Gazeteci Yusuf Çelik’in Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davada savcı, Çelik’in Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde kurulan stantta kitap satışı yaparak “örgüte yardım ettiği” iddiasıyla Çelik hakkında hapis cezası istedi. Bir sonraki duruşma 10 Aralık’a ertelendi.

Gazeteci Yusuf Çelik’in Dersim’de düzenlenen 23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ndeki kitap satışı nedeniyle “silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme” suçlamasıyla yargılandığı davada savcı, Çelik için hapis cezası istedi. Davanın ikinci duruşmasında esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, Çelik’in Partizan tarafından kurulan stantta kitap satışı yaparak örgüte yardım ettiği iddiasını yineledi.
Savcılığın mütalaasına göre Çelik, Partizan’ın kurduğu stantta yalnızca üç kitabın satışına dayandırılarak yargılanıyor: “İbrahim Kaypakkaya Bütün Eserleri”, “Saklanmaya Çalışılan Bir Meşale İbrahim Kaypakkaya” ve “Alnında Güneşin Kızıllığını ve Sıcaklığını Taşıyanlara… Nergiz”.
Mütalaada, söz konusu kitapların satışının “silahlı terör örgütünün amacına hizmet eden eylem” olduğu öne sürüldü. Savcı, Çelik’in TCK 314/4 ve 220/7 maddelerinin göndermesiyle TCK 314/2 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasını istedi.
Bir sonraki duruşma 10 Aralık 2026 saat 10.30’a ertelendi.
Ne olmuştu?
Dersim’de düzenlenen 23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde Partizan tarafından açılan stantta bulunan kitaplar gerekçe gösterilerek Gazeteci Yusuf Çelik hakkında dava açılmıştı.
17 Haziran’da Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada mahkeme, savcılığın esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için dosyayı 21 Ekim’e ertelemişti.
Çelik, daha önce KaosGL.org’a yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Munzur Festivali’ni takip etmek için Tunceli’ye gittim. Hem festival takibini yapıyor hem de gazetenin stantında gazete ve kitap satışına yardımcı oluyordum. Burada herhangi bir resmi karar veya tebligat gösterilmeden gözaltına alındım. İfade işlemlerimin ardından serbest bırakıldım. Ancak bandrolsüz kitaplar gerekçesiyle açılan davada 10 ay hapis cezasına çarptırıldım. Ardından ikinci kez Tunceli’ye gidişimde yine zorla ifadeye götürüldüm ve bir ifade daha alındı. Bu süreçte de bilerek ve isteyerek ‘örgüte yardım’ ettiğim iddiasıyla yeni bir dava açıldı. Davanın ilk duruşması yarın görülecek. Bir eylem nedeniyle üç soruşturma ve iki dava açan bu zihniyeti anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum. Her gün hayatlarımızı yargı paketleriyle, hedef göstermelerle nefret objesi hâline getiren iktidar ve yargı sistemi, eline geçirdiği her fırsatta hukuksuzluğunu önümüze koymaya devam ediyor.”


