“Çerçeve Yasa” Meclis’te kabul edildi

50 yıllık çatışma sürecini hukuki bir zeminde bitirme iddiası taşıyan tasarı, Meclis Genel Kurulu’nda hararetli tartışmalara sahne oldu. Yapılan oylama sonunda, teklif kabul edilerek kanunlaştı.

TBMM

Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen ve PKK’nin silah bırakması ile PKK’lilerin hukuki durumlarını düzenleyen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” Meclis’te yapılan oylamanın sonunda kabul edilerek kanunlaştı. Elektronik oylama üsülü ile yapılan oylamada 562 milletvekili oy kullanırken bunların 468’i kabul, 88’i ret, 6’sı ise çekimser oy kullandı. Böylece “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanun teklifi Meclis Genel Kurulu’ndan geçerek yasalaşmış oldu.

Meclis Genel Kurulu yapılan oylamanın ardından kapatıldı.

Kamuoyunda “Çerçeve yasa” olarak bilinen düzenleme için görüşmeler 11.00’de başladı.

Genel Kurul’da partilerin grup başkanvekilleri yasa teklifine dair açıklamalar yaptı. Yeni Yol adına Bülent Kaya, İYİ Parti adına Turhan Çömez, CHP adına Rahmi Aşkın Türeli, MHP adına Erkan Akçay, DEM Parti adına Gülistan Kılıç Koçyiğit, Yeni Parti adına Murat Emir ve AKP adına Abdulhamit Gül konuştu.

12 maddelik yasanın, yeni çözüm sürecinin hukuki altyapısını oluşturması öngörülüyor.

Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen ve PKK’nin silah bırakması ile PKK’lilerin hukuki durumlarını düzenleyen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”, TBMM Genel Kurulu’nda yoğun tartışmaların ardından kabul edilerek maddelerinin görüşülmesine başlandı.

Genel Kurul’da yapılan elektronik oylamada, yasa teklifinin maddelerine geçilmesi kararı 28 ‘Hayır’ oyuna karşılık, 269 ‘Evet’ oyuyla Meclis’ten geçti. İktidar kanadı (AKP ve MHP) tasarıyı “terörsüz Türkiye için tarihi bir devlet politikası” olarak nitelendirirken; İYİ Parti tasarıya sert sözlerle karşı çıktı. Yasa teklifine ‘Evet’ diyeceklerini açıklayan YENİ Parti ve CHP ise sürecin demokratikleşme ve adalet adımlarıyla desteklenmesi gerektiği şerhini düştü. YENİ Parti grubundan 33 milletvekili ‘Hayır’ oyu vereceğini ilan etti.

‘Hayır’ oyu vereceğini açıklayan Yeni Parti Milletvekilleri

1 İzzet Akbulut
2 Hasan Öztürk
3 Sibel Suiçmez
4 Cemal Enginyurt
5 Süreyya Öneş Derici
6 Deniz Yavuzyılmaz
7 İbrahim Aslan
8 Hikmet Yalım Halıcı
9 Cumhur Uzun
10 Eylem Ertuğ Eryılmaz
11 Murat Çan
12 Servet Mullaoğlu
13 Salih Uzun
14 Uğur Bayraktutan
15 Şeref Arpacı
16 Murat Bakan
17 Seyit Torun
18 Mahmut Tanal
19 Fethi Açıkel
20 Elvan Işık Gezmiş
21 Melih Meriç
22 İsmail Atakan Ünver
23 Mehmet Tahtasız
24 Ümit Özlale
25 Mustafa Erdem
26 Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu
27 Reşat Karagöz
28 Ayhan Barut
29 Barış Karadeniz
30 Fahri Özkan
31 Deniz Yücel
32 Seda Kaya Ösen
33 Ednan Arslan

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “çerçeve yasaya” ilişkin avukatları aracılığıyla açıklama yaptı. İmamoğlu, Türkiye’nin “tarihinin önemli eşiklerinden birinde” olduğunu belirterek barış, huzur, kardeşlik, demokrasi ve hukukun güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

İmamoğlu, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in süreçte aldığı karara destek verdiğini belirtti. Özel’in “açtığı yeni siyaset yoluna, büyük mücadelesine ve liderliğine” inandığını ifade eden İmamoğlu, “bütün uyarıları ile ortaya koyduğu üstün kararlılığı” desteklediğini söyledi.

İmamoğlu, “Bugün aldığı kararın altına imzamı atıyorum” dedi.

DEM Parti ise yasayı “çatışma çözümünün ilk adımı” olarak değerlendirdi.

Silivri Cezaevi’nden mesaj gönderen seçilmiş Hatay Milletvekili Ş. Can Atalay şiddetsiz siyaset ortamının önemine vurgu yaparken, Tunç Soyer de yasanın “kan ve gözyaşı devrinin kapanması” için bir anahtar olduğunu belirtti.

Günün Kronolojisi

11:37 – 13:55
Oturum Öncesi ve Kulis Trafiği
Süreci başlatan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Meclis’e geldi. Kuliste DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın yanı sıra İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Bahçeli’nin yanına giderek tokalaştı. Öncesinde AKP ve CHP Grup Başkanları da Bahçeli ile selamlaştı.
11:58 – 14:01
Grup Başkanvekillerinin İlk Çıkışları ve İYİ Parti’nin Önergesi
Oturumun başında söz alan AKP Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül süreci “Çanakkale ruhu” ile tanımlarken, DEM Parti’den Gülistan Kılıç Koçyiğit “Barışın kazananı 86 milyon olacaktır” dedi. CHP, YENİ Parti ve Yeni Yol temsilcileri demokratikleşme olmadan silahların susmasının tek başına yeterli olmayacağını vurguladı. İYİ Parti, yasanın Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle görüşmelere başlanmaması için bir grup önerisi verdi. İYİ Partili Turhan Çömez’in “Teröristlerin affedileceği bu yasanın görüşülmesi için Sevr’in imzalandığı günü (10 Ağustos) tercih ettiniz” şeklindeki sert eleştirileriyle sunduğu önerge, oylanarak reddedildi.
14:06
İYİ Parti’nin Sert Muhalefeti: ‘Büyük Bir Kalkışmadır’
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, kürsüden sürece en sert tepkiyi veren isim oldu. Yasanın PKK yöneticilerini siyasete kazandırma amacı taşıdığını savunan Dervişoğlu, “Sürece kim ne ad verirse versin milli kimliğimiz ve cumhuriyetimize karşı girişilen büyük bir kalkışmadır. Öcalan’ı makbul bir siyaset gurusu gibi kim pazarlamıştır?” diyerek yasaya ‘Hayır’ diyeceklerini kesinleştirdi.
15:56
DEM Parti: ‘Bu Yasa Taviz Değil, Vatan Ortaktır’
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yasanın “çatışma çözümünün ilk adımı” olduğunu belirterek, “Bu yasa taviz değildir, yenme ve yenilme değildir. Ülkenin bütünlüğünü tartışmaya açmıyoruz. Kürtler ayrılmak istese burada olmazdık. Vatan ortaktır” ifadelerini kullandı. Bakırhan, yasanın eksikleri olduğunu ancak desteklediklerini, asıl adımın Meclis açıldığında demokratikleşme ile atılması gerektiğini söyledi.
16:07 – 16:38
YENİ Parti ve CHP: ‘Barışın Önünde Durmayacağız’
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, sürecin kapalı kapılar ardında yürütülmesini ve kayyım, AİHM kararları gibi demokratik adımların eksikliğini eleştirdi. Ancak “Silahların bırakılması için aralanan kapıyı kapatmayacağız, ‘Evet’ diyeceğiz” dedi. Özel, milletvekillerini illerinin hassasiyetlerine göre serbest bıraktı. CHP adına konuşan İnan Alp Akgün ve Oğuz Kaan Salıcı da “Cumhuriyeti demokrasiyle güvence altına alma zamanı geldi” diyerek CHP’nin ‘Evet’ oyu vereceğini doğruladı.
18:01 – 18:03
İktidar Cephesi (MHP, AKP): ‘Bu Bir Af Değildir’
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, yasanın bir af olmadığını, devam eden soruşturmaların veya suç vasfının değişmediğini vurguladı. “Sürecin amacı hukukun üstünlüğü ve iç cephenin güçlendirilmesidir” dedi. AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, hazırlanan raporun “üçüncü bir dış göz olmadan, bu toprakların evlatları tarafından” hazırlandığını, tek hedefin şiddetin bir daha konuşulmaması olduğunu aktardı.

Ne olmuştu?

Teklif TBMM Adalet Komisyonu’nda 18 saat boyunca görüşülmüştü.

Teklifte AKP, CHP, MHP, DEM Parti, HÜDA PAR, Yeni Yol Grubu ve DSP milletvekillerinin de aralarında bulunduğu 367 milletvekilinin imzası bulunuyor.

Tartışmaların da yaşandığı görüşmelerde AKP ve MHP, düzenlemenin “tarihi bir mutabakatın ürünü” ve “af niteliğinde olmayan” bir çalışma olduğunu savundu.

CHP ve Yeni Parti ise sürecin demokratikleşme ayağının eksik olduğunu vurguladı. Yeni Yol grubu ise düzenlemenin “şartlı genel af” niteliğinde olduğunu söyledi.

Yasa teklifinin tam metni

12 maddeden oluşan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” olarak adlandırılan çerçeve yasa teklifinin tam metni:

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu kanunun amacı, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesidir.

(2) Bu kanun hükümleri, PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunda düzenlenen suçları kapsar.

Tanımlar

MADDE 2 – (1) Bu kanunda geçen;

a) Örgüt: PKK/KCK terör örgütünü ve bağlı bütün oluşumlarını,

b) Kurul: Bu Kanunun 7 nci maddesi uyarınca oluşturulacak Kurulu,

ifade eder.

Soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi

MADDE 3 – (1) Örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hariç olmak üzere, 1 inci madde kapsamına giren ve üst sınırı 15 yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar beş yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar on yıl süreyle ertelenir. Erteleme süresi içinde dava zamanaşımı işlemez. Bu suçlarla ilgili dosya ve suçun ispatına yarayan deliller, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresince muhafaza edilir. Müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri hakkında erteleme kararıyla birlikte tasfiye kararı verilir ve Hazineye irat kaydedilir. Karar, kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlara tebliğ edilir. Kararda başvuru ve itiraz hakkı ile süresi ve mercii gösterilir.

(2) Birinci fıkra uyarınca Cumhuriyet Savcısı tarafından verilen kararlara karşı kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlar iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Birinci fıkra uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin mahkeme tarafından verilen kararlara karşı da iki hafta içinde itiraz edilebilir.

(3) Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından önce işlenmiş olup da 1 inci madde kapsamına giren suçlardan dolayı bu tarihten sonra başlatılacak soruşturmaların yapılması, Kurulun iznine bağlıdır.

Koruma tedbirleri ve kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar

MADDE 4 – (1) 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlardan dolayı verilmiş olan tutuklama ve adli kontrole ilişkin koruma tedbirleri, soruşturma veya kovuşturmanın bulunduğu evredeki yetkili hâkim veya mahkeme ile bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından değerlendirilir ve koşullarının bulunması halinde bu tedbirlerin kaldırılmasına karar verilir.

(2) 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verilir.

Erteleme kararlarının kaydedilmesi ve yeniden suç işlenmesi

MADDE 5 – (1) 3 üncü madde uyarınca verilen erteleme kararları, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, ikinci fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilir.

(2) Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, erteleme kararı kaldırılarak soruşturma ve kovuşturmaya devam olunur. Mahkûmiyet halinde verilen cezanın infazı, 6 ncı madde uyarınca ertelenmez ve mahkûmiyet hükümlerinin tüm sonuçları doğar. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde kovuşturma yapılmasına yer olmadığı veya düşme kararı verilir.

Mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi

MADDE 6 – (1) Örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkûm olanlar ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar hariç olmak üzere, 1 inci madde kapsamına giren suçlardan;

a) Toplam 15 yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazı beş yıl süreyle,

b) Toplam 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazı on yıl süreyle,

infaz hâkiminin kararıyla ertelenir. Bu fıkranın uygulanması, müsadere kararlarının yerine getirilmesini engellemez. Erteleme süresi içinde ceza zamanaşımı işlemez.

(2) Birinci fıkra uyarınca infaz hâkimi tarafından verilen erteleme kararlarına karşı itiraz edilebilir.

(3) Birinci fıkra uyarınca verilen erteleme kararları, 5 inci maddenin birinci fıkrasına göre oluşturulan sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, dördüncü fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilir.

(4) Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, infaz hâkimi tarafından erteleme kararı kaldırılarak cezanın infazının devamına karar verilir. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde verilen ceza infaz edilmiş sayılır. Erteleme kararlarının takibi Cumhuriyet başsavcılıklarınca yapılır.

Takip, koordinasyon ve uygulama

MADDE 7 – (1) Bu kanun kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesi; kanunun Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden müteşekkil Kurul tarafından yapılır. İhtiyaç halinde Kurul tarafından; alt komisyonlar oluşturulabilir, bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile gerekli görülen kişiler kurul ve komisyon toplantılarına davet edilebilir.

(2) Kurul tarafından, sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini sağlamak üzere alt komisyonlarda görevlendirme yapılabilir.

(3) 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben bu kanunun amacı ve kapsamı doğrultusunda; örgütün tamamen tasfiyesi ve bu duruma ilişkin gözlem raporları uyarınca dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirme yapılabilir. Kurulun gerekli görmesi halinde adli, idari ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunulur.

(4) Bu kanun uyarınca verilen erteleme kararları, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirilir ve gerekli görülmesi halinde;

a) Soruşturma ve kovuşturmalar nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, sulh ceza hâkimliğinden veya mahkemesinden,

b) Mahkûmiyet hükümleri nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, infaz hâkimliğinden,

Kurul tarafından talep edilir. Talep hakkında ilgili mercii tarafından karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz edilebilir. Bu fıkranın (b) bendi uyarınca talepte bulunulabilmesi için 5 yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından kararın verildiği tarihten itibaren 2 yıl, 10yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından ise 3 yıl geçmiş olması gerekir.

(5) Kurul, çalışmaları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini düzenli olarak bilgilendirir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere İzleme Komisyonu kurulur. İzleme Komisyonu, bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izler ve tavsiyelerde bulunabilir.

(6) Kurulun sekretarya hizmetleri Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yerine getirilir.

Silah ve malzeme teslimi

MADDE 8 – (1) Bu kanun kapsamındaki örgüt mensuplarının beraberinde getirdikleri yahut beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzeme kayıt altına alınır.

(2) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, güvenlik kurumlarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirlenir.

Süre

MADDE 9 – (1) Bu kanun hükümleri, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben altı ay içinde bu Kanun hükümlerinden yararlanmak istediğini bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak bildirenlere uygulanır.

Görev ve sorumluluk

MADDE 10 – (1) Bu kanun kapsamında verilen görevler, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilir.

(2) Bu kanun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukukî, idarî veya cezaî sorumluluğu doğmaz.

Yürürlük

MADDE 11 – (1) Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 12 – (1) Bu kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

MADDE GEREKÇELERİ

MADDE 1 – Maddeyle, Kanunun hazırlanma amacı ve kapsamı belirlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasıyla, Kanunun amacının, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin olduğu kabul edilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, Kanun hükümlerinin, PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunda düzenlenen suçları kapsadığı hüküm altına alınmaktadır. Böylelikle Kanunun kapsamı, yalnızca PKK/KCK terör örgütünün faaliyetiyle ilgili olarak maddede yer alan suçlarla sınırlandırılmaktadır.

MADDE 2 – Maddeyle, tanımlar maddesi düzenlenmektedir.

MADDE 3 – Maddeyle, soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesine ilişkin düzenleme kabul edilmektedir.

Maddenin birinci fıkrasıyla, örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile yine bu örgütün faaliyeti çerçevesinde 1/6/2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hariç olmak üzere, 1 inci madde uyarınca bu Kanun kapsamına giren ve üst sınırı onbeş yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmaların beş yıl, onbeş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmaların ise on yıl süreyle ertelenmesi sağlanmaktadır.

Belirtmek gerekir ki, erteleme süresi içinde dava zamanaşımı işlemeyecektir. Erteleme kararı verilen suçlarla ilgili dosya ve suçun ispatına yarayan deliller, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresince muhafaza edilecektir. Düzenlemeyle, müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri hakkında erteleme kararıyla birlikte tasfiye kararı verileceği ve bu değerlerin Hazineye irat kaydedileceği kabul edilmektedir. Ayrıca, bu fıkra uyarınca verilen kararın, kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlara tebliğ edileceği ve kararda başvuru ve itiraz hakkı ile süresi ve merciinin gösterileceği de hükme bağlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından verilen erteleme kararına karşı kanun yollarına başvurma hakkı bulunanların iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine başvurabileceği kabul edilmektedir. Kovuşturma evresinde mahkeme tarafından verilen erteleme kararına karşı da iki hafta içinde kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlar tarafından itiraz yoluna başvurulabilecektir.

Maddenin üçüncü fıkrasıyla, Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından önce işlenmiş olup da 1 inci madde uyarınca bu Kanun kapsamına giren suçlardan dolayı bu Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından sonra soruşturma başlatılması, Kurulun iznine bağlı kılınmaktadır.

MADDE 4 – Maddeyle, koruma tedbirleri ve kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalarla ilgili yapılacak adlî işlemlere yönelik düzenleme kabul edilmektedir.

Maddenin birinci fıkrasıyla, soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesine ilişkin 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlardan dolayı verilmiş olan tutuklama ve adlî kontrole ilişkin koruma tedbirlerinin, soruşturma veya kovuşturmanın bulunduğu evredeki yetkili hâkim veya mahkeme ile bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından değerlendirileceği ve koşullarının bulunması halinde bu tedbirlerin kaldırılmasına karar verileceği düzenlenmektedir. Böylelikle, ilgili mercii tarafından hızlı bir şekilde koruma tedbirleri hakkında karar verilmesi sağlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verileceği kabul edilmektedir.

Belirtmek gerekir ki, bu maddenin uygulanması bakımından 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanması ve 9 uncu maddede belirtilen yazılı başvurunun gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Dolayısıyla Kanunun Resmî Gazete’de yayımlanması nedeniyle re’sen bu madde hükümlerine göre işlem yapılması söz konusu olamayacaktır.

Diğer yandan, beraat veya zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararları gibi kişinin lehine olan durumlar bakımından istinaf veya temyiz kanun yolundaki dosyalar hakkında bozma kararı verilmeksizin esastan inceleme yapılmak suretiyle yargılamanın neticelendirilmesi yoluna gidilecektir.

MADDE 5 – Maddeyle, erteleme kararlarının kaydedilmesi ve erteleme süresi içinde yeniden suç işlenmesi halinde yapılacak adlî işlemlere ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

Maddenin birinci fıkrasıyla, soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesine ilişkin 3 üncü madde uyarınca verilen erteleme kararlarının, bunlara mahsus bir sisteme kaydedileceği düzenlenmektedir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde ikinci fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilecektir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, erteleme kararının kaldırılarak soruşturma ve kovuşturmaya devam olunacağı, bu suretle yürütülen soruşturma veya kovuşturma sonucunda kişi hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi halinde ise verilen cezanın infazının 6 ncı madde uyarınca ertelenmeyeceği ve mahkûmiyet hükümlerinin tüm sonuçlarıyla cari olacağı düzenlenmektedir. Ayrıca, erteleme süresi içinde terör suçu işlenmeksizin kişi hakkında soruşturma evresindeki dosyalar bakımından kovuşturma yapılmasına yer olmadığı, kovuşturma evresindeki dosyalar bakımından ise düşme kararı verileceği kabul edilmektedir.

MADDE 6 – Maddeyle, mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesine ilişkin düzenleme kabul edilmektedir.

Maddenin birinci fıkrasıyla, örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkûm olanlar ile yine bu örgütün faaliyeti çerçevesinde 1/6/2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar hariç olmak üzere, 1 inci madde uyarınca bu Kanun kapsamına giren suçlardan toplam onbeş yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazının beş yıl süreyle, toplam onbeş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazının ise on yıl süreyle infaz hâkiminin kararıyla erteleneceği düzenlenmektedir. Bu fıkra uyarınca verilen erteleme kararları, müsadere kararlarının yerine getirilmesini engellemeyecektir. Ayrıca, erteleme süresi içinde ceza zamanaşımı da işlemeyecektir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, birinci fıkra uyarınca infaz hâkimi tarafından verilen erteleme kararlarına itiraz edilebileceği hükme bağlanmaktadır.

Maddenin üçüncü fıkrasıyla, birinci fıkra kapsamında verilen erteleme kararlarının 5 inci maddenin birinci fıkrasında belirtilen mahsus sisteme kaydedileceği düzenlenmektedir. Belirtmek gerekir ki bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde dördüncü fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilecektir.

Maddenin dördüncü fıkrasıyla, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, infaz hâkimi tarafından erteleme kararının kaldırılarak cezanın infazının devamına karar verileceği kabul edilmektedir. Belirtilen erteleme süresi terör suçu işlenmeksizin geçirildiği takdirde verilen ceza infaz edilmiş sayılacaktır. Ayrıca, erteleme kararlarının takibinin Cumhuriyet başsavcılıklarınca yerine getirilmesi öngörülmektedir.

MADDE 7 – Maddeyle, sürecin takip edilmesi, koordinasyonunun sağlanması ve Kanun hükümlerinin uygulanmasına ilişkin olarak bir Kurul oluşturulması öngörülmektedir.

Maddenin birinci fıkrasıyla, Kanun kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesinin; Kanunun Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden oluşan Kurul tarafından yapılacağı kabul edilmektedir. Ayrıca düzenlemeyle, ihtiyaç halinde Kurul tarafından alt komisyonlar oluşturulabilmesine, bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile gerekli görülen kişilerin Kurul ve komisyon toplantılarına davet edilebilmesine imkân tanınmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, Kurul tarafından, sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini ve koordinasyonunu sağlamak üzere alt komisyonlarda görevlendirme yapılabileceği düzenlenmektedir.

Maddenin üçüncü fıkrasıyla, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben bu Kanunun amacı ve kapsamı doğrultusunda; örgütün tamamen tasfiyesi ve bu duruma ilişkin gözlem raporları uyarınca dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirme yapılabileceği, Kurulun gerekli görmesi halinde adlî, idarî ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunacağı kabul edilmektedir.

Maddenin dördüncü fıkrasıyla, bu Kanun uyarınca verilen erteleme kararlarının, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirileceği, gerekli görülmesi halinde hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasının talep edilebileceği ve talep hakkında da ilgili mercii tarafından karar verileceği düzenlenmektedir. Belirtmek gerekir ki, mahkûmiyet hükümleri nedeniyle doğan hak yoksunluğunun ortadan kaldırılmasına yönelik talepte bulunulabilmesi için beş yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından kararın verildiği tarihten itibaren iki yıl, on yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından ise üç yıl geçmiş olması gerekmektedir.

Maddenin beşinci fıkrasıyla, Kurulun, çalışmaları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini düzenli olarak bilgilendireceği açıkça hükme bağlanmaktadır. Ayrıca düzenlemeyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere İzleme Komisyonu kurulacağı kabul edilmektedir. Bu Komisyon, Kanun kapsamındaki faaliyetleri izleyecek ve tavsiyelerde bulunabilecektir.

Maddenin altıncı fıkrasıyla, Kurulun sekretarya hizmetlerinin Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yerine getirileceği kabul edilmektedir.

MADDE 8 – Maddeyle, silah ve malzeme teslimine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

Maddenin birinci fıkrasıyla, Kanun kapsamındaki örgüt mensuplarının beraberinde getirdikleri yahut beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzemenin kayıt altına alınacağı kabul edilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, kayıt altına alma işlemi ile kayıt altına alınan silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzeme hakkında uygulanacak usul ve esasların, güvenlik kurumlarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirleneceği hükme bağlanmaktadır.

MADDE 9 – Maddeyle, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben altı ay içinde bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara, bu Kanun hükümlerinden yararlanmak istediğini yazılı olarak bildiren kişiler hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanabileceği düzenlenmektedir.

MADDE 10 – Maddeyle, görev ve sorumluluk düzenlemesi kabul edilmektedir.

Maddenin birinci fıkrasıyla, Kanun kapsamında verilen görevlerin, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirileceği düzenlenmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, bu Kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukukî, idarî veya cezaî sorumluluğunun doğmayacağı kabul edilmektedir. Düzenlemeyle, bu Kanunun amacını gerçekleştirmeye yönelik çalışmalar yürüten başta Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyeleri olmak üzere tüm görevliler bakımından yasal güvence sağlanmaktadır.

MADDE 11 – Yürürlük maddesidir.

MADDE 12 – Yürütme maddesidir.

Meclis’te sandalye dağılımı

AKP 277, Yeni Parti 91, DEM Parti 56, MHP 46, CHP 45, İyi Parti 29, Yeni Yol Partisi 20, HÜDA PAR 4, Yeniden Refah Partisi 4, TİP 3, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) 2, EMEP 2, Saadet Partisi, Demokratik Sol Parti ve Demokrat Parti’nin de 1’er sandalyesi bulunuyor. 10 milletvekili ise bağımsız.

Meclis Skor Tabelası: Çerçeve Yasa Oylaması

nihaplus Özel İnfografik Masası • Parti ve Milletvekili Bazlı Detaylı Dağılım
“KABUL” (Evet)
AKP268
DEM Parti55
MHP44
YENİ Parti35
CHP29
Yeni Yol Grubu16
Bağımsızlar7
HÜDA PAR4
TİP3
DBP2
EMEP2
DSP1
Saadet Partisi1
“RET” (Hayır)
YENİ Parti54
İYİ Parti29
CHP2
Bağımsızlar1
Demokrat Parti1
ÇEKİMSER
Yeniden Refah Partisi4
Yeni Yol Grubu3
KATILMAYANLAR
CHP14
AKP9
YENİ Parti2
MHP2
Bağımsızlar2
DEM Parti1
Yeni Yol Grubu1

Bedeni teşhir edilen Ekin Wan Varto’da anıldı

YJA-Star gerillası Kader Kevser Eltürk (Ekin Wan) bedeninin teşhir edildiği yerde anıldı. Anmada DEM Parti Muş İl Eşbaşkanı Çiçek Tutuş konuşma yaptı.

Ekin Wan’ın anma töreninden, Foto: MA

Muş’un Gimgim (Varto) ilçesinde 10 Ağustos 2015 tarihinde öldürüldükten sonra bedeni işkenceye maruz bırakılarak medyada teşhir edilen YJA-Star gerillası Kader Kevser Eltürk (Ekin Wan) bedeninin teşhir edildiği yerde anıldı. Özgür Kadın Hareketi’nin (Tevgera Jinên Azad—TJA) anmasına siyasi parti ve demokratik kurum temsilcileriyle birlikte birçok kadın katıldı.

“Bu acılar bir daha yaşanmasın”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Muş İl Eş Başkanı Çiçek Tutuş, o dönemde Gimgim’deki çatışmaların ve gerillalara yapılan işkencelerin ağırlığını hatırlattı. Ekin Wan’ın cansız bedeninin sosyal medyada teşhir edilmesi ile yakın zamanda Rojava’da DAİŞ’in bir kadının saçını kesip yüksek bir binadan aşağı attığını hatırlatarak kadınların tüm savaşlarda sömürülen taraf olduğunu söyledi:

“O dönem öyle acılar gelişti ki tarifi yok. DAİŞ’in Ortadoğu’daki katliam yöntemlerini Türkiye’de yaşadık. Gerillaların cenazelerine bile işkence yapıldı. Sosyal medyada yayınlandılar. Yakın zamanda Rojava’da da bunu gördük. DAİŞ’in bir kadın arkadaşın saçını keserek, katlardan attığını gördük.”

27 Şubat 2025’te Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağırıyı hatırlatan Tutuş, “Bir barış süreci başladı. İki yıla yakındır bu acıları yaşamıyoruz. Umuyoruz ki bundan sonraki süreçte bir daha bu acılar yaşanmasın. Barış süreci başta kadınlara gelecektir. Kadınlar bütün savaşlarda hep katledilen, vücudu teşhir edilen, sömürülen taraf oluyor. Burada Ekin Wan’ı anıyoruz. Bugün onun anısına bağlığımızla buraya geldik. Bu acılar bir daha yaşanmasın” diye konuştu.

Anma programı kadınların Ekin Wan’ın bedeninin teşhir edildiği noktaya çiçek bırakması ve “Şehit Namirin” , “Jin Jiyan Azadî” sloganlarıyla sona erdi.

Ne olmuştu?

YJA-Star gerillası Ekin Wan, 10 Ağustos 2015’te Muş’un Varto ilçesinde meydana gelen bir çatışmada yaşamını yitirdi.

Ekin Wan’ın bedeni çıplak bir şekilde teşhir edilerek fotoğrafları medyaya servis edildi. Görgü tanıklarının beyanlarına göre, asker ve polisler olay yerine önce aydınlatma mermisi attı, ardından ise Ekin Wan’ı hedef alarak vurdu. Ekin Wan’ın otopsi raporu kimse ile paylaşılmazken, boynunda ip izleri olduğu böylece teşhir edilen bedeninin ipe bağlanarak sürüklenmiş olabileceği belirtildi.

Olayın kısa süre içerisinde medyada yayılması ve tepki toplaması nedeniyle ilk resmi açıklama 6 gün sonra Muş Valiliği’nden geldi. 16 Ağustos 2015’te olaya dair açıklama yayımlayan Valilik, medyaya servis edilen görüntülere değinerek, “Kamuoyu ve Valiliğimizce kabul edilemeyecek şekildeki bu görüntüleri çeken, yayınlayan ve sosyal medyaya servis eden kişi veya kişiler hakkında, adli ve idari soruşturma başlatılmıştır” ifadelerini kullandı.

Emniyet Müdürü, servis edilen fotoğrafları kendi ekibinden birinin çekmediğini, ancak olay yeri inceleme ekiplerinin çekmiş olabileceğini savundu. Ancak Emniyet Müdürü, olay yeri inceleme ekibinin, “dışarıdan” geldiğini söyleyerek bu ekibin nereden geldiklerini bilmediğini öne sürdü.

İşkence boyutunu raporlamak ve yaşananları kamuoyuna duyurmak adına İnsan Hakları Derneği (İHD), bir komisyon kurarak bölgeye incelemelerde bulunmak için gitti. Yapılan incelemeler sonucunda rapor hazırlayan İHD, 4 Eylül 2015 tarihinde raporu kamuoyuyla paylaştı. Raporda özetle şu ifadelere yer verildi: “Savaşlarda ve silahlı çatışmalarda kadına karşı şiddet bir savaş aracı olarak kullanılmaktadır. Böylece kadına karşı şiddet bir yana, savaşın karşı tarafa olan halkın, toplumsal ve sosyal yapısı da tahrip edilmektedir. Uluslararası hukuk, kadına yönelik şiddet konusunda uzun yıllar çok yetersiz kalmıştır. 1 ve 2’nci Dünya Savaşlarında milyonlarca kadın cinsel şiddete maruz kaldıkları halde, savaşlardan sonra kurulan Tokyo ve Nürnberg mahkemelerinde, bu suç yargılanmamış, gözden kaçırılmıştır. Ancak, Bosna ve Ruanda da yaşanan çatışmalarda, çok sayıda kadına karşı taciz, tecavüz ve her türlü cinsel şiddet, özellikle kadınların çabaları sonucunda, ‘savaş suçu’,’ insanlığa karşı suç’ olarak tanımlanmış ve yargılanmaya başlanmıştır. Yine Uluslararası Ceza Mahkemesi statüsünde de, kadına yönelik her türlü şiddet, bir’ savaş suçu’ ve’ insanlığa karşı işlenmiş suç’ olarak kabul edilmektedir. Her ne kadar Türkiye Cumhuriyeti UCMY’e taraf olmasa da, suç tanımı olarak Kader Kevser Eltürk’e (Ekin Van) karşı işlenen suç, savaş suçu niteliğindedir.”

Ekin Wan’ın ailesi avukatları “Kişinin hatırasına hakaret” suçundan sorumlu kişiler hakkında suç duyurusunda bulundu. Dilekçede, Ekin Wan’ın cenazesinin Malatya Adli Tıp Kurumundan (ATK) alındıktan sonra, cenaze yıkaması sırasında görgü tanıklarının Ekin Wan’ın boynunda ip izi olduğuna dair ifadelerine de yer verildi.

Ekin Wan’ın cenazesini gören doktor ve kadınların, boynundaki derin ip izlerini ifade ederek doğruladıkları işkenceye karşı, yapılan suç duyurusundan bir sonuç alınamadı.

*Bu haber, niha+ stajyeri Gökçe Bayrak tarafından hazırlandı.

AYM'den Nüfus kütüğü KARARI

Erkeklerden oluşan AYM, kadınlar aleyhine karar verdi

“Evlenen kadının kaydı kocasının hanesine taşınır” hükmünü iptal etmeyen AYM’nin 5 üyesi düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptalinin gerektiğine hükmederek, çoğunluk görüşüne katılmadılar. Bu karar, AYM’nin bundan önce toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı verdiği kararları hatırlattı.

Anayasa Mahkemesi binası

Anayasa Mahkemesi (AYM), Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda yer alan “Evlenen kadının kaydı kocasının hanesine taşınır” hükmün Anayasa’ya aykırı olmadığına karar verdi.

Söz konusu AYM kararı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Karar İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin yaptığı bir başvuru üzerine alındı. 14. Asliye Hukuk Mahkemesi baktığı bir davada Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 23. maddesindeki “Evlenen kadının kaydı kocasının hanesine taşınır. Kocası ölen kadın yeniden evlenmedikçe ölen kocasının aile kütüğünde kalır. Ancak dilerse babasının kütüğüne dönebilir” fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptali gerektiğine hükmederek yüksek mahkemeye başvurdu.

Başvuruda, kadının kendi adına bir nüfus kütüğüne sahip olmadığı, evlenmesiyle kaydının baba hanesinden erkek eşin hanesine taşındığı belirtildi. Bu durumun kadın ile erkek ve eşler arasındaki eşitlik ilkelerine aykırı olduğu, kadın aleyhine cinsiyete dayalı ayrımcılık oluşturduğu ve nüfus kütüğünde kocanın esas alınmasının meşru bir amacının bulunmadığı ileri sürüldü.

AYM istemi reddetti

AYM, inceleme sonucunda iptal istemini oy çokluğuyla reddetti. AYM’nin verdiği kararda, nüfus kütüğünün idare bünyesinde tutulan teknik bir kayıt sistemi olduğu, kadının kaydının kocasının hanesine taşınmasının hukuki statüsüne veya somut bir menfaatine doğrudan ve belirleyici etkisinin bulunmadığı ifade edildi. Hükmün Anayasa’nın hukuk devleti, eşitlik, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile ailenin korunmasına ilişkin hükümlerine aykırı olmadığı iddia edildi.

Karşı oy: “Ataerkil anlayışın devamı“

AYM’nin 5 üyesi ise düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptalinin gerektiğine hükmederek, çoğunluk görüşüne katılmadılar.

Üyelerden 4’ünün karşı oy gerekçesinde, “nüfus kayıt sisteminin aile bağlarını göstermesinin mümkün olduğu ancak bu yapılırken kadının, erkek eşin hanesine bağlı bir kayıt unsuruna dönüştürülmesinin hukuk devletinin insan onuru ve eşitliğe dayalı karakteriyle bağdaşmayacağı” ifade edildi.

Karşı oyda, “İtiraz konusu kural, evlilik birliği içinde aynı hukuki durumda bulunan kadın ve erkek arasında cinsiyete dayalı haklı bir neden içermeyen farklı muamele oluşturmakta, kadının hukuki kişiliğini bağımsız birey olarak değğil, erkek eşin hanesine bağlı biçimde konumlandırmakta, eşler arası eşitliğe dayalı anayasal aile anlayışını zedelemekte ve uluslararası insan hakları hukukunda benimsenen kadın-erkek eşitliği standartlarıyla bağdaşmamaktadır” değerlendirmesinde bulunuldu.

Diğer karşı oy gerekçesinde ise düzenlemenin kadın aleyhine ve Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10. ve “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41. maddelerine aykırı olduğu ifade edildi ve iptali gerektiği kaydedildi.

AYM ve Toplumsal Cinsiyet
Anayasa Mahkemesi’nin eşitlik ilkesiyle çelişen ve tartışma yaratan emsal kararları
1996 – 1998
Eril Yargının Çifte Standardı: Zina Düzenlemesi
Eski TCK’da bir kadının tek bir aldatma eylemi zina sayılırken, erkeğin ceza alması için “başka bir kadınla evliymiş gibi yaşaması” şartı aranıyordu. AYM, erkeğin zinasını düzenleyen maddeyi 1996’da iptal ederken, kadının zinasını hapisle cezalandıran maddeyi iptal etmek için 1998’e kadar bekledi.
Sonuç: İki yıl boyunca yargı eliyle yaratılan hukuki boşluk, erkeklerin evlilik dışı ilişkilerini serbest bırakırken kadınları hapis tehdidiyle baş başa bıraktı.
Çifte Standart Ceza Hukuku
2001 – Günümüz
Kadın Bedeninde Biyopolitik Denetim: İddet Müddeti
TMK 132. maddeye göre, boşanan veya eşi vefat eden bir kadının yeniden evlenebilmesi için 300 gün beklemesi zorunludur. Erkeğe uygulanmayan bu kısıtlama, tıbbın ulaştığı seviyeye rağmen “soybağının karışmasını önleme” gerekçesiyle savunulmaktadır.
Sonuç: Yakın zamanda tamamı erkeklerden oluşan AYM heyeti, bu cinsiyetçi kuralın iptali başvurusunu “kamu düzeni” ve “biyolojik farklılıklar” öne sürerek reddetti.
Medeni Haklar Biyopolitika
2015
Resmi Nikâh Olmadan Dini Nikâh Kıyanlara Ceza İptali
Nüfus kütüğü kararından sonra, kadın hakları açısından en çok tartışılan ve kadın örgütlerinin büyük tepkisini çeken AYM kararlarından biri 2015 yılında alınmıştır.
Karar: AYM, resmi nikâh olmadan dini nikâh kıyan çiftlere ve bu nikâhı kıyan din görevlilerine hapis cezası öngören TCK hükmünü “özel hayata saygı” ve “din ve vicdan özgürlüğü” çerçevesinde iptal etti.
Neden Eleştirildi? Kadın örgütleri, bu kararın Anayasa’nın eşitlik ilkesini ve CEDAW yükümlülüklerini hiçe saydığını belirtti. Eleştirilerin temel noktası, ceza caydırıcılığının kalkmasıyla birlikte çocuk yaşta evliliklerin, çok eşliliğin (poligami) ve kadınların miras, nafaka gibi medeni haklardan mahrum bırakıldığı güvencesiz birlikteliklerin önünün açılmasıydı.
Çocuk Yaşta Evlilik CEDAW
2015
Barınma Hakkının İhlali: Aile Konutu İpoteği
Bir kadının, eşinin kendisinden habersiz yaşadıkları konutu ipotek ettirip evin icra yoluyla satılmasına karşı başlattığı hukuk mücadelesi AYM’den döndü.
Sonuç: Yargıtay’ın içtihat değiştirerek konut üzerinde tasarruf için eş rızasını şart koşmasına rağmen, AYM olayın 2003’te yaşanmasını gerekçe göstererek kadının başvurusunu reddetti ve erkeğin tek taraflı tasarrufuna meşruiyet sağladı.
Mülkiyet Hakkı Ekonomik Şiddet
1998 – 2024
Kadının Soyadı Mücadelesi ve Eşitliğe Konulan “Şerh”
Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren Soyadı Kanunu, soyadı seçme hakkını “evlilik birliğinin reisi” sıfatıyla doğrudan erkeğe vermişti. Kadınların ulusal ve uluslararası (AİHM) boyuttaki uzun mücadelesi sonucunda AYM, TMK 187. maddeyi ancak 2023’te iptal etmek zorunda kaldı. Karar 28 Ocak 2024’te yürürlüğe girdi.
Ancak: Bu tarihi kararda bile 6 üyeden biri karşı oy yazısında, ailede kadın-erkek eşitliğini hukuki bir norm olmaktan ziyade “modern hurafelerden birisi” olarak nitelendirerek yüksek yargıdaki ataerkil direnci bir kez daha kayıt altına aldı.
Ayrımcılık Yasağı AİHM İçtihatları

ABD-İran arasında “içeriden çökertme” ve “bölme” savaşı

ABD, ağırlaşan abluka ve istihbarat sızıntılarıyla İran rejimini içeriden bölmeyi hedeflerken Tahran yönetimi öngörülemezlik stratejisi ve yatay tırmanma taktiğiyle ABD öncülüğündeki koalisyonu dışarıdan parçalamaya çalışıyor.

Foto: The National Context

The National Context’te yayımlanan kapsamlı bir analize göre Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile İran arasındaki çatışma ezber bozan bir yapıya büründü. Değerlendirmeye göre askeri yollarla İran rejimini deviremeyen Washington, rejimi içeriden çökertmeyi hedeflerken Tahran yönetimi ise ABD öncülüğündeki bölgesel koalisyonu dışarıdan parçalamak için asimetrik bir karşı strateji yürütüyor.

Makaleye göre, Şubat ayında başlayan savaş bugüne kadar üç evreden geçti. İlk evre, ABD ve İsrail’in İran İslam Cumhuriyeti’ni çökertmek amacıyla başlattığı askeri saldırılardı. 8 Nisan’daki ateşkesle birlikte süreç daha yavaş bir aşamaya, “tam abluka ve kuşatma altında müzakere” dönemine dönüştü. Haziran ayında varılan tek sayfalık mutabakat, durumu stabilize etmiş gibi görünse de temmuz başındaki gemi saldırıları bu anlaşmayı bozdu.

Bu kırılmanın ardından savaşın en geniş çaplı çatışmaları patlak verdi. Analizde bu tırmanışın kilometre taşları şu şekilde sıralanıyor:

  • 28 Temmuz: ABD’nin Ürdün’deki güçlerine yönelik sürpriz İran füze saldırısı.
  • Husilerin Suudi Arabistan şehirlerine ve tankerlerine yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları.
  • Iraklı silahlı grupların Suudi Arabistan’a yönelik saldırılara katılması ve Irak içinde ABD-Suudi Arabistan ortak misillemesi.
  • Hürmüz Boğazı ve Babülmendep’te eşzamanlı baskı.
  • Mısır’ın Akdeniz kıyısındaki (Dimyat) ABD’ye ait Energos Winter isimli gaz taşıyıcı gemisine yönelik İHA saldırısı. Herhangi bir aktörün üstlenmediği bu saldırıdan sadece iki gün önce, İran devlet televizyonu Dimyat’ı olası bir hedef olarak ismen zikretmişti. Bu durum, bölge hükümetleri nezdinde saldırının arkasında Tahran’ın olduğuna dair güçlü bir caydırıcılık algısı yarattı.

İran’ı içeriden parçalamak

Rejim değişikliğini askeri yollarla yapma inancını kaybeden Washington, artık rejimi “söylemler, istihbarat sızıntıları, periyodik tehditler ve zamanla ağırlaşan bir abluka” kombinasyonuyla içeriden yıkmaya çalışıyor.

Nisan ayındaki ateşkesten bu yana Donald Trump ve ABD yetkililerinin en az yedi farklı açıklamada İran yönetiminin “bölündüğünü” öne sürmesi bu stratejinin en net kanıtı olarak gösteriliyor. Analize göre ABD tarafı, sivil müzakereciler ile Devrim Muhafızları komutanları arasında mutlak bir kopuş olduğunu, yeni dini lider Mücteba Hamaney’e ulaşılamadığını ve Mart ayında suikasta kurban giden Ali Laricani’nin yokluğunda karar alma mekanizmasının dağıldığını iddia ediyor.

Hatta bu kopuş anlatısı o kadar somutlaştırıldı ki temmuz ayındaki nakliye gemisi saldırılarından sonra İranlı sivil yetkililerin gizlice Trump’ın danışmanlarına giderek bu saldırıların anlaşmayı müzakere eden liderliğin değil sertlik yanlılarının bir hatası olduğunu söylediği öne sürüldü.

Değerlendirmede dikkat çeken bir diğer nokta, The New York Times ve Haaretz üzerinden sızdırılan Mahmud Ahmedinejad haberi. Mossad’ın yıllarca eski cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ı bir istihbarat kaynağı olarak kullandığına dair yayımlanan raporun doğruluğundan ziyade, “zamanlaması ve amacı” ön plana çıkarılıyor. Analize göre, raporda yer alan Mossad direktörüyle Budapeşte’de yapılan görüşmeler, durumun CIA’e bildirilmesi ve savaşın ilk günü Ahmedinejad’ı ülkeden çıkarma girişimi gibi kritik detaylar, İran elitlerine “Sisteminiz en üst düzeyden sızdırıldı, elimizde daha fazlası var” mesajı vererek rejimi birbirine düşürmeyi amaçlıyor.

ABD’nin bu stratejisinde öne çıkan faktör ise “zaman.” Çatışma, ateşkes, müzakere ve yeniden tehdit döngüsü, ABD’ye mühimmat ve para tasarrufu sağlarken ambargo altındaki İran’ın ekonomisini ve rejim içi bütünlüğünü her geçen gün biraz daha boğuyor. Bölünme anlatısı, periyodik tırmanma tehditleriyle destekleniyor.

Örneğin Trump, Nisan ayındaki ateşkesi uzattığı gün CNBC’ye verdiği röportajda ateşkes süresi dolduğunda yeniden “bombalamaya başlamayı” beklediğini belirtmişti. Bu tür tehditler, saldırıları durdurmak için taviz vermek isteyenler ile tavizi rejimin sonunun başlangıcı olarak görenler arasında İran içinde sürekli bir tartışma yaratmayı amaçlıyor.

Koalisyonu dışarıdan parçalamak

İran ise bu yıpratma girişimlerine benzer bir şekilde yanıt veriyor. Analize göre Tahran’ın stratejisi, savaşı bölge ülkeleri için daha da maliyetli hale getirerek müttefiklerin ABD’nin rolünü sorgulamaya başlamasını sağlamak.

İran, “yatay tırmanma” taktiğiyle aktörleri ve cepheleri çoğaltıyor:

  • Husilerin Irak topraklarını kullanarak saldırılar düzenlemesi ve Devrim Muhafızları koordinasyonunda ağ tabanlı bir sistem yürütülmesi.
  • Husilerin Suudi limanlarına yönelik deniz baskınını “Ablukaya karşı abluka” olarak tanımlaması.
  • Mısır’daki Dimyat saldırısında olduğu gibi savaşın dışında olduğu düşünülen coğrafyaların (Süveyş koridoru çevresi) bile risk altına sokulması.

İran, rasyonel devlet imajından bilerek uzaklaşarak daha “pervasız” ve “öngörülemez” bir aktör profili çiziyor. Analize göre amaç, ablukanın kaldırılmasını sağlamak için çatışmanın maliyetini ABD müttefikleri için dayanılmaz boyutlara taşımak. Analizde, her iki tarafın da “öngörülemezlik” kartını kullandığı belirtiliyor. Önceden sadece Trump’ın anlık kararları ve değişken tehditleri varken artık İran da ateşkesleri bozarak ve eşikleri aşarak bu taktiği Trump’a karşı uyguluyor.

Bu strateji yarışının altında ise iki temel asimetri yatıyor:

  1. İran için konu bir “rejim bekası” iken ABD için İran, Çin, Rusya ve Latin Amerika gibi pek çok cepheden sadece biri. AP-NORC anketine göre Amerika halkının yüzde 64’ü bu savaşın savaşmaya değmediğini düşünürken sadece yüzde 28’i Trump’ın hamlelerini destekliyor. İran, acilen siyasi zaferlere ihtiyaç duyan bir başkanın, ucu açık bir savaştansa bir anlaşmaya razı olacağına ihtimaline oynuyor.
  2. İran on yıllardır süren yaptırımlara ve düzensizliğe alışkın. Ancak Suudi Arabistan ekonomisi tamamen istikrara, güvenli ihracata ve yatırımcı güvenine dayanıyor. Analize göre İran, maliyetler haftalar değil aylarca sürerse istikrara muhtaç Riyad yönetiminin ABD’ye baskı yaparak müdahaleyi bitirmek isteyeceğini düşünüyor. Ancak bu strateji büyük bir risk de taşıyor. Artan tehlike, koalisyonu bölmek yerine İran’a karşı daha da kenetlenmelerine yol açabilir.

Analize göre savaş, “iki kırılma stratejisi arasındaki bir yarış” olarak özetleniyor. Washington, savaşın maliyeti Amerika koalisyonunu dağıtmadan önce ablukanın İran rejimini çatlatacağına inanırken Tahran tam tersini düşünüyor.

Gelinen noktada en büyük tehlike her iki tarafın da boyun eğmediğini kanıtlamak için kontrolü kaybetmeye istekli görünmesi. Analize göre ufuktaki olası bir ateşkesin barış değil, bu “kırılma ve çökertme” savaşının yeni bir evresi olarak okunması gerekiyor.

“Çerçeve yasa” Adalet Komisyonu’nda kabul edildi

Süreç kapsamında Meclis Adalet Komisyonuna sunulan teklifin görüşmeleri 17,5 saat sürdü. Teklifin 10’uncu maddesinin de kabul edilmesinin ardından tamamı oylamaya sunuldu. Yapılan oylamada kanun teklifi kabul edildi.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis Adalet Komisyonu’na sunulan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanun teklifi 10’uncu maddenin kabul edimesinin ardından yapılan oylama ile kabul edildi.

Süreç kapsamında Meclis Adalet Komisyonuna sunulan teklifin görüşmeleri 17,5 saat sürdü.

İyi Parti’nin maddelere ilişkin şerhleri ile oylamaya geçilen toplantıda tansiyon yükselirken, gün içerisinde saat 11.00’a kadar siyasi partiler teklife ve komisyon kararına şerh düşebilecek.

Maddelere dair verilen önergeler ve şerh düşülen konuların görüşülmesinin ardından 18 saati geride bırakan toplantı, maddelerin tamamının kabul edilmesi ile son buldu.

Teklifin 48 saat sonra Meclis Genel Kurulu’na gelmesi bekleniyor.

Özel kurul oluşturulacak

Teklife göre, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında özel bir kurul oluşturulacak. Kurulda Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Milli Savunma bakanları ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri yer alacak.

Kurul, sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini sağlamak amacıyla alt komisyonlar oluşturabilecek ve bu komisyonlarda görevlendirmeler yapabilecek.

Meclis’te izleme komisyonu kurulacak

Teklif kapsamında TBMM bünyesinde ayrıca bir İzleme Komisyonu kurulması öngörülüyor. Komisyon, düzenlemenin uygulanması ve sürecin takibine ilişkin çalışmalarda görev alacak.

Teklifte, örgüt faaliyeti kapsamında işlendiği belirtilen bazı suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesine yönelik düzenleme de bulunuyor.

Örgüt faaliyeti kapsamında işlenen kasten öldürme suçu ile 1 Haziran 2005’ten önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlar erteleme kapsamının dışında tutulacak.

Bunların dışındaki suçlardan 15 yıl veya daha az hapis cezası gerektirenlere ilişkin soruşturma ve kovuşturmalar 5 yıl ertelenecek. 15 yıldan fazla hapis ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlarda ise erteleme süresi 10 yıl olacak.

Erteleme kararları

Erteleme kararını soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında ise davaya bakan mahkeme verecek. Erteleme kapsamındaki suçlar nedeniyle verilmiş tutuklama ve adli kontrol kararları da ilgili hâkim veya mahkeme tarafından yeniden değerlendirilecek. Gerekli şartların oluşması halinde bu kararlar kaldırılabilecek.

Erteleme kararları, bu işlemler için oluşturulacak özel bir sisteme kaydedilecek. Kayıtlar, kişinin erteleme süresi içinde yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin belirlenmesi amacıyla Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından kullanılabilecek.

Teklife göre, örgüt mensuplarının beraberlerinde getirdikleri veya beyan ettikleri silah, mühimmat, gereç, patlayıcı madde ve diğer malzemeler kayıt altına alınacak.

Başvuru için 6 ay süre

Kanun hükümlerinden yararlanmak isteyenlerin, Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından 6 ay içinde başvuru yapması gerekecek.

Başvurular, bulunulan yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya kurul tarafından görevlendirilen kurumlara yazılı olarak yapılacak.

Teklif, kanun kapsamında verilen görevlerin ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından ivedilikle yerine getirilmesini de öngörüyor.

Kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında görev yapan kişilerin ise bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğunun doğmayacağı hükme bağlanıyor.

Meclis Adalet Komisyonuna sunulan kanun teklifindeki maddeler şu şekilde:

AMAÇ VE KAPSAM

MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı, PKK/KCK ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesidir.

(2) Bu Kanun hükümleri, PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunda düzenlenen suçları kapsar.

TANIMLAR

MADDE 2-(1) Bu Kanunda geçen;

a) Örgüt: PKK/KCK ve bağlı bütün oluşumlarını,

b) Kurul: Bu Kanunun 7 nci maddesi uyarınca oluşturulacak Kurulu, ifade eder.

Soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi

MADDE 3- (1) Örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hariç olmak üzere, 1 inci madde kapsamına giren ve üst sınırı onbeş yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar beş yıl, onbeş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar on yıl süreyle ertelenir. Erteleme süresi içinde dava zamanaşımı işlemez. Bu suçlarla ilgili dosya ve suçun ispatına yarayan deliller, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresince muhafaza edilir. Müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri hakkında erteleme kararıyla birlikte tasfiye kararı verilir ve Hazineye irat kaydedilir. Karar, kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlara tebliğ edilir. Kararda başvuru ve itiraz hakkı ile süresi ve mercii gösterilir.

(2) Birinci fıkra uyarınca Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlara karşı kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlar iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Birinci fıkra uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin mahkeme tarafından verilen kararlara karşı da iki hafta içinde itiraz edilebilir.

(3) Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasından önce işlenmiş olup da 1 inci madde kapsamına giren suçlardan dolayı bu tarihten sonra başlatılacak soruşturmaların yapılması, Kurulun iznine bağlıdır.

Koruma tedbirleri ve kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar

MADDE 4- (1) 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlardan dolayı verilmiş olan tutuklama ve adli kontrole ilişkin koruma tedbirleri, soruşturma veya kovuşturmanın bulunduğu evredeki yetkili hâkim veya mahkeme ile bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından değerlendirilir ve koşullarının bulunması halinde bu tedbirlerin kaldırılmasına karar verilir.

(2) 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verilir.

Erteleme kararlarının kaydedilmesi ve yeniden suç işlenmesi

MADDE 5- (1) 3 üncü madde uyarınca verilen erteleme kararları, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, ikinci fikrada belirtilen amaç için kullanılabilir. (2) Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, erteleme kararı kaldırılarak soruşturma ve kovuşturmaya devam olunur. Mahkûmiyet halinde verilen cezanın infazı, 6 ncı madde uyarınca ertelenmez ve mahkûmiyet hükümlerinin tüm sonuçları doğar. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde kovuşturma yapılmasına yer olmadığı veya düşme kararı verilir.

Mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi

MADDE 6- (1) Örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkûm olanlar ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar hariç olmak üzere, 1 inci madde kapsamına giren suçlardan;

a) Toplam on beş yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazı beş yıl süreyle,

b) Toplam on beş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazı on yıl süreyle,

İnfaz hâkiminin kararıyla ertelenir. Bu fikranın uygulanması, müsadere kararlarının yerine getirilmesini engellemez. Erteleme süresi içinde ceza zamanaşımı işlemez.

(2) Birinci fıkra uyarınca infaz hâkimi tarafından verilen erteleme kararlarına karşı itiraz edilebilir.

(3) Birinci fıkra uyarınca verilen erteleme kararları, 5 inci maddenin birinci fıkrasına göre oluşturulan sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, dördüncü fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilir.

(4) Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, infaz hâkimi tarafından erteleme kararı kaldırılarak cezanın infazının devamına karar verilir. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde verilen ceza infaz edilmiş sayılır. Erteleme kararlarının takibi Cumhuriyet başsavcılıklarınca yapılır.

Takip, koordinasyon ve uygulama

MADDE 7- (1) Bu Kanun kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesi; Kanunun Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden müteşekkil Kurul tarafından yapılır. İhtiyaç halinde Kurul tarafından; alt komisyonlar oluşturulabilir, bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile gerekli görülen kişiler Kurul ve komisyon toplantılarına davet edilebilir.

(2) Kurul tarafından, sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini sağlamak üzere alt komisyonlarda görevlendirme yapılabilir. (3) 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben bu Kanunun amacı ve kapsamı doğrultusunda; örgütün tamamen tasfiyesi ve bu duruma ilişkin gözlem raporları uyarınca dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirme yapılabilir. Kurulun gerekli görmesi halinde adli, idarî ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunulur.

(4) Bu Kanun uyarınca verilen erteleme kararları, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirilir ve gerekli görülmesi halinde;

a) Soruşturma ve kovuşturmalar nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, sulh ceza hâkimliğinden veya mahkemesinden,

b) Mahkûmiyet hükümleri nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, infaz hâkimliğinden,

Kurul tarafından talep edilir. Talep hakkında ilgili mercii tarafından karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz edilebilir. Bu fıkranın (b) bendi uyarınca talepte bulunulabilmesi için beş yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından kararın verildiği tarihten itibaren iki yıl, on yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından ise üç yıl geçmiş olması gerekir.

(5) Kurul, çalışmaları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini düzenli olarak bilgilendirir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere İzleme Komisyonu kurulur. İzleme Komisyonu, bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izler ve tavsiyelerde bulunabilir.

(6) Kurulun sekreterya hizmetleri Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yerine getirilir.

Silah ve malzeme teslimi

MADDE 8- (1) Bu Kanun kapsamındaki örgüt mensuplarının beraberinde getirdikleri yahut beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzeme kayıt altına alınır.

(2) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, güvenlik kurumlarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirlenir.

Süre

MADDE 9- (1) Bu Kanun hükümleri, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben altı ay içinde bu Kanun hükümlerinden yararlanmak istediğini bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak bildirenlere uygulanır.

Görev ve sorumluluk

MADDE 10- (1) Bu Kanun kapsamında verilen görevler, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilir.

(2) Bu Kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idarî veya cezaî sorumluluğu doğmaz.

Yürürlük

MADDE 11- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 12- (1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

MADDE GEREKÇELERİ

MADDE 1- Maddeyle, Kanunun hazırlanma amacı ve kapsamı belirlenmektedir. Maddenin birinci fıkrasıyla, Kanunun amacının, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin olduğu kabul edilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, Kanun hükümlerinin, PKK/KCK örgüt kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunda düzenlenen suçları kapsadığı hüküm altına alınmaktadır. Böylelikle Kanunun kapsamı, yalnızca PKK/KCK terör örgütünün faaliyetiyle ilgili olarak maddede yer alan suçlarla sınırlandırılmaktadır.

MADDE 2- Maddeyle, tanımlar maddesi düzenlenmektedir.

MADDE 3- Maddeyle, soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesine ilişkin düzenleme kabul edilmektedir. Maddenin birinci fıkrasıyla, örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile yine bu örgütün faaliyeti çerçevesinde 1/6/2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hariç olmak üzere, 1 inci madde uyarınca bu Kanun kapsamına giren ve üst sınırı onbeş yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmaların beş yıl, onbeş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmaların ise on yıl süreyle ertelenmesi sağlanmaktadır.

Belirtmek gerekir ki, erteleme süresi içinde dava zamanaşımı işlemeyecektir. Erteleme kararı verilen suçlarla ilgili dosya ve suçun ispatına yarayan deliller, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresince muhafaza edilecektir. Düzenlemeyle, müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri hakkında erteleme kararıyla birlikte tasfiye kararı verileceği ve bu değerlerin Hazineye irat kaydedileceği kabul edilmektedir. Ayrıca, bu fikra uyarınca verilen kararın, kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlara tebliğ edileceği ve kararda başvuru ve itiraz hakkı ile süresi ve merciinin gösterileceği de hükme bağlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından verilen erteleme kararına karşı kanun yollarına başvurma hakkı bulunanların iki hafta içinde sulh ceza hakimliğine başvurabileceği kabul edilmektedir. Kovuşturma evresinde mahkeme tarafından verilen erteleme kararına karşı da iki hafta içinde kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlar tarafından itiraz yoluna başvurulabilecektir.

Maddenin üçüncü fıkrasıyla, Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasından önce işlenmiş olup da 1 inci madde uyarınca bu Kanun kapsamına giren suçlardan dolayı bu Kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra soruşturma başlatılması, Kurulun iznine bağlı kılınmaktadır.

MADDE 4- Maddeyle, koruma tedbirleri ve kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalarla ilgili yapılacak adli işlemlere yönelik düzenleme kabul edilmektedir.

Maddenin birinci fıkrasıyla, soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesine ilişkin 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlardan dolayı verilmiş olan tutuklama ve adli kontrole ilişkin koruma tedbirlerinin, soruşturma veya kovuşturmanın bulunduğu evredeki yetkili hakim veya mahkeme ile bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından değerlendirileceği ve koşullarının bulunması halinde bu tedbirlerin kaldırılmasına karar verileceği düzenlenmektedir. Böylelikle, ilgili mercii tarafından hızlı bir şekilde koruma tedbirleri hakkında karar verilmesi sağlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verileceği kabul edilmektedir.

Belirtmek gerekir ki, bu maddenin uygulanması bakımından 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanması ve 9 uncu maddede belirtilen yazılı başvurunun gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Dolayısıyla Kanunun Resmi Gazete’de yayımlanması nedeniyle re’sen bu madde hükümlerine göre işlem yapılması söz konusu olamayacaktır.

Diğer yandan, beraat veya zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararları gibi kişinin daha lehine olan durumlar bakımından istinaf veya temyiz kanun yolundaki dosyalar hakkında bozma kararı verilmeksizin esastan inceleme yapılmak suretiyle yargılamanın neticelendirilmesi yoluna gidilecektir.

MADDE 5- Maddeyle, erteleme kararlarının kaydedilmesi ve erteleme süresi içinde yeniden suç işlenmesi halinde yapılacak adli işlemlere ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

Maddenin birinci fikrasıyla, soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesine ilişkin 3 üncü madde uyarınca verilen erteleme kararlarının, bunlara mahsus bir sisteme kaydedileceği düzenlenmektedir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde ikinci fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilecektir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, erteleme kararının kaldırılarak soruşturma ve kovuşturmaya devam olunacağı, bu suretle yürütülen soruşturma veya kovuşturma sonucunda kişi hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi halinde ise verilen cezanın infazının, 6 ncı madde uyarınca ertelenmeyeceği ve mahkûmiyet hükümlerinin tüm sonuçlarıyla cari olacağı düzenlenmektedir. Ayrıca, erteleme süresi içinde terör suçu işlenmemesi halinde kişi hakkında soruşturma evresindeki dosyalar bakımından kovuşturma yapılmasına yer olmadığı, kovuşturma evresindeki dosyalar bakımından ise düşme kararı verileceği kabul edilmektedir.

MADDE 6- Maddeyle, mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesine ilişkin düzenleme kabul edilmektedir.

Maddenin birinci fikrasıyla, örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkum olanlar ile yine bu örgütün faaliyeti çerçevesinde 1/6/2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar hariç olmak üzere, 1 inci madde uyarınca bu Kanun kapsamına giren suçlardan toplam onbeş yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazının beş yıl süreyle, toplam onbeş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazının ise on yıl süreyle infaz hâkiminin kararıyla erteleneceği düzenlenmektedir. Bu fıkra uyarınca verilen erteleme kararları, müsadere kararlarının yerine getirilmesini engellemeyecektir. Ayrıca, erteleme süresi içinde ceza zamanaşımı da işlemeyecektir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, birinci fıkra uyarınca infaz hakimi tarafından verilen erteleme kararlarına itiraz edilebileceği hükme bağlanmaktadır.

Maddenin üçüncü fıkrasıyla, birinci fıkra kapsamında verilen erteleme kararlarının 5 inci maddede belirtilen mahsus sisteme kaydedileceği düzenlenmektedir. Belirtmek gerekir ki bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde dördüncü fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilecektir.

Maddenin dördüncü fıkrasıyla, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, infaz hâkimi tarafından erteleme kararının kaldırılarak cezanın infazının devamına karar verileceği kabul edilmektedir. Belirtilen erteleme süresi terör suçu işlenmeksizin geçirildiği takdirde verilen ceza infaz edilmiş sayılacaktır. Ayrıca, erteleme kararlarının takibinin Cumhuriyet başsavcılıklarınca yerine getirilmesi öngörülmektedir.

MADDE 7- Maddeyle, sürecin takip edilmesi, koordinasyonunun sağlanması ve Kanun hükümlerinin uygulanmasına ilişkin olarak bir Kurul oluşturulması öngörülmektedir.

Maddenin birinci fıkrasıyla, Kanun kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesinin; Kanunun Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden oluşan Kurul tarafından yapılacağı kabul edilmektedir. Ayrıca düzenlemeyle, ihtiyaç halinde Kurul tarafından alt komisyonlar oluşturulabilmesine, bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile gerekli görülen kişilerin Kurul ve komisyon toplantılarına davet edilebilmesine imkân tanınmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, Kurul tarafından, sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini ve koordinasyonunu sağlamak üzere alt komisyonlarda görevlendirme yapılabileceği düzenlenmektedir.

Maddenin üçüncü fıkrasıyla, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben bu Kanunun amacı ve kapsamı doğrultusunda; örgütün tamamen tasfiyesi ve bu duruma ilişkin gözlem raporları uyarınca dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirme yapılabileceği, Kurulun gerekli görmesi halinde adli, idarî ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunacağı kabul edilmektedir.

Maddenin dördüncü fıkrasıyla, bu Kanun uyarınca verilen erteleme kararlarının, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirileceği, gerekli görülmesi halinde hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasının talep edilebileceği ve talep hakkında da ilgili mercii tarafından karar verileceği düzenlenmektedir. Belirtmek gerekir ki, mahkûmiyet hükümleri nedeniyle doğan hak yoksunluğunun ortadan kaldırılmasına yönelik talepte bulunulabilmesi için beş yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından kararın verildiği tarihten itibaren iki yıl, on yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından ise üç yıl geçmiş olması gerekmektedir.

Maddenin beşinci fıkrasıyla, Kurulun, çalışmaları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini düzenli olarak bilgilendireceği açıkça hükme bağlanmaktadır. Ayrıca düzenlemeyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere İzleme Komisyonu kurulacağı kabul edilmektedir. Bu Komisyon, Kanun kapsamındaki faaliyetleri izleyecek ve tavsiyelerde bulunabilecektir. Maddenin altıncı fıkrasıyla, Kurulun sekreterya hizmetlerinin Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yerine getirileceği kabul edilmektedir.

MADDE 8- Maddeyle, silah ve malzeme teslimine ilişkin düzenleme yapılmaktadır. Maddenin birinci fıkrasıyla, Kanun kapsamındaki örgüt mensuplarının beraberinde getirdikleri yahut beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzemenin kayıt altına alınacağı kabul edilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, kayıt altına alma işlemi ile kayıt altına alınan silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzeme hakkında uygulanacak usul ve esasların, güvenlik kurumlarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirleneceği hükme bağlanmaktadır.

MADDE 9- Maddeyle, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben altı ay içinde bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara, bu Kanun hükümlerinden yararlanmak istediğini yazılı olarak bildiren kişiler hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanabileceği düzenlenmektedir.

MADDE 10- Maddeyle, görev ve sorumluluk düzenlemesi kabul edilmektedir. Maddenin birinci fıkrasıyla, Kanun kapsamında verilen görevlerin, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirileceği düzenlenmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, bu Kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukukî, idari veya cezaî sorumluluğunun doğmayacağı kabul edilmektedir. Düzenlemeyle, bu Kanunun amacını gerçekleştirmeye yönelik çalışmalar yürüten başta Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyeleri olmak üzere tüm görevliler bakımından yasal güvence sağlanmaktadır.

Yürürlük

MADDE 11- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 12- (1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Kaynarpınar halkı JES için jandarma eşliğinde gelen iş makinelerine tepki gösterdi

Bingöl’ün Karlıova ilçesine bağlı Kaynarpınar köyünde JES projesi kapsamında jandarma eşliğinde getirilen iş makinelerine köylüler engel oldu. Peri Vadisi Çevre Koruma Platformu’ndan Nilüfer Uygun ve platform sözcüsü Ekrem Alan, kepçelerin sahaya girişinin şu anlık pazartesi gününe kadar durdurulduğunu ifade etti.

Fotoğraf ve video: Kanîreş Ekoloji Platformu

Bingöl’ün Karlıova ilçesine bağlı Kaynarpınar (Licik) köyünde, Amerika merkezli IGNIS H2 Anonim Şirketi’nin yürüttüğü Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesi kapsamında bugün öğlen saatlerinde jandarma eşliğinde iş makineleri köye girdi.

Kaynarpınar köylülerinin aktardığına göre jandarma son birkaç gündür köy içinde ve çevresinde sık sık devriye gezdi. Bölgedeki gerilim yalnızca Kaynarpınar’la sınırlı değil, Karlıova ve Varto’da toplam 22 köyü riske atacak bir proje. Bölge halkı aylardır, şirketin gerçekleştirmeyi planladığı jeotermal kaynak arama projesi için verilen “ÇED gerekli değildir” kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek yürütmenin durdurulmasını ve kararın iptalini talep ediyor.

Proje şirketinin Bingöl’ün Karlıova (Kanîreş) ilçesine bağlı Kaynarpınar köyünde sondaj çalışması başlatmak istemesi üzerine, Çalıdere (Xwarik) köyünde 97 gündür nöbet tutan halk, şirkete karşı direnen köylülere destek vermek için yola çıktı. Varto’dan gelen destekçiler önce Kaynarpınar yolunda durdurularak köye alınmadı, kısa bir süre sonra engelin kaldırılmasıyla yurttaşlar Kaynarpınar’a ulaşabildi.

Peri Vadisi Çevre Koruma Platformu’ndan Nilüfer Uygun ve platform sözcüsü Ekrem Alan, yaşananları Niha+’a anlattı.

“En yoğun direniş göstereceğimiz gün pazartesi”

Peri Vadisi Çevre Koruma Platformu sözcüsü Alan, iş makinelerinin köye girdiğini ancak jeotermal sahaya sokulmadığını doğrulayarak “İş makineleri köye girdiğinde biz fark ettik. Ama makineleri jeotermal sahasına sokmadık. Sahaya girmediler” dedi.

Uygun da köyün belli noktalarının giriş-çıkışa kapatıldığını, ana yolun Erzincan’a bağlanması nedeniyle bazı köylülerin “Erzincan’a gidiyorum”, “Yedisu’ya gidiyorum” gibi gerekçelerle engellemelere rağmen alana girmeye çalıştığını aktardı.

Alan, sözlerine “Sabah saat 9’dan beri pazarlıktayız. En sonunda makineleri sahanın dışında tuttuk. Pazartesiye kadar süre aldık” diye devam etti. Uygun, pazartesi günü mahkeme kararının sonuçlanmasının beklendiğini, bu süreçte baro aracılığıyla yargı üzerinde baskı oluşturmayı planladıklarını belirtti.

Uygun, avukatların devreye girmesiyle Bingöl Adliyesi’nde nöbetçi hakim ve savcılarla görüşüldüğünü, hafta sonuna denk gelmesi nedeniyle pazartesiye kadar bir durdurma kararı alındığını söyleyerek “Pazartesi en yoğun direniş göstereceğimiz gün olacak” dedi.

Uygun, Peri Vadisi’nde jeotermal çalışmalarının başlatıldığı süreci hatırlatarak şu anki durumu özetledi:

“Bir yıl önce bize geldiklerinde biz bir mücadele başlattık. O mücadelenin sonunda biz durdurma kararı kazandık. Ama Kurban Madencilik adı altında o toprakları ranta sunan adam gidip tekrar (28 Temmuz’da) bir ÇED Olumlu raporu çıkartıp tekrar aynı yere ama farklı ÇED raporu üzerinden karar çıkarmış.”

Bugün sahaya makinelerle birlikte sondaj kuyusu açmak amacıyla giriş yapıldığını aktaran Uygun, şirket yetkililerinin ellerinde sondaj çalışmasına dair yasal bir belge bulunup bulunmadığı sorulduğunda evrak gösteremediklerini de ekledi:

“Arkadaşlar sormuş elinizde yasal bir evrağınız var mı? Bu sondaj kuyusu vuracağınıza dair bir evrağınız var mı? Evrak da yok. Ama makinelerle alana girmeye çalışmışlar.”

Ruhsat Kurban Madencilik’te, saha Ignis’te

Alan’a göre Varto, Yedisu ve çeşitli ekoloji gruplarından destekçilerin alana ulaşması pazarlık sürecinde köylülerin elini güçlendirdi. Alan, projenin hukuki sürecine ilişkin de bilgi verdi. Platformun açtığı davada Danıştay 3. Dairesi’nden onay çıktığını, ancak dosyanın halen Bingöl İdare Mahkemesi’nde beklediğini söyledi:

“Bingöl İdare Mahkemesi kararı onaylayıp şirkete bildirecek ama Bingöl İdare Mahkemesi öyle yapmıyor. İlla ben sahaya keşif göndereceğim diyor.”

Bingöl İdare Mahkemesi, 21 Temmuz 2026 tarihinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uyarınca proje sahasında keşif yapılmasına ve bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmesine karar vermişti.

Şirket yapısına ilişkin ise Alan, ruhsatın Kurban Madencilik’e ait olduğunu, ancak sahada fiilen çalışma yürüten firmanın Varto ve Karlıova’da JES projesi yapmayı planlayan Ignis şirketi olduğunu aktardı: “Burayı Ignis’e satan Kurban Madencilik. Ama esas sahaya gelen firma Ignis. Burada iş yapacak olan firma Ignis’tir.”

Uygun, Kurban Madencilik’in sahibi Mustafa Kurban’ın daha önce Kaynarpınar’da bir termal otel yaptığını da hatırlatarak Kurban’ın tutumunun rant sağlamak üzerine olduğunu belirtti.

Alan, projenin hayata geçmesi halinde köyün iskana tabi tutularak boşaltılacağının ve yok olacağının altını çizerek sözlerini sonlandırdı.

AB yeni göç yasası ile Yunanistan’da keyfi uygulamalar arttı

12 Haziran’da tüm Avrupa’da yürürlüğe giren AB Göç ve İltica Konusunda Yeni Pakt anlaşması ile mültecilere yönelik hak ihlalleri artıyor. Yunanistan’da hamile bir kadın eşi ile birlikte keyfi bir şekilde 1 ay tutuklu kalırken bir anne iki çocuğu ile birlikte gerekçesiz bir şekilde gözaltına alınarak haklarında 2 yıl hapis istemi ile dava açıldı.

Fotoğraf: The Press Project

Yunanistan’da mültecilere hukuki ve sosyal yardım yapan Reffuge Support Aegen (RSA) adlı kuruluşun bildirdiğine göre yasanın yürürlüğe girmesi ile birlikte güvenlik güçlerinin keyfi uygulamaları da arttı. Yasanın yürürlüğe girdiği 12 Haziran’dan hemen sonra Göçmen Kabul ve Kimlik Tespiti Merkezi (RIC) sisteminin çökmesi ile mülteciler için iltica başvurusu yapabilmek tam bir işkenceye dönüştü. Yeni yasaya göre başvuru merkezlerinde gözaltında tutulabilen mülteciler keyfi uygulamalarında hedefi haline geliyor. RSA’ya göre, Yeni Pakt’ın uygulanması ile birlikte mültecilerin keyfi olarak tutuklanması, gözaltına alınması ve suçlu muamelesi görmesi, prosedürlerin çökmesi ve sığınma başvurularının kayda alınmasının durdurulması damga vurdu.

Başvuru merkezine gitti gözaltına alındı

Yeni Pakt’ın uygulanmaya başladığı 12 Haziran itibarıyla Yunanistan’a gelenler kayıtsız bir şekilde gözaltında tutulurken; bazıları ise sığınma talebinde bulunurken keyfi olarak tutuklandığını cezai kovuşturmaya uğrayarak gözaltına alındığını belirten RSA, bu durumun, Göç ve İltica Bakanlığı’nın yetkili birimlerinin sığınma başvurularını kaydetmeye yönelik zaten sorunlu olan prosedürleri daha da kötü haline getirdiğini açıkladı. RSA, yaşanan ihlallerden güvenlik nedeniyle isimlerini açıklanmadığı iki başvurucuyu örnek olarak gösterdi. Başvuruculardan ilki Atina’da 6 ve 8 yaşlarındaki iki çocuğu ile iltica başvurusunda bulunan bir anneye ait. Buna göre Temmuz ayında Malasaka Kabul ve Kimlik Tespit Merkezi’ne başvuran anne başka bir Avrupa ülkesinde yaşayan eşinin yanına çocukları ile birlikte gitmek için aile birleşimin olmasını istedi. Ancak başvuru merkezindeki görevliler polisi çağırarak, anne ve iki çocuğunu gözaltına alıp, iki yıl hapis cezası gerektiren bir suç olan “yasa dışı kalış” suçundan yargılanmak üzere savcılığa çıkarıldılar. Aile daha sonra Amygdaleza Geri Gönderme Öncesi Gözaltı Merkezi’nde (PRDC) gözaltına alınmış ve sığınma başvurusunda bulunmuş olmalarına rağmen haklarında sınır dışı kararı çıkarıldı. RSA’nın yaptığı başvurular sonucu karara itiraz edilerek aile son anda sınır dışı edilmekten kurtularak başvuru merkezinde işlemleri yapılmaya başlandı.

Münferit değil

RSA gönüllüsü ve avukat Marianna Tzeferakou yaşanan olayın münferit bir olay olmadığını belirterek şunları söyledi: “Malakasa RIC Yönetimi’nin bir sığınmacı ve çocuklarını kaydetmeyi açıkça reddetmesi ve ardından Malakasa RIC tarafından polis yetkililerinin çağrılarak yasa dışı kalış suçundan tutuklanmalarına, idari geri gönderme kararı çıkarılmasına ve polis yetkileri tarafından — üstelik korkunç koşullar altında — gözaltına alınmalarına yol açması; Yunan hukukunu, AB hukukunu ve uluslararası hukuku açıkça ihlal eden, insanları riske atan ve insan onurunu zedeleyen hukuka aykırı bir muameledir. Bu münferit bir olay değildir. Bu tür uygulamaların yerleşmesi ve Yeni Pakt’ın uygulanması bağlamında tartışmasız insan haklarının çiğnenmesi hukuka aykırıdır ve demokratik bir devlette kabul edilemez.”

Hamile kadın ve eşi bir ay tutuklu kaldı

RSA’nın açıkladığı ikinci olay ise Midilli Adası’nda gerçekleşiyor. İleri derecede hamile olan bir kadın ve eşi Midilli Adasına’na geldikten sonra yetkililer tarafından güvenlik taraması ve sığınma prosedürlerinden geçmek üzere Midilli Kapalı Kontrollü Erişim Merkezi’ne (CCAC) götürüldüler. Yaklaşık bir ay boyunca herhangi bir belgeye ve durumları hakkında bilgiye sahip olmaksızın orada kayıtsız bir şekilde gözaltında kaldılar. RSA’nın girişimleri sonucu keyfi gözaltıya son verilmesi için Midilli İdare Mahkemesi’ne yapılan itiraz ardından çift, bir aylık tutukluluğun ardından serbest bırakılarak sığınmacı kartları verildi.

RSA yaptığı açıklamada şunlara dikkat çekti:

“Burada yukarıdaki iki olaydan yola çıkarak dile getirdiğimiz hususlar, Temmuz 2026 başından bu yana Yunan makamlarının ve AB kurumlarının dikkatine sunulmuş ancak herhangi bir yanıt alınamamıştır. RSA, Yeni Pakt’a ve bunun Yunanistan’daki uygulama yasasına karşı olduğunu, temel insan haklarına ilişkin uluslararası sözleşmeleri ihlal ettiğini belirterek güçlü çekincelerini dile getirmiştir. Başta sığınma hakkına erişim olmak üzere sığınma güvencelerinin korunması, sığınmacıların gözaltında tutulmasına son verilmesi, hukuka ve insan haklarına uyulması çağrısında bulunuyoruz. Yeni Pakt ve Yunanistan’daki uygulama yasası tarafından zedelenen, uluslararası hukuk ve Anayasa ile güvence altına alınan her insanın yaşam, özgürlük ve onur haklarına ayrım gözetilmeksizin saygı gösterilmesini talep ediyoruz.”

Yunanistan’da nasıl uygulanıyor?

Yasaya göre, göre iltica başvurusu yapan kişinin durumunun 12 hafta gibi kısa bir sürede incelenmesi öngörülüyor. Yunanistan’da iltica başvuru randevularının bile bazen 2-3 yılı bulduğu düşünüldüğünde mevcut 12 haftalık uygulamanın iltica edenler için olumsuz sonuçlar doğuracağı STK’ların itiraz ettiği en önemli nokta. STK’ların karşı çıktığı bir diğer nokta ise bu 12 haftalık sürecin gözaltına geçirilecek olması.

İlticaları kabul edilebilir bulunan kişiler için ise 3 ay içinde mülteci statüsü verilmesi öngörülüyor. İltica başvurusu kabul edilmeyenler ise zorla geri gönderilebilecek. Yunanistan’da uygulanacak yasaya göre iltica başvurusu kabul edilebilir kişiler açık kamplarda, kabul oranı düşük olan kişiler ise kapalı kamplarda yani gözaltı merkezlerinde tutulacak.

Bakanlık Kürtçe yazma eserlerin varlığı için: Duymadım, görmedim, bilmiyorum

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Yazma Eserler Kurumu (TÜYEK) envanterinde yüzlerce Kürtçe nadir eserin gizlendiği iddialarını reddederek kayıtlarında sadece 79 eser olduğunu savundu. Bakanlığın savunmasındaki idari ve hukuki çelişkiler dikkat çekti.

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı internet sitesi

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı (TÜYEK) sisteminde bulunan Kürtçe yazma ve nadir eserlerin dijital ortama aktarılmadığı yönündeki iddiaları reddetti. Bakanlık, sistemlerinde 79 adet Kürtçe yazma ve nadir eser dışında, başka Kürtçe kaynağın olmadığını iddia etti.

Ancak bir süre önce, kurumun veri tabanında 300 ile 400 arası Kürtçe nadir eserin olduğu iddia edilmişti. Bu eserlerin tasnif edilmesine rağmen dijital sisteme aktarılmadığı ve bunun engellendiği belirtiliyor.

Söz konusu eserler arasında Mem û Zîn, Leyla û Mecnûn, Siyahpoş Dîwanı, Dîwana Seyyîd Qedrî, Dîwana M. Zeynelabîdîn, Manzume-î Faqiyê Teyran, Eqîda Îmanê ya Manzûm (M. Ali Nasreddin Zoki), Mewlûda Kurmancî (M. Muhammed Beşir Elcezeri), Kitaba Durri’l-Ala, Zübdetü’t-Tecvîd, Kürtçe Hikmetli Sözler / Kürtçe Deyimler, Dumanname (M. İzzet Cixsi), Çîçeka Destê Zaruka gibi eserlerin olduğu iddia ediliyor.

Bakanlığın söz konusu yanıtı çeşitli çelişkiler barındırıyor. İçeriği bile incelenmeyen ve ‘ne olduğu bilinmiyor’ denilen eserler hakkında telif veya mülkiyet engeli bulunduğunun iddia edilmesi, kamu sorumluluğuna dair soru işaretlerine yol açıyor.

Dijital erişime kapatıldığı belirtilen bu eserlerin akıbeti, DEM Parti Bitlis Milletvekili Semra Çağlar Gökalp tarafından Şubat ayında Meclis gündemine taşınmıştı. Gökalp, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un cevaplaması talebiyle verdiği soru önergesinde “Kürtçe Nadir Eserler”in ağırlıkta olduğu belirtilen Şarkiyat Koleksiyonu kaç cilt ve kaç eserden oluşmaktadır? Bu koleksiyondaki kaç eserin dili Kürtçedir? Kataloglama işlemi tamamlanmış olmasına rağmen bu koleksiyondaki 94 cilt ve 130 tanesi Kürtçe, 3 tanesi Farsça, 62 tanesi Arapça olan 195 yazma eser neden kurumsal dijital sisteme dahil edilmemiştir?” diye sormuş Meclis bünyesinde bir de araştırma yapılmasını talep etmişti.

Bakanlık: İçerikte ne var bilmiyoruz

Bakanlık, önergeye verdiği yazılı yanıtta 400’e yakın eserin varlığını reddederken, dijital erişime açılmayan materyaller için ise hukuki ve idari belirsizlikleri gerekçe gösterdi.

Bakanlığın Gökalp’a verdiği yanıtta, TÜYEK’in veri tabanında kataloglanması tamamlanıp tespit edilen 79 adet Kürtçe eser bulunduğu belirtildi.

Açıklamada bu eserlere ilişkin, “son kataloglama tarihi 16.06.2025’te okuyucuların dijital erişimine açılan Arkeoloji koleksiyonunda 1 adet Kürtçe eser ve 12.0.2025 (editörün notu: Bakanlığın söz konusu metninde yazılan tarih aynen korunmuştur) tarihinde okuyucuların dijital erişimine açılan Hacı Bektaş-ı Veli Koleksiyonunda 1 adet Kürtçe eser olmak üzere iki eser 2025 yılı içerisinde kataloglanarak okuyucuların istifadesine sunulmuştur” ifadelerine yer verildi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ellerinde “Şarkiyat Koleksiyonu” adıyla bir yazma veya nadir basma eserlerden oluşan bir koleksiyon bulunmadığını söyleyerek Kürtçe yazma ve nadir eserlerle ilgili Diyarbakır çevresinde yaptıkları bir çalışmaya dikkat çekti.

Bakanlık, bir yandan elinde böyle bir koleksiyon bulunduğunu reddederken, diğer yandan 2023 Aralık ayında sahada yapılan çalışmalarla çok sayıda dijital eserin kuruma girdiğini doğrulamış oldu. Açıklamada, 2023 Aralık ayında “Diyarbakır ve çevresinde ‘Yazma Eser Saha Araştırmaları’ (satın alma, bağış vb.) yapmak üzere bir komisyon” görevlendirildiği bilgisi verilerek bu komisyon eliyle sahada yürütülen çalışmalar kapsamında Diyarbakır Şarkiyat Araştırmaları Derneği ile görüşüldüğü ve dernek tarafından eser sayısı, eser bilgileri ve kime ya da kimlere ait olduğu belli olmayan eser görüntülerinin bulunduğu CD ve harici hard disklerin tutanakla tespit edildiği açıklandı.

Ancak Bakanlık ellerindeki eserlerin içeriği ve mahiyeti hakkında bir bilgiye sahip olmadığını iddia etti: “Dijital kopyaları alınan eserlerin aslı TÜYEK’te olmadığı gibi Şarkiyat Araştırmaları Derneği’nde de eserlerin aslının ve kime ait olduğuna dair bilgilerin bulunmadığı bilinmektedir. Dernek tarafından görüntülerin dijitalleri verilirken eserlerin kime ait olduğu, bilgi ve belgeleri Başkanlığa bildirilmemiştir. Derneğin bu eserleri kimden hangi şartlarla aldığı, bu esergörüntülerinin sahipleri tarafından 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve ilgili sair mevzuat hükümleri çerçevesinde yayılmasına, 3. kişilerle paylaşılmasına izin verilip verilmediği bilinmemektedir. Adı geçen dernekle TÜYEK arasında akdedilmiş bir idari protokol de bulunmamaktadır. Yukarıda belirtilen nedenlerle, malik bilgileri, eserler üzerindeki maddi ve manevi hak sahipliği ve hak devirleri, mahiyeti ve muhteviyatı bilinmeyen dijital görseller portala/sisteme yüklenmemiş, mevcut mevzuat hükümleri çerçevesinde 3. kişilerin erişimine açılması da hukuken mümkün bulunmamaktadır.”

Cevap ve çelişkiler

Söz konusu eserlerin dijital kopyalarının Aralık 2023 tarihinde resmî bir komisyon tarafından CD ve hard disklerle tutanak karşılığında teslim alındığını kurumun resmi cevabında açıkça kabul ediliyor. Resmî olarak teslim alınan koleksiyonun hâlen envantere kaydedilmemiş olması, eserlerin var olduğuna dair bir işaret olarak görülüyor.

Uzmanlardan oluşan bir komisyonun içeriğini bilmediği materyalleri teslim alması ve kurumun yaklaşık üç yıldır bunları incelememiş olması başka bir çelişkili nokta.

Bir yandan materyallerin içeriğinin bilinmediği söylenirken diğer yandan malik ve hak sahipliği bilgilerinin belirsizliği gerekçe gösterilerek eserlerin portala yüklenemeyeceği ileri sürülüyor. Bu durumda içeriği incelenmemiş bir veri hakkında hukuki engel bulunduğu sonucuna nasıl ulaşıldığı sorusu akla geliyor.

2025’te 609 bin 959 çocuk hakkında yasal işlem yapıldı

TUİK Verilerine göre, 2025 yılında güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı toplam olay sayısı 609 bin 959 oldu. Bu verilerin 2024 yılına göre yüzde 0,4 azaldığı belirtildi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ait Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk İstatistikleri’ni açıkladı.

TUİK Verilerine göre; 2025 yılında güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı toplam olay sayısı 609 bin 959 oldu. Bu verilerin 2024 yılına göre yüzde 0,4 azaldığı belirtildi.

Çocukların 267 bin 794’ü mağdur olarak, 196 bin 308’i suça sürüklenme sebebiyle (kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla), 92 bin 301’i bilgisine başvurma amacıyla, 18 bin 554’ü kayıp (hakkında kayıp müracaatı yapılıp daha sonra bulunan) olması sebebiyle, 28 bin 251’i kabahat işlediği iddiasıyla, 6 bin 751’i ise bu nedenlerin dışında kalan diğer nedenlerden dolayı güvenlik birimlerine geldi veya getirildi.

%41,6’sı yaralama olayına karıştı

Suça sürüklenme nedeni ile güvenlik birimine gelen veya getirilen çocukların %41,6’sına yaralama, %14,7’sine hırsızlık, %9,7’sine uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak veya satın almak, %5,1’ine tehdit suçları isnat edildi.

%43,9’unu mağdur çocuklar oluşturdu

Güvenlik birimlerine mağdur olarak gelen 267 bin 794 çocuğun %83,9’unu suç mağduru, %16,1’ini takibi gereken olay mağduru çocuklar oluşturdu. Güvenlik birimlerine suç mağduru olarak gelen veya getirilen 224 bin 579 çocuğun %59,2’si yaralama, %10,3’ü cinsel suçlar, %8,5’i aile düzenine karşı suçlar, %5,0’ı tehdit, %17,0’ı ise bu nedenlerin dışında kalan diğer nedenlerden dolayı mağdur oldu.

“Çerçeve yasa” 12 maddeden oluşacak

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan “çerçeve yasa”nın maddeleri açıklandı. Bir hafta içinde yasallaşması öngörülen teklifte Abdullah Öcalan’ın ve 2005 öncesi müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet cezası alanların kapsam dışında bırakıldığı görüldü.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulması beklenen “çerçeve yasa” taslağında yer alan maddeler açıklandı. “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” isimli kanun teklifinin düzenlemeleri, AKP ve MHP tarafından yapılan ortak basın toplantısıyla duyuruldu.

Meclis’te düzenlenen basın toplantısına AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, AKP Genel Başkanvekili Abdülhamit Gül ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız da katıldı. Güler, Meclis Başkanlığına sunulan “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” isimli Kanun teklifinin maddelerini açıkladı. Güler, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanun teklifinin yürütme ve yürürlük maddesiyle beraber 12 maddeden oluştuğunu söyleyerek “Gerekli düzenlemeler gerektikçe yapılacak. Yine İmralı’da belli bir disiplin ve işleyişe tabi şekilde akademisyenler ve gazeteciler gibi kişilerle görüşmeler yapılacak” dedi.

Teklifteki maddelere göre, 2005 yılından önce ağırlaştırılmış müebbet cezası alanlar veya ağırlaştırılmış müebbet yükümlülüğü doğuran suçlar yasa kapsamı dışında tutulacak. Bu bağlamda, sürecin muhattabı olan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çerçeve yasanın kapsamında yer almaması kamuoyunda tepki yarattı.

Kartal: “Mevcut düzenleme yerinde bir karar değil”

Mezopotamya Ajansı’na konuşan Kürdistan Halk Kongresi (KONGRA-GEL) Eşbaşkanı Remzi Kartal, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “umut hakkı” söylemlerini anımsatarak “Önder Apo bu süreçte etkili olmazsa, kendisi bizzat doğrudan çağrı yapmazsa bu süreç gelişmez. Hem Özgürlük Hareketi hem de halk açısından devletin Kürt sorununa yaklaşımındaki temel ölçü, devletin Önder Apo’ya yaklaşımıdır. Önder Apo’nun konumu, yaşam koşulları ve çalışma koşulları belirleyici ölçüdür. Eğer bu konuda güven veren bir gelişme yoksa, hâlâ bilinen güvenlik politikaları esas alınıyorsa, bu durum ne Özgürlük Hareketi’nde ne de halkta güven oluşturur” diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli sürece ilişkin bu sabah Millet Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Sinan Burhan’a yaptığı değerlendirmelerde, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik “umut kakkı”nın tanınması gerektiğini söyledi:

“Selahattin Demirtaş evine, Ahmetler görevine, Öcalan ‘umut hakkı’na kavuşmalıdır. Türkiye huzur bulmalıdır. Hedefimiz Türkiye’nin ve bölgenin huzura kavuşmasıdır.”

Kartal, sözlerine şu şekilde devam etti:

“İlk aşamada kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek böyle ele alınıyor olabilir. Ancak bunun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak diğer adımlarla mutlaka çözülmesi gerekiyor. Devletin yetkili organlarının ve Meclisi’nin bu konuda çok net olması gerekiyor. Halk ve hareket olarak biz böyle bakıyoruz. Çünkü gerçekten bu konuda bir gelişme olmazsa, Türkiye’ye dönüşler ve yasal-demokratik sürece katılım ciddi sorunlar yaşayabilir. Bu nedenle mevcut düzenlemeyi yerinde bir karar olarak görmüyoruz.”

Meclis Başkanlığı’na sunulan ve içeriği kamuoyu ile paylaşılan “çerçeve yasa” taslağının bir hafta içerisinde yasalaşması bekleniyor. Söz konusu kanun teklifindeki maddeler şu şekilde:

AMAÇ VE KAPSAM

MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı, PKK/KCK ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesidir.

(2) Bu Kanun hükümleri, PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunda düzenlenen suçları kapsar.

TANIMLAR

MADDE 2-(1) Bu Kanunda geçen;

a) Örgüt: PKK/KCK ve bağlı bütün oluşumlarını,

b) Kurul: Bu Kanunun 7 nci maddesi uyarınca oluşturulacak Kurulu, ifade eder.

Soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi

MADDE 3- (1) Örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hariç olmak üzere, 1 inci madde kapsamına giren ve üst sınırı onbeş yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar beş yıl, onbeş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar on yıl süreyle ertelenir. Erteleme süresi içinde dava zamanaşımı işlemez. Bu suçlarla ilgili dosya ve suçun ispatına yarayan deliller, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresince muhafaza edilir. Müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri hakkında erteleme kararıyla birlikte tasfiye kararı verilir ve Hazineye irat kaydedilir. Karar, kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlara tebliğ edilir. Kararda başvuru ve itiraz hakkı ile süresi ve mercii gösterilir.

(2) Birinci fıkra uyarınca Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlara karşı kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlar iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Birinci fıkra uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin mahkeme tarafından verilen kararlara karşı da iki hafta içinde itiraz edilebilir.

(3) Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasından önce işlenmiş olup da 1 inci madde kapsamına giren suçlardan dolayı bu tarihten sonra başlatılacak soruşturmaların yapılması, Kurulun iznine bağlıdır.

Koruma tedbirleri ve kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar

MADDE 4- (1) 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlardan dolayı verilmiş olan tutuklama ve adli kontrole ilişkin koruma tedbirleri, soruşturma veya kovuşturmanın bulunduğu evredeki yetkili hâkim veya mahkeme ile bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından değerlendirilir ve koşullarının bulunması halinde bu tedbirlerin kaldırılmasına karar verilir.

(2) 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verilir.

Erteleme kararlarının kaydedilmesi ve yeniden suç işlenmesi

MADDE 5- (1) 3 üncü madde uyarınca verilen erteleme kararları, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, ikinci fikrada belirtilen amaç için kullanılabilir. (2) Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, erteleme kararı kaldırılarak soruşturma ve kovuşturmaya devam olunur. Mahkûmiyet halinde verilen cezanın infazı, 6 ncı madde uyarınca ertelenmez ve mahkûmiyet hükümlerinin tüm sonuçları doğar. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde kovuşturma yapılmasına yer olmadığı veya düşme kararı verilir.

Mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi

MADDE 6- (1) Örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkûm olanlar ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar hariç olmak üzere, 1 inci madde kapsamına giren suçlardan;

a) Toplam on beş yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazı beş yıl süreyle,

b) Toplam on beş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazı on yıl süreyle,

İnfaz hâkiminin kararıyla ertelenir. Bu fikranın uygulanması, müsadere kararlarının yerine getirilmesini engellemez. Erteleme süresi içinde ceza zamanaşımı işlemez.

(2) Birinci fıkra uyarınca infaz hâkimi tarafından verilen erteleme kararlarına karşı itiraz edilebilir.

(3) Birinci fıkra uyarınca verilen erteleme kararları, 5 inci maddenin birinci fıkrasına göre oluşturulan sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, dördüncü fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilir.

(4) Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, infaz hâkimi tarafından erteleme kararı kaldırılarak cezanın infazının devamına karar verilir. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde verilen ceza infaz edilmiş sayılır. Erteleme kararlarının takibi Cumhuriyet başsavcılıklarınca yapılır.

Takip, koordinasyon ve uygulama

MADDE 7- (1) Bu Kanun kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesi; Kanunun Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden müteşekkil Kurul tarafından yapılır. İhtiyaç halinde Kurul tarafından; alt komisyonlar oluşturulabilir, bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile gerekli görülen kişiler Kurul ve komisyon toplantılarına davet edilebilir.

(2) Kurul tarafından, sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini sağlamak üzere alt komisyonlarda görevlendirme yapılabilir. (3) 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben bu Kanunun amacı ve kapsamı doğrultusunda; örgütün tamamen tasfiyesi ve bu duruma ilişkin gözlem raporları uyarınca dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirme yapılabilir. Kurulun gerekli görmesi halinde adli, idarî ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunulur.

(4) Bu Kanun uyarınca verilen erteleme kararları, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirilir ve gerekli görülmesi halinde;

a) Soruşturma ve kovuşturmalar nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, sulh ceza hâkimliğinden veya mahkemesinden,

b) Mahkûmiyet hükümleri nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, infaz hâkimliğinden,

Kurul tarafından talep edilir. Talep hakkında ilgili mercii tarafından karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz edilebilir. Bu fıkranın (b) bendi uyarınca talepte bulunulabilmesi için beş yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından kararın verildiği tarihten itibaren iki yıl, on yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından ise üç yıl geçmiş olması gerekir.

(5) Kurul, çalışmaları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini düzenli olarak bilgilendirir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere İzleme Komisyonu kurulur. İzleme Komisyonu, bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izler ve tavsiyelerde bulunabilir.

(6) Kurulun sekreterya hizmetleri Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yerine getirilir.

Silah ve malzeme teslimi

MADDE 8- (1) Bu Kanun kapsamındaki örgüt mensuplarının beraberinde getirdikleri yahut beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzeme kayıt altına alınır.

(2) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, güvenlik kurumlarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirlenir.

Süre

MADDE 9- (1) Bu Kanun hükümleri, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben altı ay içinde bu Kanun hükümlerinden yararlanmak istediğini bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak bildirenlere uygulanır.

Görev ve sorumluluk

MADDE 10- (1) Bu Kanun kapsamında verilen görevler, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilir.

(2) Bu Kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idarî veya cezaî sorumluluğu doğmaz.

Yürürlük

MADDE 11- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 12- (1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

MADDE GEREKÇELERİ

MADDE 1- Maddeyle, Kanunun hazırlanma amacı ve kapsamı belirlenmektedir. Maddenin birinci fıkrasıyla, Kanunun amacının, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin olduğu kabul edilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, Kanun hükümlerinin, PKK/KCK örgüt kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunda düzenlenen suçları kapsadığı hüküm altına alınmaktadır. Böylelikle Kanunun kapsamı, yalnızca PKK/KCK terör örgütünün faaliyetiyle ilgili olarak maddede yer alan suçlarla sınırlandırılmaktadır.

MADDE 2- Maddeyle, tanımlar maddesi düzenlenmektedir.

MADDE 3- Maddeyle, soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesine ilişkin düzenleme kabul edilmektedir. Maddenin birinci fıkrasıyla, örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile yine bu örgütün faaliyeti çerçevesinde 1/6/2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hariç olmak üzere, 1 inci madde uyarınca bu Kanun kapsamına giren ve üst sınırı onbeş yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmaların beş yıl, onbeş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmaların ise on yıl süreyle ertelenmesi sağlanmaktadır.

Belirtmek gerekir ki, erteleme süresi içinde dava zamanaşımı işlemeyecektir. Erteleme kararı verilen suçlarla ilgili dosya ve suçun ispatına yarayan deliller, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresince muhafaza edilecektir. Düzenlemeyle, müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri hakkında erteleme kararıyla birlikte tasfiye kararı verileceği ve bu değerlerin Hazineye irat kaydedileceği kabul edilmektedir. Ayrıca, bu fikra uyarınca verilen kararın, kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlara tebliğ edileceği ve kararda başvuru ve itiraz hakkı ile süresi ve merciinin gösterileceği de hükme bağlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından verilen erteleme kararına karşı kanun yollarına başvurma hakkı bulunanların iki hafta içinde sulh ceza hakimliğine başvurabileceği kabul edilmektedir. Kovuşturma evresinde mahkeme tarafından verilen erteleme kararına karşı da iki hafta içinde kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlar tarafından itiraz yoluna başvurulabilecektir.

Maddenin üçüncü fıkrasıyla, Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasından önce işlenmiş olup da 1 inci madde uyarınca bu Kanun kapsamına giren suçlardan dolayı bu Kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra soruşturma başlatılması, Kurulun iznine bağlı kılınmaktadır.

MADDE 4- Maddeyle, koruma tedbirleri ve kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalarla ilgili yapılacak adli işlemlere yönelik düzenleme kabul edilmektedir.

Maddenin birinci fıkrasıyla, soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesine ilişkin 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlardan dolayı verilmiş olan tutuklama ve adli kontrole ilişkin koruma tedbirlerinin, soruşturma veya kovuşturmanın bulunduğu evredeki yetkili hakim veya mahkeme ile bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından değerlendirileceği ve koşullarının bulunması halinde bu tedbirlerin kaldırılmasına karar verileceği düzenlenmektedir. Böylelikle, ilgili mercii tarafından hızlı bir şekilde koruma tedbirleri hakkında karar verilmesi sağlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verileceği kabul edilmektedir.

Belirtmek gerekir ki, bu maddenin uygulanması bakımından 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanması ve 9 uncu maddede belirtilen yazılı başvurunun gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Dolayısıyla Kanunun Resmi Gazete’de yayımlanması nedeniyle re’sen bu madde hükümlerine göre işlem yapılması söz konusu olamayacaktır.

Diğer yandan, beraat veya zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararları gibi kişinin daha lehine olan durumlar bakımından istinaf veya temyiz kanun yolundaki dosyalar hakkında bozma kararı verilmeksizin esastan inceleme yapılmak suretiyle yargılamanın neticelendirilmesi yoluna gidilecektir.

MADDE 5- Maddeyle, erteleme kararlarının kaydedilmesi ve erteleme süresi içinde yeniden suç işlenmesi halinde yapılacak adli işlemlere ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

Maddenin birinci fikrasıyla, soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesine ilişkin 3 üncü madde uyarınca verilen erteleme kararlarının, bunlara mahsus bir sisteme kaydedileceği düzenlenmektedir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde ikinci fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilecektir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, erteleme kararının kaldırılarak soruşturma ve kovuşturmaya devam olunacağı, bu suretle yürütülen soruşturma veya kovuşturma sonucunda kişi hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi halinde ise verilen cezanın infazının, 6 ncı madde uyarınca ertelenmeyeceği ve mahkûmiyet hükümlerinin tüm sonuçlarıyla cari olacağı düzenlenmektedir. Ayrıca, erteleme süresi içinde terör suçu işlenmemesi halinde kişi hakkında soruşturma evresindeki dosyalar bakımından kovuşturma yapılmasına yer olmadığı, kovuşturma evresindeki dosyalar bakımından ise düşme kararı verileceği kabul edilmektedir.

MADDE 6- Maddeyle, mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesine ilişkin düzenleme kabul edilmektedir.

Maddenin birinci fikrasıyla, örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkum olanlar ile yine bu örgütün faaliyeti çerçevesinde 1/6/2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar hariç olmak üzere, 1 inci madde uyarınca bu Kanun kapsamına giren suçlardan toplam onbeş yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazının beş yıl süreyle, toplam onbeş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazının ise on yıl süreyle infaz hâkiminin kararıyla erteleneceği düzenlenmektedir. Bu fıkra uyarınca verilen erteleme kararları, müsadere kararlarının yerine getirilmesini engellemeyecektir. Ayrıca, erteleme süresi içinde ceza zamanaşımı da işlemeyecektir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, birinci fıkra uyarınca infaz hakimi tarafından verilen erteleme kararlarına itiraz edilebileceği hükme bağlanmaktadır.

Maddenin üçüncü fıkrasıyla, birinci fıkra kapsamında verilen erteleme kararlarının 5 inci maddede belirtilen mahsus sisteme kaydedileceği düzenlenmektedir. Belirtmek gerekir ki bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde dördüncü fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilecektir.

Maddenin dördüncü fıkrasıyla, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, infaz hâkimi tarafından erteleme kararının kaldırılarak cezanın infazının devamına karar verileceği kabul edilmektedir. Belirtilen erteleme süresi terör suçu işlenmeksizin geçirildiği takdirde verilen ceza infaz edilmiş sayılacaktır. Ayrıca, erteleme kararlarının takibinin Cumhuriyet başsavcılıklarınca yerine getirilmesi öngörülmektedir.

MADDE 7- Maddeyle, sürecin takip edilmesi, koordinasyonunun sağlanması ve Kanun hükümlerinin uygulanmasına ilişkin olarak bir Kurul oluşturulması öngörülmektedir.

Maddenin birinci fıkrasıyla, Kanun kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesinin; Kanunun Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden oluşan Kurul tarafından yapılacağı kabul edilmektedir. Ayrıca düzenlemeyle, ihtiyaç halinde Kurul tarafından alt komisyonlar oluşturulabilmesine, bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile gerekli görülen kişilerin Kurul ve komisyon toplantılarına davet edilebilmesine imkân tanınmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, Kurul tarafından, sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini ve koordinasyonunu sağlamak üzere alt komisyonlarda görevlendirme yapılabileceği düzenlenmektedir.

Maddenin üçüncü fıkrasıyla, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben bu Kanunun amacı ve kapsamı doğrultusunda; örgütün tamamen tasfiyesi ve bu duruma ilişkin gözlem raporları uyarınca dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirme yapılabileceği, Kurulun gerekli görmesi halinde adli, idarî ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunacağı kabul edilmektedir.

Maddenin dördüncü fıkrasıyla, bu Kanun uyarınca verilen erteleme kararlarının, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirileceği, gerekli görülmesi halinde hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasının talep edilebileceği ve talep hakkında da ilgili mercii tarafından karar verileceği düzenlenmektedir. Belirtmek gerekir ki, mahkûmiyet hükümleri nedeniyle doğan hak yoksunluğunun ortadan kaldırılmasına yönelik talepte bulunulabilmesi için beş yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından kararın verildiği tarihten itibaren iki yıl, on yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından ise üç yıl geçmiş olması gerekmektedir.

Maddenin beşinci fıkrasıyla, Kurulun, çalışmaları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini düzenli olarak bilgilendireceği açıkça hükme bağlanmaktadır. Ayrıca düzenlemeyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere İzleme Komisyonu kurulacağı kabul edilmektedir. Bu Komisyon, Kanun kapsamındaki faaliyetleri izleyecek ve tavsiyelerde bulunabilecektir. Maddenin altıncı fıkrasıyla, Kurulun sekreterya hizmetlerinin Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yerine getirileceği kabul edilmektedir.

MADDE 8- Maddeyle, silah ve malzeme teslimine ilişkin düzenleme yapılmaktadır. Maddenin birinci fıkrasıyla, Kanun kapsamındaki örgüt mensuplarının beraberinde getirdikleri yahut beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzemenin kayıt altına alınacağı kabul edilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, kayıt altına alma işlemi ile kayıt altına alınan silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzeme hakkında uygulanacak usul ve esasların, güvenlik kurumlarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirleneceği hükme bağlanmaktadır.

MADDE 9- Maddeyle, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben altı ay içinde bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara, bu Kanun hükümlerinden yararlanmak istediğini yazılı olarak bildiren kişiler hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanabileceği düzenlenmektedir.

MADDE 10- Maddeyle, görev ve sorumluluk düzenlemesi kabul edilmektedir. Maddenin birinci fıkrasıyla, Kanun kapsamında verilen görevlerin, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirileceği düzenlenmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, bu Kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukukî, idari veya cezaî sorumluluğunun doğmayacağı kabul edilmektedir. Düzenlemeyle, bu Kanunun amacını gerçekleştirmeye yönelik çalışmalar yürüten başta Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyeleri olmak üzere tüm görevliler bakımından yasal güvence sağlanmaktadır.

Yürürlük

MADDE 11- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 12- (1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

CHP ve HÜDAPAR da imza verdi

Bir hafta içinde yasallaşması beklen teklife, AKP, MHP, DEM Parti, HÜDA-PAR ve CHP imza verdi. Teklif, 7 Ağustos Cuma günü Meclis Adalet Komisyonu’nun önüne inecek ve tartışılmaya başlanacak. Komisyonda kabul edilmesi halinde ise teklif Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanacak.

“Bu yasa bir ilk adım”

DEM Parti Meclis grup salonunda yapılan imza toplantısının ardından DEM Parti Eş Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan basın toplantısı düzenledi. İlk sözü alan Bakırhan, “Yasaya dönük eleştirilerimiz vardı. Yasanın eksiklikleri vardı. Bütün bunlara rağmen bu ilk adımı büyüteceğiz, toplumsallaştıracağız. 86 milyona götürmeye çalışacağız. Bunun yanında başta Meclis olmak üzere çatışmanın yeniden üretilmesini engelleyen her demokratik adımız sözü, pratiği ve eylemi de sonuna kadar savunacağız ve destekleyeceğiz” diye konuştu.

Bakırhan’ın ardından söz alan Tülay Hatimoğulları, DEM Parti olarak bu yasanın kök yasa niteliği taşımasını istediklerini belirterek “Kürt sorunu bir terör sorunu değil. Bunu her daim altını çizdik. Kürt sorunu iktisadi bir sorundur. Sosyal, siyasal ve toplumsal bir sorundur. Dolayısıyla bu sorunu, bu meseleyi bu şekilde ele alarak bundan sonraki süreçte yine müzakere ve diyaloğun devam ettiği ve demokratikleşmenin önünü açacak yeni yasaların ortaya çıkması bakımından da biz bu aşamayı önemli görüyoruz” dedi.

*Kaynak: Mezopotamya Ajansı

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.