Yeni eğitim-öğretim yılı başladı:

Yoksulluk, müfredatta ideolojik dönüşüm ve artan eşitsizlik

Yeni eğitim-öğretim yılı, bugün başladı. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ve Diyarbakır’da sınıf öğretmenliği yapan Ayşe, yeni döneme hangi koşullarda girildiğini Niha+’a anlattı.

Fotoğraf: MEB

Okul öncesi ile ilkokul 1’inci ve ortaokul 5’inci sınıflar için düzenlenen Okula Uyum Haftası’nın ardından tüm kademelerde eğitim-öğretim bugün başladı.

Milyonlarca öğrenci sınıflara girdi, öğretmenler ders başı yaptı.

Peki, yeni eğitim-öğretim döneminde öğrencileri ve öğretmenleri neler bekliyor? Milyonlarca öğrenci ve binlerce öğretmen yeni eğitim-öğretim yılına hangi sorunlarla giriyor?

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Kemal Irmak ve Diyarbakır’da sınıf öğretmenliği yapan Ayşe*, yeni eğitim-öğretim yılına dair Niha+’a değerlendirmelerde bulundu.

AKP iktidarı döneminde özel okulların sayısı katlandı

Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Anayasa’nın 42. maddesinde “Türkiye’de eğitim, zorunlu eğitim ücretsiz ve parasızdır” dendiğini, ancak birçok meselede olduğu gibi bu meselede de yasaların olması gerektiği gibi uygulanmadığını söyleyerek başladı sözlerine.

AKP iktidarı döneminde özel okul oranının bütün okullar içinde yüzde 2’den yüzde 19,85’e çıktığını söyleyen Irmak, Beştepe’deki Eğitim Politikaları Kurulu’nda bulunan 12 kişiden üçünün özel okul patronu, sadece birinin eğitimci olduğunu ifade etti, “Madem Türkiye’de parasız, eşit, kamusal bir eğitim var, Anayasa’da da güvence altına alınmış, bunların izah edilmesi gerekiyor.” dedi.

“Niteliksiz ve gerici eğitim politikalarının her gün derinleşerek devam ediyor olması, okullarda temizlik meselelerinin sorunlu olması, biraz parası olan insanların çocuklarını devlet okuluna değil özel okula göndermesine neden oluyor” diyen Irmak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğitimde zirve yapmış ülkelere bakıldığında özel eğitim kurumu diye bir kurum yok. Yani özel okul yok. Her kademede eğitim devlet tarafından veriliyor, burada okuyan çocukların da her türlü eğitim gideri devlet tarafından karşılanıyor. Barınma, ulaşım, kırtasiye, bir öğün yemektir… Bunlar çok önemli şeyler. Gerçek anlamda kamusal ve parasız olan eğitimde bunlar sağlanır.”

”Liselerdeki giderler yüzde 63 artmış”

Bugün Türkiye’de ise giderlerin velilerin üstüne yüklendiğini söyleyen Irmak, “Üstelik okullardaki giderler, mesela ilkokulda bir yıl öncesine göre yüzde 51 artmış, ortaokullarda yüzde 43 artmış, liselerde yüzde 63 artmış” diye konuştu.

Irmak, bütün velilerin çocuklarının iyi eğitim alabilmesi için ya lise döneminde ya üniversite döneminde ya da üniversite bittikten sonra yüksek lisans döneminde çok ciddi paralar harcayarak çocukların iyi eğitim almasını sağlamaya çalıştıklarını ifade etti. Velilerin, çocukları üniversiteye gittiğinde dahi barınması ve beslenmesi için çok ciddi paralar harcadığını da aktaran Irmak, bazı isim yapmış devlet okullarının kayıt için velilerden ücret istediğini de söyledi:

“Veliler gittiklerinde rıza da sağlanıyor belli ölçülerde. ‘Bu okula çocuğunuzu yazdırmanız için 150 bin lira, 200 bin lira bağış yapmanız lazım.’ deniliyor. Götürüp özel okula 700-800 bin lira vermektense çocuklarını devlet okuluna götürüp bu parayı veriyorlar.”

“Tek inanç, tek din varmış gibi…”

Irmak, eğitimdeki ideolojik dönüşümün 2012-2013 eğitim-öğretim yılında 4+4+4 uygulamasının gelmesiyle birlikte başladığını, o dönemde müsteşar olan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in de bu dönüşüm süreçlerinde görev aldığını söyledi.

“O dönemle birlikte okul müdürleri değişti. Okul müdürleri iktidara yakın sendikalardan seçildi. Müfredat değiştirildi. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli hayata geçirildi. Şimdi de bütün bu dönüşümleri hayata geçirebilmeleri için Eğitim Akademileri kuruldu.”

Irmak, “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Saygılıyım” (ÇEDES) uygulamasının ise başlı başına bir problem olduğunu söyledi. İsmine karşın hiçbir çevre problemiyle ilgilenmediklerini, ÇEDES’in programının, planının, uygulama alanlarının neredeyse tamamının Diyanet İşleri Başkanlığı’na, bir kısmının da Gençlik ve Spor Bakanlığı’na ait olduğunu söyledi.

Irmak, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin de bahsettiği ideolojik dönüşümde önemli bir uğrak olduğunu ifade etti:

“Geçtiğimiz son iki yılda bu ülkede sadece bir tek inanç, bir tek din varmış gibi ‘Maarifin Kalbinde Ramazan’ diye uygulamaya başladılar. Ama normalde laik ve demokratik bir ülkede, bizim Anayasamızda da bu yazılı, devlet bütün inançlara eşit mesafede durmalı. Herhangi bir inancın, inanç ritüellerini okulda destekleyen, öne çıkaran bir yaklaşım içinde olmaması lazım ama bunlar da maalesef yapılıyor, yapılmaya devam ediliyor. Bunlar hem okullarda huzuru bozan hem ülkemiz gençliğini bilimsel bir eğitimle geleceğe taşımak yaklaşımı içinde olmayan uygulamalar.”

Bakan Tekin: MESEM’lerde 37 öğrenci hayatını kaybetti

DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun MESEM’ler ve çocuk ölümlerine ilişkin soru önergesini yanıtlayan Yusuf Tekin’in, 2025 ve 2026 yıllarında 37 öğrencinin yaşamını yitirdiğini açıkladığını aktaran Irmak, bu sayının kamuoyunun bildiği 22-23 öğrenciden çok daha fazlası olduğunu, bakanın 9 bin 950 de “kaza” yaşandığını ifade ettiğini söyledi.

Irmak, ayrıca MESEM’lerde birçok kız çocuğunun da tacize uğradığının basına yansıdığını hatırlattı.

“Çocukları şiddete yönelten olguları ortadan kaldırmadığınız sürece bu sorunun üstesinden gelemezsiniz”

Okulların yaşadığı güvenlik krizine dair ise “Okulun önüne bir güvenlik koyarak bu sorunu çözemezsiniz. Şiddete sebep olan, çocukları şiddete yönelten olguları ortadan kaldırmadığınız sürece bu sorunun üstesinden gelemezsiniz. Ama meseleye pedagojik yaklaşmayan, bilimsel yaklaşmayan, bilimi neredeyse okulların kapı dışına atmaya çalışan bir iktidardan maalesef bunları beklemiyoruz. Umarım bu tür olaylar yaşanmaz.” dedi.

Fotoğraf: Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak

“Öğretmeni bir özne olmaktan çıkaran eğitim anlayışının zaten başarılı olma şansı yok”

Irmak, öğretmenlerin norm fazlası nedeniyle baskıya uğradığını ifade etti. “Plansızlık yüzünden bir ilde 12.000 öğretmen açığı var, bir ilde işte 3.000-4.000 öğretmen fazlası var. Bütün bu plansızlıklar sonucunda fazla olan öğretmenler baskı altına alınıyor, istemleri dışında başka yerlere gönderiliyorlar. Öğretmeni itibarsız bırakan, öğretmeni bir özne olmaktan çıkaran eğitim anlayışının zaten başarılı olma şansı yok. Öğretmendir eğitim alanında en temel özne.” diye konuştu.

“Bilimsel ve laik eğitim ilkelerinden uzaklaştırılan uygulamalara son verilmesini istiyoruz”

Irmak, sendikası Eğitim Sen’in taleplerini ve mücadele zeminini şöyle özetledi:

“Biz aynı zamanda laik, parasız, demokratik, bilimsel, cinsiyet eşitlikçi, ana dilinde, karma bir eğitimi hayata geçirilmesi için mücadele ediyoruz. Zaten eğer bu saydığımız başlıklara uygun bir milli eğitim politikası hayata geçirilirse kimse sorun yaşamaz. Karma, parasız, bilimsel, demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve ana dilinde diyoruz. Bu yaklaşımdan uzak olunması, problemlerin temelini oluşturuyor.

Bütün eğitim emekçilerinin bir kere ücretleri yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmasını talep ediyoruz. Sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik başta olmak üzere bu güvencesiz istihdam uygulamalarına son verilmesini istiyoruz. Her okula ihtiyacı oranında doğrudan yeterli bütçe ayrılmasını istiyoruz. Tüm öğrencilere en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek istiyoruz. Bu çok önemli bir şey, bunun mücadelesini Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu ile birlikte de sürdürüyoruz. Çocukların temel kırtasiye ve eğitim materyallerinin ücretsiz karşılanmasını istiyoruz. Kayıt parası, zorunlu bağış gibi uygulamalardan vazgeçilmesini istiyoruz. Okul servis ve ulaşım giderlerinin kamusal olarak desteklenmesini istiyoruz. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli başta olmak üzere bilimsel ve laik eğitim ilkelerinden uzaklaştırılan uygulamalara son verilmesini istiyoruz. Bu gibi başlıklarda mücadelemizi sürdüreceğiz.

Bütün bu sorunlar varken bakan öğretmenlerin ne giyeceğiyle ilgileniyor, önlük giydirmeye çalışıyor. Aslında eğitim sorunlarının üstünü kapatmaya, manipüle etmeye dönük hamlelerle uğraşıyor.”

“Her şeye rağmen sorunsuz bir eğitim-öğretim yılı diliyoruz. Çocukların şiddete, ayrımcılığa uğramadığı, okullara aç gitmediği, öğretmenlerin güvence içinde ve itibarlarının kendine iade edildiği bir eğitim-öğretim yılı diliyoruz bütün çocuklarımıza, öğrencilerimize, öğretmenlerimize ve velilerimize.” diyerek sözlerini noktaladı.

“Şimdiki model kalabalık sınıflar için uygun değil”

Diyarbakır’da sınıf öğretmenliği yapan Ayşe, “2008 yılından itibaren sahada aktif görev alan 2014 yılı itibariyle milli eğitim bünyesinde sınıf öğretmeni olarak çalışan biri olarak; üniversiteye yerleştiğim yıl olan 2008’den günümüze 7 milli eğitim bakanı ve 3 farklı eğitim müfredatına bağlı çalıştığımı söyleyebilirim.” diyerek sözlerine başladı.

Son değişikliğin ise 2024-2025 eğitim-öğretim yılında uygulanmaya başlanan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli olduğunu ekledi.

Kendisine göre eğitim modelindeki en büyük eksikliğin pilot uygulamanın yapılmamış olması olduğunu söyleyen Ayşe, pilot uygulama yapılmadığı için eksiklikler ve bunlara karşı alınacak önlemlerin tamamen öğretmenin kriz yönetimine bağlı olduğunu belirtti, “Bu durum hem zaman hem emek kaybı demek.” dedi.

“Bir diğer eksiklik şimdiki modelin kalabalık sınıflar için uygun olmayışı.” diyen Ayşe, kendilerine verilen eğitimin “yüzeysel” ve “pratikten kopuk” olduğunu, yıllarca uygulanması planlanan bir modelin 2-3 günlük seminerlerde, slaytlarla anlatılmaya çalışıldığını söyledi.

Şu örneği verdi:

“Modele göre ilkokul sınıf mevcudu 30-35 arası olmalı ancak uygularken istenen etkinlikler verilen sürelere göre sınıfın en fazla 20-25 olması gerektiğini gösteriyor. Pilot uygulamalar yapılsaydı bu sonuçlara zaten ulaşılacaktı. 2025-2026 yılında okuttuğum 1. sınıf mevcudum 50’ye yakındı. Umarım en kısa sürede revizyona gidilir.”

Ayşe, “İlkokul dönemindeki öğrenciler somut olanı anlar. Müfredatta pedagojik uyumsuzluk var. Soyut ve felsefi kökenli değerler eğitimini 6-10 yaş arasına anlatacak kaynak eksikliği, yöntem yetersizliği çok fazla.” diye konuştu.

Etkinliklerin güzel olduğunu ancak fiziki alt yapılarının olmadığını söyleyen Ayşe, sınıfların kalabalık olduğunu ve sıra düzenini değiştirip etkinliği yapacak yeterli alan olmadığını, etkinliklerin uygulamaya uygun olmayışının çocukları da üzdüğünü ifade etti.

“Öğrenciler olumsuz etkilenmesin diye etkinlikleri gruplara bölerek yaptırmaya başladım. Evde yapmaya uygun olanları hafta sonu etkinliği olarak veriyorum. Bu şekilde her öğrenci en az bir etkinlik yapmış oluyor zamandan biraz kazanmış oluyoruz.”

“Belirsizlik yaşadığım çok fazla konu var”

Ayşe, bu dönemki sınıfı hakkında şunları söyledi:

“Bu dönem tekrar 1. sınıf okutacağım. Bağlar ilçesinde, göçmen ailelerin yaşadığı bir bölge. Sınıfımın şu an mevcudu 10’u göçmen öğrenci olmak üzere toplam 30 öğrenci. Okulun fiziki koşulları gayet iyi ancak bölge dezavantajlı bir bölge. Belirsizlik yaşadığım çok fazla konu var.”

Ailelerde ya tek çalışan var ya da çalışan olmadığını, çok fazla parçalanmış aile olduğunu, göçmen öğrenci ve veliyle aralarında ciddi bir iletişim eksikliği olduğunu, olacağını söyleyen Ayşe, bir diğer problemin de göçmen öğrenciler ve yerli öğrenciler arasında yaşanan şiddet olayları olduğunu belirtti.

“Okul forması ve okul ihtiyaçları en uygun yerlerden alınsa bile 4500-5000₺ civarı.” diyen Ayşe, bahsettiği rakama ayakkabı, mont ve beslenme ihtiyacını bile dahil etmediğini söyledi. Sözlerini şöyle noktaladı:

“Öğrencilere kırtasiye malzemesi okul forması sosyal devlet anlayışıyla ücretsiz verilmeli. En az bir öğün sağlıklı gıda ücretsiz dağıtılmalı.”

*: Öğretmenin ismi güvenlik sebebiyle değiştirilmiştir.

Yekta Armanc Hatipoğlu

Yekta Armanc Hatipoğlu

Dicle Üniversitesi'nde gazetecilik eğitimine devam ediyor. Bianet, Yeni Yaşam, Journo ve Siyasi Haber gibi kurumlarda yayımlanan haberleri ve görüş yazıları var. Ağırlıklı olarak ekoloji, kadın, işçi ve öğrenci hakları üzerine çalışıyor. Çağdaş Gazeteciler Derneği üyesi.

Yazarın Tüm Dosyaları →
Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.