Şam’da Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Şara ile görüşmeleri sonrası basın toplantısı düzenleyen DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi, DSG’nin askeri güç olarak misyonunun sona erdiğini ve Suriye ordusu bünyesindeki tugaylara entegrasyon sürecinin tamamlandığını duyurdu.
Mazlum Abdi, İlham Ahmed ve birlikteki heyet Şam’da Ahmed eş Şara’yı ziyaret etti
Kuzey ve Doğu Suriye Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed ile Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, Şam’da önce Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, ardından geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara ile bir araya geldi. Şara ile görüşmeye, Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Sîpan Hemo, YPJ Genel Komutanlık Üyesi Newroz Ehmed’in yanı sıra Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ve 29 Ocak Anlaşması’nın uygulanmasından sorumlu Suriye Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Ziyad el Ayiş de katıldı.
Görüşmeler sonrası Şam’daki Halk Sarayı’nda basın toplantısı düzenleyen Abdi, DSG’nin’nin askeri güç olarak misyonunun sona erdiğini duyurdu. Suriye tarihinin önemli bir sayfasının kapandığını belirten Abdi, Suriye ordusu bünyesindeki tugaylara entegrasyon sürecinin tamamlandığını açıkladı. Yeni dönemin “barış, istikrar ve ülkenin yeniden inşası” temelinde şekillenmesi gerektiğini belirten Abdi, “Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara ile varılan anlaşma ve güçlerimizin Suriye ordusu bünyesindeki tugaylara entegrasyon sürecinin tamamlanmasının ardından, bugün Demokratik Suriye Güçleri’nin görevini sona erdirdiğimizi ve bağımsız bir askeri güç olarak feshedildiğini sorumluluk bilinciyle ilan ediyoruz” diye belirtti.
DSG’nin kuruluşundan bu yana Suriye’nin en zor dönemlerinden birinde büyük sorumluluk üstlendiğini ifade eden Ebdî, QSD savaşçılarının birçok kent ve bölgeyi önce Baas yönetiminden, ardından DAİŞ’ten kurtardığını belirtti. “Şehitlerin fedakârlıklarını unutmayacağız. Onlar savaşmak için değil, Suriyelilerin artık savaşmak zorunda kalmayacağı bir günün gelmesi için mücadele ettiler” diyen. Ebdî, yeni dönemin savaş meydanlarından yeniden inşa sahalarına ve silah döneminden barış dönemine geçişin başlangıcı olması gerektiğini vurguladı.
Kürt halkının onlarca yıldır anadilde eğitim hakkı için mücadele ettiğini hatırlatan Abdi geçiş hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara’nın bu hakkın korunmasına yönelik çeşitli açıklamalarda bulunduğunu söyledi. Abdi, Şam yönetiminden anadilde eğitim hakkı konusunda açık bir tutum sergilemesini ve mevcut kararın gelecekte geliştirilmesini talep ettiklerini belirterek, “Bu yıl söz konusu kararı hayata geçirmek için çalışacağız ve yakın gelecekte bunun üzerine yeni adımlar inşa edebileceğiz” ifadelerini kullandı.
Nasıl bir Suriye?
Suriye’nin Araplar, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Türkmenler ve diğer tüm halk ve bileşenlerin ülkesi olması gerektiğini belirten Abdi, “İnşa etmek istediğimiz Suriye, tüm halk ve bileşenleri için bir Suriye’dir. Birleşik ve güvenli bir Suriye’nin tüm yurttaşların haklarını ve onurunu koruması ve yeni nesillere daha iyi bir gelecek sunması gerekiyor” dedi. Abdi, konuşmasını DSG bünyesinde yaşamını yitirenleri anarak bitirdi.
Barrack: Kürtçe eğitim olmalı
ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ile Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack da DSG’nin fesih açıklamasına ilişkin X hesabından yaptığı açıklamada, fesih kararını tarihi bir gelişme olarak nitelendirerek, “DSG’nin Suriye devlet kurumlarına düzen içinde entegrasyonunun önünü açarak geçmişteki bölünmeyi kalıcı bir ortaklığa dönüştürdü ve Suriye halkına ortak geleceklerini şekillendirme fırsatını yeniden sundu” dedi. Tom Barrack,
“Eğitimde Kürtçenin tanınması ve değerli ortaklarımız Mazlum Abdi ile İlham Ahmed’e Suriye hükümeti bünyesinde önemli roller verilmesi, onların liderliğine, Kürt ortaklarımızın fedakarlıklarına ve bölgesel istikrara sundukları yapıcı katkılara duyulan saygının bir gereğidir. Böylece dünün ayrılıkları, yarının ortak amacına dönüştürülüyor” diye belirtti
YPJ’li Ehmed ile Şara görüştü
Barrack’ın Abdi ve Ahmed’e önemli görevler verilmesi açıklamasının ardından The Amargi’ye açıklama yapan İlham Ahmed, kendisinin ve Abdi’nin “Suriye devleti içinde yeni görevlere” atandığını söyledi. Ancak Suriye geçici hükümeti tarafından konu hakkında henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Öte yandan, YPJ Komutanlık üyesi Newroz Ehmed ile Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara ile görüştü.
Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Komutanlık üyesi Newroz Ehmed ile Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Suriye’nin başkenti Şam’da görüştü. Görüşmede, 29 Ocak Anlaşması kapsamında YPJ’ye ilişkin dosyaların ve anlaşmanın uygulanmasında atılacak bir sonraki adımın ele alındığı belirtildi.
SDG’nin devlet kurumlarına entegrasyon sürecinde sona gelindi. Mazlum Abdi yaptığı açıklamada, entegrasyonun tamamlandığını belirtirken “kimliğin ve kazanımların korunduğunu” vurguladı.
Foto: picture-alliance/NurPhoto/S. Backhaus
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, 20 Ağustos 2026’da Kamışlo’nun kuruluş yıldönümünde askeri, güvenlik ve idari kurumların devlet kurumlarıyla entegrasyonunun tamamlanmak üzere olduğunu açıkladı. Abdi, bundan sonraki mücadelenin, hakları Suriye Anayasası’nda güvence altına almaya odaklanacağını vurguladı.
Mazlum Abdi açıklamasında, “Askeri, güvenlik ve idari kurumlarımızı devlet yapılarının kurumlarına entegre etme sürecinin sona erdiğini ve bütünüyle tamamlandığını söylemek isterim” dedi. Abdi ayrıca, Irak, İran ve Türkiye’den Suriye’ye gelen Kürt savaşçıların artık Suriye’den ayrıldığını belirtti.
Heyet Tahrir el-Şam’ın (HTŞ) öncülüğünde Beşşar Esad hükümetinin devrilmesinin ardından günümüze kadar yaşananların ve SDG’nin entegrasyon sürecinin kronolojisini Niha+ okurları için derledik.
Suriye’de yaşananlar ve SDG’nin entegrasyon süreci
Esad sonrası denklem
8 Aralık 2024Esad rejiminin devrilmesi ve geçiş yönetimi.
HTŞ öncülüğündeki muhalif güçler hızlı bir ilerleyişle Şam’a girerek yarım asırlık Baas iktidarını sona erdirdi. Ahmed eş-Şaraa liderliğinde bir geçiş yönetimi kuruldu. Ülkenin kuzey ve doğusu ise SDG ile Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin kontrolünde kaldı.
Aralık 2024Kobanê’de süren saldırılar.
Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) ve Türk Hava Kuvvetleri, Esad’ın devrilmesiyle eşzamanlı olarak Kobanê çevresinde SDG’ye yönelik saldırılarını sürdürdü.
10 Mart Çerçeve Anlaşması
12–23 Şubat 2025İlk temaslar ve müzakere zemini.
Geçiş hükümeti, 12 Şubat’ta General Ziad el-Ayiş’i entegrasyon sürecini yürütmek üzere cumhurbaşkanlığı özel temsilcisi olarak atadı. 23 Şubat’ta Halk Savunma Birlikleri (YPG) komutanı Sipan Hemo başkanlığındaki SDG heyeti, Şam’da Savunma Bakanlığı yetkilileriyle askeri entegrasyon planlarını görüştü.
10 Mart 2025Sekiz maddelik çerçeve anlaşma.
Cumhurbaşkanı eş-Şaraa ile Mazlum Abdi, Şam’da Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arabuluculuğunda sekiz maddelik bir anlaşma imzaladı. Anlaşma, Kuzey ve Doğu Suriye’deki tüm sivil ve askeri kurumların devlete entegrasyonunu, ülke çapında ateşkesi, Kürtlerin “Suriye’nin ayrılmaz parçası” olarak tanınmasını ve vatandaşlık haklarını, sınır kapıları, havaalanı ve petrol-gaz sahalarının devlete devrini öngörüyordu. Uygulama son tarihi ise 2025 yılı sonu olarak belirlendi.
1 Nisan 2025Halep mahalleleri için 14 maddelik yerel anlaşma.
Geçiş hükümeti ile SDG, Halep’te Kürt nüfusun yoğun yaşadığı Şêx Maqsûd ve Eşrefiye mahalleleri için 14 maddelik bir yerel anlaşma imzaladı. Anlaşma, SDG güçlerinin silahlarıyla Fırat’ın doğusuna çekilmesini ve güvenliğin İçişleri Bakanlığı ile SDG’ye bağlı Asayiş tarafından ortak sağlanmasını öngörüyordu.
3–9 Nisan 2025Esir takası ve mahallelerden kısmi çekilme.
3 Nisan’da taraflar arasında esir takasının ilk kısmı gerçekleşti. 9 Nisan’da yaklaşık 480 savaşçı 60 askeri araçla Şêx Maqsûd ve Eşrefiye’den ayrıldı. Ancak mahallelerin nihai durumu belirsiz kaldı.
Nisan 2025Tişrîn Barajı’nın kısmi devri.
10 Mart anlaşmasının ardından atılan adımlar kapsamında Tişrîn Barajı kısmen hükümet güçlerine devredildi. Ortak devriyeler başladı ve SDG cephe hatlarından çekilme taahhüdünde bulundu.
26 Nisan 2025Rojava’da Kürt Birliği Konferansı.
Kamişlo’da toplanan konferans, birleşik Suriye içinde ademi merkeziyet ve kültürel-siyasi hakların anayasal güvencesini talep eden bir uzlaşı metni yayımladı.
7 Ekim 2025Şam ziyareti ve ABD arabuluculuğunda askeri mutabakat.
Halep’teki çatışmaların ardından sağlanan ateşkes sonrası Abdi, ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ve CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper eşliğinde Şam’a giderek eş-Şaraa ile görüştü. Abdi, SDG’nin orduya bireysel değil “büyük askeri birlikler” halinde katılmasında ısrar etti. Ekim’deki mutabakat, SDG birliklerinin kendi komuta yapılarını koruyarak orduya katılabilmesine kapı araladı.
Aralık 2025Anlaşmanın uygulanması için son tarih doldu.
10 Mart anlaşmasının uygulama süresi, hükümlerin çoğu hayata geçirilmeden 2025 sonunda doldu. Taraflar karşılıklı gecikme ve engelleme suçlamalarında bulundu. 22 Aralık’ta Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani’nin Şam’daki ortak basın toplantısı sırasında Şêx Maqsûd yakınında çatışmalar çıktı.
Rojava’ya Saldırılar
4 Ocak 2026Müzakereler somut sonuç olmadan tıkandı.
Şam’daki askeri birleşme görüşmeleri somut bir ilerleme sağlamadan sonuçlandı.
6–10 Ocak 2026Halep’in tamamı hükümet kontrolüne geçti.
Şêx Maqsûd, Eşrefiye ve Bani Zeyd mahallelerinde beş gün süren yoğun çatışmaların ardından 10 Ocak’ta Kürt güçleri son mahalleden çekildi ve hükümet güçleri Halep’in tamamının kontrolünü ele geçirdi. Binlerce Kürt Efrîn’e ve Fırat’ın doğusuna kaçmak zorunda kaldı. Bundan sonra ise Rojava’ya çok cepheli saldırılar başladı.
16 Ocak 202613 sayılı Kararname: Vatandaşlık, Kürtçe ve Newroz.
Eş-Şaraa, 13 sayılı Kararname’yi çıkararak Rojava’lı Kürtlere vatandaşlık verdi. Kürtçe “ulusal dil” olarak tanındı ve Newroz ulusal bayram ilan edildi.
17 Ocak 2026Fırat’ın batısının askeri bölge ilan edilmesi.
Suriye ordusu, Deir Hafer’den İHA fırlatıldığı gerekçesiyle Fırat’ın batısındaki bölgeyi askeri bölge ilan etti ve askeri harekatı genişletti.
18 Ocak 2026Al-Ömer petrol sahası ve genel seferberlik çağrısı.
Ülkenin en büyük petrol sahası Al-Ömer ve çevresindeki gaz sahaları geçiş hükümetinin kontrolüne geçti. Aynı gün Özerk Yönetim genel seferberlik ilan ederek halkı öz savunmaya ve “onuru koruma savaşına” çağırdı. Cizîre ve Kobanê’de pek çok kişi seferberliğe katıldı.
18–20 Ocak 2026Kobanê ve cezaevlerindeki IŞİD mahkumları.
SDG, Kobanê’nin güney cephelerindeki saldırıları püskürttüğünü açıkladı. Cezaevleri konusunda ise ciddi bir kriz yaşandı. Hükümete bağlı gruplar Hasekê’deki el-Şeddadi cezaevinden, yabancılar dahil yaklaşık bin 500 IŞİD mensubunu serbest bıraktı. SDG, koalisyon desteğiyle Rakka’daki el-Aqtan’dan ve el-Hol kampından çekildi.
20 Ocak 2026İlk ateşkes ve Kobanê kuşatması.
Dört günlük bir ateşkes ilan edildi. Ancak anlaşmadan saatler sonra Kamışlo ve Tirbespî’de patlamalar duyuldu, Kobanê çevresine saldırılar sürdü. Kobanê’ye 20 Ocak’tan itibaren su, elektrik ve internet kesildi. Kuşatma yaklaşık 600 bin kişiyi etkiledi ve haftalarca devam etti.
24 Ocak 2026Ateşkes 15 gün uzatıldı.
Ateşkes 15 gün uzatıldı. Bu uzatma, büyük ölçüde IŞİD tutuklularının ABD koordinasyonuyla Irak’a naklini gerçekleştirmek için yapıldı. Ateşkese rağmen Kobanê’nin batısındaki köylere yeni saldırılar yapıldığı aktarıldı.
26 Ocak 2026Kürtçe eğitim için talimat.
Eğitim Bakanlığı, Kürtçe müfredatın ve öğretmen eğitiminin uygulanmasına yönelik talimatlarını yayımladı. Bu, 13 sayılı Kararname’yle tanınan dil haklarının hayata geçirilmesine dönük bir adım olarak sunuldu.
27 Ocak 2026Trump’ın eş-Şaraa’ya ateşkes çağrısı.
Washington’da artan siyasi baskı ortamında ABD Başkanı Donald Trump, eş-Şaraa’yı arayarak ateşkesin istikrara kavuşturulması ve askeri operasyonların durdurulması çağrısında bulundu.
29 Ocak 2026Kapsamlı entegrasyon anlaşması
Taraflar, ateşkesi kalıcılaştırmak ve kademeli entegrasyonu başlatmak üzere kapsamlı bir anlaşma açıkladı. Anlaşma, güçlerin cephelerden çekilmesini, İçişleri birliklerinin Haseke ve Kamışlo’ya konuşlanmasını, yerel Asayiş’in devlet yapılarına entegrasyonunu, ağır silahların, sınırların, petrol sahalarının ve ana yolların devlete devrini, özerk kurumların devlete katılmasını içeriyordu.
Devir, atamalar ve entegrasyon
3–6 Şubat 2026Devlet güçlerinin Haseke ve Kamışlo’ya girişi.
İç güvenlik birimleri, Asayiş’in eşliğinde Haseke ve Kamışlo’ya girdi. 5 Şubat’ta SDG’nin aday gösterdiği Nûreddin Ahmed Îsa, Haseke valiliğine atanarak Şam’dan döndü. 6 Şubat’ta askeri entegrasyon aşamalarını görüşmek üzere bir toplantı yapıldı.
Mart 2026Sipan Hemo’nun Savunma Bakan Yardımcılığına atanması.
Suriye Savunma Bakanlığı, YPG komutanı Sipan Hemo’yu Savunma Bakan Yardımcısı olarak atadı. Aynı dönemde Şam, Kamışlo Havaalanı’nın ve önemli petrol sahalarının yönetimini devraldı Ayrıca, yerinden edilmiş Kürtlerin Efrîn’e dönüşleri başladı.
Nisan–Mayıs 2026 Entegrasyonda yavaş ilerleme.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Yürütme Konseyi Eş Başkanı İlham Ahmed, ANHA’ya sürecin yavaş ilerlediğini, yeni anayasanın hazırlanması dahil sorunların görüşüldüğünü ve Kürtlerin anayasa komisyonunda yer alacağını söyledi. Sipan Hemo, SDG’den dört tugayın Suriye Arap Ordusu’na dahil edildiğini bildirdi.
4 Ağustos 2026Abdi-Şaraa görüşmesi
Son olarak Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şaraa, entegrasyon sürecini görüşmek üzere 4 Ağustos’ta Şam’da Mazlum Abdi ile bir araya geldi. Toplantıya Dışişleri Bakanı Şeybani ve İlham Ahmed de katıldı. Toplantı, Şaraa’nın Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Neçirvan Barzani ile bir gün önce yaptığı görüşmenin ardından yapıldı.
20 Ağustos 2026Entegrasyonun tamamlandığının ilanı.
Mazlum Abdi, Kamışlo’nun kuruluş yıldönümü etkinliğinde askeri, güvenlik ve idari kurumların ulusal devlet kurumlarına entegrasyonunun tamamlanmak üzere olduğunu açıkladı. Abdi, süreçte “kimliğin ve kazanımların korunduğunu” vurgulayarak, bundan sonraki aşamanın Kürtlerin ve tüm bileşenlerin haklarını Suriye Anayasası’nda güvence altına almaya yönelik yoğun bir siyasi çalışmaya sahne olacağını söyledi. Abdi ayrıca, “Yeni Suriye’de her çocuğun kendi anadilinde eğitim görme hakkına sahip olacağını” ifade etti.
Kaynak: Fırat Haber Ajansı (ANF), Hawar Haber Ajansı (ANHA), Rûdaw, The New Region, Al Jazeera, Middle East Council, ecoi.net
Barrack dönemi, ABD’nin Ortadoğu’daki ayak izini küçültme stratejisinin, sahadaki Kürt siyasi ve askeri yapılarının aleyhine işlediği bir süreç oldu. Sadece Suriye Özel Temsilcisi değil, aynı zamanda ABD’nin Ankara Büyükelçisi şapkasını da taşıyan Barrack, Şam’daki Esad sonrası yeni geçiş hükümeti ile Türkiye’nin güvenlik çıkarlarını ortak bir paydada buluşturdu.
Mesud Barzani, Tom Barrack ve SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi‘nin katıldığı toplantı. 17 Ocak 2026 Pirmam.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio 30 Mayıs 2026, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın görev süresinin sona erdiğini duyurdu. Rubio, “Büyükelçi Tom Barrack, Suriye Özel Temsilcimiz olarak paha biçilemez bir rol oynadı. Bu görevlendirme sona eriyor olsa da, Trump yönetimi adına hem Suriye hem de Irak’ta önemli bir rol oynamaya devam edecek. Bölgeye ilişkin uzmanlığı, ilişkileri ve ‘Önce Amerika’ gündemine yönelik anlayışı, ülkemiz adına başarılar getirmeyi sürdürecek” ifadelerini kullandı.
ABD Dışişleri Bakanı’nın bu açıklamasından sonra, Barrack’ın yerine kimin atanacağı henüz belli değil.
Barrack’ın görev süresi, Washington’un IŞİD ile mücadele eksenli politikasını, bölgesel devletlerin (Türkiye ve Suriye) güvenlik kaygılarını önceleyen bir “entegrasyon ve geri çekilme” stratejisine dönüştürdüğü bir dönem oldu.
Görevde kaldığı süre boyunca Ortadoğu’da ve Kürt coğrafyasında yürüttüğü politikalar, akıllarda kalmaya devam edecek. Özellikle Rojava ve Irak Kürdistan Bölgesinde bulunan Kürt siyasi yapılarına karşı bulundukları ülkelerin merkezi idareleri lehine politika geliştirmesi, Kürt toplumunda ciddi tepkiyle karşılanmasına yol açtı. Barrack’ın Türkiye, Irak ve geçici Şam yönetimi ile ilişkileri de hem Ortadoğu’da hem de ABD’de eleştiri konusu oldu.
Tom Barrack’ın atanması ve ABD’nin politikası
Thomas Joseph Barrack Jr, 1947 yılında Los Angeles County’de doğdu. Lübnan kökenli bir aileden gelen Barrack, hukuk eğitiminin ardından kariyerine uluslararası iş dünyasında başladı. Özellikle gayrimenkul ve yatırım fonları alanında büyüyerek Colony Capital (bugünkü DigitalBridge) adlı şirketi kurdu ve küresel ölçekte büyük projelere imza attı.
1980’lerde Ronald Reagan yönetiminde kısa süreli kamu görevlerinde yer aldıktan sonra uzun yıllar iş dünyasında aktif kaldı. Donald Trump ile yakın ilişkisi, özellikle 2016 seçim kampanyası ve ardından gelen siyasi süreçlerde dikkat çekti.
2025 yılında ABD yönetimi tarafından iki kritik göreve getirildi. Tom Barrack’ın Türkiye Büyükelçiliği ile birlikte Suriye dosyasını da üstlenmesi, Washington’un sahadaki askeri angajmandan diplomatik ve devlet merkezli bir modele geçişinin işareti olarak değerlendirildi.
Barrack’ın hem Ankara Büyükelçisi hem de Suriye Özel Temsilcisi “çift şapkasıyla” görev yaptığı bu dönem. Washington’un asker çekme stratejisinin, Kürtlerin siyasi ve idari haklarının tasfiyesi pahasına bölgesel devletlerle (Türkiye, Suriye, Irak) uzlaşarak hayata geçirildiği bir “zorunlu entegrasyon” süreci olarak kayıtlara geçti.
Ankara ile derinleşen “övgü dolu” mesai
Tom Barrack’ın Suriye Özel Temsilciliği görevini Ankara Büyükelçisi unvanıyla birlikte yürütmesi, sahadaki dengeleri Ankara lehine değiştiren en kritik hamleydi. Barrack, göreve geldiği ilk günden itibaren ABD’nin Suriye’deki varlığını “sonsuz savaşlar” doktrininden çıkarıp bölgesel devletlerin inisiyatifine bırakan yeni politikanın sözcüsü oldu.
Tom Barrack ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan
ABD’nin değişen rotasını, Ortadoğu’da maliyetli devlet inşası süreçlerinden vazgeçiş olarak tanımlayan Barrack, bu süreçte Dışişleri Bakanı Hakan Fidan başta olmak üzere Türk güvenlik bürokrasisiyle son derece yakın bir mesai yürüttü.
Barrack Haziran 2025 tarihinde Anadolu Ajansı’na verdiği bir söyleşide Lahey’de düzenlenen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında bir araya gelen Trump ve Erdoğan’ın görüşmesine dair konuşarak, Trump ile Erdoğan’ın, ayrıca Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun da iyi kişisel ilişkilere sahip olduğunu söyledi.
Barrack, “Tarihin çok ama çok önemli bir döneminde, iki başkan ve dışişleri bakanları, dört kişi arasında karşılıklı güvene dayalı kişisel bir ilişki, yakınlık ve anlayışla başladı.” dedi.
Barrack, Orta Doğu ve Yakın Doğu’nun oluşturduğu yeni bir döneme tanıklık edildiğini vurgulayarak, ABD tarafından, Türkiye’nin daima büyük bir NATO müttefiki olarak görüldüğünü kaydetti.
“Türkiye hiçbir zaman büyük bir bölgesel aktör olarak hak ettiği değeri ve önemi tam anlamıyla göremedi.” diyen Barrack, Türkiye’nin çevresinde yaşanan çatışmalara ve savaşlara işaret etti.
Süreç boyunca Türk yetkililere dair övgülerini devam ettiren Barrack, pek çok kez Türkiye’ye gelerek devlet ve hükümet yetkilileri ile görüştü. Yine Ortadoğu ülkelerinde kimi üst düzey devlet ve hükümet yetkililerinin katıldığı toplantılarda, Türk yetkililerle ikili görüşmeler gerçekleştirdi.
Barrack’ın Türkiye dahil Ortadoğu’daki ülkelerin merkezi yapılarıyla uyumlu politikası, özellikle Kürtler açısından ‘yıkıcı’ sonuçlara yol açtı.
ABD’nin yeni politikasının sahadaki en yıkıcı test alanı, 2026’nın başında başlayan Halep saldırısı oldu. Suriye geçici hükümet güçleri ve destekli gruplar, Kürtlerin 2011’den bu yana kendi asayişini kurduğu Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerine girerken ABD sessiz kalmayı tercih etti. 140 binden fazla sivilin evlerini terk ederek Rojava’nın iç kesimlerine sığınmak zorunda kaldığı bu kriz günlerinde Barrack, koruma sağlamak yerine diplomatik baskıyı artırdı.
Çatışmaların en yoğun olduğu Ocak ayı ortasında Rojava’daki Kürt siyasi ve askeri otoriteleriyle (SDG liderliği) yapılan görüşmeler, bir müttefiklik dayanışmasından çok “zorunlu entegrasyon” dayatmasına sahne oldu. Oysa ABD ve uluslararası koalisyon güçlerinin açıklamalarına göre, o güne kadar SDG, IŞİD ile savaşta stratejik bir müttefikti. Barrack’ın açıklamaları ise bu ilişkinin değiştiğini açık ediyordu.
Daha 20025 yılının Temmuz ayında New York’ta düzenlediği bir basın toplantısında Barrack, ABD’nin DEAŞ’la mücadele etmek için SDG ile ittifak kurduğunu söyleyerek, “Bu nedenle duygular çok yoğun çünkü onlar ortaklarımızdı. Ancak asıl soru şu, onlara ne borçluyuz? Onlara bir devlet içinde kendi bağımsız yönetimlerini kurma hakkını borçlu değiliz. Onlara borçlu olduğum şey şu; makul bir şekilde yeni yönetime geçiş sürecinde bir yol sunma borcumuz var. Bu yeni rejimde tek Suriye ile nasıl bütünleşecekleri konusunda makul olunması gerekiyor.”
Geçici Şam yönetiminin Halep’le başlayan ve Rojava’nın geneline yayılan saldırı sürecinde, SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ve diğer Kürt yetkililer ile yaptığı basına kapalı toplantılarda, Barrack’ın Kürtler’in taleplerine kapıları kapattığı yönünde bilgiler yansıyordu.
20 Ocak 2026’da Barrack, SDG’nin fiilen tasfiyesini şu sözlerle meşrulaştırdı: “SDG’nin sahada birincil IŞİD karşıtı güç olma amacı büyük ölçüde ortadan kalktı, çünkü Şam artık IŞİD gözaltı tesisleri ve kamplarının kontrolü de dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye hem istekli hem de hazır durumda.”
29 Ocak’ta ise SDG ile geçici Şam yönetimi arasında imzalanan anlaşma için “Bugün Suriye hükümeti ile SDG arasında açıklanan kapsamlı anlaşma, Suriye’nin ulusal uzlaşma, birlik ve kalıcı istikrar yolculuğunda derin ve tarihi bir dönüm noktasını temsil ediyor” diyerek yürüttüğü politikaya uygun demeçler veriyordu.
Erbil’e sıçrayan baskı: Bağdat’a biat
Barrack’ın Kürt aktörleri merkezi devletlere entegre etme vizyonu, Rojava ile sınırlı kalmadı. Halep krizinin hemen ardından, Mart 2026’da diplomatik trafik Irak Kürdistan Bölgesi’ne (IKB) kaydı.
Erbil’de IKB Başbakanı Mesrur Barzani ve Kürt yetkililerle bir araya gelen Barrack, burada da Bağdat yönetiminin elini güçlendiren bir dil kullandı. Türkiye ve Irak arasında inşa edilen ve Erbil’i dışarıda bırakan “Kalkınma Yolu” projesiyle ekonomik olarak kuşatılan Kürt yönetimine, ABD’nin artık Erbil’i Bağdat’a karşı koruyan bir tampon olmayacağı mesajı verildi. Barrack, petrol ihracatı ve bağımsız bütçe konularında Erbil’i, merkezi Irak hükümetinin şartlarına şartsız uymaya zorladı.
Özerk yönetimden “kültürel azınlık” statüsüne
Tom Barrack’ın görev süresinin sona erdiği Mayıs 2026 itibarıyla, Kuzeydoğu Suriye’de eşbaşkanlık sistemi, yerel kaynakların yönetimi, çok dilli eğitim ve yerel güvenlik (Asayiş) gibi demokratik idari haklar, “bütünleşik devlet” konsepti içinde eritildi. Şam yönetimi, Kürtlere idari bir özyönetim hakkı tanımak yerine, yalnızca kısıtlı “kültürel vatandaşlık” hakları vadetti.
Kuzeydoğu Suriye’de kurulan yönetim modeli cinsiyet eşitliği, çok dilli eğitim ve yerel meclisler gibi demokratik unsurlar barındırıyordu. Ancak Barrack döneminde ABD’nin bu modeli siyasi olarak tanımayı reddetmesi, Şam ve Ankara’nın elini güçlendirdi. “Entegrasyon” baskısı, Kürtler için eşit vatandaşlık temelinde bir birleşmeden ziyade, Baas rejiminin güvenlikçi kodlarına geri dönüş riskini taşıyor.
Tom Barrack ve geçici Şam yönetimi Başkanı Ahmed eş-Şara
Barrack’ın “bütünleşik devlet” söylemi, Şam’ın Kürt okullarını kapatma veya müfredatı tamamen Araplaştırma politikalarına uluslararası bir sessizlik kalkanı sağladı. Kürt siyasi aktörleri, uluslararası toplumun kendilerini sadece “IŞİD’e karşı savaşan piyadeler” olarak gördüğünü, siyasi bir halk olarak haklarını görünmez kıldığını savunuyor.
İnsan hakları ve siyasi temsil perspektifinden bakıldığında Barrack dönemi, ABD’nin Ortadoğu’daki ayak izini küçültme stratejisinin, sahadaki Kürt siyasi ve askeri yapılarının aleyhine işlediği bir süreç oldu. Şam’daki Esad sonrası yeni geçiş hükümeti (Ahmed eş-Şara yönetimi) ile Türkiye’nin güvenlik çıkarlarını ortak paydada buluşturan ABD diplomasisi, bu dönemde Kürt meselesini bir hak ve özerklik statüsünden çıkarıp, merkezi devlet yapılarına (Şam ve Bağdat) “koşulsuz entegrasyon” dayatmasına dönüştürdü.
Niha+ Veri-Analiz Ekranı
İNFOGRAFİK: Barrack dönemi, Kürt aktörler ve bölgesel güvenlik denklemi (2025-2026)
1. Sahadaki Kırılma Noktaları ve Askeri-Diplomatik Akış
Eylül 2025
ABD’nin Suriye Özel Temsilciliği ve Ankara Büyükelçiliği görevlerinin Tom Barrack şahsında birleştirilmesi. Bölgesel devletleri (Türkiye-Suriye-Irak) önceleyen yeni diplomasi hattının kuruluşu.
Sonbahar 2025
Şam’da kurulan Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni geçiş hükümetinin Küresel IŞİD Karşıtı Koalisyon’a resmi katılımı. ABD diplomasisinin sahadaki birincil muhatabının SDG’den merkezi Şam yönetimine kayışı.
Ocak 2026 Başı
Suriye hükümet güçleri ve destekli grupların Halep’in Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerine girişi. Bölgede 2011’den bu yana var olan Kürt idari ve asayiş yapılarının fiilen dağılması.
Ocak 2026 Ortası
Halep’teki askeri baskı ve ABD’nin hava koruması sağlamaması neticesinde SDG ile Şam arasında entegrasyon anlaşmasının imzalanması. Ağır silahların ve petrol/altyapı kontrolünün aşamalı olarak merkezi hükümete devri.
Mart 2026
Zorlayıcı entegrasyon modelinin Irak sahasına aktarılması. ABD’nin bütçe ve petrol ihracatı başlıklarında Irak Kürdistan Bölgesi (IKB) yönetimine yönelik merkeziyetçi Bağdat politikalarına uyum sağlama baskısı.
30 Mayıs 2026
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından Tom Barrack’ın Suriye Özel Temsilciliği unvanının sona erdiğinin resmen açıklanması.
2. Bölgesel Aktörlerin Politika ve Hedef Matrisi
Aktör
Suriye / Irak Stratejisi
Kürt Yapılarına Yaklaşım
ABD (Barrack Dönemi)
Maliyetli devlet inşası süreçlerinden ve askeri varlıktan kademeli çekilme; bölgesel istikrarı tanınmış merkezi hükümetler üzerinden kurma.
Kürt yapılarını taktiksel ortaktan “geçiş aktörü” statüsüne indirme; özerk askeri ve ekonomik yapıların Şam ile Bağdat’a devrini dayatma.
Türkiye (Hakan Fidan Doktrini)
Sınır hattı boyunca derinlikli güvenlik kuşağı oluşturma; sınır ötesi askeri operasyonları ABD’nin çekilme takvimiyle koordine etme.
Kuzeydoğu Suriye’deki idari özerklik, kanton ve federalizm modellerinin tasfiyesi; SDG’nin askeri bir güç olarak tamamen dağıtılması hedefi.
Şam Yönetimi (Geçiş Hükümeti)
Ülke genelindeki tüm stratejik altyapı, petrol sahaları, barajlar ve sınır kapıları üzerinde merkezi egemenliği yeniden tesis etme.
Siyasi ortaklık veya idari-askeri özerklik statüsünün kesin reddi; Kürt nüfusa yalnızca sınırlı kültürel vatandaşlık hakları tanıma.
Kürt Siyasi Yapıları (Rojava / IKB)
IŞİD karşıtı mücadele döneminde elde edilen anayasal statü, ekonomik özerklik ve özsavunma kapasitelerini korumaya dönük hayatta kalma siyaseti.
Merkeziyetçi baskılar karşısında askeri ve ekonomik gücün (petrol) zayıflaması; idari yönetim modellerinin daralarak kültürel savunmaya çekilmesi.
3. Hak Temelli ve Yapısal Değişim Analizi
140.000+
Demografik Hareketlilik
2026 yılı başında Halep’in Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılmak zorunda kalan ve Rojava’nın iç kesimlerine göç eden Kürt nüfusu.
%100
Altyapı Kontrolü
Entegrasyon anlaşmaları uyarınca SDG kontrolünden kademeli olarak merkezi Şam yönetimine devredilen petrol sahaları ve lojistik hatlar.
İdari Modelin Dönüşümü
Yıllar içinde geliştirilen çok dilli yerel yönetim, eşbaşkanlık sistemi ve yerel güvenlik (Asayiş) örgütlenmesinin; merkezi devletlerin dikey bürokrasisi içinde erimesi.
Bölgesel Ekonomik Hatlar
Türkiye ve Irak arasında geliştirilen Kalkınma Yolu projesinin Irak Kürdistan Bölgesi (Erbil) topraklarını dışarıda bırakacak şekilde tasarlanması ve ekonomik kuşatma etkisi.