Sokakta yaşayan hayvanların % 99,2’si toplandı

“Eski yasa uygulanmadı, faturası hayvanlara kesildi”

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, TGRT Haber yayınında sokakta yaşayan köpeklerin %99,2’sinin toplandığını duyurdu ve “1 buçuk ay sonra bu iş Türkiye’nin gündeminden tamamen çıkacak,” diyerek tarih verdi. Yaşatacağız Platformu’ndan Sevcan Çamlıdağ, “Nefret siyasetine yaslanan söylemler üzerine şiddet haberlerine uyanmamız an meselesi oldu,” dedi.

Foto: bianet

Resmi adıyla 7527 Sayılı Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun [hayvan hakkı savunucularının kullandığı tabirle “Katliam Yasası”], 30 Temmuz 2024’te kabul edildi. Yasanın kabulüne giden süreç ile sonrasında, sokakta yaşayan köpekler hedef gösterilerek ve köpeklerden tehlike unsuru olarak bahsedilerek kamuoyunda zemin oluşturulmaya çalışıldı. Yasanın kabulünden önce 5199 sayılı kanunun 6. maddesinde “kısırlaştır, aşıla, yerinde yaşat” prensibi mevcutken 7527 sayılı kanun değişikliğiyle sokakta yaşayan hayvanların belediyeler tarafından toplatılarak “rehabilitasyon ve doğal yaşam alanlarında” barındırılması modeline geçildi.

Yeni model, hayvanların toplatılırken uğradıkları işkence ve kötü muameleler ve daha sonrasında yerleştirildikleri barınaklardaki yaşam koşullarının yetersizliği üzerinden hayvan hakkı savunucuları ve kamuoyu tarafından eleştirildi. Bu süreçte toplatılan ve barınaklara yerleştirilen hayvanların sayıları açıklanmadı, barınaklara barınak gönüllülerinin girmesi ve toplatılan hayvanların takibi engellendi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, TGRT‘nin Gündem Özel programında güncel verileri açıkladı.

Yaşatacağız Platformu’ndan Sevcan Çamlıdağ, yasa ile ilgili değerlendirmelerini Niha+‘a anlattı.

“Nefret siyaseti toplumda hayvana yönelik şiddet oluşturuyor”

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) oylarıyla 2024’te meclisten geçen yasayı hayvana yönelik şiddeti tetikleyen bir unsur olarak tanımlayan Çamlıdağ, konunun sürekli hayvanların birer nefret objesi olarak yansıtılmasıyla gündeme getirilmesinin de hayvanlara yönelik şiddetin artmasına neden olduğunu söyledi.

Sevcan Çamlıdağ

30 Ağustos 2024’te medyaya yansıyan Ankara’nın Polatlı ilçesinde gerçekleşen bir olayla ilgili “Bunun en çarpıcı örneklerinden birini, katliam yasası tartışmaları sürerken Ankara’da dirgenle yavru köpekleri öldüren kişinin ‘Devlet yasa çıkardı, hayvanları öldürmek için’ sözlerinde görmüştük,” şeklinde anlatan Çamlıdağ, yasanın kabulü ile insanların hayvanlara şiddet uygulamayı kendilerinde hak görmeye başladığını belirtti:

“AKP’nin nefret siyaseti ile hayvanların varlığı insan sağlığı bakımından bir tehdit gibi gösterilerek sokakta yaşayan hayvanlar her gün hedef gösteriliyor. Hayvanları nefret nesnesi olarak gösteren siyaset, toplumda hayvana yönelik şiddet olarak karşılık buluyor. Cumhurbaşkanının, milletvekillerinin, bakanların, valilerin nefret siyasetine yaslanan söylemleri üzerine şiddet haberlerine uyanmamız an meselesi oldu.”

Çamlıdağ, yasanın kabul edilmesinin ardındaki etmenleri, hedeflenenleri ve nasıl geliştiğini şu şekilde değerlendirdi:

“Katliam yasası olarak anılan bu yasa değişikliği ile toplumu kutuplaştırmak ve hayvanları birer nefret objesine dönüştürmek hedeflendi. Hayvanlar ve çocuklar şeklinde bir ikilik yaratılmaya çalışıldı. Hedeflenenler bir miktar gerçekleşti ne yazık ki. Bu hedefler bir avuç azınlıkta karşılık bulmuş olabilir fakat biz katliam yasasının halk nezdinde meşruiyet kazanamadığını biliyoruz. AKP’ye oy veren birçok insan dahi sokakta kedi köpek beslemeye devam ediyor. Tüm hayvanları da toplasalar bu gerçeği değiştiremeyecekler. Halk sokakta yaşayan hayvanları, birlikte yaşadıkları özneler olarak benimsemiş durumda. Onların zarar görmesini kabul etmiyor.”

“Kısırlaştır, aşıla, yerinde yaşat yöntemi uygulanmadı, faturası hayvanlara kesildi”

2024’te yeni yasanın kabulünden önce 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun sokakta yaşayan hayvanlar için öngördüğü “kısırlaştır, aşıla, yerinde yaşat” yöntemi için İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bu uygulamanın çözüm getirmediğini belirtti. Çamlıdağ ise uygulamanın çözüm getirmemesinin sebebinin de kanunun uygulanmaması olduğunu söyledi:

“Bu kanun AKP’nin bizzat kendisi tarafından çıkarıldığı hâlde AKP’li belediyeler kanunun öngördüğü kısırlaştırma yöntemini uygulamadıkları için sokakta yaşayan hayvan popülasyonu azalmadı.”

Veteriner hekimlerin de belirttiği hayvan popülasyonunu kontrol altına almanın en etkili ve bilimsel yöntemi olan etkin kısırtlaştırma için Çamlıdağ, “Oysaki etkin kısırlaştırma yapılmış olsaydı, hayvanların üreme hızı kontrol altına alınabilmiş olsaydı, sokakta yaşayan hayvan sayısı kat kat daha az olacaktı,” dedi. Çiftçi’nin sözlerini, “belediyelerin sorumsuzluğunu göz ardı eden bir açıklama olarak değerlendirdiğini” söyleyen Çamlıdağ, “Kısırlaştır, aşıla, yerinde yaşat yöntemi gayet bilimsel ve etkili bir yöntem iken gereği gibi uygulanmadı. Bunun faturası da kısırlaştırma yapmayan belediyelere değil, sokakta yaşayan hayvanlara kesildi,” dedi.

“Sokakta yaşayan hayvanların %99,2’si toplandı”

İçişleri Bakanı Çiftçi, son açıklamasında ülke genelinde sokakta yaşayan hayvanların %99.2’sinin toplatıldığını, toplam 51 ilde, 30 büyükşehirden ise 27’sinde toplama işlemlerinin tamamlandığını, büyükşehirlerden İstanbul, Antalya ve Diyarbakır’da toplama işlemlerinin devam ettiğini duyurdu ve “1.5 ay sonra bu iş Türkiye’nin gündeminden tamamen çıkacak,” dedi.

Yasadan sonra sokak hayvanlarının durumu

15 Mart 2025 – 14 Eylül 2026
GENEL DURUM
%99,22‘si TOPLANDI

81 il genelinde sahipsiz sokak köpeklerinin yüzde 99,22’si toplandı.

51 İlde
Toplama işlemlerinde sona gelindi
30 Büyükşehirden 27’sinde
Toplama işlemlerinde sona gelindi

Toplama İşlemi Devam Eden Büyükşehirler

İlToplanma Oranı
İstanbul93,64%
Antalya96,74%
Diyarbakır74,39%

Tamamlanan İller (Son tamamlanan il İzmir)

  • Erzurum
  • Mardin
  • Manisa
  • Mersin
  • Şanlıurfa
  • Kayseri
  • Sakarya
  • Denizli
  • Konya
  • Balıkesir
  • Gaziantep
  • Kahramanmaraş
  • Ankara
  • Van
  • Malatya
  • Trabzon
  • Tekirdağ
  • Eskişehir
  • Muğla
  • Adana
  • Hatay
  • Samsun
  • Kocaeli
  • Ordu
  • Aydın
  • Bursa
Kaynak: İçişleri Bakanlığı 2026

Çamlıdağ, açıklama üzerine değerlendirmelerini şu şekilde aktardı:

“Öncelikle bu açıklamayı kınıyoruz. Marifetmiş gibi sokakta yaşayan hayvanların %99.2’sinin toplandığını söylemek, hayvanların yaşadığı acı, işkence ve zulüm karşısında utanılası bir şeydir. Süreç boyunca toplanan ve barınak denen hayvan hapishanelerine, tecrit alanlarına tıkılan hayvanların takibi yapılamadı. Barınak gönüllüleri barınaklara sokulmadı. Gönüllülerin takibini yaptığı hayvanlar ‘doğal yollarla öldü’ denilerek insanlara yalan söylendi. Barınaklar hayvanlar için kesinlikle bir yaşam alanı değil, barınaklar gerçek anlamda birer toplama kampı. Orada güneş ışığı yok, yeterli oksijen yok, temiz su yok, mama yok. Hayvanlar tıkış tıkış bir vaziyette açlığa, susuzluğa, bulaşıcı hastalıklara maruz bırakılıyor. Resmen ölümü bekliyorlar barınaklarda. Şanslı olanlar hayatta kalıyor bir şekilde fakat çoğu hayvan ölüyor. İşkence görüyor. Acı çekiyor. Fiziksel olarak hiçbir şey yapamasa bile hayvanların psikolojisi altüst oluyor. Kaldığınız küçücük odada aç ve susuz bırakıldığınızı, sizinle beraber o odada kalan diğerlerinin huzursuzluğuna, idrar ve dışkısına maruz kaldığınızı düşünün. Buradan bir hayvanın ‘sağlıklı’ çıkması mümkün değil.”

Bakan Çiftçi, İçişleri ve Tarım Bakanlığı müfettişlerinin 81 ildeki barınak ve “doğal yaşam alanlarını” ortak denetlediğini, standartlara uymayan belediyelerin uyarılacağını da belirtti. Çamlıdağ, söz konusu denetlemelerin nasıl seyrettiğini, usulsüzlük uygulayan belediyelerin yaptırımlarla karşılaşıp karşılaşmadığıyla ilgili şöyle konuştu:

“Öncelikle doğal yaşam alanı denilen yerlerin de barınakların da hayvanlar için katliam ve tecrit anlamına geldiğini vurgulayarak başlamak gerekiyor. Bu alanlar hiçbir şekilde denetlenmediği gibi hayvan hakkı savunucuların ve hayvanseverlerin denetimine de açık tutulmuyor. Kapalı kapılar ardında neler olup bittiği toplumdan gizleniyor. Biz bugüne kadar yaptırım uygulanan bir belediye duymadık. Duyacağımızı da sanmıyoruz. Hayvanların yaşamı önemsenmiyor. Vahit Kirişçi tarafından barınak kapasiteleri açıklanmıştı. O verilere ve toplandığı söylenen hayvan sayısına bakarsak barınak gerçeği şudur: Hayvanlar toplanıp barınaklara tıkılıyor. Belli bir süre sonra ‘imha’ edilip barınakta yer açılıyor. Sonra sokaktan yeni hayvanlar toplanıp aynı döngü tekrar uygulanıyor.”

Çamlıdağ, yasanın uygulanmaya başlamasından itibaren hayvan hakkı savunucularının karşılaştıkları zorluklar ve engellemelerle ilgili, “Hayvan hakkı savunucuları, katliam yasasının getirdiği şedit ortamda ve nefret ikliminde birçok saldırıya uğradılar, bakım verdikleri pek çok hayvandan koparıldılar, bazı hayvan besleyen gönüllüler öldürüldü. Bu sonuçların tek müsebbibi katliam yasasını çıkaran ve onun propagandasını yapan politikacılar ile yasayı uygulayan kamu görevlileridir,” dedi.

“Yasayı birlikte durdurabiliriz”

Yasanın karşısında mücadeleyi sürdürdüklerini belirten Çamlıdağ, hayvan hakkı savunucuları ve hayvan severlere seslendi:

“Sokakta yaşayan hayvanlar, 2 yıldır bir savaş ortamında yaşam mücadelesi veriyor. Biz bu katliam yasasını ancak birlikte hareket edersek durdurabiliriz. Evet halk nezdinde meşru bir yasa değil bu ancak bunu örgütlü biçimde göstermediğimiz her gün bu yasa uygulanmaya ve yürürlükte kalmaya devam edecek. Biz bu yasayı durdurabiliriz. Yeni ve hayvanları yaşatan bir yasa talebimizi hep beraber yükseltebilir ve Meclis’teki onurlu vekillerin aracılığı ile gündeme getirebiliriz. Tüm hayvan hakkı savunucuları ve hayvan severler, başlattığımız imza kampanyasına imza vererek destek olabilir.”

İmza kampanyasını incelemek için buraya tıklayabilirsiniz.

“Katliam Yasası”nın 2. Yılı: “Barınaklardaki hayvanların akıbeti bilinmiyor”

2 sene önce yürürlüğe giren 7527 sayılı kanunun ardından, hayvan hakkı savunucuları Eray Özgüner ve Özlem Günaydın yasayla beraber hayvan katliamlarının önünün açıldığını ifade etti. Ankara Barosu Hayvan Hakları Merkezi Başkanı Avukat Tuğba Gürsoy ise belediyelerdeki hayvan hakkı ihlaline dikkat çekerek bu konuda örnek gösterilecek bir belediye olmadığını söyledi.

2 Ağustos 2024’te yürürlüğe giren ve hayvan hakkı savunucuları tarafından “Katliam Yasası” olarak adlandırılan 7527 sayılı kanun, yürürlüğe girmesinin ikinci yılını doldurdu. Veteriner Hekimler Odası’nın, hayvan hakları savunucularının ve yaşam hakkına duyarlı tüm vatandaşların iki senelik bu dönemde basın açıklamaları ve eylemlerle karşısında durduğu bu yasa, hayvanlara yönelik şiddeti ve katliamı ikinci senesinde de meşrulaştırmaya devam etti.

Medya nasıl kullanıldı?

Yasanın yürürlüğe girme sürecinde hem sosyal medyada hem ana akım medyada yayınlanmaya başlayan sokakta yaşayan hayvanların hedef gösterildiği şiddet içerikli paylaşımlar ve haberler üzerinden yeni yasa, tartışmalara konu oldu. Çoğu medyada sokakta yaşayan hayvanlar, “başıboş” veya “sahipsiz” adıyla anılırken, kimi medya organlarında sokakta yaşayan köpeklerin saldırısı sonucu çocukların öldüğü, çoğu kez kanıt olmadan yansıtıldı. Örneğin Mart 2025’te, Ankara’da 6 yaşındaki bir çocuğun ölümü ilk anda köpek saldırısına bağlanmış, ancak ardından istismar ve cinayet sonucu öldürüldüğü ortaya çıkmıştı. Hayvan hakkı savunucuları, bu haberlerin bir kısmının yalanlandığını, birçoğunun da bilinçli bir şekilde medyaya sunulduğunu hatırlattı. Zaman zaman milletvekilleri aracılığıyla meclise de taşınmış olan hayvanlara yönelik dezenformasyon, bu haberlerin kamuoyunda yasanın benimsenmesi üzerine etkisi oldu.

2025’in ilk 6 ayını ve sonrasında 2025 yılını kapsayan Hayvan Hakları İzleme Komitesi’nin (HAKİM) medyaya yansıyan vakaları derlediği Medya İhlâl Raporu’na göre, sokakta yaşayan hayvanlara uygulanan işkence ve acı muamele ilk 6 ayda en az 1252 olarak saptanırken, yıl sonunda bu sayı 3980’e çıktı. 2025’in ikinci yarısında %117 oranında artmış olan “işkence ve acı verici muamele” verilerinin yanında sokakta yaşayan hayvanların belediyeler tarafından toplandığı vakaların haberleştirilmediğini duyurmuştu. Burak Özgüner Hayvan Hakları Çalışma Merkezi’nden (BURHAK) Eray Özgüner’e göre ise medyaya yönelik bu manipülasyonların hayvan hakları alanında haber yapan gazeteciler tarafından haberlerin gerçekliğinin kanıtlanamamış olması da büyük bir eksiklik.

İzleme Kaydı 2025

Medya İhlâl Raporu

Yıl içinde medyaya yansıyan hayvan hakkı ihlallerinin kayıt altına alınan türleri ve asgari sayıları.

01

Yaşam Hakkı

Birey + 2.530 kovan arı + 154.380 deniz canlısı

En az 3.939.077
02

İşkence ve Acı Verici Muamele

En az 3.980
03

Kaza

En az 820
04

Araçla Ezme

En az 21
05

Zehirleme

Birey + 76 kovan arı

En az 426
06

Ateşli Silahla Vurma

En az 263
07

Dövüştürme

En az 4.217
08

Yasadışı Avcılık

Birey + 124.548 deniz canlısı

En az 10.931
09

Yasaya Aykırı Ticaret

En az 9.512
10

Cinsel Şiddet

En az 16
11

Kamu İle İlgili İhlaller

En az 1.007.750
12

Kapatılma Sebebiyle Meydana Gelen İhlaller

Birey + 2.544 kovan arı + 51.000 kg deniz canlısı

En az 3.798.316
13

Bilinmeyen Sebepler

En az 2.342

Belediyelerde bilgiye ulaşmanın önünün kesildiğini, barınakların koşulları, barınaklardaki hayvan sayısı, kaçının kısırlaştırıldığı gibi soruların “Bilgi Edinme Kanunu” kapsamında verilen dilekçelerde bile cevapsız kaldığını hatırlatan Özgüner, belediyelerle yapılan toplantılarda da bu soruların geçiştirildiğini ve cevapsız bırakıldığını belirtti.

Eray Özgüner

Katledilen hayvanlar yargıya taşındı mı?

Hayvan hakları savunucularının aynı zamanda “Kanlı Yasa” olarak hitap ettiği 7527 sayılı kanun ile önü açılan hayvan katliamlarının mahkemelerce cezasızlık politikası ile desteklenerek uygulanmaya devam ediyor. Yaşam için Yasa İnisiyatifi’nden Özlem Günaydın, yasanın yürürlüğe girmesi ile başlayan bu iki yıllık deneyim için “Yaşanan katliamların ardından birçok suç duyurusunda bulunuluyor, hukuki süreçler takip ediliyor ve deliller kamuoyuyla paylaşılıyor. Ancak bu süreç faillerin büyük ölçüde cezasız kaldığını gösteriyor. Etkin soruşturmalar yürütülmüyor, dosyalar sürüncemede bırakılıyor ve sorumlular hakkında caydırıcı yaptırımlar uygulanmıyor. Bu durum yeni katliamların önünü açıyor ve yaşam hakkı ihlallerini sıradanlaştırıyor” ifadelerini kullandı.

Hayvan hakkı ihlalleri ve usulsüzlük uygulayan belediyelere yönelik meclise sunulan soru önergelerine karşı da benzer bir kayıtsızlık görülüyor. HAKİM 2025 Meclis Hayvan Hakları Raporu’nda yasa kapsamında meclise sunulan 24 soru önergesinde bir kısmının süresi geçtikten sonra cevaplandığı, bir kısmının ise cevaplanmadığına ulaşıldı. Ankara Barosu Hayvan Hakları Merkezi Başkanı Avukat Tuğba Gürsoy, hayvanlara yapılan kötü muamelenin yargıda sonuç alamadığına ilişkin “Çoğunu yargıya taşımış olsak da pek sonuç alamıyoruz” dedi.

“İçişleri bakanlığından büyük baskı var”

Mecliste yöneltilen soru önergelerini cevapsız bırakan İçişleri Bakanlığı’nın rolünün yasanın uygulandığı şu süreçte oldukça aktif olduğu da görüldü. Özgüner, İçişleri Bakanlığı’ndan valiliklere, valiliklerden ise belediye başkanlarına yapılan baskının oldukça fazla olduğunu belirtti. Özgüner, “Belediyelerle yaptığımız İl Hayvanları Koruma Kurulu toplantılarında ‘hiç zaman kaybetmeden köpekleri toplayın’ şeklinde büyük bir baskı var. Belediyeler ceza alacağız korkusuyla hayvanları toplamak zorunda olduklarını belirttiler. Bu bir gerekçe değil. Eğer senin yerin yoksa, kapasiten yoksa, veterinerin yoksa bir belediye çıkmalı, ‘benim elemanım yok, kapasitem yok, barınağımda yer yok’ demeli. Türkiye’de hiçbir belediye böyle bir açıklama yapmadı” diye anlattı.

🐾

MECLİS HAYVAN HAKLARI RAPORU2025

— RAPOR VERİLERİ —

📄
KANUN TEKLİFLERİ 3

Rapor kapsamında 3 kanun teklifi incelenmiştir. Tekliflerin 2’si CHP İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir, 1’i DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın ve Burcugül Çubuk tarafından hazırlanmıştır.

🔍
ARAŞTIRMA ÖNERGELERİ 4

Rapor kapsamında 4 araştırma önergesi incelenmiştir. Önergeler DEM Parti milletvekilleri tarafından hazırlanmıştır.

✉️
YAZILI SORU ÖNERGELERİ 167

Rapor kapsamında “hayvan” konulu soru önergelerinin 66’sına cevap verilmiş, 101’ine cevap verilmemiştir.

SORU ÖNERGELERİNİN PARTİLERE GÖRE DAĞILIMI

CHP 88
DEM 43
YYG 16
İYİ 12
BAĞIMSIZ 5
MHP 2
TİP 1

Belediyelerin tutumu ne oldu?

Yasa ile birlikte belediyeler tarafından uygulanan en sık karşılaşılan hayvan hakkı ihlali, usulsüz toplama ve takiben barınakların yetersizliği oldu. Özgüner, toplamalar yapılırken veteriner hekim olmadan Veteriner İşleri Müdürlüğü personellerinin toplanılan hayvanların yaşlarını ve koşullarını gözetmeden doz ayarlaması yapmadan uyuşturucu iğne atarak toplandığına şahit olduğunu anlattı. Özgüner, bu uygulamayı takiben iğne etkisi altındaki hayvanların bir de uzun yollarda barınağa götürülme süreçlerinde yarısının yolda ölmesine sebebiyet verdiğini belirtti.

Avukat Gürsoy, bu iki seneyi değerlendirirken belediyelerin tutumlarında herhangi bir ayrım yapılamayacağını, pek çoğunda “Ankara’da yaşananlar kadar korkunç” olaylar yaşandığını belirtti.

  • 8-10 Ağustos 2024’te Ankara Altındağ’da bir hayvan bakımevine yakın bir arazide 11 ölü köpek bulunmuş, hayvan hakları savunucuları belediyenin köpekleri uyuşturucu iğneyle öldürüp toplu şekilde gömdüğünü iddia etmişti.
  • 11 Haziran 2025’te Gölbaşı Belediyesi görevlilerinin Eymir Gölü etrafında ODTÜ arazisinden usulsüz şekilde işkenceyle sahipsiz sokakta yaşayan köpekleri sürükleyerek topladığı video sosyal medyaya yansımıştı.
  • Ankara İl Emniyet Müdürlüğü, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen NATO zirvesi öncesinde güzergahlardaki ve etkinlik alanlarındaki “sahipsiz tüm sokak köpeklerinin” toplatılması emriyle belediyelere yazı gönderdi.

Gürsoy ayrıca sürekli yapılan toplamalara karşın barınak kapasitelerinin yetersiz olduğunu da belirtti. Belediyelerin uyguladığı bu usulsüzlükler karşısında belediye denetimlerinin artırılması gerektiğini ve belediyelere bu kadar geniş yetkiler tanınmaması gerektiğinin altını çizdi. Günaydın ise belediyelerin tutumunu “Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte belediyeler, sokakta yaşayan hayvanları korunması gereken canlılar olarak değil, ortadan kaldırılması gereken bir sorun olarak görmeye başladı.” şeklinde değerlendirdi.

Tuğba Gürsoy, Fotoğraf: 9. Köy

“Barınaklardaki hayvanların akıbeti bilinmiyor”

Sıkça tartışılan barınakların durumu da Günaydın tarafından “Bugün birçok barınak rehabilitasyon ve tedavi merkezi olmaktan çıkarılmış durumda. Hayvanlar mahallelerinden koparılarak kapalı alanlara hapsediliyor, akıbetleri belirsiz bırakılıyor.” şeklinde değerlendirildi. Gürsoy, yasayla birlikte son iki senede birçok barınağa hiçbir şekilde girmediklerini belirtti. “Yerel Hayvan Koruma Görevlisi” unvanının da kalkmasıyla barınaklara yapılmak istenen ziyaretlerin büyük oranda kısıtlandığını açıkladı. Rant açısından takibi zor büyük miktarlı ihalelere verildiğini söyleyen Gürsoy, barınaklara erişimin ne derecede kısıtlanmış olduğunu anlattı.

Barınaklara yönelik erişimlerin kısıtlanmasıyla toplanılan hayvanların miktarıyla ilgili gerçek verilere ulaşmanın da önü kapatıldı. Özgüner, İçişleri Bakanlığı’nın açıkladığı toplanan hayvan sayısıyla barınaklardaki hayvan sayılarının çeliştiğini belirtirken, aradaki farkı takibine dahi izin verilmeyen çok büyük bir katliamın söz konusu olduğu şeklinde açıkladı. Özgüner bu katliamı “Türkiye tarihinde Hayırsızada Toplu Sürgün Katliamı vaktinden sonraki ikinci katliam” olarak tanımladı.

“Kanlı yasa bütünüyle kaldırılmalı”

Henüz yürürlüğe girmesinden önceki süreçle başlayan 2 yıl boyunca yarattığı kırımlarla bugün de uygulanmasının önünde mücadelesini sürdüren yaşam hakkı savunucularının talebi yasanın tamamıyla kaldırılması. Günaydın “Mücadelemiz, yalnızca bu yasanın bazı maddelerinin değiştirilmesi için değil, ‘Kanlı Yasa’nın bütünüyle kaldırılması içindir. Çünkü sorun yalnızca belirli maddeler değil, yasanın dayandığı anlayışın kendisidir. Hayvanların yaşam hakkını yok sayan, onları mahallelerinden kopararak toplamayı ve öldürmeyi esas alan bu anlayış terk edilmelidir.” cümlelerini kullandı.

Özgüner çözüm için sokakta yaşayan hayvanları kurtarıp hayvanlara ayrı bir yaşam alanı yapma önerilerini ise “devletin ekmeğine yağ sürmek” olarak yorumladı. Bu çözüm önerisinin kısırlaştırmaya dahi bütçe ayrılmayan bir düzenden hayvanları sorumlu tutup onları ölüme ve ihmale terk etmek olduğunu anlattı. Böyle bir bütçe ayırıp hayvanları esaret altında tutulmasını değil, bu bütçenin kendi yaşam alanları olan sokaklarda özgürce yaşamaları için harcanmasını savunmak gerektiğini belirtti. Benzer şekilde Günaydın da “Hayvanların yerinde özgür yaşam hakkını güvence altına alan, kısırlaştırmayı, tedaviyi, korumayı ve kamusal sorumluluğu esas alan yeni bir yasal düzenleme hayata geçirilmelidir” diyerek ortak taleplerini belirtti.

“Eylemler ve kampanyalar ortaklaştırılıyor”

Günaydın farklı yerellerle ortak bir hat kurmak üzerine son iki senede edinilen deneyimleri özetledi:

“Son iki yılda yaşanan katliamlar, Türkiye’nin dört bir yanında yaşam hakkı savunucularını ortak bir mücadelede buluşturdu. Farklı şehirlerdeki platformlar, inisiyatifler ve bağımsız yaşam hakkı savunucuları arasında dayanışma ve koordinasyon her geçen gün güçleniyor. Katliamlar belgeleniyor, hukuki süreçler takip ediliyor, eylemler ve kampanyalar ortaklaştırılıyor. Karşımızda yalnızca belirli kentlerde yaşanan münferit olaylar değil, ülke genelinde yaşam hakkını hedef alan politikalar var. Bu nedenle farklı yerellerdeki yaşam hakkı savunucuları olarak ortak bir mücadele hattında buluşuyor, hayvanların yerinde özgür yaşam hakkını birlikte savunmaya devam ediyoruz.”

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.