Almanya’da şüpheli mülteci intiharları: Kamplar yeterince güvenli mi?

Hogir Alay ve Gökhan Kumak, Almanya’da kaldıkları mülteci kamplarında ağaca asılı halde bulundular. Alay ve Kumak, son yıllarda Almanya’daki kamplarda intihar ettiği söylenen Kürt mültecilerden sadece ikisi. 2023 ve 2024 yılında gerçekleşen bu iki intihar olayı mültecilerin kaldıkları kampların ne kadar güvenli olduğu sorusunu akla getiriyor. Aileler adalet bekliyor.

Almanya’da bir mülteci kampı, Foto: planet-wissen.de

Hogir Alay ve Gökhan Kumak son yıllarda Almanya’da mülteci kamplarında hayatını kaybeden iki Kürt mültecilerden sadece iki tanesi. Hogir, Mardin’den 2022 yılında, Gökhan ise Şırnak’tan 2023 yılında Almanya’ya gitti ve iltica etti. Siyasi baskılardan ya da daha iyi bir yaşam kurmak amacıyla çıktıkları bu yolda, uzun bir süre kaçak bir şekilde Almanya’ya ulaşmaya çalıştılar. Bu sürenin sonunda vardıkları kamplarda zorlu günler yaşadılar. Bir süre sonra da cesetleri, bulundukları mülteci kamplarının içindeki ağaçlara asılı olarak bulundu. Alay’ın cesedi, 24 gün sonra kaldığı kampın bahçesindeki ağaçlıklı alanda bulundu.

Alman yetkililer, hem Alay’ın hem de Kumak’ın intihar ettiğini açıkladı. Ancak ailelerine göre çocuklarının intihar etmesi için bir sebep yoktu. Aradan geçen zamana rağmen çocuklarının ölümlerinin sebepleri araştırılsın istiyorlar. Almanya’daki ilgili kurum ve kişilerin ihmalkarlıkları olduğunu iddia ediyorlar.

Almanya’da mülteciler neden intihar ediyor?

Basına ve kamuoyuna yansıyan verilere göre 2023’ten bu yana Almanya’da onlarca Kürt mülteci hayatına son verdi. 17 yaşındaki Kobanîli Mustafa Baki, Duhoklu Mehvan Muhammed Süleyman, Berlin’de bir psikiyatri kurumundaki 28 yaşındaki Fethullah Aslan ve Erfurt’taki Mustafa Polat bu listenin sadece birkaç ismi.

Mülteci danışma merkezi Pena-Ger’in verilerine göre, sadece 2024 yılında Sachsen eyaletinde 32 intihar girişimi yaşandı. Ancak Pena-Ger’e göre, etnik köken kaydı tutulmadığı ve birçok vaka ‘belgelenmediği’ için gerçek rakamlar bunun çok daha üzerinde.

1993–2018 arasında ise Almanya’daki mülteci kamplarında 288 intihar olayı belgelendi. Günümüzde yılda yaklaşık 30 intihar ve 400 girişiminin olduğu kaydediliyor.

Asma, yüksekten atlama veya aşırı doz almak

Mülteciler en çok kaldıkları kamplarda veya kampların çevresinde, iltica süreci devam ederken ya da sınır dışı edilme tehdidi altında intihar ediyor. En sık kendisini ağaca asmak, yüksekten atlamak veya aşırı doz almak şeklinde gerçekleşiyor.

Gökhan Kumak ve Hogir Alay’ın da kendilerini asarak intihar ettikleri açıklandı.

Hogir Alay’ın cesedi 24 gün sonra bulundu

Hogir Alay, 11 Ekim 2023’te hayatını kaybetti. Cesedi, 4 Kasım tarihinde kaldığı AfA-Kusel mülteci kampında kalan başka biri tarafından bulundu. Yani Alay’ın cesedi 24 gün sonra ortaya çıktı. Soruşturma dosyasında belirtildiği kadarıyla, cesedin bulunduğu yer kampın içindeki spor salonunun hemen arkasındaki ağaçlıklı alan.

Alay, 11 Ekim tarihinde babasını birkaç kez olmak üzere, abisini ve abisinin eşini telefonla arıyor ama onlara ulaşamıyor. Aynı gün akşam üzeri saat 18.00 gibi gerçekleşen bu girişimden sonra, Hogir’ın telefonuna ailesi bir daha ulaşamıyor.

Şiyar Alay’ın mail aracılığıyla yetkililerle yazışmasını gösteren ekran kayıtları

Ailenin iddiasına göre çocuklarından haber alamadıkları sonraki günlerde, Avusturya’da mülteci olarak kalan diğer çocukları Şiyar Alay aracılığıyla, Hogir’ın kaldığı mülteci kampına bir mail yazdı. Şiyar Alay’a cevaben yazılan 25 Ekim tarihli resmi e-mailde, polisin Hogir ile hiçbir şekilde iletişim kuramadığı ve Sosyal Hizmetler (Sozialdienst) üzerinden yapılan denemelerin sonuçsuz kaldığı açıkça ifade edildi.

Alay’ın ölümü ile ilgili olarak hazırlanan dosyada, kampın güvenlik görevlilerinin aktardığına göre, Alay’ın son giriş-çıkış kaydı kimlik kartı taramasının 11 Ekim 2023 saat 16:27’te yapılmış. O saatte tesise girdiği belirtiliyor. 17 Ekim 2023 tarihinde devriyeler arasında konaklama tesisinde bulunamadığı için kayıp olarak bildirildiği ifade ediliyor.

Kaiserslautern Polis Teşkilatı’nın Resmi Soruşturma Evrakı

Alay’ın kardeşi Rêber Alay Niha+’a, “4 Kasım’da kamptan bize haber geldi. Gördük ve hayatını kaybetmiş dediler. Göğsünde AK-47 dövmesi olduğu için onun olduğunu anlamışlar. Onun göğsünde bir dövme vardı” dedi.

Soruşturma ve otopsi raporlarında cesedin uzun süre dışarıda kalmış olmasından dolayı tanınamaz hale geldiği, kimliğinin tespit edilemediği ve ancak göğsündeki dövme sayesinde kimlik tespitinin mümkün olduğu ifade ediliyor.

Hogir Alay’ın ölüm haberi, Türkiye’nin Mainz Başkonsolosluğuna resmi olarak 6 Kasım 2023 günü saat 11:52’de polis tarafından iletiliyor.

Hogir Alay, mülteci olarak Almanya’ya gitmeden önce

Rêber Alay bu duruma isyan ediyor:

“Ayakları yere değiyor. Fotoğrafları var. Ayrıca cesedi çok fazla hırpalanmış. Çürümüş. 24 gün asılı kalmış olmalı. Eğer kampta ve görünen bir yerde ise, bu çocuk 24 gün nasıl asılı kalmış olmalı? Binlerce insan kalıyor o kampta. Bu süre zarfında kamp yetkilileri bu çocuğun kayıp olduğunu sormamış. Öldüğü belli olduktan sonra polise haber vermişler.

Dikkat çekici bir şey var, ölenlerin hepsinin kendisini astığı söyleniyor. İntihar eden insanlar başka bir yöntem denemiyorlar mı? Bu bir soru işareti. Hepsinin de kalp yetmezliğinden öldüğü teşhisi konuyor. Hogir’ın da aynı şekilde öldüğü söylenmiş. Hogır’ın çok içki içtiği, kanında iki promil alkol olduğu yazılmış. Hogır kendisini asmadan önce aslında baygınlık geçiriyor, boğulmadan değil de kalp yetmezliğinden öldüğü iddia ediliyor.”

Hogir Alay, Almanya’daki mülteci kampındayken

Kaçak yollarla gitti

Hogir Alay, öldüğü tarihten bir buçuk yıl önce, yani 2022 yılında Mardin’den Almanya’ya kaçak yollarla gitti. Ailesinin anlatımına göre, Hogir Mardin’de iken Kobanî için yapılan eylemlere katıldı ve bundan dolayı soruşturmaya uğradı. Hem bu soruşturma hem de zorunlu askerliği ret ettiğinden dolayı yaşadığı sıkıntılar karşısında, eşi ile birlikte Almanya’ya gitmeye karar verdi.

Hogir ölümünden önce defalarca kötü yaşam koşulları, ayrımcılık ve güvenlik personeli ile sosyal hizmet görevlilerinin uyguladığı şiddet hakkında şikayette bulunduğu ancak bu şikayetlerin ilgili yerlere iletilmediği iddia ediliyor.

Hogir Alay’ın resmi ölüm tarihini gösteren soruşturma belgesi

Abisi Rêber Alay, kardeşinin kamp yetkilileriyle sorun yaşadığını doğruladı: “Hogir bir gün, herkesin ortasında, ‘burada öldürülürsem ya onlar beni öldürmüştür ya da ben güvenlikçiyi öldüreceğim’ diyor. Anlaşamıyorlar.”

Hogir Alay’ın ölümünden sonra adalet arayışını sürdürmek için kurulan Hogir Alay İnisiyatifi’nin konuyla ilgili hazırladığı raporda, Alay’ın kampta kaldığı süre boyunca sürekli oda değişikliklerinden ve üzerindeki psikolojik baskıdan şikayetçi olduğu belirtiliyor. Güvenlik personelinin kendisine yönelik sistematik taciz ve fiziksel saldırılarda bulunduğu iddia ediliyor.

Hogir Alay’ın telefonundan alınan son konum bilgisi

“Kurumun itibarını koruma” gerekçesiyle şikayetleri iletilmemiş

Alay’ın bu şikayetlerini yönetim birimine iletmek istediği, ancak kamptaki tercümanların “kurumun itibarını koruma” gerekçesiyle bu ifadeleri çevirmeyi reddettiği iddiası dosyada yer alıyor.

Soruşturma dosyasında Hogir Alay’ın geçmişine dair yer alan adli kayıtlar ve özel hayatındaki çalkantılar, yetkililer tarafından ‘intiharı tetikleyen psikolojik faktörler’ olarak dosyaya eklenmiş durumda. Ancak mülteci hakları savunucuları ve aileye göre, bireyin içinde bulunduğu kişisel krizler, kamp yönetiminin üzerindeki ‘yaşam hakkını koruma’ sorumluluğunu hafifletmiyor; aksine, risk altındaki bir bireye yönelik denetim ve koruma yükümlülüğünü daha da artırıyor.

Almanya’da dosya hızlıca kapatılıyor

Hogir Alay’ın Almanya’da otopsisi yaptığı, soruşturma dosyasına yansıyan bilgilere göre anlaşılıyor.

Otopsi, 9 Kasım 2023 tarihinde Homburg’daki Saarland Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü’nde yapılmış. Ailenin otopsisi yapılmadığı yönündeki iddialarına Kaiserslautern Başsavcısı, 2025 tarihli yazısında, bu iddianın gerçeği yansıtmadığını belirterek, kapsamlı otopsi ve toksikoloji raporlarının dosyada mevcut olduğunu vurguluyor.

Buna rağmen aile Türkiye’de de bir otopsinin yapılmasını talep ediyor:

“Türkiye geldikten sonra önce bir şey düşünmedik. Sonra biraz düşününce, topraktan çıkardık. Otopsisini yaptırdık. Otopsiye göre, ön dişlerinin düştüğü söyleniyor. Bir kemiği kırılmış, kalbi ve kimi organlarının bazıları bozulmuş, bazıları yok. Türkiye’deki Adli Tıp Kurumu üst kurulu kesin sonucu verecek deniyor. Bir buçuk yıl sonra, otopsiden sonra, Almanya kendi otopsisini buradaki savcıya gönderdi. Buradaki yetkililer ne diyor şimdi? Almanya ve kendi otopsimizi yan yana koyacağız. Bakalım ne çıkacak ortaya. En sonunda, onlar da Almanya’daki otopsi gibi yaptılar kendi otopsi raporlarını. Onlar da Hogir’ın kendisini astığını söylüyorlar artık” diyor Rêber Alay.

İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun Hogir Alay ile ilgili ön otopsi raporundan

Babası Abdülvahap Alay Kızıltepe Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla Almanya’daki kurumlar nezdinde suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, çocuklarının intihar etme ihtimalinin bulunmadığını ve cinayete kurban gitmiş olabileceğini iddia ediyor.

Bu başvuruya rağmen, Zweibrücken Başsavcılığı, Hogir’ın kendi canına kastettiğini belirterek, başkasının etkisinde kalarak intihar etmediğini, içsel sorunlarından dolayı intihar ettiğini iddia etti. Ayrıca başka birileri tarafından öldürülme ihtimaline dair bir bilgi ve bulgunun bulunmadığını kaydetti ve yürüttüğü soruşturmayı suç teşkil eden bir durum saptanmadığı gerekçesiyle kapattı.

Söz konusu soruşturma dosyasında, Alay’ın güvenlik personeliyle geçmişte yaşadığı sürtüşmelerin ölüm olayıyla doğrudan bir bağlantısının kurulamadığı belirtiliyor. Alman savcılığı, Hogir Alay’ın 4 Ağustos 2023 tarihli ifadesinde bizzat “güvenlik personeliyle barıştığını” beyan etmesini, kamp içi çatışmaların intihar kararıyla bir bağı olmadığına delil olarak gösteriyor.

Rêber Alay’ın verdiği bilgiye göre, kardeşinin bazı özel eşyaları ve telefonu henüz kendilerine teslim edilmedi.

Türkiye’de açılan soruşturma ise devam ediyor.

Kumak: Beni öldürecekler

Gökhan Kumak, Hogir Alay gibi Almanya’da yaşadığı kampta intihar etti.

Kumak, Ocak 2023’te kaçak yollarla Almanya’ya gitti. 34 yaşındaydı. Uzun yol şoförüydü. İran ve Irak’a yük götürüp getiriyordu. Ailesinin anlatımına göre, “bir mesleğim yok, gelecek göremiyorum, Almanya’ya gideyim de belki oturum alırım ve kendime iyi bir hayat kurarım” diyerek Almanya’ya gitmeye karar verdi.

İlk 8 ay mültecilerin kabul edildiği ilk kampta kalan Kumak, daha sonra heim denilen ve kalıcı olarak kalacağı bir kampa yollandı. 6 ay da burada kalan Kumak, bu süre zarfında ailesine sürekli telefon açarak, kendisinin öldürüleceğini iddia etti.

Ailesi bu durumdan dolayı çocuklarının psikolojisinin çok bozulduğunu belirtiyor. Abisi Eser Kumak niha+’a anlattı:

“Ölmeden önce babamı aradı. ‘Alman polisinin başıma bir bela getirmesinden korkuyorum. Beni öldürecekler, beni yakacaklar’ diyor. Heimde başına bir şey gelmiş, onu bilmiyorum. Kampta çok eziyet çekmiş. Alman polisinin Afganları ona musallat ettiğini söylemiş.”

Gökhan Kumak, hayatını kaybetmeden önce, babasını arıyor ve psikolojisini bozduklarını, çok cidd bir mesele olduğunu ve kendisini kurtarmalarını istiyor.

Gökhan 2 Nisan 2024 tarihinde hayatını kaybetti. Ancak ailesi 9 Nisan’da haberdar oldu:

“Bir gün haber alamadık. Bir arkadaşı vardı. Telefon açtım ona, kardeşime ulaşamadığımızı söyledim. Gökhan’ı görmüyor musun dedim. ‘Beni aramayın’ dedi, ‘Gökhan nerede bilmiyorum’ dedi. Yanında başka biri daha vardı. O dedi ki, ‘onlara de polisler geldi Gökhan’ı götürdü ve Gökhan öldü’ de diye sesi geldi bana. Diğer çocuk ‘Beni karıştırma, beni karıştırma, beni arama dedi’ ve o günden sonra beni engelledi. Afgan bir çocuktu. Ancak Türkiye’den bir numara kullanıyordu.”

Gökhan Kumak

Almanya’dan resmi makamların kendilerine ulaşmadığını belirtti Eser Kumak.

Gökhan Kumak’ın cenazesi de Hogir Alay’ın cenazesi gibi ormanda bir ağaca asılı olarak görüldü. 14 Nisan 2024’te de Türkiye’ye gönderildi. Yapılan otopside, kalp krizi geçirdiği yazıldı. Ancak aile bu tespite inanmıyor. Yaşadıkları ağır durumdan kaynaklı Türkiye’de de otopsi yapılmasını istemeyi düşünemediklerini belirtiyor Eser Kumak.

Aile, Gökhan Kumak ile ilgili Türkiye’de herhangi bir soruşturma açılmadı bilgisini verdi.

Almanya’dan birileri aileyi arıyor: AİHM’e gitmeyin

18 Nisan 2026 tarihinde kendisini Ute Classen diye tanıtan ve Bad Wildungen şehrinde sosyal hizmet yetkilisi olduğunu belirten birisi, Almanya’dan aileye WhatsApp üzerinden sesli mesajlar gönderdi. Söz konusu kişi, Almanca olarak gönderdiği ses kaydında Gökhan’ın psikolojik sıkıntılarının olduğunu, herkesin ona yardımcı olmaya çalıştığını ancak buna rağmen intihar ettiğini belirtiyor. Ses kaydında ayrıca, “Avrupa Mahkemesi’ne başvurmanızı tavsiye etmem, çünkü burada, Bad Wildungen’de bunu haklı çıkaracak hiçbir şey yaşanmadı” diyor.

Gökhan Kumak

Pena-Ger: Mültecilerin intihar girişimleri kayıt altına alınmıyor

Pena-Ger, Almanya genelinde mülteciler için çevrimiçi danışmanlık hizmeti veren kâr gütmeyen bir sivil toplum kuruluşu. Gökhan Kumak ve Hogir Alay dosyaları ile ilgilenen kuruluş, her iki dosyanın da hukuki sürecini yeniden başlatmanın hazırlığını yapıyor.

Pena-Ger’e göre son yıllarda Almanya’da Kürt mülteciler arasında meydana gelen ve çoğunlukla intihar olarak değerlendirilen bir dizi ölüm vakası biliniyor. Ancak söz konusu kuruluşa göre, bu gruba özel kesin bir istatistiksel kayıt bulunmuyor ve bu veri eksikliğinin Almanya’da genel olarak mülteciler arasındaki intiharlar veya intihar girişimlerinin sistematik biçimde kayıt altına alınmadığına dair daha temel bir soruna işaret ettiğini savunuyor.

Almanya’nın Rheinland-Pfalz eyaletinde bulunan Kızıl Haç’ın bir parçası olarak görev yapan DRK Rheinland-Pfalz’a göre, bu vakaların büyük bir kısmı yapısal sorunların sonucu olarak tanınmadığı veya belgelenmediği için görünmez kalıyor. Bu görünmezlik, siyasi karar vericilerin mültecilerin yeterli psikososyal destek ihtiyacını yeterince ciddiye almamasına yol alıyor ve bu durum ciddi sonuçlar doğuruyor. Söz konusu kuruluş, buna rağmen, tekil vakalar ve medya ile sivil toplum raporları üzerinden yapısal örüntüler tespit ediliyor.

“Kürt mültecilerin sorunları görünmez kalıyor”

Pena-Ger başka bir hususa da dikkat çekiyor: Ne Almanya Federal İstatistik Dairesi ne de Federal Göç ve Mülteciler Dairesi etnik kökene göre ayrım yapmıyor. Bu nedenle özellikle Kürt mültecilerin yaşadığı özgül sorunlar istatistiksel olarak görünmez kalıyor. Özellikle toplu barınma merkezleri, sınır dışı gözaltı ve benzeri kısıtlayıcı koşullar psikolojik sağlığı olumsuz etkiliyor. İzolasyon, mahremiyet eksikliği ve sürekli sınır dışı edilme korkusu mevcut krizleri derinleştiriyor ve intihar düşüncelerini arttırıyor. Aynı zamanda mültecilerin psikolojik sorunları kamuoyunda sıklıkla güvenlik perspektifiyle çarpıtılıyor.

Pena-Ger yaşanan intihar vakaları ve girişimlerinin nedenlerinin yapısal olduğunu düşünüyor. Yetersiz psikolojik destek, şikayetlerin iletilmemesi, yetersiz koruma mekanizmaları ve personel yetersizliğinin yanı sıra ayrıca kabul sistemi içindeki yaşam koşullarının yeniden travmatizasyona yol açtığı belirtiliyor.

Uzun iltica süreçleri, toplu barınma, mahremiyet eksikliği ve sürekli belirsizlik mevcut travmaları derinleştiriyor. Sağlık hizmetlerine erişimdeki hukuki durumun da kritik bir faktör olduğu düşünülüyor. Asylbewerberleistungsgesetz’in (AsylbLG), özellikle psikoterapiye erişimi ciddi biçimde kısıtladığı belirtiliyor. İlk 36 ayda yalnızca akut hastalıklar tedavi ediliyor. Bu da birçok mültecinin gerekli tedaviye ulaşamamasına yol açıyor.

Pena-Ger’den Beybûn Şeker, kurum olarak aktif destek sunmaya çalıştıklarını belirtiyor: “Her gün intihar düşünceleri yaşayan ya da destek olmadan derin bir çaresizlik içinde yaşayan insanlarla karşılaşıyoruz. Almanya’da mültecilerin ruh sağlığı genellikle yalnızca sansasyonel olaylardan sonra kısa süreliğine gündeme geliyor. Milyonlarca mülteci genelleştirilerek tehdit olarak gösteriliyor, oysa çözüm bu değil.”

Almanya’da Kürt Mülteci İntiharları ve Şüpheli Ölümler
Mülteci BilgileriYer / ŞehirÖlüm Nedeni ve Şüpheler
Fethullah Aslan (28)25 Kasım 2024BerlinPsikiyatri kurumunda gözetim altındayken hayatını kaybetti; resmi kayıt: “İntihar”.
Abdulkerim Şaman (22)28 Haziran 2024KetschSınır dışı edilmeye direndiği için hapiste tutuldu; serbest kalınca yaşamına son verdi.
Ramadan M. Bîrhat (27)21 Mayıs 2024Heilbronn8 yıl oturum alamadı; ailesinin yanına dönme prosedürü aşamayınca hastanede intihar etti.
Mehmet Sait Polat25 Nisan 2024ErfurtDiyarbakır’dan gelen 7 çocuk babası; kamptaki 9. ayında yaşamına son verdi.
Gökhan Kumak (34)2 Nisan 2024Bad WildungenAsılı bulundu; otopsiye “kalp krizi” yazıldı. Öncesinde “Beni öldürecekler” demişti.
Faruk Örnek (21)8 Aralık 2023BalingenBalingen mülteci kampında maruz kaldığı baskılar nedeniyle yaşamına son verdi.
Hogir Alay (25)4 Kasım 2023Kusel24 gün sonra kampın içinde asılı bulundu. Şikayetleri tercümanlarca engellendi.
İslam İşçi31 Ağustos 2023HeidelbergKaybolduktan 3 gün sonra bir gölette ölü bulundu; intihar ettiği ileri sürüldü.
İrfan Koçer3 Temmuz 2023Nersingenİltica kuralları gereği çocuğuyla ayrı bir kampta kalınca psikolojik çöküşle intihar etti.
Mustafa Baki (17)26 Haziran 2023GiessenKobanîli genç mülteci, kaldığı Giessen kampında yaşamına son verdi.
Mehvan M. Süleyman (34)15 Temmuz 2022GiessenSınır dışı kararına karşı geri gönderilmemek amacıyla intihar etti.
İsmet Aslan (25)24 Eylül 2000DaunKampın yanındaki hurdalıkta asılı bulundu; cesedi 3 gün sonra fark edildi.
Ali Güzel (35)Ocak 2000SingenAğır mültecilik ve kamp koşullarına dayanamayarak intihar etti.
Şahin ÇobanŞubat 2000Böblingenİltica talebinin reddi ve sınır dışı kararına karşı kendini yakarak yaşamına son verdi.
Murat İşlek30 Ocak 2000AlmanyaCizreli mülteci; talebinin “samimi” bulunmaması ve sınır dışı baskısıyla intihar etti.
Sultan Doğan (21)18 Şubat 2000Woldsuhtİzolasyon ve ailesine verilen sınır dışı kararı sonrası yaşamına son verdi.
Fuat OrakŞubat 2000Nusaybin (TR)Sınır dışı edilip Türkiye’de işkence gördükten sonra evinde intihar etti.
Süleyman AksoyTemmuz 1999Ankara (TR)Sınır dışı edilip Türkiye’ye teslim edildikten sonra askerde şüpheli şekilde öldü.
Muhammed Ali28 Temmuz 1999RegensburgYabancılar Dairesi’nden ret alınca polisin tepkisi üzerine bir aracın önüne atladı.
Enver Bulut (45)29 Ocak 1996Braunschweig10 çocuk babası; sınır dışı edilirse işkence göreceği korkusuyla yaşamına son verdi.
* Bu liste, sadece kimlik bilgileri doğrulanabilen sivil toplum kuruluşlarının açıkladığı ve medyadaki haberlerden elde edilen verilerden elde edilen 20 vakayı içermektedir.

Ferid Demirel

Ferid Demirel

Marmara Ünivesitesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Aynı okulda ve aynı bölümde yüksek lisans yapıyor. Birgün, Dicle Haber Ajansı (DİHA), Dem TV, Rûdaw TV ve Sputnik Kurdistan ve bianet'te muhabir, editör, haber müdürü ve şef editör olarak çalıştı. "Haber Analizi ve Arşiv İncelemeleriyle: Türkiye'de 9 Gazete" kitabına katkıda bulundu. "Çîrokên Şêwra Ermenan" (Cervantes Yayınları) ve "Guldesteyek ji Baxê Rewanê" (Sor Yayınları) adlı kitapları bulunuyor. 2023 Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülü (Kürtçe haber dalında) sahibi.

Yazarın Tüm Dosyaları →
Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.