Meena Keshwar Kamal, Afgan bir feminist ve şairdi. Afganistan Devrimci Kadınlar Derneği’nin (RAWA) kurucusu olan Meena, kısa hayatını vatanı ve halkı için mücadeleye adadı: “Ben uyanmış bir kadınım, yolumu buldum ve bir daha asla geri dönmeyeceğim”

Fotoğraflar: rawa.org
ASLA GERİ DÖNMEYECEĞİM
Ben uyanmış kadınım
Ayağa kalktım ve yanmış çocuklarımın küllerinden bir fırtına oldum
Kardeşimin kanından akan derelerden yükseldim
Ulusumun öfkesi bana güç verdi
Yıkılmış ve yanmış köylerim, düşmana karşı nefretle dolduruyor beni
Ey yurttaşım, artık beni zayıf ve aciz görme,
Sesim, ayağa kalkan binlerce kadının sesiyle birleşti
Yumruklarım, binlerce yurttaşımın yumruklarıyla sıkı sıkıya kenetlendi
Tüm bu acıları, tüm bu kölelik zincirlerini kırmak için.
Ben uyanmış bir kadınım,
Yolumu buldum ve bir daha asla geri dönmeyeceğim.
Kadınların özgürleşmesi ile demokrasinin birbirinden ayrılamaz olduğunu savunan Meena Keshwar Kamal, 31 yaşında suikasta kurban giden bir kadın olarak Afganistan’ın toplumsal hafızasında yerini korudu.
Meena, 27 Şubat 1956’da Kabil’de doğdu. Okul yıllarında, Kabil ve diğer Afgan şehirlerindeki öğrenciler sosyal aktivizm ve yükselen kitle hareketlerine yoğun bir şekilde katılıyordu. Meena ortaöğretimini tamamladıktan sonra Kabil Üniversitesi’ne girdi. rawa.org’un aktardığına göre, o dönemde okula giderken kadın öğrencilere asit atan erkeklere direniş gösterdi. Üniversiteyi bırakarak kendini bir sosyal aktivist olarak kadınları örgütlemeye ve eğitmeye adadı.
Hâlâ öğrenciyken, ergen yaşta evliliğin bir zorunluluk olduğu bir kültürde evlenmesi için giderek artan bir baskı altında kaldı. Kocasının, eğitimine devam etmesine izin vermesi ve siyasi ve mesleki faaliyetlerini kısıtlamaması, evliliğin tek eşli olması, peçe takmaması ve başlık parası ödenmemesi şartlarını kabul etmedikçe evlenmeyi reddetti. Meena’nın daha sonra evlendiği Faiz Ahmad, maoist genç bir radikaldi. Meena’nın kendisi de soldan etkilense de kadınların özgürleşmesini herhangi bir sol örgütün “kadın koluna” indirgemeyi reddediyordu.
RAWA’nın çalışmaları
Şair ve mücadele kadını Meena, Afganistan’da yoksun bırakılmış ve sesleri bastırılmış kadınlara ses vermek amacıyla Afganistan Devrimci Kadınlar Derneği’ni (RAWA) 1977’de kurdu. Afgan kadınları için yaptığı bir diğer büyük hizmet ise 1981’de iki dilli bir dergi olan Payam-e-Zan’ın (Kadınların Mesajı) yayın hayatına başlatılması oldu. RAWA, bu dergi aracılığıyla Afgan kadınlarının davasını cesurca ve etkili bir şekilde gündeme getirdi. Payam-e-Zan, köktendinci grupların suç niteliğindeki yapısını sürekli olarak ortaya koydu. Meena ayrıca, Afgan kadınlarına maddi destek sağlamak amacıyla Pakistan’da mülteci çocuklar için Vatan Okulları’nı açtı. Afgan mülteci çocuklara ve annelere hastane olanağı sundu ve mülteci kadınlar için el sanatları merkezlerini kurdu.

Kadın haklarını ve demokrasiyi teşvik eden bir örgütlenme olan RAWA, şiddet içermeyen bir stratejiyi benimsiyor ve karşılıklı silahsızlanmayı savunuyor. RAWA, Afgan kadınlarını insan haklarını elde etmeye dönük siyasi ve sosyal faaliyetlere katmayı, köktenciliğe karşı demokratik ve laik ilkelere dayalı ve kadınların da katılabileceği bir yönetim sisteminin yaratılmasını amaçlamaktadır.
RAWA 1977’de Kabil’de insan hakları ve sosyal adalet için mücadele eden Afgan kadınlarının bağımsız bir sosyal ve politik örgütü olarak çalışmalarına başladı. Daha sonra Meena’nın Kabil’den Pakistan’daki Belucistan Eyaleti’nin Başkenti Quetta’ya gitmesiyle RAWA’nın ana üssü oraya taşındı ve Afgan kadınları için çalışmalar oradan yürütüldü. 27-28 Nisan 1978’de General Muhammed Davud’u devirerek iktidarı alan Afganistan Halk Demokratik Partisi’nin kadın haklarını gündeminin üst sıralarına koymasına rağmen bu konuda fazla adım atmadığını gören Meena, Sovyet işgaline ve Sovyet destekli Afgan hükümetine karşı, ifade özgürlüğünü ve siyasi faaliyeti savunmak için 1979 yılında bir kampanya başlattı, gösteriler ve okullarda toplantılar düzenleyerek kampanyaya desteği güçlendirmeye çalıştı.
Sovyetlerin Afganistan’a girmesi
28 Nisan 1978 tarihinde Saur Devrimi olarak bilinen süreçte Serdar Muhammed Davud Han’ı öldüren Afganistan Halk Demokratik Partisi iktidara geçti.
Sovyetler 1979’da Afganistan’a doğrudan askeri müdahalede bulundu. Meena bunu Afganistan’ın egemenliğinin ihlali ve bir emperyal müdahale olarak gördü. Meena, 1979’da Sovyet rejimine karşı bir kampanya başlattı ve kamuoyunu harekete geçirmek için okullarda, kolejlerde ve Kabil Üniversitesi’nde sayısız yürüyüş ve toplantı düzenledi. RAWA’nın karşı çıktığı yalnızca Sovyet askerleri değildi, Meena öncülüğündeki bu örgüt kadınların özgürleşmesinin devlet tarafından kadınlara “verilebilecek” bir şey olmadığına inanıyordu. RAWA ayrıca ABD ve Pakistan’ı radikal islamcı gruplara para ve silah desteği vermesiyle suçladı. RAWA, Karzai hükümetini eleştirdiği 2009 tarihli bir açıklamada, örgütün durduğu konumu “RAWA, ne ABD’den ne de başka herhangi bir ülkeden bize demokrasi, barış ve refah sunmasını beklemememiz gerektiğine kesin olarak inanmaktadır” şeklinde tanımladı.
RAWA, 13 Kasım 2001’de Birleşmiş Milletler ve dünya kamuoyuna yaptığı açıklamada bombalara da Taliban’a da Kuzey İttifakı’na da karşı olduğunu söyledi. Bunların aksine örgüt, demokratik değerler üzerinde yükselecek, geniş tabanlı bir hükümet kurulmasını talep ediyor.
1981 yılının sonunda, Fransız Hükümeti’nin daveti üzerine Meena, Fransız Sosyalist Partisi Kongresi’nde Afgan direniş hareketini temsil etti. Fransa’nın yanı sıra, birkaç başka Avrupa ülkesini de ziyaret etti ve bu ülkelerin önde gelen şahsiyetleriyle bir araya geldi. 1981’de Avrupa’daki Dünya Sosyalist Kongresi’ndeki Sovyet delegasyonununa insan hakları ve kadın hakları konusunda taviz vermeyeceği mesajını ilettiği konuşması ayakta alkışlandı.

Ölümüne doğru
Afganistan’a döndüğünde, rejimin en önemli hedeflerinden biri haline geldi. Fotoğrafı yaygınlaştırıldı ve ülke içinde seyahatleri kısıtlandı. Okullu kızlar ve üniversiteli kızlar arasında geniş bir destek tabanına sahip olan genç RAWA aktivistleri, kadınların farkındalığını artırmak için Afganistan’ın dört bir yanını dolaştı, Meena ise sahte belgeler kullanarak ve bir burka altında gizlenerek Pakistan’a kaçmayı başardı. Orada mülteci kamplarında dul kadınlar ve çocuklarıyla çalıştı, kadınlar ve kızlar için okuma yazma dersleri düzenledi, ders kitaplarını ülkeye kaçak olarak soktu. Ayrıca kadınların nakış işleri ve halı dokumacılığı yoluyla bağımsız gelir kaynakları geliştirmelerine destek vererek onları ataerkil aile ekonomisine bağımlılıktan kurtarmaya çalıştı.
Kasım 1986’da kocası rejim tarafından kaçırıldı ve öldürüldü.
Meena ise, aktif kadın çalışmaları ve insan hakkı savunuculuğu sonucunda 4 Şubat 1987’de Pakistan’ın Quetta kentinde KhAD (KGB’nin Afganistan şubesi) üyeleri ve radikal islamcılar tarafından suikasta kurban gitti.

Meena, bütün hayatını vatanı ve halkı için mücadeleye adadı. Okuma yazma bilmemenin karanlığına, Afganistanlı kadınlara dayatılan yoksulluk ve yozlaşmaya rağmen, kadınların “uyanacağına” ve özgürlük, demokrasi ve kadın haklarına giden yolu aşacağına dair güçlü bir inancı vardı.
Kaynak: rawa.org, JINHAGENCY