Barış Akademisyenleri, OHAL KHK’si ile ihraç edilmelerinin üzerinden geçen 10 yıllık süreçte 385 başvurunun reddedildiğini, 189 davada ret, 173 davada ise kabul kararı verildiğini açıkladı. Yüzlerce başvurudan sadece 18 tanesi hakkında göreve iade kesinleşti.

Fotoğraf: Barış Akademisyenleri X hesabı
Açıkladıkları “Barış Bildirisi”nin ardından OHAL KHK’leri ile görevlerinden ihraç edilen Barış Akademisyenleri, ilk ihraç kararlarının verildiği günden bu yana geçen 10 yılda yaşananlara dair bir açıklama yaptı.
Kendi sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları açıklama ile 2016 yılından 2026 yılına kadar geçen süreçte yaşananlarla ilgili istatistik bilgiler veren Barış Akademisyenleri’nin verilerine göre, 2016 ile 2018 yılları arasında yayınlanan 10 OHAL KHK’si ile 406 akademisyenin kamu görevinden ihraç edildiğini, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’na yapılan başvuruların 385 tanesinin reddedildiğini açıkladı.
2017 yılında kurulan komisyon, 2021 yılı sonuna kadar red kararlarını açıkladı. Bu tarihten itibaren mahkemeler başvuru yapılabildi. Barış Akademisyenleri, açıklamalarında bu hususa dikkat çekerek “adalete erişim yaklaşık 5 yıl süreyle engellendi” dedi.
İdare mahkemeleri 189 ret kararı verdi
Açıklamada idare mahkemeleri ve bölge idare mahkemelerinin yanı sıra Danıştay ve Anayasa Mahkemesi’ne taşınan davalarla ilgili de bilgiler verildi.
Buna göre idare mahkemelerine taşınan davalardan 189 tanesi için red kararı verilirken, 173 tanesi kabul edildi. Bölge idare mahkemeleri ise 124 davada istinaf başvuruları, davacı aleyhine kabul veya davacı aleyhine kaldırma kararıyla sonuçlandı.
147 davada ise tam tersi yönde davacı lehine kaldırma veya kabul ile sonuçlandı. 91 davada ise karar yok.
Barış Akademisyenleri’nin davalarının taşındığı Danıştay 5. Daire’de ise 18 davada lehe onama kararı verildi ve göreve iade kesinleşti. 4 Davada aleyhe onama kararı verildi ve dava AYM’ye taşındı. 1 Davada aleyhe bozma kararı verildi ve bu davadaki karar Bölge İdare Mahkemesi kararından farklı olduğu için yeniden BİM’de görüşülüyor.
29 Davada lehe bozma kararı verildi. Bu kararlar BİM kararlarından farklı olduğu için yeniden BİM’de görüşülüyor. Bunlardan dokuz tanesinde, BİM İstinaf başvurusunu davacı aleyhine kabul kararında ısrar etti. Dava Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na taşındı.
219 davada ise karar yok.
4 Dava AYM’de
Barış Akademisyenleri’nin Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı 4 dava görüşülüyor. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nda ise 9 dava dosyası var.
Ne olmuştu?
11 Ocak 2016’da “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine imza atan 406 akademisyen, 1 Eylül 2016’da dönemin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edildi. Ayrıca bildiriye imza atan 822 akademisyen Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandı.
Ağır Ceza Mahkemesi bildirinin ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirterek beraat kararı verse de Barış İçin Akademisyenler görevlerine iade edilmedi. Çünkü Barış Akademisyenlerinin bu süreçte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) olan dosyaları için, “önce iç hukukun bitirilmesi gerekir” kararı verildi.
15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından Barış Akademisyenleri ve Gülen Cemaati bağlantılı tüm dosyalar için OHAL Komisyonu kuruldu. Bu komisyon, neredeyse tüm Barış Akademisyenlerinin iadesine ret kararı verdi. Komisyonun ret kararlarını açıklaması 2021 yılını bulduğu için akademisyenlerin bir üst mahkemeye erişimi yaklaşık 5 yıl gecikti.
Bunun üzerine 2019’dan itibaren BİM davaları başladı. Toplamda 10 yıla yaklaşan hukuki süreç hâlâ devam ediyor.
2023 Haziran itibariyle haklarında KHK ile ihraç kararı verilen çok sayıda Barış Akademisyeninin ise mahkemelerin göreve iade kararlarına rağmen üniversiteler tarafından işe başlatılmadığı kaydedilmişti.
Barış İçin Akademisyenler’in düzenli aralıklar ile yayınladığı rapora göre, göreve iade için açmış oldukları iptal davalarında bazı mahkemeler evet derken bazıları ise hayır diyebiliyor.
Ayrıca, her kademedeki akademisyenlere sosyal medya hesaplarının taranmasından vakıf, dernek vb. üyeliklerine kadar yeniden bir güvenlik soruşturması da yapılıyor. Böylece iade süreçleri daha uzun sürüyor ve akademisyenlerin aktif ve eleştirel bilgi üretimi giderek kısıtlanıyor.


