Amedspor’un başarısı Kürtlere yönelik dijital nefrete dönüştü

Amedspor’un Mayıs ayında Süperlig’e yükselmesiyle elde ettiği başarı, Kürt halkını hedef alan nefret söylemlerine dönüştü. ÖHD ve İHD’li avukatlar, bu nefret söyleminin cezasız kaldığına ve bunun toplumsal eşitsizliği ürettiğine dikkat çekti: “Kürtler söz konusu olduğunda hukuk farklı işliyor”

24 Ağustos 2026’daki Kocaelispor-Amedspor maçında Kocaelispor taraftarları sarı torba açtı

Amedspor’un 2 Mayıs 2026 tarihinde Iğdır SK ile oynanan maçın ardından Süper Lig’e yükselmesi, sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Ancak takımın elde ettiği başarı, kısa sürede Kürt halkını hedef alan nefret söylemlerine dönüştü. Özellikle X platformunda maç öncesi ve sonrasında binlerce paylaşım yapıldı, yorumlarda Kürtler hedef gösterildi, tehcir çağrıları yapıldı, Amedspor’un kapatılması istendi ve taraftarlar hakkında “deport” söylemleri dolaşıma sokuldu.

Yaşananların ardından birçok hak örgütü açıklama yaptı. Bunlardan biri olan İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, yayımladığı açıklamada bir futbol takımının başarısının bir halka yönelik nefrete dönüştürülmesinin spora ve toplumsal barışa zarar verdiğini belirtti. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Amedspor’a yönelik uygulanan bu ayrımcı politikaların yalnızca bir spor kulübüne değil, aynı zamanda toplumsal bir kesime yönelik dışlayıcı bir yaklaşım olduğu açıktır. Sporun birleştirici ruhuna zarar veren bu uygulamaların son bulması gerekmektedir.”

Amedspor’a yönelik ırkçı saldırılar çoğu zaman medyada “provokasyon”, “taraftar gerilimi”, “anlık tepki” gibi kavramlarla sıradanlaştırılmaya çalışılıyor.

Hrant Dink Vakfı tarafından 2019 yılında hazırlanan “Medyada Nefret Söylemi” raporları da benzer tabloyu ortaya koyuyor. Vakfın medya taramalarına göre yalnızca bir yıl içinde 4 bin 364 haber ve köşe yazısında nefret söylemi tespit edildi. Bu içeriklerde toplam 5 bin 515 ayrımcı ifade yer aldı. Yaklaşık 500 ulusal ve yerel gazetenin incelendiği çalışmada Kürtlerin çoğu zaman “güvenlik tehdidi”, “bölücülük” ve “şiddet” kavramlarıyla birlikte sunulduğu belirtildi.

İncelenen 10 bin 224 tweet içerisinde “Kürt” kelimesi geçen yüzlerce paylaşımın doğrudan aşağılayıcı, hedef gösterici ve şiddeti çağrıştıran ifadeler içerdiği kaydedildi. Paylaşımlarda topluca suçlayan ve düşmanlaştıran söylemlerin yaygınlığı dikkat çekti.

2025 yılında yayımlanan Avrupa Konseyi Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu (ECRI) Türkiye raporu da Türkiye’de nefret söylemi ve nefret suçlarında ciddi artış yaşandığını ortaya koydu. Raporda Kürtlerin, mültecilerin ve LGBTİ+’ların medya ve siyaset tarafından düzenli biçimde hedef gösterildiği vurgulanırken, ayrımcı söylemlerin büyük ölçüde cezasız kaldığına dikkat çekildi. Yetkililerin nefret suçlarına karşı etkili ve caydırıcı bir müdahale geliştirmediği de raporda özellikle belirtildi.

“Beyaz Toros’um kalmamıştı, kalsaydı getirecektim”

Nefret söylemi yalnızca dijital alanla da sınırlı kalmadı. Daha önce Nevşehir’de Amedspor forması giyen Kürt işçilere yönelik saldırı gerçekleşti, çok sayıda işçi yaralandı. Benzer şekilde 15 Mayıs Cuma günü Keçiören Belediyesi destekli bir festivalde bir kişi, faili meçhul cinayetler ve zorla kaybetmelerle anılan Cem Ersever kostümüyle sahneye çıktı. Şahsın “Beyaz Toros’um kalmamıştı, kalsaydı getirecektim” ifadelerini kullanmasına rağmen herhangi bir müdahalede bulunulmadı.

Bu paylaşımlara dair etkili hukuki süreçlerin işletilmemesi cezasızlık eleştirilerini beraberinde getirdi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Avukat Ferdi Sidar, Kürtlere yönelik nefret suçlarında uzun yıllardır sistematik bir cezasızlık pratiğinin sürdüğünü söyledi

Avukat Ferdi Sidar, Fotoğraf: Politika Haber

Sidar, Kürtlere yönelik ihlallerin yalnızca hukuki değil, politik bir zeminde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “1990’lı yıllarda binlerce insan gözaltında kaybedildi, faili meçhul cinayetlerle yaşamını yitirdi. Aradan geçen yıllara rağmen faillerin büyük bölümü cezasızlıkla korundu. Böyle bir tarihsel arka plan varken bugün sosyal medyada dolaşıma sokulan nefret söylemleri karşısında etkili hukuki süreçlerin işletilmemesi şaşırtıcı değildir” dedi.

“Kürtler söz konusu olduğunda hukuk farklı işliyor”

X platformunda yapılan incelemelerde “Kürtler sürülsün”, “Tehcirleri ne zaman tamamlanacak” ve “Amedspor kapatılsın” gibi paylaşımların tespit edildiğini belirten Sidar, bu tür ifadelerin Türk Ceza Kanunu kapsamında suç olduğunu söyledi. Özellikle “Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik” ile “Nefret ve Ayrımcılık” suçlarına işaret eden Sidar, “Sorun yalnızca mevzuat eksikliği değil, uygulamadaki eşitsizliktir. Kağıt üzerinde herkes eşit görünse de özellikle Kürtler söz konusu olduğunda hukuk farklı işlemektedir” ifadelerini kullandı.

Nefret söylemlerinin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Sidar, “Bir halkın sürülmesini ya da hedef gösterilmesini normalleştiren bir dil, toplumsal şiddetin zeminini hazırlar” dedi.

Spor alanındaki nefret diline de dikkat çeken Sidar, Amedspor örneğinin yalnızca bir spor kulübü meselesi olmadığını belirterek, “Kürt kimliğinin görünür olduğu her alan bazı çevrelerde sistematik bir reaksiyon üretiyor. Tribünlerde ve sosyal medyada dolaşıma sokulan nefret dili zamanla normalleştiriliyor” diye konuştu.

Sidar, bunun yalnızca Amedspor maçlarıyla sınırlı olmadığını belirterek, bir Bursaspor karşılaşmasında hiçbir bağlam yokken tribünlerden Leyla Zana’ya yönelik hakaretler yükseldiğini hatırlattı. “Ortada ne Leyla Zana’yla ilgili bir durum vardı ne de maçın Amedspor’la ilgisi vardı. Buna rağmen Kürt bir kadın siyasetçinin hedef alınması, organize nefretin nasıl çalıştığını gösteriyor” diyen Sidar, bu tür söylemlerin yalnızca etnik değil aynı zamanda cinsiyetçi bir karakter de taşıdığını ifade etti.

Sidar son olarak, hukuk devletinin temel görevinin hak ihlaline uğrama riski taşıyan kesimleri korumak olduğunu belirterek, “Bugün tartışılması gereken temel mesele hukukun gerçekten herkes için eşit uygulanıp uygulanmadığıdır” dedi.

“Mesele Kürt kimliğinin görünür olması”

İHD Irkçılık ve Ayrımcılık Komisyonu üyesi Avukat Jiyan Kaya, Amedspor’un yükselişiyle birlikte özellikle Kürt kimliğine yönelik tepkilerin arttığını belirterek, “Mesele Amedspor’un ligde olup olmamasından ziyade Kürt kimliğinin görünür olmasıdır” dedi.

Avukat Jiyan Kaya, Fotoğraf: NuJINHA

Kulübe yönelik saldırıların yeni olmadığını hatırlatan Kaya, geçmiş yıllarda tribünlerdeki ırkçı tezahüratlardan takım otobüslerine yönelik taşlı saldırılara kadar birçok olay yaşandığını ifade etti. Bursaspor karşılaşmalarının bu açıdan en çok bilinen örneklerden biri olduğunu söyledi.

Kaya ayrıca maçlarda ortaya çıkan “beyaz Toros” görsellerine dikkat çekerek, bu sembolün 1990’lı yıllardaki ağır insan hakları ihlalleriyle özdeşleştiğini ve doğrudan Kürt toplumuna yönelik bir mesaj niteliği taşıdığını vurguladı.

Bu dilin yalnızca dijital öfke olmadığını belirten Kaya, nefret söyleminin zamanla şiddeti normalleştirdiğini ifade etti. Özellikle “terörist” ve “malum ırk” gibi ifadelerin tüm bir toplumu kriminalize ettiğini söyledi.

Örtülü ayrımcılığın daha görünmez ama etkili olduğuna dikkat çeken Kaya, “malum ırk” gibi ifadelerin hukuken çoğu zaman yaptırıma uğramasa da toplumsal eşitsizliği yeniden ürettiğini belirtti. Bu söylemlerin iş hayatı, eğitim ve gündelik yaşamda ayrımcılığı beslediğini ifade etti.

Kaya, ayrımcı dilin yalnızca sosyal medyada değil, uzun yıllardır medya dili içinde de yeniden üretildiğini belirterek, haber başlıklarında kullanılan ifadelerin bu süreci güçlendirdiğini söyledi.

Medyanın hak temelli bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini vurgulayan Kaya, nefret söyleminin meşrulaştırılmasının daha geniş insan hakları ihlallerine zemin hazırlayabileceğini ifade etti.

Futbolun tarih boyunca sadece bir spor olmadığını belirten Kaya, Amedspor’un da bu nedenle hedef haline geldiğini söyleyerek, “Futbol birçok toplumda eşitsizliklere karşı mücadelenin kültürel alanlarından biridir” dedi.

Yazar

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.