15 Ekim 2024’te Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulunan üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in bedeninde bulunan iki erkek DNA’sının kime ait olduğu hâlâ açıklanmadı. Silvan’da Rojin’in adının yer aldığı park tabelasına yapılan saldırının ardından Rojin Kabaiş için Adalet Komisyonları gönüllüsü Şeymanur Çoban, dosyadaki ihmalleri ve çelişkileri değerlendirdi.

Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde bulunan Rojin Kabaiş Parkı’nda, 27 Eylül’de kaybolan ve cansız bedeni 18 gün sonra Van Gölü’nde bulunan Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in fotoğrafının yer aldığı bir tabela, 18 Haziran’da kimliği belirlenemeyen kişi veya kişiler tarafından kurşunlanmıştı.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi olan Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024 tarihinde kaldığı KYK yurdundan ayrıldıktan sonra kaybolmuştu. 18 gün süren aramaların ardından, Kabaiş’in cansız bedeni 15 Ekim 2024’te Van Gölü kıyısında bulunmuştu. Kabaiş’in ölümüyle ilgili sık sık “intihar” iddiaları öne sürülse de Adli Tıp Kurumu (ATK) raporlarında çıkan bulgular, Kabaiş davasının bir cinayet davası olduğunu ortaya çıkarmıştı. “İntihar” söylemiyle delillerin incelenmesini engelleyen girişimlere karşı Kabaiş davası yaklaşık iki yıldır devam ediyor. Rojin’in faillerinin bulunması amacıyla kurulan Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları ise şu an 16 Nisan’da başlattığı imza kampanyasını yürütüyor.
Rojin Kabaiş için Adalet Komisyonları gönüllüsü Şeymanur Çoban, Kabaiş davasındaki sürecin çelişkili yapısını ve Silvan’da Rojin Kabaiş’in fotoğrafının olduğu park tabelasına yapılan saldırının boyutunu değerlendirdi.
“Silvan’daki saldırı basit bir olay değil”
Silvan’da Rojin Kabaiş Parkı’na yapılan saldırının basit bir olay olmadığını vurgulayan Çoban, saldırının katledilen bir kadının anısına ve mücadelesine yönelik olduğunun altını çizerek “Rojin Kabaiş’in adını her duyduğumuzda devlet ve kurumlarının bir kadının ölümünü şüpheli bırakmak için nasıl çırpındığını hatırlıyoruz. Kadınların bu çırpınışları nasıl boğduğunu ve ısrarlı adalet mücadelesi sonucu dosyanın seyrinin nasıl değiştiğini biliyoruz. Rojin Kabaiş’in failleri yargılanana kadar adalet mücadelemiz asla bitmeyecektir ve bizi sindirme hedefiyle gerçekleştirilen tüm saldırılar boşa düşecektir” dedi.
Rojin Kabaiş’in soruşturma ve yargı süreçlerinde sık sık çelişkilerin ve ihmallerin yaşandığını dile getiren Çoban, bu ihmallerden ilkinin cuma günü kaybedilen Rojin’in dosyasına savcının ancak salı günü atandığını hatırlattı. Çoban’a göre bu durum, erkek yargı tarafından dosyada etkin soruşturma yürütülmediğinin bir göstergesi.
Dosyada bir dizi ihmal ve çelişki
Rojin’in cansız bedeninin Mollakasım Köyü yakınlarında, Van Gölü kıyısında akıntının tersi yönünde bulunduğunu söyleyen Çoban, akıntının tersi yönünde bulunmasına rağmen ölüm nedeni olarak suda boğulması ve intihar ettiği üzerinde ısrarla durulduğunu belirtti.
Çoban’a göre Rojin’den haber alınmadığı 18 gün boyunca etkili bir arama çalışması yürütülmemesi örneğiyle başlayan ve şu ana kadar süren bir dizi ihmal ve algı operasyonu söz konusu:
“Aradan neredeyse 2 yıl geçmesine rağmen Rojin’in telefonu hâlâ açılmadı. Ancak kaybedildiği ilk zamanlarda sözde Rojin’in Google aramaları sosyal medya üzerinden yaygın paylaşılarak intihar algısı yaratılmaya ve pekiştirilmeye çalışılmıştı. Detaylı inceleme yapılmadan sunulan ilk adli tıp raporu, ‘suda boğulma’ diyerek Rojin’in akıbetini muğlak bıraktı. Rojin Kabaiş için Adalet Komisyonları’nın, ailenin ve birçok kentten öğrencinin yarattığı basınç ile ATK ikinci bir rapor hazırlamak durumunda kaldı ve iki erkek DNA’sının Rojin’in göğüslerinde ve vajinasının iç kısmında bulunduğu açıklandı. Ancak bu gelişmenin de üzerinden aylar geçmesine rağmen halen iki erkek DNA’sının kime ait olduğu açıklanmış değil. Savcılık ve Adalet Bakanlığı ise bütün bu apaçık delillere rağmen intihar mı cinayet mi çözmeye çalışıyoruz şeklinde açıklama yapıyor. Rojin’in kaybedilişinden katledilişine giden süreç boyunca birçok ihmali görüyoruz, biliyoruz. Neredeyse 2 yılın ardından hala bu ihmallere sebep olan sorumluların sorgulanıp yargılanmadığını da görüyoruz.”
Dosyanın başından beri Rojin için etkin soruşturma yürütülmediğini ve cinayetin şüpheli bırakılmak istendiğini söylediklerini vurgulayan Çoban, “Biz kadınlar Rojin’in ölümünün şüpheli olmadığını, faillerin korunduğunu söyleyerek mücadeleyi büyütüyoruz” dedi.
“Devlet Kürt kadınını yalnızlaştırmaya çalışıyor”
“Kürdistan’da genç kadınlara yönelik özel savaş politikalarının bir boyutu olarak faillerin cezasızlıkla adeta ödüllerildiği, korunduğu ve aklandığını söyleyebiliriz” diyen Çoban, bunun özellikle üniversitelerde kampüslere devlet tarafından sokulan asker, polis, jandarma ve korucuların genç Kürt kadınlarını okuldan ve arkadaşlarından uzaklaştırarak, yalnızlaştırmaya çalışarak Kürt kadınının kimliğini ve iradesini yok etmeye çalıştığını belirtti.
Çoban, Kürt şehirlerindeki özel savaş politikalarının örneği niteliğinde olan belli kadın cinayeti ve intiharı vakalarını şöyle sıraladı:
“İpek Er’e cinsel saldırıda bulunan uzman çavuş Musa Orhan’ın erkek devlet tarafından korunup aklanmasının ardından İpek Er intihara sürüklenerek katledildi. Gittiği karakolda Türkçe bilmediği için ana dilinde ifadesi alınmayan Fatma Altınmakas şikayetçi olmak istediği erkek tarafından katledildi. Gülistan Doku dosyasında erkek devletin bütün kademelerinden kaybedilişinden katledilişine giden süreç boyunca suç ortaklığını biliyorduk ki geçtiğimiz aylardaki gelişmelerle Vali Tuncay Sonel’in dahi tutuklanmasında gördük. 6 yıl boyunda unutturulmaya ve kapatılmaya çalışılan dosyada, gelişmeler ise ancak kadınların ve ailesinin ısrarlı mücadelesiyle mümkün oldu. 16 Haziran’da ise Siverek’te evlenmeyi reddettiği erkek tarafından bir kadın kaçırıldı, korucu ailesinin de işbirliğiyle de alıkonuldu ve cinsel saldırıya uğradı. Fail Berat S. ve korucu ailesi ise cezasızlık politikaları yüzünden elini kolunu sallayarak gezebiliyor.”
Çoban’a göre, “şüpheli ölüm” söylemiyle Rojin Kabaiş dosyasının unutturulup kapatılmak istenmesi ve 2 yıldır otopside bulunan iki erkek DNA’sının hala kime ait olduğunun açıklanmayışı, faillerin korunup aklandığının ve erkek devletin cezasızlık politikalarının bir göstergesi niteliğinde.
“Rojin’i unutturmadık”
Adalet Komisyonları’nın kurulduğu andan itibaren “Rojin’e ne oldu?” sorusuyla hayatın her alanında olduğunu söyleyen Çoban, “Rojin’i unutturmayacağız dedik ve unutturmadık” dedi.
Çoban, her yerde Rojin’i göstermeye devam edeceklerini ve Rojin için adalet mücadelemizi büyüteceklerini vurguladı:
“Rojin’in bedenindeki iki erkek DNA’sının kimlere ait olduğunun açıklanması, delillerin karartılmaması ve Rojin’in delil olan telefonunun açılması talepleriyle başlattığımız bir imza kampanyamız var. Kampanyamızı büyütmek için sosyal medyadan paylaşım yapıyor, sokaklarda stant açıyoruz. İmza föylerimizi elden ele dolaştırıyor, imza kampanyamızın taleplerini yükseltiyoruz. İmza kampanyamız bir süre daha devam edecek. Rojin’siz 2. yıla doğru giderken gerçek adalet mücadelemizi sokaklarda, meydanlarda, yaşamın her alanında daha da yükselteceğiz.”
Çoban, Rojin Kabaiş için Adalet Komisyonları olarak her bir kadın için gerçek adaleti sağlama ve şüpheli kadın ölümlerini aydınlatma amacıyla hareket ettiklerini hatırlattı:
“Geçmişte şüpheli ölüm diyerek üzeri örtülen, unutturulan, faili belli olmayan kadın cinayetleri varken bugün ısrarlı mücadelemiz sayesinde, nerede şüpheli kadın ölümü haberi varsa orada aslında erkek yargının cezasızlık politikalarının bir boyutu olarak etkin soruşturma yürütülmediğini, faillerin korunup aklandığını bütün kamuoyu biliyor. Bundan sonrası ise bu cezasızlık politikaları son bulana kadar biz kadınların sokaklarda, üniversitelerde, mahallelerde gerçek adalet için bir araya gelerek, bazen meydanlarda eylemlerde, bazen duvarda yazılamalarda haykırışlarımızın birbirine karışmasıyla büyüyen mücadelemiz sonucunda gerçek adaleti sağlamaya devam edeceğiz.”
Rojin Kabaiş dosyasında yaşananlar
Kayboluşundan bugüne, dosyada yaşanan gelişmelerin ve ihmallerin kronolojisi
Rojin Kabaiş kayboldu
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi Rojin Kabaiş, kaldığı KYK yurdundan ayrıldıktan sonra kayboldu.
Cansız bedeni bulundu
18 gün süren aramaların ardından Rojin Kabaiş’in cansız bedeni, Van’ın Tuşba ilçesine bağlı Mollakasım köyünde, Van Gölü kıyısında bulundu. Ceset, aynı gün Van Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi, radyolojik inceleme, ölü muayenesi ve otopsi işlemleri yapıldı. Otopside yaklaşık 80 sürüntü örneği alınarak İstanbul Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesi’ne gönderildi.
İlk DNA raporu: Bölge bilgisi eksik
İstanbul Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesi’nin raporunda, Rojin Kabaiş’in vücudunda iki farklı erkeğe ait DNA profili tespit edildiği belirtildi. Ancak raporda bu DNA örneklerinin vücudun hangi bölgesinden alındığı açıklanmadı, örneklerde “şüpheli bir bulgu tespit edilmediği” sonucuna varıldı.
Rojin Kabaiş’e ilişkin paylaşımlar erişime engellendi
Rojin Kabaiş’in ölümünün şüpheli olduğunu belirten ve etkin bir soruşturma talep eden X paylaşımları, Van 8’inci Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 8 Eylül 2025 tarihli ve 2025/32 sayılı kararıyla 200’den fazla paylaşım ve hesap erişime kapatıldı. Kararının Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinin başvurusu üzerine alındığı belirtildi.
Barolardan suç duyurusu
Van ve Diyarbakır Baroları, Adli Tıp Kurumu’nun DNA örneklerinin vücudun hangi bölgelerinden alındığı bilgisini bir yılı aşkın süre açıklamaması nedeniyle “ciddi ihmaller” iddiasıyla kurum hakkında suç duyurusunda bulundu.
İkinci DNA raporu: Bölgeler açıklandı
Adli Tıp Kurumu Biyolojik İhtisas Dairesi Merkezi’nin dosyaya giren yeni raporunda, bir yıl önce tespit edilen iki farklı erkek DNA’sının sternal (göğüs) ve intravajinal (vajina) bölgelerden alındığı açıklandı. Raporda ayrıca, bu DNA’ların bulaş (kontaminasyon) yoluyla gelmiş olma ihtimalinin bertaraf edilemediği belirtildi.
Meclis önergesi ve TBMM’de ret
DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyye Boz’un dosyadaki ATK raporu çelişkilerinin araştırılması amacıyla Meclis Başkanlığı’na sunduğu araştırma önergesinin ardından, DEM Parti grubunun “Rojin Kabaiş’in ölümüyle ilgili dosyada yaşanan bütün eksikliklerin araştırılması” başlıklı önergesi TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
Bulaş ihtimali bertaraf edildi
Adli Tıp Kurumu’nun hazırladığı ek raporda, Rojin Kabaiş’in vücudunda bulunan iki DNA örneğinin 134 kişiden alınan DNA ile karşılaştırıldığı ve eşleşme çıkmadığı için bulaş ihtimalinin ortadan kalktığı açıklandı. Bu gelişmeyle birlikte savcılığın şüphelendiği kişiler yönünden DNA karşılaştırması yapacağı bilgisi ortaya çıktı.
İmza kampanyası başladı
Rojin Kabaiş için Adalet Komisyonları, faillerin bulunması amacıyla birçok kentte eş zamanlı bir imza kampanyası başlattı. Kampanya taleplerinin başında, DNA örneklerinin kime ait olduğunun açıklanması, delillerin karartılmaması ve Rojin’in telefonunun açılması yer alıyor.
Silvan’da park tabelasına saldırı
Silvan’da, Rojin Kabaiş’in fotoğrafının yer aldığı park tabelasına bir saldırı düzenlendi. Adalet Komisyonları, saldırıyı katledilen bir kadının anısına ve sürdürülen adalet mücadelesine yönelik bir hedef alma girişimi olarak değerlendirdi.
Kaynaklar: Van Adli Tıp Kurumu ve İstanbul Adli Tıp Kurumu raporları, TBMM önerge metinleri, Van ve Diyarbakır Baroları açıklamaları, bianet.




