Engelliler Onur Yürüyüşü: “İlk çoban ateşini Amed’te yakıyoruz”

İlk defa gerçekleştirilecek olan “Engelliler Onur Yürüyüşü” yarın Diyarbakır’da düzenleniyor. DEM Parti Engelliler Komisyonu Eş Sözcüsü Hatice Betül Çelebi, bu yürüyüşün mevcut beden anlayışına karşı bir itiraz olduğunu belirtti.

Fotoğraf: Diken / @KentSavunmasi

Türkiye’de ilk defa düzenlenen Engelliler Onur Yürüyüşü 3 Mayıs’ta Diyarbakır’da gerçekleştirilecek. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeler ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Engelliler Komisyonu tarafından yürütülen bu yürüyüş, toplumların ve iktidarların dışladığı engellileri ve engellilerin taleplerini görünür kılmayı hedefliyor.

“Bu onurda senin de izin olsun” şiarıyla saat 12.00’de Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önünde toplanılıp Sümer Park’a kadar yürünecek.

DEM Parti Engelliler Komisyonu Eş Sözcüsü Hatice Betül Çelebi, engelliler adına düzenlenen yürüyüş için Niha+‘ya değerlendirmelerde bulundu.

Çelebi; yürüyüşün amacının insanlık onurunu hedef alan yaklaşımları direnişe dönüştürmek, bireyselleştirilmiş olan engelliliğin toplumsal yönünü göstermek, toplumsal bir itirazı yükseltebilmek, engellilere yönelik bir şiddet biçimi olan sağlamcılığın tecrit şeklindeki politikalarını ortadan kaldırabilmek olduğunu belirtti.

“Kendi olma halinin kendisi bir onur olmalı”

Çelebi’ye göre kendi olma halinin kendisi zaten bir onur olmalı. Onurun, tüm canlıların var olma biçimlerine dair devredilemez bir hak olduğunu belirten Çelebi, yürüyüşün neden bir “onur” yürüyüşü olduğunu açıkladı:

“Engellilere yönelik sağlamcılığın oluşturmuş olduğu ayrımcı ideoloji, tam da insanlık onurunu hedef alan bir saldırıdır. Dolayısıyla biz sözü buradan, bu başlangıç noktasından kurmak istiyoruz. Mesela bir engelliye karşı kendini normal olarak gören, kendi bedeninde bir güç biriktiren o iktidar zihniyeti tam da insanlık onurunu hedef alıyor. Okuldaki bir nöroçeşitlinin maruz kaldığı saldırının ve şiddetin tam da bir onur meselesi olduğunu ya da tekerlekli sandalye kullanan bir arkadaşımızın sokaklarda özgürce dolaşamamasının, dışlanmasının aslında tam da bir onur meselesi olduğunu, tüm haklarımızın onurlu bir varoluş mücadelesi olduğunu vurgulamak istiyorum.”

“İlk çoban ateşini Amed’ten yakmak istedik”

Uzun zamandır Dem Parti Engelliler Komisyonu olarak alanda çalışmalar yaptıklarını anlatan Çelebi, daha önce üstünde düşünülmemiş, söz kurulmamış bir alana dair bir manifestoları olduğunu söyledi ve komisyon olarak yürüttükleri çalışmalardan bahsetti.

“DEM Parti Engelli Manifestonumuz HDP döneminde yazdığımız bir ayrımcı tabirler raporumuz var. Çünkü mevcut resmi söylemlerde her an ve her dakika sağlamcılığı üreten bir dil var. Barışı nefret diliyle, düşmanlık diliyle nasıl inşa edemezsek sağlamcının da kullanmış olduğu dildeki ideolojinin negatif pratiklerini ortadan kaldırabiliyoruz. Uzun zamandır “Sağlamcı kimdir?”, “Sağlamcı nasıl çalışır, nasıl konuşur?”, “Teknolojiyi nasıl da inşa ederiz?” gibi çalışmalar yapıyoruz panellerle, çalıştaylarla.”

Çelebi, engelliliğin sadece engellilerin meselesi olarak görüldüğü için politik sözün çok itibar görmediği bir alan olduğu tespitini yapıyor. Diyarbakır’daki 25 Kasım Kadına Şiddete Karşı Mücadele Günü’nde sağlamcılığa ilişkin dövizlerin olması noktasında arkadaşlarıyla ortaklaştıklarını anlatan Çelebi, 25 Kasım’daki dövizlerin herkese kesişimsel mücadeleyi sorgulattığını ifade etti:

“‘İçindeki sağlamcıyı sustur.’ diye bir pankartımız vardı. Bir barış annemiz bu pankartı tuttuğu zaman, annenin elinde görülen bu pankart bütün Diyarbakır’da konuşuldu. Döviz, birçok kişiye ‘Sağlamcı kimdir?’ sorusunu sordurttu ve bu bir anlamda, demokratik alanlarda, özgürlükçü alanlarda ıskaladığımız kesişimsellik meselesini ortaya çıkardı. Eğer mevcut özgürlük arayışlarımızı bu kesişimsel noktalarda birbirimizin sözüne sahip çıkarak savunuyorsak çok daha görünür oluyoruz. Farklı mahallelerde farklı alanların sorularını da sordurmaya başlıyoruz. Amed’i yürüyüş için seçmemizin en büyük nedeni, uzun süredir sordurmaya çalıştırdığımız soruyu barış annemizin buradan sordurması ve tabii ki Amed’in bir özgürlükler şehri olması. Biz bu özgürlükler şehrinden ilk çoban ateşini yakmak istedik.”

Çelebi, iktidarın engellilere yönelik politikalarını eleştirerek özgürleştirici bir paradigmanın benimsenmesi gerektiğini savundu. Çelebi, sağlamcı ideolojinin yalnızca iktidar politikalarında değil, toplumun geniş kesimlerinde ve özgürlükçü alanlarda da yeniden üretildiğine dikkat çekti.

“Sağlamcı politikalar Platon’a kadar uzanıyor”

Çelebi, engellilere yönelik dışlayıcı politikaların yalnızca belirli bir alanla sınırlı olmadığını vurgulayarak “Sanatta, istihdamda, sokakta, parkta, evde, siyasi alanda, kültürde, her alanda sağlamcı politikalar var” dedi.

Engelliler komisyonu olarak mevcut sistemi kuşatan tahakküm zincirlerine dair her yerde söz kurduklarını belirten Çelebi, bunun beden anlayışına olan bir itiraz olduğunu vurguladı. Bedene dair kabullerin yeni baştan sorgulanması gerektiğini ifade eden Çelebi, sistematik tahakkümün köklerinin daha derine uzandığını aktardı:

“Platon, sağlamcı biyopolitikanın temelini atan zihniyettir, ırkın iyileştirilmesini sağlam bedenle eşleştirmiştir. Aristoteles ise kadını ‘eksik erkeklik’ olarak tanımlamıştır. Buradaki cesaretliliğin sağlamcı bir yanı vardır. Bu sağlamcı ideolojinin inşasının Aristo’ya kadar dayandığını söyleyebiliriz.”

“Özgürleştirmeyen politikaların bir katkısı yok”

Çelebi, mevcut engellilik anlayışının bireyi “aciz, yük ve bakıma muhtaç” olarak kodladığını söyledi. “Bedeni hasarlı gören, onu eve kapatan, ne işin var sokakta, ne işin var senin sanatta, kültürde, siyasette diyen bir yaklaşım biçimi var” diyen Çelebi, söz konusu anlayışın “bağımlı kılan” politikaları doğrudan şekillendirdiğini belirtti.

Çelebi, sağlamcı zihniyetin yalnızca iktidar politikalarında değil özgürlük mücadelesi yürüten yapılarda da kendini gösterdiğini belirterek “İktidarın mevcut politikaları resmi sağlamcı ideolojiden şekilleniyor. Ama biz toplumsal olarak ya da özgürlükler mücadelesi yoluna çıkmış zihinler olarak da bu zihni dönüştürme noktasında çok mahir değiliz, çok istekli değiliz açıkçası” dedi.

Belirli ezberlerin, alışılan yolların ve düşünme biçimlerinin olduğunu söyleyen Çelebi, bu ezberlerin çok konformist olduğunu açıkladı:

“Biz bütün politikaların, bütün desteklerin özgürleştirici olmasını savunuyoruz. Özgürleştirmeyen politikaların engellilerin hayatına bir katkısı yok. Sonuç olarak onurlu ve özgür bir yaşamdan bahsediyoruz.”

Çelebi, özgürlükçü ve demokratik kurumların yapması gerekenleri ise şöyle özetledi:

“Bizim bütün demokratik örgütleriyle gerçekten bedene karşı bir itirazımızın olması gerekir. Engellilik meselesinin, bedene olan yaklaşımlarımızın, özellikle bu modern toplumdaki metaya dönüştürülmüş tüketici bedenin bir türlü ‘tanımlanamama hezeyanının’ ideolojik bir inşa olduğunu anlamalı ve bunun ideolojik bir mücadele hattı olduğunu görmemiz gerekiyor.”

“Engellilik siyaset üstü değil, politik bir mücadele”

Komisyon, engelliliğin birçok siyasi yapı tarafından “siyaset üstü bir mesele” olarak sunulmasını da eleştiren Çelebi, bu mitin kırılması gerektiğini vurguladı:

“Tam da politik bir mücadele olduğunu, dolayısıyla sözün de politik bir yerden kurulması gerektiğini ve diğer politikalarla bu hatların birleştirilmesi gerektiğini düşünüp burada bir mücadele yürütüyoruz. Mücadelenin aynı değerde, aynı önemde, sözün de aynı önemde ve aynı değerde yükseltilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Mücadelemiz bu şekilde devam edecek.”

Dem Parti belediyelerinde erişilebilirlik çalışmaları

Yerel yönetim alanında da önemli gelişmeler yaşandığını aktaran Çelebi, yerel seçimlerin ardından üç büyük şehirde daire başkanlıkları, bazı belediyelerde ise engelli şubeleri kurulduğunu belirtti. Ön seçimsiz belediye meclisi üyeliğinde engelli temsilcilerin yer aldığını da hatırlatan Çelebi, bunların önemli başlangıçlar olduğunu söyledi. Bu çalışmaların özgürlük paradigmasıyla yapıldığını ifade ederek “Fiziksel mekanlardaki erişebilirlik, materyaldeki erişebilirlik, sosyal medya kullanımındaki erişebilirlik alanında çalışmalarımız başladı ama yeterli değil, yapmamız gereken çok fazla iş var” dedi.

Çelebi ayrıca, komisyon olarak iç eğitimler ve atölye çalışmaları yürüttüklerini, belediye çalışanlarının paradigma dönüşümünü gerçekleştirebilmesi için çaba harcadıklarını ve bu mücadeleyi diğer özgürlük alanlarıyla ortaklaştırarak sürdüreceklerini ifade etti.

“365 gün yaşadığımız sorunu anlamsız ritüellere sıkıştıramayız”

Çelebi, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü ve 10-16 Mayıs Engelliler Haftası gibi özel günlerin de mevcut sağlamcı ideolojinin bir yansıması olduğunu vurgulayarak bu pratiklere itiraz etti.

“Kapalı mekanlarda engellilere lütufkâr davranılan, yemekler verilen, fotoğraflar çekilen, başları okşanan bu günler aslında engellilerin kendini çok kötü hissettiği ama verenlerin kendini tatmin ettiği anlara tekabül ediyor” diyen Çelebi, söz konusu ritüellerin gerçek sorunların üstünü örttüğünü söyledi.

“Sağlamcıların dili, zehri 365 gün akıyor. 365 gün dışlanıyoruz. 365 gün engelli gençler kendilerini eve kapatıyor. Ebeveynler utandıkları için çocuklarını eve hapsediyor. Dolayısıyla 365 gün yaşadığımız sorunu bu anlamsız ritüellere sıkıştıramayız. Bizim burada itirazımız var. Bu bu itirazın bir sembolüdür.”

Bu itirazı somutlaştırmak amacıyla komisyonun kendi takvimini oluşturduğunu açıklayan Çelebi, “Kendi irademizi, kendi tercihimizi, kendi günümüzü kendimiz oluşturuyoruz. Bundan sonra her mayısın ilk pazarı geleneksel engelliler buluşması olarak sürdüreceğiz” dedi.

Onur yürüyüşüne çağrı

Çelebi sözlerini sonlandırırken “Bu yürüyüşe gelmek için engelli olmanız gerekmiyor. Her canın onurlu yaşaması gerektiğine ve varoluş hakkına saygı duymanız yeterli” dedi.

Doğa Tekneci

Doğa Tekneci

İstanbul Teknik Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunu. bianet 2025 Mart dönemi stajyeri. Atölye BİA'nın Toplumsal Cinsiyet Odaklı Habercilik atölyesini tamamladı. İnsan hakları, hayvan hakları, ekoloji ve toplumsal cinsiyet başlıklarına ilişkin haberler üretiyor.

Yazarın Tüm Dosyaları →
Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.