İHD: “Yasal güvence olmadan eskiye dönüş riski var”

İnsan Hakları Derneği (İHD), bugünkü eş zamanlı basın açıklamalarında Kürt meselesinin çözümüne yönelik başlatılan süreçte somut yasal adımların bir an önce atılması gerektiğini vurguladı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) bugün (27 Nisan) “Silahsızlanma ve barış hukuki reformlarla güvence altına alınmalıdır” başlığıyla tüm şubelerinde eş zamanlı olarak basın açıklaması gerçekleştirdi.

Açıklamada PKK’nin Ekim 2024’te aldığı silah bırakma ve kendini feshetme kararıyla yeni bir evreye giren barış sürecinde, devletin bu iradeyi destekleyen yasal düzenlemeleri henüz hayata geçirmediğine dikkat çeken İHD, gecikmenin süreci tehlikeye atabileceği konusunda kamuoyunu uyardı.

İHD, yaptığı açıklamada silahların susmasının ve çatışma kaynaklı yaşam hakkı ihlallerinin ortadan kalkmasının tarihi bir fırsat yarattığını belirterek hukuki güvenceye kavuşturulmayan müzakere süreçlerinin kalıcı barışla sonuçlanmadığını vurguladı. Dernek, 2013-2015 yılları arasında yürütülen çözüm sürecinin de hukuki ve idari reformlar hayata geçirilmediği için başarısızlıkla sonuçlandığını hatırlattı.

Komisyon raporu beklemede

TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun nihai raporunu Meclis’e sunmasının üzerinden iki ayı aşkın süre geçmesine karşın herhangi bir adım atılmadığına dikkat çeken İHD, siyasi aktörlerin reformları “bayram sonrasına” ertelediğini, ancak söz verilen tarihlerde de somut gelişme yaşanmadığını kaydetti:

“Mevcut durumda fiili silahsızlanma iradesine karşılık, devletin bu iradeyi destekleyecek ‘geçiş dönemi yasalarını’ hayata geçirme konusunda söylem düzeyinde kalan bazı beyanlar haricinde süreci tahkim edecek somut adımlara dönüşmemiştir. Dünyadaki çatışma çözümü deneyimleri göstermiştir ki; hukuki ve idari reformlarla desteklenmeyen, yasal statüye kavuşturulmayan müzakere girişimleri, tekrarlanma ve eskiye dönüş riski taşımaktadır. Kürt Meselesinin çözümü konusunda önemli bir adım olarak değerlendirdiğimiz TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun, nihai raporunu tamamlayıp Meclise sunmasının üzerinden iki ayı aşkın bir süre geçmiştir. Siyasi aktörler yapılması planlanan reformlara dair bayram sonrasını işaret etmesine rağmen bugüne kadar hiçbir adımın atılmamış olması endişe vericidir. 2025 yılı içerisinde de muğlak da olsa çeşitli zaman dilimlerine infaz yasası başta olmak üzere bazı yasal düzenlemelere işaret edilmiş ancak her defasında ulusal ve bölgesel gelişmeler gerekçe gösterilerek geri adım atılmıştır.”

PKK’nin silah bırakmasına ilişkin çerçeve yasa çıkarılsın

İHD, açıklamada hükümetten bir an önce bir dizi yasal adım atmasını talep etti:

  • PKK’nin silah bırakmasına ilişkin çerçeve yasa en kısa sürede çıkarılmalı; yasa bütünlükçü ve açık olmalı, silah bırakan bireylerin eğitim, sağlık ve istihdam gibi ihtiyaçlarını karşılayacak destek mekanizmaları içermelidir.
  • Yasanın uygulanmasını denetlemek üzere TBMM bünyesinde tüm siyasi partilerin ve sivil toplumun katılımıyla bir İzleme ve Denetleme Komisyonu kurulmalıdır.
  • Tüm siyasi mahpuslar için serbest bırakılmayı sağlayacak yasal düzenleme yapılmalıdır.
  • Kayyım atanan belediyelerin seçilmiş başkanları görevlerine iade edilmelidir.
  • Hasta mahpuslar derhal serbest bırakılmalıdır.
  • Belediye başkanları, gazeteciler ve sivil toplum temsilcilerine yönelik yargısal tacize son verilmelidir.
  • Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kaldırılarak ilgili mevzuat AİHM ve AYM kararları doğrultusunda yeniden düzenlenmelidir.
  • KHK ile işten çıkarılan kamu görevlileri göreve iade edilmelidir.

İHD ayrıca tarafların sivillere karşı işlediği suçlar bakımından hakikat, adalet ve onarımı esas alan koşullu sorumluluk mekanizmalarının kurulmasını da talep etti.

İHD açıklamasını “Çatışmasızlık ve silahsızlanma ile elde edilen bu tarihi fırsatın kalıcı bir barışa dönüşmesi için siyasi ve hukuki adımların mümkün olan en kısa süre içinde hayata geçirilmesini talep ediyoruz” diyerek sonlandırdı.

İHD: ‘Rojava protestoları’ sırasında pek çok hak ihlal edildi

İHD’nin raporuna göre, en az 930 kişi protestolara katıldığı ya da konuyla ilgili sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltına alındı. 1’i gazeteci, 32’si çocuk en az 123 kişi tutuklandı.

Foto: Adnan Bilen /MA, Rojava’ya yönelik saldırılara karşı yapılan protesto gösterilerinde yaşanan polis şiddeti

İnsan Hakları Derneği (İHD) 6 Ocak 2026 tarihinde Suriye’de geçici Şam yönetiminin Halep’te Kürtlerin yoğun yaşadığı mahallelere yönelik saldırıları ile başlayan ve Rojava’nın geneline yayılan saldırılara karşı Türkiye’de gerçekleşen protesto gösterilerinde, yaşanan hak ihlallerine dair bir rapor hazırladı.

İHD Dokümantasyon Merkezi tarafından basına ve diğer açık kaynaklara yansıyan bilgilerin yanı sıra, İHD şubelerinin gözlem raporlarından faydalanılarak hazırlanan raporda, 6 Ocak 2026 ile 12 Şubat 2026 tarihleri arasında tespit edilebilen ihlaller yer alıyor.

İHD’nin raporuna göre, en az 930 kişi protestolara katıldığı ya da konuyla ilgili sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltına alındı. 1’i gazeteci, 32’si çocuk en az 123 kişi tutuklandı.

İHD’nin raporunda tespit edilen bazı ihlaller şunlar:

22 ilde müdahale oldu

  • Suriye’de Kürtlere yönelik saldırılara ilişkin tepki ve protestolarla ilgili olarak en az 22 ilde 70’ten fazla barışçıl gösteriye kolluk güçlerince müdahale edildi. Aralarında belediye eş başkanları, insan hakları savunucuları, sendika ve meslek örgüt yöneticileri, gazeteciler ve çocukların da olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.
  • Müdahalelerde biber gazı gibi kimyasal ajanların yanı sıra, plastik mermi, tazyikli su kullanıldı. Kolluk güçlerinin çok sayıda kişiye fiziksel şiddet uyguladığı, gözaltına alınanların ters kelepçelendiği tespit edildi.
  • 3 ilde (Urfa, Mardin ve Diyarbakır’da) valilikler her türlü eylem ve etkinliği çeşitli sürelerle yasakladı.
  • Mersin’de 1 mülteci, sivil bir kişinin protestocuları tehdit amaçlı rastgele açtığı ateş sonucu yaşamını yitirdi. 4’ü gazeteci en az 5 kişi kolluk güçlerince çeşitli biçimlerde yaralandı.
  • En az 930 kişi protestolara katıldığı ya da konuyla ilgili sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltına alındı. 1’i gazeteci, 32’si çocuk en az 123 kişi tutuklandı.
  • Çok sayıda kişi hem protestolara yönelik müdahaleler hem de gözaltı ve cezaevi süreçlerinde işkence ve kötü muameleye maruz kaldı.

Gazeteciler engellendi

  • En az 8 gazeteci haber takibi sırasında gözaltına alındı. Gazeteci Nedim Oruç tutuklandı.
  • Mezopotamya Ajansı, Jinnews, ETHA, Yeni Yaşam, Ajansa Welat’ın da aralarında olduğu haber kuruluşlarına ait 40’tan fazla sosyal medya hesabı ve internet sitesine erişim engeli getirildi. Yüzlerce sosyal medya hesabına erişim engellendi.
  • Suriye’deki saldırılar sırasında HTŞ ve beraberindeki silahlı grupların infaz ettikleri kadınların saç örgülerini kesmelerine tepki olarak, sosyal medyada saç örme videosu paylaşan 2’si çocuk 4 kişi gözaltına alındı, bir çocuk tutuklandı. Aynı içerikteki video nedeniyle bir hemşire görevden uzaklaştırıldı. Yine aynı nedenle Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), Amedspor kulübüne, kulüp başkanına ve oyuncu Çekdar Orhan’a çeşitli idari cezalar verdi.
  • Başka ülke vatandaşı en az 46 kişi sınır dışı edildi.

İnfografi

Kitlesel Gözaltılar ve Müdahaleler: 22 İlde Bilanço
22 İl
Müdahale Oldu
70+ Protesto
Engellendi
930+ Gözaltı
Protesto / SM Paylaşımı
123 Tutuklama
En Az (32’si Çocuk)
Müdahale ve Yöntemler
Protestolara kolluk güçlerince biber gazı, plastik mermi ve tazyikli su kullanıldı.
Gözaltına alınanların ters kelepçelendiği ve fiziksel şiddet uygulandığı tespit edildi.
Urfa, Mardin ve Diyarbakır valilikleri her türlü eylem ve etkinliği yasakladı.
Belediye eş başkanları, insan hakları savunucuları, sendikacılar ve çocuklar da gözaltına alınanlar arasında.
Kayıplar ve İhlaller
Mersin’de bir sivilin rastgele açtığı ateş sonucu 1 mülteci yaşamını yitirdi.
4’ü gazeteci en az 5 kişi kolluk güçlerince yaralandı.
Hem protestolarda hem de gözaltı/cezaevi süreçlerinde işkence ve kötü muamele rapor edildi.
Basın ve İfade Özgürlüğü
En az 8 gazeteci gözaltına alındı; Nedim Oruç tutuklandı.
40+ haber sitesi ve sosyal medya hesabına (MA, Jinnews, Yeni Yaşam vb.) erişim engeli.
Yüzlerce bireysel sosyal medya hesabına erişim yasaklandı.
Özel Cezalar ve Saç Örme Davası
• Saç örme videosu nedeniyle 2’si çocuk 4 kişi gözaltına alındı, bir çocuk tutuklandı.
• Aynı içerik nedeniyle bir hemşire görevden uzaklaştırıldı.
• PFDK, Amedspor kulübüne, kulüp başkanına ve oyuncuya cezalar verdi.
• Başka ülke vatandaşı en az 46 kişi sınır dışı edildi.
Veriler İHD’nin raporundan derlenmiştir.

Hasta mahkum Taşar hayatını kaybetti: “ATK tarafsız değil”

Tahliyesi sürekli ertelenen hasta mahkum Mehmet Edip Taşar, 24 Mart’ta hayatını kaybetti. ÖHD Hapishane Komisyonu üyesi Yıldız: “Hasta mahkumlar göz göre göre ölüme mahkum ediliyor.”

Marmara 5 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde 27 Aralık 2022 tarihinden beri tutulan hasta mahkum Mehmet Edip Taşar, 24 Mart’ta tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Taşar, İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) “hasta mahpuslar” listesinde yer alıyordu.

İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi, 25 Şubat tarihinde hasta mahkum Mehmet Edip Taşar’ın durumuna ilişkin İstanbul Beyoğlu’nda bulunan baro binasında basın toplantısı gerçekleştirmişti.

Toplantıda İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi üyesi Rabia Gündoğmuş, Taşar’ın 40 kiloya düştüğünü, görme, yürüme ve konuşma kabiliyetinin azaldığını vurgulamıştı.

Merkez 13 Mart tarihinde de konuya dikkat çekmek üzere bir basın açıklaması yayımlamıştı.

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi 26 Şubat’ta, Taşar’ın Adli Tıp Kurumu’na sevki sırasında doktorların sözlü ve fiziksel saldırısına uğradığını açıklamıştı.

2025’te hasta mahkum sayısı

İHD 2025 Yılı Hasta Mahpuslar Raporu‘na göre Türkiye Hapishanelerinde tespit edildiği kadarıyla 161’i kadın ve 1251’i erkek olmak üzere en az 1412 hasta mahkum bulunuyor. Rapora göre, 335 mahkumun sağlık durumu ağır.

Bunların arasından 230’u tek başına yaşamını devam ettiremiyor ve 105’inin de desteğe ihtiyacı bulunuyor. 188 mahkumun ise hastalıkları nedeniyle sürekli olarak kontrol edilmesi gerekiyor.

Raporda hasta mahkumların zamanında revire götürülmemesi, 3. basamak sağlık hizmetlerine sevk işlemlerinde ise aylarca sırada bekletilmeleri ve yetersiz beslenme, ısınma ve hijyen koşullarında yaşadıkları belirtilmişti.

ÖHD, Taşar’ın ölümü ardından yaptığı açıklamada yapılan birçok hukuki başvuruda infaz erteleme kararı veya sağlık durumuna rağmen Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından “hapishanede kalamaz” raporu verilmediğini belirtmişti.

ÖHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu Üyesi Destina Yıldız, Taşar ve hasta mahkumlar konusu ile ilgili olarak Niha+‘ya konuştu. Yıldız, Mehmet Edip Taşar’ın ve bütün hasta mahkumların ölümüne ilişkin ATK’nin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan uzak yapısı sebebiyle hasta mahkumlarla ilişkin dosyalar başta olmak üzere birçok dosyada çelişkili raporlar verildiğini vurguladı.

ATK raporlarının nasıl hazırlandığı sürecini anlatan Yıldız, sözlerine şöyle devam etti:

“Hasta mahkumlar özelinde 5275 Sayılı Kanunu’nun 16. maddesinin 3. fıkrasında ‘hastalığının hayatı için kesin tehlike teşkil ettiğine Adli Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan rapor gereği karar verilen’ kişilerin infazlarının ertelenebileceği düzenlenmiştir. Buna göre hasta mahkumun infazının ertelenmesi için önce savcılığa başvurarak hastaneye sevkinin sağlanması, daha sonra ilgili heyetten rapor alınması, hazırlanan bu raporun onay için Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesi veya doğrudan hasta mahkumun Adli Tıp Kurumu’na sevkinin yapılması gerekmektedir. Muayene sonrasında raporun burada hazırlanıp ATK’nin onayladığı veya hazırladığı rapor sonrasında ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından mahkumun ‘toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı’ şeklinde değerlendirilme yapılması gerekiyo.

ATK raporları fiilen uygulanmıyor

Yıldız, hasta mahkumların durumları göz önünde bulundurulduğunda ATK raporlarının fiilen gerçekleştirilmediğini belirtti.

“Adli Tıp Kurumu tarafından ‘hapishanede kalamaz’ raporu verilen durumlarda da mahkumların tahliyeleri savcılıklar veya mahkemeler tarafından gerçekleştirilmiyor. Hasta mahkumlar; savcılık, hastane ve Adli Tıp Kurumu arasındaki çelişkili raporlarla ölüme mahkum ediliyor.”

Yıldız, AİHM’in özellikle ölümcül hastalığa yakalanmış kişiler veya sağlık durumu hapishane koşulları ile uyumsuz hale gelmiş kişilerin alıkonulmaya devam etmesinin 3. maddede düzenlenen işkence yasağı kapsamında değerlendirilebileceğini ifade ettiğini anlattı.

“Uluslararası ve ulusal düzenlemeler ile yargı kararları kapsamında devlet hapishanelerdeki mahkumların sağlık ve yaşamlarından sorumludur. Mahkumların başta yaşam hakkı olmak üzere tedavi ve sağlık hakları önündeki engelleri kaldırarak mahkumların tedavi ve sağlık haklarına erişimini sağlamakla yükümlüdür.”

Mahkumlar göz göre göre ölüme mahkum ediliyor

“Oysa bugün Türkiye’de hasta mahkumlar ya hiç tahliye edilmiyor ya da ölüm eşiğine gelmeden tahliye edilmiyor. Bu aşamada tahliye edilen hasta mahkumlar geciken teşhis ve tedaviler nedeniyle kısa süre sonra hayatlarını kaybediyorlar. Hasta mahkumlar göz göre göre ölüme mahkum ediliyorlar. Hayatını kaybeden hasta mahkum Mehmet Edip Taşar da bu isimlerden birisi. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenmiş olan “hapishanede kalamaz” raporuna rağmen tahliye edilmemesi ve ölüme mahkum edilmesi devletin politik mahkumlara ve hasta mahkumlara yaklaşımının en açık göstergesidir.”

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.