AİHM Büyük Dairesi: Osman Kavala derhal serbest bırakılmalı

AİHM, Osman Kavala’nın mahkumiyetine ilişkin ikinci başvurusuna dair Türkiye’nin ifade, örgütlenme, adil yargılanma ve özgürlük haklarını içeren maddeleri ihlal ettiğine karar verdi. AİHM, Kavala’nın derhal serbest bırakılması ve Türkiye’nin Kavala’ya manevi tazminat ödemesi gerektiğine hükmetti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, Osman Kavala’nın 18 Ocak 2024 tarihli ikinci başvurusuna ilişkin kararını Strazburg’da açıkladı. Mahkeme, Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin beş ayrı maddesini ihlal etmekten mahkum etti ve Kavala’nın derhal serbest bırakılması gerektiğine hükmetti.

AİHM, ayrıca Türkiye’nin Osman Kavala’ya üç ay içinde 70 bin Euro manevi tazminat ve 43 bin 342 Euro yargılama gideri ödemesi gerektiğine de hükmetti.

Kararın merkezinde, Kavala’nın 25 Nisan 2022’de aldığı ağırlaştırılmış mahkumiyetine ilişkin tespit yer aldı. Türkiye’nin Kavala’nın haklarını bir kez daha ihlal ettiğine hükmeden mahkeme, Kavala’nın derhal serbest bırakılması gerektiğini yineledi. Büyük Daire’nin kararı olması sebebiyle Türkiye’nin karara itiraz edebileceği bir yol kalmadı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi tarafından verilen kararlar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesi uyarınca kesin ve nihai nitelik taşımaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kesinleşmiş kararları ise Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesi uyarınca bağlayıcı niteliktedir.

Kararlar 15’e karşı 2 oyla alındı. Karara Bosna Hersekli Faris Vehabović ile Türkiyeli Saadet Yüksel muhalif kaldı.

Mahkeme, ifade özgürlüğüne ilişkin 10. madde, toplanma ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin 11. madde, adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddenin 1. fıkrası, özgürlük ve güvenlik hakkına ilişkin 5. maddenin 1. fıkrası ile hakların sınırlandırılmasına ilişkin 18. maddenin ihlal edildiğine hükmetti. Bunun yanında mahkeme koşullu salıverilme olanağı bulunmayan ağırlaştırılmış müebbet cezasının, denetim mekanizması bulunmaması nedeniyle işkence ve kötü muamele yasağını düzenleyen 3. maddeyi ihlal ettiğini de tespit etti.

AİHM: AYM “usuli hareketsizlik” uyguluyor

2022’deki ağırlaştırılmış müebbet kararına ilişkin yapılan bireysel başvurunun ardından dosyanın dört yıldır bekletildiğini hatırlatan AİHM, Kavala’nın 8,5 yılı aşkın süredir kesintisiz tutuklu olduğunu belirterek Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) önündeki başvuruları yıllardır karara bağlamamasını “usuli hareketsizlik” olarak nitelendirdi ve bunun iç hukukta sağlanan korumayı “teorik ve hayali” bir hak düzeyine indirdiği eleştirisini de dile getirdi.

“AYM, davayı 25 Temmuz 2023 tarihinde gündemine aldıktan sonra, Genel Kurul’da derhal erteleyerek yargılamayı ve dolayısıyla başvuranın uzun süreli tutukluluğuyla ilgili belirsizliğini uzatmıştır.”

AİHM kararında, Kavala’nın 24 Ekim 2023’te sunduğu ve bu kez mahkumiyetinden kaynaklanan özgürlüğünden mahrum bırakılma ile ilgili olan ikinci bireysel başvurusunun da yaklaşık 3 yıldır beklemede olduğunu da belirtildi.

Türkiye, Kavala’nın 10. ve 11. maddeler kapsamındaki haklarını kullandığı için değil, şiddet olaylarıyla sonuçlanan Gezi Parkı eylemlerini örgütleme, yönetme ve finanse etmedeki merkezi rolü nedeniyle yargılandığını ileri sürdü. Buna karşılık AİHM, hakların kötüye kullanılmasını düzenleyen 17. maddenin yalnızca istisnai ve aşırı durumlarda uygulanabileceğini hatırlatarak Kavala’nın Sözleşme’deki hakları ortadan kaldırmayı amaçladığına ilişkin herhangi bir unsur bulunmadığını belirtti.

Şiddete doğrudan katılım veya teşvik olmaksızın “planlama, koordinasyon veya liderlikte stratejik rol” suçlamasının yapılmasının ceza hukukunun öngörülebilirliği ilkesine aykırı olduğu vurgulandı. Mahkeme, Kavala’nın o dönem sivil toplum veya uluslararası aktörlerle temas kurmasının, uluslararası kuruluşlar ve STK’larla toplantılar düzenlemesinin, göz yaşartıcı gaz kullanımını ve Türkiye’ye ihracatını eleştirmesinin, Gezi sırasında gerçekleştiği ileri sürülen insan hakları ihlallerini belgelemesinin “kendi başına nasıl bir ceza soruşturmasının dayanağını oluşturabileceğini” göremediğini de ekledi.

AİHM, 2019’dan bu yana Kavala’nın serbest bırakılması gerektiğini ve Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (AİHS) ihlal ettiğini vurgulamaya devam ediyor.

Osman Kavala’nın avukatları olan Başak Çalı ve Philip Leach, AİHM Büyük Dairesi’nin Kavala hakkında verdiği karara ilişkin “Bu karar, Osman Kavala’nın ifade, toplantı ve örgütlenme özgürlüğü gibi temel haklarını kullanması nedeniyle neredeyse dokuz yıldır alıkonuyor olmasına ilişkin olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilmiş olan üçüncü karardır. (…) Bu vahim adaletsizliğe son verilmesi için kararın artık gecikmeksizin uygulanması gerekmektedir” diye konuştu.

Ne olmuştu?

Osman Kavala, bir insan hakkı savunucusu olarak 25 Ekim 2017’de gözaltına alındıktan sonra 1 Kasım 2017’de tutuklandı.

AİHM, 10 Aralık 2019’da tutukluluğun AİHS’in 5. ve 18. maddelerini ihlal ettiğine hükmetmiş ve derhal serbest bırakılmasını istemişti.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de kararın uygulanmaması üzerine ihlal prosedürünü başlatmıştı. Ardından AİHM, 11 Temmuz 2022’de Türkiye’nin AİHS’ten kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğine karar vermişti.

1 Kasım 2017’den bu yana tutuklu bulunan Kavala, Gezi Parkı davasında 25 Nisan 2022’de “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Karar, 28 Eylül 2023’te yargıtay tarafından onandı.

Kavala’nın tutuklanmasına dair yaptığı ikinci başvurusuna ilişkin duruşma 25 Mart 2026’da görülmüştü.

Osman Kavala Kronolojisi
Kronoloji

Osman Kavala Davası: Gün Gün

18 Ekim 2017’den 25 Ağustos 2026’ya bir hukuk mücadelesi

Osman Kavala hakkındaki soruşturma, yargılama ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi süreçlerinin kronolojik dökümü.

2017
18 Ekim 2017
Osman Kavala gözaltına alındı.
25 Ekim 2017
Gözaltı süresi bir hafta uzatıldı.
31 Ekim 2017
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde sorgusu yapıldı.
1 Kasım 2017
İfade alınmaksızın tutuklamaya sevk edildi, İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği, TCK 309 ve 312. maddelerinden tutuklama kararı verdi.
8 Kasım 2017
Tutuklama kararına itiraz edildi.
29 Aralık 2017
Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapıldı.
2018
Ocak – Ağustos 2018
Aylık tutukluluk incelemelerinde tutukluluk halinin devamına karar verilmesi sürdü, 3 Ağustos’ta avukatlara haber verilmeden atanan baro avukatıyla duruşma yapıldı.
23 Ağustos 2018
AİHM, başvurunun öncelikli değerlendirilmesi talebini kabul etti.
Eylül – Kasım 2018
Dosyanın tefrik edilmesi talep edildi. Tutukluluk incelemeleri devam etti.
21 Aralık 2018
Tutukluluk halinin devamına karar verildi.
2019
19 Şubat 2019
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı iddianame düzenledi.
22 Mayıs 2019
Anayasa Mahkemesi, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine 10’a karşı 5 oyla karar verdi, Başkan ve Başkan Yardımcısı karşı oy kullandı.
24 Haziran 2019
Silivri Kampüsü’nde ilk celse görüldü, sorgusu yapıldı.
Haziran – Ekim 2019
30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde art arda duruşmalarda tutukluluk halinin devamına karar verildi.
11 Ekim 2019
TCK 309. madde kapsamındaki soruşturmadan re’sen tahliye edildi (diğer suçlamalar nedeniyle tutukluluğu sürdü).
10 Aralık 2019
AİHM, tutukluluğun Sözleşme’nin 5/1, 5/4 ve 18. maddelerine aykırı olduğuna ve derhal serbest bırakılmasına karar verdi.
24 Aralık 2019
30. Ağır Ceza Mahkemesi, AİHM kararını hiçe sayarak tutukluluk halinin devamına karar verdi.
2020
28 Ocak 2020
Mahkeme, AİHM’in serbest bırakma kararını bir kez daha hiçe sayarak tutukluluğun devamına karar verdi.
18 Şubat 2020
Gezi Davası’nda (2019/74 Esas) oy birliğiyle beraat kararı verildi — ancak aynı gün başka bir soruşturma kapsamında gözaltına alındı.
19 Şubat 2020
Emniyette veya savcılıkta sorgulanmadan, TCK 309. madde uyarınca yeniden tutuklandı.
9 Mart 2020
Bu kez casusluk suçlamasıyla (TCK 328) aynı soruşturma dosyası kapsamında tutuklama kararı verildi — Adliye’ye dahi getirilmeden.
12 Mayıs 2020
Türkiye’nin AİHM ihlal kararına yaptığı itiraz reddedildi, karar kesinleşti.
3 Eylül 2020
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, AİHM kararının uygulanmasına ve derhal serbest bırakılmasına yönelik karar aldı.
29 Eylül 2020
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, TCK 309 ve 328. maddeleri uyarınca yeni iddianame düzenledi.
29 Aralık 2020
Anayasa Mahkemesi, kişi hürriyeti hakkının ihlal edilmediğine 8’e karşı 7 oyla karar verdi.
2021
22 Ocak 2021
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, Gezi Davası’ndaki beraat kararının bozulmasına karar verdi.
5 Şubat 2021
Dava dosyası, Gezi Davası ile birleştirilmesine karar verilerek 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başladı.
9 Haziran 2021
Bakanlar Komitesi ilk kez, AİHM kararı uygulanmazsa Türkiye’ye yönelik ihlal prosedürü başlatılacağını açıkladı.
Temmuz – Ağustos 2021
Çarşı Davası ile Gezi Davası’nın birleştirilmesi tartışması sonucu 2 Ağustos’ta dosyalar birleştirildi.
16 Eylül 2021
Bakanlar Komitesi, kasım-aralık toplantısından önce derhal serbest bırakılması çağrısını yineledi.
8 Ekim – 26 Kasım 2021
Birleştirilmiş dosyada 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmalarda tutukluluk halinin devamına karar verildi.
2 Aralık 2021
Bakanlar Komitesi, ihlal prosedürünü başlatma eğiliminde olduğunu Türkiye’ye bildirdi.
2022
17 Ocak 2022
13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutukluluk halinin devamına karar verildi.
2 Şubat 2022
Bakanlar Komitesi, AİHS’in 46. maddesi uyarınca resmen ihlal prosedürü başlattı.
4 Mart 2022
Savcı, TCK 312. madde uyarınca mahkûmiyet ve yeniden tutuklama talep eden esas hakkında mütalaayı sundu.
25 Nisan 2022
TCK 312. madde uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı ve yeniden tutuklandı, casusluk suçlamasından beraat etti. Diğer 7 sanık da mahkum edildi.
9 Haziran 2022
Tutukluluğun devamı kararına karşı Anayasa Mahkemesi’ne yeni bireysel başvuru yapıldı.
11 Temmuz 2022
AİHM Büyük Dairesi, Türkiye’nin 2019 kararına uymayarak 46/1. maddeyi ihlal ettiğine karar verdi.
28 Aralık 2022
İstanbul 3. Bölge Adliye Mahkemesi, mahkûmiyet kararına karşı başvuruyu esastan reddetti.
2023
7 Temmuz 2023
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, mahkûmiyetin onanmasını talep eden tebliğnameyi yayınladı.
28 Eylül 2023
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, ağırlaştırılmış müebbet cezasını ve diğer sanıkların cezalarını onadı; infaza başlandı.
24 Ekim 2023
Anayasa Mahkemesi’ne ek başvuruda bulunuldu, öncelikli inceleme ve geçici tedbir talep edildi.
2024
18 Ocak 2024
2019 kararından bu yana derinleşen ihlallere ilişkin AİHM’e yeni başvuru yapıldı (Kavala/Türkiye No. 2).
2025 – 2026
16 Aralık 2025
AİHM Dairesi, yargılama yetkisini Büyük Daire lehine bıraktı.
25 Mart 2026
Büyük Daire’de duruşma görüldü.
25 Ağustos 2026
Büyük Daire, Kavala/Türkiye (No. 2) davasında kararını açıkladı.
Kaynak: Dava sürecine ilişkin basına yansıyan kayıtlar ve AİHM kararları

Demirtaş, Yüksekdağ, Kavala: Avrupa Konseyi’nden ‘tahliye’ ısrarı

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Haziran 2026 toplantısında alınan kararlarda, Demirtaş ve Yüksekdağ’ın tutukluluklarında makul şüpheyi destekleyecek kanıt bulunmadığı vurgulanarak “altta yatan siyasi motivasyonun varlığını sürdürdüğü” ifade edildi.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi (AK-BK), gerçekleştirdiği toplantıda Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılma çağrısını yineledi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmasını denetlemek üzere 9-11 Haziran 2026 tarihleri arasında Strazburg’da 1563’üncü toplantısını gerçekleştirdi. Toplantının Türkiye açısından en kritik gündem maddelerini, uzun süredir tutuklu bulunan Osman Kavala, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ dosyaları oluşturdu. Komite, söz konusu isimlerin derhal serbest bırakılması yönündeki AİHM kararlarının uygulanmadığını belirterek, Türkiye’deki iç hukuk mekanizmalarına net süreler tanıdı.

Haziran 2026 toplantısında alınan kararlarda, yakın zamanda kesinleşen Selahattin Demirtaş (No. 4) kararının Komite’nin mevcut pozisyonunu bütünüyle doğruladığına dikkat çekildi. Karar metninde, iç hukuk mahkemelerinin dayandığı delil temelinin Demirtaş ve Yüksekdağ’ın ne tutukluluğunu ne de mahkûmiyetini haklı çıkarmaya yeterli olmadığı belirtilerek, olayların “altta yatan siyasi motivasyonun varlığını sürdürdüğünü” gösterdiği ifade edildi. Bakanlar Komitesi, Bölge Adliye Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) bu şikayetleri hiçbir gecikmeye yer vermeden ele almasının “açık ve ivedi bir gereklilik” olduğunu kaydetti.

AİHM’nin Selahattin Demirtaş (No.4) Kararı

Tarih ve Kesinleşme Durumu
Karar, 8 Temmuz 2025 tarihinde açıklanmış; Türk hükümetinin Büyük Daire’ye yaptığı itiraz talebi reddedilerek nihai olarak kesinleşmiştir.
Kapsadığı İsimler
Söz konusu karar yalnızca Selahattin Demirtaş’ı değil, dönemin diğer HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ‘ı da bütünüyle kapsamaktadır.
Kritik Hukuki Tespitler
  • Her iki ismin de 2016 yılında milletvekili iken “makul şüpheyi destekleyecek kanıt bulunmaksızın” tutuklandığı vurgulanmıştır.
  • İç hukuk mahkemelerinin dayandığı delil temelinin, ne tutukluluğu ne de mahkûmiyeti haklı çıkarmaya yeterli olmadığı belirtilmiştir.
  • Tutuklamaların yargısal bir gereklilikten ziyade başka bir amaç güttüğü ve süreçte “altta yatan siyasi motivasyonun varlığını sürdürdüğü” hükme bağlanmıştır.
Sürecin Mevcut Tıkanıklığı
Kararın kesinleşmesinin ardından 3 Ekim 2025’te Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yapılan tahliye başvurusuna iç hukukta henüz bir yanıt verilmemiştir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ise karara atıf yaparak kendi pozisyonlarının bütünüyle doğrulandığını ilan etmiş ve derhal tahliye çağrısını yinelemiştir.

2017 yılından bu yana tutuklu bulunan Osman Kavala dosyasında ise Komite, kararların uygulanmamasına yönelik “derin üzüntü” bildirdi. Yayımlanan metinde, Anayasa Mahkemesi’nin en geç 31 Ağustos 2026 tarihine kadar, meseleyi iç hukuk sistemi içinde hızlı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) uygun şekilde çözüme kavuşturacak bir karar vermesinin “zorunlu bir gereklilik” olduğu vurgulandı. Komite, kararların uygulanmaması halinde Eylül 2026’da gerçekleşecek 1569’uncu toplantıda ek adımları ve olası yaptırımları masaya yatıracağını duyurdu.

Temmuz 2025’ten bugüne tıkanan süreç

Bakanlar Komitesi’nin Haziran 2026 kararlarına uzanan süreç, AİHM’nin 8 Temmuz 2025 tarihinde açıkladığı Selahattin Demirtaş (No.4) kararının, Türk hükümetinin Büyük Daire talebinin reddedilmesiyle kesinleşmesiyle ivme kazandı. Bu kesinleşmenin ardından karar, “nitelikli inceleme” statüsünde Bakanlar Komitesi gündemine dahil edildi.

Demirtaş’ın avukatları, AİHM kararının ardından 11 Temmuz 2025’te Türk mahkemelerine başvurdu ancak ret yanıtı aldı. 3 Ekim 2025 tarihinde Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yapılan yeni tahliye talebine ise mahkeme tarafından herhangi bir yanıt verilmedi.

İhlal prosedürü ve Anayasa’nın 90. Maddesi

Sürecin hukuki dayanağını, Türkiye’nin taraf olduğu AİHS’nin 46. maddesi ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesi oluşturuyor. 2004 yılında Anayasa’nın 90. maddesine eklenen fıkra ile, temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmaların kanunlarla çelişmesi durumunda uluslararası antlaşma hükümlerinin esas alınacağı kurala bağlanmıştı.

Bu yasal zorunluluğa rağmen AİHM kararlarının uygulanmaması, Türkiye hakkında Avrupa Konseyi nezdinde “ihlal prosedürü” işletilmesine neden oldu. Osman Kavala kararının icra edilmemesi üzerine başlatılan prosedür sonucunda, AİHM Büyük Dairesi 11 Temmuz 2022 tarihinde Türkiye’nin Sözleşme’den doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğine resmen hükmetmişti. Avrupa Konseyi verilerine göre Türkiye, AİHM tarafından hükmedilen genel davaların yüzde 90’ında kararları uygularken, içtihat oluşturan ve yasal düzenleme gerektiren “emsal (öncü)” davalarda uyum oranı yüzde 68’de kalıyor.

İç hukukta uyuşmazlıklar

Uluslararası yargı mercilerinden gelen kararların yanı sıra, iç hukukta da yüksek yargı organları ile ilk derece mahkemeleri arasında yetki uyuşmazlıkları yaşanıyor. Geçtiğimiz süreçte Can Atalay ve Tayfun Kahraman dosyalarında Anayasa Mahkemesi tarafından verilen “hak ihlali” ve “yeniden yargılama” kararları, Yargıtay ve İstanbul’daki Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından “yetki gaspı” gerekçesiyle uygulanmadı.

Aynı zamanda AYM’nin kendi içinde verdiği kararlardaki farklılıklar da hukuk çevrelerince takip ediliyor. Mahkeme, Gezi davasında tutuklanan Yiğit Aksakoğlu ve Altanlar davasında Mehmet Altan için hak ihlali kararları verirken, benzer suçlamalarla yargılanan Osman Kavala ve Ahmet Altan’ın başvurularını reddetmişti.

Uluslararası denetim organları ve Türkiye’deki yargı mekanizmaları arasındaki bu krizin seyri, Anayasa Mahkemesi’nin 31 Ağustos 2026’ya kadar atacağı adımlar ve Bakanlar Komitesi’nin Eylül 2026 toplantısında alacağı kararlarla netleşecek.

AİHM Kararları ve Yargı Krizi Kronolojisi

Demirtaş ve Kavala dosyalarında ulusal ve uluslararası yargı organlarının aldığı kritik kararlar.

4 Kasım 2016
HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ gözaltına alınarak tutuklandı.
1 Kasım 2017
İş insanı Osman Kavala tutuklanarak cezaevine gönderildi.
20 Kasım 2018
AİHM: Demirtaş’ın tutukluluğunun siyasi olduğuna karar verdi ve derhal serbest bırakılmasını talep etti. Karar yerel mahkemelerce uygulanmadı.
10 Aralık 2019
AİHM: Osman Kavala’nın tutuklanması için makul şüphe bulunmadığına ve yargılamanın siyasi amaç taşıdığına kanaat getirerek derhal serbest bırakılmasına hükmetti.
22 Aralık 2020
AİHM Büyük Dairesi: Demirtaş davasında (No.2) ihlal kararı vererek serbest bırakılması gerektiğine kesin olarak hükmetti.
11 Temmuz 2022
AİHM Büyük Dairesi (İhlal Prosedürü): Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin başvurusu üzerine, Türkiye’nin Kavala dosyasında AİHS’den doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğine resmen karar verdi.
8 Temmuz 2025
AİHM: Selahattin Demirtaş (No.4) kararını açıkladı. Türk hükümetinin Büyük Daire talebi reddedilerek ihlal ve serbest bırakılma kararı kesinleşti. Karar, AK BK gündemine alındı.
3 Ekim 2025
Demirtaş’ın avukatları, AİHM kararları doğrultusunda Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yeni bir tahliye başvurusunda bulundu. Mahkemeden yanıt alınamadı.
9-11 Haziran 2026
Bakanlar Komitesi 1563. Toplantısı: Selahattin Demirtaş (No.4) kararının pozisyonlarını doğruladığını belirterek Demirtaş, Yüksekdağ ve Kavala’nın derhal serbest bırakılması çağrısını yineledi. Anayasa Mahkemesi’ne Kavala dosyası için 31 Ağustos 2026’ya kadar süre verildi.
Eylül 2026 (Planlanan)
Bakanlar Komitesi 1569. Toplantısı: Kararların uygulanmaması halinde Türkiye’ye yönelik atılacak ek adımlar ve yaptırımların görüşüleceği olağanüstü gündemli toplantı.

Kaynak: DW Türkçe, expressioninterrupted, bianet, medyascope, MA, (İnfografiler kaynaklardan elde edilen bilgilerden yola çıkarak yapay zeka araçlarına yaptırıldı.)

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.