“Köpekler hayatını kaybediyor” iddiası: Diyarbakır’da toplatılan köpekler hangi koşullarda tutuluyor?

Diyarbakır’da belediye tarafından toplanan sokakta yaşayan köpekler şehrin uzağında etrafı çitlerle çevrili alanda tutuluyor. Hayvan hakları savunucuları, bu alanın yetersiz olduğunu ve çok sayıda köpeğin hayatını kaybettiğini söylüyor.

Fotoğraf: Elida Zerri

Diyarbakır’da belediye tarafından toplatılan ve yaklaşık sayıları 400 ila 600 arasında olduğu belirtilen sokakta yaşayan köpekler, bir ayı aşkın süre önce kurulan, şehir merkezi dışında ve etrafı çitlerle çevrili alanda tutuluyor.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ise alanı “Doğal Yaşam Alanı” olarak adlandırıyor ve tesisin ekim ayı sonunda tamamlanacağını, 15 bin hayvana bakabilecek kapasitede olacağını ifade ediyor. 195 dönüm alan üzerine kurulan bu “Doğal Yaşam Alanı,” hayvan hakkı savunucuları tarafından tepkiye sebep oldu.

Burak Özgüner Hayvan Hakları Çalışma Merkezi (BurHak) ve Yaşam İçin Yasa gibi birçok kuruluş ve hayvan hakları savunucuları, alanda personel olmadığını, mama ihtiyacının karşılanmadığını, şimdiye kadar 60-65 köpeğin bu alanda hayatını kaybettiğini duyuruyor.

Belediye ayrıca köpeklerin bakımlarının yapıldığını, günde iki öğün mama verildiğini aktarıyor.

“Biz bile o alanda yarım saat duramıyoruz”

Ekoloji aktivisti Elida Zerri, köpeklerin tutulduğu alanda yaşananları Niha+’a anlattı:

“Başka bir Hayvan Bakımevi var. Bu, Diyarbakır-Ergani yolu üzerinde, 20. kilometrede kalıyor. Ama bu yeni yapılan alan, buranın da ötesinde, şehir merkezinden daha uzakta, tamamen izole bir alan. Etrafı çitlerle çevrili. Çitlerin bazı yerlerine tül benzeri kumaşlar örtülmüş ancak bunlar sıcaktan korumuyor.”

Suların mavi depolarda tutulduğunu söyleyen Zerri, “O sular da güneşin altında kaynamış vaziyette. Hayvanlar kaynar su içiyorlar. 50 derece havada, tek bir ağacın olmadığı kurak bir alanda, güneşin altında bekletiliyorlar. Biz bile o alanda yarım saat duramıyoruz.” dedi.

Zerri, köpeklerin mamaya da eşit şekilde ulaşamadığını, verilen mamayı güçlü ve baskın köpeklerin yediğini, daha uysal ve güçsüz köpeklerin mama yiyemediğini söyledi:

“Bu hayvanlar karışık şekilde oraya konulmuşlar. Birbirleriyle kavga da ediyorlar tabii ki. Yaşlı ve hasta hayvanlar, küçük, uysal hayvanlar bu ortamda iç içeler.”

Alanda veteriner ve görevli olmadığını söyleyen Zerri, sadece inşaat bekçisinin orada olduğunu onun da her zaman olmadığını aktardı.

“Hayvanlar o alanda tamamen ölüme terk edilmiş”

“Bu hayvanlar o alanda tamamen ölüme terk edilmiş durumda. Orada her gün köpeklerin öldüğünü biliyoruz. Gittiğimizde buna şahit olduk. Şimdiye kadar 60-65 köpeğin öldüğünü, bize, oradaki görevli söyledi. Orada yaşananlar ne ahlaki ne de bilimsel.”

195 dönümlük bu alanda belediyenin çalışma başlatmadığını savunan Zerri, “Bir kazma vurulmadı, bir ağaç ekilmedi” diye konuştu.

“Duyumlarımıza göre Valilik sokakta yaşayan köpekler hakkında belediyeye baskı yapınca, büyükşehir ve ilçe belediyeler son hız tutabildiği hayvanı tutup o araziye götürdü.”

Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Özlem Tekin ile görüştüklerini söyleyen Zerri, sonuç alamadıklarını ifade ederek “Baro ve Amed Ekoloji Derneği’nden birkaç arkadaşla bir heyet oluşturup Tekin ile görüştük. Bize toplamaların durdulmayacağını, bir şey yapılamayacağını söyledi. Sağlık Daire Başkanı da aynı şeyi söyledi” dedi.

Ekolojik belediyecilik ile örtüşmüyor

Geçen hafta da yerel yönetimlerle görüştüklerini ifade eden Zerri, orada da taleplerimizi söylediklerini, raporlarını sunduklarını, kendilerine olumlu dönüş yapıldığını ama bugüne kadar hiçbir adım atılmadığını belirtti:

“İki gün önce de alandaydık. Durum aynıydı. Bu yapılanlar ‘ekolojik belediyecilik’ ile de örtüşmez. Ekoloji insan merkezcilik değildir.”

Zerri, bugün (25 Ağustos) Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Serra Bucak ile yapılan görüşmeden de bir sonuç çıkmadığını, Bucak’ın alanın “iyi” olduğunu savunduğunu söyleyerek sözlerini noktalayarak “Eylemlerimiz devam edecek” dedi.

Belediye: “Barınak kapasitedi aşıldı, 5 dönümlük geçici bir alan oluşturuldu”

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı, Niha+’ya yazılı bir açıklama göndererek bu alanın “geçici” bir süreliğine var olduğunu ve iyileştirmeler için çalışmalarına devam edeceklerini ifade etti.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Yeni hayvan mevzuatı kapsamında İçişleri Bakanlığı tarafından Valiliklere iletilen talimatlar doğrultusunda, Diyarbakır merkezde bulunan 4 ilçe belediyesi ile kırsaldaki 13 ilçe belediyesi tarafından sahipsiz hayvanların toplanması zorunludur.

Bu kapsamda ilçe belediyeleri tarafından toplanan hayvanların Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Hayvan Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi’ne getirilmesi sonucunda, mevcut barınak kapasitesinin önemli ölçüde üzerine çıkılmıştır. Mevcut kapasitenin yetersiz kalması nedeniyle hayvanların sağlıklı ve güvenli koşullarda barındırılabilmesi amacıyla alternatif ve geçici yaşam alanlarının oluşturulması zorunluluğu ortaya çıkmıştır.

Büyükşehir Belediyemize ait yaklaşık 195 dönümlük ve çevresi kapalı doğal yaşam alanında, Ankara’dan gelen müfettişin gerçekleştirdiği incelemeler sonucunda, alan içerisinde geçici padoklar oluşturularak hayvanların bu alanlara alınması gerektiği belirtilmiştir. Mevcut barınak kapasitesinin aşılması ve bu yöndeki idari değerlendirmeler doğrultusunda, Fen Daire Başkanlığımız tarafından doğal yaşam alanı içerisinde yaklaşık 5 dönümlük geçici bir alan oluşturulmuştur.

Gerekli altyapı ve düzenlemelerin tamamlanmasının ardından, ilk etapta 120 hayvanın bu geçici alana nakli gerçekleştirilmiştir.

İlçe belediyelerinden toplanarak getirilen hayvan sayısının artmaya devam etmesi üzerine, doğal yaşam alanı içerisinde ikinci bir geçici alana daha ihtiyaç duyulmuştur. Bu kapsamda yaklaşık 10 dönümlük ikinci geçici alan oluşturulmuş ve her iki alanda da hayvanların güvenliğinin, barınma ve temel ihtiyaçlarının karşılanabilmesi amacıyla gerekli iyileştirme ve düzenlemeler yapılmıştır. İkinci geçici alana da yaklaşık 480 hayvanın nakli gerçekleştirilmiştir.

Özellikle 5 ve 10 dönümlük bu iki alanın tamamen geçici amaçla oluşturulmuş olduğu bilinmelidir. Büyükşehir Belediyemizin yaklaşık 195 dönümlük doğal yaşam alanı projesi kapsamında kalıcı yaşam alanlarının yapımına yönelik ihale gerçekleştirilmiş olup, ihaleyi alan firma tarafından sahada hızlı bir çalışma programı başlatılmıştır.

Kalıcı yaşam alanlarının yapım çalışmalarının tamamlanmasının ardından, geçici alanlarda bulunan hayvanlar ile Hayvan Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde bulunan hayvanların, planlanan kalıcı yaşam alanlarına kademeli ve kontrollü şekilde nakilleri gerçekleştirilecektir.

Bu süreçte, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Daire Başkanlığı ekipleri tarafından hayvanların sağlık kontrolleri, muayene ve tedavileri rutin ve günlük olarak sürdürülmektedir. Hayvanların mama ve su ihtiyaçları düzenli şekilde karşılanmakta; veteriner hekimlerimiz tarafından sağlık durumları takip edilerek gerekli görülen hayvanlara muayene ve tedavi uygulanmaktadır.

Doğal yaşam alanlarında yürütülen çalışmalar, yalnızca ilgili belediye birimlerinin değerlendirmeleriyle sınırlı tutulmamakta; hayvanseverler, hayvan dernekleri, ekoloji dernekleri ve ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla gerçekleştirilen toplantı ve istişareler doğrultusunda yürütülmektedir.

Gerçekleştirilen toplantılarda derneklerin, hayvanseverlerin ve oluşturulan heyetlerin görüş ve talepleri doğrudan dinlenmekte; teknik olarak uygulanabilir ve hayvan refahına katkı sağlayacak öneriler değerlendirilerek çalışmalara yansıtılmaktadır.

Bu kapsamda, bağlı bulunduğumuz Genel Sekreter Yardımcımız Sayın Özlem Tekin’in bizzat katılımıyla hayvan dernekleri ve hayvanseverlerden oluşan heyetlerle toplantılar gerçekleştirilmiş, ayrıca söz konusu heyetlerle birlikte doğal yaşam alanı ziyaret edilmiştir. Gerçekleştirilen ziyaretlerde sahadaki mevcut durum yerinde incelenmiş, hayvanseverlerin ve dernek temsilcilerinin talepleri doğrudan dinlenmiş ve ilgili birimlere aktarılmıştır.

Bu istişareler sayesinde sahadaki çalışmaların hem teknik gereklilikler hem de hayvanların sağlık ve refahı gözetilerek yürütülmesine azami özen gösterilmektedir.

Büyükşehir Belediyesi olarak bundan sonraki süreçte de hayvanseverler, hayvan hakları dernekleri, ekoloji dernekleri ve ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla iletişim ve istişare içerisinde çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.”

Ekoloji aktivisti Elida Zerri’nin dahil olduğu heyetin Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne 6 Ağustos’ta sunduğu rapor ise şu şekilde:

DİYARBAKIR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KÖPEK TOPLAMA ALANI ZİYARET RAPORU

Ziyaret Tarihi: 06.08.2026

Ziyaretin Amacı

Bu ziyaret, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından sokaktan toplanan köpeklerin tutulduğu alandaki mevcut barınma koşullarını yerinde gözlemlemek, tespit edilen durumları kayıt altına almak ve kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir.

Gözlemler

Ziyaret sırasında edinilen bilgiler ve yapılan gözlemler doğrultusunda;

  • Son bir ay içerisinde toplam 444 köpeğin toplama alanına getirildiği bilgisi paylaşılmıştır.
  • Aynı süre içerisinde 25 köpeğin yaşamını yitirdiği, ölümlerin önemli bir bölümünün köpeklerin birbirlerine saldırması ve parçalanması sonucu meydana geldiği ifade edilmiştir.
  • Toplama alanının toplam büyüklüğünün 195 dönüm olduğu belirtilmiştir.
  • Köpeklerin fiilen tutulduğu alanın ise biri 5 dönüm, diğeri 10 dönüm olmak üzere iki ayrı bölümden oluştuğu ve bu iki bölümde toplam yaklaşık 420 köpeğin barındırıldığı gözlemlenmiştir.
  • Yaralı, yaşlı, farklı cins, farklı cinsiyet ve özel bakım gereksinimi bulunan köpeklerin herhangi bir ayrım yapılmaksızın aynı alanlarda birlikte tutulduğu görülmüştür.
  • Köpeklerin içme sularının plastik bidonlarda muhafaza edildiği, su kaplarının doğrudan güneş ışığına maruz kaldığı ve su kaynaklarını koruyacak herhangi bir gölgelik sisteminin bulunmadığı gözlemlenmiştir.

Değerlendirme

Yapılan gözlemler, mevcut barındırma modelinin hem hayvan refahı hem de sürdürülebilirlik açısından ciddi sorunlar içerdiğini göstermektedir.

Sınırlı alanlarda çok sayıda köpeğin bir arada tutulması; yaralanma, ölüm, hastalıkların yayılması, kronik stres ve saldırganlık riskini artırmaktadır. Yaralı, yaşlı ve özel bakım gerektiren hayvanların diğer hayvanlarla aynı alanlarda tutulması ise bu riskleri daha da büyütmektedir.

İçme sularının plastik bidonlarda ve gölgelik olmaksızın muhafaza edilmesi, özellikle yaz aylarında suyun sağlıklı şekilde korunmasını güçleştirmektedir.

Mevcut uygulamanın bu şekilde devam etmesi halinde hem hayvanların yaşam hakkı ve refahı hem de alanda görev yapacak personelin iş sağlığı ve güvenliği açısından ciddi sorunların ortaya çıkacağı değerlendirilmektedir.

Talepler ve Öneriler

Kısa Vadede Acilen Atılması Gereken Adımlar

Mevcut gözlemler doğrultusunda, hayvanların yaşam hakkı ve refahının korunması amacıyla aşağıdaki tedbirlerin ivedilikle hayata geçirilmesi gerekmektedir:

  • Sokaktan köpek toplama uygulamalarının derhal durdurulması.
  • Toplama alanlarında bulunan köpeklerin sağlık kontrollerinin, tedavilerinin, aşılarının ve gerekli bakım süreçlerinin tamamlanmasının ardından, alındıkları yaşam alanlarına geri bırakılması.
  • Bilimsel ve etik temellere dayanan “Kısırlaştır, Aşılat, Yerinde Yaşat” ilkesinin etkin ve yaygın biçimde uygulanması.
  • Belediyeler, kamu kurumları, özel sektör, fabrikalar, sivil toplum kuruluşları ve bireylerin katılımıyla kapsamlı bir sahiplendirme seferberliği başlatılması.
  • Sahiplendirmeyi artırmak amacıyla teşvik edici kampanyalar, kamuoyu bilgilendirme çalışmaları ve destek mekanizmalarının oluşturulması.

Uzun Vadede Yapılması Gerekenler

  • Mevcut projenin uzun vadede sürdürülebilir olmadığı ve hem hayvan refahı hem de çalışma koşulları açısından ciddi riskler taşıdığı değerlendirilmektedir. Bu kapsamda;
  • Barınma alanları yeniden planlanmalı; her 2,5 dönümlük alanda en fazla 60–80 köpeğin barınacağı şekilde küçük ve yönetilebilir yaşam üniteleri oluşturulmalıdır.
  • Hâlihazırda planlanan geniş ve toplu barındırma modeli yerine, hayvanların sosyal davranışları, güvenliği ve refahı gözetilerek bölümlendirilmiş yaşam alanları tasarlanmalıdır.
  • Çok sayıda hayvanın geniş fakat kontrolsüz alanlarda bir arada tutulmasının, zamanla sürüleşme ve vahşileşme riskini artıracağı; bunun hem hayvanlar hem de tesiste görev yapacak personel açısından ciddi güvenlik sorunları doğurabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
  • Personelin güvenli, sağlıklı ve yönetilebilir çalışma koşullarına sahip olması sağlanmalıdır. Mevcut planlamanın çalışanların iş sağlığı ve güvenliği açısından da önemli riskler barındırdığı değerlendirilmektedir.
  • Hayvan refahına aykırı uygulamaların yalnızca etik bir sorun değil, aynı zamanda ilgili mevzuat çerçevesinde hukuki sorumluluk doğurabilecek nitelikte olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.
  • Alan içerisinde yağmur suyu hasadı sistemi kurularak otomatik suluklarla hayvanların sürekli temiz suya erişimi sağlanmalıdır.
  • Her yaşam ünitesine yeterli sayıda dayanıklı ahşap kulübe yerleştirilmelidir.
  • Yaz aylarında serinleme ve doğal davranışların desteklenmesi amacıyla uygun büyüklükte gölet veya su alanları oluşturulmalıdır.
  • Alanın iklim koşulları dikkate alınarak kapsamlı bir ağaçlandırma ve doğal gölgelendirme çalışması yapılmalıdır.
  • Hayvanların stres düzeyini azaltacak, doğal davranışlarını sergileyebilecekleri zenginleştirilmiş yaşam alanları (oyun, keşif ve dinlenme bölgeleri) oluşturulmalıdır.

Hayvanların yaşam hakkını esas alan, bilimsel verilerle desteklenen ve sürdürülebilir bir yönetim modeli; hem hayvan refahının korunması hem de toplum sağlığı ve güvenliği açısından zorunludur.

Bu rapor, 06.08.2026 tarihinde gerçekleştirilen ziyaret sırasında doğrudan yapılan gözlemler ve ziyaret esnasında paylaşılan bilgiler esas alınarak hazırlanmıştır.

*Rapordaki bazı sayıların haberdekinden farklı olmasının nedeni, raporun 6 Ağustos tarihinde sunulmasından kaynaklanıyor.

Kadın Komün Kent Bostanları'nda ilk hasat yapıldı

“Kadınlar üretime doğrudan dahil olmalı”

Diyarbakır’da belediye tarafından hayata geçirilen Kadın Komün Kent Bostanları’nda ilk hasat yapıldı. Bostanlarda üretim yapan kadınlardan Zozan Halil Müslüm ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kadın Politikaları Dairesi Başkanı Özden Gürbüz Sümer, deneyimlerini anlattı.

Fotoğraflar: Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen Kadın Komün Kent Bostanlarında ilk hasat geçtiğimiz hafta yapıldı. Kadınlar, yetiştirdikleri sebze ve bitkileri topladı.

Kadın Politikaları Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet yürüten Kadın Ekonomisini Güçlendirme Müdürlüğü öncülüğünde kurulan bostanların hedefi kadın ekonomisini güçlendirmek, yerel tohumları yaşatmak ve ekolojik üretimi teşvik etmek.

Bostanlar, Kayapınar ilçesinin Talaytepe mahallesinde bulunan Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı yerleşkesinde.

Bostanlarda üretim yapan kadınlardan Zozan Halil Müslüm ve Kadın Politikaları Dairesi Başkanı Özden Gürbüz Sümer ile Kadın Komün Kent Bostanlarını konuştuk.

“Kadın kentinin ve varlığımızın güçlenmesi gerek”

Zozan Halil Müslüm, “Kadın Yaşam Merkezlerini ve burada verilen destekleri öğrendim. Sadece bostan değil; spor, yakın savunma gibi farklı çalışmaların da olduğunu gördüm. Kadınlarla tanıştıkça kadın kentinin ve kadın varlığımızın ortaya çıkması ve güçlenmesi gerektiğini düşündüm. Bu nedenle ben de Kadın Komün Kent Bostanı’na katıldım” diyerek sözlerine başladı.

Daha sonra birlikte biber, patlıcan, domates, salatalık, kornişon ve bamya ektiklerini söyleyen Müslüm, bunun yanında kekik, lavanta, nane, biberiye gibi “tıbbi bitkiler” de ektiklerini ifade etti, kadınlar olarak sebze ihtiyaçlarını doğal ve taze bir şekilde karşıladıklarını, ürünleri evlerine götürdüklerini söyledi.

“Turşu yapıyor, kurutuyor ve taze halde yemeklerimizde kullanıyoruz. Aynı zamanda tıbbi bitkilerden yağ ve krem gibi ürünler elde etme imkanımız da oluyor” diyen Müslüm, bostanlardaki meselenin sadece üretmek ve ürün elde etmek olmadığını söyledi.

“Aynı zamanda birbirimizin fikirlerine ve kararlarına saygı göstermeyi, birlikte karar almayı öğreniyoruz. Biz kadınlar olarak kendi irademizi de güçlendiriyoruz. Çünkü komün bir yaşamı birlikte öğreniyoruz. Toplum kendi özünden uzaklaşmış ve insanlar giderek daha bireysel hale gelmiş. Biz kadınlar olarak toplumun özüne dönmesi için ne gerekiyorsa yapacağız.”

Müslüm, son olarak böyle alanların açılmasının şart olduğunu, böyle projelerin içinde yer aldığı için kendisini şanslı hissettiğini ve her zaman böyle çalışmaların içinde olmak istediğini söyledi.

“Ortak üretim alanı kuruyoruz”

Kadın Politikaları Dairesi Başkanı Özden Gürbüz Sümer, demokratik ve kadın özgürlükçü bakış açısına sahip yerel yönetimler olarak kenti sadece yapıların, yolların ve buna bağlı hizmetlerin olduğu bir alan olarak ele almadıklarını; kentin nasıl yönetildiği, yeniden nasıl üretildiği, gıdanın nereden geldiği ve kadınların bu üretim sürecindeki yerinin de kendileri için önemli olduğunu ifade etti. Sümer, Kadın Komün Kent Bostanı’nın da bu yaklaşımın bir parçası olduğunu söyledi:

“Kadınların toprakla, üretimle ve kendi emeğiyle yeniden ilişki kurabildiği bir alan oluşturmak istedik. Burada bizim için önemli olan yalnızca sebze üretmek değil. Ortak üretimin, ortak kararın ve ortak paylaşımın mümkün olduğu bir alan yaratmak.”

Özden Gürbüz Sümer

Bostanda bireysel parseller üzerinden ilerlemediklerini söyleyen Sümer, alanın ortak olduğunu, üretimin de ortak yürütüldüğünü söyledi. Ekim, bakım ve hasat süreçlerinde kadınların birlikte çalıştığını, üretime ilişkin kararları da birlikte aldıklarını aktardı:

“Her kadının kendi parselinin ve kendi ürününün olmadığı, ortaya çıkan üretimin ortak üretim olarak değerlendirildiği bir model kuruyoruz. Bu nedenle bostanın kendisi de birlikte üretme ve karar alma deneyiminin yaşandığı bir alan oluyor.”

Önceliğin üretilen ürünlerin kadınların ve hanelerin ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirilmesi olduğunu söyleyen Sümer, ihtiyaç fazlası olan ya da satışa sunulması istenilen ürünlerin değerlendirilebileceği bir pazar alanı oluşturma hazırlıkları da olduğunu belirterek “Böylece kadınlar ürettikleri ürünleri bu alanda doğrudan satışa sunabilecek. Burada amaç, kadınların ürettiği ürünün değerini kendilerinin belirleyebildiği ve emeğinin karşılığını alabildiği bir alan oluşturmak” diye konuştu.

“Burada bireysel kârı merkeze alan bir üretim anlayışımız yok. Önceliğimiz kolektif üretimin devamlılığını sağlamak ve elde edilen değerin yeniden üretime katkı sunması. Bununla birlikte kadınların ihtiyaç fazlası ürünlerini kendi iradeleriyle satışa sunabilecekleri bir alanın olması da önemli. Yani hem ortak üretim ve paylaşım anlayışını korumak hem de kadınların kendi üretimlerinden ekonomik olarak yararlanabilecekleri olanaklar oluşturmak istiyoruz.”

“Kadınlar üretime doğrudan dahil olmalı”

Kadınların yalnızca üretime katıldığı değil üretimin bütün aşamalarında söz sahibi olduğu bir alan oluşturmayı amaçladıklarını söyledi Sümer.

“Özellikle tarım alanında kadınlar tarlada ya da ürünün işlenmesi kısmında emek boyutuyla varlar ancak iş karar alma, ürünü satma ve ondan aracısız gelir elde etme kısmında neredeyse hiç yoklar. Yani bu alanda çok ciddi emek sömürüsü yaşamaktalar. Kadın emeğinin görünür olması bu anlamda önemli ama bununla sınırlı değiliz. Kadınların üretim bilgisine, toprağa ve ekonomik sürece doğrudan dahil olmasını istiyoruz. Bu perspektifle komün kent bostanında kadınlar bir yandan zirai teknik bilgiyi öğrenirken bir yandan komün ekonomisini hem teorik hem de pratik içerisinde deneyimliyor. Yine bireysel olarak güçlenmeleri için toplumsal cinsiyet eşitliğine dair bilinci açığa çıkaran kolektif eğitim atölyelerine katılıyorlar.”

“Komün çalışmaları geliştirmeye devam edeceğiz”

Sümer, bostan sürecinin kendilerine ne gösterdiği sorusuna ise şu cevabı verdi:

“Süreç bize kadınların ortak üretime ciddi bir ilgisinin olduğunu gösterdi. Bostanda birlikte çalışırken kadınların kendi deneyimlerini ve üretim bilgilerini de birbirleriyle paylaştığını gördük. Bu nedenle bostanı tamamlanmış bir proje olarak değil, birlikte üreterek ve deneyimleyerek geliştirdiğimiz bir alan olarak görüyoruz.”

Bostanla ilgili haberler çıktıkça kentte yaşayanlardan da yoğun bir ilgi ve geri dönüş almaya başladıklarını, kendilerine ulaşanlar arasında çalışmaya dahil olmak, bostanı görmek ve üretilen doğal ürünleri satın almak isteyenler olduğunu söyledi.

Sümer, bu ilgiyi kentte üretime ve doğal gıdaya yönelik güçlü bir ihtiyacın olduğunu göstermesi açısından önemli bulduklarını, alanı kısa bir süre içerisinde ziyaretlere açmayı planladıklarını ve böylece kentlilerin bostanı yerinde görmesini, üretim sürecini tanımasını ve kadınların ortak üretim deneyimine daha yakından tanıklık etmesini istediklerini aktardı.

Sümer, bostanlarda ekilen fidelerin Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yerel tohumlardan üretilerek hazırlandığını, dolayısıyla yerel tohumun korunması ve yeniden üretime kazandırılmasının sürecin en başından itibaren bostanın içerisinde yer aldığını söyledi.

Sümer, sözlerini şöyle noktaladı:

“Bostanda edindiğimiz deneyimin bundan sonraki çalışmalarımıza doğrudan katkısı olacak. Aslında kadın yaşam merkezlerimizde yürüttüğümüz üretim çalışmaları da bu bakış açısıyla ilerliyor. Tekstil üretim gruplarımız, tıbbi ve aromatik bitkiler üretim grubumuz, epoksi ve geri dönüşüm üretim gruplarımız var. Bu gruplarda da kadınların birlikte ürettiği, üretim sürecine birlikte karar verdiği ve ortaya çıkan üretimi ortak bir anlayışla değerlendirdiği bir çalışma yürütüyoruz. Bostan bizim için bu yaklaşımın farklı bir üretim alanındaki karşılığı. Bundan sonraki süreçte de kadınların kendi emeği ve bilgisi üzerinden üretimin içinde olduğu, ortak üretim ve paylaşımın esas alındığı komün çalışmaları geliştirmeye devam edeceğiz.”

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.