Analiz: ABD’nin İran Kürtlerine yönelik net bir planı yok


Şoreş Derwiş, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik süreçte Kürtlerle kurduğu ilişkinin “çelişkili” olduğu ifade ediliyor.

Kürt Araştırmaları Merkezi’nde yayımlanan bir analize göre, ABD’nin İran’daki Kürt partilerine yönelik yaklaşımı “plansız ve parçalı” kalırken, İran Kürdistanı artık Washington için “tercih edilen bir müdahale alanı” olmaktan çıkıyor.

Kürt Araştırmaları Merkezi araştırmacılarından Kürt yazar Şoreş Derwîş tarafından kaleme alınan analizde, ABD’nin İran’daki Kürt siyasi aktörlerle ilişkisine dair değerlendirmeler yer alıyor.

Analizde, Washington’un İran Kürtlerine yönelik “net bir vizyona sahip olmadığı” belirtilerek, son dönemdeki temasların “gecikmiş ve doğaçlama” olduğu ifade ediliyor. Bu durumun, Kürt siyasi çevrelerinde güvensizlik yarattığı vurgulanıyor.

“Yarı acı” bir deneyim ve tarihsel hafıza

Metinde, Kürtlerin ABD ile ilişkilerinde geçmişte yaşanan kırılmaların bugünkü yaklaşımı belirlediği kaydediliyor. Özellikle Suriye’deki son deneyimin Kürtler açısından “yarı acı” olarak tanımlandığı aktarılıyor.

Yazar, İran Kürtlerinin 1946’daki Mahabad deneyimi sırasında ABD’den destek bulamaması ve sonraki dönemlerde yaşanan geri çekilmelerin, bugün hâlâ etkisini sürdürdüğü belirtiliyor.

Trump yönetimine eleştiri

Şoreş Derwiş, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik süreçte Kürtlerle kurduğu ilişkinin “çelişkili” olduğu ifade ediliyor. Trump’ın Kürtleri “iyi savaşçılar” olarak gördüğü, ancak bu desteğin siyasi sonuçlarından kaçındığı belirtiliyor.

ABD’nin, İsrail’in aksine İran’ın parçalanmasını hedeflemediği değerlendirmesi de metinde yer alıyor.

İran’da olası bir Kürt otonomisine bölge ülkelerinin karşı çıktığına dikkat çekilen analizde. Türkiye’nin de bu çizgide yer aldığı belirtilerek, Suriye’deki Kürt deneyiminin İran’da tekrarlanmasına yönelik güçlü bir direnç olduğu ifade ediliyor.

“Üçüncü yol” arayışı

Derwîş’e göre İran’daki Kürt partileri, ne tamamen dış güçlere dayanmak ne de İran rejimine entegre olmak istiyor. Bu durum, “üçüncü yol” olarak tanımlanan bir stratejiye işaret ediyor.

Metinde, İran muhalefetinin Kürtler için yeterli güvence sunmadığı da vurgulanıyor.

ABD’nin süreç içerisinde İran’da kara operasyonuna dayalı bir stratejiden uzaklaştığı belirtilen yazıda bu durumun, Kürt partilerinin sahadaki rolünü sınırladığı ifade ediliyor.

Kürt aktörlerin hava desteği, ağır silah ve siyasi garanti taleplerine Washington’dan karşılık gelmediği de tespitler arasında yer alıyor.

Kürtlerin dış destekle hareket etmesi halinde “iç düşman” olarak damgalanma riskiyle karşı karşıya kalabileceği uyarısı yapılan söz konusu yazının sonuç bölümünde, İran Kürdistanı’nın artık ABD için rejim değişikliği sürecinde kullanılabilecek bir zemin olmadığı savunuluyor. Aynı şekilde Kürtlerin de bu rolü üstlenmekten kaçındığı belirtiliyor.

Çeviri |”İran rejimi Kürtlere has baskı uyguladı”

Paşew İran rejiminin Kürt halkına uyguladığı baskının kendine has özellikler taşıdığını belirterek “Kürt siyasi kültürü geleneksel ‘Divanhan’ (geleneksel konuk evi) metodolojilerinden kurumsal diplomasiye geçiş yapmalıdır” dedi.

Manare Magazine

Kürt şiirinin yaşayan en önemli isimlerinden Abdulla Paşew, ABD-İsrail’in İran’a saldırmasından sonra yaşanan gelişmeler ve Kürtler’in bölgedeki durumuna dair değerlendirmelerde bulundu. Manara Magazine‘den Joseph Hammond’a konuşan Paşew, mevcut çatışmanın Kürtlerin kendi kaderini tayini için bir kapı aralayıp aralamadığını, Kürt siyasi birliğinin önündeki engelleri ve sınırların ötesinde Kürt kimliğini yaşatmada kültürün kalıcı rolünü değerlendiriyor.

İngiltere merkezli sitede İngilizce yapılan söyleşiyi Nihaplus okurları için Türkçe olarak yayınlıyoruz.

Kürtler ve Mevcut Savaş

Abdulla Pashew (1946, Erbil doğumlu), modern Kürt şiirinin en önde gelen seslerinden biridir. Kürt edebi modernizminin öncü figürlerinden olan Pashew, Rusya’nın Moskova kentindeki Moskova Devlet Üniversitesi’nde gazetecilik eğitimi almış; ardından hayatının ve eserlerinin büyük kısmını sürgün yılları şekillendirmiştir. Onlarca yıl boyunca Almanya, Letonya, Finlandiya ve Rusya dahil olmak üzere çeşitli ülkelerde yaşamış; bu deneyimler yerinden edilme, kimlik ve Kürt ulusal mücadelesi temalarını sıkça işlediği şiirine derinlemesine nüfuz etmiştir. Kendisi genellikle yaşayan en büyük Kürt şair ve yazarı olarak kabul edilir.

JOSEPH HAMMOND: İran ile ABD-İsrail koalisyonu arasındaki savaş yeni bir stratejik dönemi başlattı. Sizce İran Kürtleri bu çatışmayı bir özerklik fırsatı olarak mı görüyor, yoksa Kürt özlemlerinin dış güçler tarafından bir kez daha kullanılıp sonra terk edileceğine dair bir korku mu var?

ABDULLA PASHEW: İran’daki Kürt meselesi, sadece İran içinde değil, bir bütün olarak Orta Doğu genelinde son derece karmaşıktır. Bir yanda Kürtler, hem kadim hem de modern medeniyetin ortak yazarı olan tüm İran halkları gibi, özellikle din adamlarının ve Ayetullahların teokratik yönetimini pekiştirmesinin ardından ülkenin başına gelen kolektif görkem ve trajedileri paylaşmaktadır. Bu rejim; hakların sistematik olarak gasp edilmesini, ifade özgürlüğünün yokluğunu, kadın haklarının ihlalini, müzik gibi sanatsal faaliyetlerin yasaklanmasını ve giyim tarzı gibi kişisel özgürlüklerin kısıtlanmasını dayatmıştır. Dahası, tek bir din ve mezhebin dayatılmasıyla birlikte yaygın yoksulluk ve işsizlik; devletin ulusal gelirin “aslan payını” bölgesel aşırılıkçı gruplara, silah geliştirme faaliyetlerine ve İsrail ile Amerika gibi hayali düşmanlar uydurarak toplumu “gütmeye” ayırmasından kaynaklanmaktadır.

Bunlar tüm İran halkları için birer felaket olsa da, bu rejimin Kürt halkına uyguladığı baskı kendine has özellikler taşımaktadır; Kürtler için mevcut İran devleti çerçevesinde kalmak bir hayatta kalma meselesidir. İran medeniyetinin tamamının “Fars” mülkü olarak gasp edilmesi ve sonuç olarak Kürtlerin ve diğer ulusların bu mirastan mahrum bırakılması, onların en büyük manevi ve entelektüel sermayesinin yağmalanmasıdır. Kuşkusuz, Avrupa’daki bilimsel ve akademik kurumlar da bu yanlış anlaşılmada önemli bir paya sahiptir. İran tarihinin ve kültürünün “Farslaştırılması”, Fars olmayan halklara karşı işlenmiş büyük bir suçtur.

Kürt dili ve edebiyatının marjinalleştirilmesi, bölgenin gerçek tarihi mirasının bastırılmasıyla birleşince Kürt halkını “sessiz” bir asimilasyona doğru sürüklemektedir. Ağırlıklı olarak Sünni bir azınlık olan Kürtlerin üst düzey makamlara gelmesi engellenmektedir. İslam Cumhuriyeti Kürtçeyi resmi olarak tanımamakta; çocukların ana dillerinde eğitim alması reddedilmekte ve idari ortamlarda Kürtçe konuşulması dahi yasaklanmaktadır. Siyasi partiler yasaklanmıştır ve devlet destekli terörün pençesi, sadece İran içindeki değil, Viyana’da Dr. Qasimlo ve Berlin’de Dr. Şerefkendi suikastlarında görüldüğü gibi yurt dışındaki Kürt liderlere kadar uzanmaktadır.

Ben savaş siperlerinde kazanılan bir özerkliğe inanmıyorum; savaş bağımsızlık için verilir. Özerklik, İsviçre, Birleşik Krallık, Finlandiya ve Belçika gibi Avrupa ülkelerinde görüldüğü üzere, demokrasi “geleneğinin” yeşerdiği ve karşılıklı kabul kültürünün yüksek bir seviyeye ulaştığı bir ülke için en uygun olanıdır. İran mevcut haliyle varlığını sürdüremez; ya parçalanmalı ya da “Orta Doğu’nun İsviçre’sine” dönüşmelidir.

Kürt Birliği ve Siyasi Strateji

JH: Birkaç İranlı Kürt partisi yakın zamanda rejim değişikliği ve Kürtlerin kendi kaderini tayini çağrısında bulunan yeni bir koalisyon kurdu. Sizce bu ittifak gerçek bir Kürt birliğini mi temsil ediyor, yoksa ideolojik ve tarihsel bölünmeler hala büyük bir engel mi?

AP: Doğu Kürdistan’ın Kürt siyasi partilerinin kendilerini bu dönüşümlere ne ölçüde hazırladıkları ciddi bir endişe konusudur. Nihayetinde, şeffaf bir stratejik yetkiyle desteklenen kapsamlı bir pakt, mevcut çatışmalardan çok önce onaylanmış olmalıydı. Yine de, “gecikmiş düzeltici eylem, tam eylemsizlikten iyidir.”

Kürtlerin, Orta Doğu’da Batı ve Amerika Birleşik Devletleri ile tutarlı ve kalıcı bir ittifak peşinde koşan yegane ulus olduğunu belirtmek nesnel bir değerlendirmedir. Onlarca yıldır güçlerimiz benzersiz bir sinerji içinde faaliyet göstermiştir; bu ilişki IŞİD’e karşı yürütülen kampanya sırasında zirveye ulaşmıştır. O savaş meydanlarında Kürt ve Amerikan kanı birbirine karışmıştır; bu, ortak fedakarlıkla yoğrulmuş bir ortaklığın derin bir kanıtıdır.

Ancak Kürt halkı, Batı ile olan tarihsel angajmanlar konusunda derin bir hayal kırıklığına sahiptir. ABD ve Batılı güçlerin kendi ulusal çıkarlarına öncelik vermesi uluslararası ilişkilerin yerleşik bir ilkesi olsa da, küresel devlet yönetiminde asgari bir etik sorumluluk düzeyi korunmalıdır. Çok yakın bir geçmişe bakmak yeterli: ABD, Batı Kürdistan’dan (Rojava) desteğini aniden çekerek Kürt güçlerini şu anda Şam’da konsolide olmuş aşırılıkçı unsurlarla karşı karşıya bıraktı. IŞİD ile savaşta 11.000’den fazla can feda edildikten sonra desteğin aniden kesilmesi, acı bir emsal olarak durmaktadır.

Jeopolitik çıkarlar doğası gereği akışkan olsa da, ahlaki tutarlılıktan yoksun olmamalıdır. Washington ve Avrupa’daki liderler elbette kendi seçmenlerine karşı sorumludur; ancak Kürt liderliği de tüm olası sonuçlar için kapsamlı acil durum çerçeveleri geliştirerek buna karşılık vermelidir. Hem ABD’nin hem de İsrail’in, bölgenin en büyük etnik gruplarından birini oluşturan Kürtlerle ittifak yapmaktan fayda sağladığı aşikardır. İsrail için Kürt halkı, önemli enerji ve su rezervleriyle karakterize edilen stratejik bir coğrafi koridor ve insani derinlik sağlamaktadır. Buna karşılık İsrail, Kürtlere benzersiz teknolojik ve medya yetenekleri sunmakta ve hayati bir kültürel ve diplomatik köprü görevi gören önemli bir Kürt-Yahudi diyasporasıyla bu desteği pekiştirmektedir.

Nihayetinde, Kürt siyasi kültürü geleneksel “Divanhan” (geleneksel konuk evi) metodolojilerinden kurumsal diplomasiye geçiş yapmalıdır. Liderlik, ittifaklarının parametrelerini, bu ortaklıkların spesifik getirilerini ve öngörülen sürelerini net bir şekilde tanımlamalıdır. Kürt hedefleri bu dönüm noktasında süper güçlerin çıkarlarıyla örtüşüyor ancak tekrarlanan ihanetlerin yaraları onları her zamankinden daha temkinli kılıyor.

Kültür, Şiir ve Kürt Kimliği

JH: Onlarca yılınızı Kürt kimliği ve sürgün üzerine yazarak geçirdiniz. Günümüzdeki gibi savaş ve siyasi çalkantı anlarında, şiir ve kültürel bellek Kürt siyasi bilincini şekillendirmede nasıl bir rol oynuyor?

AP: Sadece şiir ve diğer edebi formlar değil; Kürt müziği, dansı ve hem kadınlar hem de erkekler için geleneksel kıyafetler de Kürt yurtseverliğini desteklemede, ortak bir tarihe, kültüre ve coğrafyaya dair derin bir aidiyet duygusunu güçlendirmede hayati bir rol oynamaktadır.

Kitle iletişim araçlarının sınırsız ilerleyişi ve bilgi teknolojisi devrimi, dünya genelindeki Kürtler için elektronik bir “Birleşik Dijital Kürdistan” oluşturdu. Sykes-Picot Anlaşması ile dayatılan yapay sınırları aşarak, daha önce hiç olmadığı kadar manevi bir bağ kuruyorlar. İtiraf etmeliyiz ki, Kürt “dijital devleti” köklü bir kültürün temeli olmadan ortaya çıkamazdı.

16. yüzyılda Kürt şair Melayê Cezîrî kendisini Kürdistan’ın avizesi olarak görüyor; camiyi, kiliseyi, sinagogu ve Ezidilerin kutsal “Laleş”ini tek bir evrensel saygı merceğinden izliyordu. 17. yüzyılda büyük Kürt şair Ehmedê Xanî, Osmanlı ve Safevi İmparatorlukları arasındaki 1514 Çaldıran Savaşı’nın ardından Kürdistan’ın ilk bölünmesinin trajedisini çoktan hissetmişti. Bu derin Kürt hissiyatı, edebi eserlerinin her yanına canlı bir şekilde yansımıştır. Şair, Kürtleri birleşmeye ve egemenliklerini genel olarak sanat, özel olarak da müzik ve şiir yoluyla tesis etmeye çağırmıştır. Bunlar, hem Kürdistan içinde hem de dünya genelinde Kürtler arasında bağımsızlık ruhunu ilerletmede, ortak bir empati ve kader duygusunu yaymada aktif bir rol oynamıştır. Ayşe Şan ve Hasan Zirak’ın şarkıları sınırları pasaportsuz geçti; Kürt şiiri sınırları sınır muhafızlarından vize almadan aştı. Uzun zamandır şiir ve müzik, Kürt siyasi partilerini ve örgütlerini gözle görülür şekilde geride bırakmıştır.

    Pek çok Kürt partisi iki yıkıcı ideolojik değirmen taşı arasında sıkışıp kalmış durumda: radikal siyasal İslam ve aşırılıkçı Stalinist düşünce. Gerçeklikten kopuk, bu ithal ve köksüz ideolojiler modern çağın sorularına cevap verememektedir. Her iki taraf da din veya sınıf ideolojisi zemininde koşulsuz, mutlak bir “kardeşlik” talep ediyor ancak belirli bir kimliğe inanmıyorlar. En dikenli sorulardan kaçıyorlar: Dilinizin, milli bayramlarınızın, kıyafetlerinizin, şarkılarınızın ve folklorunuzun yasak olduğu bir ülkede kardeşlikten nasıl söz edilebilir? Ataerkil-feodal zihniyetlerin, “büyük birader” komplekslerinin ve efendi-köle dinamiklerinin hakim olduğu bir bölgede, bağımsızlığınızı hakim gücün tanımladığı bir “demokrasiye” nasıl bağlayabilirsiniz?

    Kürt Milliyetçiliğinin Geleceği

    JH: Son zamanlarda Suriye’den İran’a kadar Kürtler, Kürt milliyetçiliğinin güçlü kaldığını ima etmek için “1+1+1+1=1” gibi sloganlar atıyorlar. Kürt milliyetçiliğinin eskisinden daha güçlü olduğunu düşünüyor musunuz?

    AP: Kürt milliyetçiliğinin henüz katılaştığına (tam olarak şekillendiğine) inanmıyorum. Bu güçlü bir duygu ancak hala “tam pişmemiş” durumda ve net bir stratejik çerçeve veya program içine yerleştirilmedi. Şu an var olan şey, büyük ölçüde egemen ulusların zorla yürüttüğü Araplaştırma, Türkleştirme ve Farslaştırma saldırılarına karşı bir tepkidir. Milliyetçilik dediğimde unutmamalıyız ki Kürt milliyetçiliği “çekingen” bir milliyetçiliktir; en yüksek noktasında yurtseverliktir. Kibirli değildir; herhangi bir dili yasaklamaya veya herhangi bir toprağı almaya çalışmaz, Kürtleri diğer halklardan üstün görmez. Bu Kürt yurtseverliğinin özü; dilin, geleneklerin, inançların ve Zagros ile Toros dağlarının ve vadilerinin insanlarının bin yıllık karakterinin korunmasıdır.

    Kürdistan halkının gelenekleri; bu kadim ulusun renkli kültürü, toprağı ve zengin dili, Kürtlere ait olduğu kadar insanlığa da aittir. Kürdistan medeniyetin ana beşiğidir; Kürdistan tarihini ve toprağının, dilinin ve kültürünün kalbini bilmeden insanlığın evrimini gerçekten kavramak mümkün değildir.

    Kürt milliyetçiliği – ya da daha doğru bir ifadeyle Kürt yurtseverliği – aydınlar arasında uzun süredir yeşermiş olsa da, kendisini sistematik olarak örgütlemeyi başaramamıştır. Çoğu Kürt liderin karakteri muhafazakar ve tereddütlü olmaya devam ediyor. Bu parti liderleri daha çok “Büyük Biraderler” veya kabile reisleri gibi davranıyorlar; bağımsızlığı ve özgürlüğü imkansızlıklar olarak görüyorlar. Kürdistan’da parti, aşiretin modern bir biçiminden ibarettir. Müzakerelerde asla kağıt kalem kullanmazlar. Orta Çağ Divanhan tarzında tüm anlaşmaları sözlü olarak yürüten, sadece sözlü vaatlerde bulunup alan “soylu eşkıyalar” gibi hareket ederler.

    İkinci Dünya Savaşı ve Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin kurulması sırasında, Kürt bağımsızlığı ilkesi üzerine JK (Komeley Jiyanaway Kurdistan) adlı bir örgüt kurulmuştu. Bu, ilk gerçek bağımsızlık yanlısı örgüttü. Ancak çok geçmeden Sovyetlerin “Halkların Kardeşliği” ve Stalinist ideolojisinin etkisi hedefi “özerklik”e kaydı. O andan itibaren Kürtler; Türkiye, İran, Irak ve Suriye’yi demokratikleştirme yükünü üzerlerine aldılar. Fabrikası olmayan ilkel bir tarım ülkesinde, kendi dili yasaklanmış bir halk için öncelik “proletaryanın zaferi” haline geldi. 1959’da Süleymaniye’de bir grup aydın KAJIK’ı kurdu ancak Iraklı ve Kürt partiler bu seçkin grubu “emperyalizmin uşakları” olarak damgaladı ve hareket sonunda dağıldı.

    Şimdi bile, onlarca felaket ve çöküşten sonra – “özerklik” adına yüz binlerce masum Kürdün ölümünden ve binlerce köyün yakılmasından sonra – bağımsızlık fikri şurada burada tartışılıyor. Ben bu vizyonun bir geleceği olduğuna ve hedefine ulaşacağına inanıyorum. Kürdistan’ın bağımsızlığı, Orta Çağ kökenlerini terk etme belirtisi göstermeyen bir Orta Doğu’nun demokratikleşmesinden çok daha kolaydır. Demokrasi ve federalizm aynı madalyonun iki yüzüdür; demokrasi bu bölgede başarılması on yıllar veya yüzyıllar alabilecek uzun, inişli çıkışlı bir süreçtir. O zamana kadar asimilasyonumuz garanti altındadır. Kendilerini korumak ve yok olup gitmekten kaçınmak için Kürtler ülkelerini özgürleştirmelidir. Bağımsızlıklarını artık despot işgalci rejimlerin “demokratikleşmesine” bağlamamalıdırlar.

    Pakistan sınır kasabası gıda ve yakıttan mahrum kaldı

    Gazeteci Akbar Notezai, Pakistan ve İran sınırına çekilen çitlerin sınır kasabasındaki halka ekonomik ve toplumsal etkilerini anlatıyor.

    Belucistan’daki Pakistan-İran sınır kapısı, Tafran. Fotoğraf: Arab News

    On yıllardır İran’dan yapılan ithalat, İran ve Afganistan ile sınırı olan Belucistan eyaletinin Chagai şehrinde bulunan ücra bir kasaba olan Taftan’ın nüfusunu ayakta tutuyordu. Taftan’dan 600 kilometre uzaklıktaki eyalet başkenti Quetta’da yaşayan 19.259 Belucistanlı, gıda ve petrol konusunda büyük ölçüde İran’a bağımlıydı.

    28 Şubat’ta başlayan protestoların ardından iki komşu ülke arasındaki sınır kapatıldı. Bu durum, Taftan ve eyaletteki diğer sınır bölgelerini fiyat değişimlerine karşı savunmasız bıraktı. Bu, ilk kez yaşanan bir durum değildi. Yakın geçmişte, bölgedeki güvenlik sorunları sık sık bu tür sınır kapatmalarına yol açmıştı.

    Binlerce Pakistanlı şu anda hayatlarından endişe duyarken sınır geçişlerinin her iki tarafındaki kamyon şoförleri mahsur kalmış durumda ve kolay bozulan malları yavaş yavaş bozuluyor. Yerel bir iş adamı olan Mohammad Ilyas, “Bu temel ihtiyaçlar gecikirse açlıktan öleceğiz” dedi. Sürücülerden Haleem Baloch, İran’ın Sistan-Belucistan bölgesine patates taşıdığını, ancak sekiz gündür mahsur kaldığını ve ürünlerinin bozulmaya başladığını söyledi.

    Yükselen fiyatlar

    “Depoyu 1500 rupiye (238,02 TL) doldurdum,” dedi Asif Baloch, Ramazan sırasında Taftan’daki çarşıda onunla karşılaştığımda. “Savaştan önce bir litre benzin 190 rupi (30,15 TL) idi, grevlerden sonra ise 250 rupi (39,67 TL) oldu.” İran petrolü satan yerel bir dükkan sahibine göre ise bu fiyatlar o zamandan beri %157’lik bir artışla 500 rupiye (79,34 TL) fırladı.

    Sınır çitleri ve sınır ticareti

    909 kilometrelik Pakistan-İran sınırı boyunca belirli bölgelerin çitle çevrilmesine, ülkeleri harekete geçmeye zorlayan bir dizi olayın sonucunda 2018-2019 yıllarında başlandığı bildiriliyor. Bu gelişmelerin merkezinde, 2003 yılında Abdul Malik Reki tarafından kurulan ve yönetilen Sünni Beluç militan grubu Jundullah’ın (Tanrı’nın Askerleri) ortaya çıkışı yer alıyordu.

    İran’ın baskısı altında, iki taraf daha iyi bir güvenlik yönetimi için sınırı ortaklaşa çitle çevirme konusunda uzlaştı. The Economic Development of Balochistan kitabının yazarı ve kalkınma analisti Syed Fazl-e-Haider, bu durumun sınır ötesi ticareti etkilediğini söyledi.

    Bu durum, sınır ötesi ticareti daha da zorlaştırdı. Zira 2013 yılında ABD, Pakistan’a İran ile herhangi bir petrol ve doğalgaz anlaşmasını yasaklayan yaptırımlar uygulamıştı. Amerikan baskısına dayanamayan Pakistan, komşu ülkeyle yaptığı doğalgaz boru hattı anlaşmasını hayata geçiremedi. Sonuç olarak, İran petrolü yasal olmayan kanallardan kaçak olarak ülkeye getirilmeye başlandı. Pakistan İstihbarat Raporu’na göre, İranlı tüccarlar her yıl 1 milyar ABD dolarından fazla değerde yakıtı Belucistan’a kaçak olarak sokuyor.

    Çitlerin etkisi

    Sınır çitleme önlemlerinden etkilenen tek sınır kasabası Taftan değildi. Belucistan’ın Washuk bölgesindeki bir sınır kasabası olan Mashkhel’den Zamyad marka kamyonet şoförü Ghaffar Reki: “İran ile sınır ticaretimiz, ABD ve İsrail öncülüğündeki İran saldırılarından çok önce durma noktasına gelmişti.”

    Ghaffar Reki, “Petrol hariç, İran malları Washuk’a gelmiyor. Günlük ihtiyaçlarımızı ya Quetta’dan ya da Taftan’dan satın alıyoruz ve nakliye masrafları nedeniyle üç katı ücret ödemek zorunda kalıyoruz” diye ekledi. Ghaffar, geçmişte İran ile Pakistan arasındaki sınırın açık olduğunu söyledi. Kız kardeşinin Reki Baloch aşiretinden birisiyle evlendiği için Belucistan’ın İran tarafında yaşadığını ancak son beş yıldır onu ziyaret edemediğini ve birbirlerinden kopuk kaldıklarını söyledi.

    Ekonomist Kaiser Bengali, halkını öncelikli görmeyen Pakistan hükümetini suçluyor ve hükümetin Belucistan’daki halkının hayatını kolaylaştırmakla ilgilenmediğine inanıyor.

    Quetta Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ayub Mariani: “İranlılar tarafından herhangi bir engel yok. Pakistan ile ticaret hacmini artırmaya hevesliler. Ama biz ilgilenmiyoruz.”

    Yerel araştırmacı Muhammed Arif, sınırın her iki tarafındaki Beluçların artan ticaret kısıtlamalarıyla karşı karşıya olduğunu ve İran-Pakistan siyasi ilişkilerinin de bir etken olduğunu söyledi: “İki ülke arasında güven eksikliği var. Bu da aralarındaki ticareti zorlaştırıyor.

    Aceleyle eve dönüş

    Pakistanlı yetkililere göre, ABD ve İsrail’in saldırılarının hemen ardından İran’da yaşayan 35.000 Pakistanlı vatandaş, Belucistan’daki Taftan ve Gabd-Rimdan sınır kapılarından Pakistan’a dönecek.

    Tahran’da yaşayan öğrenci Ali Nawaz, şehre yönelik saldırıları duyar duymaz hemen eve dönmeye karar verdiğini belirterek, korkunun çok büyük olduğunu ekledi: “Pakistan’a canlı olarak dönemeyeceğimizi düşündük.”

    İran sınırındaki Chaghi, Washuk, Gwadar, Kech ve Panjgur ilçeleri sınır ötesi ticarete tamamen bağımlıyken Belucistan'ın geri kalanı dolaylı olarak bağımlıdır.

    Ekonomist Bengali, İran’dan gıda ve petrol girişinin durması halinde, sınır kasabalarındaki halk için yıkıcı ekonomik sonuçlar doğacağını vurguladı. “Quetta hariç, Belucistan’da Pakistan Devlet Petrol Şirketi’ne (PSO) ait benzin istasyonları neredeyse hiç yok ve olanlar da çok az.”

    Kısa bir süre önce Taftan’a yaptığım ziyaret sırasında, sınırın sınırlı ticaret için açık olduğunu gördüm. İran’dan temel ihtiyaç maddelerini getiren bir hamal olan Amanullah, ailelerin halihazırda karşı karşıya olduğu ve savaşla daha da kötüleşen zorluklara dikkat çekti: “Beslemem gereken beş çocuğum var ve sınır açıkken günde 2000 rupi (317,36 TL) kazanıyordum. O zaman bile, ailemin masraflarını karşılamak için borca girmek zorunda kalıyordum.”

    Rojhilat’ta yeni safha: Kürt partileri ortak cephede

    İran’ın içinden geçtiği kriz ortamında Rojhilat’taki Kürt siyasi güçleri Şubat 2026’da bir araya geldi. On yıllardır parçalı seyreden hareket, ideolojik farklılıklarını askıya alarak ortak bir platform kurdu. Bu yapıyı oluşturan partiler kim, ne talep ediyor?

    Kürdistan Demokrat Partisi-İran (KDP-İ), Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK), Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), İran Kürdistanı Devrimci Emekçiler Komalası ve İran Kürdistanı Mücadele Örgütü (Xebat), 22 Şubat 2026’da İran Kürdistanı Siyasi Güçler Koalisyonu‘nu kurdu.

    Koalisyon; İran İslam Cumhuriyeti’nin devrilmesi için mücadele etmeyi, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkını hayata geçirmeyi ve Rojhilat’ta Kürt ulusunun siyasi iradesine dayanan demokratik bir yapı kurmayı hedefliyor.

    İran’ın Irak Kürdistanı’ndaki Kürt parti merkezlerini füze ve dronlarla vurduğu süreçte kurulan ittifak, on yıllardır parçalı seyreden Rojhilat siyasi hareketinin tarihsel birlik çabasını somutlaştırıyor. Başlangıçta imzadan kaçınan Mohtadi liderliğindeki Komala Partisi, 4 Mart 2026’da koalisyona katıldı.

    Partiler ve talepleri

    KDP-İ (1945)

    Rojhilat’ın en köklü partisi. Mahabad’da kurulan KDP-İ, 1946’da kurulan Kürdistan Cumhuriyeti’nin de çekirdeğini oluşturdu.

    Sosyalist Enternasyonal üyesi olan parti, federal ve demokratik bir İran çerçevesinde Kürt ulusal haklarını savunuyor. Azeri, Beluç, Türkmen ve Arap uluslarını stratejik müttefik olarak görüyor. UNPO’da Rojhilat’ın resmi temsilcisi.

    KDP-İ, Genel Sekreter Ebdulrehman Qasimlo’nun 1989’da Viyana’da İranlı yetkililerle barış görüşmeleri sırasında öldürülmesiyle sarsıldı. Ardılı Sadiq Şerefkendî de 1992’de Berlin’de düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybetti. Her iki suikast, İran devletinin operasyonu olarak belgelendi. Mevcut Genel Sekreter Mistefa Hicri, 2016’da uzun yıllardır süren sessizliğin ardından örgütün yeniden silahlı mücadeleye döneceğini ilan etti.

    Komala — İran Kürdistanı Komala Partisi (Mohtadi kolu, 1969/2000)

    1969’da Tahran’da bir grup Kürt öğrenci ve aydın tarafından kurulan Komala, İran Devrimi öncesinde Kürdistan’da kitlesel gösterilerin örgütleyicisi oldu. 1983’te İran Komünist Partisi’ne katıldı. Abdullah Mohtadi’nin 2000’de ayrılmasıyla sosyal demokrat bir çizgiye geçti.

    Federal ve laik demokratik bir İran talep ediyor. Kürtler ve diğer azınlıklar için eşit haklar, teokratik rejimin sona erdirilmesini savunuyor. Koalisyona başlangıçta katılmadı; geçiş dönemine ilişkin belirsizlikleri gerekçe gösterdi. 4 Mart’ta imzaladı.

    Komala — İran Kürdistanı Emekçiler Örgütü / CPI Kürdistan Kanadı (Alizadeh kolu, 1969/1983)

    İran Komünist Partisi bünyesindeki Komala’nın 2000 bölünmesinden sonra CPI’nin Kürdistan kolu olarak varlığını sürdüren yapı. Marksist-Leninist çizgide, sınıf eksenli bir program yürütüyor. Kadın özgürlüğü ve toplumsal kurtuluşu Kürt siyasi gündeminin merkezine koyuyor. İşçi sendikalarının ve örgütlenmelerinin güçlendirilmesini savunuyor.

    PJAK (2004)

    PKK’nin ideolojik çerçevesinde, Rojhilat için Abdullah Öcalan’ın demokratik konfederalizm modelini hayata geçirmek amacıyla kuruldu. Demokratik, ekolojik ve cinsiyete duyarlı bir toplum paradigması temel eksen. Militanlarının yaklaşık yarısı kadın.

    İran’ın teokrasisinin etnik azınlıklar için özerkliği tanıyan federal ve demokratik bir yapıyla değiştirilmesini talep ediyor. İran ve ABD tarafından terör örgütü olarak tanımlanıyor.

    PAK (1991)

    Körfez Savaşı’nın ardından Kuzey Irak’taki güç boşluğunda kurulan Kürdistan Özgürlük Partisi, İran rejimiyle müzakereyi reddeden bir çizgide duruyor. İran’da halk ayaklanmasıyla rejimin devrilmesini ya da iktidarının daraltılmasını talep ediyor. Ocak 2026 protestoları sırasında İran Devrim Muhafızları’na yönelik saldırılar düzenlediğini açıkladı; İran, Irak Kürdistanı’ndaki PAK üslerini vurdu.

    Xebat (1980)

    İran Kürdistanı Mücadele Örgütü olarak da bilinen Xebat, 1980’de kuruldu. İran’da demokratik bir rejimin kurulmasını ve Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkını savunuyor. Koalisyonun kurucu imzacılarından.

    Koalisyonun temel hedefleri

    Koalisyon bildirgesi altı temel hedefe dayanıyor: İslam Cumhuriyeti’nin devrilmesi için ortak mücadele; kendi kaderini tayin hakkının hayata geçirilmesi; Rojhilat’ta demokratik ve ulusal bir kurumun tesisi; Kürt öz savunma hakkının tanınması; iç şiddetin reddi; uluslararası ilişkilerin koordinasyonu için ortak diplomatik komite. Ortak peşmerge komuta merkezi oluşturulması da gündemde.

    Monarşist muhalefetin fiilen lideri Reza Pehlevi, ittifakın kuruluşuna sert tepki gösterdi; Kürt partilerini ayrılıkçılıkla suçladı ve rejim sonrası dönemde askeri müdahale tehdidinde bulundu. Koalisyon, bu açıklamaya karşı Kürt haklarına bağlılığını yineleyerek “özgürlük güçlerini” otoriterliğe karşı durmaya çağırdı.

    Arka plan

    Rojhilat’taki Kürt siyasi örgütlenmesi, 1946’da Mahabad’da ilan edilen ve yalnızca 11 ay süren Kürdistan Cumhuriyeti’ne dayanıyor. Qazî Muhemmed liderliğinde kurulan cumhuriyet, Sovyetlerin çekilmesinin ardından İran ordusu tarafından bastırıldı; Qazî Muhemmed, Hacî Baba Şêx ve Seyfî Qazî cumhuriyetin ilan edildiği meydanda idam edildi.

    2022’de Kürt kadın Jîna Mahsa Aminî’nin İran Ahlak Polisi tarafından gözaltına alınarak hayatını kaybetmesinin ardından patlak veren Jin Jiyan Azadî ayaklanması, Kürt siyasi hareketini yeniden uluslararası gündemin merkezine taşıdı. Yüzlerce Kürt bu süreçte hayatını kaybetti.

    2025-2026 İran krizinde ise beş parti Şubat 2026’da resmi koalisyonu kurdu. İran, kuruluşun hemen ardından Erbil yakınlarındaki Kürt parti merkezlerini füze ve dronlarla hedef aldı.

    11 Aylık devlet deneyimi: Kurdistan Cumhuriyeti

    20. yüzyılda kurulan ilk Kürt cumhuriyeti: 11 aylık kısa ömrü, ulusal bir simge olarak kalıcı etkisi ve çöküşünün Rojhilat siyasetine bıraktığı izler.

    1946’da kurulan Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti, 20. yüzyılda bağımsız bir cumhuriyet olarak örgütlenen ilk Kürt siyasi yapısıdır. Yalnızca 11 ay ayakta kalan bu devlet, bugün hâlâ Kürt siyasi tarihinin en tartışılan dönemlerinden biri olmayı sürdürmektedir.

    Rojhilat · Kürt Siyasi Tarihi Serisi

    Mahabad Kürdistan
    Cumhuriyeti

    22 Ocak 1946 — 15 Aralık 1946

    20. yüzyılda kurulan ilk Kürt cumhuriyeti: 11 aylık kısa ömrü, ulusal bir simge olarak kalıcı etkisi ve çöküşünün Rojhilat siyasetine bıraktığı izler.

    Filtrele
    Tümü
    Siyasi
    Askeri
    Diplomatik
    Kültür & Kimlik
    Ekonomi
    Çöküş

    Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti, II. Dünya Savaşı’nın yarattığı güç boşluğundan doğdu. İran’ı işgal altında tutan Sovyet kuvvetleri İran merkezi yönetiminin bölgeye müdahalesini engelledi; Kürt milliyetçi hareketi bu koşulları değerlendirerek Mahabad merkezli bağımsız bir cumhuriyet ilan etti.

    Qazî Mihemed önderliğinde kurulan devlet, anayasası, ordusu, resmi dili ve kurumlarıyla kısa ömrüne karşın tarihsel bir eşik teşkil eder. Sovyetlerin çekilmesiyle İran merkezi yönetimi bölgeyi geri aldı; Qazî Mihemed ve yönetimin önde gelenleri idam edildi.

    11
    Ay Ömür
    1946
    Kuruluş Yılı
    KDP-İ
    Kurucu Parti
    3
    İdam Edilen Lider

    Arşiv Görseller

    Wikimedia Commons · Kamuya Açık Tarihi Fotoğraflar

    Kronoloji

    Kuruluştan çöküşe · 1941–1947

    Eylül 1941Siyasi
    Komelê Jiyaneweyî Kurd: Örgütlenmenin Temeli
    İngiltere ve Sovyetler Birliği İran’ı işgal eder; Rıza Şah tahttan indirilir. Sovyet bölgesinde kalan Kürt ve Azerbaycan bölgeleri İran merkezi yönetiminden fiilen koparak özerk hareketlerin gelişmesi için zemin hazırlar. Mahabad’da kurulan Komelê Jiyaneweyî Kurd, sonradan KDP-İ’ye dönüşecek siyasi çekirdeği oluşturur.
    16 Ağustos 1945Siyasi
    Partiya Demokrata Kurdistana Îranê (KDP-İ) Kuruluyor
    Qazî Mihemed liderliğinde Mahabad’da kurulan KDP-İ, kültürel ve siyasi özerklik taleplerini örgütsel zemine oturtur. Kürtçe eğitim, toprak reformu ve özerklik temel program maddeleri olur. Sovyet desteği önemli bir dış etken olarak devreye girer.
    Aralık 1945Diplomatik
    Sovyet Desteği ve Azerbaycan Bağlantısı
    Sovyetler, aynı dönemde kurulan Azerbaycan Demokrat Cumhuriyeti’ni desteklediği gibi Kürt hareketine de destek verir. Mahabad ile Tebriz arasında ittifak kurulur; ancak bu ittifak eşit koşullara dayanmaz — Kürtler Azerbaycan’ın küçük ortağı konumundadır.
    22 Ocak 1946Siyasi
    Cumhuriyetin İlanı: Çwar Çira Meydanı
    Mahabad’ın Çwar Çira (Dört Işık) Meydanı’nda Kürdistan Cumhuriyeti ilan edilir. Qazî Mihemed cumhurbaşkanı seçilir; yemin töreni Kürdistan’ın farklı bölgelerinden gelen delegelerin katılımıyla gerçekleşir. Kürtçe, Farsça’nın yanında resmi dil ilan edilir. Cumhuriyet ilanı
    Qazî Mihemed ve cumhuriyet liderleri, 1946 · Wikimedia Commons (PD)
    Ocak–Şubat 1946Siyasi
    Hükümet Yapısı ve Kurumlar
    Bakanlar kurulu oluşturulur: Tarım, Maliye, Eğitim, Adalet ve Savunma bakanlıkları işlev kazanır. Devlet, merkeziyetçi bir yapı yerine kabilevi otoritelerle iç içe geçmiş görünüm sergiler. Yerel Kürt güçleri arasındaki otorite çatışmaları hükümetin temel iç kırılganlığı olur.
    Şubat 1946Kültür & Kimlik
    Kürtçe Eğitim, Basın ve Kültürel Faaliyetler
    Okullarda Kürtçe eğitime başlanır. Kürtçe gazete Kurdistan yayınını sürdürür. Tarihte ilk kez bir Kürt yönetimi altında Kürtçe, resmi yazışma ve yargı dili olarak kullanılır. Şair Hemîn Mukriyanî ve diğer aydınlar bu dönemin kültürel üretiminde öne çıkan isimler arasındadır.
    Ocak–Mart 1946Askeri
    Pêşmerge Ordusu: Mele Mistefa Barzanî’nin Rolü
    Düzenli ordu kurma girişimi başlar. Irak’tan geçen Mele Mistefa Barzanî komutasındaki yaklaşık 3.000 pêşmerge, cumhuriyetin silahlı gücünün önemli bölümünü oluşturur. Barzanî bu dönemde Kürt askeri kimliğinin öne çıkan isimlerinden biri haline gelir. Barzanî ve Seyfê Qazî pêşmergelerle
    Mele Mistefa Barzanî ve Seyfê Qazî, pêşmergelerle · Wikimedia Commons (PD)
    Nisan–Haziran 1946Ekonomi
    Ekonomik Yapı ve Kırılganlıklar
    Cumhuriyetin ekonomisi tarım ve geleneksel vergi düzenine dayanır. İran merkezi yönetimiyle ticaret ilişkisinin kesilmesi bölgeyi ekonomik baskıya sokar. Dar coğrafya, dışa kapalı ekonomi ve Sovyet desteğine bağımlılık yapısal kırılganlıklar yaratır.
    Nisan–Mayıs 1946Diplomatik
    Sovyetlerin Çekilmesi
    ABD ve İngiltere’nin baskısı ve İran’ın Sovyetlere petrol imtiyazı teklif etmesi üzerine Sovyet kuvvetleri İran’dan çekilmeye başlar. Bu gelişme hem Mahabad’ı hem de Azerbaycan Demokrat Cumhuriyeti’ni savunmasız bırakır. Sovyet korumasının sona ermesiyle İran merkezi ordusu harekete geçer.
    Kasım–Aralık 1946Çöküş
    İran Ordusu’nun İlerleyişi
    İran kuvvetleri Tebriz’i aldıktan sonra Mahabad’a yönelir. Yerel Kürt güçlerinin büyük kısmı direnişten vazgeçer ya da İran’la müzakereye girer. Mele Mistefa Barzanî kuvvetleriyle direnişi sürdürmek isterse de genel tabloya göre pozisyon almak zorunda kalır.
    15 Aralık 1946Çöküş
    Mahabad’ın Düşmesi
    İran ordusu Mahabad’a girer; cumhuriyet fiilen sona erer. Qazî Mihemed İran makamlarına teslim olmak yerine kentte kalarak tutuklanır. Mele Mistefa Barzanî kuvvetleriyle Sovyetler Birliği’ne geçer. Kürtçe eğitim yasaklanır, Kürtçe yayın faaliyetleri durdurulur.
    31 Mart 1947Çöküş
    İdam: Qazî Mihemed, Sadr Qazî ve Seyfê Qazî
    Qazî Mihemed, kardeşi Sadr Qazî ve kuzeni Seyfê Qazî, Mahabad’ın Çwar Çira Meydanı’nda — cumhuriyetin ilan edildiği yerde — idam edilir. İran merkezi yönetimi Kürtçe eğitim ve yayın faaliyetlerine yönelik kısıtlamaları kalıcı hale getirir.

    “Ben bu halkı terk etmeyeceğim. Onlarla birlikte ölmeyi, onları bırakıp kaçmaya tercih ederim.”
    — Qazî Mihemed, Aralık 1946 (aktarılan söz)

    Temel Aktörler

    Cumhuriyetin öne çıkan isimleri

    Qazî Mihemed
    Cumhurbaşkanı
    Mahabad’ın önde gelen dini ve hukuki otoritesi. KDP-İ’nin kurucusu. Hukuki bilgisi ve toplumsal ağırlığıyla cumhuriyetin siyasi meşruiyetini inşa etti. Kentten ayrılmak yerine halkıyla kalmayı seçmesi sonradan Kürt siyasi belleğinde özel bir yer edindi. 1947’de idam edildi.
    Mele Mistefa Barzanî
    Askeri Komutan
    Irak Kürdistanı’ndan Mahabad’a geçen Barzanî, pêşmerge kuvvetleriyle cumhuriyetin askeri omurgasını oluşturdu. Cumhuriyetin çöküşünden sonra kuvvetleriyle SSCB’ye sığındı. Irak Kürdistanı’nın sonraki on yıllarında belirleyici siyasi figür oldu.
    Hemîn Mukriyanî
    Şair ve Aydın
    Cumhuriyet döneminin öne çıkan Kürt şairi. Kürtçe eğitim ve kültür politikalarının şekillenmesinde etkin rol oynadı. Eserleri Kürt edebiyatında yerini korumaktadır.
    Sadr Qazî
    Hükümet Üyesi
    Qazî Mihemed’in kardeşi. Hükümetin idari işleyişinde görev aldı. Qazî Mihemed ile birlikte 1947’de idam edildi.
    Seyfê Qazî
    Savunma Kadrosu
    Qazî ailesinden; cumhuriyetin savunma yapılanmasının parçasıydı. Qazî Mihemed ve Sadr Qazî ile aynı gün idam edildi.
    Sovyet Komutanlığı
    Dış Aktör
    Sovyet kuvvetlerinin varlığı cumhuriyetin kurulmasına zemin hazırladı. Ancak Sovyetlerin İran’dan çekilmesi cumhuriyeti savunmasız bıraktı. Bu durum, dış büyük güç desteğine dayalı stratejinin taşıdığı riskleri somut biçimde ortaya koydu.

    Yapısal Analiz

    Güçlü yönler · zayıflıklar · uluslararası bağlam · miras

    GÜÇLÜ YÖNLER

    • Seçilmiş liderlik ve işlevli devlet kurumları
    • Kürtçe eğitim, basın ve resmi dil uygulaması
    • Pêşmerge kuvvetleriyle oluşturulan askeri kapasite
    • KDP-İ çatısında örgütlü siyasi taban
    • Azerbaycan Demokrat Cumhuriyeti ile ittifak

    YAPISAL ZAYIFLIKLAR

    • Sovyet desteğine bağımlı kuruluş stratejisi
    • Dar coğrafya ve sınırlı ekonomik taban
    • Kabileler arası otorite çatışmaları
    • Uluslararası tanınırlık ve diplomatik destek yokluğu
    • İran merkezi ordusu karşısında savunma yetersizliği

    ULUSLARARASI BAĞLAM

    • Soğuk Savaş’ın açılış döneminde İran üzerindeki ABD–SSCB rekabeti
    • ABD ve İngiltere’nin Sovyet çekilmesi için baskı uygulaması
    • İran’ın petrol imtiyazı vaadiyle Sovyetleri çekmesi
    • BM’nin kuruluş aşamasında Kürt meselesine ilgisizliği
    • İngiltere’nin İran’daki çıkarları ve Sovyet karşıtı tutumu

    TARİHSEL MİRAS

    • KDP-İ’nin örgütsel sürekliliği
    • Pêşmerge kavramının Kürt siyasi diline kalıcı girişi
    • Modern Kürt devlet talebinin somut tarihsel referansı
    • Büyük güç bağımlılığına karşı özerk strateji tartışmasının çıkış noktası
    • Qazî Mihemed’in Rojhilat siyasetinde kurucu figür olarak konumlanması

    Kalıcı Etki ve Tarihsel Önemi

    Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti, 20. yüzyılda kurulan ve işlevsel kurumlarla yönetilen ilk Kürt cumhuriyeti olarak tarihsel kayıtlara geçmiştir. Önceki dönemlerde Baban, Botan ve Soran gibi Kürt emirlikleri var olmuştu; ancak bunlar imparatorluk çatıları altındaki özerk yapılardı. Mahabad ise uluslararası siyasi gündemin tam ortasında, bağımsız bir cumhuriyet olarak kuruldu. Bu, Kürt siyasi taleplerinin tarihsel zemine oturtulmasında belirleyici bir referans noktası oluşturdu.

    KDP-İ, cumhuriyetin çöküşünden sonra da örgütsel varlığını sürdürerek Rojhilat Kürt siyasetinin temel partisi olmaya devam etti. Qazî Mihemed’in idamı ve pêşmerge kavramının bu dönemde şekillenmesi, sonraki Kürt siyasi hareketleri üzerinde kalıcı bir etki bıraktı.

    Büyük güç desteğinin stratejik güvenilmezliğine ilişkin 1946 deneyimi, 1991, 2003 ve 2017 sonrası gelişmeler ekseninde Kürt siyasi tartışmalarında tekrar tekrar gündeme geldi.

    Rojhilat · İran Kürdistanı Siyasi Tarihi Serisi · Wikimedia Commons görselleri kamu malıdır (Public Domain)

    Arka Plan

    II. Dünya Savaşı yıllarında İngiltere ve Sovyetler Birliği, İran’ı işgal ederek ülkeyi etki alanlarına böldü. Sovyet bölgesinde kalan Kürt bölgelerinde İran merkezi yönetiminin otoritesi fiilen sona erdi. Bu ortamda Mahabad’da faaliyet gösteren Komelê Jiyaneweyî Kurd (Kürdistan Yaşam Cemiyeti), 1945’te Partiya Demokrata Kurdistana Îranê’ye (KDP-İ) dönüştü. Dini ve hukuki otorite sahibi Qazî Mihemed, partinin genel başkanlığına getirildi.

    Kuruluş

    22 Ocak 1946’da Mahabad’ın Çwar Çira Meydanı’nda Kürdistan Cumhuriyeti ilan edildi. Qazî Mihemed cumhurbaşkanı seçildi. Kürtçe, Farsça’nın yanında resmi dil ilan edildi; okullarda Kürtçe eğitime başlandı. Kürtçe gazete Kurdistan yayın hayatını sürdürdü. Bakanlar kurulu oluşturuldu ve düzenli bir ordu kurulmasına girişildi. Irak Kürdistanı’ndan gelen Mele Mistefa Barzanî komutasındaki yaklaşık 3.000 pêşmerge, cumhuriyetin silahlı gücünün önemli bölümünü oluşturdu. Aynı dönemde Azerbaycan’da Sovyet desteğiyle kurulan Azerbaycan Demokrat Cumhuriyeti ile ittifak tesis edildi; ancak Kürtler bu ilişkide küçük ortak konumundaydı.

    Çöküş

    Cumhuriyetin ömrünü belirleyen etken dış dinamiklerdi. ABD ve İngiltere’nin baskısı ve İran’ın Sovyetlere petrol imtiyazı teklif etmesi üzerine Sovyet kuvvetleri 1946 baharında İran’dan çekildi. Sovyet koruması ortadan kalkınca İran ordusu harekete geçti. Aralık 1946’da İran kuvvetleri önce Tebriz’i, ardından Mahabad’ı ele geçirdi. Yerel Kürt güçlerinin büyük kısmı direniş yerine müzakereyi tercih etti. Qazî Mihemed, olası bir silahlı direnişin sivil halk üzerinde yaratacağı sonuçlardan kaçınmak için kentte kalarak tutuklandı. Mele Mistefa Barzanî ise kuvvetleriyle Sovyetler Birliği’ne geçti. 31 Mart 1947’de Qazî Mihemed, kardeşi Sadr Qazî ve kuzeni Seyfê Qazî, cumhuriyetin ilan edildiği Çwar Çira Meydanı’nda idam edildi.

    Miras

    Cumhuriyetin çöküşünün ardından İran yönetimi Kürtçe eğitimi yasakladı ve Kürtçe yayın faaliyetlerini durdurdu. KDP-İ yasadışı ilan edilmesine karşın faaliyetlerini sürdürdü ve Rojhilat Kürt siyasetinin temel örgütü olmayı devam ettirdi. Mahabad deneyimi, Kürt siyasi düşüncesinde kalıcı izler bıraktı. Büyük güç desteğinin stratejik güvenilmezliğine ilişkin bu tarihsel ders, 1991, 2003 ve 2017 sonrasındaki gelişmeler bağlamında Kürt siyasi tartışmalarında defalarca gündeme geldi. Önceki dönemlerde Baban, Botan ve Soran gibi Kürt emirlikleri var olmuştu; ancak bunlar imparatorluk çatıları altındaki özerk yapılardı. Mahabad ise uluslararası siyasi gündemin tam ortasında, bağımsız bir cumhuriyet olarak kuruldu ve bu niteliğiyle modern Kürt siyasi tarihinde ayrı bir yere sahiptir.

    Not: Haberin içerisindeki infografi yapay zeka aracı Claude yardımıyla oluşturulmuştur.

    Foto kaynak: Wikimedia Commons

    İran’a saldırı: Savaşın ilk yedi günü

    İlk hafta içinde İran’daki askeri altyapı, komuta merkezleri ve güvenlik kurumları hedef alındı; İran ise İsrail şehirleri ve ABD’nin Körfez’deki askeri üslerini vurdu.

    Foto: Rudaw

    28 Şubat 2026’da başlayan ve hızla bölgesel bir krize dönüşen İran savaşı, ilk haftasında Orta Doğu’daki güç dengelerini sarsan gelişmelere sahne oldu. ABD ve İsrail’in İran’daki askeri hedeflere yönelik hava saldırılarıyla başlayan operasyon, İran’ın füze ve drone misillemeleriyle karşılık vermesi üzerine bölgesel bir çatışmaya dönüştü.

    İlk hafta içinde İran’daki askeri altyapı, komuta merkezleri ve güvenlik kurumları hedef alındı; İran ise İsrail şehirleri ve ABD’nin Körfez’deki askeri üslerini vurdu.

    Uluslararası toplumdan ise çoğunlukla ateşkes ve diplomasi çağrıları geldi.

    Iran War First Week Interactive Map

    Iran War – 28 Feb to 6 Mar 2026

    Interaktif harita: ABD-İsrail saldırıları, İran misillemeleri ve sivil hedefler

    28 Şubat

    Savaşın başlangıcı

    ABD ve İsrail, İran’daki askeri hedeflere yönelik geniş çaplı saldırılar başlattı. İran’ın başkenti Tahran başta olmak üzere İsfahan, Kum ve Kirmanşah’ta patlamalar rapor edildi.

    ABD Savunma Bakanlığı saldırıların amacını şöyle açıkladı: “Operasyon İran’ın saldırı kapasitesini zayıflatmayı ve bölgesel tehditleri azaltmayı amaçlıyor.”

    İsrail hükümeti ise operasyonu “önleyici savunma” olarak nitelendirdi.

    Liderlik hedefi

    Saldırılar sırasında İran’ın dini lideri Ali Khamenei hayatını kaybetti. İran yönetimi bu suikastı “uluslararası hukukun açık ihlali” olarak nitelendirdi ve yeni liderlik konseyi oluşturdu.

    İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ve İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İran dini lideri Ali Hamaney için intikam almanın İran İslam Cumhuriyeti’nin “meşru hakkı ve görevi” olarak gördüklerini söyledi. Pezeşkiyan ayrıca, Hameney’e yönelik bu suikastı, “Müslümanlara, özellikle de Şiilere karşı açık savaş ilanı” olarak nitelendirdi.

    Sivil kayıplar

    ABD-İsrail savaş uçakları, İran’ın Hormozgan eyaletinde bulunan Minab kentinde bir okulun vurulduğu bildirildi. Saldırıda 168 kız çocuğu hayatını kaybetti. Bu olay savaşın ilk gününden itibaren uluslararası tepkilere yol açtı.

    1–2 Mart

    İran’dan misilleme

    İran Devrim Muhafızları İsrail ve ABD üslerini hedef alan füze saldırıları başlattı.

    Hedefler:

    • Tel Aviv
    • Hayfa
    • ABD’nin Katar’daki Al Udeid üssü
    • Bahreyn’deki ABD 5. Filo karargâhı

    İran yönetimi saldırıları “meşru savunma” olarak tanımladı.

    2–3 Mart

    İran’daki askeri altyapı hedefte

    ABD ve İsrail saldırıları İran’ın askeri kurumlarına yöneldi.

    Vurulduğu bildirilen hedefler:

    • Devrim Muhafızları tesisleri
    • füze depoları
    • askeri üsler
    • devlet televizyonu merkezleri

    World Health Organization bazı sağlık tesislerinin de hasar gördüğünü açıkladı.

    3–5 Mart

    Savaş bölgeselleşiyor

    İran’ın misilleme saldırıları Körfez ülkelerine yayıldı.

    Füze ve drone saldırıları şu ülkelerde rapor edildi:

    • Katar
    • Bahreyn
    • Kuveyt
    • Birleşik Arap Emirlikleri

    Gulf Cooperation Council ülkeleri ortak açıklama yaparak gerilimin düşürülmesini istedi.

    Deniz çatışması

    Savaşın ilerleyen günlerinde deniz çatışmaları da yaşandı. ABD donanması bir İran savaş gemisini batırdı. Bu olay çatışmanın deniz boyutuna genişlediğini gösterdi.

    4–6 Mart

    İran’da internet kesintisi

    İran hükümeti ülke genelinde internet erişimini sınırladı. Yetkililer bunu güvenlik gerekçesiyle yaptıklarını açıkladı.

    İlk haftanın bilançosu

    Bağımsız raporlara göre:

    yüzlerce füze fırlatıldı. İran’da 1000’den fazla kişi öldü. İsrail’de 10’dan fazla kişi öldü. Körfez ülkelerinde yaralanmalar rapor edildi.

    Not: Bu haberde kullanılan harita, yapay zeka aracı Chatgpt tarafından nihaplus için yapılmıştır.

    Saldırı nedeniyle Kürdistan’da petrol üretimi durdu

    Saldırı sonucunda sahada maddi hasar meydana gelirken petrol üretiminin durdurulduğu bildirildi.

    Foto: Rudaw
    Foto: Rudaw

    Kürdistan Bölgesi Doğal Kaynaklar Bakanlığı, dün gece Duhok’taki HKN petrol sahasına yönelik bir saldırı düzenlendiğini açıkladı.

    Saldırı sonucunda sahada maddi hasar meydana gelirken petrol üretiminin durdurulduğu bildirildi.

    ABD ile İsrail’in 28 Şubat 2026 tarihinde İran’a yönelik başlatmış olduğu saldırıdan sonra Kürdistan Bölgesi de dahil pek çok Körfez ülkesi, Irak ve bölge ülkelerine yönelik insansız hava araçları ile saldırılar gerçekleşiyor.

    Rudaw’ın haberine göre, Doğal Kaynaklar Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Dün gece Irak’taki yasa dışı gruplar tarafından Duhok ilinin Sersing ilçesinde bulunan HKN petrol sahasına bir saldırı gerçekleştirilmiştir” denildi.

    Üretim durduruldu

    Saldırının yol açtığı hasara ilişkin bilgi veren bakanlık, “Söz konusu saldırı sahadaki petrol üretiminin durmasına neden olmuştur” ifadesini kullandı.

    Saldırıyı şiddetle kınayan bakanlık, eylemin Kürdistan Bölgesi’nin ekonomik altyapısını ve halkın kaynaklarını hedef aldığını vurguladı.

    2 dron ile saldırı düzenlendi

    Duhok’un Sersing ilçesinde bulunan HKN petrol sahası, Kürdistan Bölgesi’nin en aktif üretim alanlarından biri olarak biliniyor.

    Edinilen bilgilere göre saldırı 2 insansız hava aracı (dron) ile gerçekleştirildi.

    Rojhilat’taki Kürt partileri ne istiyor?

    Yedi örgütün siyasi programı: federalizmden bağımsızlığa, Marksizmden demokratik konfederalizme kadar geniş bir yelpazede bulunuyor.

    Foto: Rudaw

    İran Kürdistanı’nda (Rojhilat) faaliyet yürüten Kürt siyasi örgütleri, İran rejimine karşı ortak bir tutum sergilemekle birlikte siyasi hedefleri ve ideolojik çizgileri bakımından birbirinden belirgin biçimde ayrışmaktadır. Partilerin resmi kaynaklarından derlenen verilere göre, söz konusu örgütler dört farklı ideolojik eksende konumlanmaktadır: sosyal demokrasi, Marksizm, Kürt milliyetçiliği ve demokratik konfederalizm.

    KDP-İ: “İran’da demokrasi, Kürdistan’a özerklik”

    1945’te Mahabad’da kurulan Kürdistan Demokrat Partisi (KDP-İ), federal ve demokratik bir İran çerçevesinde Kürt ulusal haklarının elde edilmesini savunmaktadır. Sosyalist Enternasyonal üyesi olan ve UNPO’da Rojhilat’ın resmi temsilcisi konumundaki parti, İran’daki Azeri, Beluç, Türkmen ve Arap örgütleriyle birlikte Federal İran için Uluslar Kongresi’ni (CNFI) kurmuştur. Genel Sekreter Mustafa Hijri liderliğindeki KDP-İ, Irak Kürdistanı’nın Koya kentini merkez olarak kullanmaktadır.

    İki Komala: Aynı ad, farklı çizgi

    “Komala” adını taşıyan iki ayrı örgüt, 2000 yılındaki bölünmenin izlerini hâlâ taşımaktadır.

    Abdullah Mohtadi liderliğindeki İran Kürdistanı Komala Partisi, sosyal demokrat bir çizgide özgür, federal ve laik bir İran için mücadele ettiğini açıklamaktadır. Ebrahim Alizadeh önderliğindeki İran Komünist Partisi Kürdistan Örgütü ise Marksist-Leninist bir platformda İslam Cumhuriyeti’nin devrilmesini ve Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkını talep etmektedir. Örgüt, kadın özgürlüğü ile işçi sınıfının siyasi örgütlenmesini temel gündem maddeleri olarak öne çıkarmaktadır. 2007’deki bir iç bölünmeden doğan üçüncü yapı Kürdistan Emekçileri Örgütü ise Omar İlkhanizadeh liderliğinde sosyalist bir İran hedefiyle yoluna devam etmektedir.

    PJAK: Demokratik konfederalizm

    2004’te kurulan Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK), Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği demokratik konfederalizm modelini siyasi programının temeline almaktadır. Parti, Rojhilat’ta köy konseyleri ve il meclislerine dayalı bir özyönetim sistemi kurulmasını savunmakta; kadın özgürlüğü ile ekolojik sürdürülebilirliği bu programın ayrılmaz unsurları olarak tanımlamaktadır. Militanlarının yaklaşık yarısı kadınlardan oluşan örgüt, İran-Irak sınırındaki Kandil bölgesini üs olarak kullanmaktadır.

    PAK: Silahlı muhalefet

    1991’de kurulan Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), Hüseyin Yezdanpenah liderliğinde Kürt ulusal kimliği eksenli bir siyasi program izlemektedir. Örgüt, İran rejimiyle müzakere yerine aktif silahlı muhalefeyi benimsemekte ve İran genelinde bir halk ayaklanması yoluyla rejimin sona erdirilmesini talep etmektedir.

    Xebat: İslamcı kökenden milliyetçi-demokratik söyleme

    1980’de kurulan İran Kürdistanı Mücadele Örgütü (Xebat), İslamcı bir ideolojik çizgiyle başladığı yolculuğunda günümüzde milliyetçi-demokratik bir söylem benimsemektedir. Örgüt, İran’da demokratik bir yönetim sisteminin kurulmasını ve Rojhilat’ta özerk yönetimi savunmaktadır.

    Şubat 2026: Ortak koalisyon

    Yedi örgütten beşi — KDP-İ, PJAK, PAK, Komala (Alizadeh kolu) ve Xebat — 22 Şubat 2026’da İran Kürdistanı Siyasi Güçler Koalisyonu’nu kurdu. Koalisyon bildirgesinde İslam Cumhuriyeti’nin devrilmesi, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkının hayata geçirilmesi ve Rojhilat’ta demokratik bir yönetim yapısının tesisi ortak hedefler olarak benimsendi. Mohtadi liderliğindeki Komala Partisi başlangıçta bazı belirsizlikleri gerekçe göstererek imzalamadığı koalisyona 4 Mart 2026’da katıldı.

    Kaynak: pdki.org · komalainternational.org · komalah.org · komele.org · pjak.org · khabatonline.org

    Gizliliğe genel bakış

    Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.