Ailem Güvende Operasyonları

Av. Furkan Yurt: “Genel ahlak” gibi kavramlar hukuki gerekçe olarak kullanılıyor

“Ailem Güvende” operasyonları kapsamında gözaltına alınan LGBTİ+’lar gözaltı ve cezaevi süreçlerinde çeşitli hak ihlallerine uğradı. Avukat Furkan Yurt, soruşturma dosyalarında “genel ahlak”, “edep ve haya duygusu” gibi yoruma açık ifadelerin doğrudan hukuki gerekçe olarak kullanıldığını ve dosyaya konan gizlilik kararı nedeniyle avukatların müvekkillerine erişiminin uzun süre engellendiğini aktardı.

Fotoğraf: Serra Akcan / csgorselarsiv.org

Kaos GL Derneği, 13 Eylül’deki erişim kısıtlamaları ve ev baskınları ile başlayan “Ailem Güvende” operasyonları kapsamında Sincan Cezaevi’ne gönderilen arkadaşlarının çeşitli hak ihlallerine uğradığını duyurdu.

Kaos GL’nin kaydettiği hak ihlalleri şunlar: gözaltı sürecinde zorla uyuşturucu testi, fiziksel şiddet ve zorla saç kesimi, cezaevinde çıplak arama dayatması, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine yönelik hakaret ve tehdit, kasıtlı tecrit ve arkadaşlarımızın zorla birbirinden koparılması, düzenli kullanılması gereken ilaçlara, temiz suya, hijyen malzemelerine ve temiz kıyafetlere erişim engeli, hapishane içinde can güvenliği tehdidi.

İstanbul’da “Ailem Güvende” operasyonları kapsamında gözaltına alınan 35 kişi arasından en az 9’u LGBTİ+ dernek üyesi olan 20 kişi, 16 Eylül’de tutuklandı. Savcılık, tutuklama talebinde “çocukların üstün yararı”, “Türk aile yapısı” ve “genel ahlak”ı gerekçe gösterdi.

Dün (20 Eylül) İstanbul Barosu İnsan Hakları, Avukat Hakları ve Kadın Hakları Merkezi’nin yaptığı basın açıklamasına göre, 12 Eylül’ü 13 Eylül’e bağlayan gece birçok dernek ve mekana eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirildi, dernek ve kişilerin dijital cihazlarına el konularak bazı dernek ofisleri ile kişilerin yaşadığı evler kolluk görevlileri tarafından dağıtıldı. Soruşturmalarda “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “uyuşturucu” “müstehcenlik”, “fuhuş”, “Dernekler Kanunu’na muhalefet” gibi suçlamalar yöneltildiğini aktaran baro, Adalet Bakanı Gürlek’in bazı derneklerin yurtdışından aldığı fonların MASAK tarafından incelendiğini açıkladığına da vurgu yaptı.

Av. Yurt: Yoruma açık kavramlar gerekçe olarak kullanılıyor

Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği’nden (SPoD) Avukat Furkan Yurt’a göre, bu soruşturma dosyalarında yöneltilen suçlamalar ağırlıklı olarak “Dernekler Kanunu’na Muhalefet”, “Fuhşa Teşvik veya Aracılık”, “Uyuşturucu Madde Kullanmak” ve “Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak” iddialarına dayanıyor.

Avukat Furkan Yurt

Avukat Yurt, tutuklamaya sevk evrakında Dernekler Kanunu’na muhalefet iddiası dışındaki suçlamalara ilişkin somut bir delile rastlanmadığını, bu sebeple sürecin fiilen yalnızca Dernekler Kanunu’nun 32/p maddesi üzerinden yürütüldüğünü belirtti. Savcılık ve hakimlik belgelerinde Anayasa’nın 13. ve 33. maddeleri referans gösterilerek dernek kurma özgürlüğünün “genel ahlak”, “kamu düzeni” ve “suç işlenmesinin önlenmesi” gibi gerekçelerle sınırlandırılabileceğinin öne sürüldüğünü anlatan Yurt, ayrıca Türk Medeni Kanunu’nun 89. maddesine dayanılarak dernek amacının “kanuna veya ahlaka aykırı” hale geldiği iddiasının da belgelerde yer aldığını ifade etti.

Yurt, özellikle tutuklama taleplerinde Anayasa’nın 41. maddesindeki “Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları”na atıf yapılarak “genel ahlak”, “edep ve haya duygusu”, “toplumun ahlaki değerleri” ve “Türk aile yapısının zayıflatılması” gibi son derece yoruma açık ve geniş kavramlar doğrudan hukuki gerekçe olarak kullanıldığını da aktardı.

“Dosyaya gizlilik kararı verildi”

Yurt, “Ailem Güvende” operasyonu kapsamında yapılan gözaltı ve tutuklama süreçlerinde, avukat erişimi konusunda sorunlar yaşandığını anlattı:

“Dosya kapsamında ilk gözaltı işlemlerini takip eden sürede dosyaya gizlilik kararı verildi. Nitekim dosyadaki avukat savunmalarında da bu gizlilik kararı açıkça ifade ediliyor. Bu nedenle uzun süre müvekkillerimizle görüşemedik ve hatta nerede oldukları bilgisine bile çok geç ulaştık, tabii ki bu esnada avukat erişimi mümkün olmadı. Bununla birlikte çoğu bilgiye geç ya da eksik erişmemiz nedeniyle gerektiğinde ve doğru zamanda avukat görüşleri yapamadık. Özellikle tutuklanmaları ve cezaevlerine sevkleri sürecinde hangi cezaevi olduğunu öğrenmek ve gidip görüş yapmak tam anlamıyla bir çileye dönüştü. Son durumda arkadaşlarımız Silivri Cezaevi’ne götürülmüş durumda ve şehrin bu kadar dışında bir cezaevine erişim şansımız da oldukça kısıtlı olmaktadır.”

Ankara Sincan Cezaevi’nde tutulan kişilerden gelen aktarımlarla Kaos GL Derneği’nin duyurduğu hak ihlallerini öğrendiklerini belirten Yurt, İstanbul’da yaşanan durumlara ilişkin şunları aktardı:

“Sorgu tutanaklarına da yansıdığı üzere, şüphelilerden bazıları 4 gündür gözaltında tutulduklarını ve kalp hastalığı gibi ciddi sağlık sorunları nedeniyle ilaçlara erişim/doktor kontrolü noktasında çok zor zamanlar geçirdiklerini bizzat hakimliğe beyan etmişlerdir. Nispeten süreç daha olumlu yorumlanabilecek şekilde geçse de 72 saate yaklaşan tutukluluk sürecinde su çok geç ulaştı ve halen kantin ihtiyaçları giderilebilmiş değil. Metris’e alındıkları ilk anda yemek ve diğer iaşe ihtiyaçları da karşılanmayan arkadaşlarımızın beslenme tarafında oldukça eksik kaldığını söylemek mümkün.”

“Doktorlar İstanbul Protokolü’ne aykırı davranıyor”

Bu ihlallerin hem gözaltı öncesi hem de gözaltı sonrası muayenelerde tespit edilmesi gereken şeyler olduğunu hatırlatan Yurt, “Ne yazık ki doktorlar İstanbul Protokolü’ne aykırı tutumlar sergiledikleri için ne kadarının tespit edilip edilmediğini bilemiyoruz. Kaldı ki dosyada gizlilik kararı olması hasebiyle de tespit edilmiş bir ihlal varsa bunun hukuki sürecini sahiplenmemizin önüne geçiliyor. Şimdiye kadar İstanbul özelinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin gerekli hukuki ve idari başvuru mekanizmalarını kullandık” diye konuştu.

İstanbul Barosu: Belirsiz gerekçelerle hak savunucuları kriminalize edildi

İstanbul Barosu Avukat Hakları,İnsan Hakları ve Kadın Hakları Merkezi, 12 ile 16 Eylül tarihleri arasında LGBTİ+ örgütlerine, aktivistlere ve gazetecilere yönelik düzenlenen operasyonlar ile protesto eylemlerinde yaşanan gözaltılara ilişkin hazırladıkları raporu dün (20 Eylül) bir basın toplantısında kamuoyuyla paylaştı.

Açıklamada, Çağlayan Adliyesi önünde “Ailem Güvende” operasyonlarına karşı yapılmak istenen basın açıklamasında gözaltına alınan 107 kişinin süreci şu şekilde kaydedildi:

“İstanbul’da 6 sivil toplum kuruluşuna yönelik işlemler yürütülmüş; sivil toplum örgütü yöneticileri ve üyeleri gözaltına alınmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmayı “çocukların üstün yararı”, “ailenin korunması” ve “toplumun ortak ahlaki değerleri” gerekçeleriyle ilişkilendirmiştir. İstanbul’da 35 kişinin gözaltına alındığı, 20 kişinin tutuklandığı; 6 dernek ve 10 işletmenin operasyon kapsamında olduğu bildirilmiştir. Dernek ve kişilerin dijital cihazlarına el konulurken, erişim engelleri de operasyonun dijital ayağını oluşturmuştur.

12 Eylül 2026’dan itibaren bugüne kadar neredeyse her gün alınan erişim engeli kararları ile LGBTİ+ örgütleri, dernekleri, aktivistleri ve hak savunucularına ait çok sayıda web sitesi ve sosyal medya hesabı erişime engellenmiştir. 11 LGBTİ+ derneğinin web sitesinin yanı sıra 32 Twitter/X hesabı, 419 sosyal medya hesabı erişime engellenmiş ve 107 hesap için daha erişim engeli talep edilmiştir. Engellemeler arasında üniversite LGBTİ+ toplulukları, hak örgütleri, medya kuruluşları, gazeteciler ve Ankara Barosu LGBTİ+ Hakları Merkezi gibi kurumların hesapları da yer almıştır. Erişim engellerinin kapsamı, LGBTİ+ hareketinin örgütlenme, iletişim ve ifade alanlarını hedef alan geniş çaplı bir müdahaleye dönüştüğünü göstermektedir.”

Soruşturma dosyalarında gizlilik kararı alınarak avukatların dosyaya erişimi engellendi. Açıklamada, buna karşın soruşturma gizliliği ilkesinin göz ardı edilerek dosya içeriğinin basında paylaşıldığı, bunun kişilerin “lekelenmeme hakkı”nı ihlal ettiği belirtildi.

Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi:

“Soyut ve belirsiz gerekçelerle dernekler ve hak savunucuları kriminalize edilmeye çalışılmış ve Türkiye’de artık tutuklama tedbirinin bir istisna olmasından çıkarak kanunda öngörülen koşullar oluşmamasına rağmen kişiler hakkında tutuklama ve adli kontrol tedbirlerine başvurulması tekrar göz önüne gelmiştir.”

Gözaltında hak ihlalleri

Çağlayan Adliyesi önünde gözaltına alınan 107 kişiden 7’sinin İstanbul Barosu’na mensup avukatlar olduğunu hatırlatan merkez, bu hususun avukatlarca belirtilmesine rağmen kanuna aykırı şekilde haklarında gözaltı işlemine devam edildiğini aktardı.

Basın açıklamasındaki bilgilere göre görgü tanıkları, gözlemciler ve müdafilerin aktarımlarına dayanarak şu hak ihlalleri tespit edildi:

  • “Gözaltına alınan yurttaşlara, kolluk tarafından ulusal ve uluslararası mevzuatın hilafına, dağılmaları için anons yapılmamış ve dağılmaları için güvenli koridor oluşturulmamıştır. İfadeler öncesinde yapılan ön görüşmede, gözaltına alınan yurttaşlar, kolluk tarafından doğrudan çembere alınarak ve çember içerisinde darp edilerek, boğazlarının sıkıldığını ve ters kelepçe uygulandığı,
  • Basın açıklaması alanından otobüse bindirilen bir yurttaşa, otobüs içerisinde, polis amiri tarafından sert bir şekilde tokat atıldığı, kafasının cama vurulduğu, darp edildiği ve hakarete maruz kaldığı,
  • Gözaltına alınan yurttaşlardan birinin kolunun polis tarafından ısırıldığı, bir diğer yurttaşın kol kemiğinin omuz yuvasından çıkmasına neden olacak kadar orantısız bir polis şiddetine maruz kaldığı ve bu duruma rağmen hastaneye götürülmediği,
  • Savunma ve etkili hukuki yardım hakkı engellenen yurttaşlara, avukatlar emniyete giriş yapana dek su ve yemek verilmediği tarafımıza bildirilmiştir.
  • Bununla birlikte avukatlara yönelik; İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nde, gözaltındaki müvekkilleriyle görüşmek isteyen müdafilerin girişinin saat: 15:00’den 00:24’e kadar, yaklaşık dokuz buçuk saat boyunca engellendiği, 00:24’de ise kolluğa girişin teker teker yapılarak zorlaştırıldığı, bir avukatın soğukta dışarıda bekletilerek avukatların şahsına yönelik de kötü muameleme yapıldığı gözlemlenmiştir.
  • Bu süreçte gözaltı takibi yapılan her üç emniyet müdürlüğünde de dışarıdan yemek teslimine engel olunmuş ve yemek temini yavaşlatılmış, kolluk tarafından temin edilen kumanyanın teslim edileceği ifade edilmiştir. Vegan ve vejetaryen eylemcilerin beslenme alternatifleri ise kolluk tarafından engellenmiştir.
  • Müvekkillerle yapılan görüşmeler neticesinde; gözaltına alınan yurttaşların tamamı ters kelepçeye maruz kalmıştır. Küçükçekmece Polis Merkezi’nde görüşme yapılan 3 görüşmeci otobüse bindirildikleri 12.30’dan 19:00’a dek ters kelepçeli şekilde kaldıklarını,
  • İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şubesi’nde bulunan eylemciler, gözaltı giriş muayenesi sırasında ilgili hekimin, yurttaşların kötü muamele beyanlarını adli muayene formuna işlemediğini, ters kelepçe uygulamasının Emniyet’te de devam ettiği yalnızca tuvalete çıkmaları esnada ara verildiğini,
  • Bununla birlikte gözaltına alınan yurttaşlardan reçeteli ilaç kullananlar olmasına ve bunun kolluğa bildirilmesine rağmen ilaçlarının teslim edilmediğini, kadın yurttaşların hijyenik ped talebinin de karşılanmadığını ifade etmişlerdir.”

Ne olmuştu?

İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği’nin 2026/9559 sayılı kararıyla 12 Eylül’ü 13 Eylül’e bağlayan gecede çok sayıda LGBTİ+ örgütünün, yayın organının, öğrenci topluluğunun, hak savunucusunun ve aktivistin internet sitesi ile sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. Aynı gece İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin ve Kuşadası başta olmak üzere 15 ilde dernek, ev ve mekan baskınları düzenlendi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, X hesabından yaptığı açıklamada operasyon kapsamında 162 kişi, 9 dernek ve 13 işletme hakkında adli işlem başlatıldığını açıkladı. Gürlek, bu operasyonların “Aile ve Nüfus On Yılı” kapsamında yapıldığını da ekledi.

Kaos GL derneğine ve üyelerin evlerine yapılan polis baskınıyla derneğin yedek ve asil denetim kurulu üyeleri, gözaltına alındı. Polisler derneğin ofisinde de arama gerçekleştirip dijital veriler ve materyallere el koydu.

İzmir’de 16 kişi, Aydın’ın Kuşadası ilçesinde 5 kişi “müstehcenlik” ve “fuhuş” suçlamalarıyla tutuklandı.

“Müstehcenlik” ve “Dernekler Kanununa Muhalefet” suçlamalarıyla Kaos GL’ye düzenlenen operasyon kapsamında serbest gazeteci Tuğba Tekerek ile Kaos GL Derneği yönetim ve denetim kurulundan 7 asil üye tutuklandı.

İstanbul’da Operasyonları protesto etmek amacıyla İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri ile LGBTİ+’lar Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önünde toplandı. Aralarında BirGün muhabiri Sarya Toprak, Alman kamu yayıncısı ARD’den gazeteci Sener Azak ve avukatların da bulunduğu 106 kişi polis müdahalesiyle gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde kentte faaliyet gösteren 10 işletme ve 6 LGBTİ+ derneği olmak üzere toplam 54 iş yeri, ev ve derneğe operasyon düzenlenmişti. Adliyeye sevk edilen 35 şüpheliden 20’si tutuklandı, 14’ü hakkında adli kontrol kararı verildi, 1 kişi savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Yurt dışında olduğu belirtilen 13 kişi hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

Doğa Tekneci

Doğa Tekneci

İstanbul Teknik Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunu. bianet 2025 Mart dönemi stajyeri. Atölye BİA'nın Toplumsal Cinsiyet Odaklı Habercilik atölyesini tamamladı. İnsan hakları, hayvan hakları, ekoloji ve toplumsal cinsiyet başlıklarına ilişkin haberler üretiyor.

Yazarın Tüm Dosyaları →
Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.