“Barışın dili” ödülünde tartışmalı davet

Ari Barokas, Hrant Dink Ödülü sahnesinde

Kürt meselesinde kullanılan ayrımcı ve güvenlikçi dili yeniden ürettiği gerekçesiyle eleştirilen Ari Barokas, kriterleri arasında “barışın dilini kullanmak” bulunan Uluslararası Hrant Dink Ödülü töreninde sahne alacak. Konuyla ilgili niha+’ın sorularını yanıtlayan Hrant Dink Vakfı, Barokas’ın sözlerinden haberdar olduğunu belirtirken programda değişiklik yapılmayacağını açıkladı: “Sanat ve sanatçı özgürlüğünü çok kıymetli buluyoruz.”

*Ari Barokas (sol), Foto: sosyal medya

Uluslararası Hrant Dink Ödülü, Hrant Dink’in doğum günü olan 15 Eylül’de 18’inci kez sahiplerini bulacak. Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde yapılacak törenin duyurusunda, gecenin sunuculuğunu Şebnem Hassanisoughi’nin üstleneceği belirtilerek, Maral Ayvaz, Ari Barokas ve Sasa Serap’ın da müzikleriyle sahne alacağı aktarıldı.

Gecede sahne alacak isimlerden Ari Barokas, Duman grubunun bas gitaristi Ari Barokas, Ağustos 2026’daki bir konserde sahneden “Teröristler durduğu yerde, İmamoğlu çürüsün içeride” sözleriyle Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu kalmasına tepki gösterdi.

“Teröristler durduğu yerde…”

Barokas, Ağustos ayında İstanbul Müze Gazhane’de verdiği konserde, 2018 yılında yayımlanan “Gavurlar” isimli şarkısının sözlerini tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek vermek için değiştirerek şarkının orjinalinde yer alan; “Teröristler durduğu yerde / Profesörler çürüsün içerde” sözlerini, “Teröristler durduğu yerde / İmamoğlu çürüsün içeride” şeklinde değiştirdi.

5 Ağustos 2026 tarihindeki Müze Gazhane konserinden

Barokas’ın söz konusu sözleri, Türkiye’de Abdullah Öcalan ile devlet yetkilileri arasında devam eden sürece yönelik olduğu gerekçesiyle tepki çekti. Tepkilerin merkezinde, kullanılan “terörist” ifadesinin Kürtlere yönelik ayrımcı/güvenlikçi dili yeniden üretmek görüşü yer alıyor.

Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) 9 Ağustos tarihinde yaptığı bir açıklama ile Barokas’ın şarkının sözlerini bu şekilde telafuz etmesini eleştirdi.

Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı PKK’nin kendisini feshetme ve silahlı mücadelenin son bulması ile ilgili çağrısının ardından “savaş ve çatışmanın son erdiği, mücadele ve direnişte ise yeni bir dönemin başladığı” belirtilen açıklamada, “Derdi barış olmayanlar, derdi demokrasi olmayanlar, derdi Kürt sorununun çözümü olmayanlar, hatta Kürtlerin hiç umurlarında olmadığı kesimler kalkıp bu ‘Çerçeve Yasası’ üzerinden Kürt halkına saldırıyor, değerlerimize saldırıyor, dil uzatıyorlar. 50 yıldır savaşın ortasında bize ‘terörist’ dediler, bir gün bile barıştan söz etmediler. Görünen o ki içleri rahat etmemiş, işte bugün müzakere masasındayız, buna rağmen bize hâlâ ‘terörist’ diyorlar ve bunu sözde sanat yoluyla yapıyorlar. Müzik yoluyla yapıyorlar… Duman grubuna da sesleniyoruz: Siz ne zaman barış için tek bir kelime ettiniz? Ne zaman halkların hakları için bir şarkı yaptınız” denildi.

Barokas ödül töreninde sahne alacak

Bu gelişmeden kısa bir süre sonra Hrant Dink Vakfı, 18’inci Uluslararası Hrant Dink Ödülü töreninde sahne alacak sanatçılar arasında Barokas’ın da bulunduğunu duyurdu.

Vakıf, Uluslararası Hrant Dink Ödülü’nün “ayrımcılıktan, ırkçılıktan, şiddetten arınmış, daha özgür ve adil bir dünya” için çalışan kişilere verildiğini belirtiyor. Ödülün kriterleri arasında “barışın dilini kullanmak” da yer alıyor.

Hrant Dink Vakfı’nın 2026 ödül törenine ilişkin duyurusunda ödülün standartları şu şekilde:

“Ödül, ayrımcılıktan, ırkçılıktan, şiddetten arınmış, daha özgür ve adil bir dünya için çalışan, bu idealler uğruna bireysel risk alan, ezber bozan, barışın dilini kullanan, bunları yaparken insanlara mücadele etme yolunda ilham ve umut veren kişilere veriliyor.”

Ödül her yıl Türkiye’den ve Türkiye dışından iki kişi, kurum ya da gruba veriliyor. Tören sırasında hak mücadeleleriyle öne çıkan kişi ve inisiyatifler de “Işıklar” adı altında tanıtılıyor.

15 Eylül’deki törende “barışın dilini kullanan” kişi ve kurumlara verilen ödüller sahiplerini bulurken, aynı gecenin müzik programında yaklaşık bir ay önce kullandığı “teröristler” ifadesi nedeniyle eleştirilen Barokas da sahne alacak.

Hrant Dink Vakfı’na sorduk

Ödül töreni ile ilgili duyurunun ardından, Ari Barokas’ın ödül töreninin yapılacağı gecede sahne almasını Hrant Dink Vakfı’na sorduk. Açıklamada, “Vakıf niyet okuması yaparak insanları sözlerinden dolayı yargılama yetkisini kendisinde göremez. İfade özgürlüğünü savunan ve sansüre karşı olan bir kurum olarak böyle bir şey düşünülemez” denildi.

Vakıf, Barokas’ın konserde kullandığı “Teröristler durduğu yerde / İmamoğlu çürüsün içeride” sözlerinden ve bu sözlerin ardından gelen tepkilerden haberdar mı? Evet ise Barokas kullandığı dili ‘ayrıştırıcı’ bulmuyor mu?

Evet, haberdarız. Barokas’ın bu sözlerle İmamoğlu’nun tutukluluğuna dair bir eleştiri dile getirdiğini anlıyoruz. “Terörist” kelimesinden de bizler toplumu, toplumsal barışı tehdit edenleri, toplu cinayet işleyenleri anlıyoruz ve bunun kanıtlarını da günümüzde her ortamda görüyoruz. Hrant Dink cinayeti de bunun somut örneklerinden biri değil mi?

Uluslararası Hrant Dink Ödülü’nün kriterleri arasında yer alan “ayrımcılıktan, ırkçılıktan ve şiddetten arınmış bir dünya” ile “barışın dilini kullanmak” ilkeleri kapsamında Barokas’ın törende sahne alması Vakıf tarafından nasıl değerlendiriliyor?

Hrant Dink Vakfı ve Ödülü Hrant Dink’in bir cinayete kurban gitmesinin ardından, benzer cinayetler ve adaletsizlikler olmasın diye oluşturuldu. Uluslararası Hrant Dink Ödülü, her yıl Hrant Dink’in doğum günü olan 15 Eylül’de bir törenle veriliyor; bu yıl 18. defa sahiplerini bulacak. Ödül, her sene biri Türkiye’den, biri Türkiye dışından iki kişi, kurum ya da gruba veriliyor ve yıllardır bir arada yaşamı ve şiddetsizliği savunuyor. Ödül töreninde her sene pek çok sanatçı sahne alıyor. Ödülün ideallerini savunan tüm sanatçıların gönüllü olarak bu çabaya destek vermesini her zaman çok kıymetli buluyoruz.

Ari Barokas’ın 18’inci Uluslararası Hrant Dink Ödülü töreninde sahne almasına ne zaman karar verildi? Davet, Barokas’ın Müze Gazhane’deki konserinden önce mi, sonra mı yapıldı?

Ödül töreninin organizasyonu her yıl bir önceki törenin ardından şekillenir ve Ari Barokas bu törende iki parçayla yer almayı davetimiz üzerine kabul etti.

Barokas ile planlama yapılırken söz konusu şarkıda ifade ettiği şeylere ilişkin bir konuşma geçti mi? bu konuda görüşleri veya açıklaması alındı mı? Evet ise nedir? Cevabı Dink Vakfı’nın benimsediği ilkeler doğrultusunda mı?

Takdir edersiniz ki sözlerinden dolayı bir cinayete kurban gitmiş bir kişi adına kurulmuş bir vakıf, niyet okuması yaparak insanları sözlerinden dolayı yargılama yetkisini kendisinde göremez. İfade özgürlüğünü savunan ve sansüre karşı olan bir kurum olarak böyle bir şey düşünülemez.

Barokas’ın programdaki yerine ilişkin herhangi bir değişiklik gündemde mi?

Hayır. Sanat ve sanatçı özgürlüğünü çok kıymetli buluyoruz. Hedef gösterilmenin bedelini en yakından bilen bir kurum olarak, niyet okumalarla kişileri hedef göstermeyi doğru bulmuyoruz.

2026 Ödül Komitesi’nde kimler var?

Uluslararası Hrant Dink Ödülü’nün 2026 Ödül Komitesi Başkanlığı’nı akademisyen Ayşe Kadıoğlu yürütüyor.

Komitede Ali Alper Akyüz, Milena Büyüm, Delal Dink, Nayat Karaköse, Gülten Kaya, Çiğdem Mater, Olcay Özer, Deniz Ezgi Sürek, Zeynep Taşkın, Aylin Vartanyan ve Emma Sinclair-Webb yer alıyor.

Ödülün koordinatörlüğünü ise Zeynep Sungur yürütüyor.

Hrant Dink de nefret söyleminin hedefindeydi

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, Ermeni kimliği, geçmişle yüzleşme, demokratikleşme ve Türkiye-Ermenistan ilişkileri üzerine yaptığı çalışmalar nedeniyle milliyetçi çevrelerin hedefi haline geldi.

Dink, hakkında açılan davalar ve kamuoyunda yürütülen hedef göstermelerin ardından 19 Ocak 2007’de İstanbul Şişli’de bulunan Agos gazetesi önünde öldürüldü.

Dink’in öldürülmesinin ardından kurulan Hrant Dink Vakfı’nın çalışma alanları arasında ayrımcılık ve nefret söylemiyle mücadele de bulunuyor. Vakıf, medyada nefret söyleminin izlenmesi ve ayrımcı söylemlerin görünür kılınmasına yönelik çalışmalar yürütüyor.

1990’lara damga vuran Kürtçe müzik grupları

1991 Kürtçe üzerindeki yasak kısmen gevşetildi, bu tarihten itibaren İstanbul, özellikle Beyoğlu’ndaki Mezopotamya Kültür Merkezi kentli Kürt gençliğine yönelik yeni bir müzik üretiminin odağı oldu.

1990’lar, Kürtçe müziğin Türkiye’de bir dönüşüm yaşadığı dönem oldu. 1991’de Kürtçeye uygulanan yasağın kısmen kaldırılmasıyla birlikte İstanbul, Kürt kültürel üretiminin merkezi haline geldi. Mezopotamya Kültür Merkezi (NÇM/MKM) bünyesinde ve bağımsız olarak faaliyet gösteren çok sayıda grup, geleneksel Kürt halk müziğini çağdaş aranjmanlarla yeniden yorumladı. Aynı dönemde Avrupa’daki diaspora toplulukları, Koma Berxwedan gibi gruplar aracılığıyla bambaşka bir müzik siyaseti geliştiriyordu.

Türkiye’de Kürtçe üzerindeki yasak, 1980 askeri darbesiyle birlikte kamusal ve özel alanda çerçevesi genişletilerek uygulandı. 1991’de ise yasak kısmen gevşetildi. Bu tarihten itibaren İstanbul, özellikle Beyoğlu’ndaki Mezopotamya Kültür Merkezi (Navenda Çanda Mezopotamya, NÇM), kentli Kürt gençliğine yönelik yeni bir müzik üretiminin odağı oldu. Öte yandan Avrupa’da, özellikle Almanya, Belçika ve Hollanda’da, yerleşik diaspora toplulukları, Türkiye’ye kaçak yollarla sokulan kasetler üzerinden Kürtçe müziğin dolaşımını sürdürüyordu.

Zaman çizelgesi — 1990’larda Kürtçe müzik grupları
1973 1983 1988 1990 1993 1997–98 Koma Wetan Tiflis, SSCB 1973 — ilk Kürtçe rock grubu Baye Payizê (1989)Koma Berxwedan Almanya 1983 — diaspora, siyasi folkKoma Amed Ankara → İstanbul 1988 — folk-caz, NÇM Dergûş (1997)Koma Dengê Azadî İstanbul 1990 — funk-caz, rock Fedî (1998)NÇM grubu kümesi İstanbul, Beyoğlu 1991+ — Rewşen, Çiya, Rojhilat…Çar Newa Koma Amed’den 1990’lar sonu Sovyet / bağımsız Diaspora İstanbul bağımsız NÇM kümesi Albüm yayını
Mobil görünümde çizelge yatay kaydırılabilir.

1980’lerden 1990’lara uzanan köklü yapılar

Koma Berxwedan

Kürt müzik tarihinin en önemli gruplarından biri. 1983’te Almanya’da, Kürt kültür ve sanatçı örgütü Hunerkom çatısı altında kuruldu; bu yapı 1994’te Kürt Kültür ve Sanat Akademisi adını aldı. Grubun üyeleri değişken bir yapıya sahip, “açık grup” niteliğindeydi.

Fransa, Almanya ve Hollanda’daki Kürt kültür merkezlerine yayılan grubu; geleneksel Kürt halk müziğinin en kapsamlı araştırma ve koruma çalışmalarını gerçekleştirdi. 1990’larda çıkardığı albümler Türkiye’ye kaçak yollarla sokuldu ve sınır ötesinden taşınan kasetler aracılığıyla geniş kitlelere ulaştı. 2019 yılında dağılan grup, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklama ile tekrardan çalışmalarına başlayacağını duyurdu.

Kuruluş: 1983, Almanya

Seçili Albümler: Dilan (1985), Botan (1987), Newroz (1989), Amed (1991)

Faaliyet Alanı: Almanya, Fransa, Hollanda; Türkiye’de yasaklı

Öne Çıkan Şarkılar: Lê Amedê, Oy Kurdistan, Herne Pêş, Newroz

Koma Dengê Azadî

1990 yılında İstanbul’da kurulan, Hakan Ener önderliğindeki bu grup, 1990’ların en popüler ve uzun soluklu Kürtçe müzik topluluklarından biri oldu. Kentli Kürt gençliğine hitap eden özgün bir ses yarattı: geleneksel halk müziğini funk, funk-caz ve rock’n roll ile harmanlayan bu tarz, dönem için tamamen yeniydi. Bağlama, duduk ve mey gibi doğu çalgılarını gitar ve trompet ile bir araya getirdi.

“Bella Ciao”nun Kürtçeye çevrilmiş versiyonunu repertuarına katan grup, dört albümünün tamamı bir dönem devlet tarafından yasaklandı. Yasaklara karşın yüz binlerce kopya satıldı. Almanya, Belçika, Hollanda ve Birleşik Krallık’ta yoğun konser faaliyeti sürdürdü.

“Selîmo”, “Hat karwanê Helebê”, “Lo şivano”, “Roj roja me ye” gibi şarkılar kültürel ikon statüsüne ulaştı ve günümüze dek sayısız kez yorumlandı. Son dönemlerde “Çavên me sondxwarîne” şarkıları çok popüler oldu.

Kuruluş: 1990, İstanbul

Albümler: Hêvî (1991), Em Azadîxwaz in (1993), Welatê min/Roj wê bê (1995), Fedî (1998)

Müzik Stili: Funk-caz, rock’n’roll, folk

Yayıncı: Ses Plak

Coğrafi harita — müzik merkezleri ve kaset dolaşımı
Karadeniz Akdeniz Almanya Koma Berxwedan Tiflis (SSCB) Koma Wetan İstanbul NÇM · Koma Amed Dengê Azadî · Rewşen… Hollanda Belçika Ankara Koma Amed (1988) Amed (Diyarbakır) Güzergahlar Almanya → İstanbul (kaçak kaset) Tiflis → Türkiye (müzik etkisi) İstanbul → diasporaCoğrafi merkezler ve kaset dolaşımı
Sınırlar şematik amaçlıdır; siyasi sınırları temsil etmez.

Mezopotamya Kültür Merkezi bağlantılı gruplar

MKM / NÇM HAKKINDA

Navenda Çanda Mezopotamya (NÇM), 1991’de Kürtçeye uygulanan yasağın gevşetilmesinin ardından İstanbul Beyoğlu’nda kuruldu. Kürt kültürel üretiminin merkezine dönüşen bu yapı, bünyesinde çok sayıda müzik grubunu barındırdı. Grupların büyük bölümü aynı stüdyo, tonmayster, aranjör ve kayıt müzisyenleri ile çalıştı; bu ortaklık dönemin sesine belirgin bir bütünlük kazandırdı.

Koma Amed

1988’de Ankara’da tıp fakültesi öğrencileri tarafından kuruldu. Kurucular arasında Hacettepe’de okuyan Rojavalı Kürt Evdilmelik Şêxbekir (Melek) öne çıkıyordu. Kuruluş aşamasında Kürtçe müzik yapan stüdyo bulmakta ciddi güçlükler çektiler. 1993’te İstanbul’a taşınarak NÇM ile çalışmaya başladı.

Folk-caz sentezini deneysel bir yaklaşımla uygulayan grup, geleneksel Kürt müziğinin kalıplarının dışına çıktı. İlk albümde “Bella Ciao”nun Kürtçe uyarlaması olan “Çav Bella” yer aldı. Bu dönüşüm Şêxbekir tarafından gerçekleştirildi. Dergûş albümü 400.000’i aşkın satışa ulaştı; dönemin Dışişleri Bakanı İsmail Cem bu albümü AB mevkidaşlarına hediye olarak sunarak “Kürtçe’nin yasaklı olmadığını” savundu.

Kuruluş: 1988, Ankara

Albümler: Kulîlka Azadî (1990), Agir û Mirov, Dergûş (1997)

Müzik Stili: Folk-caz, deneysel halk müziği

Koma Dengê Azadî ile Koma Amed Sonrası: Çar Newa

Koma Amed’in dağılmasının ardından grubun dört üyesi bir araya gelerek Çar Newa’yı oluşturdu. Adındaki “çar” (dört) sayısı bu kuruluş hikâyesine doğrudan göndermedir. 1990’ların sonunda ve 2000’lerin başında faaliyet gösterdi.

Koma Amed’in folk-caz mirası üzerine kendi sesini inşa etmeye çalışan grup, önceki formasyonun müzik dilini sürdürdü.

Kuruluş: 1990’ların sonu, İstanbul

Köken: Koma Amed’in devamı , dört eski üye

Dönem: 1990’lar sonu, 2000’ler başı

Koma Rewşen

Türkiye’deki ilk Kürtçe rock grubu olarak kabul edilmektedir. NÇM çatısı altında faaliyet gösteren grup, bu öncü konumuyla dönemin Kürt müzik ortamında özgün bir yer tutar.

Rock formasyon anlayışını Kürtçe sözler ve geleneksel motiflerle bir araya getiren Koma Rewşen, öğrenci çevrelerinde ve NÇM etkinliklerinde canlı performanslarıyla tanındı.

Önemi: Türkiye’deki ilk Kürtçe rock grubu

Bağlantı: NÇM, İstanbul

Dönem: 1990’ların başı – ortası

Koma Asmîn

Sadece kadın üyelerden oluşan bir müzik grubu. Dönemin Kürt müzik ortamında bu yönüyle özgün bir yer tutar; hem cinsiyet hem de kültürel kimlik açısından ayrı bir sembolik ağırlık taşır.

NÇM bağlantılı gruplarla eş dönemde faal olan Koma Asmîn, Kürt kadın sesinin kamusal alandaki görünürlüğüne katkıda bulundu.

Yapı: Yalnızca kadın üyeler

Bağlantı: NÇM çevresi, Türkiye

Dönem: 1990’lar

Agirê Jiyan

1990’ların öne çıkan gruplarından biri. Kürtçe müziği modern ve popüler bir zemine taşıma çabası içinde özgün bir çizgi geliştirdi. NÇM ile bağlantılı olarak faaliyet gösterdi; dönemin diğer gruplarıyla aynı stüdyo ve teknik ekibi paylaştı.

Özellikle dans ezgileri ve ritim yapısıyla bilinen grup, kaynaklarda Koma Çiya, Koma Azad ve Koma Amed ile birlikte sıklıkla anılır.

Seçili Albüm: Adarê (1995)

Müzik Stili: Modern Kürt halk müziği, dans

Dönem: 1990’ların başı – sonu

Koma Çiya

NÇM bünyesinde faaliyet gösteren gruplardan biri. Dönemin Kürt müzik üretimine kayıtlarda tutarlı biçimde eşlik eden Koma Çiya, benzer siyasi tema ve ses anlayışını paylaşan gruplarla birlikte anılır.

1998’de Kom Müzik etiketiyle çıkan Dîlana Bêsînor albümüyle tanınır.

Seçili Albüm: Dîlana Bêsînor (1998, Kom Müzik)

Bağlantı: NÇM, İstanbul

Koma Rojhilat

NÇM’nin başlıca gruplarından biri olarak 1990’larda İstanbul’da üretim yaptı. 1997’de Kom Müzik etiketiyle çıkan Mezrabotanim Ez albümü kayıtlara geçmiş temel yapıtıdır.

Seçili Albüm: Mezrabotanim Ez (1997, Kom Müzik)

Bağlantı: NÇM, İstanbul

Koma Azad

Hem Türkiye’de hem diasporada faaliyet gösterdiği belgelenen gruplardan. Adı müzik biçimi açısından Koma Azadî, Koma Dengê Kawa ile birlikte anılır.

NÇM bağlantılı gruplarla aynı dönemde faal oldu. Siyasi tema ve halk müziği yeniden yorumu bakımından ortak bir estetik paylaştı.

Dönemin Diğer Grupları

Vengê Sodirî

Dönemin Kürt müzik ortamında özgün bir konuma sahip grup: Yalnızca Zazaca müzik üretti ve deneysel bir yaklaşımla çalıştı. Bu iki özelliği birlikte ele alındığında, dönemin grupları arasında nadir bir yerde durduğu görülür.

Dil: Zazaca (Türkiye’deki diğer gruplardan farklı olarak)

Müzik Yaklaşımı: Deneysel

Dönem: 1990’lar

Gulên Mezrabotan

Dönemin Kürt müzik ortamının sıradışı yapılarından biri: Grubun tüm üyeleri çocuklardan oluşmaktaydı. Kürt kültürel kimliğinin genç nesillere aktarılması sürecinde simgesel bir rol üstlendi.

Çocuk kuşağını doğrudan Kürtçe müzik üretimine dahil etmesi, dönem içinde yalnız kalan bir girişimdir.

Yapı: Tüm üyeler çocuklardan oluşuyor

Bağlantı: Türkiye

Dönem: 1990’lar

Koma Gulên Xerzan

Batman’ın Xerzan bölgesinden adını alan grup, 90’ların Kürt müziğinde folklorik kökleri ve politik sözleri birleştirdi. Kaset kültürü üzerinden yayılan müzikleri, kimlik, sürgün ve direniş temalarını taşıyordu. Rojda, Çiya gibi isimlerle özdeşleşti.

Sovyet coğrafyasından öncü grup

Koma Wetan

Tarihsel önemi 1990’lara uzanmakla birlikte, 1973’te Sovyet Tiflis’inde kurulan bu grup dünyanın ilk Kürtçe rock topluluğu unvanını taşır. Üç Êzidi Kürt ve bir Ermeni’den oluşan kadrosunun ön sanatçısı Kerem Gerdenzerî Tiflis doğumludur; ailesi Kars ve Van kökenliydi. Sovyet devlet desteğiyle “vokal-enstrümantal topluluk” statüsü kazandı, devlet televizyonlarında ve festivallerde yer buldu.

1979’da demolarını kaydetti; Bayê Payizê (Sonbaharın Rüzgarları) adlı tek albümü ancak 1989’da yayımlanabildi. Kürt şiirini klasik rock, psikedelik dokunuşlar ve bölgenin Kürt ozanlarının eserleriyle birleştiren bu yapıt, 1990’larda Türkiye’deki Kürt müzisyenler arasında ilgi gördü ve birçok grup tarafından kaynak olarak kabul edildi.

Kuruluş: 1973, Tiflis (SSCB)

Albüm: Bayê Payizê (1989)

Müzik Stili: Kürt şiiri + rock, psikedelik

Önemi: Dünyanın ilk Kürtçe rock grubu

*Harita ve zaman çizelgesi, yapay zeka aracı Claude aracılığıyla üretildi.

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.