LGBTİ+ derneklerine, mekanlarına ve aktivistlere dönük operasyonlara siyasetçiler, hukukçular, siyasi partiler ve hak savunucuları tepki gösterdi. Yapılan açıklamalarda operasyonun siyasi olduğu ve LGBTİ+ varlığının hedef alındığı söylendi.

Bugün gece saatlerinde polis LGBTİ+ derneklerine, mekanlarına ve aktivistlere dönük “Ailem Güvende” adı altında eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirildi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda operasyonların 5 il merkezli ve toplam 15 ili kapsadığını; 162 kişi, 9 dernek ve 13 işletmeye yönelik adli işlemlerin gerçekleştirildiğini duyurdu.
LGBTİ+ dernekleri, aktivistler ve mekanlara yönelik operasyonlara siyasetçiler, hukukçular, siyasi partiler ve hak savunucuları tepki gösterdi.
DEM Parti Kadın Meclisi: Saldırılara asla sessiz kalmayacağız!
DEM Parti Kadın Meclisi “LGBTİ+ derneklerini, hak savunucularını ve dijital yayın mecralarını hedef alan gözaltı, arama, el koyma ve erişim engelleme saldırılarını kabul etmiyoruz.” dedi.
Açıklamanın devamında şöyle denildi:
“‘Ailem Güvende’ isminin verildiği bu operasyon, adından da anlaşılacağı üzere toplumu tahakküm altına alma operasyonudur. Tekçi ve cinsiyetçi politikaların ısrarla sürdürüldüğünün açık bir kanıtıdır.
Kadınlar her gün, “güvenli” denilen ailelerin içerisinde şiddete maruz bırakılmakta, katledilmektedir. Farklı cinsel kimlikler bu ülkenin, ailelerin ya da toplumun güvenlik sorunu değildir.
Asıl güvenlik sorunu; kadınların ve LGBTİ+’ların yaşamlarını tehdit eden şiddet, cezasızlık ve ayrımcılıktır.
Hak savunucularını susturarak, nefret suçlarını körükleyerek, yayınları engelleyerek ve örgütlenme özgürlüğünü hedef alarak toplumu güvende tutamazsınız.
Adalet, bir kişi veya zümre için değil, herkes için olmalıdır. Adalet Bakanlığı’nın görevi hak savunucularını, gazetecileri, LGBTİ+’ları ve demokratik örgütlenmeleri baskı altına almak değil; herkesin hak ve özgürlüklerini güvence altına almaktır.
Toplumun güvenliği, baskıyla ve yasaklarla değil; eşitlik, özgürlük, adalet ve yaşam hakkının güvence altına alınmasıyla mümkündür.
Bir arada ortak ve eşit yaşamın savunucuları olarak LGBTİ+’lara yönelik saldırılara asla sessiz kalmayacağız!
Gözaltılar derhal serbest bırakılmalıdır!
Herkes için adalet, herkes için özgürlük, herkes için eşit yaşam!”
DEM Parti Milletvekilleri Saki ve Konukçu devletin “cezasızlık politikasına” tepki göstererek sosyal medya hesaplarında birer açıklama yaptılar.
DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, X hesabından yaptığı paylaşımda “Uydurma suçlarla insanlara, dayanıştıkları mekanlara saldırıyorsunuz.” dedi.
“Hedef aldığınız derneklerin, insanların ortak noktası sizin dayattığınız aileci, ahlakçı ve nefret üreten politikalara karşı çıkmaları.” diyen Saki, “aileyi koruma” adı altında iktidarın toplumu tek bir yaşam biçimine daraltmak, LGBTİ+’ları hedef göstermek ve hakları için mücadele edenleri kriminalize etmek istediğini ifade etti.
DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu da iktidarın “aileyi korumak” adı altında iktidarın kadınların ve LGBTİ+’ların katledilmesinin önünü açtığını, cezasızlık politikaları ile bunu teşvik ettiğini söyledi.
“Nefrete inat yaşasın hayat!” dedi.
İHD: 12 Eylül zihniyetine teslim olmayacağız!
İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi LGBTİ+ Komisyonu, operasyonlara karşı yaptığı açıklamada “12 Eylül zihniyetine teslim olmayacağız.” dedi.
Yaşanan tablonun bir adli soruşturma değil “aileyi ve çocukları koruma” söylemi üzerinden toplumu tekçi bir aile modeline zorlayan, LGBTİ+’ları ve bağımsız sivil toplumu tasfiye etmeyi amaçlayan siyasi bir operasyon olduğunu söyleyen İHD, “12 Eylül’ün dernekleri kapatan, yayınları yasaklayan ve farklı olanı düşmanlaştıran devlet aklı bugün ‘Ailem Güvende’ adıyla sürdürülmektedir.” diyerek “süreklilik” vurgusu yaptı.
“LGBTİ+’ların, HIV ile yaşayanların ve hak savunucularının yanındayız! 12 Eylül zihniyetine teslim olmayacağız!”dedi.
Yeni Partili Gökçen: Toplumsal barışa zarar veriyor
Yeni Parti İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen ise tepkisini şu sözlerle aktardı:
“LGBTİ+ hakları savunucularının hedef alınması, aynı anda hem kimliklerin ve varoluşun cezalandırılması hem de meclisten geçirilememiş iki yasanın birden uygulamaya konmasıdır. Etki ajanlığı yasası geçmedi, eşcinselliğe özendirme (!) yasası geçmedi.”
“Başka ülkelerde yazılmış ve planlanmış nefret kampanyalarının ucuz bir kopyala-yapıştır örneği ülkemizde sergilenmekte ve toplumsal barışa büyük bir zarar vermektedir.”
“Dinlediğiniz grubun yasaklanması, konserine gideceğiniz sanatçının hedef gösterilmesi, çocuğunuzun bakanlık tarafından iş cinayetlerine teslim edilmesi, oy verdiğiniz kişinin tutuklanması ve bu derneklere yapılan operasyon birbirinden bağımsız değildir: aksine, biri için yaratılan meşruiyet bir diğeri için güç sağlamaktadır. Dolayısıyla bütüncül bir hak ve özgürlük mücadelesi bugünlerde hayatidir ve gerçekten de bir haysiyet mücadelesidir.”
Karaca: Adalet Bakanı nefret ve ayrımcılığı körüklüyor
EMEP Genel Başkan Yardımcısı ve Antep Milletvekili Karaca, “Bir Adalet Bakanı düşünün ki; anayasal örgütlenme hakkını kriminalize ediyor, nefret ve ayrımcılığı bizzat körüklüyor, nefret ve düşmanlığın devlet eliyle büyütülmesine öncülük ediyor!” ifadeleriyle Akın Gürlek’e tepki gösterdi.
Operasyonların toplumu “makbul aile” ve “makbul yurttaş” kalıbına sokmak için yapıldığını ifade eden Karaca, “LGBTİ’lerin yaşam ve örgütlenme hakkını savunmak, bu ülkede herkesin haklarını ve özgürlüğünü savunmaktır.” dedi.
Karaca; nefret siyasetine, baskıya ve örgütlenme hakkının gaspına karşı yaşam hakkını, eşitliği, anayasal özgürlükleri ve örgütlenme hakkını savunmaya devam edeceklerini söyledi, gözaltına alınanların serbest bırakılmasını talep etti.
ÖHD ve ÇHD de operasyonlara tepki gösterdi
Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) gözaltıların ifade ve örgütlenme özgürlüğü başta olmak üzere temel hak ve özgürlükler açısından ihlal niteliğinde olduğunu söyledi.
Operasyonların 12 Eylül Darbesi’nin yıl dönümüne denk geldiğini hatırlatan ÖHD, yaşananlar için “Devletin farklı kimlik ve yaşam biçimlerine yönelik baskı ve kriminalizasyon pratiklerinin hala ne kadar canlı olduğunu hatırlatmaktadır.” dedi.
“LGBTİ+ haklarını savunmak suç değildir. Tam aksine demokratik toplumun gereğidir.” diyen ÖHD, gözaltı ve baskı uygulamalarına son verilmeli çağrısı yaptı.
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi de X hesabından yaptığı paylaşımda “LGBTİ+ derneklerinin yönetim ve denetim kurullarında görev yapan üyeler ev baskınlarıyla gözaltına alındı. Dernek ofisleri basılıyor. Nefreti körükleyen, ahlakçı, aileci politikalarla örgütlenme özgürlüğünü gasp eden saldırıların karşısında, LGBTİ+’ların yanındayız!” dedi.
SKM: Gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılsın
Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) yaptığı açıklamada “Hangi aile?” diye sordu.
“Erkek egemen heteroseksist devlet, kadın ve LGBTİ+’ların her gün katledildiği, şiddet gördüğü, sömürüldüğü ailelere sığdıramadığı herkesi gözaltı ve tutuklama saldırılarıyla hizaya getirmeye çalışıyor.” diyen SKM, “Gözaltılarla, tutuklamalarla, yasaklarla varoluşumuzu yok edemezsiniz.” dedi.
“Gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılsın.” çağrısı yaptı.


