvesi ile ilgili misafirlerin konaklama yapacağı ve toplantının yapılacağı yerlerde daha önce çeşitli gruplar tarafından yapılan eylemler ve bu grupların sosyal medya aracılığıyla yapılan çağrıları da göz önüne alındığında;

Milli güvenliğin, ülkemizin itibarının, vatandaşların huzur ve güvenliğinin, kamu düzeninin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi, başkalarının hak ve özgürlükleri ile zirveye katılacak heyetlerin can güvenliklerinin en üst seviyede korunması amacıyla;

İLİMİZ GENELİNDE,

Zirvenin yapılacağı alanlar, delegasyonun konaklayacağı yerler ve geçiş yapacağı güzergahlar başta olmak üzere belirlenen hassas bölgelere yetkisiz araç ve şahısların girişinin engellenmesi,

Söz konusu tarihler arasında ilimiz hava sahasında (Valilik izni haricinde) her türlü insansız hava aracı (drone vb.) uçuşunun yasaklanması,

Açık ve kapalı alanda yapılacak toplanma, toplantı ve gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, açlık grevi, oturma eylemi, protesto eylemi, miting, stant açma, çadır kurma, el ilanı/bildiri/broşür dağıtma, afiş/pankart asma vb. eylem/etkinliklerin 5442 Sayılı Kanun’un 11/C maddesi ve 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. maddesi kapsamında 28 Haziran 2026 günü saat 00.00’dan 10 Temmuz 2026 günü saat 23.59’a kadar (13 gün) süre ile YASAKLANMASI hususunda gerekli kararlar alınmıştır.

Kamuoyunun bilgisine sunulur.”

“ABD’siz NATO, bildiğimiz NATO olmaz”

NATO’nun kuruluş amacı, bugün geldiği nokta ve Türkiye’nin ittifak içindeki rolü tekrar tartışılırken konuyu değerlendiren akademisyen Müzeyyen Ezel Ünal, Türkiye NATO’da ileri karakol işlevi görüyor” dedi.

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü), 2. Dünya Savaşı sonrası ABD, İngiltere, Kanada, Fransa, İtalya, Hollanda, Norveç, Portekiz, Lüksemburg, İzlanda, Danimarka, Belçika olmak üzere 12 ülkenin imzasıyla 4 Nisan 1949’da kuruldu. NATO’nun kuruluş amacı, kuruluşunda yer alan Batı ülkelerini Sovyetler Birliği’nin “sosyalizmine” karşı korumak ve güç birliği sağlamaktı.

Sovyetler Birliği dağılmasına rağmen varlığını sürdüren NATO, şu an bünyesinde bulunan 32 ülke ile “güvenlik” ve “özgürlük” adı altında birçok siyasi ve uluslararası müdahaleyi sürüdüyor. Türkiye ise 1952’de NATO’ya kabul edildi ve hala NATO’ya dahil.

Ayrıca, 36. NATO zirvesi bu sene 7-8 Temmuz tarihlerinde Türkiye’nin başkenti Ankara’da yapılacak.

Kocaeli Üniversitesi’nde akademisyen olan Müzeyyen Ezel Ünal; 4 Nisan NATO’nun kuruluş yıldönümünde NATO’nun kuruluş amacına, bugün geldiği noktaya ve Türkiye’nin ittifak içindeki rolüne ilişkin Niha+‘ya değerlendirmede bulundu.

“NATO yalnızca askerî değil, ideolojik bir bloklaşmanın ifadesiydi”

Ünal’a göre NATO, 1949’da kurulduğunda temel hedefi, 2. Dünya Savaşı sonrası oluşan yeni uluslararası sistemde özellikle Sovyetler Birliği’nden kaynaklandığı iddia edilen güvenlik tehdidine karşı Batı Avrupa’yı kolektif bir “savunma” şemsiyesi altında toplamaktı.

Bu yönüyle NATO’nun sadece askerî bir ittifak olmadığını vurgulayan Ünal, “NATO aynı zamanda transatlantik dünyada siyasi ve ideolojik bir bloklaşmanın kurumsal ifadesiydi” dedi. Kolektif savunma ilkesinin, bir üyeye yapılan saldırının tüm üyelere yapılmış sayılmasının, bu yapının merkezinde yer aldığını belirtti.

Ancak bu amacın Soğuk Savaş koşullarına ait olduğunu hatırlatan Ünal, 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla NATO’nun varlık gerekçesinin de tartışmaya açıldığını söyledi. Buna rağmen ittifakın dağılmadığını, aksine kendini yeniden tanımladığını ifade etti. Ünal, “Terörizm, siber tehditler, bölgesel istikrarsızlıklar ve ‘hibrit savaş’ gibi daha muğlak riskler NATO’nun yeni misyon alanları olarak öne çıktı” dedi ve bugün NATO’nun kuruluş amacının birebir geçerliliğini koruduğunu söylemenin zor olduğunu vurguladı.

Ünal, ortada artık aynı türden, açık ve tanımlı bir bloklar arası askerî tehdit olmamasına dikkat çekerek “Buna karşılık NATO, varlığını sürdürebilmek için tehdit tanımını genişleten ve zaman zaman esneten bir yapı haline gelmiştir.” dedi.

“ABD’nin belirleyici ağırlığı tartışmasız”

NATO’nun ABD çıkarlarına hizmet ettiği yönündeki eleştirileri değerlendiren Ünal, ittifakın temel aktörünün ABD olduğunu açık biçimde ifade etti:

“NATO’nun askerî, teknolojik ve finansal kapasitesine bakıldığında ABD’nin belirleyici ağırlığı ortadadır, burada tartışılacak bir yan yok. NATO’nun kolektif savunma örgütü olmaktan ziyade ABD’nin stratejik çıkarlarına hizmet eden bir yapı olduğu yönündeki haklı eleştiriler de yeni değildir; özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde bu eleştiriler daha da artmıştır.”

Ünal, NATO’nun karar alma süreçlerinde formel olarak eşitlik ilkesine dayansa da pratikte asimetrik bir güç yapısı bulunduğuna dikkat çekti.

Bununla birlikte Avrupa ülkelerinin de kendi güvenlik kaygılarını NATO üzerinden kurumsallaştırdığını hatırlatan Ünal, ABD’nin küresel askerî kapasitesi ve “liderlik” iddiasının ittifakın yönelimini belirlemede hala merkezi olduğunu ifade etti. Ünal, NATO’nun Soğuk Savaş sonrası genişleme politikasını da ABD’nin jeopolitik nüfuzunu artırma stratejisinin bir parçası olarak değerlendirdi.

“ABD’siz NATO, bildiğimiz NATO olmaz”

İspanya başta olmak üzere Avrupa devletlerinden gelen “ABD NATO’dan çıkarılsın” yönündeki eleştirel söylemleri değerlendiren Ünal, bu tür söylemlerin daha çok sembolik ve siyasi bir itiraz olduğunu belirtti.

“NATO’nun kuruluşundan itibaren ABD yalnızca bir üye değil, ittifakın ana taşıyıcısıdır. Bu nedenle ABD’siz bir NATO’nun bildiğimiz haliyle bir NATO olmayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz” diyen Ünal, NATO’da bir üyenin çıkarılmasına dair uygulanabilir bir mekanizma bulunmadığını hatırlattı.

“Türkiye NATO’da ileri karakol rolüyle konumlandı”

Türkiye’nin 1952’de NATO’ya katılımını değerlendiren Ünal, ülkenin ittifak açısından Sovyetler Birliği’ne karşı güney kanadında bir “ileri karakol” işlevi gördüğünü ifade etti.

Dönemin iktidarı açısından NATO üyeliğinin iç politikayı tahkim eden bir araç olarak da kullanıldığını belirten Ünal, “Bugün NATO üyeliği ve üslerin gerçekten Türkiye’nin güvenliğine mi yoksa NATO politikalarına mı hizmet ettiği sorusunun daha fazla önem kazanmış durumda.” dedi.

“Adana’daki MNC, NATO’nun yeni stratejisinin parçası”

Adana’da kurulması planlanan Çokuluslu Kolordu (MNC) hakkında konuşan Ünal, bu adımların NATO’nun son dönemdeki ileri konuşlanma stratejisinin bir parçası olduğunu belirtti.

Rusya-Ukrayna savaşı sonrası NATO’nun daha hızlı tepki verebilen askerî yapılar kurma eğiliminin belirginleştiğini ifade eden Ünal, Adana’daki yapılanmanın Türkiye’nin NATO’nun operasyonel planlamasında aktif rolünü sürdürdüğünü söyledi.

“Halihazırda Türk ordusu NATO’ya o denli angaje ve entegre bir ordu ki -tarihsel olarak 1952’den beri böyle- NATO’nun dönemsel planlamalarına göre şekillenmesinde şaşılacak bir yan da yok. Dolayısıyla bir süreklilikten söz ediyoruz.”

“NATO zorunluluğu söylemi egemen ideolojinin bir sonucu”

NATO’nun Türkiye için bir zorunluluk olup olmadığı tartışmasına değinen Ünal, bu meselenin politik bir mesele olduğunu vurguladı. “NATO’nun Türkiye için bir zorunluluk olduğunu söylemek güvenlikçi bir yaklaşımı ifade eder” diyen Ünal, bunun ABD’nin geliştirdiği güvenlik yaklaşımı olduğunu belirtti.

NATO üyeliğinin “tek seçenek” gibi sunulmasının ise Türkiye’nin dünya kapitalizmiyle kurduğu bağımlılık ilişkisiyle ve egemen ideolojiyle bağlantılı olduğunu ifade etti.

“Kolektif güvenlik ancak eşitlikçi mücadeleyle mümkün”

Temmuz ayında Ankara’da yapılacak NATO zirvesi öncesi yükselen protestolara da değinen Ünal, bu tür eylemlerin anti-emperyalist politik tutumları örgütlediğini ve toplumsal mücadeleler açısından ivme yaratma potansiyeli taşıdığını söyledi.

NATO’dan çıkılması ve üslerin kapatılması taleplerinin yalnızca güncel politik talepler olmadığını belirten Ünal, bu taleplerin aynı zamanda alternatif bir dünya tahayyülünün ifadesi olduğunu vurguladı.

Ünal, sözlerini “Kolektif bir güvenlik daha fazla askerî ittifakla değil, eşitlikçi ve sömürüsüz bir dünya için mücadeleyle mümkün olabilir.” diyerek tamamladı.

Müzeyyen Ezel Ünal Hakkında 

lisans eğitimini 2009 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde, yüksek lisans eğitimini 2014 yılında Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nde, doktora eğitimini ise 2022 yılında Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamladı. 2014 yılından beri Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Siyasi Tarih Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak çalışmaktadır. Türkiye’nin siyasal ve sosyal yaşamı ve diplomasinin sosyal tarihi üzerine çalışmalarını sürdürmektedir. İletişim Yayınları'ndan “Cumhuriyetin Diplomatı Olmak: Erken Cumhuriyet Dönemi Büyükelçileri Üzerine Pospografik Bir İnceleme” adlı bir kitabı bulunmaktadır.

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.