16 Ekim gecesi Ege Üniversitesi’nde 160 köpeğin işkenceyle kampüsten toplatılması, üniversite öğrencilerinin çağrısıyla Kadıköy Süreyya Operası önünde bir basın açıklamasıyla protesto edildi.

Fotoğraf: Gökçe Bayrak
Bugün (18 Ekim) üniversite öğrencilerinin çağrısıyla İstanbul Kadıköy’de yaşam hakkı savunucuları bir araya gelerek İzmir Ege Üniversitesi’nde 16 Ekim gecesi 160’a yakın köpeğin işkence ile kampüsten toplatılmasını protesto etti.
Kadıköy Süreyya Operası önünde bir araya gelen yaşam yaşam hakkı savunucuları ve üniversite öğrencilerinin bir araya geldiği eylemin basın açıklamasında kaçırılan köpeklerin akıbetlerinin açıklanması ve yaşam alanlarına geri bırakılmaları talep edildi.
Ege Üniversitesi Hayvan Hakları Topluluğu’nun aktardığına göre 16 Ekim gecesi saat 23.00 sularında, kampüste öğrenciler tarafından bakımları üstlenilen yaklaşık 160 köpek emniyet güçleri, Bornova Belediyesi Veteriner İşler Müdürlüğü, Bornova Kaymakamlığı ve Ege Üniversitesi’ne kayyım olarak atanan rektör Musa Alcı tarafından toplatılmıştı.
Genelgelerin arkasına sığınanların aylar önce arkadaşlarını işkenceyle gözaltına aldırdıklarını belirten üniversite öğrencileri sözlerine şöyle devam etti:
“Şimdi de ‘katliam yasasınına’ ve işbirlikçi Cemil Tugay’a güvenerek bizim kampüslerimizde bizlerin baktığı hayvanları katlediyor.”
Basın açıklamasının tamamı şöyle:
“16 Ekim gecesi saat 23.00 sularında, Ege Üniversitesi Hayvan Hakları Topluluğu Eğitim Alanında öğrenciler tarafından bakımları üstlenilen 150’yi aşkın köpek, Bornova Belediyesi Veteriner İşler Müdürlüğü, Bornova Kaymakamlığı, Polis ve Ege Üniversitesi kayyum rektörü Musa Alcı işbirliğiyle işkenceyle kaçırıldı. Haberi alan sıra arkadaşlarımız köpekleri kurtarabilmek amacıyla kampüste buluştular, canla başla savundukları köpeklerin araçlara bindirilerek ölüme gönderilmemesi için saatlerce direndiler.
Bornova Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü Melike Alpdağ alana geldiğinde yapılan kaçırma işlemine dair yazılı resmi bir karar gösterilmesi istenilmesine rağmen sıra arkadaşlarımıza hiçbir belge gösterilmemiş ve onlarca köpek işkenceyle belediye araçlarına yüklenmeye devam etmiştir. Bunun üzerine avukatlar, kendisi ile görüşüp yeniden resmi bir yazılı karar talep ettiğinde hiçbir karşılık bulamamış ve avukatların görüşme talebi de reddedilmiştir. Polisin işkencesine, tacizine, hakaret ve tehditlerine maruz bırakılan sıra arkadaşlarımız, her şeye rağmen kampüsten henüz toplatılmayan köpekleri kurtarmayı başardılar. Kurtarılan köpeklere geçici ve kalıcı yuva arayışı hâlâ devam ediyor!
Genelgelerin arkasına sığınarak aylar önce arkadaşlarımızı işkenceyle gözaltına alanlar şimdi de “katliam yasasınına” ve işbirlikçi Cemil Tugay’a güvenerek bizim kampüslerimizde bizlerin baktığı hayvanları katlediyor.
Üniversite bileşenlerinin rızası ve bilgisi dışında, bir gece yarısı ışıklar karartılarak gerçekleştirilen bu katletme operasyonu, başlı başına yaşam hakkına örgütlü bir saldırının ürünüdür. AKP-MHP iktidarının “sokak güvenliği, çocuk güvenliği, toplum sağlığı” gibi uydurma bahanelerle “katliam yasası” adını verdiğimiz yasayı çıkarma ve sokak hayvanlarına yönelik katletme pratikleri yıllardır karşımızda duruyor. “Bu suça ortak olmayacağız” diyen belediyelerin birçoğunun katliama ortak olduğunu, binlerce sokak köpeğini işkenceyle katlettiğini biz bugün çok iyi biliyoruz. Okullarda, sokaklarda, yurtlarda tacizler, katliamlar, istismarlar ve işkenceler sürerken güvenliği tehdit edenin ne köpekler ne LGBTİ+lar ne de burada bir araya gelen bizler olmadığını çok açıktır. Katliamların üzerini örtmek için bahane arayan AKP-MHP iktidarı, her dönem farklı ezilen kimlik ve türleri bahanesine kılıf olarak kullanıyor. Biz bu kılıflara inanmayacak, buna karşı mücadeleyi büyüteceğiz!
Özerk-demokratik üniversite mücadelesi; söz, yetki ve kararın üniversite bileşenlerinde olan, tacizden, sömürüden temizlenmiş, cinsiyetçi, ırkçı ve fobik politikaların hüküm sürmediği üniversiteleri yaratma mücadelesidir. Bu mücadelede biz öğrencilere düşen en büyük görev, kampüslerimizde yaşayan her bir canlının özgür ve eşit yaşama hakkını ne olursa olsun savunmaktır. Türlü genelgelerle kampüslerin mücadeleden, örgütlülükten, dayanışmadan arındırılması çabalarına karşı bugün ve bundan sonra ortak mücadeleyi daha da sıkı omuzlayarak hareket etmek hepimizin bir sorumluluğudur. Kaçırılan köpeklerin sağlık durumlarının ne olduğu ve hangi koşullarda barındırıldığı bilinmemektedir.
Üniversite öğrencileri olarak taleplerimiz açıktır: Kayyum Rektör Musa Alcı’nın Ege Üniversitesindeki köpeklere yönelik gerçekleştirilen, öldürme amacı taşıyan operasyona dair derhal bir açıklama yapması,Bornova Kaymakamlığının ve Bornova Belediyesinin Ege Üniversitesinde yaşayan köpekleri derhal yaşadıkları alana geri götürmesi,Herhangi bir köpeğe zarar verilmişse bunun derhal incelenmesi ve başta Ege Üniversitesi Kayyum Rektörlüğu olmak üzere Bornova Belediyesi ve Bornova Kaymakamlığının etkin bir soruşturmaya tabii tutulması, Ege Üniversitesi Hayvan Hakları Topluluğu Eğitim Alanının kayyum rektörlük tarafından özelleştirilerek üniversitenin bir bölümünün rant uğruna satılması kararından derhal geri dönülmesi. Taleplerimiz yerine getirilene kadar her kampüsü, her sokağı, her mahalleyi eylem alanına çevirecek; katillerden hesap sormayı sürdüreceğiz!”



