Kadınlar Diyarbakır Adliyesi önünde “hafıza ve adalet” nöbetinde

Diyarbakır Adliyesi önünde başlayan “Kadın, Adalet ve Hafıza Nöbeti”, ikinci haftasını geride bıraktı. Nöbetin amacını Niha+’ya değerlendiren Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi Av. Dicle Gencan, hafızanın bir boyutunun “kadınların zamanla bir istatistiğe ya da dosya numarasına dönüşmesinin” karşısında hikayelerini ve adalet taleplerini unutmamak olduğunu söyledi.

Fotoğraf: SES Amed / X

Amed Şiddetle Mücadele Ağı’nın çağrısıyla Diyarbakır Adliyesi önünde başlayan “Kadın, Adalet ve Hafıza Nöbeti”, ikinci buluşmasını geride bıraktı. Adalet ve hafıza nöbetleri, kadın cinayetlerine, cezasızlık politikalarına ve etkin soruşturma yürütülmemesine karşı düzenleniyor.

6 Ekim’de başlayan nöbet, 10 hafta sürecek.

En son salı günü (13 Ekim) saat 12.30’da bir araya gelen kadınlar, 2 ile 12 Ekim tarihleri arasında Türkiye’nin farklı kentlerinde katledilen ve bilgilerine ulaşabildikleri Füsun Yuluğkural, Gözde Çelik, Emel Bozkuş, Fadime Akbal, Gülşah Oktay, Sakine Y, Fikriye Cin, Mercan Kaplan ve Canan Bebek’in hikâyelerini paylaştı.

Açıklamada “Bizim için hafıza, hatırlatmak, iz bırakmak ve unutturmamaktır. Adalet arayışı kadınların yaşam hakkına ilişkin toplumsal sorumluluğu bugüne taşımaktır” denildi.

“İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme süreci temel bir sorun”

Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi Av. Dicle Gencan, süreci ve nöbetin amacını Niha+’a anlattı.

Avukat Dicle Gencan

Bu nöbetin adından da anlaşılacağı üzere iki temel amaç taşıdığını, bunların da hafıza ve adalet olduğunu söyleyerek sözlerine başlayan Gencan, kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerinin birbirinden bağımsız olaylar olarak gündeme geldiğini ancak bütün olarak bakıldığında temel yapısal sorunun açıkça göründüğünü ifade etti:

“İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme süreci, kadınların şiddet ve tehdit başvurularının ciddiye alınmaması, koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkili biçimde uygulanmaması, aile içi şiddet vakaları karşısında ilgili makamların kimi zaman duyarsız veya etkisiz kalması, etkili soruşturma yürütülmemesi, fail aklayıcı mağdur suçlayıcı yaklaşım ve cezasızlık politikaları bu sorunların başında geliyor.”

Nöbet neyi hatırlatmak istiyor?

“Nöbet, kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerinin tekil ve birbirinden kopuk olaylar olmadığını, aynı yapısal sorunların sonucu olarak ortaya çıktığını kamuoyuna göstermek ve hatırlatmak istiyor” diyen Gencan, hafızanın bir diğer boyutunun ise “kadınların zamanla bir istatistiğe ya da dosya numarasına dönüşmesinin” karşısında yaşamlarını, hikayelerini ve adalet taleplerini unutmamak ve hatırlamak olduğunu söyledi.

“Hafıza ve adalet birbirinden ayrı iki başlık değil”

Gencan; adalet talebinin yalnızca faile verilen cezayla karşılık bulmadığını, kadınların hayattayken korunması, şüpheli ölümlerin etkili biçimde soruşturulması ve ihmali ya da sorumluluğu bulunanların hesap vermesinin de bunun bir parçası olduğunu ifade etti.

“Bu anlamda hafıza ve adalet birbirinden ayrı iki başlık değil, kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri karşısında sürdürülen mücadelenin birbirini tamamlayan iki yönü. Nöbet de hem kadınların yaşamlarını ve adalet taleplerini unutturmamayı hem de bu ölümleri mümkün kılan yapısal sorunları görünür tutmayı amaçlıyor.”

“Kadınların adalet arayışının sürekli sahiplenilmesi önemli”

Gencan, katılımla ilgili şunları aktardı:

“İlk iki hafta kadın örgütleri, sivil toplum örgütleri ve siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra bireysel katılımlar da oldu. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum çünkü kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri toplumsal bir mesele. Nöbete katılım çeşitliliği de kadın cinayetleri ve cezasızlığa karşı yürütülen mücadelenin yalnızca belirli çevrelerin gündemi olmadığını göstermesi açısından kıymetli.”

Diyarbakır’da kadın mücadelesi konusunda uzun yıllara dayanan güçlü bir örgütlü hafıza olduğunu belirten Gencan, nöbete yaklaşımda da bunun etkisinin görüldüğünü söyledi, “Burada önemli olan yalnızca nöbete katılım göstermek değil, kadınların adalet arayışının süreklilik taşıyan bir biçimde sahiplenilmesi. Kadın cinayetlerinde ve şüpheli kadın ölümlerinde hakikat talebinde ısrarcı olunması ve cezasızlığa karşı ortak bir tutum alınması” dedi.

“Kadın cinayetlerinin nasıl anlatıldığı da tartışılmalı”

Gencan, ayrıca, kadın cinayetlerinin ve şüpheli kadın ölümlerinin nasıl konuşulduğunun da önemli olduğunu söyleyerek fail yerine kadının yaşamını ve tercihlerini tartışmaya açan ya da şiddete gerekçe olarak gösteren dilin karşı taraftaki yapının bir parçası olduğunu belirtti.

Sözlerini şöyle noktaladı:

“Nöbetin bir yönü de kadınların hikayelerini bu dilden uzak, kendi yaşamları ve adalet talepleri üzerinden anlatmak. Bu nedenle yalnızca hukuki süreçlerin değil, kadın cinayetlerinin nasıl anlatıldığının ve toplumsal hafızada nasıl yer ettiğinin de tartışılması gerektiğini düşünüyorum.”

Yazar

  • Yekta Armanc Hatipoğlu

    Dicle Üniversitesi'nde gazetecilik eğitimine devam ediyor. Bianet, Yeni Yaşam, Journo ve Siyasi Haber gibi kurumlarda yayımlanan haberleri ve görüş yazıları var. Ağırlıklı olarak ekoloji, kadın, işçi ve öğrenci hakları üzerine çalışıyor. Çağdaş Gazeteciler Derneği üyesi.

Yekta Armanc Hatipoğlu

Yekta Armanc Hatipoğlu

Dicle Üniversitesi'nde gazetecilik eğitimine devam ediyor. Bianet, Yeni Yaşam, Journo ve Siyasi Haber gibi kurumlarda yayımlanan haberleri ve görüş yazıları var. Ağırlıklı olarak ekoloji, kadın, işçi ve öğrenci hakları üzerine çalışıyor. Çağdaş Gazeteciler Derneği üyesi.

Yazarın Tüm Dosyaları →
Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.