Londra Konferansı’ndan geriye kalanlar

Londra’da düzenlenen “Barış ve Demokratik Entegrasyon Konferansı”nda kameraların çoğu zaman kadrajın dışında bıraktığı, fakat konferansın ruhunu kürsüdeki konuşmalar kadar anlatan küçük anlar.

Foto: Mark Campbell

29-30 Eylül’de Centre for Kurdish Affairs tarafından Birleşik Krallık’ın Başkenti Londra’da düzenlenen “Barış ve Demokratik Entegrasyon Konferansı,” iki gün boyunca dünyanın farklı bölgelerindeki çatışma ve barış deneyimlerini, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözüm olanaklarını ve Türkiye’deki sürecin bölgesel ve uluslararası boyutlarını tartıştı.

Kürtler, sivil toplum temsilcileri, siyasetçiler, akademisyenler, gazeteciler ve farklı ülkelerdeki barış süreçlerinde yer almış isimlerin buluştuğu konferansın sunumları Kürt basınında geniş biçimde yer aldı.

Bu nedenle konferansta yapılan tespitleri sıralamak yerine panel aralarında kurulan cümleleri, kahve molalarında yapılan tartışmaları, bir bakışta ya da gözyaşında kendini ele veren duyguları anlatmak istiyorum. Kameraların çoğu zaman kadrajın dışında bıraktığı, fakat iki günün ruhunu belki de kürsüdeki konuşmalar kadar anlatan o küçük anlardan bahsetmek istiyorum.

Salondaki gözyaşları

İlk günün en çarpıcı anlarından biri, Tamil deneyiminin anlatıldığı oturumda yaşandı. Westminster Üniversitesi Uluslararası Hukuk, Kalkınma ve Çatışma Çalışmaları Profesörü Radha D’Souza, Tamil deneyimini anlatırken uluslararası garantörlerin devreden çıkmasının ardından Sri Lanka devletinin 2009’da de facto özerk Tamil Eelam bölgesine operasyon düzenlediğini ve bir soykırım yaptığını söyledi. O esnada dinleyiciler arasındaki bir Kürdün gözyaşlarını tutamadığını gördüm.

Kahve arasında yanına gidip neden ağladığını sorduğumda, “Rojava’da biz Kürtlere yapılanlar aklıma geldi. Cizre’de, Nusaybin’de yaşadıklarımız aklıma geldi. Bu süreç olmasa dağdaki gerillalara yapılabilecekler gözümün önüne geldi,” dedi. Ardından Tamillere ve Filistinlilere yapılanların Kürtlerin yaşadıklarıyla benzerliğine dikkat çekti ve ekledi: “Sayın Öcalan bu süreci başlatarak bir katliamın önüne geçti. Barış mücadelesini ısrarla sürdürmeliyiz.”

Salonda anlatılan Tamil deneyimi böylece bir anda dinleyicilerden birinin kendi hafızasına dönüşmüştü.

Foto: Mark Campbell

Dört kadının masasında

Yemek arasında ise dört kadının aynı masada hararetli biçimde konuştuğunu görünce onlara katıldım. Konuşulan konu yine konferansta anlatılan barış deneyimleriydi.

Sanat tarihçisi Güler, en çok Bask deneyiminden etkilendiğini söylüyordu. Basklı panelistlerin konferansa çok hazırlıklı geldiklerini ve sunumlarından çok şey öğrendiğini anlatıyordu. Özellikle Bask Barış Süreci Uzmanı Paul Rios Garaizar’ın anlattığı iki noktanın önemli olduğunu dile getiriyordu.

İlki, Garaizar’ın yalnızca sivil toplumun baskısıyla 2017’de Fransa’daki otonom olmayan Bask bölgesinde belediyeler birliğinin nasıl kurulduğunu anlatmasıydı. Bunu, kendilerini “Barış Zanaatçıları” olarak adlandıran bir grup yurttaşın başlattığı ve büyüttüğü eylemler sağlamıştı. Güler, Garaizar’ın şu sözünü özellikle vurguluyordu: “Barış pasif bir eylem değildir.”

İkinci olaraksa Guernica Ağacı’nı anlatmıştı Garaizar. Ağacın Basklıların özgürlük sembolü olduğunu, aynı zamanda “rahmi” olduğunu söylemişti. Ağaç başkentte büyümüyordu, köklerinden, yavaş yavaş büyüyordu. Güler’in bundan çıkardığı mesaj ise açıktı: “Barışı kendiniz, halk olarak büyütmelisiniz.”

Aynı masadaki, psikolog olan Delal’in gündeminde ise başka bir konu vardı: Uluslararası garantörler. Anlatılan barış deneyimlerinin hepsinde uluslararası mekanizmaların ve garantörlerin bulunduğunu söyleyen Delal, Kürtlerin sürecinde bunun nasıl sağlanabileceğini düşünüyordu.

Foto: Mark Campbell

Bu soruyu, Kolombiya barış müzakereleri sırasında stratejik danışmanlık yapmış olan sendikacı Mariela Kohon’a yönelttik. Kohon, Kolombiya sürecinde Norveç ve Küba’nın zor anlarda yardımcı olduklarını ve garantörlük işlevi gördüklerini anlattı. Takip ettiği kadarıyla Türk devletinin şu anda garantörlere açık olmadığını belirten Kohon, sivil toplumun örgütlenmesine işaret etti: “Toplum ve sivil kuruluşlar örgütlenip bunu sağlamaya çalışmalı.”

Özcesi, konferansın amaçladığı “Barış nasıl toplumsallaşmalı ve sivil kurumlar neler yapmalı?” gündemi adresini bulmuş ve toplumun günlük yaşamının bir tartışma konusu olmuştu.

Prof. Gunter ve Kışanak’ın konuşması

Konferansın oturumları kadar dikkat çekici anlarından bazıları da salon dışında, birkaç kişinin yan yana geldiği kısa sohbetlerde ortaya çıkıyordu. Bunlardan biri Prof. Michael Gunter ile Kürt siyasetçi Gültan Kışanak arasında yaşandı.

Gunter, Türk devletinin ve Kürt tarafının sürece yaklaşımlarının birbirinden çok farklı olduğunu söyledi. Türkiye’deki sürece dair ciddi şüpheleri bulunduğunu belirterek, “Erdoğan’a güvenemezsiniz” dedi.

Kışanak’ın Gunter’e verdiği yanıt netti: “Diyalog çatışanlar arasında olur. Kürtler kimseye değil, kendine güveniyor.” Ardından Kışanak, Gunter’e şu soruyu sordu, “Peki sizce Kürtler ne yapabilir?” Gunter’in cevabı ise kısaydı: “Bilmiyorum.”

Foto: Mark Campbell

Dünyanın farklı bölgelerindeki barış süreçlerinden dersler çıkarılmaya çalışılırken bu kısa diyalog belki de Kürtlerin en çok bu süreçte muzdarip olduğu konuyu açığa vuruyordu: Eleştiren çok, ama çözüm üretmeye çalışansa çok az.

Bazı panelistlerin koltukları boştu

İkinci gün, konferansın en kalabalık günüydü. Salondaki beklenti daha çok Kürt siyasi temsilcilerinin yapacağı açıklamalar içindi. Ancak, “Çatışma Sonrası Kürt Demokratik Siyaseti” başlıklı panele geçildiğinde beklenmedik bir bilgi paylaşıldı. Birleşik Krallık, siyasetçiler Veysi Aktaş, Çetin Arkaş, Nesrin Akgül, Yüksel Genç ve gazeteci Ali Duran Topuz’un vize başvurularını reddetmişti. Bu nedenle isimler panele online katılacaktı. Salonda bu durumun yarattığı hayal kırıklığı hissediliyordu. Veysi Aktaş, vize alamamalarını politik bir karar olarak yorumladı.

Panelde tartışmalı “entegrasyon” kavramı gündeme geldi. Siyasetçi Çetin Arkaş konuya dair şu açıklamayı yaptı: “Sayın Öcalan’ın kimlikleri, kültürleri ve inançları yaşamın dışına iten tekçi bir modele onay vermesi mümkün değildir. Entegrasyon demokratik devletle olur. Tekçi bir yapıya kim, neden entegre olsun? Bunu kabul etmenin adı entegrasyon değil, gönüllü olarak asimilasyonu kabul etmektir.”

“Rojhilat’ı izleyin”

“Sınırlar Ötesinde Kürt Sorunu” panelinde ise Başur (Güney), Rojhilat (Doğu) ve Rojava (Batı) Kürdistanı’ndaki gelişmeler konuşuldu.

Siyasi Analist Dr. Hêmin Seyîdî’nin Rojhilat’taki siyasal duruma ve İran’daki Kürtlerin müzakere deneyimlerine ilişkin değerlendirmeleri özellikle dikkatle dinlendi. Seyîdî’nin “Jin, Jiyan, Azadî” sloganına ilişkin sözleri salonda belirgin bir heyecan yarattı. Bu sloganın Öcalan’ın felsefesinden hareketle Bakur’da, Türkiye Kürdistanı’nda doğduğunu söyleyen Seyîdî, sloganın İran’daki 2022 protestolarının da motoru haline geldiğini belirtti. Seyîdî Rojhilat’ın İran’ın gelecekteki siyasi gelişmelerinde önemli bir rol oynayabileceğini savundu ve dinleyicilere, “Rojhilat’ı izleyin” çağrısı yaptı.

Gazeteci Frederike Geerdink’in İran’a yönelik saldırılar sırasında İran’daki Kürtlerin ABD ve İsrail tarafından yönlendirildiğine ilişkin söylentileri sorması üzerine ise Seyîdî bu iddiaların doğru olmadığını söyledi. Seyîdî, Rojhilat’taki Kürt siyasi partilerinin gücünün ABD veya İsrail’den değil, Rojhilat’ın içinden geldiğini vurguladı.

Aynı panelde Rojava Şam Temsilcisi Dr. Abdulkerîm Omer ise Mazlum Abdi’nin Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanlığı görevini neden kabul ettiği sorusuna şu yanıtı verdi: “Halkın çıkarları ve temsili açısından Şam’da aktif rol alma amacıyla görev kabul edildi.”

Gözaltından çıktı, konferansa geldi

Konferansın ikinci gününün bir diğer dikkat çekici görüntüsü siyasi bir tartışmanın ortasında değil, yine yemek molasında yaşandı.

Salı günü Liverpool’da, yasaklı Palestine Action grubuna destek eylemine katıldığı için gözaltına alınan 94 yaşındaki insan hakları avukatı Margaret Owen, serbest bırakılmasının ardından Çarşamba günü konferansa geldi. Bir oturuma katılan Owen, daha sonra katılımcıları zafer işaretiyle selamlayarak konferanstan ayrıldı. Kürt dostu Owen’ın bu desteği, konferansın hafızada kalan bir başka karesi oldu.

Margaret Owen

Ve saygı duruşu

Duygusal anlardan bir diğeri de konferansa online olarak katılan gazeteci Ali Duran Topuz’un konuşmasında yaşandı. Topuz sunumunu Kürtçe yaptı ve konuşmasını Rojava’da hayatını kaybeden gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’e adadı. Salonda bir sessizlik hissedildi.

Konferansın kapanış konuşmasında benzer bir atmosfer yeniden oluştu. Centre for Kurdish Affairs, konferansı Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren ve isimleri yeni açıklanan özgürlük gerillalarına adadığını açıkladığında bazı katılımcıların gözleri doldu. İki gün boyunca siyaset, hukuk, uluslararası ilişkiler, çatışma çözümleri ve barış mekanizmaları konuşulmuştu. Kapanış ise bütün bu başlıkların tartışılmasına neden olan şeyi, kaybedilen insanlar için taşınan acıyı ortaya koydu.

Eleştirenler de vardı

Konferansa eleştiri yöneltenler de vardı. Bir katılımcı, konferansın hafta içi düzenlenmesini ve tarihinin hükümetteki İşçi Partisi’nin Liverpool’daki yıllık toplantısıyla çakışmasını eleştirdi. Ayrıca Birleşik Krallık parlamenterlerinden kimsenin katılmaması da ona göre önemli bir eksiklikti.

Ancak aynı kişi, bu eleştirilerine rağmen konferansın önemli olduğunu düşünüyor ve şunları dile getiriyordu: “İki gün boyunca silahların susmasının ardından nelerin yapılması gerektiği, hukuki güvenceler, uluslararası mekanizmalar, garantörler, komisyonlar ve toplumun sürece katılımı tartışıldı. Molalarda insanların şu soruyu tartıştığını gördüm: ‘Diasporadaki Kürtler olarak ne yapabiliriz?’ Bunu soruyor olmak bence önemli.”

Günün sonunda katılımcıların ortaklaştığı düşünce ise şuydu: Kürt meselesinde yeni bir dönemden söz ediliyorsa, bunun kaderini toplum belirleyecek. Sürecin nasıl ilerleyeceği kadar, toplumun ne kadar örgütleneceği ve barışı ne kadar sahipleneceği belirleyici olacak. Basklı Paul Rios Garaizar’ın söylediği o kısa cümle, iki günün bütün tartışmalarını özetlemeye yetiyordu:

“Barış pasif bir eylem değildir.”

Meral Danış Beştaş: Yasa, barışa giden yolda “asgari bir adım”

HDK Eş Sözcüsü ve DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş, “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” kapsamında dün Meclis’e sunulan çerçeve yasayı “ilk defa teslimiyetin dayatılmadığı, müzakerenin etkisinde varılan asgari bir yasa teklifi” olarak tanımladı.

Fotoğraf: Yeni Yaşam Gazetesi

Kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” 5 Ağustos’ta açıklandı.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş, söz konusu yasaya ilişkin Niha+’ya yaptığı değerlendirmede bu düzenlemenin bir af yasası olmadığını vurgulayarak “Bu, neticede bir barış ve demokratik toplum sürecinin, müzakere sürecinin geldiği aşamada siyasi olarak yurt dışında mecburen bulunanlar, sürgündekiler, içerideki tutuklular, siyasi mahpuslar ve gerillanın gelişini düzenleyen bir düzenleme” dedi.

“Pişmanlık, teslimiyet dayatılmıyor”

Düzenlemenin bir kaos ortamı yaratmayacağını savunan Beştaş, “Tam tersine Kürt halkının artık hukuk kapısından içeri girmesi için ilk defa pişmanlığın, teslimiyetin dayatılmadığı, müzakerenin etkisinde varılan asgari bir yasa teklifi” ifadelerini kullandı.

Beştaş, yasanın sadece başlangıç için “küçük bir adım” olduğunu, sürecin bundan sonraki düzenlemelerle şekilleneceğini söyledi. Dil, kimlik, kültür hakları, düşünce ve ifade özgürlüğü ile örgütlenme hakkı gibi başlıklarda demokrasiden, hukuktan, adaletten ve özgürlüklerden yana bir tutum sergilediklerini yineledi.

Yasada cezaların üst ve alt sınırlarının belirlendiğini aktaran Beştaş, kapsam dışı tutulan grupları da tekrarladı: 2005 öncesi ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet cezaları ile insan öldürme suçları düzenlemenin dışında bırakıldı. Beştaş, bu düzenlemelerin PKK ve KCK ile bağlantılı oluşum ve örgütler için geçerli olduğunu belirtti.

Eksiklikler Adalet Komisyonu’nda söylenecek

Yasanın eksikliklerine ilişkin konuşan Beştaş, 2005 yılı öncesi ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hüküm giyenlerin kapsam dışı bırakılmasının statü talebini karşılamadığını belirtti. Bu düzenleme, Abdullah Öcalan’ı da kapsam dışında bırakıyor.

Beştaş, kanunda yeni yasal düzenlemeler ve idari adımlar için Cumhurbaşkanı yardımcısı başkanlığında bir kurul oluşturulacağını, bu kurulun sürecin idari boyutunu yürütmekle sorumlu tutulacağını aktardı. “İdari olarak Sayın Öcalan akademisyen, gazeteci, siyasetçi bu konuda kendisiyle görüşmek isteyenlerle görüşebilecek diye yorumluyoruz ve istiyoruz. Yani talep çok net” dedi.

Beştaş, bu sürecin yeni bir yasa çıkana kadar fazla uzatılmaması gerektiği görüşünü ilgili taraflarla paylaştıklarını, yarın toplanacak Adalet Komisyonu’nda da bu eksikliklerin dile getirileceğini belirtti.

“Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”, 7 Ağustos’ta Meclis Adalet Komisyonu’nun önüne inecek ve tartışılmaya başlanacak. Komisyonda kabul edilmesi halinde ise teklif Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanacak.

Kimi suçların yasa kapsamı dışında tutulmasına ilişkin Beştaş, bu durumun “Türkiye siyasetinin hâlâ belli ezberlerden ve kalıplardan kurtulamamış olmasının bir yansıması” olduğunu söyledi. Sürecin yalnızca müzakereyle değil, toplumun taleplerine sahip çıkması ve itirazını güçlendirmesiyle ilerleyebileceğini vurguladı.

“Bir kapı aralandı”

Yasanın hukuki riskler barındırdığını kabul eden Beştaş, eleştiri ve eksikliklerin bulunduğunu ancak bunun “asgari bir müşterek” olduğunu belirtti: “İlk adımın atılabilmesi için bir anlamda buna evet diyeceğiz. Çünkü bir adım atılmazsa gelecek adımların önü de kapalı olacak. Bir aralanma hali var. Yani bir kapı aralandı.”

Beştaş, bu kapının sonuna kadar açılmasının toplumun ve halkların elinde olduğunu söyleyerek sözlerini tamamladı.

“Çerçeve yasa” 12 maddeden oluşacak

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan “çerçeve yasa”nın maddeleri açıklandı. Bir hafta içinde yasallaşması öngörülen teklifte Abdullah Öcalan’ın ve 2005 öncesi müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet cezası alanların kapsam dışında bırakıldığı görüldü.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulması beklenen “çerçeve yasa” taslağında yer alan maddeler açıklandı. “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” isimli kanun teklifinin düzenlemeleri, AKP ve MHP tarafından yapılan ortak basın toplantısıyla duyuruldu.

Meclis’te düzenlenen basın toplantısına AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, AKP Genel Başkanvekili Abdülhamit Gül ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız da katıldı. Güler, Meclis Başkanlığına sunulan “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” isimli Kanun teklifinin maddelerini açıkladı. Güler, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanun teklifinin yürütme ve yürürlük maddesiyle beraber 12 maddeden oluştuğunu söyleyerek “Gerekli düzenlemeler gerektikçe yapılacak. Yine İmralı’da belli bir disiplin ve işleyişe tabi şekilde akademisyenler ve gazeteciler gibi kişilerle görüşmeler yapılacak” dedi.

Teklifteki maddelere göre, 2005 yılından önce ağırlaştırılmış müebbet cezası alanlar veya ağırlaştırılmış müebbet yükümlülüğü doğuran suçlar yasa kapsamı dışında tutulacak. Bu bağlamda, sürecin muhattabı olan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çerçeve yasanın kapsamında yer almaması kamuoyunda tepki yarattı.

Kartal: “Mevcut düzenleme yerinde bir karar değil”

Mezopotamya Ajansı’na konuşan Kürdistan Halk Kongresi (KONGRA-GEL) Eşbaşkanı Remzi Kartal, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “umut hakkı” söylemlerini anımsatarak “Önder Apo bu süreçte etkili olmazsa, kendisi bizzat doğrudan çağrı yapmazsa bu süreç gelişmez. Hem Özgürlük Hareketi hem de halk açısından devletin Kürt sorununa yaklaşımındaki temel ölçü, devletin Önder Apo’ya yaklaşımıdır. Önder Apo’nun konumu, yaşam koşulları ve çalışma koşulları belirleyici ölçüdür. Eğer bu konuda güven veren bir gelişme yoksa, hâlâ bilinen güvenlik politikaları esas alınıyorsa, bu durum ne Özgürlük Hareketi’nde ne de halkta güven oluşturur” diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli sürece ilişkin bu sabah Millet Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Sinan Burhan’a yaptığı değerlendirmelerde, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik “umut kakkı”nın tanınması gerektiğini söyledi:

“Selahattin Demirtaş evine, Ahmetler görevine, Öcalan ‘umut hakkı’na kavuşmalıdır. Türkiye huzur bulmalıdır. Hedefimiz Türkiye’nin ve bölgenin huzura kavuşmasıdır.”

Kartal, sözlerine şu şekilde devam etti:

“İlk aşamada kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek böyle ele alınıyor olabilir. Ancak bunun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak diğer adımlarla mutlaka çözülmesi gerekiyor. Devletin yetkili organlarının ve Meclisi’nin bu konuda çok net olması gerekiyor. Halk ve hareket olarak biz böyle bakıyoruz. Çünkü gerçekten bu konuda bir gelişme olmazsa, Türkiye’ye dönüşler ve yasal-demokratik sürece katılım ciddi sorunlar yaşayabilir. Bu nedenle mevcut düzenlemeyi yerinde bir karar olarak görmüyoruz.”

Meclis Başkanlığı’na sunulan ve içeriği kamuoyu ile paylaşılan “çerçeve yasa” taslağının bir hafta içerisinde yasalaşması bekleniyor. Söz konusu kanun teklifindeki maddeler şu şekilde:

AMAÇ VE KAPSAM

MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı, PKK/KCK ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesidir.

(2) Bu Kanun hükümleri, PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunda düzenlenen suçları kapsar.

TANIMLAR

MADDE 2-(1) Bu Kanunda geçen;

a) Örgüt: PKK/KCK ve bağlı bütün oluşumlarını,

b) Kurul: Bu Kanunun 7 nci maddesi uyarınca oluşturulacak Kurulu, ifade eder.

Soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi

MADDE 3- (1) Örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hariç olmak üzere, 1 inci madde kapsamına giren ve üst sınırı onbeş yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar beş yıl, onbeş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar on yıl süreyle ertelenir. Erteleme süresi içinde dava zamanaşımı işlemez. Bu suçlarla ilgili dosya ve suçun ispatına yarayan deliller, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresince muhafaza edilir. Müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri hakkında erteleme kararıyla birlikte tasfiye kararı verilir ve Hazineye irat kaydedilir. Karar, kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlara tebliğ edilir. Kararda başvuru ve itiraz hakkı ile süresi ve mercii gösterilir.

(2) Birinci fıkra uyarınca Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlara karşı kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlar iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Birinci fıkra uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin mahkeme tarafından verilen kararlara karşı da iki hafta içinde itiraz edilebilir.

(3) Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasından önce işlenmiş olup da 1 inci madde kapsamına giren suçlardan dolayı bu tarihten sonra başlatılacak soruşturmaların yapılması, Kurulun iznine bağlıdır.

Koruma tedbirleri ve kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar

MADDE 4- (1) 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlardan dolayı verilmiş olan tutuklama ve adli kontrole ilişkin koruma tedbirleri, soruşturma veya kovuşturmanın bulunduğu evredeki yetkili hâkim veya mahkeme ile bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından değerlendirilir ve koşullarının bulunması halinde bu tedbirlerin kaldırılmasına karar verilir.

(2) 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verilir.

Erteleme kararlarının kaydedilmesi ve yeniden suç işlenmesi

MADDE 5- (1) 3 üncü madde uyarınca verilen erteleme kararları, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, ikinci fikrada belirtilen amaç için kullanılabilir. (2) Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, erteleme kararı kaldırılarak soruşturma ve kovuşturmaya devam olunur. Mahkûmiyet halinde verilen cezanın infazı, 6 ncı madde uyarınca ertelenmez ve mahkûmiyet hükümlerinin tüm sonuçları doğar. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde kovuşturma yapılmasına yer olmadığı veya düşme kararı verilir.

Mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi

MADDE 6- (1) Örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkûm olanlar ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar hariç olmak üzere, 1 inci madde kapsamına giren suçlardan;

a) Toplam on beş yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazı beş yıl süreyle,

b) Toplam on beş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazı on yıl süreyle,

İnfaz hâkiminin kararıyla ertelenir. Bu fikranın uygulanması, müsadere kararlarının yerine getirilmesini engellemez. Erteleme süresi içinde ceza zamanaşımı işlemez.

(2) Birinci fıkra uyarınca infaz hâkimi tarafından verilen erteleme kararlarına karşı itiraz edilebilir.

(3) Birinci fıkra uyarınca verilen erteleme kararları, 5 inci maddenin birinci fıkrasına göre oluşturulan sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, dördüncü fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilir.

(4) Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, infaz hâkimi tarafından erteleme kararı kaldırılarak cezanın infazının devamına karar verilir. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde verilen ceza infaz edilmiş sayılır. Erteleme kararlarının takibi Cumhuriyet başsavcılıklarınca yapılır.

Takip, koordinasyon ve uygulama

MADDE 7- (1) Bu Kanun kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesi; Kanunun Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden müteşekkil Kurul tarafından yapılır. İhtiyaç halinde Kurul tarafından; alt komisyonlar oluşturulabilir, bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile gerekli görülen kişiler Kurul ve komisyon toplantılarına davet edilebilir.

(2) Kurul tarafından, sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini sağlamak üzere alt komisyonlarda görevlendirme yapılabilir. (3) 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben bu Kanunun amacı ve kapsamı doğrultusunda; örgütün tamamen tasfiyesi ve bu duruma ilişkin gözlem raporları uyarınca dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirme yapılabilir. Kurulun gerekli görmesi halinde adli, idarî ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunulur.

(4) Bu Kanun uyarınca verilen erteleme kararları, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirilir ve gerekli görülmesi halinde;

a) Soruşturma ve kovuşturmalar nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, sulh ceza hâkimliğinden veya mahkemesinden,

b) Mahkûmiyet hükümleri nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, infaz hâkimliğinden,

Kurul tarafından talep edilir. Talep hakkında ilgili mercii tarafından karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz edilebilir. Bu fıkranın (b) bendi uyarınca talepte bulunulabilmesi için beş yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından kararın verildiği tarihten itibaren iki yıl, on yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından ise üç yıl geçmiş olması gerekir.

(5) Kurul, çalışmaları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini düzenli olarak bilgilendirir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere İzleme Komisyonu kurulur. İzleme Komisyonu, bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izler ve tavsiyelerde bulunabilir.

(6) Kurulun sekreterya hizmetleri Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yerine getirilir.

Silah ve malzeme teslimi

MADDE 8- (1) Bu Kanun kapsamındaki örgüt mensuplarının beraberinde getirdikleri yahut beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzeme kayıt altına alınır.

(2) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, güvenlik kurumlarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirlenir.

Süre

MADDE 9- (1) Bu Kanun hükümleri, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben altı ay içinde bu Kanun hükümlerinden yararlanmak istediğini bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak bildirenlere uygulanır.

Görev ve sorumluluk

MADDE 10- (1) Bu Kanun kapsamında verilen görevler, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilir.

(2) Bu Kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idarî veya cezaî sorumluluğu doğmaz.

Yürürlük

MADDE 11- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 12- (1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

MADDE GEREKÇELERİ

MADDE 1- Maddeyle, Kanunun hazırlanma amacı ve kapsamı belirlenmektedir. Maddenin birinci fıkrasıyla, Kanunun amacının, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin olduğu kabul edilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, Kanun hükümlerinin, PKK/KCK örgüt kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunda düzenlenen suçları kapsadığı hüküm altına alınmaktadır. Böylelikle Kanunun kapsamı, yalnızca PKK/KCK terör örgütünün faaliyetiyle ilgili olarak maddede yer alan suçlarla sınırlandırılmaktadır.

MADDE 2- Maddeyle, tanımlar maddesi düzenlenmektedir.

MADDE 3- Maddeyle, soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesine ilişkin düzenleme kabul edilmektedir. Maddenin birinci fıkrasıyla, örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile yine bu örgütün faaliyeti çerçevesinde 1/6/2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hariç olmak üzere, 1 inci madde uyarınca bu Kanun kapsamına giren ve üst sınırı onbeş yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmaların beş yıl, onbeş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmaların ise on yıl süreyle ertelenmesi sağlanmaktadır.

Belirtmek gerekir ki, erteleme süresi içinde dava zamanaşımı işlemeyecektir. Erteleme kararı verilen suçlarla ilgili dosya ve suçun ispatına yarayan deliller, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresince muhafaza edilecektir. Düzenlemeyle, müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri hakkında erteleme kararıyla birlikte tasfiye kararı verileceği ve bu değerlerin Hazineye irat kaydedileceği kabul edilmektedir. Ayrıca, bu fikra uyarınca verilen kararın, kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlara tebliğ edileceği ve kararda başvuru ve itiraz hakkı ile süresi ve merciinin gösterileceği de hükme bağlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından verilen erteleme kararına karşı kanun yollarına başvurma hakkı bulunanların iki hafta içinde sulh ceza hakimliğine başvurabileceği kabul edilmektedir. Kovuşturma evresinde mahkeme tarafından verilen erteleme kararına karşı da iki hafta içinde kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlar tarafından itiraz yoluna başvurulabilecektir.

Maddenin üçüncü fıkrasıyla, Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasından önce işlenmiş olup da 1 inci madde uyarınca bu Kanun kapsamına giren suçlardan dolayı bu Kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra soruşturma başlatılması, Kurulun iznine bağlı kılınmaktadır.

MADDE 4- Maddeyle, koruma tedbirleri ve kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalarla ilgili yapılacak adli işlemlere yönelik düzenleme kabul edilmektedir.

Maddenin birinci fıkrasıyla, soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesine ilişkin 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlardan dolayı verilmiş olan tutuklama ve adli kontrole ilişkin koruma tedbirlerinin, soruşturma veya kovuşturmanın bulunduğu evredeki yetkili hakim veya mahkeme ile bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından değerlendirileceği ve koşullarının bulunması halinde bu tedbirlerin kaldırılmasına karar verileceği düzenlenmektedir. Böylelikle, ilgili mercii tarafından hızlı bir şekilde koruma tedbirleri hakkında karar verilmesi sağlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verileceği kabul edilmektedir.

Belirtmek gerekir ki, bu maddenin uygulanması bakımından 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanması ve 9 uncu maddede belirtilen yazılı başvurunun gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Dolayısıyla Kanunun Resmi Gazete’de yayımlanması nedeniyle re’sen bu madde hükümlerine göre işlem yapılması söz konusu olamayacaktır.

Diğer yandan, beraat veya zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararları gibi kişinin daha lehine olan durumlar bakımından istinaf veya temyiz kanun yolundaki dosyalar hakkında bozma kararı verilmeksizin esastan inceleme yapılmak suretiyle yargılamanın neticelendirilmesi yoluna gidilecektir.

MADDE 5- Maddeyle, erteleme kararlarının kaydedilmesi ve erteleme süresi içinde yeniden suç işlenmesi halinde yapılacak adli işlemlere ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

Maddenin birinci fikrasıyla, soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesine ilişkin 3 üncü madde uyarınca verilen erteleme kararlarının, bunlara mahsus bir sisteme kaydedileceği düzenlenmektedir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde ikinci fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilecektir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, erteleme kararının kaldırılarak soruşturma ve kovuşturmaya devam olunacağı, bu suretle yürütülen soruşturma veya kovuşturma sonucunda kişi hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi halinde ise verilen cezanın infazının, 6 ncı madde uyarınca ertelenmeyeceği ve mahkûmiyet hükümlerinin tüm sonuçlarıyla cari olacağı düzenlenmektedir. Ayrıca, erteleme süresi içinde terör suçu işlenmemesi halinde kişi hakkında soruşturma evresindeki dosyalar bakımından kovuşturma yapılmasına yer olmadığı, kovuşturma evresindeki dosyalar bakımından ise düşme kararı verileceği kabul edilmektedir.

MADDE 6- Maddeyle, mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesine ilişkin düzenleme kabul edilmektedir.

Maddenin birinci fikrasıyla, örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkum olanlar ile yine bu örgütün faaliyeti çerçevesinde 1/6/2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar hariç olmak üzere, 1 inci madde uyarınca bu Kanun kapsamına giren suçlardan toplam onbeş yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazının beş yıl süreyle, toplam onbeş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazının ise on yıl süreyle infaz hâkiminin kararıyla erteleneceği düzenlenmektedir. Bu fıkra uyarınca verilen erteleme kararları, müsadere kararlarının yerine getirilmesini engellemeyecektir. Ayrıca, erteleme süresi içinde ceza zamanaşımı da işlemeyecektir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, birinci fıkra uyarınca infaz hakimi tarafından verilen erteleme kararlarına itiraz edilebileceği hükme bağlanmaktadır.

Maddenin üçüncü fıkrasıyla, birinci fıkra kapsamında verilen erteleme kararlarının 5 inci maddede belirtilen mahsus sisteme kaydedileceği düzenlenmektedir. Belirtmek gerekir ki bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde dördüncü fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilecektir.

Maddenin dördüncü fıkrasıyla, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, infaz hâkimi tarafından erteleme kararının kaldırılarak cezanın infazının devamına karar verileceği kabul edilmektedir. Belirtilen erteleme süresi terör suçu işlenmeksizin geçirildiği takdirde verilen ceza infaz edilmiş sayılacaktır. Ayrıca, erteleme kararlarının takibinin Cumhuriyet başsavcılıklarınca yerine getirilmesi öngörülmektedir.

MADDE 7- Maddeyle, sürecin takip edilmesi, koordinasyonunun sağlanması ve Kanun hükümlerinin uygulanmasına ilişkin olarak bir Kurul oluşturulması öngörülmektedir.

Maddenin birinci fıkrasıyla, Kanun kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesinin; Kanunun Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden oluşan Kurul tarafından yapılacağı kabul edilmektedir. Ayrıca düzenlemeyle, ihtiyaç halinde Kurul tarafından alt komisyonlar oluşturulabilmesine, bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile gerekli görülen kişilerin Kurul ve komisyon toplantılarına davet edilebilmesine imkân tanınmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, Kurul tarafından, sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini ve koordinasyonunu sağlamak üzere alt komisyonlarda görevlendirme yapılabileceği düzenlenmektedir.

Maddenin üçüncü fıkrasıyla, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben bu Kanunun amacı ve kapsamı doğrultusunda; örgütün tamamen tasfiyesi ve bu duruma ilişkin gözlem raporları uyarınca dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirme yapılabileceği, Kurulun gerekli görmesi halinde adli, idarî ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunacağı kabul edilmektedir.

Maddenin dördüncü fıkrasıyla, bu Kanun uyarınca verilen erteleme kararlarının, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirileceği, gerekli görülmesi halinde hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasının talep edilebileceği ve talep hakkında da ilgili mercii tarafından karar verileceği düzenlenmektedir. Belirtmek gerekir ki, mahkûmiyet hükümleri nedeniyle doğan hak yoksunluğunun ortadan kaldırılmasına yönelik talepte bulunulabilmesi için beş yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından kararın verildiği tarihten itibaren iki yıl, on yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından ise üç yıl geçmiş olması gerekmektedir.

Maddenin beşinci fıkrasıyla, Kurulun, çalışmaları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini düzenli olarak bilgilendireceği açıkça hükme bağlanmaktadır. Ayrıca düzenlemeyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere İzleme Komisyonu kurulacağı kabul edilmektedir. Bu Komisyon, Kanun kapsamındaki faaliyetleri izleyecek ve tavsiyelerde bulunabilecektir. Maddenin altıncı fıkrasıyla, Kurulun sekreterya hizmetlerinin Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yerine getirileceği kabul edilmektedir.

MADDE 8- Maddeyle, silah ve malzeme teslimine ilişkin düzenleme yapılmaktadır. Maddenin birinci fıkrasıyla, Kanun kapsamındaki örgüt mensuplarının beraberinde getirdikleri yahut beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzemenin kayıt altına alınacağı kabul edilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, kayıt altına alma işlemi ile kayıt altına alınan silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzeme hakkında uygulanacak usul ve esasların, güvenlik kurumlarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirleneceği hükme bağlanmaktadır.

MADDE 9- Maddeyle, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben altı ay içinde bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara, bu Kanun hükümlerinden yararlanmak istediğini yazılı olarak bildiren kişiler hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanabileceği düzenlenmektedir.

MADDE 10- Maddeyle, görev ve sorumluluk düzenlemesi kabul edilmektedir. Maddenin birinci fıkrasıyla, Kanun kapsamında verilen görevlerin, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirileceği düzenlenmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, bu Kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukukî, idari veya cezaî sorumluluğunun doğmayacağı kabul edilmektedir. Düzenlemeyle, bu Kanunun amacını gerçekleştirmeye yönelik çalışmalar yürüten başta Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyeleri olmak üzere tüm görevliler bakımından yasal güvence sağlanmaktadır.

Yürürlük

MADDE 11- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 12- (1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

CHP ve HÜDAPAR da imza verdi

Bir hafta içinde yasallaşması beklen teklife, AKP, MHP, DEM Parti, HÜDA-PAR ve CHP imza verdi. Teklif, 7 Ağustos Cuma günü Meclis Adalet Komisyonu’nun önüne inecek ve tartışılmaya başlanacak. Komisyonda kabul edilmesi halinde ise teklif Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanacak.

“Bu yasa bir ilk adım”

DEM Parti Meclis grup salonunda yapılan imza toplantısının ardından DEM Parti Eş Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan basın toplantısı düzenledi. İlk sözü alan Bakırhan, “Yasaya dönük eleştirilerimiz vardı. Yasanın eksiklikleri vardı. Bütün bunlara rağmen bu ilk adımı büyüteceğiz, toplumsallaştıracağız. 86 milyona götürmeye çalışacağız. Bunun yanında başta Meclis olmak üzere çatışmanın yeniden üretilmesini engelleyen her demokratik adımız sözü, pratiği ve eylemi de sonuna kadar savunacağız ve destekleyeceğiz” diye konuştu.

Bakırhan’ın ardından söz alan Tülay Hatimoğulları, DEM Parti olarak bu yasanın kök yasa niteliği taşımasını istediklerini belirterek “Kürt sorunu bir terör sorunu değil. Bunu her daim altını çizdik. Kürt sorunu iktisadi bir sorundur. Sosyal, siyasal ve toplumsal bir sorundur. Dolayısıyla bu sorunu, bu meseleyi bu şekilde ele alarak bundan sonraki süreçte yine müzakere ve diyaloğun devam ettiği ve demokratikleşmenin önünü açacak yeni yasaların ortaya çıkması bakımından da biz bu aşamayı önemli görüyoruz” dedi.

*Kaynak: Mezopotamya Ajansı

“Çerçeve yasa” yarın Meclis’e sunuluyor

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında beklenen “çerçeve yasa” teklifi yarın saat 10.30’da Meclis Başkanlığı’na sunulacak. “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” adı verilen yasa 10 maddeden oluşacak.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulması beklenen “çerçeve yasa” taslağı, uzun süredir devam eden görüşme trafiğinin ardından somutlaşmaya başladı. Düzenlemenin, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” adı ile yarın (5 Ağustos) saat 10.30’da Meclis Başkanlığı’na sunulacağı bildirildi.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, gün içinde gazetecilerin sorularını yanıtlarken görüşmelerin olumlu ilerlediğini belirterek teklifin yarın Meclis Başkanlığı’na verileceğini ifade etmişti.

Ortak basın açıklaması yapılacak

Teklifin Meclis’e sunulmasının ardından saat 11.00’de AKP ile Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) ortak bir basın açıklaması yapması planlanıyor. Toplantıda AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, Genel Başkanvekili Efkan Ala ve grup başkanvekillerinin yanı sıra MHP Grup Başkanvekilleri Erkan Akçay, Filiz Kılıç ve Feti Yıldız’ın da yer alacağı belirtildi.

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan bilgilere göre teklifin Cuma günü Meclis Adalet Komisyonu’nda görüşülmesi ve hafta sonuna kadar Genel Kurul’dan geçirilmesi hedefleniyor.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş bugün (4 Ağustos) kanun teklifini imzaladı. Gün içinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de taslağa imza attığı bilgisi paylaşıldı. Teklife bu ana kadar Numan Kurtulmuş, AKP milletvekilleri, Devlet Bahçeli ve MHP’li milletvekilleri imza verdi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) ise teklifi yarın imzalayacağı öğrenildi.

Meclis’te yoğun görüşme trafiği

AKP Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül ile Meclis Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel, taslak gündemiyle Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Meclis Grubu’nu ziyaret etti. İkiliyi CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç ve beraberindeki heyet karşıladı.

Dün (3 Ağustos) ise görüşmeler gece saatlerine kadar sürmüştü. AKP Grup Başkanı Abdullah Güler ve Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Özgür Faik Erol, Öztürk Türkdoğan, Meral Danış Beştaş ve Nevroz Uysal ile yaklaşık 2,5 saat süren bir görüşme gerçekleştirdi. DEM Parti ile görüşmenin ardından AKP heyeti MHP’den Feti Yıldız ile bir araya geldi. Yıldız, görüşme sonrası mutabık olduklarını ve bir pürüz bulunmadığını söyledi. AKP’nin ayrıca HÜDA PAR milletvekilleriyle, Yeni Parti, CHP ve Yeni Yol yöneticileriyle de görüşme yaptığı aktarıldı.

DEM Parti MYK olağanüstü toplandı

Öte yandan DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları başkanlığında bugün saat 15.00’te olağanüstü toplandı. Toplantıda çerçeve yasa tartışmaları, siyasi partilerle yürütülen temaslar ve taslağın somutlaşması başlıklarının ele alındığı, partinin olağan MYK toplantısını ise 12 Ağustos’ta yapmasının beklendiği belirtildi.

AKP cephesinde de toplantı trafiği öne çıkıyor. AKP Meclis Grubu’nun yarın kapalı bir grup toplantısı düzenleyeceği, toplantıda Grup Başkanı Abdullah Güler ve Genel Başkanvekili Efkan Ala’nın teklife ilişkin bilgilendirme yapacağı öğrenildi.

Yasanın 10 maddeden oluşması bekleniyor

Mezopotamya Ajansı’nın edindiği kulis bilgilerine göreyse DEM Parti ile AKP heyetleri çerçeve yasaya ilişkin bir görüşme daha gerçekleştirdi. Görüşmede, yasa taslağının 10 maddeden oluştuğu, bazı başlıklarda uzlaşı sağlandığı, bazılarının ise netleştirilmeye çalışıldığı kaydedildi.

Aktarılan ayrıntılara göre, DEM Parti heyeti metinden “terör” söyleminin çıkarılmasını isterken AKP heyeti bu ifadenin ilk ve ikinci maddede yer alacağını, sonraki maddelerde ise yalnızca “örgüt” ibaresinin kullanılacağını belirtti. Görüşmede DEM Parti tarafının, “amaç ve kapsam” maddesinde “silahların teslimi” yerine “imha ya da bırakma” ifadesinin kullanılmasını önerdiği, AKP heyetinin ise bu öneriyi yeniden değerlendirmek üzere not aldığı ifade edildi.

Bir başka başlıkta ise istisna tutulan fiillerin, “kasten öldürme” ile “2005’ten önce işlenen müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet” cezaları olarak düzenleneceği belirtildi.

Kurullar ve kadın temsiliyeti gündemde

Görüşmelerde kurumsal yapıya ilişkin başlıklar da ele alındı. AKP heyetinin, adı yasada geçmese de Barış ve Siyasallaşma Kurulu’nun yasayla birlikte oluşturulacağını, ayrıca en az üç alt kurul daha düşünüldüğünü aktardığı öğrenildi. Bu kapsamda geçmişe dönük talepler ile hukuki meseleleri inceleyecek bir kurulun ve sürece dahil olacakların sosyo-ekonomik koşullarını ele alacak ayrı bir kurulun oluşturulmasının planlandığı belirtildi.

DEM Parti heyetinin ise kurulların oluşturacağı alt komisyonlara ilişkin metne “bu komisyonlarda kadın temsiliyeti gözetilir” ifadesinin eklenmesini istediği, AK Parti heyetinin bu talebi not aldığı kaydedildi. Ayrıca DEM Parti’nin, bu düzenlemenin bir giriş/kök yasa olduğunu ve devam edecek demokratikleşme adımlarının başlangıcını oluşturduğunu vurgulayan bir girizgâhın eklenmesini önerdiği, AK Parti tarafının ise böyle bir değerlendirmenin yasa metni yerine gerekçeye yazılabileceğini belirttiği ifade edildi.

Öcalan: “Bin kilometrelik yol bir adımla başlar”

Abdullah Öcalan’ın görüşleri de geçtiğimiz günlerde kamuoyuyla paylaşılmıştı. DEM Parti İmralı Heyeti’nin Abdullah Öcalan ile 20 Temmuz ve 2 Ağustos’ta gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından çerçeve yasaya ilişkin trafik hızlanmıştı. Heyetin aktardığı mesajda Öcalan, çıkarılacak yasanın sürecin önünü açacak anahtar nitelikte ve önemli bir başlangıç olduğunu, bin kilometrelik yolun bir adımla başladığını belirterek toplumun örgütlülüğüyle tarihsel bir çıkışın yaşanacağını vurgulamıştı.

Kaynak: Mezopotamya Ajansı

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.