1990’lara damga vuran Kürtçe müzik grupları

1991 Kürtçe üzerindeki yasak kısmen gevşetildi, bu tarihten itibaren İstanbul, özellikle Beyoğlu’ndaki Mezopotamya Kültür Merkezi kentli Kürt gençliğine yönelik yeni bir müzik üretiminin odağı oldu.

1990’lar, Kürtçe müziğin Türkiye’de bir dönüşüm yaşadığı dönem oldu. 1991’de Kürtçeye uygulanan yasağın kısmen kaldırılmasıyla birlikte İstanbul, Kürt kültürel üretiminin merkezi haline geldi. Mezopotamya Kültür Merkezi (NÇM/MKM) bünyesinde ve bağımsız olarak faaliyet gösteren çok sayıda grup, geleneksel Kürt halk müziğini çağdaş aranjmanlarla yeniden yorumladı. Aynı dönemde Avrupa’daki diaspora toplulukları, Koma Berxwedan gibi gruplar aracılığıyla bambaşka bir müzik siyaseti geliştiriyordu.

Türkiye’de Kürtçe üzerindeki yasak, 1980 askeri darbesiyle birlikte kamusal ve özel alanda çerçevesi genişletilerek uygulandı. 1991’de ise yasak kısmen gevşetildi. Bu tarihten itibaren İstanbul, özellikle Beyoğlu’ndaki Mezopotamya Kültür Merkezi (Navenda Çanda Mezopotamya, NÇM), kentli Kürt gençliğine yönelik yeni bir müzik üretiminin odağı oldu. Öte yandan Avrupa’da, özellikle Almanya, Belçika ve Hollanda’da, yerleşik diaspora toplulukları, Türkiye’ye kaçak yollarla sokulan kasetler üzerinden Kürtçe müziğin dolaşımını sürdürüyordu.

Zaman çizelgesi — 1990’larda Kürtçe müzik grupları
1973 1983 1988 1990 1993 1997–98 Koma Wetan Tiflis, SSCB 1973 — ilk Kürtçe rock grubu Baye Payizê (1989)Koma Berxwedan Almanya 1983 — diaspora, siyasi folkKoma Amed Ankara → İstanbul 1988 — folk-caz, NÇM Dergûş (1997)Koma Dengê Azadî İstanbul 1990 — funk-caz, rock Fedî (1998)NÇM grubu kümesi İstanbul, Beyoğlu 1991+ — Rewşen, Çiya, Rojhilat…Çar Newa Koma Amed’den 1990’lar sonu Sovyet / bağımsız Diaspora İstanbul bağımsız NÇM kümesi Albüm yayını
Mobil görünümde çizelge yatay kaydırılabilir.

1980’lerden 1990’lara uzanan köklü yapılar

Koma Berxwedan

Kürt müzik tarihinin en önemli gruplarından biri. 1983’te Almanya’da, Kürt kültür ve sanatçı örgütü Hunerkom çatısı altında kuruldu; bu yapı 1994’te Kürt Kültür ve Sanat Akademisi adını aldı. Grubun üyeleri değişken bir yapıya sahip, “açık grup” niteliğindeydi.

Fransa, Almanya ve Hollanda’daki Kürt kültür merkezlerine yayılan grubu; geleneksel Kürt halk müziğinin en kapsamlı araştırma ve koruma çalışmalarını gerçekleştirdi. 1990’larda çıkardığı albümler Türkiye’ye kaçak yollarla sokuldu ve sınır ötesinden taşınan kasetler aracılığıyla geniş kitlelere ulaştı. 2019 yılında dağılan grup, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklama ile tekrardan çalışmalarına başlayacağını duyurdu.

Kuruluş: 1983, Almanya

Seçili Albümler: Dilan (1985), Botan (1987), Newroz (1989), Amed (1991)

Faaliyet Alanı: Almanya, Fransa, Hollanda; Türkiye’de yasaklı

Öne Çıkan Şarkılar: Lê Amedê, Oy Kurdistan, Herne Pêş, Newroz

Koma Dengê Azadî

1990 yılında İstanbul’da kurulan, Hakan Ener önderliğindeki bu grup, 1990’ların en popüler ve uzun soluklu Kürtçe müzik topluluklarından biri oldu. Kentli Kürt gençliğine hitap eden özgün bir ses yarattı: geleneksel halk müziğini funk, funk-caz ve rock’n roll ile harmanlayan bu tarz, dönem için tamamen yeniydi. Bağlama, duduk ve mey gibi doğu çalgılarını gitar ve trompet ile bir araya getirdi.

“Bella Ciao”nun Kürtçeye çevrilmiş versiyonunu repertuarına katan grup, dört albümünün tamamı bir dönem devlet tarafından yasaklandı. Yasaklara karşın yüz binlerce kopya satıldı. Almanya, Belçika, Hollanda ve Birleşik Krallık’ta yoğun konser faaliyeti sürdürdü.

“Selîmo”, “Hat karwanê Helebê”, “Lo şivano”, “Roj roja me ye” gibi şarkılar kültürel ikon statüsüne ulaştı ve günümüze dek sayısız kez yorumlandı. Son dönemlerde “Çavên me sondxwarîne” şarkıları çok popüler oldu.

Kuruluş: 1990, İstanbul

Albümler: Hêvî (1991), Em Azadîxwaz in (1993), Welatê min/Roj wê bê (1995), Fedî (1998)

Müzik Stili: Funk-caz, rock’n’roll, folk

Yayıncı: Ses Plak

Coğrafi harita — müzik merkezleri ve kaset dolaşımı
Karadeniz Akdeniz Almanya Koma Berxwedan Tiflis (SSCB) Koma Wetan İstanbul NÇM · Koma Amed Dengê Azadî · Rewşen… Hollanda Belçika Ankara Koma Amed (1988) Amed (Diyarbakır) Güzergahlar Almanya → İstanbul (kaçak kaset) Tiflis → Türkiye (müzik etkisi) İstanbul → diasporaCoğrafi merkezler ve kaset dolaşımı
Sınırlar şematik amaçlıdır; siyasi sınırları temsil etmez.

Mezopotamya Kültür Merkezi bağlantılı gruplar

MKM / NÇM HAKKINDA

Navenda Çanda Mezopotamya (NÇM), 1991’de Kürtçeye uygulanan yasağın gevşetilmesinin ardından İstanbul Beyoğlu’nda kuruldu. Kürt kültürel üretiminin merkezine dönüşen bu yapı, bünyesinde çok sayıda müzik grubunu barındırdı. Grupların büyük bölümü aynı stüdyo, tonmayster, aranjör ve kayıt müzisyenleri ile çalıştı; bu ortaklık dönemin sesine belirgin bir bütünlük kazandırdı.

Koma Amed

1988’de Ankara’da tıp fakültesi öğrencileri tarafından kuruldu. Kurucular arasında Hacettepe’de okuyan Rojavalı Kürt Evdilmelik Şêxbekir (Melek) öne çıkıyordu. Kuruluş aşamasında Kürtçe müzik yapan stüdyo bulmakta ciddi güçlükler çektiler. 1993’te İstanbul’a taşınarak NÇM ile çalışmaya başladı.

Folk-caz sentezini deneysel bir yaklaşımla uygulayan grup, geleneksel Kürt müziğinin kalıplarının dışına çıktı. İlk albümde “Bella Ciao”nun Kürtçe uyarlaması olan “Çav Bella” yer aldı. Bu dönüşüm Şêxbekir tarafından gerçekleştirildi. Dergûş albümü 400.000’i aşkın satışa ulaştı; dönemin Dışişleri Bakanı İsmail Cem bu albümü AB mevkidaşlarına hediye olarak sunarak “Kürtçe’nin yasaklı olmadığını” savundu.

Kuruluş: 1988, Ankara

Albümler: Kulîlka Azadî (1990), Agir û Mirov, Dergûş (1997)

Müzik Stili: Folk-caz, deneysel halk müziği

Koma Dengê Azadî ile Koma Amed Sonrası: Çar Newa

Koma Amed’in dağılmasının ardından grubun dört üyesi bir araya gelerek Çar Newa’yı oluşturdu. Adındaki “çar” (dört) sayısı bu kuruluş hikâyesine doğrudan göndermedir. 1990’ların sonunda ve 2000’lerin başında faaliyet gösterdi.

Koma Amed’in folk-caz mirası üzerine kendi sesini inşa etmeye çalışan grup, önceki formasyonun müzik dilini sürdürdü.

Kuruluş: 1990’ların sonu, İstanbul

Köken: Koma Amed’in devamı , dört eski üye

Dönem: 1990’lar sonu, 2000’ler başı

Koma Rewşen

Türkiye’deki ilk Kürtçe rock grubu olarak kabul edilmektedir. NÇM çatısı altında faaliyet gösteren grup, bu öncü konumuyla dönemin Kürt müzik ortamında özgün bir yer tutar.

Rock formasyon anlayışını Kürtçe sözler ve geleneksel motiflerle bir araya getiren Koma Rewşen, öğrenci çevrelerinde ve NÇM etkinliklerinde canlı performanslarıyla tanındı.

Önemi: Türkiye’deki ilk Kürtçe rock grubu

Bağlantı: NÇM, İstanbul

Dönem: 1990’ların başı – ortası

Koma Asmîn

Sadece kadın üyelerden oluşan bir müzik grubu. Dönemin Kürt müzik ortamında bu yönüyle özgün bir yer tutar; hem cinsiyet hem de kültürel kimlik açısından ayrı bir sembolik ağırlık taşır.

NÇM bağlantılı gruplarla eş dönemde faal olan Koma Asmîn, Kürt kadın sesinin kamusal alandaki görünürlüğüne katkıda bulundu.

Yapı: Yalnızca kadın üyeler

Bağlantı: NÇM çevresi, Türkiye

Dönem: 1990’lar

Agirê Jiyan

1990’ların öne çıkan gruplarından biri. Kürtçe müziği modern ve popüler bir zemine taşıma çabası içinde özgün bir çizgi geliştirdi. NÇM ile bağlantılı olarak faaliyet gösterdi; dönemin diğer gruplarıyla aynı stüdyo ve teknik ekibi paylaştı.

Özellikle dans ezgileri ve ritim yapısıyla bilinen grup, kaynaklarda Koma Çiya, Koma Azad ve Koma Amed ile birlikte sıklıkla anılır.

Seçili Albüm: Adarê (1995)

Müzik Stili: Modern Kürt halk müziği, dans

Dönem: 1990’ların başı – sonu

Koma Çiya

NÇM bünyesinde faaliyet gösteren gruplardan biri. Dönemin Kürt müzik üretimine kayıtlarda tutarlı biçimde eşlik eden Koma Çiya, benzer siyasi tema ve ses anlayışını paylaşan gruplarla birlikte anılır.

1998’de Kom Müzik etiketiyle çıkan Dîlana Bêsînor albümüyle tanınır.

Seçili Albüm: Dîlana Bêsînor (1998, Kom Müzik)

Bağlantı: NÇM, İstanbul

Koma Rojhilat

NÇM’nin başlıca gruplarından biri olarak 1990’larda İstanbul’da üretim yaptı. 1997’de Kom Müzik etiketiyle çıkan Mezrabotanim Ez albümü kayıtlara geçmiş temel yapıtıdır.

Seçili Albüm: Mezrabotanim Ez (1997, Kom Müzik)

Bağlantı: NÇM, İstanbul

Koma Azad

Hem Türkiye’de hem diasporada faaliyet gösterdiği belgelenen gruplardan. Adı müzik biçimi açısından Koma Azadî, Koma Dengê Kawa ile birlikte anılır.

NÇM bağlantılı gruplarla aynı dönemde faal oldu. Siyasi tema ve halk müziği yeniden yorumu bakımından ortak bir estetik paylaştı.

Dönemin Diğer Grupları

Vengê Sodirî

Dönemin Kürt müzik ortamında özgün bir konuma sahip grup: Yalnızca Zazaca müzik üretti ve deneysel bir yaklaşımla çalıştı. Bu iki özelliği birlikte ele alındığında, dönemin grupları arasında nadir bir yerde durduğu görülür.

Dil: Zazaca (Türkiye’deki diğer gruplardan farklı olarak)

Müzik Yaklaşımı: Deneysel

Dönem: 1990’lar

Gulên Mezrabotan

Dönemin Kürt müzik ortamının sıradışı yapılarından biri: Grubun tüm üyeleri çocuklardan oluşmaktaydı. Kürt kültürel kimliğinin genç nesillere aktarılması sürecinde simgesel bir rol üstlendi.

Çocuk kuşağını doğrudan Kürtçe müzik üretimine dahil etmesi, dönem içinde yalnız kalan bir girişimdir.

Yapı: Tüm üyeler çocuklardan oluşuyor

Bağlantı: Türkiye

Dönem: 1990’lar

Koma Gulên Xerzan

Batman’ın Xerzan bölgesinden adını alan grup, 90’ların Kürt müziğinde folklorik kökleri ve politik sözleri birleştirdi. Kaset kültürü üzerinden yayılan müzikleri, kimlik, sürgün ve direniş temalarını taşıyordu. Rojda, Çiya gibi isimlerle özdeşleşti.

Sovyet coğrafyasından öncü grup

Koma Wetan

Tarihsel önemi 1990’lara uzanmakla birlikte, 1973’te Sovyet Tiflis’inde kurulan bu grup dünyanın ilk Kürtçe rock topluluğu unvanını taşır. Üç Êzidi Kürt ve bir Ermeni’den oluşan kadrosunun ön sanatçısı Kerem Gerdenzerî Tiflis doğumludur; ailesi Kars ve Van kökenliydi. Sovyet devlet desteğiyle “vokal-enstrümantal topluluk” statüsü kazandı, devlet televizyonlarında ve festivallerde yer buldu.

1979’da demolarını kaydetti; Bayê Payizê (Sonbaharın Rüzgarları) adlı tek albümü ancak 1989’da yayımlanabildi. Kürt şiirini klasik rock, psikedelik dokunuşlar ve bölgenin Kürt ozanlarının eserleriyle birleştiren bu yapıt, 1990’larda Türkiye’deki Kürt müzisyenler arasında ilgi gördü ve birçok grup tarafından kaynak olarak kabul edildi.

Kuruluş: 1973, Tiflis (SSCB)

Albüm: Bayê Payizê (1989)

Müzik Stili: Kürt şiiri + rock, psikedelik

Önemi: Dünyanın ilk Kürtçe rock grubu

*Harita ve zaman çizelgesi, yapay zeka aracı Claude aracılığıyla üretildi.

Frankfurt’ta bir börekçi: Kürt böreği “Küt” böreği olur mu?

Kürt böreğine Küt böreği denildiği günümüzden yaklaşık 40 yıl önce İzmit’te dükkanına Kürt böreği yazdığı için, börekçi Yusuf’a dava açılmış.

Foto: Ferid Demirel

Frankfurt’ta, Battonstrasse ve Langestrasse’nin kesiştiği köşede mütevazı bir yer var: Dağlayan Börekçilik. Burayı Bingöllü, Yusuf Dağlayan işletiyor. Onun hayatı, Türkiye’de Kürtler üzerine süregelen tartışmalara ve hatta bir hamur işinin ismi kadar basit görünen bir meseleye dair çarpıcı bir pencere açıyor.

Frankfurt’ta bir sabah, kahvaltı yapacak açık bir yer ararken tam sokakların birleştiği noktada tabelasında “Börekçilik” yazan bir dükkan gözüme çarptı. İçeri girdim. Henüz erkendi; dükkan boştu.

Tezgahın arkasında, beni Almanca selamlayan orta yaşlı, saçları dökülmüş, hafif göbekli bir adam duruyordu. Kısa bir konuşmadan sonra Bingöllü olduğunu söyledi. Bir börek sipariş edip oturdum. Tezgah arkasındaki işini bitiren dükkan sahibi, gelip karşıma oturdu.

Karşılıklı tanışmanın ardından, o günlerde Türkiye’de yeniden alevlenen bir tartışmayı açtım: “Kürt böreği” isminin “Küt böreği” olarak değiştirilmesi hakkında ne düşündüğünü sordum.

Yusuf hemen başından geçen bir hikaye anlatmaya başladı. Sadece bir görüş değil; onlarca yıl öncesine uzanan bir hikaye.

“Ben Yusuf Dağlayan,” dedi. “Kiğı ile Pülümür arasındaki Bilece köyünün Bağkıyan mezrasındanım. Bingöl diyemezsin. Kiğı eskiden Dersim’e bağlıydı; ancak 1948’den sonra Bingöl’e bağlandı. Zaten Pülümür ve Dersim bize daha yakındır.”

Sesi, kayıtlardaki yanlışları düzeltmeye alışkın birinin kararlılığını ve kesinliğini taşıyordu.

“1982’de tutuklandım. İşkence gördüm. 12 Eylül dönemiydi. Hem ben hem babam. O zamanlar sağ-sol çatışması vardı; PKK henüz yoktu. Abim okuyordu ama yurt dışına kaçtı. Devlet bize baskı yaptı, bizi içeri aldı. Bu yüzden 1984’ün sonunda İzmit’e gitmek zorunda kaldım.”

Ancak düzenli bir iş bulamadığı için, başının çaresine bakmaya çalıştı:

“SEKA kağıt fabrikasının önünde seyyar arabayla börek satmaya başladım. Para yok. Sadece börek var. Biz de Kürt böreği yaptık. İlk gün beni dövdüler. ‘Burada duramazsın, satamazsın’ dediler. Ertesi gün büyük bir kavga çıktı, ama sonunda orası bizim oldu.”

Yusuf’un anlattığına göre, fabrika bitmek bilmeyen bir insan seli demekti; on bin kişi giriyor, on bin kişi çıkıyordu.

“Sonra işi büyüttük. Dükkan açtık. Beş tane seyyar arabamız ve kendi imalatımız oldu.”

Biz konuşurken içeriye bir tanıdığı girdi. Selamlaştıktan sonra yanımıza oturdu; Yusuf devam etti:

“İzmit’te bana ‘Kürt Yusuf’ derlerdi. Yıl 1987 civarıydı. Dükkanı açtıktan sonra bir gün elime bir mahkeme celbi ulaştı. Mahkemeye gittim. Hakim sordu: ‘Neden tabelana ve menüne Kürt böreği yazdın?”

Foto: Ferid Demirel

“Dedim ki: Bizim köyden İstanbul’a giden Mehmet adında biri var. Biz Kürt Aleviler, her yeni yılda Hızır için perğe yaparız. Yağlı bir ekmektir, insanlarla paylaşırız. Müslümanlar kurban keser, biz bunu yaparız. Hakim bana, ‘Bölücülük yapıyorsun’ dedi.”

Yusuf gülümsedi.

“Dedim ki: Laz böreği var, Çerkez var, Boşnak var… Neden Kürt böreği olmasın?”

Buradan sonra Yusuf başka bir hikayeye geçti; mahkemede de anlattığı ve zamanla böreğin efsanesine dönüşen “Hamal Kürt Mehmet”in hikayesi:

“Mehmet Kürt’tü. Fakirdi. Gemiyle İstanbul’a, Kasımpaşa’ya gitmiş. Hamallık yapmış. Evde yaptığı perğeyi yanında götürmüş yemek için, Galata Köprüsü’nün orada. İnsanlar ne yediğini görmüş. Beğenmişler. Para verip elindeki kiloru (halka) satın almışlar. O gün kendisi aç kalmış ama iyi para kazandığını fark etmiş.”

Böylece daha fazla yapmaya başlamış.

“Satışa başlamış. Günde yüz, iki yüz tane. Bakmış ki hamallıktan kazandığından fazlasını kazanıyor. Karaköy’de Trabzonlu birinin dükkanını kiralamış. O dükkan hala orada. Bir fırın kurmuş. O fırın hala çalışıyor. Kendisi öleli çok oldu. Adı Kürt Mehmet’ti. İnsanlar ona Rengo derdi. Bu dediğim 250 yıl önce.”

Yusuf bu hikayeyi anlattıktan ve savunmasını yaptıktan sonra hakim duruşmaya on dakika ara vermiş. Oturum yeniden başladığında ise sadece, “Gidebilirsin,” demiş. Dava düşmüş.

Ancak aylar sonra yeni bir celp gelmiş. “Bu kez başka bir hakim vardı,” dedi Yusuf. “Dedi ki: ‘Bölücülük yapıyorsun. Arabanda sarı, kırmızı, yeşil renkler var; bunlar bölücü renkler. PKK propagandası yapıyorsun.”

“Dedim ki: Eğer bu renkler bölücü ise, Trakya’dan Kars’a, Trabzon’dan Antalya’ya, İzmir’e kadar… O zaman devlet de mi bölücü? Hakim kaşlarını çattı. ‘Nasıl yani?’ diye sordu. Dedim ki: Her yerde trafik lambaları görüyorum. O renkler çok güzel. Bu yüzden dükkanımda kullandım. Eğer ben bölücüysem, o zaman devlet de bölücüdür.”

Hakim duraklamış ve sonra: “Gidebilirsin.” Dosya kapanmış.

Foto: Ferid Demirel

Yusuf, 1993 yılına kadar İzmit’te çalışmaya devam ediyor. Sonra siyasi davalar peşini bırakmadığı ve hakkında tutuklama kararı çıktığı için firari duruma düşüyor. Beş ay kaçak yaşıyor. Ardından Avrupa yolu görünüyor.

Bulgaristan’a ulaşmak için 15 bin mark ödemiş. Oradan Romanya, Macaristan ve Avusturya’ya geçmiş. Her ülkede bir süre kalmış, siyasi faaliyetlere katılmış. Nihayet Almanya’ya girmeye çalışırken otobanda yakalanmış.

“Yıl 1994” diyor. Bu kez tren istasyonunda bir börekçi dükkanı açıyor: “Malatyalı Şükrü vardı, tren istasyonunun arkasında restoranı vardı. Arkada fırını olan küçük bir boşluk vardı ama kullanmıyordu.”

“Ona dedim ki: Param yok. Açım. Burayı bana kirala. Almanya’ya geleli üç ay olmuştu, iltica talebinde bulunmuştum.”

Şükrü kabul etti. 2 bin 500 marka.

“Yağ aldım, un aldım, tepsiler aldım. Yeniden başladım. Erzurumlu birinin dükkanına börek vermeye başladım. Sonra lahmacun işine girdim. Daha büyük bir yer kiraladım.”

“Beş ayda 150 bin mark kazandım. Bir fırın satın aldım. 40 çalışanım vardı. Hala kaçaktım, Türkiye’de aranıyordum. Ama ayda 60-70 bin mark kazanıyordum. Bir yılı biraz aşkın sürede 1,2 milyon mark biriktirdim.”

Kürt Yusuf’un hikayesi, kendi anlattığı haliyle, asla bir yerde durmuyor. Köyden fabrika kapısına, mahkeme salonundan sınır kapısına, bir ülkeden diğerine akıp gidiyor.

Ve şimdi, hikaye yeniden buraya dönüyor: Frankfurt’a.

Kürtler: Haberde var, söz hakkı yok


28 Şubat–22 Mart 2026 döneminde uluslararası medyanın İranlı Kürtlere yaklaşımını nicel olarak incelediğimizde ortaya çıkan tablo, görünürlüğün artışından çok görünürlüğün biçimini anlatıyor: Kürtler bu dönemde daha fazla haber konusu oldu, ama büyük ölçüde kendi ağızlarından değil.

Foto: Rudaw

28 Şubat 2026 tarihinde İsrail ve ABD güçlerinin İran’a başlattığı saldırıların ardından Kürtler ve Kürt siyasi yapıları dünya medyasının gündemine girdi. İran’a yönelik yapılması düşünülen kara operasyonunda kimlerin yer alacağına dair tartışmanın alevlendiği bu dönemde, ABD Başkanı Donald Trump Axios’a bir açıklama yaptı. 5 Mart tarihinde yaptığı açıklamada Trump, “Kürtler İran’a saldırmak istiyorlarsa bence harika. Bunu tamamen desteklerim” dedi. Bu açıklamadan sonra gözler İran Kürtlerinin oluşturduğu yapılara çevrildi.

Ancak aslında Trump’ın bu açıklamasından bir süre önce Kürt örgütleri kendi aralarında bir anlaşmaya varmış ve bir koalisyon oluşturmuşlardı. Trump’ın açıklamasına kadar uluslararası medyanın dikkatini çekmeyen bu adım ile PJAK, İKDP, PAK, Komele ve Xebat adındaki başlıca İranlı Kürt partilerini bir araya getiren İran Kürdistanı Siyasi Güçleri Koalisyonu kuruldu. Temel amacı, İran İslam Cumhuriyeti rejimine karşı ortak mücadele yürütmek, Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkını savunmak ve İran Kürdistanı’nda öz yönetim olan bu ittifaka Mart ayında İran Kürdistanı Komala Partisi de dahil oldu. Böylece ittifaktaki güçlerin sayısı 6 oldu.

Trump’ın açıklaması ile birlikte uluslararası medyanın odak noktası haline gelen Kürtler ile ilgili, bu süreçte yayınlanan haberlerin sayısında artış olduğu gözlendi. 50’yi aşkın haber incelendiğinde, Kürtlerle ilgili haberlerin son derece dar bir zaman dilimine sıkıştığı görülüyor. Tespit edilen toplam kayıtların yaklaşık yüzde yetmişi 1–8 Mart tarihleri arasında, yani savaşın ilk sekiz gününde yayımlandı. 9–22 Mart arasındaki 13 günlük dönemde ise Kürtlere odaklanan bağımsız kayıt sayısı tek haneli rakamlara düştü; bu dönemin neredeyse tek istisnası Foreign Policy’nin 17 Mart’ta yayımladığı analizdi.

Yoğunlaşmanın doruk noktası 3–7 Mart arasıydı. 3 Mart’ta CNN, CIA’nın Kürt güçlerini silahlandırmaya çalıştığını birden fazla kaynağa dayandırarak ilk kez haberleştirdi. Aynı gün Wall Street Journal, Trump’ın silahlı milisleri, başta Kürtleri desteklemeye açık olduğunu aktardı; Kürdistan bölgesindeki Kürt güçlerinin İran-Irak sınırı boyunca önemli bir askeri kapasiteye sahip olduğu vurgulandı. Yine 3 Mart’ta Reuters, İranlı Kürt milislerin ABD ile İran güvenlik güçlerine nasıl ve nerede saldırılacağını görüştüğünü üç kaynağa dayandırarak haberleştirdi. 5 Mart’ta Bloomberg, İsrail’in Kürt güçlerinin kuzeybatı İran’da mevzi almasının önünü açmaya çalıştığını üst düzey bir İsrail askeri yetkilisine dayandırarak yayımladı. Aynı gün Al Jazeera “ABD hangi Kürt grupları topluyor?” başlıklı kapsamlı açıklayıcısını yayımladı. 7 Mart’ta Chatham House, “İran’daki Kürt gruplar belirsiz ABD son hedefi ortamında riskli bir ikilemle yüz yüze” analizini yayımladı. Bu beş günde yayımlanan Kürt odaklı içerik, önceki iki haftanın ve sonraki iki haftanın toplamını aştı.

Zaten 7-8 Mart’ta Trump bu sefer tam tersi bir açıklama yaptı. Kürtlerin İran’da yeni bir özerk bölge kurma ihtimali ve savaşa dahil olup olmayacakları yönündeki soruya Trump, “Kürtlerle çok dostuz ancak savaşı zaten olduğundan daha karmaşık hale getirmek istemiyoruz. Kürtlerin oraya girmesini istemediğime karar verdim” yanıtını verdi.

Bu durumun ortaya çıkmasında Kürt grupların öne sürdüğü şartlar belirleyiciydi ve bu şartlar doğrudan kendi açıklamalarında yer aldı. Axios’un aktardığına göre Kürt muhalefet gruplarından bir yetkili “Üstümüzdeki hava temizlenmeden hareket edemeyiz” dedi; 1991 sonrasında Irak Kürtlerine tanınan uçuşa yasak bölgesine benzer bir yapı talep etti. CNN’in haberine göre Kürt gruplar harekete geçmeden önce Trump yönetiminden siyasi güvence de bekliyordu. Komala Genel Sekreteri Abdullah Mohtadi bu koşulları Die Zeit’a şöyle özetledi: “Güçlerimizi mezbahaya göndermeyeceğiz.”

Kaynak yapısı: haberlerde kim konuştu?

Toplam kayıt tabanına göre tahmini dağılım · 28 Şubat – 22 Mart 2026

Anonim ABD/İsrail yetkilisi%50
Kürt lider yazılı açıklaması%25
Doğrudan Kürt lider röportajı%15
İran devlet/resmi kaynakları%10

Öte yandan Kürt grupların 4 Mart’ta yaptığı ortak açıklama, medyadaki “kara harekâtı başladı” haberlerini doğrudan yalanladı. PAK açıklamasında şunları söyledi: “Güçlerimizin Rojhilat’a geçtiğine dair iddialar asılsızdır. Bu açıklamaları kesinlikle reddediyoruz, böyle bir hareket gerçekleşmedi.” PJAK, PDKI ve Komala da aynı gün benzer açıklamalar yaptı. Koalisyonun 2 Mart’taki ilk ortak açıklaması bir harekât ilanı değil, İran’ın Kürt bölgelerindeki silahlı kuvvetlere seslenen siyasi bir çağrıydı. Bu çağrıda “İslam Cumhuriyeti’nin kalıntılarından kendinizi ayırın” deniyordu. KBY İçişleri Bakanlığı bölgenin “komşu bir ülkeye karşı tehdit kaynağı olmadığını” açıklayarak topraklarının harekât üssü olarak kullanılmasına izin vermeyeceğini vurguladı. Trump’ın 8 Mart’taki geri adımı bu şartların yerine getirilmeyeceğini tescil etti.

Bağımsızlık referandumu ve Rojava kıyaslaması

Kürtlerin uluslararası medyadaki görünürlük örüntüsünü anlamak için 28 Şubat öncesindeki iki kırılma noktasıyla karşılaştırma yapılabilir.

2017 Bağımsızlık Referandumu: Kürdistan bağımsızlık referandumunun yapıldığı 2017 yılında uluslararası medya “büyük çaplı” bir ilgi gösterdi. Ancak bu ilginin biçimi bugünkünden yapısal olarak farklıydı. Yüzde 93 evet oyuna karşın uluslararası toplumun neredeyse oybirliğiyle karşı çıkması, ABD, Rusya, İngiltere, Türkiye, İran, medyanın gündem çerçevesini belirledi. Mısır medyasına ilişkin akademik bir çalışma, referandumun Mısır’da “ABD ve İsrail tarafından yönlendirilen bir Siyonist plan” olarak çerçevelendiğini belgeledi. Bu çerçeveleme 2017’de bölgesel Arap medyasında baskın örüntüydü. 2026’da ise durum tersine döndü: İsrail desteği artık bir “tehdit” değil, bir “gerçek” olarak sunuldu ama Kürtler yine büyük güçlerin planlarının nesnesi olarak kaldı.

Ocak 2026, Rojava’ya yönelik saldırılar: Ocak 2026’da Suriye Geçiş Hükümeti’nin Halep’teki Kürt mahallelerine saldırısı -onlarca ölü, hastane çökertilmesi, on binlerce yerinden edilme- uluslararası medyada görece sınırlı yer buldu. Haberciliğin yoğunluğu ve çerçevesi, Şubat–Mart 2026’nın çok gerisinde kaldı. Bu karşılaştırma, uluslararası medyanın ilgisini neyin tetiklediğini gösteren keskin bir örnek sunuyor: Kürtlerin maruz kaldığı şiddet değil, Kürtlerin büyük güç planlarına dahil edilmesi.

Üç dönem karşılaştırması

Kürtlerin uluslararası medyada görünürlük biçimi — 2017, Ocak 2026, Şubat–Mart 2026

Kriter2017 ReferandumuOcak 2026 RojavaŞubat–Mart 2026
Görünürlük düzeyiYüksekDüşükÇok yüksek
TetikleyiciKürt siyasi talebiKürt sivil trajedisiBüyük güç planına dahil edilme
Baskın çerçeveBüyük güç muhalefetiİnsani krizStratejik araç
Özne konumuSiyasi özne (gölgede)MağdurNesne / araç
Kürt sesinin ağırlığıSınırlıÇok sınırlıSınırlı ama artmış
Sivil boyutKısmen varGörece varNeredeyse yok
2017Siyasi özne — ama uluslararası muhalefetin gölgesinde
Ocak 2026İnsani kriz — ama sınırlı ilgiyle
Şub–Mar 2026Stratejik araç — ve büyük ilgiyle

Üç dönemin karşılaştırmalı tablosu şöyle özetlenebilir: 2017’de Kürtler siyasi özne olarak haberleştirildi ama uluslararası muhalefetin gölgesinde. Ocak 2026’da Kürtler insani kriz olarak haberleştirildi ama sınırlı ilgiyle. Şubat–Mart 2026’da ise Kürtler stratejik araç olarak haberleştirildi ve büyük ilgiyle. Görünürlük ile özne konumu bu üç dönemde birbirinden farklı biçimlerde şekillendi.

Yayın organlarına göre dağılım

ABD medyası bu dönemin ana habercilik bloğunu oluşturdu. CNN tek başına en az yedi ayrı Kürt odaklı içerik üretti; bunların beşi 3–5 Mart arasında yoğunlaşıyordu. Axios dört haber yayımladı. Reuters ve AP birer kritik özel haber ürettiler. ABD medyasındaki Kürt habercilik yoğunluğu, diğer tüm ülke medyasının toplamının önünde seyrediyordu.

Yayın organlarına göre dağılım

Kürt odaklı bağımsız haber sayısı ve baskın editoryal çerçeve · 28 Şubat – 22 Mart 2026

BlokYayın organlarıTahmini haber sayısıBaskın çerçeve
ABDCNN, Axios, Reuters, Bloomberg, WSJ, AP, Fox News, CBS, PBS, WashPost~28Stratejik araç
İsrailHaaretz, Times of Israel, Channel 12, i24NEWS, Ynet~15Müttefik güç
Arap (İng.)Al Jazeera İng., Al Arabiya İng.~6Tarihsel ihanet
AvrupaDie Zeit, InsideOver, BBC WS, France 24, Atlantico~5Karma
Düşünce kur.Chatham House, CFR, Atlantic Council, Foreign Policy, FPIF, Soufan~8Analitik
Tespit edilemeyenFT, Economist, Guardian, Le Monde, NHK, Dawn, SCMP vd.Erişim yok

İsrail medyası, Haaretz, Times of Israel, Channel 12, i24NEWS, Ynet, hacim ve içerik açısından ikinci büyük bloku oluşturdu. Bu beş yayın organı birlikte ABD medyasına rakip bir yoğunlukla haberleştirdi; ancak editoryal çerçeve önemli ölçüde farklıydı.

Avrupa medyasında ise BBC Persian’ın Jiyar Gol imzalı PJAK tünel röportajı ve BBC World Service’in PAK savaşçısı röportajı öne çıkan haberler oldu. Die Zeit Komala Partisi genel sekreteri Abdullah Mohtadi röportajıyla öne çıktı; ancak bu içerik asıl etkisini başka yayın organlarının aktarımları üzerinden gösterdi. InsideOver Hijri röportajıyla kıta Avrupasındaki en doğrudan lider muhabirliğini gerçekleştirdi.

Kim konuştu, kim susturuldu?

Ham veri belgesindeki tüm kayıtlar kaynak tipi açısından kodlandığında ortaya çıkan tablo şu: Tespit edilen kayıtların yaklaşık yüzde ellisi anonim ABD veya İsrail yetkililerine dayanıyor. CNN’in 4 Mart haberi “planı bilen birden fazla kişi”ye, Axios’un 5 Mart haberi iki ayrı ABD-İsrail yetkilisine, Reuters’ın 6 Mart özel haberi ise üç anonim kaynağa dayandı.

Doğrudan röportaj yapılan Kürt lider sayısı 22 günde dokuzdu: Abdullah Mohtadi (CNN, IranWire, Die Zeit, Al Arabiya, Atlantico, Newsweek), PJAK Eş Başkanı Amir Karimi (CNN, Axios, AFP, Al Arabiya), PJAK Eş Başkanı Peyman Viyan (Channel 12), Babasheikh Hosseini (Al Jazeera), KDPI Yetkilisi Muhammed Azizi (Fox News), Komala Merkez Komite Üyesi Koosar Fattahi (CBS), PDKI Başkanı Mustafa Hijri (InsideOver, CSM). Bu dağılımın kendisi anlamlı: En fazla röportaj yapılan lider Mohtadi iken, en fazla haber üretilen grup PJAK oldu. Ancak çoğunlukla kendi liderleri yerine anonim kaynaklar ya da ABD yetkililerinin ağzından aktarıldı.

İran devlet medyasının terminolojisi, büyük medyada neredeyse herhangi bir eleştiri eklenmeksizin aktarıldı: “Ayrılıkçı terörist güçler”. Al Jazeera’nın 5 Mart haberinde Press TV’nin “anti-Iran separatist forces” nitelendirmesi ile IRNA’nın IRGC açıklaması yan yana, doğrudan ve bağlamsız biçimde aktarıldı.

Medya Analizi · Harita

İran’da Kürt Bölgeleri: Rojhilat

Batı Azerbaycan, Kürdistan, Kirmanşah ve İlam illeri · Yaklaşık 9 milyon Kürt nüfusu

Urmiye Mahabad Sanandaj ● Marivan Kirmanşah ● İlam TahranBatı Azb. Kürdistan Kirmanşah İlamIRAK TÜRKİYE İRAN ROJHİLAT — DOĞU KÜRDİSTANI Kürt çoğunluklu iller (Batı Azb., Kürdistan, Kirmanşah) Kürt nüfuslu il (kısmen) (İlam) Kürt il merkezi Diğer şehir Başkent (Tahran)Tahmini Kürt nüfusu: ~9 milyon (İran toplam: ~88M)

Kaynak: Wikipedia (Iranian Kurdistan) · Sınırlar şematik olup kesin il sınırlarını yansıtmamaktadır.

Odak noktaları: Haberler neyi anlattı?

Ham veri belgesindeki kayıtlar tematik olarak gruplandırıldığında beş odak noktası ortaya çıkıyor.

ABD-İsrail-Kürt stratejik ilişkisi baskın temayı oluşturdu. Toplam kayıtların yaklaşık yüzde kırkı bu eksende şekillendi. Bu odak Kürtleri haberin nesnesi olarak konumlandırdı: yapıp etmelerinden çok, büyük güçlerin onlara ne yapacağı anlatıldı.

Askeri kapasite ve kara harekâtı spekülasyonu ikinci büyük temayı oluşturdu. Savaşçı sayıları, silahlanma düzeyi, sınır geçişi hazırlığı bu başlık altında kümelendi. 4 Mart’ta geri çekilen kara saldırısı haberi bu temanın en somut ve en sorunlu örneğiydi.

Tarihsel ihanet ve güvensizlik çerçevesi üçüncü temayı oluşturdu. Haaretz’in 7 Mart analizi, Chatham House raporu, Atlantic Council değerlendirmesi ve France 24’ün “piyon” analizi bu çerçeve etrafında şekillendi.

Iraklı Kürtlerin kıskacı dördüncü tema oldu. KRG’nin resmi tarafsızlığı ile İran’ın gerçek saldırıları arasındaki gerilim bu başlık altında yoğunlaştı.

Kürt sivil deneyimi ve insan hakları ise bu dönemin en belirgin yokluğuydu. İran Kürt İnsan Hakları Örgütü Hengaw’ın sivil kayıplara ilişkin uyarısı, Kürt şehirlerinde grevler, kadın örgütlenmesinin varlığı bir iki satırla geçildi, HPJ Komutanı Roken Nereda AFP’nin saha haberinden önce hiçbir yerde ismiyle konuşmamıştı.

Dezenformasyon: Bir olay, beş yayın organı

4 Mart dezenformasyon zinciri

“Kara saldırısı başladı” haberinin doğuşu, yayılması ve yalanlanması

1

İlk iddia

i24NEWS, görüntüsüz ve isimsiz CPFIK yetkilisine dayandırarak “PJAK savaşçıları Marivan dağlarında mevzi alıyor” haberini yayımladı.

i24NEWS · 4 Mart 2026

2

Hızlı yayılma

Axios ve Fox News aynı haberi neredeyse eş zamanlı servis etti. Jerusalem Post da isimsiz kaynağa dayanan benzer iddiayı aktardı.

Axios · Fox News · Jerusalem Post · 4 Mart 2026

3

Çelişkili onay

Channel 12 muhabiri Barak Ravid önce bir ABD yetkilisini kaynak göstererek doğruladı, ardından aynı gün “çelişkili haberler var” diyerek geri adım attı.

Channel 12 / Barak Ravid · 4 Mart 2026

4

Ortak yalanlama

PAK, PJAK, PDKI ve Komala aynı gün ortak açıklamayla haberi reddetti. KRB yetkilisi Aziz Ahmed: “Tek bir Iraklı Kürt sınırı geçmedi.”

PAK · PJAK · PDKI · Komala · KRB · 4 Mart 2026

5

Geri çekilme

Axios ve Fox News haberlerini yayından kaldırdı. Geri çekilme haberi ilk haberin ulaştığı hız ve hacmi yakalamadı.

Axios · Fox News · 4–5 Mart 2026

Beş yayın organı aynı doğrulanmamış haberi yayımladı ya da aktardı. Anonim kaynak bağımlılığı, Kürt siyasi aktörlerinin kendi ağzından doğrulama alınmaması ve gerçek zamanlı doğrulama mekanizmalarının yokluğu bu zincirlemenin temel nedenleridir.

4 Mart bu dönemin en belgelenmiş medya başarısızlığını simgeliyor. Axios ve Fox News, i24NEWS ve Jerusalem Post’un görüntüsüz ve isimsiz kaynakla yayımladığı PJAK savaşçıları haberini neredeyse eş zamanlı servis etti. Channel 12 muhabiri Barak Ravid önce doğruladı, ardından “çelişkili haberler var” dedi. Tüm Kürt partileri aynı gün yalanladı. Beş yayın organı aynı doğrulanmamış haberi yayımladı ya da aktardı; geri çekme haberi aynı hızı ve hacmi yakalamadı.

Notlar: 

Bu çalışma, Claude yapay zeka modelinin elde ettiği verilerin derlenmesi ve düzenlenmesi ile oluşturuldu.

Bu çalışma İngilizce içeriklere ve İngilizce yayın yapan medya kuruluşlarına odaklandı. Bu metodolojik sınır birkaç önemli boşluk yaratıyor.

İngilizce dışı medyayı bu tarama kapsayamadı. Le Monde, Libération, Le Figaro, Corriere della Sera, El País, NHK, Dawn, South China Morning Post, The Hindu gibi yayın organlarının bu dönemde Kürtleri nasıl haberleştirdiği ya da haberleştirip haberleştirmediği incelenmedi.

Arapça medya bu taramada yalnızca Al Jazeera İngilizce ve Al Arabiya İngilizce ile temsil edildi. Bu iki yayın organının Arapça servisleri, Asharq Al-Awsat, Al-Quds Al-Arabi, Al-Araby Al-Jadeed, BBC Arapça, Sky News Arabia ve Körfez medyasının Kürt habercilik kararları bu taramanın kapsamı dışında kaldı.

İngilizce yayın yapan ama abonelik gerektiren yayın organları Financial Times, The Economist, Haaretz'in bazı içeriklerine ulaşılamadı.

Analiz: ABD’nin İran Kürtlerine yönelik net bir planı yok


Şoreş Derwiş, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik süreçte Kürtlerle kurduğu ilişkinin “çelişkili” olduğu ifade ediliyor.

Kürt Araştırmaları Merkezi’nde yayımlanan bir analize göre, ABD’nin İran’daki Kürt partilerine yönelik yaklaşımı “plansız ve parçalı” kalırken, İran Kürdistanı artık Washington için “tercih edilen bir müdahale alanı” olmaktan çıkıyor.

Kürt Araştırmaları Merkezi araştırmacılarından Kürt yazar Şoreş Derwîş tarafından kaleme alınan analizde, ABD’nin İran’daki Kürt siyasi aktörlerle ilişkisine dair değerlendirmeler yer alıyor.

Analizde, Washington’un İran Kürtlerine yönelik “net bir vizyona sahip olmadığı” belirtilerek, son dönemdeki temasların “gecikmiş ve doğaçlama” olduğu ifade ediliyor. Bu durumun, Kürt siyasi çevrelerinde güvensizlik yarattığı vurgulanıyor.

“Yarı acı” bir deneyim ve tarihsel hafıza

Metinde, Kürtlerin ABD ile ilişkilerinde geçmişte yaşanan kırılmaların bugünkü yaklaşımı belirlediği kaydediliyor. Özellikle Suriye’deki son deneyimin Kürtler açısından “yarı acı” olarak tanımlandığı aktarılıyor.

Yazar, İran Kürtlerinin 1946’daki Mahabad deneyimi sırasında ABD’den destek bulamaması ve sonraki dönemlerde yaşanan geri çekilmelerin, bugün hâlâ etkisini sürdürdüğü belirtiliyor.

Trump yönetimine eleştiri

Şoreş Derwiş, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik süreçte Kürtlerle kurduğu ilişkinin “çelişkili” olduğu ifade ediliyor. Trump’ın Kürtleri “iyi savaşçılar” olarak gördüğü, ancak bu desteğin siyasi sonuçlarından kaçındığı belirtiliyor.

ABD’nin, İsrail’in aksine İran’ın parçalanmasını hedeflemediği değerlendirmesi de metinde yer alıyor.

İran’da olası bir Kürt otonomisine bölge ülkelerinin karşı çıktığına dikkat çekilen analizde. Türkiye’nin de bu çizgide yer aldığı belirtilerek, Suriye’deki Kürt deneyiminin İran’da tekrarlanmasına yönelik güçlü bir direnç olduğu ifade ediliyor.

“Üçüncü yol” arayışı

Derwîş’e göre İran’daki Kürt partileri, ne tamamen dış güçlere dayanmak ne de İran rejimine entegre olmak istiyor. Bu durum, “üçüncü yol” olarak tanımlanan bir stratejiye işaret ediyor.

Metinde, İran muhalefetinin Kürtler için yeterli güvence sunmadığı da vurgulanıyor.

ABD’nin süreç içerisinde İran’da kara operasyonuna dayalı bir stratejiden uzaklaştığı belirtilen yazıda bu durumun, Kürt partilerinin sahadaki rolünü sınırladığı ifade ediliyor.

Kürt aktörlerin hava desteği, ağır silah ve siyasi garanti taleplerine Washington’dan karşılık gelmediği de tespitler arasında yer alıyor.

Kürtlerin dış destekle hareket etmesi halinde “iç düşman” olarak damgalanma riskiyle karşı karşıya kalabileceği uyarısı yapılan söz konusu yazının sonuç bölümünde, İran Kürdistanı’nın artık ABD için rejim değişikliği sürecinde kullanılabilecek bir zemin olmadığı savunuluyor. Aynı şekilde Kürtlerin de bu rolü üstlenmekten kaçındığı belirtiliyor.

Tiyatro Günü’ünde Kürt tiyatrosu ne durumda?

Berfin Emektar, Kürt tiyatrosunun performansına rağmen görünürlük sorunu olduğunu belirtiyor. Mîrza Metin ise Kürt tiyatrosuna dair sorunları ve çözüm önerilerini dile getiriyor.

Bugün 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü. Dünyanın her yerinde tiyatro grupları ve tiyatrocular bu günü kutluyor ve kendi sorunlarına dikkat çekmek için çeşitli açıklamalar yapıyorlar. Kürt tiyatro grupları ve tiyatrocuları da meslektaşları gibi her sene yeni oyunlarla seyircinin karşısına çıkmaya çalışıyorlar. Ancak pek çok sorunun yanı sıra Kürt tiyatrocuları Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da, sansür gibi kimi yasaklarla da çok sık karşılaşıyor. Politik süreçlerin çok etkili olduğu bu çalışmalar sonucunda tiyatro oyunları yasaklanıyor ve engelleniyor. astengkirin.

Diyarbakır Büyükşehir Şehir Tiyatrosu olarak artık çalışmalarını devam ettiren Amed Şehir Tiyatrosu, Yeni Sahne, Şermola Performans, Tiyatro Rîtuel, Şaneşîn Performans, Teatr Sî, Teatra Jiyana Nû, ŞanoGel, Şa Performans, û bir kaç tiyatro grubu daha Türkiye ve Kuzey’de seyirciyle buluşan gruplardan. Bir kaç sene önce bu gruplar, bulundukları illerde ve çevre illerde pek çok oyunla seyirci ile buluşurken, son dönemlerde daha az seslerini duyuruyorlar. Bazıları artık aktif değil, bazılarının performansı düştü, bazıları da aktif olmasına rağmen görünür değiller. Amed Şehir Tiyatrosu’ndan Berlin Emektar ve tiyatrocu, yazar Mîrza Metin ile bu durumu konuştuk.

Emektar: Üretimimiz devam ediyor

Berfin Emektar / Foto: Ferid Demirel

Amed Şehir Tiyatrosu üyesi Berin Emektar, Kürt tiyatro gruplarının bir kaç sene öncesine göre pasif olduğu görüşüne katılmamakla birlikte, bu durumun görünürlükle ilgili bir sorun olduğunu kabul etmeyi gerektiğini belirtti:

“Gerçekten Kürt tiyatrosu son birkaç yıldır duruldu mu? Kürt tiyatrosunun bence temel sorunu görünür olmayı beceremiyor galiba anladığım kadarıyla. Yoksa aslında üretim açısından değişen bir şey yok. En azından ben çok rahatlıkla bunu Amed Şehir Tiyatrosu adına da söyleyebilirim. Diğer Batman’daki, Mardin’deki gruplar adına da söyleyebilirim. Biz hala repertuvarımızı aynı şekilde yürütüyoruz. Daha nitelikli, daha nitelik demeyeyim, daha profesyonel diyeyim, daha olanaklarla aslında daha çeşitli üretimler ve işler yapmaya devam ediyor ve aynı performansla devam ediyor. Yani festivallerini yapıyor, repertuarın olduğu gibi oynuyor. Onun için tabii ki benim gözlemim, görünür olmakla ilgili bir sıkıntısı var Kürt tiyatrosunun.”

Metin: Kürt tiyatrosu sadece Kürt tiyatrocuların işi değil

Mîrza Metin / Instagram

Tiyatro sanatçısı ve yönetmeni Mîrza Metin ise Kürt tiyatro gruplarının ve tiyatrocuların içinde bulunduğu koşullara ve bundan çıkış yollarına dair görüşler sundu:

“Kürt tiyatrosunun sadece Kürt tiyatrocuların sorunu olmadığını anlamamız gerekiyor. Desteğe, patronaja ve ulusal bir kültür sanat politikasına sahip olmadan Kürt tiyatro toplulukları ve tiyatrocularının daimi ve uzun süreli bir iş yürütmeleri, ayrıca kalıcı estetik, form ve modeller üretmeleri mümkün olmadığı gibi gerçekçi de değil. Her şeyden uzun süreli bir sonuç alıcılık için, öncelikle Kürt tiyatrosunun temel sorun ve ihtiyaçlarını belirleyecek ve bunlar üzerinde çalışacak çok renkli ve aktif bir örgüt/çalıştay lazım Kürt tiyatrosuna. Kürt tiyatrosu sadece sanat değildir; ayrıca Kürt ulusunun yaratıcı bir direniş öğesidir. Her tür Kürt tiyatrosunun değer görmesi elbette iyi olur. Estetik, ideolojik ve partizanca farklılıklar sorun olmamalı. Yazarlık ve eleştiri alanında bir gelişmenin olması gerekiyor ki iyi ve kötü, eksik yanlarımızı görebilelim. Genç isimlerin ‘yorulmuş’ olanların imdadına yetişmesi ve yeni vizyona sahip çalışmaların ortaya çıkması için tiyatro eğitiminin güçlenmesi gerekiyor. Belediye, kurum kuruluş ve iş insanlarının Kürt tiyatrocularını istihdam etmesi gerekiyor ki idealist ve kişisel girişimler sekteye uğramasın. İmtiyazlı tiyatrocuların imtiyazsız tiyatrocular için de girişimde bulunması gerekiyor. Diyelim ki hiç bir şey olmadı. O zaman bu işin ekonomi-politiği için yol ve yöntemler bulmamız gerekiyor. Eğer olmazsa, bir 35 yıl daha bazen düşeceğiz bazen ayağa kalkacağız, bazen aktif olacağız bazen darlanacağız û hep kendimizi tekrar edeceğiz. Evet, bana göre, kendimizi tekrarlıyoruz. Hiç olmasa, ben kendimi tekrarlıyorum. 32 yıldır Kürt tiyatrosunun içindeyim. Hala acaba önümüzdeki ay evin kirasını nasıl ödeyeceğim diye düşünüyorum. Bu bir başarı mı, başarısızlık mı?”

11 Aylık devlet deneyimi: Kurdistan Cumhuriyeti

20. yüzyılda kurulan ilk Kürt cumhuriyeti: 11 aylık kısa ömrü, ulusal bir simge olarak kalıcı etkisi ve çöküşünün Rojhilat siyasetine bıraktığı izler.

1946’da kurulan Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti, 20. yüzyılda bağımsız bir cumhuriyet olarak örgütlenen ilk Kürt siyasi yapısıdır. Yalnızca 11 ay ayakta kalan bu devlet, bugün hâlâ Kürt siyasi tarihinin en tartışılan dönemlerinden biri olmayı sürdürmektedir.

Rojhilat · Kürt Siyasi Tarihi Serisi

Mahabad Kürdistan
Cumhuriyeti

22 Ocak 1946 — 15 Aralık 1946

20. yüzyılda kurulan ilk Kürt cumhuriyeti: 11 aylık kısa ömrü, ulusal bir simge olarak kalıcı etkisi ve çöküşünün Rojhilat siyasetine bıraktığı izler.

Filtrele
Tümü
Siyasi
Askeri
Diplomatik
Kültür & Kimlik
Ekonomi
Çöküş

Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti, II. Dünya Savaşı’nın yarattığı güç boşluğundan doğdu. İran’ı işgal altında tutan Sovyet kuvvetleri İran merkezi yönetiminin bölgeye müdahalesini engelledi; Kürt milliyetçi hareketi bu koşulları değerlendirerek Mahabad merkezli bağımsız bir cumhuriyet ilan etti.

Qazî Mihemed önderliğinde kurulan devlet, anayasası, ordusu, resmi dili ve kurumlarıyla kısa ömrüne karşın tarihsel bir eşik teşkil eder. Sovyetlerin çekilmesiyle İran merkezi yönetimi bölgeyi geri aldı; Qazî Mihemed ve yönetimin önde gelenleri idam edildi.

11
Ay Ömür
1946
Kuruluş Yılı
KDP-İ
Kurucu Parti
3
İdam Edilen Lider

Arşiv Görseller

Wikimedia Commons · Kamuya Açık Tarihi Fotoğraflar

Kronoloji

Kuruluştan çöküşe · 1941–1947

Eylül 1941Siyasi
Komelê Jiyaneweyî Kurd: Örgütlenmenin Temeli
İngiltere ve Sovyetler Birliği İran’ı işgal eder; Rıza Şah tahttan indirilir. Sovyet bölgesinde kalan Kürt ve Azerbaycan bölgeleri İran merkezi yönetiminden fiilen koparak özerk hareketlerin gelişmesi için zemin hazırlar. Mahabad’da kurulan Komelê Jiyaneweyî Kurd, sonradan KDP-İ’ye dönüşecek siyasi çekirdeği oluşturur.
16 Ağustos 1945Siyasi
Partiya Demokrata Kurdistana Îranê (KDP-İ) Kuruluyor
Qazî Mihemed liderliğinde Mahabad’da kurulan KDP-İ, kültürel ve siyasi özerklik taleplerini örgütsel zemine oturtur. Kürtçe eğitim, toprak reformu ve özerklik temel program maddeleri olur. Sovyet desteği önemli bir dış etken olarak devreye girer.
Aralık 1945Diplomatik
Sovyet Desteği ve Azerbaycan Bağlantısı
Sovyetler, aynı dönemde kurulan Azerbaycan Demokrat Cumhuriyeti’ni desteklediği gibi Kürt hareketine de destek verir. Mahabad ile Tebriz arasında ittifak kurulur; ancak bu ittifak eşit koşullara dayanmaz — Kürtler Azerbaycan’ın küçük ortağı konumundadır.
22 Ocak 1946Siyasi
Cumhuriyetin İlanı: Çwar Çira Meydanı
Mahabad’ın Çwar Çira (Dört Işık) Meydanı’nda Kürdistan Cumhuriyeti ilan edilir. Qazî Mihemed cumhurbaşkanı seçilir; yemin töreni Kürdistan’ın farklı bölgelerinden gelen delegelerin katılımıyla gerçekleşir. Kürtçe, Farsça’nın yanında resmi dil ilan edilir. Cumhuriyet ilanı
Qazî Mihemed ve cumhuriyet liderleri, 1946 · Wikimedia Commons (PD)
Ocak–Şubat 1946Siyasi
Hükümet Yapısı ve Kurumlar
Bakanlar kurulu oluşturulur: Tarım, Maliye, Eğitim, Adalet ve Savunma bakanlıkları işlev kazanır. Devlet, merkeziyetçi bir yapı yerine kabilevi otoritelerle iç içe geçmiş görünüm sergiler. Yerel Kürt güçleri arasındaki otorite çatışmaları hükümetin temel iç kırılganlığı olur.
Şubat 1946Kültür & Kimlik
Kürtçe Eğitim, Basın ve Kültürel Faaliyetler
Okullarda Kürtçe eğitime başlanır. Kürtçe gazete Kurdistan yayınını sürdürür. Tarihte ilk kez bir Kürt yönetimi altında Kürtçe, resmi yazışma ve yargı dili olarak kullanılır. Şair Hemîn Mukriyanî ve diğer aydınlar bu dönemin kültürel üretiminde öne çıkan isimler arasındadır.
Ocak–Mart 1946Askeri
Pêşmerge Ordusu: Mele Mistefa Barzanî’nin Rolü
Düzenli ordu kurma girişimi başlar. Irak’tan geçen Mele Mistefa Barzanî komutasındaki yaklaşık 3.000 pêşmerge, cumhuriyetin silahlı gücünün önemli bölümünü oluşturur. Barzanî bu dönemde Kürt askeri kimliğinin öne çıkan isimlerinden biri haline gelir. Barzanî ve Seyfê Qazî pêşmergelerle
Mele Mistefa Barzanî ve Seyfê Qazî, pêşmergelerle · Wikimedia Commons (PD)
Nisan–Haziran 1946Ekonomi
Ekonomik Yapı ve Kırılganlıklar
Cumhuriyetin ekonomisi tarım ve geleneksel vergi düzenine dayanır. İran merkezi yönetimiyle ticaret ilişkisinin kesilmesi bölgeyi ekonomik baskıya sokar. Dar coğrafya, dışa kapalı ekonomi ve Sovyet desteğine bağımlılık yapısal kırılganlıklar yaratır.
Nisan–Mayıs 1946Diplomatik
Sovyetlerin Çekilmesi
ABD ve İngiltere’nin baskısı ve İran’ın Sovyetlere petrol imtiyazı teklif etmesi üzerine Sovyet kuvvetleri İran’dan çekilmeye başlar. Bu gelişme hem Mahabad’ı hem de Azerbaycan Demokrat Cumhuriyeti’ni savunmasız bırakır. Sovyet korumasının sona ermesiyle İran merkezi ordusu harekete geçer.
Kasım–Aralık 1946Çöküş
İran Ordusu’nun İlerleyişi
İran kuvvetleri Tebriz’i aldıktan sonra Mahabad’a yönelir. Yerel Kürt güçlerinin büyük kısmı direnişten vazgeçer ya da İran’la müzakereye girer. Mele Mistefa Barzanî kuvvetleriyle direnişi sürdürmek isterse de genel tabloya göre pozisyon almak zorunda kalır.
15 Aralık 1946Çöküş
Mahabad’ın Düşmesi
İran ordusu Mahabad’a girer; cumhuriyet fiilen sona erer. Qazî Mihemed İran makamlarına teslim olmak yerine kentte kalarak tutuklanır. Mele Mistefa Barzanî kuvvetleriyle Sovyetler Birliği’ne geçer. Kürtçe eğitim yasaklanır, Kürtçe yayın faaliyetleri durdurulur.
31 Mart 1947Çöküş
İdam: Qazî Mihemed, Sadr Qazî ve Seyfê Qazî
Qazî Mihemed, kardeşi Sadr Qazî ve kuzeni Seyfê Qazî, Mahabad’ın Çwar Çira Meydanı’nda — cumhuriyetin ilan edildiği yerde — idam edilir. İran merkezi yönetimi Kürtçe eğitim ve yayın faaliyetlerine yönelik kısıtlamaları kalıcı hale getirir.

“Ben bu halkı terk etmeyeceğim. Onlarla birlikte ölmeyi, onları bırakıp kaçmaya tercih ederim.”
— Qazî Mihemed, Aralık 1946 (aktarılan söz)

Temel Aktörler

Cumhuriyetin öne çıkan isimleri

Qazî Mihemed
Cumhurbaşkanı
Mahabad’ın önde gelen dini ve hukuki otoritesi. KDP-İ’nin kurucusu. Hukuki bilgisi ve toplumsal ağırlığıyla cumhuriyetin siyasi meşruiyetini inşa etti. Kentten ayrılmak yerine halkıyla kalmayı seçmesi sonradan Kürt siyasi belleğinde özel bir yer edindi. 1947’de idam edildi.
Mele Mistefa Barzanî
Askeri Komutan
Irak Kürdistanı’ndan Mahabad’a geçen Barzanî, pêşmerge kuvvetleriyle cumhuriyetin askeri omurgasını oluşturdu. Cumhuriyetin çöküşünden sonra kuvvetleriyle SSCB’ye sığındı. Irak Kürdistanı’nın sonraki on yıllarında belirleyici siyasi figür oldu.
Hemîn Mukriyanî
Şair ve Aydın
Cumhuriyet döneminin öne çıkan Kürt şairi. Kürtçe eğitim ve kültür politikalarının şekillenmesinde etkin rol oynadı. Eserleri Kürt edebiyatında yerini korumaktadır.
Sadr Qazî
Hükümet Üyesi
Qazî Mihemed’in kardeşi. Hükümetin idari işleyişinde görev aldı. Qazî Mihemed ile birlikte 1947’de idam edildi.
Seyfê Qazî
Savunma Kadrosu
Qazî ailesinden; cumhuriyetin savunma yapılanmasının parçasıydı. Qazî Mihemed ve Sadr Qazî ile aynı gün idam edildi.
Sovyet Komutanlığı
Dış Aktör
Sovyet kuvvetlerinin varlığı cumhuriyetin kurulmasına zemin hazırladı. Ancak Sovyetlerin İran’dan çekilmesi cumhuriyeti savunmasız bıraktı. Bu durum, dış büyük güç desteğine dayalı stratejinin taşıdığı riskleri somut biçimde ortaya koydu.

Yapısal Analiz

Güçlü yönler · zayıflıklar · uluslararası bağlam · miras

GÜÇLÜ YÖNLER

  • Seçilmiş liderlik ve işlevli devlet kurumları
  • Kürtçe eğitim, basın ve resmi dil uygulaması
  • Pêşmerge kuvvetleriyle oluşturulan askeri kapasite
  • KDP-İ çatısında örgütlü siyasi taban
  • Azerbaycan Demokrat Cumhuriyeti ile ittifak

YAPISAL ZAYIFLIKLAR

  • Sovyet desteğine bağımlı kuruluş stratejisi
  • Dar coğrafya ve sınırlı ekonomik taban
  • Kabileler arası otorite çatışmaları
  • Uluslararası tanınırlık ve diplomatik destek yokluğu
  • İran merkezi ordusu karşısında savunma yetersizliği

ULUSLARARASI BAĞLAM

  • Soğuk Savaş’ın açılış döneminde İran üzerindeki ABD–SSCB rekabeti
  • ABD ve İngiltere’nin Sovyet çekilmesi için baskı uygulaması
  • İran’ın petrol imtiyazı vaadiyle Sovyetleri çekmesi
  • BM’nin kuruluş aşamasında Kürt meselesine ilgisizliği
  • İngiltere’nin İran’daki çıkarları ve Sovyet karşıtı tutumu

TARİHSEL MİRAS

  • KDP-İ’nin örgütsel sürekliliği
  • Pêşmerge kavramının Kürt siyasi diline kalıcı girişi
  • Modern Kürt devlet talebinin somut tarihsel referansı
  • Büyük güç bağımlılığına karşı özerk strateji tartışmasının çıkış noktası
  • Qazî Mihemed’in Rojhilat siyasetinde kurucu figür olarak konumlanması

Kalıcı Etki ve Tarihsel Önemi

Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti, 20. yüzyılda kurulan ve işlevsel kurumlarla yönetilen ilk Kürt cumhuriyeti olarak tarihsel kayıtlara geçmiştir. Önceki dönemlerde Baban, Botan ve Soran gibi Kürt emirlikleri var olmuştu; ancak bunlar imparatorluk çatıları altındaki özerk yapılardı. Mahabad ise uluslararası siyasi gündemin tam ortasında, bağımsız bir cumhuriyet olarak kuruldu. Bu, Kürt siyasi taleplerinin tarihsel zemine oturtulmasında belirleyici bir referans noktası oluşturdu.

KDP-İ, cumhuriyetin çöküşünden sonra da örgütsel varlığını sürdürerek Rojhilat Kürt siyasetinin temel partisi olmaya devam etti. Qazî Mihemed’in idamı ve pêşmerge kavramının bu dönemde şekillenmesi, sonraki Kürt siyasi hareketleri üzerinde kalıcı bir etki bıraktı.

Büyük güç desteğinin stratejik güvenilmezliğine ilişkin 1946 deneyimi, 1991, 2003 ve 2017 sonrası gelişmeler ekseninde Kürt siyasi tartışmalarında tekrar tekrar gündeme geldi.

Rojhilat · İran Kürdistanı Siyasi Tarihi Serisi · Wikimedia Commons görselleri kamu malıdır (Public Domain)

Arka Plan

II. Dünya Savaşı yıllarında İngiltere ve Sovyetler Birliği, İran’ı işgal ederek ülkeyi etki alanlarına böldü. Sovyet bölgesinde kalan Kürt bölgelerinde İran merkezi yönetiminin otoritesi fiilen sona erdi. Bu ortamda Mahabad’da faaliyet gösteren Komelê Jiyaneweyî Kurd (Kürdistan Yaşam Cemiyeti), 1945’te Partiya Demokrata Kurdistana Îranê’ye (KDP-İ) dönüştü. Dini ve hukuki otorite sahibi Qazî Mihemed, partinin genel başkanlığına getirildi.

Kuruluş

22 Ocak 1946’da Mahabad’ın Çwar Çira Meydanı’nda Kürdistan Cumhuriyeti ilan edildi. Qazî Mihemed cumhurbaşkanı seçildi. Kürtçe, Farsça’nın yanında resmi dil ilan edildi; okullarda Kürtçe eğitime başlandı. Kürtçe gazete Kurdistan yayın hayatını sürdürdü. Bakanlar kurulu oluşturuldu ve düzenli bir ordu kurulmasına girişildi. Irak Kürdistanı’ndan gelen Mele Mistefa Barzanî komutasındaki yaklaşık 3.000 pêşmerge, cumhuriyetin silahlı gücünün önemli bölümünü oluşturdu. Aynı dönemde Azerbaycan’da Sovyet desteğiyle kurulan Azerbaycan Demokrat Cumhuriyeti ile ittifak tesis edildi; ancak Kürtler bu ilişkide küçük ortak konumundaydı.

Çöküş

Cumhuriyetin ömrünü belirleyen etken dış dinamiklerdi. ABD ve İngiltere’nin baskısı ve İran’ın Sovyetlere petrol imtiyazı teklif etmesi üzerine Sovyet kuvvetleri 1946 baharında İran’dan çekildi. Sovyet koruması ortadan kalkınca İran ordusu harekete geçti. Aralık 1946’da İran kuvvetleri önce Tebriz’i, ardından Mahabad’ı ele geçirdi. Yerel Kürt güçlerinin büyük kısmı direniş yerine müzakereyi tercih etti. Qazî Mihemed, olası bir silahlı direnişin sivil halk üzerinde yaratacağı sonuçlardan kaçınmak için kentte kalarak tutuklandı. Mele Mistefa Barzanî ise kuvvetleriyle Sovyetler Birliği’ne geçti. 31 Mart 1947’de Qazî Mihemed, kardeşi Sadr Qazî ve kuzeni Seyfê Qazî, cumhuriyetin ilan edildiği Çwar Çira Meydanı’nda idam edildi.

Miras

Cumhuriyetin çöküşünün ardından İran yönetimi Kürtçe eğitimi yasakladı ve Kürtçe yayın faaliyetlerini durdurdu. KDP-İ yasadışı ilan edilmesine karşın faaliyetlerini sürdürdü ve Rojhilat Kürt siyasetinin temel örgütü olmayı devam ettirdi. Mahabad deneyimi, Kürt siyasi düşüncesinde kalıcı izler bıraktı. Büyük güç desteğinin stratejik güvenilmezliğine ilişkin bu tarihsel ders, 1991, 2003 ve 2017 sonrasındaki gelişmeler bağlamında Kürt siyasi tartışmalarında defalarca gündeme geldi. Önceki dönemlerde Baban, Botan ve Soran gibi Kürt emirlikleri var olmuştu; ancak bunlar imparatorluk çatıları altındaki özerk yapılardı. Mahabad ise uluslararası siyasi gündemin tam ortasında, bağımsız bir cumhuriyet olarak kuruldu ve bu niteliğiyle modern Kürt siyasi tarihinde ayrı bir yere sahiptir.

Not: Haberin içerisindeki infografi yapay zeka aracı Claude yardımıyla oluşturulmuştur.

Foto kaynak: Wikimedia Commons

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.