Karlıova ve Varto’nun endemik bitkileri JES tehdidi altında

Bingöl’ün Karlıova ve Muş’un Varto ilçelerinde planlanan jeotermal enerji santrali projeleri, 22 köyü etkilerken bölgede aralarında “Kritik Derecede Tehlikede” sınıfında yer alan türlerin de bulunduğu yüzlerce endemik bitki türünü tehdit ediyor.

Bingöl’ün Karlıova ilçesinde ve Muş’un Varto ilçesinde yapılması planlanan jeotermal enerji santrali (JES) projesi, birçok doğal yaşam alanını tahrip edecek. Bingöl ve Muş’ta en az 22 köyü etkileyecek olan bu projenin endemik bitki florasını nasıl etkileyeceği ise tartışma konusu olarak gündeme geliyor.

Sert iklim, zengin flora

Bingöl ve Muş bölgesinde yapılan araştırmalar, endemik bitkiler ve bunların yaşadığı özgün koşullara yönelik pek çok şey ortaya koyuyor. Bir çalışmaya göre, Karlıova; Bingöl’ün merkezi ve diğer bölgelerine göre soğuk, yoğun kar yağışlı ve nemli koşullara sahip. Muş’un Varto ilçesi de buna benzer olarak soğuk, karlı ve sert bir iklime sahip. Erzurum, Muş ve Bingöl illeri arasında konumlanan ve yüksekliği 3.200 metrenin üzerindeki Bingöl Dağları ise aynı zamanda volkanik bir dağ. Dağlık ve yüksek rakımlı bu coğrafya, Karlıova ve Varto’nun son derece zengin bir endemik bitki çeşitliliğini barındırmasının temel nedenleri arasında gösteriliyor.

Bölgedeki endemik bitkilere ilişkin Niha+’ya görüş belirten Varto Ekoloji Platformu üyesi Ali Rıza Vural, tanımlanmış olan birkaç endemik bitki türünü şöyle sıraladı: Kekik, nane, civanperçemi, yara otu, gevenotu ve ters lale. Vural, yöre halkınca bilinen ancak henüz bilimsel olarak sınıflandırılmamış endemik bitkilere de dikkat çekti: “Cağık, mendıke, dindarok, so, guluke, kenger, jajık , sirekurat, nerbent.”

Civanperçemi

“Bu bitkiler kar yağışından besleniyor”

Vural, bölgedeki bitkilerin yetiştiği koşula ilişkin “Bu bölgemizde karasal iklim var, kışları sert, yazları kurak ve sıcak. Bu bitkiler kar yağışından etkilenmiyor. Bizzati kar yağışından beslenen endemik bitkilerdir” dedi.

Bilimsel gözlemlerin ve uzun dönem ekolojik çalışmaların endemik bitkilerin iklim değişimi ve çevresel streslere karşı oldukça hassas olduğunu gösterdiğini ifade eden Vural, şunları söyledi:

“Özellikle Türkiye gibi yarı kurak ve dağlık bölgelerde bazı belirgin değişimler gözleniyor. Sıcaklık arttıkça birçok bitki daha serin alanlara, kuzey yamaçlara ya da daha yüksek rakımlara çekilebiliyor. İklim ısındıkça bazı türler daha erken çiçek açıyor, bu durum da polinatör böceklerle zaman uyumunu bozabiliyor.”

“Bölgemizde HES ve madencilik öteden beri vardı zaten, JES ise yeni gündemimize girdi” diyen Vural, bu faaliyetlerin sonucunda neler olabileceğini aktardı:

“Bu faaliyetler sonucunda derelerin doğal akışı azalınca dere kenarı bitkileri kuruyabilir, sulak alan habitatları küçülebilir, nem seven endemik türler yok olabilir. Ayrıca su miktarının azalması sıcaklığı artırabilir, nemi düşürebilir, gölge ve buharlaşma dengesini değiştirebilir.”

2872 Sayılı Çevre Kanunu’nun ekosistemlerin korunmasını hedefleyerek çevreye zarar veren faaliyetlere yaptırım uygulanabileceğini ifade eden Vural, “Ancak denetim, takip ve otokontrol sistemi olmadığı için bu endemik bitkilerin korunması mümkün olmuyor” dedi.

Çiriş (Guluke)

Bölgede yüzlerce endemik bitki var

Çeşitli araştırmalarda, bölgede kullanılan bitkilerin çoğunlukla tedavi amaçlı kullanıldığı tespit edilmiştir. Nadiroğlu’nun (2014) bir çalışmasına göre, Stenotaenia macrocarpa Freyn & Sint (Piltan) ve Malabaila lasiocarpa Boiss. (Pariye miye, Nane miye) Karlıova’da bulunan Maydanozgiller familyasına ait lokal endemik türlerden ikisidir. Bu araştırmaya göre, Malabaila lasiocarpa daha çok baş ağrısını dindirmek için bir kaç tane kurutulmuş yaprağını bir bardak suda demleyerek içilirken Stenotaenia macrocarpa‘nın ise mide hastalıklarında çiçekleri kaynatılarak tok karna suyu içildiği aktarılıyor.

Fritillaria gencensis (ters lale) literatürde Bingöl ili Genç ilçesindeki endemik bir tür olarak geçiyor. Bu ters lale türleri, Muş ve Bingöl arasında bulunan Bingöl Dağları’nda da bulunmakla beraber Hakkâri, Van, Şırnak, Dersim, Erzurum gibi birçok Kürt kentinde de yetişiyor. Kayalık ve taşlık habitatları tercih eden tür, 1650-1700 m’lerdeki yüksekliklerde yayılış göstermekte olup meyveleri ve tohumları Mayıs ve Temmuz aylarında olgunlaşıyor. Dar habitat yayılımı nedeniyle IUCN tarafından “Tehdite Yakın” (Near Threatened) kategorisinde sınıflandırılan bu tür, bilim insanları tarafından özellikle risk altında değerlendiriliyor.

Ters lale.

Bölgede yürütülen kapsamlı çalışmalardan biri olan Perisuyu Vadisi (Yedisu-Karlıova) araştırmasında, tam 1200 takson tespit edildi. Bu taksonların 129 tanesi (%10,75) endemik olup, bölge Türkiye florası için kritik bir merkez konumundadır. Örneğin, Bingöl’ün Genç ilçesi ve çevresinde yapılan bir araştırmaya göre ise bu bölgedeki bitkilerdeki endemizm oranı %8,4’tür.

Endemik bitki Iris Sari. Kaynak: Cengiz & Behçet, 2024

Bir araştırmaya göre, Centaurea bingoelensis (Bingöl peygamber çiçeği), Adaklı ve Matan çevresinde yayılış gösterir ve nesli “Kritik Derecede Tehlikede” (CR) olan türler arasında yer almaktadır. Matan Dağı çevresinde Astragalus bingoellensis (Bingöl geveni), Paracaryum bingoelianum ve Nepeta baytopii (Baytop pisikotu) gibi sadece bu bölgeye has 8 lokal endemik tür tespit edilmiştir (Behçet & Yapar, 2019).

Centaurea bingoelensis, Kaynak: https://www.instagram.com/marufbalos/

Bingöl, Karlıova ilçesi sınırları içinde yar alan “Göynük Nahiyesi ve Çevresinin Florası” üzerine yapılan bir araştırmada ise bu alandaki endemizm oranı %9 olarak saptandı. Endemik ve nadir olmak üzere toplam 67 takson; 2 Kritik (CR), 4 Tehlikede (EN), 14 Zarar Görebilir (VU), 34 Az Endişe Verici (LC), 12 Tehdit Altına Girebilir (NT) ve 2 Veri Yetersiz (DD) şeklinde tehlike kategorilerine dağıldı.

Muş ilinde yapılan çeşitli araştırmalar Muş’un çok değişken ve lokal habitatları ile Önemli Bitki Alanı (ÖBA) olarak nitelendirildiğini, 1250–2879 m arasında değişen yer yer engebeli bir arazide bulunduğu, bölgedeki ovaların 1250– 1700 m rakımlarda yer aldığını ifade etmiştir. Bu bölgede en az endemik 30 taksonun tespitinin yapıldığı söylenmektedir.

Örneğin, “Siyah lale” ya da “Muş lalesi” (Tulipa sintenisii, Baker) adıyla bilinen bitki, 1250 – 1300 m civarındaki Muş ovasında bulunuyor. Hem Bingöl hem de Muş bölgelerinde tespit edilen Centaurea vermiculigera (Üvey Kavgalaz), 1.800 metre civarındaki rakımlarda rastlanan bir tür olarak öne çıkıyor.

Centaurea vermiculigera, Kaynak: Karadağ et al., 2023

Varto ve çevresinde yapılan bir araştırmada, Ferula huber-morathii isimli endemik türün düşük genetik çeşitlilik ve düşük popülasyon seviyesi sebebiyle yok olma riski altında olduğu belirlenmiştir (Keser & Demir, 2024). Bilim insanlarına göre, dar habitatlı bu endemik türler jeotermal faaliyetler gibi habitat bütünlüğünü bozan müdahalelere karşı özellikle savunmasız olmakta.

Ferula huber-morathii

2014’teki bir keşif sırasında Muş’un Varto (Gimgim) ilçesinde bulunan Verbascum gimgimense (Sığırkuyruğu) türüne rastlandığı kaydedilmiştir. Adında “gimgim” geçen bu lokal türün 2000‒2200 m yükseklikteki nemli bir alanda yetiştiği belirtiliyor (Fırat, 2014).

Verbascum gimgimense

Papatyagiller ailesinden Inula macrocephala (Andız Otu) çayır ve volkanik topraklarda yetişen bir tür olup solunum yolu hastalıkları gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır.

Inula macrocephala (Andız Otu)

Araştırmacılar tarafından bölgede hala endemik bitki çalışmaları yapılmaya devam ediliyor.

Kaynak:

  • Behçet, L., & İlçi̇m, A. (2015). Paracaryum bingoelianum (Boraginaceae), a new species from Turkey. TURKISH JOURNAL OF BOTANY, 39, 334–340. https://doi.org/10.3906/bot-1309-58
  • Behçet, L., & Yapar, Y. (2019). Matan Dağı (Bingöl) florasında arıcılık açısından önemli bitkiler. Biyolojik Çeşitlilik Ve Koruma, 12(1), 149–159. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1494571
  • Cengiz, H., & Behçet, L. (2024). Perisuyu Vadisi ve Çevresinin (Yedisu-Karlıova/Bingöl) Florası. Bağbahçe Bilim Dergisi, 11(2), 143-174. https://doi.org/10.35163/bagbahce.1436940
  • Firat, M. (2017). Verbascum gimgimense (Scrophulariaceae), a new species from Muş province (Turkey). Phytotaxa, 291(3). https://doi.org/10.11646/phytotaxa.291.3.5
  • Karadağ, Y., Yeni̇Kalayci, A., Ilçim, A., Ozkurt, M., Karaman, M., Kurt, A. N., & Tufan, Y. (2023). Muş i̇li endemik bitkileri. In Zenodo (CERN European Organization for Nuclear Research). https://doi.org/10.5281/zenodo.17828722
  • Keser, A. M., & Demir, İ. (2024). Assessment of conservation status of Ferula huber‐morathii : association with population genetic structure and regional climate. Nordic Journal of Botany, 2025(2). https://doi.org/10.1111/njb.04257
  • Kılıç, Ö. (2014). A Morphological Study On Endemic Malabaila lasiocarpa Boiss. (Apiaceae) From Bingol (Turkey). DergiPark (Istanbul University), 1(1), 28–32. http://dergipark.gov.tr/bseufbd/issue/22290/239069
  • NADİROĞLU, M. (2015). Karlıova (Bingöl) i̇lçesinin etnobotanik özellikleri. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=7kzH__zGx9loKBGhfK6Krg&no=FzvuU2Dv5G3iId1JRZBIbw
  • Stenotaenia Boiss. | Plants of the World Online | Kew Science. (n.d.). Plants of the World Online. https://powo.science.kew.org/taxon/urn:lsid:ipni.org:names:40567-1
  • Yapar, Y., Behçet, L., Tekşen, M., & Çetin, A. (2022). Fritillaria gencensis (Liliaceae)’in Morfolojik Bilgilerine Katkılar, Yeni Türkçe Bilimsel Ad ve IUCN Kategori Önerisi. DergiPark (Istanbul University). https://doi.org/10.35163/bagbahce.1151569

Varto’da JES nöbeti: “Doğamızı korumaya söz verdik”

Varto ve Karlıova bölgelerinde yapılması planlanan jeotermal enerji santrali (JES) projesine karşı köylüler, doğalarını korumak için çadır kurarak direniş başlattı. Söz konusu JES projeleri için 20 Mayıs’ta ilk sondaj çalışmalarının başlatılacağı kaydediliyor.

Fotoğraf: Varto Ekoloji Platformu

Amerikalı Ignis H2 Anonim Şirketi tarafından Muş’un Varto (Gimgim) ve Bingöl’ün Karlıova’da (Kanîreş) ilçelerinde iki ayrı jeotermal enerji santrali (JES) projesi hayata geçirilmek istenmesine karşı, bölge halkı çadırlar kurarak nöbete başladı. 3 Mayıs’ta Varto’nun Çallıdere (Xwarik) köyünde sondajın yapılması planlandığı alana çadır kuran bölge halkı, santrallerin durdurulmasını talep ediyor.

Uzmanlar ve bölge sakinleri, bu projelerin deprem ve doğa tahribatı riski olduğuna, bölgedeki hayvancılığı ve yaşamı yok edeceğine dikkat çekiyor.

Çadır eylemine ilişkin konuşan Varto sakinlerinden Ali Rıza Vural “Toprağımızı, doğamızı koruyacağımıza dair birbirimize söz verdik” dedi. Avukat Bahar Koç ise “Proje tanıtım dosyasında hukuka aykırılıklar var” değerlendirmesinde bulundu.

22 köyü etkileyecek olan bu projeye karşı 24 Nisan’da Varto’da, 25 Nisan’da Karlıova’da birçok şehirden gelen ekolojistlerin ve halkların buluştuğu bir miting düzenlendi.

“Bilimsel raporlarla hareket ediyoruz

Teknedüzü (Badan) köyünden Ali Rıza Vural, projenin olası zararlarını Türkiye Mimar ve Mühendisler Odası’nın (TMMOB) raporlarına bakarak incelediklerini belirterek buna karşı örgütlenmeye başladıklarını belirtti:

“Bu jeotermal yaklaşık olarak 3-4 aydır bizim gündemimizde. Öncelikle halk örgütleri yani jeotermalin doğaya, insanlara, canlılara verdiği zararları önce araştırdık sonra halkımıza anlatmaya çalıştık. Yani öyle bir bütün ezber cümleler değil gerçekten de Türkiye Mimar ve Mühendisler Odası’nın raporu var. Bu rapor üzerinde çok yoğunlaştık. Olası tehlikeler nasıl ki Büyük Menderes Havzası’nda yaşandıysa aynı şeylerin de burada da yaşanabileceği korkusuyla ciddi bir örgütlülüğe geçtik.”

20 Mayıs’ta planlanan sondaja karşı 16 köy nöbette

Vural, ilk işletme ruhsatının alındığı ve 20 Mayıs’ta sondaj yapılmasının beklendiği Çallıdere ve Teknedüzü köyleri arasında, halkın toplumsal refleks göstererek alanın korunması için hazırlıklarını tamamladığını söyledi:

“Arkadaşlarımıza yanında yakınında olmaya çalışıyoruz, destek vermeye çalışıyoruz. Onlara lojistik destek sağlamaya çalışıyoruz. 3 gün sonra gençler nöbet sıralarını artık köylere devredecek. Bu manada etkilenen 16 köyden her akşam iki köy nöbet tutacak orada. İşte bir muhtar da dahil olmak üzere köyün temsilcileri tutacak. Yani gece onlar tuttuklarında en ufak olası bir şeyde haberleşmemiz, hepimizin bir bütünen bu alanda olacağımız, kendi toprağımızı, doğamızı koruyacağımız noktasında birbirimize söz verdik.”

Fotoğraf: Varto Ekoloji Platformu

Eylemlerinin hiçbir siyasi kurum ya da STK’nın güdümünde olmadığını, tamamen yerel bir halk hareketi olduğunu söyleyen Vural, bütün köylerin birbirine kenetlendiğini ifade etti:

“Kadın, çoluk, çocuk, yaşlı ve gencimiz… Yani burada hiçbir siyasetin ya da hiçbir kurumun ya da hiçbir STK’nın güdümünde değil, tamamen Varto Ekoloji Platformu. Bunun içinde yaşlısı, genci, çocuğu ve herkesin de yani siyasi görüşü ne olursa olsun herkesin kenetlendiği, tamamen doğasına sahip çıktığı bir örgütlülükten bahsediyorum.”

“Dayanışma ile daha da güçleniyoruz”

Çadır direnişine lojistik ve manevi desteğin her geçen gün büyüdüğünü belirten Vural, nöbet tutanların günlük işlerini komşularının üstlendiğini söyledi:

“Çadır ziyaretinden anlıyoruz ki her kesimden insan gelip çadırlarımızı ziyaret ediyor. Her türlü maddi manevi destek sunuyorlar. Orada nöbet tutan arkadaşların hepsinin kendi işleri, güçleri var. Hayvanları var. Buna rağmen oradan nöbet tutanların yerine diğer köylüler, komşular onların hayvanlarına bakıyor, ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Kesinlikle burada hiçbir taviz verme olayı yok. Hatta daha da güçleniyoruz.”

Devletin ve bakanlıkların firmanın önünü açıp açmama konusunda kaygıları olduğunu ifade eden Vural, ne olursa olsun topraklarına dokunmalarına izin vermeyeceklerini söyledi.

Avukat Koç: Yürütmeyi durdurma kararını bekliyoruz

Varto ve Bingöl’de hayata geçirilmek istenen projelerin hukuki boyutuna ilişkin bilgi veren Avukat Bahar Koç, hem “ÇED Gerekli Değildir” kararına hem de şirkete verilen işletme ruhsatına karşı ayrı ayrı dava açıldığını belirtti:

“Normalde bir ‘ÇED gerekli değildir’ kararı var, bir de şirkete verilen bir ruhsat var. İkisi için ayrı ayrı dava açılması gerekir. Valilik ikisine ayrı ayrı tarihlerde cevap verdi. Dolayısıyla iki dava açtık ama ikisinin tarihi aynı değil. Ruhsata ilişkin davayı daha önce açtık, ‘ÇED gerekli değildir’ kararını ise geçen hafta açtık. Şu an Bingöl İdare Mahkemesi’nde iki davamız devam ediyor.”

Mahkemenin henüz bir karar vermediğini ve idarenin savunmasının beklendiğini vurgulayan Koç, sürecin işleyişine dair şunları söyledi:

“Şu anda yürütmeyi durdurma kararı verilmiş değil çünkü idarenin savunmasının alınması gerekiyor. Henüz savunma da yapılmış değil, hukuk süreci devam ediyor. Projenin yapılacağı bölgedeki yetkili mahkeme Bingöl İdare Mahkemesi olduğu için orada davalarımızı açtık. İdareden savunma geldikten sonra keşif günü verilecektir.”

“Olası fiili bir duruma karşı toplumsal tepki şart”

20 Mayıs’ta yapılması beklenen sondaj çalışmasına dair ellerinde yürütmeyi durdurma kararı olmadığını söyleyen Koç, mahkeme kararı çıkana kadar şirketin sahaya girmesini engellemek için toplumsal tepkinin şart olduğunu ifade etti:

“Şirket ruhsat sahibi olduğu için gelip orada fiili bir durum yaratabilir. Bu fiili durumu yaratmasının önüne geçmek için de ancak toplumsal tepki gerekli. Toplumsal tepkiyle bunu durdurmaya ve yürütmeyi durdurma kararının da bir an önce mahkemeden temin edilmesini sağlamaya çalışıyoruz. Bu süreç zaten Türkiye’nin her yerinde bu şekilde iki ayaklı yürütülüyor. Bir yandan toplumsal tepki diğer taraftan hukuki süreç.”

“Bu bir hak arayışıdır”

Gençlerin öncülüğünde kurulan nöbet çadırlarının hem bir hak arayışı hem de hukuka uygun bir tepki olduğunu savunan Koç, “Proje tanıtım dosyası hukuka aykırı hükümlerle dolu. Bu kadar hukuksuzluk varken arkadaşlarımızın orada direnç göstermesi, çadır kurması ve nöbet tutması hukuka son derece uygundur” dedi.

Varto ve Karlıova’daki ekoloji mitingi: JES’e hayır

Varto’da ve Karlıova’da hayata geçirilmek istenen JES (Jeotermal Enerji Santrali) projelerine karşı “Doğamıza, suyumuza ve toprağımıza sahip çıkıyoruz” şiarıyla ekoloji mitingleri düzenlendi. Mitinge binlerce vatandaş, ekolojist, hak savunucusu ve siyasetçi katıldı.

Merkezi Amerika’da bulunan Ignis H2 A.Ş. adlı şirket, Muş’un Varto ve Bingöl’ün Karlıova ilçelerinde iki ayrı Jeotermal Enerji Santrali projesi yapmayı planlıyor. Bu projelerin, Karlıova ile Varto arasındaki en az 22 köyü etkilemesi bekleniyor.

Varto’daki ve Karlıova’daki JES projelerine karşı dün (24 Nisan) ve bugün (25 Nisan) miting gerçekleştirildi. Türkiye’nin farklı şehirlerinden binlerce kişi miting alanlarını doldurdu. İstanbul, İzmir, Ankara, Kocaeli ve Antalya gibi illerden yüzlerce vatandaş, Varto’daki ve Karlıova’daki mitinglere katılmak üzere onlarca otobüsle yola çıktı.

Mitinglere birçok siyasi partiden milletvekilleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda doğa savunucusu katıldı. Doğayı korumak için alanlara yürüyen binlerce kişi, hep bir ağızdan “JES istemiyoruz” dedi.

Varto ve Karlıova’daki mitinglerden bazı kareler:

Varto

Karlıova

Varto ve Karlıova’da doğal yaşam JES ile tahrip olacak

Amerika merkezli Ignis şirketinin Muş’un Varto ve Bingöl’ün Karlıova ilçelerinde yapacajı JES projeleri, insan hayatının yanı sıra, doğal hayatı ve diğer canlıların hayatını da derinden etkileyecek.

Muş’un Varto ve Bingöl’ün Karlıova ilçelerinde yapılacak olan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projeleri, toplam 22 köyün doğal yaşam alanlarını etkileyecek. ABD merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim A.Ş. tarafından hayata geçirilecek olan iki ayrı jeotermal enerji santrali (JES) projesine karşı uzmanlar ve bölge halkı, bu projelerin sadece insan hayatını değil, doğal hayatı ve hayvanların hayatını da çok olumsuz edeceğini söylüyorlar.

JES’lerin yapılması durumunda yok olacak olan doğal hayat alanları:

Qasiman / Varto

Arpîran Köyü(Serpmekaya) / Karlıova

Karlıova

Kargapazarı Köyü / Karlıova

Badan Köyü / Varto

Kargapazarı Köyü

Onpınar / Varto

Kargapazarı Köyü Yaylaları

Kargapazarı ve Sakaören Köyleri ovası

Onpınar Köyü / Varto

Goşkar Köyü / Varto

Qasiman / Varto

Kargapazarı-Karlıova

Zengene / Varto

Foto: Varto Ekoloji Platformu’ndan Alev Yılmaz, fotoğrafları Niha+ için gönderdi.

Varto JES’e karşı: “Bu topraklar bize Hızır’ın emaneti”

Varto’nun Xwarik (Çallıdere) köyü sınırları içerisinde başlatılacak çalışmayla 16 köyü kapsayan alanda hayata geçirilmek istenen JES projesine karşı bölge halkı tepki gösteriyor.

Muş Valiliği İl Mera Komisyon Başkanlığı, Varto’da (Gimgim) 16 Kürt-Alevi köyünü doğrudan etkileyecek olan, “Jeotermal kaynak arama projesi kapsamında sondaj çalışması” projesine onay verdi. Projeyi Ignis H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi adında bir şirket yürütüyor. Köylüler köylerinin ekolojik yıkımla karşılaşacağı gerekçesiyle, bağlı oldukları illerin valiliklerine itiraz dilekçeleri verdiler. Ancak valilikler köylülerin dilekçelerini reddettiler.

Jeotermal enerji, yenilenebilir ve sürdürülebilir bir enerji kaynağı olmasına karşın, çevresel etkileri bakımından birçok ekolojik zarara sebep olması yüzünden eleştiriliyor. Çoğunlukla köy ve tarım arazilerin bulunduğu bölgelere kurulan santraller, kurulduğu yerlerde köy halkını köy boşaltma tehdidi ile karşı karşıya bırakıyor. Birçok ilde bölge halkı, jeotermal enerji santrallerinin (JES) yanı sıra maden ocakları ve diğer enerji projelerinin tarım ve hayvancılık faaliyetlerine, su kaynaklarına ve yaşam alanlarına zarar verdiğini söylüyor.

Varto’nun Xwarik (Çallıdere) köyü sınırları içerisinde başlatılacak çalışmayla 16 köyü kapsayan alanda hayata geçirilmek istenen JES projesine bölge halkı tepkili.

Konuyla ilgili Varto Ekoloji Platformu’ndan Alev Yılmaz ve Mezopotamya Ekoloji Hareketi Eş Sözcüsü Erdoğan Ödük Niha+‘ya konuştu.

Alev Yılmaz, JES projesinin bölgedeki köyleri, su kaynaklarını, hayvanları ve inanç merkezlerini tehdit ettiğini belirterek “Varto’yu teslim etmeyeceğiz” dedi.

Ignis H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi

2023’te Yedisu’da şubesini açan ve Karlıova (Kanîreş) – Varto bölgesinde faaliyet gösteren Amerikalı Ignis H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi; Bingöl Karlıova’ya bağlı Kızılağaç (Aynik), Kaynarpınar (Licik), Kantarkaya (Şorik), Ilıpınar (Çêrmûk) ve Kargapazar (Qerxabazar) köylerinde arama ruhsatı elde etmiştir.

2030’a kadar 1 GW yenilenebilir enerji kapasitesi hedeflediğini söyleyen şirket, Kuzey Anadolu Fayı (KAF) ile Doğu Anadolu Fayı (DAF) kesişen Varto-Karlıova bölgesi arasında çalışma yapmayı planlıyor. Şu an Varto, Güzelkent'te 10 adet sondaj kuyusu açma çalışmasını başlatmayı hedefliyor ve şirketin 453 bin 494,83 metrekare içerisinde yapacağı çalışmalar, Varto'nun yaklaşık 3'te 1'ini kaplayacak.
“Kimdir bu Ignis?”

Varto’da faaliyet yürütmek isteyen Ignis adlı şirketin bölgeyi kalkındıracağı yönünde kimi açıklamalarının bulunduğu bilgisini veren Yılmaz, bu söylemlere inanmadıklarını ifade etti:

“Varto ranta verilmiş. Adını bile söylemeye hani zorlandığımız Ignis diye bir şirket. Ignis nedir? Kimdir? Nereden geliyor? Niye geliyor? Bu Ignis‘in hiç işi gücü yok, şey mi diyor? Uzakta bir Varto var, fakirdir. Ben gideyim bir kalkındırayım. Böyle bir şey olabilir mi sizce?”

Halkın istemediği hiçbir şeyin kamu yararına olmayacağını belirten Yılmaz, projeyle ilgili herhangi bir detayın halkla paylaşılmadığını söyleyerek sürecin nasıl başladığını anlattı:

Ignis‘in buraya gelmesi zaten yeni bir şey değil ama biz yeni duyuyoruz. Problem zaten burada. Halktan hiç kimsenin haberi yok. Çok emrivaki bir durum söz konusu bizim toprakta. Bizim yaşam alanlarımız, bizim varlığımız ama bunun kararını vali veriyor, kaymakam veriyor. Mevcut olan zamandaki muhtar, arkadaşlara bile hiçbir şey anlatılmamış. Belediye ile konuşulmuş. Belediyeye çok farklı şeyler anlatıldığı iddia ediliyor.”

Projenin etkileyeceği köyler: Armutkaşı (Tanzik), Güzelkent (Tatan), Hemug (Küçüktepe), Yeşildal (Çorsan), Çallıdere (Xwarik) ve ona bağlı Dewreşêli mezrası, Kasman (Qasiman), Emera (Onpınar), Zengena (Güzeldere), Mengel (Alabalık), Kuzik (Gölyayla), Civarka (Kartaldere), Canesera (Dağcılar), Xaşxaş (Eryurdu), Uskira (Çaylar), Şorik (Tuzlu), Şeman (Taşlıyayla), Gadiza (Ozankent), Teknedüzü (Badan).

Yılmaz, şirket yetkililerinin proje hakkında yerel yöneticilerle görüşmeler yaptığını ancak gerçek planların halktan gizlendiğini öne sürdü.

Ignis‘te görev yapan birisi var. O buradaki bürokratlarla, valiyle, kaymakamla, belediyeyle görüşüyor. Kesinlikle bir jeotermal enerji santralinden bahsedilmiyor. Biz sizin 16 tane köyünüzü, mezralarını, inanç merkezlerinizi ranta açacağız demiyorlar. Diyorlar ki sıcak bir su var, onu tespit edeceğiz. Termal oteller, termal havuzlar, seralar yapacağız. Köylülerin burada ısınma ihtiyaçları karşılanacak, diyorlar.”

“Bu sıcak suyun bizi ısıtması mümkün değil”

Yılmaz, şirketin bölge halkını ikna etmek için çeşitli vaatlerde bulunduğunu ancak bu vaatlere inanmadıklarını söyledi:

“Domatesin ana vatanı Antalya’dır, Mersin’dir. Biz kış boyunca domates yemesek ölmüyoruz. Bizi ısıtacaklarmış, kesinlikle bunu da istemiyoruz. Biz tezekle kendimizi ısıtırız. Zaten bizim burada 2,5-3 metre kar yağıyor. Onların o borulardan göndereceği sıcak suyun bizi ısıtması mümkün değil.”

“Daha önce Goşkar Baba’yı talan ettiler

Planlanan jeotermal santral projesinin sadece santral yapma amacı taşımadığını söyleyen Alev Yılmaz, daha önce yapılan talana dikkat çekti:

“Önce bize HES’ten geldiler. Goşkar Baba’yı talan ettiler. Goşkar köylerini, dağlarımızı parçaladılar. Sularımızı hapsettiler. Şimdi de jeotermal santral kuracaklarını söylüyorlar. Süslü cümleler kuruyorlar ama biz böyle olmayacağını biliyoruz. 16 köyden ve mezralarından bahsediyoruz. Bu köylerin içerisinde inanç merkezlerimiz, kutsal yerlerimiz, her şeyimiz var. Kesinlikle 16 köy ile de sınırlı değil. Sadece jeotermaller değil başka madenler peşinde olduklarını da biliyoruz. Şu an belki de bilmediğimiz kaç tane proje var ellerinde. Bununla ilgili hiç kimse bize gerçek anlamda bilgi vermiyor.”

Deprem riskli bölge

2500 metre derinliğe sondaj yapılacağı söylendiğini aktaran Yılmaz, Varto’nun bir deprem bölgesi olduğuna ve bilim insanlarının uyarılarının dikkate alınması gerektiğine dikkat çekti. Yılmaz, deprem bölgesi olmasından dolayı da bir bilim insanının kendilerine “böyle bir şeye izin vermeyin” dediğini aktardı.

“Endemik türleri yok edecekler”

Bağdan köyünde üç sondaj kuyusu açılmasının planlandığını söyleyen Alev Yılmaz, bunun bölgedeki ekolojik dengeyi bozacağını belirtti:

“3 km yerin dibine girdiğinizde dünyanın toprağı, çamuru çıkacak. Mesela bu çamurda maddeler var. Bunlar doğaya zarar verecekler. Siz bunları ne yapacaksınız, diye sorduğumuzda diyorlar ki biz bunun ihalesini yerel yönetimlere vereceğiz. Yerel yönetim dediğiniz daha cenazemiz olduğunda bir kepçe veremiyor. Götüreceksiniz Mengel Deresi’ne koyacaksınız. Mengel Deresi’nde endemik bir tür olan kırmızı benekli alabalıklar var. Bunları yok edeceksiniz. Ekolojik dengeyi değiştireceksiniz. Burada vaşaklar, kınalı kekliklerimiz var. Özgür yaşıyorlar. Biz dokunmayız onlara. Çünkü bunların hepsi bize Hızır’ın emanetidir.”

“Bütün kadınların yanımda olmalarını istiyorum”

Varto’ya bağlı Çepanik Yaylası’nın, Gundêmîra’nın, Dadina’nın, İnalı’nın maden aramalarıyla talan edildiğini hatırlatan Yılmaz, şirketin “sizi zenginleştireceğiz” söylemlerine karşı olduğunu söyledi.

Yılmaz, Varto’nun ekolojisinin ve kültürel değerlerinin korunması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

“Yılandan çok korkuyorum. Ben her gün yılandan korkmak istiyorum. Ayıların buradan gitmesini istemiyorum. Ben bu mücadeleyi sürdürdüğüm zaman bütün kadınların benim yanımda olmalarını istiyorum. Herkesin sesimizi duymalarını istiyorum. Goşkar Baba’yı, Grêboxa’yı, Şehîdê Qawax’ı, Şehîdê Ciran’ı kesip gittiklerinde bize bir şey kalmayacak. Varto’yu teslim etmeyelim. Burası bizim köyümüz, evlerimiz. Eğer biz elimizi Varto’dan çekersek Hızır da bizi bırakır gider.”

Fotoğraf: Mezopotamya Ekoloji Hareketi

Ödük: Projeler geniş bir coğrafyayı etkileyecek

Mezopotamya Ekoloji Hareketi Eş Sözcüsü Erdoğan Ödük, Muş Ekoloji Platformu’nun kurulduğunu belirterek, bu platformun Varto Ekoloji Platformu ve Goşkar Ekoloji Derneği gibi bölgede faaliyet gösteren kuruluşların birleşiminden oluşturulduğunu söyledi.

Ödük, planlanan projelerin yalnızca Varto’yu değil geniş bir coğrafyayı etkilediğini ifade etti:

“Neticede bu sorun sadece Varto’nun sorunu değil, bölgesel bir problem. Varto’dan başlayıp Karlıova’ya, Bingöl Yedisu’ya kadar uzanan bir jeotermal enerji alanına peşkeş çekme durumu var şu an bölgede. Geçen sene geniş katılımlı bir eylem de yaptık orada, Peri Vadisi’nde.”

Goşkar Vadisi’nde uzun süredir eko-kırım politikaları uygulanıyor

Ödük, Muş’ta ve Kürt bölgelerinde uzun zamandır devam eden eko-kırım politikalarının sadece sermaye odaklı politikalar olmadığını vurguladı.

“Uzun süredir bu Kürdistan coğrafyasında savaş sürecinde eko-kırım olmuş deniyor fakat bu süreçte de yerli ya da yabancı sermaye farklı alanlarda farklı şekillerde ekokırım yapmaya devam ediyor. Muş, Varto’da da yaşanan durum şu an bu. Zaten bölge daha önceki süreçlerde Alparslan 1-2 portrajlarıyla ciddi anlamda bir ekolojik yıkımla karşı karşıya kaldı. Bir sürü köy boşaltıldı. Tarihi sit alanları sular altında kaldı. Ondan sonra Goşkar Vadisi’nde yine Çağlar Elektrik’in 2002’de yapmış olduğu bir HES projesi var.”

“Ekolojik yıkım göçü de tetikliyor”

Goşkar Vadisi’ndeki talanın yalnızca doğayı değil toplumsal yaşamı da etkilediğini söyleyen Ödük, sözlerine şöyle devam etti:

“Bölgede son kalan su, Ava Spî denen bir su. Oradaki halkımız da Alevi inancına mensup insanlar olduğu için bu durum aslında bölgede göçü de tetikliyor. Sadece bir ekolojik yıkımdan ibaret değildir bunlar. Toplumsal sorunları da beraberinde getiriyor.”

Şirketler direnişi kırmaya çalışıyor

“Köylülere bir izin alınacak, sondaj açılacak ama belki yapılır, belki yapılmaz demişler. Bunlar direnişi kırma amaçlı söylemler. Oysa bir Amerikan şirketinin gelip burada araştırma yapmadan tutup 4 milyon dolar verip -en düşük bir sondaj maliyeti o kadardır- sondajı açıp gitmesi mümkün değil.”

Direniş alanı genişletilirse başarıya ulaşır

Bunun sadece yerel bir problem olmadığını anlatan Ödük, halkla birlikte yapacakları bölgesel dayanışma çalışmalarını ifade etti. Varto’da köy toplantıları ve bilgilendirme çalışmalarının sürdüğünü ifade eden Ödük, milletvekilleriyle de görüşmeler yaptıklarını söyledi.

Varto’da eylem birliği

Ekolojik mücadelede halkın rolünün belirleyici olduğunu vurgulayan Ödük, Kürt illerinde yürütülen talan politikalarının Batı’dakilere kıyasla daha fazla kültürel ve toplumsal sebeplere dayandığını vurguladı.

“Karadeniz’in ormanları da bizim ormanlarımızdır. Hindistan’ın ormanları da bizim ormanlarımızdır. Fakat fark şudur. Batı’daki mevcut durum, bir sermaye odağı etrafında gelişen bir durum söz konusu. Buradaki sorun sadece sermaye sorunu değil. Bunu net bir şekilde Alpaslan 1-2 barajlarında da gördük. Şu an Cizre’de yapılmayı düşünülen Nerbüş Deresi üzerindeki barajda da gördük. Bunu GAP projesi dahilinde boşaltılan köylerde de gördük. O devasa Ilısu barajında, HasanKeyf’in yok edilmesinde, kültürel hafızanın yok edilmesinde gördük. Bu durum sadece Kürdistan’da yaşayan halkların problemi de değil.”

Ödük, Kürt bölgelerindeki ekolojik yıkıma uluslararası ve yerel ekoloji örgütlerinin daha fazla dikkat göstermesi gerektiğini söyledi.

“Biz kalkıp Karadeniz’in ormanlarına da kaz dağlarına da ses çıkarabildik. Çukurova’da kullanılan pestisitlere karşı da arkadaşlarımız orada çalışıyor. Bu doğa bizim ortak yaşam alanımız. Yok olduğu zaman ne ideolojik tarafı kalır ne bir etnik köken tarafı kalır ne bir kültürel tarafı kalır. Dolayısıyla Batı’daki ekoloji örgütlerinin de Kürdistan’a bu şekilde yaklaşması lazım. Yani burası bittiği zaman, tükendiği zaman zararı onlar da görecektir.”

Varto Ekoloji Platformu basın açıklaması yaptı

Varto Ekoloji Platformu 7 Mart’ta bir basın açıklaması yapan platform üyelerine DEM Parti Milletvekili Sümeyye Boz Çakı da destek verdi.

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.