Lavrion: kölelik, mülteci kampı, Posedion Tapınağı

Bir zamanlar kölelerin gümüş madenlerinde çalıştırıldığı, denize açılanların Posedion’a adaklar adamak için geçtiği, mültecilerin ve siyasi ilticacıların kaldığı Atina yakınlarında bulunan Lavrion kampı, şimdilerde bakımsız balıkçı teknelerinden ultra lüks yatlara ev sahipliği yapıyor.

Posedion Tapınağı, Foto: Mazlum Özdemir/Niha+

Yunanistan’ın başkenti Atina’nın yaklaşık 70 kilometre güneydoğusunda bulunan Lavrion kasabası, geçmişte gümüş madenciliğinin ilk yerlerinden biriyken yakın bir zamana kadar ise Türkiye’den göç etmek zorunda kalanların bir arada kaldığı bir kampa ev sahipliği yaptı. Yunanistan’ın en büyük marinalarından birinin de bulunduğu bu bölgenin, hemen yanında ise Posedion Tapınağı bulunuyor.

Antik Çağ’da Laureion, günümüzde ise Lavrion olarak anılan ilçenin tarihi Atina kadar eskilere dayanıyor. MÖ 5. yüzyılda dünyanın ilk gümüş madenlerine ev sahipliği yapan Lavrion, Atina’nın savaş gemileri yapması için önemli bir geçim kaynağını da oluşturuyordu. O dönemler nüfusu 260 bin olan Atina’da 110 bin kişi özgür yurttaş olarak yaşarken bir o kadar sayıda da kölenin yaşadığı biliniyor. Lavrion’da bulunan gümüş madenlerinde ise 30 bine yakın kölenin zor koşullar altında “ölümüne” çalıştırıldığı, Atina mahkemelerinde ağır cezalar veya ölüm cezaları alan kişilerde bu madenlerde çalışmaya zorlandığı yazıyor tarih kaynaklarında.

Lavrion, gümüş külçeleri. Fotoğraf: Daniel Schwartz.

Demokrasi ve köleler

Lavrion, bir yandan gümüş madenciliği için köleler çalıştırılan aynı dönemde Persler tarafından yıkılan Posedion tapınağının da yeniden inşa edildiği bölgedir. Lavrion’a 7 km uzaklıkta bulunan Sounion Burnu’nda bulunan ve denizler tanrısı Porsedion’a ithaf edilen tapınağın geçmişi, MÖ önce 7. yüzyıla kadar gidiyor. MÖ 490 yılındaki Marathon Savaşı ve hemen ardından gelen Pers işgalleri sırasında (MÖ 480) Pers ordusu tarafından yıkılan bir ilk Arkaik tapınağın kalıntıları üzerine inşa edilmiştir. Bugün kalıntılarını gördüğümüz ve günümüze ulaşan yapı ise Perikles döneminde, MÖ 444 ile 440 yılları arasında inşa edilen klasik mermer tapınaktır. 15’i halen sağlam duran 34 sütundan yapılan tapınak, Atinalı denizciler için önemli bir sığınak olmasının yanı sıra tehlikeli yolculuklara çıkan veya Ege’den Atina’ya dönen gemicilerin Posedion’a adak adadıkları yerdi aynı zamanda.

Günümüzde Atina’nın önemli tarihi mekanlarından biri olan Posedion tapınağına her yıl gelen binlerce kişi buradan güneşin batışını izlemeye geliyor.

Sürgünlerin sığınağı

Pek çok tarihi döneme şahitlik eden Lavrion, yakın tarihte ise daha çok mültecilerin kaldığı kampla anılıyor. Yunanistan iç savaşının ardından 1947’de kurulan Lavrion mülteci kampı, ilk başlarda Doğu Avrupa ve Sovyetlerin etkisindeki bölgeden gelen sığınmacılar için kuruldu. Ancak kampın ismi, esas olarak 1980 askeri darbesinin ardından Türkiye’den kaçan siyasi ilticacıların yerleşmesi ile günümüze kadar geliyor. Bir çok sol örgüt mensubu, öğrenci, sendika üyesi ve yöneticisi gibi Avrupa’ya geçmek isteyen binlerce kişinin ilk geçiş durağı işlevini gördü. 1090’lara kadar Türkiye’deki bir çok sol örgüt kamp içinde birlikte yaşarken 1990’lardan sonra ise daha çok Kürt hareketi ile özdeşleşti. Bazın sayıları binleri bulan kişilerin kaldığı kampta onlarca aile de birlikte yaşıyordu.

Lavrion kampı/TRT Haber

Suriye iç savaşının ardından özellikle Rojava’dan gelenlere ev sahipliği yapan kamp, Türkiye ile Yunanistan arasında her zaman kriz nedenlerinden biriydi. Türkiye 1990’lı yıllardan itibaren kampın PKK tarafından yönetildiğini iddia ederek kapatılmasını talep ederken Yunanistan ise bu iddiaları kabul etmiyordu. Nitekim kamp yaklaşık 30 yıl boyunca Yunan Kızılhaçı (Greek Red Cross) tarafından desteklenirken BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) tarafından da gözlem altında tutuluyordu. Temmuz 2023 yılında eskiden dönem dönem bini aşkın kişinin kaldığı kampta bulunan 50’den fazladan kişi Yunanistan’daki çeşitli kamplara dağıtılarak Lavrion Mülteci kampı da temelli olarak kapatıldı.

Binlerce yıllık tarihine gümüş madencilerini, siyasi mültecileri, posedion tapınağını sığdıran Lavrion, günümüzde Yunanistan’ın zengin kesiminin villalarının bulunduğu bir bölge konumunda. Aynı zamanda Atina’nın en büyük marinalarından birine de ev sahipliği yapıyor. Bu resmin yanı sıra, bölgede, pek çok bakımsız balıkçı teknesi de bulunuyor.

Tartışmalı AB göç yasası 12 Haziran’da yürürlüğe giriyor

Yunanistan Parlamentosu tarafından onaylanan yeni göç yasa tasarısı 12 Haziran’da yürürlüğe giriyor. Yasaya göre Yunanistan’a gelen mülteciler 12 haftaya kadar gözaltı merkezlerinde kalabilecek ve iltica başvurusu kabul edilmeksizin geri gönderilebilecek.

Türkiye kıyılarından Yunanistan’ın Lesbos adasına doğru Akdeniz’i geçen mülteciler, 2016 Foto: impakter.com

AB Göç ve İltica Paktı (EU Pact on Migration and Asylum), 12 Haziran’da yürürlüğe giriyor. 14 Mayıs 2024 yılında AB konseyi tarağından kabul edilen yasaya göre AB üyesi ülkeler, 12 Haziran 2026 yılına kadar kendi yasal mevzuatını oluşturmak zorunda. Yunanistan konuyla ilgili adım atan ülkelerin başında geliyor. 5 Şubat 2026 tarihinde yapılan oylamayla söz konusu yasal değişiklikler yapıldı.

AB ülkelerine mültecilerin ilk ayak bastığı yerlerin başında gelen Yunanistan, İtalya ve İspanya’yı yakından ilgilendiren yasa gereği sığınma başvuruları daha hızlı değerlendirilip ilticacı etmiş kişilerin 12 hafta gibi kısa sürede geri gönderilmesi öngörülüyor.

AB ülkelerinin göç politikaları

Avrupa’da “sıfır mülteci” sloganı ile yıllardır AB’nin en katı mülteci politikasını Danimarka uyguluyor. Macaristan ve Avusturya gibi ülkeler de iltica taleplerinin en az kabul edildiği ülkeler arasında. AB üyesi olmayan İsviçre ve İngiltere de uyguladıkları sert mülteci karşıtı politikalar ile yerinden göç etmek zorunda kalan mülteciler için bir çok yasal zorluklar çıkarıyor.

Avrupa genelinde bir çok hak savunucusu ve STKnın karşı çıktığı yasa 12 Haziran’da resmen yürürlüğe girecek. AB Göç ve İltica Paktı yasasını parlemontodan geçiren Yunanistan hükümeti de yasayı eksiksiz bir şekilde uygulamaya koyacağını belirtti.

Yunanistan Göç ve İltica Bakanlığı, “Yasal Göç Politikalarının Teşviki” konulu yasa tasarısının amacının bürokrasiyi azaltarak, Yunan ekonomisinin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde oturum izni verme süreçlerinin hızlandırılması olduğunu iddia ediyor. Düzenleme Avrupa’nın bir çok ülkesinde olduğu gibi Yunanistan’da da “vasıflı” ilticacıları kapsamıyor.

Teknoloji, sanat gibi alanlarda özel vasıflara sahip olanlar için yeni vize kategorileri oluşturulacak. Öğrencilere verilecek oturum izni süreleri, okul süresince aynı olacak ve yarı zamanlı çalışma imkanı da sunulacak. Eğitimlerini tamamlayan öğrencilere Yunanistan’da iş aramaları için süre tanınacak.

STK’lar yasaya karşı çıkıyor

Yunanistan’da sığınmacı ve göçmenlerin korunması amacıyla faaliyet gösteren 56 kuruluş, Göç ve İltica Bakanlığının yeni yasa tasarısındaki düzenlemeleri geri çekmesi için bildiri yayınlamıştı. Bildiride, yeni yasa ile birlikte göçmenlere yardım eden STK ve kişilerin göçe yardım edenler olarak ceza alabileceği belirtilmişti.

AB’nin yeni göç yasası

12 Haziran’dan sonra Mısır, Bangladeş ve Pakistan’dan gelen mülteciler düşük kabul oranına sahip ülkeler kategorisinde yer alacak ve 12 haftada geldikleri ülkelere geri gönderilebilecek.

Göçmen karşıtı söylemleri ile bilinen Yunanistan’ın mevcut Göç ve İltica Bakanı Thanos Plevris, Yunanistan basınına yaptığı açıklamada, 12 Haziran’da uygulanmaya başlanacak yasa için, yeni kuralların uluslararası koruma başvurusu yapmış olup olmadıklarına bakılmaksızın, Yunanistan’a düzensiz yollarla giren herkesi ilgilendirdiğini belirtti. Buna göre kurulacak göz altı tesislerinde, adalarda 3 gün içinde, ana karada ise 7 gün içinde ya iltica prosedürü veya geri gönderme prosedürü uygulanacak.

Uygulamaya göre iltica başvurusu yapan kişinin durumunun 12 hafta gibi kısa bir sürede incelenmesi öngörülüyor. Yunanistan’da iltica başvuru randevularının bile bazen 2-3 yılı bulduğu düşünüldüğünde mevcut 12 haftalık uygulamanın iltica edenler için olumsuz sonuçlar doğuracağı STK’ların itiraz ettiği en önemli nokta. STK’ların karşı çıktığı bir diğer nokta ise bu 12 haftalık sürecin gözaltına geçirilecek olması.

Zorla geri gönderilecekler

İlticaları kabul edilebilir bulunan kişiler için ise 3 ay içinde mülteci statüsü verilmesi öngörülüyor. İltica başvurusu kabul edilmeyenler ise zorla geri gönderilebilecek. Yunanistan’da uygulanacak yasaya göre iltica başvurusu kabul edilebilir kişiler açık kamplarda, kabul oranı düşük olan kişiler ise kapalı kamplarda yani gözaltı merkezlerinde tutulacak.

STK’ların yanı sıra Yunanistan Kominst Partisi (KKE) milletvekili Emmanuel Syntychakis, parlemontoda verdiği önergede yürürlüğe girecek yasayı, eleştirerek hükümeti AB’nin suç teşkil eden mülteci yasasına hizmet etmek ile suçladı.

YUNANİSTAN GÖÇ POLİTİKASI VE GERÇEKLER

Resmi İstatistikler ile Uluslararası Hak Örgütlerinin Eleştirel Yaklaşımları Karşı Karşıya

Resmi Veriler ve İstatistikler
52.180
Düzensiz Giriş (Yıllık)
Ege adalarının yanı sıra Kuzey Afrika rotasıyla Girit Adası çevresinde yoğunlaşan belgelenmiş düzensiz göçmen girişi.
1.000 / 5,3
Nüfusa Oranla Başvuru
Eurostat verilerine göre Yunanistan, bin kişi başına düşen 5,3 başvuruyla nüfusa oranla en çok iltica talebi alan AB ülkesidir.
İlk 3
Hızlandırılmış Prosedür
Fransa ve İtalya ile birlikte iltica başvurularını en hızlı karara bağlayan (ve sıklıkla reddeden) üç AB ülkesinden biri.
%400
Geri Kabul Talepleri
Dublin Sözleşmesi uyarınca diğer AB ülkelerinden Yunanistan’a iade edilmek istenen sığınmacı sayısındaki artış eğilimi.
Eleştirel Yaklaşımlar ve Hak İhlalleri
Yasa Dışı Geri İtmeler (Pushbacks)
Ege ve Meriç sınırında yakalanan sığınmacıların, uluslararası “geri gönderme yasağı” ilkesine aykırı olarak iltica başvuruları alınmadan zorla geri itilmesi.
İnsani Yardımın Kriminalize Edilmesi
Yeni uyum yasasındaki katı kurallarla, denizden insan kurtaran veya tıbbi destek sağlayan STK çalışanlarının “insan kaçakçılığı” ile suçlanması.
“Açık Hava Hapishanesi” Kampları
Adalarda inşa edilen yüksek güvenlikli Kapalı Kontrollü Erişim Merkezlerinin (CCACs) sığınmacılarda ağır psikolojik yıkıma yol açması.
“Güvenli Üçüncü Ülke” Sığınağı
Türkiye dahil transit ülkelerin “güvenli” kabul edilerek mülteci başvurularının esastan incelenmeksizin toptancı bir mantıkla doğrudan reddedilmesi.
Veriler ve Raporlar: UNHCR, Eurostat, Yunanistan Göç Bakanlığı, Amnesty International, Human Rights Watch raporlarından derlenmiştir.

*Infografi, söz konusu kaynaklardan elde edilen bilgilerden yola çıkarak yapay zeka araçlarına yaptırıldı.

Atina’da Naziler tarafından katledilen 200 komünist anıldı

Yunanistan Komünist partisi (KKE) 1944 yılında Naziler tarafından kurşuna dizilen 200 Yunanistanlı komünist için bir etkinlik düzenledi. Komünistlerin kurşuna dizildiğini gösteren fotoğraflar, Şubat ayında ortaya çıkmıştı.

Anma etkinliğinin düzenlendiği alan

Atina’da 1944 yılında 200 Yunanistanlı komünistin Naziler tarafından kurşuna dizildiği katliamın fotoğraflarının Şubat ayında ortaya çıkmasının ardından, katledilen komünistleri anmak için ilk defa bir tören düzenlendi.

Katliamın gerçekleştiği Kesariani Atış Poligonu’unda gerçekleşen ve Yunanistan Kominist partisi (KKE) tarafından düzenlenen etkinliğe Yunanlı Komünistler dışında aralarında Türk ve Kürtlerin de bulunduğu çok sayıda farklı halktan kişi katıldı.

“Dünyanın tarihini küçük isimler üzerinden okumak” temasıyla gerçekleşen etkinlikte, KKE Merkez Komitesi Genel Sekreteri Dimitris Kutsumbas idamlara ait fotoğraf belgelerinin yakın zamanda yayımlanmasına dikkat çekti. Kutsumbas, bu görüntülerin toplumda derin bir etki yarattığını ve sarsıcı olduğunu vurguladı.

Kutsumbas, etkinliğin yalnızca partinin bir girişimi olmadığını, aynı zamanda 200 komünistin ölüme giderken gösterdiği onur, cesaret ve gurura bir yanıt niteliği taşıdığını belirtti. Katledinlerin geçmişe ait figürler değil, günümüzde de süren tarihsel ve sınıfsal mücadelenin bir parçası olduğunu ve nihai haklılığın halkın zaferiyle gerçekleşeceğini söyledi.

Anma programı düzenlenen müzik etkinliğinin ardından sona erdi.

Katliam fotoğrafları tesadüfen bulundu

Foto: Greece at WWII Archives

Yunanistan’ın Nazi işgali altında olduğu 1944 yılında Yunan Halk Kurtuluş Ordusu partizanlarının Mora Yarımadası’nda Nazi tümgenerali Franz Krech’i öldürmesinin ardından Naziler misilleme olarak Atina’da 1 Mayıs İşçi Bayramı gününde 200 Yunanlı Komünisti kurşuna dizdi. Kesariani Atış Poligonu’nda gerçekleşen katliam, Almanya’nın işgali sırasında Yunanistan’da işlenen en ağır insanlık suçları arasında yer alıyor. Her yıl düzenlenen anma etkinliklerinden faklı olarak bu yılki etkinlik hem daha kalabalık hem de daha hüzünlü geçti. Nedeni ise yakın zamanda geçtiğimiz Şubat ayında Alman askeri hatıra eşyaları konusunda uzmanlaşmış Belçikalı bir koleksiyoner tarafından satışa sunulan fotoğraflarda ilk defa bu katliam belgelenmiş olmasıydı. Nazi çavuşu Hermann Hoyer’e atfedilen bir albümde bulunan fotoğraflar, Yunanistan’da büyük bir yankı uyandırmış ve fotoğraların güvence altına alınmasını talep edilmişti.

Fotoğraf serisinde, tutukluların bir kapıdan geçirilerek duvar önünde sıraya dizildiği anların yer aldığı belirtiliyor. Kaisariani’deki infaz, Nazi işgali döneminde Yunanistan’da gerçekleştirilen en ağır katliamlardan biri olarak kabul ediliyor.

Foto: Greece at WWII Archives

Misillemelere karşı rehine infazı

Atina’da 200’lerin katliamı olarak geçen bu olay Nazi Almanya’sının tek katliamı değildi. İkinci Dünya Savaşı’ndaki Alman işgâlinde yaklaşık 600 siyasi tutuklu, Akronaúplia’dan Larisa, Vonitsa ve Korfu’daki kamplara sevk edildi. İşgal boyunca bu kişiler, direniş eylemlerine karşı misilleme amacıyla rehir olarak kullanıldı. Nitekim Haziran 1943’te Kournovo’daki demiryolu sabotajı sonrası 106 tutuklu infaz edildi.

Foto: Greece at WWII Archives

Kesariani’deki 200’lerin infazı ise 27 Nisan 1944’te Yunan Halk Kurtuluş Ordusu birliklerinin Alman Tümgeneral Franz Krech’e yönelik saldırısının ardından gerçekleşti. Krech’in öldürülmesi üzerine Nazi yönetimi sert bir misilleme kararı aldı ve Haydari Toplama Kampı’ndan 200 tutuklunun kurşuna dizileceğini duyurdu. Haydari, işkenceleri ve sert koşullarıyla kötü şöhrete sahip bir kamptı.

Foto: Greece at WWII Archives

İç savaşın da simgelerinden biri

Kaisariani infazı, Nazi işgali sırasında yaşanan en kritik olaylardan biri olarak görülüyor. Olayın, İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ardından ülkede Batı destekli hükümet güçleri ile komünist gruplar arasında patlak veren ve 1949’a kadar süren iç savaşın toplumsal hafızasında da önemli bir yer tuttuğu belirtiliyor. 200’ler anıtı, yalnızca 200 komünist tutsağın değil, işgal döneminde idam edilen, katledilen tüm direnişçilerin sembolü hâline gelmiş durumda. Her yıl 1 Mayıs’ta sendikalar, sol partiler ve sivil toplum örgütleri burada anma törenleri düzenliyor.

Yunanistan’ın küçük kiliseleri: Yol anıtları

Yunanistan’ın hemen her yerinde bulunan küçük kiliselere benzeyen anıtlar, yalnızca dini bir sembol olarak değil yaşam ve ölüm arasındaki ince çizgiyi de görünür kılmayı amaçlıyor.

Nüfusun büyük çoğunluğu Ortodoks Hristiyan olan Yunanistan’ın hemen her tarafında küçük kiliseye benzer anıtlar bulunur. Şehir içlerindeki çok işlek yollar veya otobanlar dışında dağ yollarında, köylerde, kırsal alanlarda bulunan küçük anıtlar özellikle trafik kazalarında burada yaşamını yitirmiş kişileri anmak için kullanıyor.

Kimisi küçük bir kiliseyi andıracak kadar gösterişli kimisi ise metalden yapılmış küçük birer yapıdan oluşan bu anıtların içinde mumlar, kandiller, küçük haçlar, Hz İsa ve Meyrem’in resimleri dışında Hristiyanlıkta önemli olan bazı azizlere ait ikonlar bulunur.

Hristiyanlıkta bulunan önemli dini günlerde veya ölen kişi için doğum, ölüm gibi önemli günlerde bu anıtların içinde bulunan mumlar yakılır, etrafı çiçekler ile süslenir. Yol kenarlarında bulunan bu anıtlara sadece ölen kişinin yakınları değil, oradan geçen inançlı bir çok yunanlı da haç işareti çıkarıp dua eder.

Anıtların bir bazıları ise sadece ölen bir kişi ile ilgili değil, büyük bir kaza atlamış ve bu kazadan sağ kurtulan kişiler içinde yapılır. Bir nevi şükür etmek için yapılan bu anıtlarda ise buna uygun ikonlar ve adaklar bulunur.

Bu anıtlardan bazıları fotoğraflarda görüldüğü gibi ilgisizlikten bakımsız ve eskimiş olurken bazısı ise oldukça görkemli yapılar olarak göze çarpar.

Fotograflar: Mazlum Özdemir / Niha+