4 gün boyunca gözaltına tutulduktan sonra adli kontrol şartı ve yurtdışı yasağı kararı ile serbest kalan Niha+ muhabiri Abbas Vural, bir an önce beraat etmeleri gerektiğini kaydederek, bugün Türkiye’de çok daha büyük bedeller ödemiş ve ödeyen gazeteciler olduğunu söyledi.

7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi öncesinde yapılan operasyonlar kapsamında çok sayıda gazeteci ve insan hakları savunucusu gözaltına alındı. Gazetecileri Koruma Komitesi’nin açıklamasına göre en az 11 gazeteci gözaltına alındı. 5 Temmuz tarihinde Niha+ muhabiri Abbas Vural da Kocaeli’de kaldığı eve yapılan baskınla gözaltına alındı. Vural gözaltına alındığında darp edildi ve 4 gün boyunca neyle suçlandığını bilmeden Kocaeli Emniyet Müdürlüğü’nde tutuldu. 9 Temmuz’da ise yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Yaşadıklarını anlatan Vural, gözaltında geçirdiği 4 buçuk günü hak ihlalleri ile dolu bir süreç olarak değerlendirdi.
5 Haziran Pazar günü sabah 7 sularında kaldığı eve şafak operasyonu düzenlenen Vural, Özel harekât polislerinin kapıyı kırması ile uyandığını söyledi. Uyuduğu koltukta kendisinin darp edilmesi ile bilincinin yerine geldiğini belirten Vural, ters kelepçeli şekilde yerde yüz üstü yatırıldığını ifade etti.
TEM şube polislerinin evi aramasıyla kötü muamelenin sürdüğünü belirten Vural, polislerin sözlü ve fiziksel işkencesini de şu sözlerle anlattı:
“Telefonlarımızın ve laptoplarımızın şifrelerini sordular. Kimi polisler ‘okumaya değil teröristlik yapmaya gelmişler’ veya ‘Tiplere bak. İte, uğursuza benziyorlar’ gibi ifadeler kullandılar. Ayrıca serbest bırakıldıktan sonra evdeki bir arkadaşımdan ‘yeleğe bak, gazeteci değil gerilla bildiğin’ gibi ifadeler kullandıklarını ve biz yerde ters kelepçeli şekilde uzanırken bizimle selfie çekilerek alay ettiklerini öğrendim.”
Yaklaşık 2 saatlik bir aramanın sonucunda evden çıkartılarak polis aracına götürüldüğünü söyleyen Vural, bu süreçte başlarının sürekli eğildiğini ve araca götürülürken video kaydına alındığını söyledi.
“Sağlık muayenesindeki beyanlarım yüzünden hakaret ettiler”
Sağlık muayenesi esnasında maruz kaldığı fiziksel şiddete dair beyanlarda bulunan Vural, bunun sonucunda ise polisler tarafından kendisine hakaret edildiğini söyledi:
“Önce sağlık muayenesine götürüldük. Muayenede uğradığım fiziksel şiddete dair beyanlarda bulunmam üzerine muayene raporumu inceleyen TEM polisi ‘şov yapmışsın’ dedi. ‘Şovu siz yaptınız, ben yaşadığımı söyledim’ deyince ise “rahat dursaydınız o zaman” dedi. Bunun üzerine diğer polisler de ‘Yan taraftaki vinci görüyor musun, onu senin g**üne sokarım’ gibi cinsiyetçi ifadeler kullandılar ve kelepçemi daha da sıkarak etrafa bakmamı engellemeye başladılar.”
Sağlık muayenesinin ardından Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen Vural, 3 gün boyunca ne ile suçlandığını bilmeden gözaltında tutuldu:
“4 gün boyunca Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü’nün nezarethanesinde tutulduk. İlk gün dosyada gizlilik kararı olduğu söylenerek benim de aralarında olduğum birkaç kişiye avukat görüşmesi yapma izni verilmedi. Sonraki iki gün avukatlarımız ile görüşebilsek de ne ile suçlandığımızı bilmeden bir hücrede tutulmaya devam edildik. Suçlamaları 4. gün ifadeye çağırıldığımda öğrendim.”
Haber ve paylaşımlar suç sayıldı
Örgüt üyeliği, örgüt propagandası yapmak, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek suçlamaları ile toplam 24 sayfa ifade vermek zorunda bırakılan Vural, suçlamaların asılsız olduğunu kaydetti.
Devrimci Sosyalist İşçi Hareketi ‘(DSİH) adlı bir adını duymadığı bir örgütle ilişkilendirilmek istendiğini söyleyen Vural, sorulan soruların ise söz konusu suçlamalar ile ilişkili olmadığını ifade etti:
“Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması üzerine başlayan eylemlerden o süreç ve sonrasında yaptığımız gazete haberlerine, yıllar öncesine dayanan sosyal medya paylaşımlarına kadar birçok soru sordular. Kimi eylemlere gazeteci, kimi eylemlere ise yurttaş olarak katıldığımı söyleyince haberlerimizi ve paylaşımlarımızı ne amaçla yaptığımızı sormaya başladılar. Kocaeli’deki işçi grevlerinden 19 Mart eylemlerine, Kobani ile dayanışma eylemlerine kadar kentteki birçok protesto provokatif eylemler olarak tanımladılar. Bunların demokratik eylemler olduğunu vurguladık ve yöneltilen haber ve paylaşımların basın özgürlüğü kapsamında olduğunu belirttik.”
“İşten atılanlar, sınavını kaçıranlar oldu”
Emniyet sorgusunun ardından hakimliğe sevk edilen Vural, yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Vural yaşananları hukuksuz olarak nitelendirerek özgürlüğüne kavuştuğu için mutlu olduğunu ifade etti:
“Çoğumuz adli kontrol şartı ile serbest bırakıldık ancak 4 günlük gözaltı sürecinden dolayı işten atılan arkadaşlarımız, sınavını kaçırdığı için eğitimi uzayan öğrenciler var. Nezarethanede tanıştığım ve gazeteci olduğunu belirten Türker Demirci NATO karşıtı ve 1968 hareketinin Türkiye’deki önderlerini andığı paylaşımları gerekçesiyle tutuklandı. Yeniden hayata karışmak çok güzel ancak bu hukuksuzlukların son bulması için mücadeleye devam etmek gerekiyor.”
Bir an önce beraat etmeleri gerektiğini kaydeden Vural, bugün Türkiye’de çok daha büyük bedeller ödemiş ve ödeyen gazeteciler olduğunu söyleyerek süreç boyunca dayanışma gösteren kurumlara ve herkese teşekkür etti.



