Ağır hasta mahpus Mehmet Sait Yıldırım kalp krizi geçirdi

Ağır hasta mahpus Mehmet Sait Yıldırım’ın tahliyesi, Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu tarafından üçüncü kez ertelendi. Kurul görüşmesinin ardından kalp krizi geçiren Yıldırım’a anjiyo yapıldı ve kalbine iki stent takıldı.


İzmir Kırıklar 1 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan 33 yıllık ağır hasta mahpus Mehmet Sait Yıldırım’ın (75) tahliyesi, Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu tarafından üçüncü kez yakıldı.

Avukatlarının aktardığına göre Yıldırım, dün (24 Ağustos) Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu görüşmesinin ardından kalp krizi geçirdi. Hastaneye kaldırılan Yıldırım’a bugün anjiyo yapıldı ve kalbine iki stent takıldı.

bianet’in haberine göre Yıldırım’ın avukatları Aryen Turan ve Ali İhsan Güven, bugün saat 16.40 sıralarında İzmir Şehir Hastanesi 6. Kat Koroner Yoğun Bakım Servisi’nde Yıldırım’la beş dakika görüştü.

Avukat Ali İhsan Güven’in bianet’e aktardığı bilgiye göre Yıldırım, 24 Ağustos’ta saat 10.00 sıralarında İdare ve Gözlem Kurulu karşısına çıktı. Görüşmenin gergin geçtiğini belirten Güven, Yıldırım’a önceki kurul görüşmelerinde olduğu gibi yeniden “pişmanlık dayatıldığını” ve tartışma yaşandığını belirtti.

Güven, Yıldırım’ın odasına döndükten sonra kalp krizi geçirdiğini, koğuş arkadaşı Rohat Caruş’un cezaevi görevlilerine haber vermesi üzerine hastaneye sevk edildiğini söyledi.

Güven’in aktardığına göre Yıldırım önce Buca’daki bir hastaneye götürüldü, burada mahpus koğuşu bulunmadığı için İzmir Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Bugün saat 11.00 sıralarında anjiyo yapılan Yıldırım’ın kalbine iki stent takıldı. bianet’in haberine göre, Yıldırım’ın kalbine giden ana damarlardan birinin tıkandı ve Yıldırım ciddi bir hayati tehlike atlattı. Avukat Güven, sağlık durumunun şu an iyi olduğunu ve kendilerine yarın taburcu edilebileceğinin söylendiğini söyledi.

Avukatların belirttiğine göre Yıldırım’ın tahliyesi üç ay daha ertelendi.

Yıldırım: “Mert olun, idam edin”

Güven, kurul görüşmesi sırasında Yıldırım’ın şu ifadeleri kullandığını da bianet’e anlattı:

Bana DGM idam vermişti. İdamdan müebbet hapis cezasına çevrildi. Siz kurul olarak DGM’nin verdiği idam cezasını infaz etmek istiyorsunuz. Mert olun, sabah buraya bir darağacı yapın, idam edin.

Tahliyesi iki kez daha ertelenmişti

Mehmet Sait Yıldırım, 1993’te PKK üyesi olma iddiasıyla gözaltına alındı ve 1995’te müebbet hapis cezasına mahkum edildi. Yıldırım, kalp ve damar hastalıkları, KOAH, hipertansiyon ve diğer kronik rahatsızlıkları sebebiyle ağır hasta mahpuslar arasında yer alıyor ve ağır sağlık sorunlarına rağmen 33 yıldır cezaevinde tutulmaya devam ediyor.

Yıldırım, 2013-2015 çözüm sürecinde, Abdullah Öcalan’ın talebi üzerine oluşturulan ve kamuoyunda “İmralı sekreteryası” olarak bilinen 5 kişilik mahpus grubunda yer aldı. Sağlık sorunları nedeniyle İmralı’da yalnızca 9 gün kaldıktan sonra başka bir cezaevine sevk edildi. Daha sonra yaşadıklarını “İmralı’da Dokuz Gün” adlı kitabında anlattı. Tutsaklığının önemli bir kısmını tek kişilik hücrede, tecrit altında geçirdi.

Mehmet Sait Yıldırım, hapis cezası 27 Şubat 2025’te sona ermesine rağmen, Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu tarafından “iyi halli” olmadığı ve “pişmanlık duymadığı” gerekçesiyle tahliye edilmemişti. 25 Kasım’da tekrar toplanan Kurul, Yıldırım’ın tahliyesini bir kez daha engellemişti. Bir sonraki değerlendirme için 9 ay sonraya (bugün, 25 Ağustos 2026) gün verdi.

Kasım’da tahliyesi ikinci kez ertelenen Yıldırım, avukatı Demirer aracılığıyla bianet’e şu değerlendirmeyi yapmıştı:

“Benim 96’da aldığım idam cezam müebbet hapse çevrildi. 30 yıldan sonra benim artık tahliye edilmem gerekiyordu, bırakmıyorlar. İyi halli olmadığım bahane edilerek ikinci kez tahliyem erteleniyor. Kurula çıktığımda da söyledim, aslında bir nevi idam kararını infaz etmek istiyorsunuz. Eğer idam cezasını bu kadar uygulamak istiyorsanız mert davranın, avluda çıkarın darağacına idam edin. Ben bileyim bana idam cezası verildi, siz de açık açık ‘idam ettik’ diyin.”

Ayşegül Doğan’ın soru önergesi

DEM Parti Şırnak Milletvekili ve Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, sağlık durumu giderek kötüleşen mahpus Yıldırım için Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı’na 28 Temmuz’da yazılı soru önergesi sunmuştu.

Doğan’ın başvuruları ve Meclis’e sunduğu soru önergesinde, koşullu salıverilme süresi aylar önce dolmasına rağmen tahliye edilmeyen Yıldırım’ın kalp, KOAH, hipertansiyon ve akciğer rahatsızlıkları gibi pek çok kronik hastalığı bulunduğu ve temmuz başında sağ gözünde kan pıhtısı oluştuğu hatırlatıldı. Önergede Yıldırım’ın, sevk sırasında kelepçeli muayene dayatmasına maruz kaldığı, tedavisinin geciktiği ve görme sorunlarının devam ettiği belirtildi.

Doğan, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na da başvurarark Yıldırım’ın tahliyesinin yeniden değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, hastane sevkindeki kelepçeli muayene iddiasına ilişkin soruşturma başlatılıp başlatılmadığı ve “iyi hâl” gerekçesiyle tahliyesi ertelenen hasta mahpus sayısı hakkında yanıt talep etti. Ayrıca Yıldırım’ın sağlık koşullarının yerinde incelenmesi, cezaevinde kalmasının tıbben uygun olup olmadığının tespiti ve sağlık hizmetlerine kesintisiz erişiminin sağlanmasını da istedi.

Kaynak: bianet

Hasta mahkum Taşar hayatını kaybetti: “ATK tarafsız değil”

Tahliyesi sürekli ertelenen hasta mahkum Mehmet Edip Taşar, 24 Mart’ta hayatını kaybetti. ÖHD Hapishane Komisyonu üyesi Yıldız: “Hasta mahkumlar göz göre göre ölüme mahkum ediliyor.”

Marmara 5 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde 27 Aralık 2022 tarihinden beri tutulan hasta mahkum Mehmet Edip Taşar, 24 Mart’ta tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Taşar, İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) “hasta mahpuslar” listesinde yer alıyordu.

İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi, 25 Şubat tarihinde hasta mahkum Mehmet Edip Taşar’ın durumuna ilişkin İstanbul Beyoğlu’nda bulunan baro binasında basın toplantısı gerçekleştirmişti.

Toplantıda İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi üyesi Rabia Gündoğmuş, Taşar’ın 40 kiloya düştüğünü, görme, yürüme ve konuşma kabiliyetinin azaldığını vurgulamıştı.

Merkez 13 Mart tarihinde de konuya dikkat çekmek üzere bir basın açıklaması yayımlamıştı.

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi 26 Şubat’ta, Taşar’ın Adli Tıp Kurumu’na sevki sırasında doktorların sözlü ve fiziksel saldırısına uğradığını açıklamıştı.

2025’te hasta mahkum sayısı

İHD 2025 Yılı Hasta Mahpuslar Raporu‘na göre Türkiye Hapishanelerinde tespit edildiği kadarıyla 161’i kadın ve 1251’i erkek olmak üzere en az 1412 hasta mahkum bulunuyor. Rapora göre, 335 mahkumun sağlık durumu ağır.

Bunların arasından 230’u tek başına yaşamını devam ettiremiyor ve 105’inin de desteğe ihtiyacı bulunuyor. 188 mahkumun ise hastalıkları nedeniyle sürekli olarak kontrol edilmesi gerekiyor.

Raporda hasta mahkumların zamanında revire götürülmemesi, 3. basamak sağlık hizmetlerine sevk işlemlerinde ise aylarca sırada bekletilmeleri ve yetersiz beslenme, ısınma ve hijyen koşullarında yaşadıkları belirtilmişti.

ÖHD, Taşar’ın ölümü ardından yaptığı açıklamada yapılan birçok hukuki başvuruda infaz erteleme kararı veya sağlık durumuna rağmen Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından “hapishanede kalamaz” raporu verilmediğini belirtmişti.

ÖHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu Üyesi Destina Yıldız, Taşar ve hasta mahkumlar konusu ile ilgili olarak Niha+‘ya konuştu. Yıldız, Mehmet Edip Taşar’ın ve bütün hasta mahkumların ölümüne ilişkin ATK’nin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan uzak yapısı sebebiyle hasta mahkumlarla ilişkin dosyalar başta olmak üzere birçok dosyada çelişkili raporlar verildiğini vurguladı.

ATK raporlarının nasıl hazırlandığı sürecini anlatan Yıldız, sözlerine şöyle devam etti:

“Hasta mahkumlar özelinde 5275 Sayılı Kanunu’nun 16. maddesinin 3. fıkrasında ‘hastalığının hayatı için kesin tehlike teşkil ettiğine Adli Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan rapor gereği karar verilen’ kişilerin infazlarının ertelenebileceği düzenlenmiştir. Buna göre hasta mahkumun infazının ertelenmesi için önce savcılığa başvurarak hastaneye sevkinin sağlanması, daha sonra ilgili heyetten rapor alınması, hazırlanan bu raporun onay için Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesi veya doğrudan hasta mahkumun Adli Tıp Kurumu’na sevkinin yapılması gerekmektedir. Muayene sonrasında raporun burada hazırlanıp ATK’nin onayladığı veya hazırladığı rapor sonrasında ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından mahkumun ‘toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı’ şeklinde değerlendirilme yapılması gerekiyo.

ATK raporları fiilen uygulanmıyor

Yıldız, hasta mahkumların durumları göz önünde bulundurulduğunda ATK raporlarının fiilen gerçekleştirilmediğini belirtti.

“Adli Tıp Kurumu tarafından ‘hapishanede kalamaz’ raporu verilen durumlarda da mahkumların tahliyeleri savcılıklar veya mahkemeler tarafından gerçekleştirilmiyor. Hasta mahkumlar; savcılık, hastane ve Adli Tıp Kurumu arasındaki çelişkili raporlarla ölüme mahkum ediliyor.”

Yıldız, AİHM’in özellikle ölümcül hastalığa yakalanmış kişiler veya sağlık durumu hapishane koşulları ile uyumsuz hale gelmiş kişilerin alıkonulmaya devam etmesinin 3. maddede düzenlenen işkence yasağı kapsamında değerlendirilebileceğini ifade ettiğini anlattı.

“Uluslararası ve ulusal düzenlemeler ile yargı kararları kapsamında devlet hapishanelerdeki mahkumların sağlık ve yaşamlarından sorumludur. Mahkumların başta yaşam hakkı olmak üzere tedavi ve sağlık hakları önündeki engelleri kaldırarak mahkumların tedavi ve sağlık haklarına erişimini sağlamakla yükümlüdür.”

Mahkumlar göz göre göre ölüme mahkum ediliyor

“Oysa bugün Türkiye’de hasta mahkumlar ya hiç tahliye edilmiyor ya da ölüm eşiğine gelmeden tahliye edilmiyor. Bu aşamada tahliye edilen hasta mahkumlar geciken teşhis ve tedaviler nedeniyle kısa süre sonra hayatlarını kaybediyorlar. Hasta mahkumlar göz göre göre ölüme mahkum ediliyorlar. Hayatını kaybeden hasta mahkum Mehmet Edip Taşar da bu isimlerden birisi. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenmiş olan “hapishanede kalamaz” raporuna rağmen tahliye edilmemesi ve ölüme mahkum edilmesi devletin politik mahkumlara ve hasta mahkumlara yaklaşımının en açık göstergesidir.”

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.