6 Ekim’den itibaren her akşam yemekhane zammına karşı haklarını arayan Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinden Kerem ve Rüzgar, kampüsteki polis yoğunluğunu ve öğrencilerin hak arayışlarını değerlendirdi.

Fotoğraf: Kerem Mazman / Şevval Ay
Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri 6 Ekim’den bu yana her akşam saat 17.00’de Kuzey Kampüs yemekhanesi önünde haklarını aramak için bir araya geliyor. Öğrencilerden sayıca fazla çevik kuvvet polisi de her gün aynı saatte aynı yerde öğrencilerin karşısına geçiyor.
Öğrenciler yemekhanelerinin kapısında barikatlar ve yoğun polis varlığıyla karşılaşıyor. Anayasal protesto haklarını kullanan gençler, sürekli polis kameralarıyla kayıt altına alınırken gözaltı ve soruşturma endişesi kampüsteki gerilimi daha da arttırıyor.
Dışarıdan bakıldığında sıradan bir üniversite kampüsünden ziyade adeta ablukaya alınmış bir alan görülüyor. Kampüste “Öğrenciler açken kayyımlara huzur yok” sloganı yankılanıyor.
Turnike eylemi ve tarihsel hafıza
6 Ekim Pazartesi günü öğrencilerin yemekhanede turnikelerden atlayarak birbirlerine ücretsiz yemek dağıttı. Bu eylemin ardından öğrenciler, üniversite yönetimi tarafından açılan disiplin soruşturmalarıyla karşılaştı. Boğaziçi Üniversitesi Tarih bölümü son sınıf öğrencisi Kerem, bu eylemlerin münferit olmadığını, tarihsel bir “hak geleneğine” dayandığını aktardı:
“Yakın zamanda Hacettepe öğrencileri de benzer eylemliliklerde bulundu. 2018’de Boğaziçi’nde de benzeri yapıldı. Bunlar yapılan eylemler ve genelde sonuç alınıyor. Öğrenciler tarafından da böyle bir protestonun tercih edilmesinin sebebi bu.”
Kerem, taleplerinin ücretsiz ve nitelikli yemekhane olduğunu belirterek devletin yemekleri sübvanse etmesinin kamusal bir sorumluluk olduğunu iddia etti. Talepleri karşılanıncaya kadar ve yemekhane açılana kadar her gün aynı yerde olmaya devam edeceğini ekleyen Kerem, kampüs içinde ve dışında bekleyen polis yoğunluğunu ise “anormal” olarak yorumladı.
“85 TL’ye sağlıksız öğünler tüketmek zorunda kalıyoruz”
Yaşadıkları ekonomik sıkıntıları ve eylemin mantığını aktaran bir diğer Boğaziçili öğrenci Rüzgar ise tepkilerin kaçınılmaz olarak ortaya çıktığına dikkat çekti. Bir öğün fiyatının 85 TL’ye yükseldiğini belirten Rüzgar, tablonun vehametini şu sözlerle özetledi:
“Bu yıl gelen üçüncü zamla birlikte 85 lira olan bir öğün yemek, öğrencilerin ekonomik koşullarıyla kesinlikle bir çelişki içerisinde. Bir öğrencinin aylık geçimini sağlayacağı iddia edilen KYK bursu ayın yarısına gelmeden bitiyor. Üstelik bu paraya karşılık yemekhanede sağlıksız ve haşeratlı öğünler tüketmek zorunda kalıyoruz. Bu şartlarda öğrencilerin turnilkelerden atlayıp yemeklerini geri alması ve dayanışmayla paylaşması şaşırılacak bir durum değil.”
Rüzgar, konuşmasını barikatlara, polis takiplerine, soruşturmalara ve tehditlere rağmen taleplerini alana kadar yemekhaneyi terk etmeyeceğini belirterek bitirdi.
Açılan disiplin soruşturmalarına ve polis müdahalelerine rağmen öğrenciler geri adım atmayacaklarını vurguluyor. Kampüsteki tablo ise çok net: Bir tarafta zamlar, bütçe kesintileri ve polis barikatlarıyla kapatılan yemekhane kapısı; diğer tarafta ise insani hakları olan nitelikli ve erişilebilir beslenme hakkı için direnen öğrenciler. Eylemlerin ne kadar devam edeceği ise belli değil.



