Haaretz'ten seçim öncesi çarpıcı iddia:

Netanyahu 7 Ekim’den günler önce BAE liderinden gelen uyarıyı gizledi

Haaretz’e göre Netanyahu, 7 Ekim’den bir buçuk hafta önce BAE Devlet Başkanı’ndan Hamas’ın “büyük bir operasyon” hazırlığında olduğuna dair doğrudan ve açık bir uyarı aldı fakat istihbaratı dikkate almayan Netanyahu, bunu Mossad, Şin Bet ve ordu yetkililerinden gizledi.

Görsel: Haaretz

İsrail merkezli Haaretz gazetesinde yayımlanan ve yazarlarının yakında çıkacak olan “Rehineler: 843 Günlük Terk Ediliş” (Hostages: 843 Days of Abandonment) adlı kitabı için yürütülen kapsamlı bir araştırmaya dayandırılan habere göre, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, 7 Ekim saldırılarından günler önce Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı’ndan doğrudan ve açık bir uyarı aldı ancak bu kritik istihbaratı İsrail’in üst düzey güvenlik görevlileriyle paylaşmadı.

“Kırmızı Hat” üzerinden 45 dakikalık uyarı

Haaretz’in aktardıklarına göre 7 Ekim 2023’ten bir buçuk hafta önce BAE Büyükelçiliği’nden bir temsilci, konuşmanın gizliliğini garanti eden özel bir telefon cihazıyla İsrail Başbakanlık ofisine geldi. Abu Dhabi’deki Başkanlık Sarayı’ndan arayan BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid, Netanyahu ile tam 45 dakika süren bir görüşme gerçekleştirdi.

Bu görüşmede bin Zayid, Hamas’ın Gazze’deki lideri Yahya Sinvar‘ın İsrail’e karşı “büyük bir operasyon” planladığı konusunda Netenyahu’yu uyardı. BAE lideri, bu olayın sadece kan dökülmesiyle kalmayacağını, İbrahim Anlaşmaları’nı da zedeleyeceğini ve tüm bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyeceği endişesini dile getirdi.

Görüşmede BAE liderinin yanında, yıllar önce Gazze’den Abu Dhabi’ye göç etmiş ve Gazze’de güçlü bağları olan Filistinli yakın bir danışmanı da bulunuyordu. Danışmanın aktardığına göre bin Zayid, “İsrail’in bu operasyona hazırlanması gerektiğini vurguladı, Gazze için ekonomik bir çözüm bulunmasını ve Batı Şeria’daki gerilimin düşürülmesini” tavsiye etti.

Netanyahu’nun kayıtsızlığı ve gizlenen istihbarat

Haaretz’e göre Netanyahu’nun bu uyarıya tepkisi ise “şaşırtıcı derecede” sakindi. İsrail Başbakanı, Hamas’ın asıl niyetinin Batı Şeria’da faaliyet göstermek olduğunu öne sürerken İsrail’in her türlü senaryoya hazırlıklı olduğunun da güvencesini verdi.

BAE lideri, daha sonra CIA Direktörü William J. Burns’e de ulaştı. Burns’e, Netanyahu’ya “orada bir şeylerin patlamak üzere olduğu” hissini aktarmaya çalıştığını, ancak İsrail Başbakanı’nın bir şeyler olacağını öngördüğü bölgenin Batı Şeria olduğuna inandığını anlattı.

Netanyahu ise bu uyarıyı aldıktan sonra hiçbir şey yapmadı. Şin Bet (İç İstihbarat) Başkanı, Mossad Başkanı ve İsrail Savunma Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı da dahil olmak üzere güvenlik teşkilatının hiçbir üst düzey ismi bin Zayid’in bu uyarısından haberdar edilmedi.

Habere göre, BAE’den gelen bu uyarının arka planında İsrail ile Hamas arasında 2023 başlarında başlayan gizli “hudna” (uzun vadeli bir düzenleme için geçici ateşkes) görüşmeleri yatıyordu. Netanyahu’nun onayıyla yürütülen bu görüşmeler, Mısır’ın dışlanmış hissedip gücenmemesi için onlardan bile gizleniyor ve “Netanyahu’nun kişisel kanalı” olarak işliyordu.

Görüşmeler, Gazze’de Filistin Yönetimi Sivil İşler Bakanlığı eski müsteşar yardımcısı Nasser Sarraj’ın evinde yapılıyordu. Bir tarafta Şin Bet’in esir ve kayıplardan sorumlu yetkilisi, diğer tarafta İbraniceyi akıcı konuşan Hamas Siyasi Büro üyesi Gazi Hamad vardı. Aradaki mesajlaşmayı ise kod adı “Kömür Gözlü” olan, hem Hamas’ın hem de Şin Bet’in güvendiği İbranice bilen üst düzey bir El Fetih yetkilisi sağlıyordu.

Masada, ablukanın kademeli olarak kaldırılması, gıda ve hammadde girişinin artırılması, sınırlarda ticaret bölgeleri kurulması, Şarm el-Şeyh havalimanına güvenli geçiş ve Gazze Marine sahasından doğalgaz tedariki gibi vaatler vardı. “Kömür Gözlü” kod adlı kişi, görüşmelerin çok olumlu geçtiğini raporluyordu.

2023 yazında sadece rehine konusu ihtilafta kalmıştı. Sinvar, rehine tutulan İsrailliler karşılığında önce 500, sonra 250, en son 50 mahkumun serbest bırakılmasını istedi. Şin Bet, 20’si müebbet hapis cezası alan toplam 30 mahkumun serbest bırakılmasına razı oldu. Ağustos ayı sonunda Netanyahu bu sayıyı onayladı ancak anlaşmayı onaylayacak bakanlar komitesini toplamayı haftalarca erteledi.

İsrail’deki yargı reformu protestoları sürerken Direniş Ekseni, İsrail’i savunmasız görmeye başlamıştı ve Hamas, saldırıyı finanse etmek için İran’la görüşmeleri hızlandırmıştı.

“Bir Zilzal (Deprem) beklesinler”

Eylül ayı başında Sinvar müzakere masasından aniden çekildi. Ardından arabulucu “Kömür Gözlü” ile yüz yüze görüştü ve “İsraillilere söyle, onlara devasa bir sürpriz hazırlıyorum. Bir ‘zilzal’ (deprem) beklesinler,” dedi.

Hayatından endişe eden “Kömür Gözlü” ise İsrail istihbaratı yerine bu haberi doğrudan BAE liderinin Filistinli danışmanına iletti. Muhammed bin Zayid, yanlış alarm verip İsrail’in önleyici bir saldırı yapmasına sebep olmamak için konunun araştırılmasını istedi. Eylül ortasında “Kömür Gözlü” ve Sinvar tekrar görüştü. Sinvar bu kez şunları söyledi: “Onlara sürprizlerin anasını hazırladığımı söyleyin. Korkunç bir operasyon. Olağanüstü bir şey. Ne diyorsam kelimesi kelimesine İsraillilere iletin: Zilzal.”

Bu uyarı 15 Eylül’de Şin Bet’e iletildi. Şin Bet Şefi Ronen Bar, Başbakan’ın askeri sekreteri Avi Gil üzerinden Netanyahu ile acil bir görüşme ayarladı. 17 Eylül’de Savunma Bakanı Yoav Gallant, Askeri İstihbarat, Mossad ve Ulusal Güvenlik Konseyi’nin katıldığı güvenlik toplantıları yapıldı. Şin Bet, Sinvar’ın Irak’ta rehin tutulan İsrailli araştırmacı Elizabeth Tsurkov’u kaçırmayı planlıyor olabileceğini düşündü. Ronen Bar, yaklaşan Yahudi bayramları öncesinde ani ve yıkıcı bir saldırı olan “yangın söndürücü bomba” kod adlı bir operasyon veya güçlü savunma önlemleri alınmasını önerdi ancak toplantılardan hiçbir karar çıkmadı. Habere göre, BAE Lideri, o 45 dakikalık telefon görüşmesini tam da bu süreçte gerçekleştirdi.

Aynı günlerde Mısır İstihbarat Şefi General Abbas Kamel de Netanyahu’yu arayarak “korkunç bir operasyon” hazırlığı olduğu uyarısında bulundu. Netanyahu ona da “Gazze’de kontrol bizde, asıl sorun Batı Şeria” yanıtını verdi. 1 Ekim’de Şin Bet, Sinvar’a suikast yapılmasını önerdiğinde Netanyahu’nun cevabı sadece “Planları hazırlayın, değerlendiririm” ve “Durumu sakinleştirin” oldu. Üst düzey bir Şin Bet yetkilisi, “Netanyahu kendilerinden BAE ve Mısır uyarısını gizlemeseydi, tüm değerlendirmelerin tamamen değişebileceğini” ifade etti.

Haberde, 2011 Şalit takasında serbest kalan Sinvar’ın stratejisine de değiniliyor. Sinvar, 2017’de ezeli düşmanı El Fetihli Muhammed Dahlan ile Kahire’de [Hamas’ın askeri kanat lideri Muhammed Deif ve Moussa Abu Marzouk’un da katılımıyla] buluşmuş ve Netanyahu’ya abluka hafiflerse anlaşmaya hazır oldukları mesajını göndermişti. 2018’de Sinvar, Netanyahu’ya İbranice “Hesaplanmış risk” yazılı bir not iletmişti.

Ancak Netanyahu karar almaktan kaçındı. O dönemki Genelkurmay Başkanı Herzl Halevi durumu toplantılarda şu sözlerle eleştiriyordu: “Bu, evin duvarından dışarı fırlamış bir çiviye benziyor. Çiviyi sökmek yerine bütün aileyi toplayıp ‘Çiviye dikkat edin’ diyorsunuz. Sonunda o çiviye saplanıp kalacağımızı anlayamadık.”

7 Ekim: Reddedilen rehineleri kurtarma fırsatları

7 Ekim sabahı saat 06:29’da beklenen “Zilzal” yaşandı. Sinvar, Deif ve Mervan İsa, operasyona katılmaları için Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’a o sabah bir mektup göndermişti.

İsrail kabinesi ancak 14:45’te toplanabildiğinde ortada sadece 14 asker ve 28 sivil rehine bilgisi vardı. Maliye Bakanı Bezalel Smotrich rehinelerin göz ardı edilmesini söylerken Savunma Bakanı Gallant “İsrail Savunma Kuvvetleri’ne talimat verdim. Kesinlikle müzakere yok. Sadece başları suyun altındayken bizimle konuşabilirler,” dedi.

Akşam 19:00’da Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdulrahman el-Sani, Mossad Direktörü David Barnea’yı aradı. Doha’daki İsmail Haniye ve Halil el-Hayya’yı tüm sivilleri bırakmazlarsa Katar’dan kovmakla tehdit ettiğini ve Hamas’ın sivilleri bırakmaya hazır olduğunu bildirdi. Barnea ise “Sivilleri serbest bırakmak istiyorlarsa bıraksınlar. Biz Hamas’la konuşmaya hazır değiliz,” dedi. Katar Başbakanı, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’a ulaştı. Blinken, “Durum karmaşık, 3 gün bekleyelim, ben bizzat Netanyahu ile konuşacağım,” diyerek onu durdurdu.

8 Ekim sabahı, Sinvar’ın sağ kolu Ruhi Müşteha, Dahlan’ın adamı Samir Mashharawi’yi Gazze’den aradı. Bu sırada Sinvar da telefon hattında konuşmayı dinlemekteydi. Dahlan’ın “Sivilleri hemen bırakın” resti üzerine 1 saat sonra dönen Müşteha, “Hiçbir karşılık beklemeden tüm sivilleri (18 yaş altı ve 50 yaş üstü) derhal bırakmaya hazır olduklarını”, geriye kalan askerler ve abluka konuları için sadece resmi bir arabulucu istediklerini söyledi. Dahlan bunu Şin Bet’e iletti ancak gayriresmi olarak aldığı yanıt şu oldu: “Netanyahu hiçbir şey konuşmak istemiyor. Sadece savaş ve Hamas’ın yok edilmesini istiyor.” 10 Ekim’de Müşteha cevap için tekrar aradı ancak bombardıman yoğunlaşınca iletişim tamamen koptu.

Blinken 12 Ekim’de İsrail’e ulaştı, ertesi gün Katar’a geçerek “Netanyahu henüz o noktada değil” dedi. Nihayet 14 Ekim’de Blinken, Netanyahu’nun arabuluculuğu kabul ettiğini Katar’a bildirdi ve 15 Ekim’de Mossad Şefi Doha’ya gitti ancak artık Hamas el yükseltmişti.

Ekim ayı ortasında Netenyahu’nun dış politika danışmanı Ophir Falk’ın ofisinde yapılan bir toplantıda, İsrail Savunma Kuvvetleri müzakere biriminin eski komutanı Albay Doron Hadar şu öneriyi sundu: “Kadınları ve çocukları şu an geri getirebiliriz. Gerekirse 1000 veya 2000 mahkum verelim, uluslararası baskıyla bir anlaşma yapalım.” Ancak Falk, odadakileri dışarı çıkarıp Hadar’a şu yanıtı verdi: “Burada anlaşma olmayacak. Bunlar IŞİD. Hiçbir şey alamayacaklar. Zihniyetini değiştir, Doron.”

18 Ekim’de Şin Bet’ten üst düzey bir yetkili, “Dudaklarımızı ısırıp darbeyi sineye çekmeli, mahkumları verip esirleri kurtarmalı ve sonra ilk fırsatta tekrar savaşa dönmeliydik” dediğinde Netanyahu’nun buna yanıtı “Hile açığa çıktığı an, artık hile olmaktan çıkar” oldu.

Habere resmi yalanlamalar

Haberde yer alan iddialar üzerine İsrail Başbakanlık Ofisi bir açıklama yaparak makaleyi “kesin bir yalan” olarak nitelendirdi. Açıklamada, “Başbakan Netanyahu söz konusu dönemde BAE Devlet Başkanı ile konuşmamış ve ondan hiçbir uyarı almamıştır,” denildi. Eski Şin Bet Şefi Ronen Bar ve Eski İsrail Savunma Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Herzl Halevi ise BAE Devlet Başkanı’nın ilettiği iddia edilen bu uyarı hakkında bilgilendirilmediklerini söylediler. Haaretz’in yorum talebinde bulunduğu BAE Devlet Başkanı ise konuya ilişkin herhangi bir yanıt vermedi.

Haaretz‘in yayımladığı haberi buradan okuyabilirsiniz.

Gazze’ye giden yardım gemilerine İsrail ablukası: 2010–2026

2008’de Free Gaza Hareketi’nin teknesinin Gazze’ye başarıyla ulaşmasından bu yana hiçbir sivil yardım gemisi İsrail ablukasını kıramadı. 2010’dan 30 Nisan 2026’da İsrail tarafından alıkonulan Küresel Sumud Filosu’na kadar gerçekleşen müdahalelerin kronolojisi.

Hamas’ın Gazze Şeridi’nde seçim yoluyla iktidara gelmesinin ardından 2007’de İsrail, uluslararası sularda yoğun bir abluka uygulamaya başladı. 2010’dan itibaren Gazze’ye doğru yola çıkan hiçbir sivil yardım gemisi İsrail ablukasını kıramadı. Bu tekneler hem yardım taşıyordu hem de Gazze’ye yönelik ablukanın sona ermesi gerektiği mesajını veriyordu.

İşte tüm büyük müdahalelerin kronolojisi.

Kronoloji · Analiz

İsrail’in Gazze’ye giden yardım gemilerine
müdahaleleri: 2010–2026

  • 2008

    Son Başarılı Geçiş

    Free Gaza Hareketi · 2 tekne

    Free Gaza hareketi, küçük iki tekneyle Kıbrıs’tan yola çıkarak Gazze’ye başarıyla ulaştı. Bu tarihten bu yana hiçbir sivil yardım gemisi İsrail ablukasını kıramadı.

  • 2010

    Gazze Özgürlük Filosu

    Mavi Marmara dahil 6 gemi

    32-40 farklı ülkeden yaklaşık 600’den fazla insan hakları aktivisti, gazeteci ve yardım görevlisi gemilerde yer alıyordu. İsrail uluslararası sularda gemilere baskın düzenledi. 10 aktivist hayatını kaybetti, birçoğu yaralandı. Dünya genelinde büyük kınama dalgası oluştu; İsrail-Türkiye ilişkileri kopma noktasına geldi. ABD’li diplomatlar, Türkiye ve diğer ülkelerin yalnızca İsrail’i suçlayan bir BM Güvenlik Konseyi bildirisi yayınlatma çabalarını engellemişti.

    10 Ölü · 56 Yaralı
  • 2011

    Özgürlük Filosu II

    10 gemi planlandı

    Yunanistan’dan hareket etmesi planlanan filodaki çoğu tekne, diplomatik baskı ve gemi sabotajları nedeniyle limandan ayrılamadı. Yola çıkan tek gemi (Dignité-Al Karama) İsrail tarafından durdurularak Aşdod’a çekildi, aktivistler gözaltına alınıp sınır dışı edildi.

  • 2015

    Özgürlük Filosu III

    Küçük filo

    İsveç’ten yola çıkıp Atina’dan Gazze’ye doğru ilerleyen filoyu İsrail donanması uluslararası sularda durdurdu ve Aşdod Limanı’na yönlendirdi. Tüm aktivistler gözaltına alınarak sınır dışı edildi. Aktivistler İsrail askerlerinin elektroşok kullandığını aktardı.

  • 2016

    Gazze’ye Kadın Teknesi

    1 tekne

    İsrail, Filistin kıyısından 34 km uzaklıkta güvenlik bölgesi dışında gemiyi durdurdu. Tüm mürettebat gözaltına alınıp sınır dışı edildi, gemi Aşdod’a götürüldü.

  • 2018

    Filistin İçin Adil Gelecek Filosu

    Al Awda + Freedom + 2 yat

    29 Temmuz ve 3 Ağustos’ta her iki ana gemi İsrail donanması tarafından ele geçirildi. Gözaltına alınan aktivistlerin bir kısmı cop ve elektroşok müdahalesine maruz kaldığını bildirdi. Aktivistler sınır dışı edildi.

  • May
    2025

    Vicdan Gemisi (Conscience)

    1 gemi · 30 aktivist

    Dünyanın çeşitli yerlerinden inisiyatiflerin bir araya gelmesiyle oluşturulan ve olası tehlikelere karşı gizli tutulan Özgürlük Filosu Koalisyonu’nun “Conscience” adlı gemisi, Malta açıklarında silahlı insansız hava araçlarıyla iki kez vuruldu. Yangın çıktı, gövdede ciddi delik oluştu. Gemi yolculuğa devam edemedi, hiçbir müdahil taraf sorumluluğu resmen kabul etmedi.

  • Haz
    2025

    Haziran 2025 Özgürlük Filosu

    Madleen · 12 kişi

    Madleen gemisi, İtalya’nın Katanya kentindeki San Giovanni Li Cuti Limanı’ndan Gazze’ye doğru yola çıktı. İsrail kuvvetleri gemiye kimyasal sprey sıkarak baskın yaptı. Gözaltındakiler arasında İsveçli aktivist Greta Thunberg ve Avrupa Parlamentosu üyesi Rima Hassan da bulunuyordu.

  • Tem
    2025

    Hanzala Gemisi

    Hanzala · 21 kişi

    İtalya’nın Syracusa Limanı’ndan 13 Temmuz’da hareket eden Hanzala Gemi’sine baskın yapan İsrail ordusu, 21 aktivisti gözaltına aldı.

  • Eki
    2025

    Küresel Sumud Filosu — 1. Sefer

    44 tekne · 500 aktivist · 44 ülke

    Bu filo, tarihin en büyük sivil deniz konvoyu olarak Barcelona, Tunus ve Yunanistan limanlarından yola çıktı. İsrail, taşınan yardımların Gazze Şeridi yakınındaki Aşkelon limanına bırakılması ve buradan İsrail makamlarınca Gazze’ye taşınması teklifinde bulunmuştu fakat filo bu teklifi reddetti. 41 gemi 29-30 Eylül tarihlerinde İsrail tarafından el konuldu. Gazze karasularına girmeyi başaran bir gemi Gazze kıyısına varamadan alıkonuldu. 2 hukuk gemisi rotasını Kıbrıs’a çevirdi. Geriden seyreden 1 gemi ise 3 Ekim tarihinde İsrail askerleri tarafından el konuldu. İsrail yaklaşık 40 gemiyi durdurdu, 450’den fazla aktivist gözaltına alındı. Nelson Mandela’nın torunu, Greta Thunberg ve çok sayıda milletvekili de gözaltılar arasındaydı.

    450+ Gözaltı
  • Nis
    2026

    Küresel Sumud Filosu — 2. Sefer

    63 tekne · 345 aktivist · 39 ülke

    Barselona’dan yola çıkan filo, Girit açıklarında durduruldu. İsrail 58 gemiden 22’sini ele geçirdi, 400 aktivist arasından ise 211’ini alıkoydu. Türkiye ile 12 ülke ortak kınama bildirisi yayımladı. Gazze’ye 600 mil kadar uzaklıkta yapılan saldırı, şimdiye kadar “en uzak mesafede gerçekleştirilen müdahale” olarak kayda geçti. İsrail’in 30 Nisan günü filoyu durdurmasının ardından Filistin’deki İşgale Karşı Küresel Koalisyonu başkanı AbuKeshek ile Özgürlük Filosu Koalisyonu’nun Yürütme Komitesi üyesi Thiago Avila kaçırıldı ve sık sık Aşkelon’daki kötü muamele ve işkence ile anılan Şikma Hapishanesi’ne nakledildi. Abu Keshek ile Avila şu an açlık grevinde. İsrail mahkemesi, 3 Mayıs’ta Abu Keshek ile Avila’nın gözaltı sürelerini 2 gün uzattı. Kurtulan 17 teknenin Yunan kara sularına girdiği, 14 teknenin ise Yunan kara sularına doğru seyir halinde olduğu biliniyor.

    22 Gemi · 31 Yaralı

Hukuki Çerçeve

UCM / UNCLOS

Uluslararası sularda (12 deniz milinin ötesinde) yabancı sivil gemilerin durdurulması 1949 Cenevre Sözleşmeleri’nin ihlali olarak değerlendiriliyor. İsrail, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne (UNCLOS) taraf olmasa da bu hükümler örf-adet uluslararası hukuku bakımından en üst yasal otoritedir.

ICJ Kararı — Ocak 2024

Uluslararası Adalet Divanı (ICJ), Güney Afrika’nın açtığı davada İsrail’in Gazze’de “olası soykırım” uyguladığını tespit ederek insani yardım erişimini derhal sağlamasını emretti.

BM Güvenlik Konseyi Res. 2728

25 Mart 2024’te kabul edilen karar, Gazze’ye insani yardım akışının önündeki tüm engellerin kaldırılmasını talep etmişti.

San Remo Kılavuzu

Silahlı çatışmalarda deniz hukukunu düzenleyen bu kılavuz, yasadışı abluka uygulayan tarafın insani yardım gemilerini durdurma hakkına sahip olmadığını açıkça belirtmektedir.

Kaynaklar: Wikipedia · Al Jazeera · Reuters · İHH · Freedom Flotilla Coalition · DW

Küresel Sumud Filosu: Gözaltındaki iki aktivist işkence iddiasıyla açlık grevinde

Küresel Sumud Filosu’nun 3 Mayıs’ta yaptığı basın açıklamasına göre 29 Nisan’daki saldırıda İsrail tarafından alıkonulan aktivistler Saif Abukeshek ve Thiago Ávila, Aşkelon Magistra Mahkemesi’nin kararıyla 5 Mayıs’a kadar tutuklu kalmaya devam edecek.

Açıklamada Adalah (Arap Azınlık Hakları Hukuk Merkezi – İsrail’deki bir insan hakları örgütü) avukatları Hadeel Abu Salih ve Lubna Tuma, duruşmada İsrail’in uluslararası sularda yakalanan yabancı milletten kişiler üzerinde yargı yetkisinin bulunmadığını savunurken her iki aktivisten dövme, uzun süreli kelepçeleme, gözleri bağlı tutma ve denizde tecrit dahil ağır istismar tanıklıkları sundu. Bu muamelenin uluslararası hukukta işkence olarak tanımlandığına dikkat çekildi.

Küresel Sumud Filosu, başta İspanya, İsveç ve Brezilya olmak üzere hükümetleri tutukluların serbest bırakılması, denizde sivil gemilere yönelik saldırının bağımsız soruşturulması ve uluslararası hukuk ihlalleri için yaptırım uygulanması konularında harekete geçmeye çağırdı.

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.