AİHM, Osman Kavala’nın mahkumiyetine ilişkin ikinci başvurusuna dair Türkiye’nin ifade, örgütlenme, adil yargılanma ve özgürlük haklarını içeren maddeleri ihlal ettiğine karar verdi. AİHM, Kavala’nın derhal serbest bırakılması ve Türkiye’nin Kavala’ya manevi tazminat ödemesi gerektiğine hükmetti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, Osman Kavala’nın 18 Ocak 2024 tarihli ikinci başvurusuna ilişkin kararını Strazburg’da açıkladı. Mahkeme, Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin beş ayrı maddesini ihlal etmekten mahkum etti ve Kavala’nın derhal serbest bırakılması gerektiğine hükmetti.
AİHM, ayrıca Türkiye’nin Osman Kavala’ya üç ay içinde 70 bin Euro manevi tazminat ve 43 bin 342 Euro yargılama gideri ödemesi gerektiğine de hükmetti.
Kararın merkezinde, Kavala’nın 25 Nisan 2022’de aldığı ağırlaştırılmış mahkumiyetine ilişkin tespit yer aldı. Türkiye’nin Kavala’nın haklarını bir kez daha ihlal ettiğine hükmeden mahkeme, Kavala’nın derhal serbest bırakılması gerektiğini yineledi. Büyük Daire’nin kararı olması sebebiyle Türkiye’nin karara itiraz edebileceği bir yol kalmadı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi tarafından verilen kararlar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesi uyarınca kesin ve nihai nitelik taşımaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kesinleşmiş kararları ise Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesi uyarınca bağlayıcı niteliktedir.
Kararlar 15’e karşı 2 oyla alındı. Karara Bosna Hersekli Faris Vehabović ile Türkiyeli Saadet Yüksel muhalif kaldı.
Mahkeme, ifade özgürlüğüne ilişkin 10. madde, toplanma ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin 11. madde, adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddenin 1. fıkrası, özgürlük ve güvenlik hakkına ilişkin 5. maddenin 1. fıkrası ile hakların sınırlandırılmasına ilişkin 18. maddenin ihlal edildiğine hükmetti. Bunun yanında mahkeme koşullu salıverilme olanağı bulunmayan ağırlaştırılmış müebbet cezasının, denetim mekanizması bulunmaması nedeniyle işkence ve kötü muamele yasağını düzenleyen 3. maddeyi ihlal ettiğini de tespit etti.
AİHM: AYM “usuli hareketsizlik” uyguluyor
2022’deki ağırlaştırılmış müebbet kararına ilişkin yapılan bireysel başvurunun ardından dosyanın dört yıldır bekletildiğini hatırlatan AİHM, Kavala’nın 8,5 yılı aşkın süredir kesintisiz tutuklu olduğunu belirterek Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) önündeki başvuruları yıllardır karara bağlamamasını “usuli hareketsizlik” olarak nitelendirdi ve bunun iç hukukta sağlanan korumayı “teorik ve hayali” bir hak düzeyine indirdiği eleştirisini de dile getirdi.
“AYM, davayı 25 Temmuz 2023 tarihinde gündemine aldıktan sonra, Genel Kurul’da derhal erteleyerek yargılamayı ve dolayısıyla başvuranın uzun süreli tutukluluğuyla ilgili belirsizliğini uzatmıştır.”
AİHM kararında, Kavala’nın 24 Ekim 2023’te sunduğu ve bu kez mahkumiyetinden kaynaklanan özgürlüğünden mahrum bırakılma ile ilgili olan ikinci bireysel başvurusunun da yaklaşık 3 yıldır beklemede olduğunu da belirtildi.
Türkiye, Kavala’nın 10. ve 11. maddeler kapsamındaki haklarını kullandığı için değil, şiddet olaylarıyla sonuçlanan Gezi Parkı eylemlerini örgütleme, yönetme ve finanse etmedeki merkezi rolü nedeniyle yargılandığını ileri sürdü. Buna karşılık AİHM, hakların kötüye kullanılmasını düzenleyen 17. maddenin yalnızca istisnai ve aşırı durumlarda uygulanabileceğini hatırlatarak Kavala’nın Sözleşme’deki hakları ortadan kaldırmayı amaçladığına ilişkin herhangi bir unsur bulunmadığını belirtti.
Şiddete doğrudan katılım veya teşvik olmaksızın “planlama, koordinasyon veya liderlikte stratejik rol” suçlamasının yapılmasının ceza hukukunun öngörülebilirliği ilkesine aykırı olduğu vurgulandı. Mahkeme, Kavala’nın o dönem sivil toplum veya uluslararası aktörlerle temas kurmasının, uluslararası kuruluşlar ve STK’larla toplantılar düzenlemesinin, göz yaşartıcı gaz kullanımını ve Türkiye’ye ihracatını eleştirmesinin, Gezi sırasında gerçekleştiği ileri sürülen insan hakları ihlallerini belgelemesinin “kendi başına nasıl bir ceza soruşturmasının dayanağını oluşturabileceğini” göremediğini de ekledi.
AİHM, 2019’dan bu yana Kavala’nın serbest bırakılması gerektiğini ve Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (AİHS) ihlal ettiğini vurgulamaya devam ediyor.
Ne olmuştu?
Osman Kavala, bir insan hakkı savunucusu olarak 25 Ekim 2017’de gözaltına alındıktan sonra 1 Kasım 2017’de tutuklandı.
AİHM, 10 Aralık 2019’da tutukluluğun AİHS’in 5. ve 18. maddelerini ihlal ettiğine hükmetmiş ve derhal serbest bırakılmasını istemişti.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de kararın uygulanmaması üzerine ihlal prosedürünü başlatmıştı. Ardından AİHM, 11 Temmuz 2022’de Türkiye’nin AİHS’ten kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğine karar vermişti.
1 Kasım 2017’den bu yana tutuklu bulunan Kavala, Gezi Parkı davasında 25 Nisan 2022’de “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Karar, 28 Eylül 2023’te yargıtay tarafından onandı.
Kavala’nın tutuklanmasına dair yaptığı ikinci başvurusuna ilişkin duruşma 25 Mart 2026’da görülmüştü.
Osman Kavala Davası: Gün Gün
18 Ekim 2017’den 25 Ağustos 2026’ya bir hukuk mücadelesi
Osman Kavala hakkındaki soruşturma, yargılama ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi süreçlerinin kronolojik dökümü.