AfD’nin yükselişi: “Halk alternatif olmadığı için AfD’yi alternatif görüyor”

6 Eylül Saksonya-Anhalt eyalet meclisi seçiminde %43.8 oy oranı elde eden aşırı sağ parti AfD’nin yükselişini değerlendiren DİDF Genel Başkanı Alev Bahadır ekonomik krizlerle birlikte dünyada “sağcı, gerici ve ırkçı partilerin” oy oranlarını arttırdığını, sağcı partilerin daha saldırgan bir politika sürdürmeye başladığını belirtti. Die Linke Milletvekili Özlem Alev Demirel ise AfD’nin Almanya halkının içerisinde bulunduğu duruma duyduğu öfkeyi başarılı bir şekilde kullandığını anlattı.

Hamburg’da parlamento seçimlerinin olduğu gün “AfD’yi durdur” pankartıyla gerçekleşen bir gösteri/ Fotoğraf: Bodo Marks, dpa

Almanya için Alternatif (AfD) partisi, 1 Eylül 2024 Thüringen eyalet parlamentosunda %32.8 oy oranıyla birinci parti olmuştu. Bu seçimle 1945’ten itibaren İkinci Dünya Savaşı sonrasında Almanya’da ilk kez aşırı sağ bir parti eyalet seçimlerinde birinci sırada yer almış oldu. Bundan tam iki yıl sonra, 6 Eylül 2026 tarihinde yapılan Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde ise söz konusu parti %43.8 oy oranıyla birinci geldi.

AfD’nin bu yükselişi ve anketlerde Almanya genelinde kazandığı ivme, hem Almanya’da hem Avrupa’da hem de uluslararası arenada tartışmaların gelişmesine neden oldu.

Son yıllarda dünya genelinde yükselen sağcı anlayışın Almanya’daki yansıması olarak ele alan yaklaşımların yanı sıra Almanya’nın kendi özgün yapısıyla da ilişkilendiren değerlendirmeler mevcut.

DİDF (Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu) Genel Başkanı Alev Bahadır ve Die Linke (Sol Parti) milletvekili ve Avrupa Parlamentosu üyesi Özlem Alev Demirel, AfD’nin yükselişini ve nedenlerini, Almanya içinde yaşanan tartışmaları, önümüzdeki dönem yaşanması muhtemel gelişmeleri ve sonuçları Niha+’a değerlendirdi.

AfD milliyetçi bir parti olarak hızla büyüdü

Avro karşıtı bir kuruluştan, Federal Anayasayı Koruma Dairesi’nin (BfV) “kesinleşmiş aşırı sağcı oluşum” olarak sınıflandırdığı partiye

Seçimden seçime AfD’nin oy oranı (%)

Almanya’da Avrupa Parlamentosu (AP) ve eyalet meclisi seçimleri
AlmanyaAP seçimi2014
BavyeraEyalet seçimi2023
HessenEyalet seçimi2023
ThüringenEyalet seçimi2024
Saksonya-AnhaltEyalet seçimi2026
Avrupa Parlamentosu (AP) seçimi Eyalet meclisi seçimi Bir eyalet seçiminde bugüne kadarki en yüksek oran
7Avrupa Parlamentosu milletvekili (2014)
~1100sayfalık BfV raporu (Mayıs 2025)
35kentte “AfD kapatılsın” protestosu (Eylül 2026)

Çizgi nasıl kaydı?

Liberal-muhafazakâr başlangıçtan, ulusal muhafazakâr ve sağ-popülist kanadın güçlendiği bir yapıya giden yol

2013: Kuruluş gündemi

Piyasa ekonomisiAvrupa entegrasyonuAvro karşıtlığı
Kurucular arasında CDU’dan ayrılan Alexander Gauland da vardı.

2015 sonrası öne çıkan gündemler

Göç karşıtlığıMülteci karşıtlığıUlusal muhafazakâr kanatSağ-popülist kanat
Ekonomik liberalizm çizgisindeki Bernd Lucke parti liderliğinden tasfiye edildi.

Zaman çizelgesi

6 Şubat 2013

Kuruluş

AfD; piyasa ekonomisi, Avrupa entegrasyonu ve Avro karşıtlığı etrafında politika yapan bir parti olarak kuruldu.
2014

İlk seçim başarısı

Mayıs’taki Avrupa Parlamentosu seçiminde 7 milletvekili çıkardı. Saksonya, Thüringen ve Brandenburg gibi doğu eyaletlerinde de önemli sonuçlar aldı. Bu dönemde parti liberal-muhafazakâr başlangıç çizgisinden uzaklaştı; ulusal muhafazakârlar ve sağ-popülist kanat güçlendi.
%7.1 oy7 AP milletvekili
2015

Lucke gitti, göç öne çıktı

Ekonomik liberalizm çizgisindeki Bernd Lucke parti liderliğinden çıkarıldı. Almanya’ya yönelik mülteci hareketliliğinin büyümesiyle parti, göç ve mülteci karşıtlığı üzerinden tanınmaya başladı.
Ocak 2017

Höcke ve Holokost Anıtı tartışması

Björn Höcke, Berlin’deki Holokost Anıtı’nı Almanya’nın geçmişiyle hesaplaşmanın sorunlu bir sembolü olarak nitelendirdi ve sözleri büyük tartışma yarattı.
2021

BfV “şüpheli vaka” dedi

Almanya Federal Anayasayı Koruma Dairesi (BfV), partiyi “şüpheli vaka” olarak izlemeye başladı. Kararın istihbarat sistemi açısından hukuki ağırlığı, kamuoyunda AfD’nin yasaklanması tartışmalarını gündeme getirdi.
2023

Yeniden yükseliş

Enflasyon, Ukrayna savaşı, göç ve sığınma tartışmaları ile Scholz hükümetine duyulan genel memnuniyetsizlik ortamında AfD yeniden yükselişe geçti.
Bavyera %14.6Hessen %18.4
25 Kasım 2023

Potsdam toplantısı ve “Remigration”

Araştırmacı gazetecilik kuruluşu Correctiv, gizli kamera ve belgelerle AfD’li yöneticilerin, neonazilerin ve iş insanlarının bir otelde milyonlarca göçmeni sınır dışı etme planlarını tartıştığını ortaya koydu. Aşırı sağcı aktivist Martin Sellner, “asimile olmayan” göçmenlerin geri gönderilmesine yönelik planını anlattı. AfD, konuşulanların parti politikası olmadığını ve “Remigration” kavramının farklı şekillerde kullanılabildiğini söyleyerek savunma yaptı. Almanya’nın birçok kentinde AfD karşıtı kitlesel protestolar düzenlendi.
Eylül 2024

Thüringen’de birinci parti

Üç Doğu Almanya eyaletindeki seçimlerde AfD, Thüringen’de birinci oldu. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ilk kez bir eyalet parlamentosunda aşırı sağ, %30’un üzerinde oyla birinci parti çıktı.
Thüringen %32.8
Mayıs 2025

“Kesinleşmiş aşırı sağcı oluşum”

BfV, yaklaşık 1100 sayfalık raporunda partinin göçmen düşmanlığını, Müslümanlara yönelik dışlayıcı söylemlerini ve bazı parti temsilcilerinin anayasal düzene aykırı açıklamalarını gerekçe göstererek AfD’yi “kesinleşmiş aşırı sağcı oluşum” olarak sınıflandırdı.
6 Eylül 2026

Saksonya-Anhalt’ta rekor

AfD, Saksonya-Anhalt eyalet seçiminde oyların %43.8’ini alarak birinci oldu ve bir eyalet seçiminde bugüne kadarki en yüksek oy oranına ulaştı.
Saksonya-Anhalt %43.8
Seçimin ardından

35 kentte “AfD kapatılsın” protestosu

Sonucun dünya gündemine oturmasının ardından Almanya’nın 35 ayrı kentinde “AfD’nin kapatılması” talebiyle kitlesel protestolar yapıldı.

DİDF Genel Başkanı Alev Bahadır, 2013’te kurulduğunda Avrupa Birliği (AB) karşıtlığı ile öne çıkan AfD’nin zamanla sağcı ve milliyetçi bir parti olarak hızla büyüdüğünü söyledi. Başlarda partinin akademisyenlere ulaşmaya çalıştığını belirten Bahadır, zamanla işçi, işsiz ve emekli kesimleri de hedeflemeye başladığını ancak herhangi bir sağcı, ırkçı parti gibi sosyal anlamda parti programında halk kesimlerine yönelik hiçbir fayda bulunmadığını anlattı.

Alev Bahadır

Bahadır, AfD’nin belli sermaye gruplarının da desteğini aldığını kaydederek Almanya’da yaşanan ekonomik sorunlara vurgu yaptı:

“Son aylarda çok agresif bir şekilde hem sağlık hem iş yasalarında kısıtlamalar yaşıyoruz. İnsanlar da alım güçlerinin azalmasıyla ekonomik zorlukları hissediyorlar. Bu durumda dünyada şu an farklı ülkelerde de olduğu gibi sağcı partiler bu durumdan faydalanabiliyor.”

Almanya’da Hristiyan Demokratik Birlik (CDU) yönetiminde bir sosyal demokrasi olmasına rağmen büyük sosyal saldırıların yaşandığını anlatan Demirel ise, “Emekliliğe karşı, işçi haklarına karşı, aynı zamanda işçilerin perspektifsizliği söz konusu. İş yerleri kapatılıyor,” dedi.

“Hükümetin politikaları AfD’nin ekmeğine yağ sürdü”

AfD’nin Trump’tan, Putin çerçevesinden uluslararası düzeyde sağ ağın da destek verdiği bir parti olmasına değinen Demirel, Almanya’nın özellikle son yıllardaki siyasi gelişmelerinin AfD için nasıl alan açtığını anlattı:

“Özellikle Doğu Almanya’nın tarihini gözlemde bulundurmak gerekiyor. Zaten 90’lı yıllardan bu yana belirli sert dönem geçişleri yaşayan bir halktan bahsediyoruz. Tekrar kaybetme siyaseti var. Diğer taraftan güya adım ona AfD’yi yarımlayacağım diyerek siyaset yapan Merz hükümeti geçtiğimiz senelerde her fırsatta göçmenleri söz konusu yaptı. ‘Şehir görüntüsünde sorun var’ diyerek göçmen görünen insanları aşağılayıcı siyaset yaptı, retorik kullandı, bir taraftan her şeye rağmen AfD’ye karşıyız dedi. Bunların hepsi tabii ki AfD’nin ekmeğine yağ sürdü.

“Ukrayna Savaşı’ndan bu yana değişiklik var”

“Almanya’nın siyasetinde özellikle Ukrayna Savaşı’ndan bu yana müthiş derecede bir değişiklik var. Ukrayna Savaşı’na karşı çıkan, Almanya’nın, NATO’nun, Avrupa Birliği’nin siyasetini eleştiren herkese bir damga vuruldu. ‘Putincisin, faşistsin, nazisin’ gibi. Bunların hepsinin AfD’in yükselişine bir etken olduğunu düşünüyorum. Ama özellikle son dönemde yaşanan bu halka karşı aşırı saldırıları AfD kendi çapında en iyi biçimde değerlendirebildi. Oysaki AfD’nin aslında sosyal alanda işçilerin, yoksulların yanında siyaset yaptığı herhangi bir yönü yok. Emeklilik konusu Almanya için önemli bir konu iken AfD burada hiçbir sosyal bir siyaset yapacak bir parti değil. AfD’nin vaatleri şu anda göçmenlere karşı saldırıyla birlikte toplumu bölüp şu anki egemen siyaseti daha ileri götürecek bir siyaset. AfD’nin vereceği vaat, iyi bir vaat değil. Yani milliyetçi ama sosyal bir siyaset de izlemiyor. Tam tersine zenginlerin yanında bir siyaseti var ama yine de bu öfkeyi bir biçimde kendi çapında değerlendirebildi.”

“Eyaletlere göre farklı söylemleri var”

“Alternative für Deutschland” yani Almanya için Alternatif isimli parti, seçim kampanyasında da yer yer farklı düzeylerde sağcı politikalar üreterek mevcut koşullara bir alternatif sunduğunu iddia ediyor. Bahadır’a göre, partinin eyaletlere göre farklı söylemleri bulunuyor:

“Bazı eyaletlerde açık ırkçı politika yaparken, bazılarında ‘biz aslında ırkçı politika yapmıyoruz, açığız, Almanya’yı önceliyoruz’ gibi açıklamalar yapıyor. Hatta göçmenler arasında bile politika yapmaya çalışıyorlar. Ancak Saksonya-Anhalt’ta açık ırkçı politika yapıyorlar. Yani 250 sayfalık seçim programını açtığımızda direkt göçmenlerin gelmemesi ile birlikte sığınmacıların haklarının alınmasından başlıyor. Alman ailelerin çocuk doğurması gibi alışılmış sağcı politikaları yapıyor. Baktığımızda konut sorununda, iş yasaları sorununda pek bir şey demiyorlar. Hangi halk kesimleri tarafından seçildiklerini de bilmelerine rağmen sermaye politikası yapıyorlar ama onu çok açık ifade etmiyorlar. Daha çok ‘Şu anki sorunlarınızı görüyoruz ancak diğer partiler veya hükümet sizi önemsemiyor, sorunlarınızı da çözmeye çalışmıyor, o yüzden biz çözeceğiz. Aslında göçmenler olmasa her şey daha kolay olur.’ çizgisinde bir politika sürdürüyorlar ve insanlar inanıyorlar. Çünkü bir esas bir alternatif olmadığı için bunu alternatif olarak görüyorlar gerçekten. Yani hükümet politikasına karşı tepkiler çoğalınca onlar da güç topluyorlar ve Almanya’daki sol parti bu öfkeyi ve insanları yeterince kazanamıyor.”

Demirel ise Almanya halkının neden AfD’yi alternatif olarak gördüğünü şu sözlerle değerlendirdi:

“Dünya genelinde de biliyorsunuz aşırı sağın güçlenmesi söz konusu. Yalnızca Almanya’ya tek başına bakamayız, liberal burjuva demokrasisinin bize en iyi sistem olarak dayatıldığı bir dönemde halklar bunlara artık perspektif vermeyeceğini, tıkandığını görüyor. AfD ise buna karşı bir sistem alternatifiymiş gibi kendini gösteriyor ancak bu sisteme hiçbir biçimde damga vurabileceği bir siyaseti yok, varsa da yalnızca daha kötü bir noktadan halkları daha sorunlu bir noktaya götürecek bir damga vurur. İnsanlar artık bir arayış içinde. Yani artık perspektifsizlik kendini daha çok gösteriyor.”

“AfD göçmen oyu da topluyor”

AfD’nin “Remigration” yani tersine göç siyaseti üzerine bir temizleme çalışması yapacağını söyleyen Demirel, partinin aynı zamanda da göçmenlerle bir sorununun olmadığını belirttiğini söylüyor. Demirel’e göre tüm göçmenlere karşı aşırı saldırılarda bulunan parti zaman zaman da kendi imajı için “sorun olan yalnızca çalışmayan, suç işleyen, burada kalma hakkı olmayan insanlar” gibi söylemler de üretebiliyor. Demirel, partinin sorun olarak gördüğü göçmeni kriminalize ettiği bir kısma indirgediğini belirtirken “Hatta AfD bu noktada birçok göçmenden de oy alabiliyor” dedi.

Fotoğraf: Laurie Dieffembacq / EP, Avrupa Birliği 2025

AfD’nin siyasal çizgisi üzerine ise Demirel, “AfD’nin içinde bir yandan gerçekten Nazi kesimlerinden örgütlü Nazi siyaseti arkasında giden bir kesim var. Diğer taraftan sağ muhafazakar neoliberal kesimleri de içinde barındırıyor. Örneğin Alice Weidel dediğimiz siyasetçi, en büyük şirketlerden biri olan Goldman Sachs’ten geliyor, halkın isteğini kabul edebilecek veya onun çizgisinde siyaset yapabilecek bir siyasetçi olmadığı aslında ortada ama daha farklı bir imaj verebiliyor kendisine,” yorumunu yaptı.

Ukrayna savaşı üzerine gelişen tartışmalarda farklı görüşlerin birbirleriyle tartışmalarının liberal demokrat bir ülke olan Almanya’da çok daha farklı, daraltılmış tartışmalara dönüştüğünü belirten Demirel, AfD’nin medyadaki bu fırsatı da kullanabildiğini belirtti:

“Almanya liberal demokrasisi bir daralma yaşadı. Farklı görüşlerin birbiriyle tartıştığı değil; birbirine damga vurarak hemen aşağılandığı bir siyasi ortamda AfD kendine demokrasiyi, düşünce özgürlüğünü savunabiliyormuş gibi bir imaj verdi.”

“Türkiyeli göçmenler arasında da AfD propaganda yapıyor”

AfD’nin göçmenlere yönelik sürdürdüğü propagandanın uzun yıllardır Almanya’da yaşayan kesimler üzerinde de yeni gelen göçmenlere yönelik bir nefreti körüklemesi konusunda Bahardır “Biz Türkiyeli göçmenleri, Türkiyeli işçileri de bu mücadelenin içine katmaya çalışıyoruz. Çünkü son senelerde AfD gibi partiler Türkiyeli göçmenlere yönelik de propaganda yapmaya başladılar. ‘Şu anki gelen göçmenler sizin gibi değiller, siz oturmuş göçmenlersiniz, yeni gelenler sizin işinizi elinizden alıyor’ propagandasını Türkiyeli göçmenlere karşı da yapıyorlar. Bu açıdan Türkiyelileri de bu mücadelenin içine katmaya çalışıyoruz,” dedi.

“Militarizm büyürse otoriter olan siyaset de büyür”

AfD’nin şu anki gelişimi ve gelecekte yaratabileceği sorunlar üzerine Demirel, “Almanya’da militarizm şu an kendini müthiş bir derecede genişletiyor. Liberal kesim de oldukça militarist bir siyasetin peşinde koşuyor. Ne zaman ki militarizm büyürse otoriter olan siyaset de büyür, otoriter seçimler de büyür, milliyetçilik de büyür. Aslında AfD’nin sonucu biraz uç noktadan baktığımızda bunun bir göstergesi. AfD eyalet düzeyinde hükümette olursa siyasi olarak eyalet anayasasında büyük değişiklikler yapabilecek. Almanya anayasası eyalet düzeyinde olduğundan siyasete bağlı bir savcılık söz konusu olacak. Burada önemli kozları ele alıp daha farklı bir sertlik getireceğini düşünüyorum. Yani sokakta saldırıların daha fazla artacağını, aşırı nazilerin gerçekten daha fazla agresifleşeceği bir siyaset ile karşı karşıya kalacağız. Bu tehlikeli bir siyaset. Zaten sol görüşlü insanlara, işte LGBTQ’ya saldırılar çoğalıyor, bunu yaşıyoruz. Göçmenlere yönelik saldırılar çoğalacak ve bu konuda savcılık tarafından belki gereken duyarlılığın verilemeyebileceği bir tehlike ile karşı karşıyız. Öğretmenlerin eğitim alanındaki verebilecekleri derslerde başka bir tehlike söz konusu, örneğin demokrasi dersleri düşürülecek. Önümüzdeki dönemde eğer AfD hükümete girebilirse, başbakanlığa gelebilirse böyle sorunlarla karşı karşıya kalacağımıza inanıyorum,” dedi.

Mücadelede bölünmememiz gerekiyor”

Savaş politikalarına yönelik mücadelenin önemini anlatan Bahadır ise “Almanya’nın askeri bütçesi her sene fazlaca yükseliyor ve bu sene gerçekten rekorları kırdı. Tabii ki o bütçe için ayrılan parayı da başka yerlerden kesiyorlar. Örneğin otomobil fabrikalarından Volkswagen’ın 50 bin işçiyi işten çıkaracağını ilan etmesi. Bu sırada belli bir eyalette silah üretimine geçiyoruz. Yani savaş hazırlıklarına, sosyal kısıtlamalara karşı birlikte mücadele ettiğimizde ırkçılığı ancak o şekilde aşabiliriz” şeklinde açıkladı.

Demirel ise “Dünyanın gidişatı kötü, zengin ile fakirlik arasında uçurum gün geçtikçe büyüyor. İşçi, emekçilerin haklarına müthiş saldırılar var, azınlıklara müthiş saldırılar var. Irkçılık büyümekte, militarizm büyüyor. Savaş hazırlıkları gerçekten dünyanın büyük kentlerinde, büyük ülkelerinde kendini daha net bir biçimde gösteriyor. Bizim vereceğimiz mücadele bunların hepsine karşı bir mücadele olması gerekiyor. Bunu başarılı olarak yapmak istiyorsak bölünmememiz gerekiyor. Yani sen kara kaşlısın, ben mavi gözlüyüm, sen sarışınsın, ben kadınım, sen erkeksin, sen LGBT’sin diye bölünmeden gerçekten mücadeleyi büyütmek gerekiyor ve olayı işin temelinde görmek gerekiyor. Milliyetçilik bize bu dönemde gerçekten bir alternatif sunmayacaktır. Tam tersine savaş çığırtkanlığını büyütecektir. Zaten Almanya faşizmi göstergesi budur, İkinci Dünya Savaşıdır. Ondan dolayı bu mücadeleyi büyütmek, umudu kaybetmemek gerekiyor. Tam tersine daha fazla kenetlenip daha fazla mücadele vermek gerekiyor,” şeklinde değerlendirdi.

Gökçe Bayrak

Gökçe Bayrak

Marmara Üniversitesi Gazetecilik bölümü öğrencisi. Ağustos-Eylül 2026 dönemi Niha+ stajyeri. Evrensel Gazetesi'ne ve Niha+'ya yazıyor.

Yazarın Tüm Dosyaları →
Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.