Rojin Kabaiş dosyasında 2'nci yıl

Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları: Soruşturma etkisiz yürütüldü

Rojin Kabaiş dosyasının avukatı Abdurrahman Karabulut’un açıklamasının okunduğu toplantıda geçtiğimiz 2 yıllık sürecin kronolojisi ve dosyadaki güncel gelişmeler aktarıldı.

Foto: Rojin Kabaiş için Adalet Komisyonları

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş‘in kaybolmasının üzerinden neredeyse iki yıl geçerken Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları bugün İstanbul’da bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, iki yıl boyunca yürütülen adalet mücadelesinin raporu kamuoyuyla paylaşıldı ve dosyadaki güncel gelişmeler aktarıldı.

Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024’te kaldığı Seyyid Fehim Arvasi Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) yurdundan çıktıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamamış, 18 gün süren aramaların ardından 15 Ekim 2024’te Van Gölü kıyısında, en son görüldüğü yerin yaklaşık 20 kilometre uzağında cansız bedeni bulunmuştu.

Dosya avukatı Abdurrahman Karabulut’un basın toplantısında paylaşılması için ilettiği bilgilendirme metni şu şekilde:

Soruşturmanın ilk bir yılı içerisinde, özellikle soruşturmanın intihar ihtimali üzerinden yürütülmesi nedeniyle etkisiz bir soruşturma yürütüldüğünü belirtmek gerekir. Elde edilen deliller de bu çerçevede değerlendirildiği için soruşturmanın etkinliği ciddi biçimde zedelenmiştir.

Bunun en önemli somut örneklerinden biri, dosyanın sekiz ay boyunca Van Barosu’ndan gizlenmiş olmasıdır. Evet, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 153. maddesi kapsamında dosya hakkında kısıtlılık kararı bulunmaktadır. Ancak bu kısıtlılık kararı şüpheliler bakımından uygulanabilir; müdahiller ve müdahil vekilleri bakımından aynı şekilde uygulanamaz. Buna rağmen dosyanın hukuka aykırı bir biçimde Van Barosu’ndan sekiz ay boyunca gizlenmesi, adalete ve dosyaya erişim hakkının engellenmesi sonucunu doğurmuştur.

Bu süre boyunca Van Barosu’na herhangi bir gelişme aktarılmamış, bilgi veya belge verilmemiştir. Bu anlamda Van Barosu’nun, dolayısıyla avukat meslektaşlarımızın soruşturmaya katkı sunması engellenmiş; meslektaşlarımız dosyadaki gelişmeler karşısında kayıtsız bırakılmak zorunda bırakılmıştır.

İkinci önemli husus, Adli Tıp Kurumu raporunda tespit edilen iki farklı erkeğe ait DNA bulgusunun dokuz ay sonra açıklanmış olmasıdır. Bu DNA bulgularının varlığı bilinmesine rağmen dokuz ay boyunca açıklanmamıştır. Dahası, söz konusu iki farklı erkeğe ait DNA’nın Rojin’in vücudunun neresinde bulunduğuna ilişkin açıklama ancak bir yıl sonra yapılmıştır. Bu gecikmeler, soruşturmanın etkisiz yürütülmesine neden olmuş; soruşturmanın intihar algısı üzerinden ilerlemesine ve dolayısıyla delillerin kararmasına dolaylı olarak sebebiyet vermiştir.

Aynı şekilde, valinin daha otopsi esnasında Nizamettin Kabaiş’e intihar yönünde baskı yapması da son derece önemlidir. Bu husus, dosya kapsamında müşteki beyanıyla ortaya konulmuş bir delildir. Dolayısıyla bu eylem; delillerin karartılması, baskı oluşturulması ve soruşturmanın yönünün değiştirilmesine yönelik bir müdahale olarak değerlendirilmelidir.

26.06 tarihli bilirkişi raporunda şüpheli olarak bildirdiğimiz kişiler zaten dosya kapsamında mevcuttur. Buna rağmen bu kişilerle ilgili herhangi bir ifade alma işlemi yapılmamış, HTS ve baz kayıtları incelenmemiş, DNA örnekleri alınmamıştır. Bu durum, soruşturma kapsamında bazı kişilerin korunduğu yönünde ciddi bir algı yaratmaktadır. Dosya kapsamında benzer şekilde tespit edilen birçok kişi bulunmaktadır. Ancak bu kişiler yönünden gerekli soruşturma işlemlerinin yapılmaması son derece ciddi bir eksikliktir.

Bunun yanı sıra, elimize ulaşan tüm veriler ve özellikle Adli Tıp Kurumu’nun rokuronyum maddesine ilişkin farklı bir şüphe ortaya koyan rapor hazırlamış olması da son derece ciddi bir sorundur. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, maddi hakikatin bugüne kadar etkin ve bütüncül bir şekilde araştırılmadığı açıkça görülmektedir.

Son olarak telefonun açılması amacıyla Çin’e gönderilmesi de soruşturma açısından fuzuli bir zaman kaybına neden olmuştur. Çin’in, kendi markasının uluslararası ticari itibarını riske atarak söz konusu telefonu açmayacağı öngörülebilir bir husustur. Buna rağmen telefonun Çin’e gönderilmesi ve bu süreçte yaşanan zaman kaybı, soruşturmanın ilerlemesini geciktirmiştir. Kaybedilen bu süre içerisinde birtakım yan delillerin kararmasına veya kaybolmasına neden olunmuş olma ihtimali de göz ardı edilmemelidir.

Bunlar, soruşturmanın etkisiz yürütüldüğünü gösteren başlıca ve somut hususlardır.

Kaybolduğu günkü yazışmalar

Dün (26 Ağustos) yayımlanan habere göreyse Jin News, Rojin Kabaiş’in kaybolduğu günkü yazışmalarına ulaştı.

Haberde Rojin Kabaiş’in kaybolduğu 27 Eylül 2024 tarihinde mesajlaştığı kişinin, Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi M.Ç. olduğunun tahmin edildiği aktarıldı. Yazışmalarda M.Ç.’nin Van Gölü sahilinde deniz kabukları bulunduğunu ve isteyenlere getirebileceğini söylediği, Rojin Kabaiş’in ise “deniz kabuğu” yanıtını verdiği belirtildi. Devam eden mesajlarda hediyeleşmeye ilişkin ifadeler yer alırken M.Ç.’nin teşekkür ettiği belirtildi.

Rojin Kabaiş’in yazışmalarda “hocam” şeklinde hitap ettiği kişinin M.Ç. olduğu aktarıldı. M.Ç.’nin sonrasında kurumdan ayrıldığı ama ne zaman ayrıldığının öğrenilemediği aktarıldı. Ayrıca M.Ç’den DNA örneği alınmadığı da aktarılan bilgiler arasında.

Dosya avukatı Abdurrahman Karabulut’un ise Van Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunduğu dilekçede mevcut veriler doğrultusunda Instagram’da Rojin Kabaiş ile yazışan M.Ç. ile M.Ç.’nin olay sonrasında görüştüğü M.N.K. hakkında gözaltı kararı verilmesini ve DNA örneklerinin alınmasını talep ettiği belirtildi.

Basın toplantısında paylaşılan Rojin Kabaiş Dosyası ve Adalet Mücadelesi 2 Yıllık Süreç Raporu’ndaki (27 Eylül 2024 – 25 Ağustos 2026) bilgiler doğrultusunda yaşanan gelişmelerin kronolojisi:

Rojin Kabaiş dosyasında yaşananlar
Eylül 2024
  • 27 Eylül 2024: Rojin Kabaiş, kaldığı Seyyid Fehim Arvasi KYK yurdundan çıktı ve ondan bir daha haber alınamadı.
  • 28 Eylül 2024: Van Gölü sahilinde Rojin’e ait cep telefonu, kulaklık, su, kek ve cüzdan bulunması sonucu arama çalışmaları göl çevresinde yoğunlaştırıldı.
  • 30 Eylül 2024: Nizamettin Kabaiş, kızıyla hem kendisinin hem de annesinin konuştuğunu söyledi. Kameralara son yansıdığı saat 19.05 olarak belirlendi.
Ekim 2024
  • 9 Ekim 2024: Arama kurtarma çalışmaları sahil güvenlik, jandarma, AFAD ve çeşitli ekiplerce su altı cihazları ve köpeklerle sürdürüldü.
  • 10 Ekim 2024: İçişleri Bakanı başörtüsünün bulunduğunu duyurdu; 350 saatlik kamera kaydının izlendiği ve sonar cihazlarıyla dip taraması yapıldığı açıklandı.
  • 15 Ekim 2024: 18 gündür kayıp olan Rojin’in cansız bedeni, son görüldüğü yerin 20km uzaklığında Van Gölü Molla Kasım Köyü sahilinde bulundu. Herhangi bir darba rastlanmadığı, kıyafetlerinin üzerinde olduğu basına servis edildi.
  • 16 Ekim 2024: Van Adli Tıp Kurumu’ndaki işlemin ardından cenaze Bağlar İlçesi Yeniköy Mezarlığına defnedildi.
  • 17 Ekim 2024: Ön otopside darp ve cebir izine rastlanmadığı belirtildi. Baba Nizamettin Kabaiş, olay yerindeki içki şişelerine dikkat çekerek intihar algısına tepki gösterdi.
Kasım – Aralık 2024
  • 4 Kasım 2024: Adli Tıp Raporunda Rojin’in Van Gölü’nde boğularak hayatını kaybettiği belirlendi.
  • 6 Kasım 2024: İlk resmi otopsi raporunda ölüm nedeni “suda boğulma” olarak kaydedildi. Bedeninde 2 erkeğe ait DNA tespit edildi ancak nerede bulunduğu raporda yer almadı.
  • 22 Kasım 2024: Nizamettin Kabaiş, kızının otopsi raporunda “suda boğulma” şeklinde bir ibarenin olmadığını belirterek başsavcının sözlerini aktardı.
  • 10 Aralık 2024: Adli Tıp Başkanlığı, kesin ölüm nedenini “suda boğulma” olarak açıkladı.
  • 17 Aralık 2024: Savcılığın talebi üzerine hazırlanan ek raporda; DNA’ların bulaş (kontaminasyon) riski taşımadığı bertaraf edildi, kişinin zehirlenerek öldüğüne dair tıbbi delil bulunmadığı yinelendi.
Ocak – Eylül 2025
  • 1 Eylül 2025: Nizamettin Kabaiş, savcının 2 kişiden şüphelendiklerini söylediğini duyurdu. Bedenindeki kırıklara ve ciğerinde su olmamasına dikkat çekti.
  • 27 Eylül 2025: Rojin’in şüpheli ölümünün 1. yılında yüzlerce kadın mezarını ziyaret etti, 8 ilde eşzamanlı eylemler yapıldı.
Ekim 2025
  • 11 Ekim 2025: ATK raporuyla bedenindeki 2 erkek DNA’sının sternal (göğüs) ve intrevajinal (vajina içi) bölgesinde olduğu açıklandı.
  • 12 Ekim 2025: Otopsi raporu detayları yayınlandı. DNA’ların tespiti üzerine 23 şehirde “Rojin İntihar Etmedi” şiarıyla eylemler yapıldı; soruşturmanın cinsel saldırı kapsamında genişletilmesi talep edildi.
  • 15 Ekim 2025: DEM Parti’nin soru önergesi reddedildi. Adalet Bakanlığı, ek uzman görüşü talep edildiğini açıkladı.
  • 17 Ekim 2025: Not defterindeki şifrelerle e-posta hesabına girildi, KKTC’de yaşayan bir kişi tespit edilip ifadesi alındı. Rojin’in ölmeden önceki son günlerde “Cesetler nerede yıkanır?”, “Otopsi nedir?” gibi Google aramaları yaptığı belirlendi.
  • 24 Ekim 2025: Diyarbakır Barosu’na verilen otopsi görüntülerinin olduğu CD’nin çizik olması üzerine orijinal CD gönderildi.
Kasım – Aralık 2025
  • 13 Kasım 2025: ATK “bulaş olmadığı” yönünde açıklama yaptı.
  • 14 Kasım 2025: Otopsi ve nakilde müdahil olan 134 kişiden alınan DNA örneklerinin, bedendeki DNA’larla uyuşmadığı tespit edildi.
  • 19 Kasım 2025: DNA alınan kişi sayısı 195’e çıktı. TBMM’de aile ve milletvekili katılımıyla basın toplantısı yapıldı.
  • 20 Kasım 2025: Dosyaya, Rojin’in kolundan tutularak beyaz bir araca zorla bindirildiğini anlatan gizli tanık ifadesi eklendi.
  • 4 Aralık 2025: Gizli tanık canlı yayında Rojin’in 21.00-22.00 saatleri arasında zorla araca bindiriliş anını anlattı.
  • 5 Aralık 2025: Telefonun İspanya’ya gönderilmesi talebi kabul edildi.
  • 18 Aralık 2025: Telefon İspanya’da yetkililere teslim edildi.
  • 25 Aralık 2025: Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, telefon şifresinin 10 haneli olduğunu açıkladı.
  • 28 Aralık 2025: Diyarbakır’da Rojin Kabaiş kütüphanesi kuruldu.
Ocak – Nisan 2026
  • 3 Ocak 2026: Ankara buluşması için ulaşım desteği çağrısı yapıldı.
  • 5 Ocak 2026: Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları kuruluşunu ilan etti.
  • 10 Ocak 2026: KYK görevlileri hakkındaki soruşturma talebi reddedildi.
  • 12 Ocak 2026: Aile Adalet Bakanlığına çağrıldı.
  • 13 Ocak 2026: Aile, Bakan Yılmaz Tunç ile görüştü. Baba “suda boğulma” itirazını yineledi.
  • 30 Ocak 2026: Ankara’da Büyük Buluşma ve Adalet Bakanlığı önünde eylem gerçekleştirildi.
  • 31 Ocak 2026: Bakan Tunç kadınların eylemini dezenformasyon yapmakla suçladı.
  • 10 Mart 2026: Telefon açılmadan İspanya’dan döndü.
  • 12 Mart 2026: Konsolosluk önünde eylem engellendi. Ailenin Diyarbakır’daki evine silahlı saldırı düzenlendi ve ölüm tehditleri alındı.
  • 13 Nisan 2026: Tehditlerin son bulması için İHD şubelerinde açıklamalar yapıldı.
  • 19 Nisan 2026: Kabaiş ailesi, Tunceli’de Gülistan Doku’nun ailesini ziyaret etti.
  • 24 Nisan 2026: Bakan Akın Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın dosyanın üzerine gideceğini açıkladı.
  • 30 Nisan 2026: Telefonu açmak için yerli ekip kurulduğu duyuruldu.
Mayıs – Temmuz 2026
  • 2 Mayıs 2026: Bardakçı ve Mollakasım’da 425 kişinin DNA örneklerinin incelendiği duyuruldu.
  • 3 Mayıs 2026: Oda arkadaşı, kargo bahanesiyle odaya giren iki kimliği belirsiz kadının telefon sahilde bulunduğunda Rojin’i aradıklarını anlattı.
  • 6 Mayıs 2026: Bakan Akın Gürlek aileyle görüştü, telefonun Çin’e gönderileceği duyuruldu.
  • 7 Mayıs 2026: Erzurum Bölge İdare Mahkemesi kararıyla KYK yurdu yöneticilerine resmi soruşturma yolu açıldı.
  • 8 Mayıs 2026: Bakan’ın aileye “intihar mı cinayet mi belli değil” dediği aktarıldı.
  • 15 Mayıs 2026: Baz istasyonu analizi için özel ekip kuruldu.
  • 17 Haziran 2026: Baba Kabaiş, kampüsteki 360 derece döner kameraların incelenmesi için dilekçe verdi.
  • 19 Haziran 2026: Silvan’da Rojin Kabaiş’in tabelasına yapılan saldırı gerçekleşti.
  • 29 Haziran 2026: Aile Van Barosu’ndan vekaletini çekti, dosyayı Av. Abdurrahman Karabulut devraldı.
  • 6 Temmuz 2026: Avukat Karabulut, olayın cinayet olduğunu ve cesedin tekneyle göle atılmış olabileceğini belirtti.
  • 7 Temmuz 2026: Van CBS bünyesinde yeni ekip kuruldu, Adalet Bakanlığı sinyal değerlendirme cihazı gönderdi.
  • 15 Temmuz 2026: Ölüm sebebi suda boğulma denmesine karşın “Diatom testi”nin yapılmadığı ortaya çıktı.
  • 17 Temmuz 2026: 18 günlük süreçte göldeki tüm teknelerin GPS, HTS kayıtları incelemeye alındı.
  • 25 Temmuz 2026: Diatom testi resmen talep edildi.
Ağustos 2026
  • 5 Ağustos 2026: Telefon verilerinin incelemesi kabul edildi, cihaz Mersin’e gönderildi.
  • 8 Ağustos 2026: Aileleri tehdit eden 10 kişiden 2’si tutuklandı.
  • 11 Ağustos 2026: Van YYÜ Rektörü Hamdullah Şevli ve yeğeninden DNA örneği alındı.
  • 14 Ağustos 2026: Baba tehdit mesajlarını paylaştı.
  • 19 Ağustos 2026: Araç tespiti, PTS verileri incelemesi ve ATK görevlileri hakkında soruşturma talep edildi.
  • 20 Ağustos 2026: HTS ve BAZ inceleme dilimlerinin genişletilmesi istendi.
  • 21 Ağustos 2026: İHA kamera kayıtlarının açıklanması talep edildi.
  • 25 Ağustos 2026: Avukat Abdurrahman Karabulut, otopsi raporunda yer alan ancak görmezden gelinen detayı açıkladı. Rojin’in midesinde solunum kaslarını anında felç eden ölümcül kas gevşetici “Rocuronium” bulundu. İlacin yarılanma ömrü çok kısa olduğu için haftalar önceki ameliyattan kalmasının imkansız olduğu, Rojin’in bu ilaçla felç edilerek öldürülmüş olabileceğini belirtti.

“Aradan neredeyse 2 yıl geçti, Rojin’in telefonu hâlâ açılmadı”

15 Ekim 2024’te Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulunan üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in bedeninde bulunan iki erkek DNA’sının kime ait olduğu hâlâ açıklanmadı. Silvan’da Rojin’in adının yer aldığı park tabelasına yapılan saldırının ardından Rojin Kabaiş için Adalet Komisyonları gönüllüsü Şeymanur Çoban, dosyadaki ihmalleri ve çelişkileri değerlendirdi.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde bulunan Rojin Kabaiş Parkı’nda, 27 Eylül’de kaybolan ve cansız bedeni 18 gün sonra Van Gölü’nde bulunan Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in fotoğrafının yer aldığı bir tabela, 18 Haziran’da kimliği belirlenemeyen kişi veya kişiler tarafından kurşunlanmıştı.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi olan Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024 tarihinde kaldığı KYK yurdundan ayrıldıktan sonra kaybolmuştu. 18 gün süren aramaların ardından, Kabaiş’in cansız bedeni 15 Ekim 2024’te Van Gölü kıyısında bulunmuştu. Kabaiş’in ölümüyle ilgili sık sık “intihar” iddiaları öne sürülse de Adli Tıp Kurumu (ATK) raporlarında çıkan bulgular, Kabaiş davasının bir cinayet davası olduğunu ortaya çıkarmıştı. “İntihar” söylemiyle delillerin incelenmesini engelleyen girişimlere karşı Kabaiş davası yaklaşık iki yıldır devam ediyor. Rojin’in faillerinin bulunması amacıyla kurulan Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları ise şu an 16 Nisan’da başlattığı imza kampanyasını yürütüyor.

Rojin Kabaiş için Adalet Komisyonları gönüllüsü Şeymanur Çoban, Kabaiş davasındaki sürecin çelişkili yapısını ve Silvan’da Rojin Kabaiş’in fotoğrafının olduğu park tabelasına yapılan saldırının boyutunu değerlendirdi.

“Silvan’daki saldırı basit bir olay değil”

Silvan’da Rojin Kabaiş Parkı’na yapılan saldırının basit bir olay olmadığını vurgulayan Çoban, saldırının katledilen bir kadının anısına ve mücadelesine yönelik olduğunun altını çizerek “Rojin Kabaiş’in adını her duyduğumuzda devlet ve kurumlarının bir kadının ölümünü şüpheli bırakmak için nasıl çırpındığını hatırlıyoruz. Kadınların bu çırpınışları nasıl boğduğunu ve ısrarlı adalet mücadelesi sonucu dosyanın seyrinin nasıl değiştiğini biliyoruz. Rojin Kabaiş’in failleri yargılanana kadar adalet mücadelemiz asla bitmeyecektir ve bizi sindirme hedefiyle gerçekleştirilen tüm saldırılar boşa düşecektir” dedi.

Rojin Kabaiş’in soruşturma ve yargı süreçlerinde sık sık çelişkilerin ve ihmallerin yaşandığını dile getiren Çoban, bu ihmallerden ilkinin cuma günü kaybedilen Rojin’in dosyasına savcının ancak salı günü atandığını hatırlattı. Çoban’a göre bu durum, erkek yargı tarafından dosyada etkin soruşturma yürütülmediğinin bir göstergesi.

Dosyada bir dizi ihmal ve çelişki

Rojin’in cansız bedeninin Mollakasım Köyü yakınlarında, Van Gölü kıyısında akıntının tersi yönünde bulunduğunu söyleyen Çoban, akıntının tersi yönünde bulunmasına rağmen ölüm nedeni olarak suda boğulması ve intihar ettiği üzerinde ısrarla durulduğunu belirtti.

Çoban’a göre Rojin’den haber alınmadığı 18 gün boyunca etkili bir arama çalışması yürütülmemesi örneğiyle başlayan ve şu ana kadar süren bir dizi ihmal ve algı operasyonu söz konusu:

“Aradan neredeyse 2 yıl geçmesine rağmen Rojin’in telefonu hâlâ açılmadı. Ancak kaybedildiği ilk zamanlarda sözde Rojin’in Google aramaları sosyal medya üzerinden yaygın paylaşılarak intihar algısı yaratılmaya ve pekiştirilmeye çalışılmıştı. Detaylı inceleme yapılmadan sunulan ilk adli tıp raporu, ‘suda boğulma’ diyerek Rojin’in akıbetini muğlak bıraktı. Rojin Kabaiş için Adalet Komisyonları’nın, ailenin ve birçok kentten öğrencinin yarattığı basınç ile ATK ikinci bir rapor hazırlamak durumunda kaldı ve iki erkek DNA’sının Rojin’in göğüslerinde ve vajinasının iç kısmında bulunduğu açıklandı. Ancak bu gelişmenin de üzerinden aylar geçmesine rağmen halen iki erkek DNA’sının kime ait olduğu açıklanmış değil. Savcılık ve Adalet Bakanlığı ise bütün bu apaçık delillere rağmen intihar mı cinayet mi çözmeye çalışıyoruz şeklinde açıklama yapıyor. Rojin’in kaybedilişinden katledilişine giden süreç boyunca birçok ihmali görüyoruz, biliyoruz. Neredeyse 2 yılın ardından hala bu ihmallere sebep olan sorumluların sorgulanıp yargılanmadığını da görüyoruz.”

Dosyanın başından beri Rojin için etkin soruşturma yürütülmediğini ve cinayetin şüpheli bırakılmak istendiğini söylediklerini vurgulayan Çoban, “Biz kadınlar Rojin’in ölümünün şüpheli olmadığını, faillerin korunduğunu söyleyerek mücadeleyi büyütüyoruz” dedi.

“Devlet Kürt kadınını yalnızlaştırmaya çalışıyor”

“Kürdistan’da genç kadınlara yönelik özel savaş politikalarının bir boyutu olarak faillerin cezasızlıkla adeta ödüllerildiği, korunduğu ve aklandığını söyleyebiliriz” diyen Çoban, bunun özellikle üniversitelerde kampüslere devlet tarafından sokulan asker, polis, jandarma ve korucuların genç Kürt kadınlarını okuldan ve arkadaşlarından uzaklaştırarak, yalnızlaştırmaya çalışarak Kürt kadınının kimliğini ve iradesini yok etmeye çalıştığını belirtti.

Çoban, Kürt şehirlerindeki özel savaş politikalarının örneği niteliğinde olan belli kadın cinayeti ve intiharı vakalarını şöyle sıraladı:

“İpek Er’e cinsel saldırıda bulunan uzman çavuş Musa Orhan’ın erkek devlet tarafından korunup aklanmasının ardından İpek Er intihara sürüklenerek katledildi. Gittiği karakolda Türkçe bilmediği için ana dilinde ifadesi alınmayan Fatma Altınmakas şikayetçi olmak istediği erkek tarafından katledildi. Gülistan Doku dosyasında erkek devletin bütün kademelerinden kaybedilişinden katledilişine giden süreç boyunca suç ortaklığını biliyorduk ki geçtiğimiz aylardaki gelişmelerle Vali Tuncay Sonel’in dahi tutuklanmasında gördük. 6 yıl boyunda unutturulmaya ve kapatılmaya çalışılan dosyada, gelişmeler ise ancak kadınların ve ailesinin ısrarlı mücadelesiyle mümkün oldu. 16 Haziran’da ise Siverek’te evlenmeyi reddettiği erkek tarafından bir kadın kaçırıldı, korucu ailesinin de işbirliğiyle de alıkonuldu ve cinsel saldırıya uğradı. Fail Berat S. ve korucu ailesi ise cezasızlık politikaları yüzünden elini kolunu sallayarak gezebiliyor.”

Çoban’a göre, “şüpheli ölüm” söylemiyle Rojin Kabaiş dosyasının unutturulup kapatılmak istenmesi ve 2 yıldır otopside bulunan iki erkek DNA’sının hala kime ait olduğunun açıklanmayışı, faillerin korunup aklandığının ve erkek devletin cezasızlık politikalarının bir göstergesi niteliğinde.

“Rojin’i unutturmadık”

Adalet Komisyonları’nın kurulduğu andan itibaren “Rojin’e ne oldu?” sorusuyla hayatın her alanında olduğunu söyleyen Çoban, “Rojin’i unutturmayacağız dedik ve unutturmadık” dedi.

Çoban, her yerde Rojin’i göstermeye devam edeceklerini ve Rojin için adalet mücadelemizi büyüteceklerini vurguladı:

“Rojin’in bedenindeki iki erkek DNA’sının kimlere ait olduğunun açıklanması, delillerin karartılmaması ve Rojin’in delil olan telefonunun açılması talepleriyle başlattığımız bir imza kampanyamız var. Kampanyamızı büyütmek için sosyal medyadan paylaşım yapıyor, sokaklarda stant açıyoruz. İmza föylerimizi elden ele dolaştırıyor, imza kampanyamızın taleplerini yükseltiyoruz. İmza kampanyamız bir süre daha devam edecek. Rojin’siz 2. yıla doğru giderken gerçek adalet mücadelemizi sokaklarda, meydanlarda, yaşamın her alanında daha da yükselteceğiz.”

Çoban, Rojin Kabaiş için Adalet Komisyonları olarak her bir kadın için gerçek adaleti sağlama ve şüpheli kadın ölümlerini aydınlatma amacıyla hareket ettiklerini hatırlattı:

“Geçmişte şüpheli ölüm diyerek üzeri örtülen, unutturulan, faili belli olmayan kadın cinayetleri varken bugün ısrarlı mücadelemiz sayesinde, nerede şüpheli kadın ölümü haberi varsa orada aslında erkek yargının cezasızlık politikalarının bir boyutu olarak etkin soruşturma yürütülmediğini, faillerin korunup aklandığını bütün kamuoyu biliyor. Bundan sonrası ise bu cezasızlık politikaları son bulana kadar biz kadınların sokaklarda, üniversitelerde, mahallelerde gerçek adalet için bir araya gelerek, bazen meydanlarda eylemlerde, bazen duvarda yazılamalarda haykırışlarımızın birbirine karışmasıyla büyüyen mücadelemiz sonucunda gerçek adaleti sağlamaya devam edeceğiz.”

Rojin Kabaiş dosyasında yaşananlar

Kayboluşundan bugüne, dosyada yaşanan gelişmelerin ve ihmallerin kronolojisi

27 Eylül 2024

Rojin Kabaiş kayboldu

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi Rojin Kabaiş, kaldığı KYK yurdundan ayrıldıktan sonra kayboldu.

15 Ekim 2024

Cansız bedeni bulundu

18 gün süren aramaların ardından Rojin Kabaiş’in cansız bedeni, Van’ın Tuşba ilçesine bağlı Mollakasım köyünde, Van Gölü kıyısında bulundu. Ceset, aynı gün Van Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi, radyolojik inceleme, ölü muayenesi ve otopsi işlemleri yapıldı. Otopside yaklaşık 80 sürüntü örneği alınarak İstanbul Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesi’ne gönderildi.

1 Kasım 2024

İlk DNA raporu: Bölge bilgisi eksik

İstanbul Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesi’nin raporunda, Rojin Kabaiş’in vücudunda iki farklı erkeğe ait DNA profili tespit edildiği belirtildi. Ancak raporda bu DNA örneklerinin vücudun hangi bölgesinden alındığı açıklanmadı, örneklerde “şüpheli bir bulgu tespit edilmediği” sonucuna varıldı.

8 Eylül 2025

Rojin Kabaiş’e ilişkin paylaşımlar erişime engellendi

Rojin Kabaiş’in ölümünün şüpheli olduğunu belirten ve etkin bir soruşturma talep eden X paylaşımları, Van 8’inci Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 8 Eylül 2025 tarihli ve 2025/32 sayılı kararıyla 200’den fazla paylaşım ve hesap erişime kapatıldı. Kararının Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinin başvurusu üzerine alındığı belirtildi.

25 Eylül 2025

Barolardan suç duyurusu

Van ve Diyarbakır Baroları, Adli Tıp Kurumu’nun DNA örneklerinin vücudun hangi bölgelerinden alındığı bilgisini bir yılı aşkın süre açıklamaması nedeniyle “ciddi ihmaller” iddiasıyla kurum hakkında suç duyurusunda bulundu.

10 Ekim 2025

İkinci DNA raporu: Bölgeler açıklandı

Adli Tıp Kurumu Biyolojik İhtisas Dairesi Merkezi’nin dosyaya giren yeni raporunda, bir yıl önce tespit edilen iki farklı erkek DNA’sının sternal (göğüs) ve intravajinal (vajina) bölgelerden alındığı açıklandı. Raporda ayrıca, bu DNA’ların bulaş (kontaminasyon) yoluyla gelmiş olma ihtimalinin bertaraf edilemediği belirtildi.

15-16 Ekim 2025

Meclis önergesi ve TBMM’de ret

DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyye Boz’un dosyadaki ATK raporu çelişkilerinin araştırılması amacıyla Meclis Başkanlığı’na sunduğu araştırma önergesinin ardından, DEM Parti grubunun “Rojin Kabaiş’in ölümüyle ilgili dosyada yaşanan bütün eksikliklerin araştırılması” başlıklı önergesi TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

Kasım 2025

Bulaş ihtimali bertaraf edildi

Adli Tıp Kurumu’nun hazırladığı ek raporda, Rojin Kabaiş’in vücudunda bulunan iki DNA örneğinin 134 kişiden alınan DNA ile karşılaştırıldığı ve eşleşme çıkmadığı için bulaş ihtimalinin ortadan kalktığı açıklandı. Bu gelişmeyle birlikte savcılığın şüphelendiği kişiler yönünden DNA karşılaştırması yapacağı bilgisi ortaya çıktı.

16 Nisan

İmza kampanyası başladı

Rojin Kabaiş için Adalet Komisyonları, faillerin bulunması amacıyla birçok kentte eş zamanlı bir imza kampanyası başlattı. Kampanya taleplerinin başında, DNA örneklerinin kime ait olduğunun açıklanması, delillerin karartılmaması ve Rojin’in telefonunun açılması yer alıyor.

18 Haziran 2026

Silvan’da park tabelasına saldırı

Silvan’da, Rojin Kabaiş’in fotoğrafının yer aldığı park tabelasına bir saldırı düzenlendi. Adalet Komisyonları, saldırıyı katledilen bir kadının anısına ve sürdürülen adalet mücadelesine yönelik bir hedef alma girişimi olarak değerlendirdi.

Kaynaklar: Van Adli Tıp Kurumu ve İstanbul Adli Tıp Kurumu raporları, TBMM önerge metinleri, Van ve Diyarbakır Baroları açıklamaları, bianet.

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.