Lübnan Ortadoğu’da idamı kaldıran ilk ülke oldu

Lübnan Parlamentosu, idam cezasının ağırlaştırılmış müebbet hapis ve ağır çalışmayla değiştirilmesini kabul etti. Uluslararası Af Örgütü verilerine göre 2025 yılında dünya genelinde idam uygulamaları 1981 yılından bu yana en fazla artan yıl oldu.

Lübnan haritası, Google Maps

Lübnan Parlamentosu, idam cezasını kaldıran yasa teklifini kabul etti. Böylece Lübnan, idam cezasının yerine ağırlaştırılmış müebbet hapis getiren ilk Arap ülkesi oldu.

Ülkenin 128 sandalyeli parlamentosunda milletvekillerinin çoğunluğu düzenlemeyi desteklerken, Hizbullah’ın parlamento grubu karşı oy kullandı. Adalet Bakanı Adel Nassar, kararı ülke açısından “tarihi bir adım” olarak nitelendirdi.

Yeni düzenlemeyle mevcut idam cezaları, ağır işlerde çalışmayı da içeren müebbet hapse çevrilecek. Ancak ağır çalışma cezasının nasıl uygulanacağına ilişkin ayrıntılar henüz netleşmedi.

2004’ten beri uygulanmıyor

Lübnan’da Ocak 2004’ten bu yana idam cezası infaz edilmiyordu. Buna karşın mahkemeler cinayet ve vatana ihanet gibi suçlar nedeniyle idam kararı vermeyi sürdürüyordu. Uluslararası Af Örgütünün verilerine göre 2024 yılı sonunda ülkede 78 kişi hakkında kesinleşmiş idam cezası bulunuyordu.

BİLGİ KUTUSU: Küresel Çapta İdam Cezası Gerçeği
Ölüm cezası olarak da adlandırılan idam cezası, bir suçun karşılığı olarak kişinin devlet onayıyla öldürülmesidir. Tarih boyunca dünyanın hemen hemen her yerinde uygulanmış olsa da, 2010’lu yıllar itibarıyla birçok ülke bu cezayı tamamen kaldırmış ya da uygulanmasını durdurmuştur.
2022 Yılı İnfaz Rekortmenleri: Küresel çapta en çok idam cezasının uygulandığı ilk beş ülke sırasıyla; Çin, İran, Suudi Arabistan, Mısır ve Amerika Birleşik Devletleri‘dir.
Dünya Genelindeki Durum (2024 İtibarıyla)
%27 53 Ülke İdam cezası hem kanunen hem de uygulamada aktif olarak yürürlüktedir.
%11 22 Ülke Kanunen yürürlükte ancak de facto (uygulamada) kaldırılmıştır. En az 10 yıldır infaz gerçekleştirilmemektedir.
%5 10 Ülke Savaş gibi bazı istisnai haller dışında tamamen kaldırılmıştır. (Örn: Gana, Zambiya)
%56 110 Ülke İdam cezası tamamen kaldırılmıştır. (Örn: Zimbabve, Kazakistan, Sierra Leone)
İdam Cezasının Yürürlükten Kaldırılma Kronolojisi
Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından ivme kazanan bu süreçte; 1990’larda 36, 2000’lerde 23, 2010’larda 11 ve 2020’lerde şu ana kadar 7 ülke idamı kaldırdı. (Tüm listeyi görmek için tabloyu kaydırınız)
YılÜlkeO Yılki SayıToplam Ülke
1863Venezuela11
1865San Marino12
1877Kosta Rika13
1903Panama14
1906Ekvador15
1907Uruguay16
1910Kolombiya17
1928İzlanda18
1949Almanya19
1956Honduras110
1962Monako111
1966Dominik Cumhuriyeti112
1968Avusturya113
1969Vatikan114
1972Finlandiya115
1973İsveç116
1976Portekiz117
1978Danimarka, Solomon Adaları, Tuvalu320
1979Kiribati, Lüksemburg, Nikaragua, Norveç424
1980Vanuatu125
1981Yeşil Burun Adaları, Fransa227
1982Hollanda128
1985Avustralya129
1986Marshall Adaları, Mikronezya Federal Devletleri231
1988Haiti132
1989Kamboçya, Lihtenştayn, Yeni Zelanda335
1990Andorra, Çekya, Slovakya, Macaristan, İrlanda, Mozambik, Namibya, Romanya, São Tomé ve Príncipe944
1991Hırvatistan, Kuzey Makedonya, Slovenya347
1992Angola, Paraguay, İsviçre350
1993Gine-Bissau, Seyşeller252
1994İtalya, Palau254
1995Cibuti, Mauritius, Karadağ, Sırbistan, Güney Afrika, İspanya660
1996Belçika161
1997Nepal162
1998Ermenistan, Azerbaycan, Bulgaristan, Estonya, Litvanya, Polonya668
1999Kanada, Türkmenistan270
2000Fildişi Sahili, Malta, Ukrayna373
2002Kıbrıs Cumhuriyeti, Doğu Timor, Birleşik Krallık376
2004Bhutan, Yunanistan, Samoa, Senegal, Türkiye581
2005Meksika, Moldova283
2006Gürcistan, Filipinler285
2007Arnavutluk, Kırgızistan, Ruanda388
2008Özbekistan189
2009Arjantin, Bolivya, Burundi, Togo493
2010Gabon194
2012Letonya, Moğolistan296
2014Madagaskar197
2015Kongo Cumhuriyeti, Fiji, Surinam3100
2016Benin, Nauru2102
2017Gine1103
2019Bosna-Hersek1104
2020Çad1105
2021Kazakistan, Sierra Leone2107
2022Orta Afrika Cumhuriyeti, Papua Yeni Gine2109
2024Zimbabve1110

‘Genel af’ gündemde

İnsan hakları örgütleri kararı memnuniyetle karşıladı. İnsan Hakları İzleme Örgütü, düzenlemenin Lübnan’ın “zalim ve geri dönüşü olmayan bir cezadan kesin biçimde kopuşu” anlamına geldiğini bildirdi.

Lübnan Parlamentosu ayrıca bazı mahkûmların cezalarının azaltılmasını veya serbest bırakılmasını öngören genel af teklifini görüşüyor. Düzenlemeyle kapasitesinin üzerinde çalışan cezaevlerindeki yoğunluğun azaltılması hedefleniyor.

İdam uygulamaları yüzde 78 arttı

2025 Küresel İdam Cezaları Haritası

Uluslararası Af Örgütü Raporu: 1981’den bu yana kaydedilen en yüksek infaz rakamı.

2.707 Toplam İnfaz
%78 Yıllık Artış
17 Ülke Uyguladı
Dünya Haritası
Amerika Birleşik Devletleri İnfaz Sayısı: 47 Amerika kıtasında idam uygulayan tek ülke.
Avrupa ve Orta Asya İnfaz Sayısı: 0 2025 yılında hiç idam cezası verilmedi ve uygulanmadı.
Mısır (Afrika) İnfaz Sayısı: 23 Kıtada idam uygulayan 3 ülkeden biri.
Suudi Arabistan İnfaz Sayısı: 356 Bunların 240’ı uyuşturucu bağlantılı suçlardan.
İran İnfaz Sayısı: 2.159 İnfazlar bir önceki yıla göre iki kattan fazla arttı.
Çin Halk Cumhuriyeti İnfaz Sayısı: Devlet Sırrı Her yıl binlerce kişinin idam edildiği tahmin ediliyor.
Singapur İnfaz Sayısı: 17 Geçen yılki 9 olan infaz sayısında ciddi artış gözlendi.
* Detayları görmek için haritadaki noktaların üzerine dokunun.

Uluslararası Af Örgütü’nün Tespitleri

Topluma Gözdağı Aracı: 2025’teki dramatik infaz artışında (geçen yıla oranla %78); idam cezasını topluma bir korku ve gözdağı verme aracı olarak kullanan Çin, İran ve Suudi Arabistan gibi az sayıda ülke başrol oynadı.
Uygulayanlar Küresel Azınlıkta: Özellikle Ortadoğu’daki infaz artışına rağmen, küresel düzlemde idam cezası uygulayan ülkeler aslında bir “istisna” konumunda. Dünyadaki ülkelerin üçte ikisinden fazlası idam cezasını hukuken veya uygulamada kaldırmış durumda.
Acımasız İnfaz Yöntemleri: 2025 yılında gerçekleştirilen idamlarda; kafa kesme, asma, zehirli iğne (enjeksiyon), kurşuna dizme ve tartışmalı bir yöntem olan azot gazıyla boğma gibi metotlar kullanıldı.

Uyuşturucu Suçlarının İdamdaki Payı

Rapora göre dünya çapında yapılan infazların %46’sı uyuşturucu bağlantılı suçlarla ilgilidir. 2025’te bu kapsamda toplam 1.257 kişi idam edildi:

İran 998 İnfaz
Suudi Arabistan 240 İnfaz
Singapur 15 İnfaz
Kuveyt 2 İnfaz


İnsan haklarının durumu: Küreselde sistemsel adaletsizliğe karşı direniş

Uluslararası Af Örgütü’nün raporu; ABD, Rusya, Çin, Birleşik Krallık ve İsrail gibi ülkeler başta olmak üzere ülkelerin yaptığı hukuksuzluğu, ayrımcılığı ve hak ihlallerini ortaya koyarken bunlara direniş gösteren halklar tarafından yeni bir insanlık tarihi yazıldığını söylüyor.

Uluslararası Af Örgütü 2025 yılındaki sınırlı gelişme alanlarıyla birlikte hükümetler ve diğer aktörler tarafından işlenen yaygın ihlalleri, hesap verebilirlik eksikliklerini ve sistemsel adaletsizlikleri Nisan 2026’da rapor olarak yayımladı.

144 ülkenin değerlendirildiği, 406 sayfalık Dünyada İnsan Haklarının Durumu 2025/26 raporunda, özellikle ABD, İsrail ve Rusya’nın etkisiyle 2025 yılında uluslararası hukukun önemli boyutta sarsıldığını vurguladı. İsrail’in ateşkese rağmen hukuk dışı yerleşimler ve yardım engellemeleriyle soykırıma devam ettiğine; Lübnan, İran gibi ülkelerde de saldırılarını genişlettiğine dikkat çekildi.

Dünya, kurumsal cezasızlığın ve devlet şiddetinin en karanlık dönemlerinden birini yaşarken, direnişin de aynı oranda yayıldığını aktaran rapordaki göre; birçok Avrupa ülkesindeki liman işçileri, İsrail’e giden silah sevkiyatlarını durdurmak için gövdelerini siper ederek küresel bir dayanışma ağı kurarken Endonezya’dan Peru’ya kadar uzanan gençlik hareketleri, 2025 yılında sistemsel adaletsizliği hedef alarak sokakları “dönüşümün mekanı” haline getirdi.

“İnsan hakları tarihini yazmamızın zamanı geldi”

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnés Callamard, raporun başında şunları kaydetti:

Bu dönemin temel farkı şu: En güçlü aktörler kontrol, cezasızlık ve kâr amacıyla doğrudan insan haklarının ve uluslararası kural esaslı düzenin temellerine saldırıyor. Orta Doğu’da giderek şiddetlenen çatışmalar, bu kural tanımazlığın sonucu. ABD-İsrail’in BM Şartı’na aykırı olarak başlattığı, İran’ın gelişigüzel misillemelerini tetikleyen saldırılarının ardından çatışmalar hızla sivillere ve sivil altyapıya yönelik açık bir savaşa dönüştü ve bölgede zaten derin acılar çeken insanların ızdırabını artırdı. Çatışmalar artık dünyanın dört yanındaki ülkeleri de sararak her yerde halkları etkiliyor ve milyonlarca insanın geçim kaynaklarını tehdit ediyor.

Direnişin aynı zamanda nelerin dönüştürülmesi gerektiğini de netleştirmek olduğunu belirten Callamard, son 80 yılda inşa edilmiş her şeyi yok etmekle tehdit edilen halklar olarak değişim cesareti gösterilmesi gerektiğini söylüyor:

“Yalnızca bir zamanlar yaşadığımız dünyanın bakış açısıyla insan haklarını savunmakla kalmamalı, eşiğinde olduğumuz dünya için de dönüşen ve dönüştürücü bir insan hakları vizyonu tahayyül etmeliyiz. Buradan başlayarak, birlikte tüm yaratıcılığımızla, kararlılığımızla ve direncimizle o dönüşümü gerçekleştirmeliyiz. Tarih salt başımıza gelen bir şey değildir. Bizim de yazdığımız bir şeydir. İnsanlık adına, insan haklarının tarihini yazmamızın zamanı geldi.”

Rapora göre, Türkiye ile birlikte Angola, Kamerun, Ekvador, Endonezya, Kenya, Madagaskar, Pakistan, Peru gibi ülkelerde hukuka aykırı güç kullanımından kaynaklanan protestocu ölümleri belgelendi. Afganistan, Belarus, Burkina Faso, Çin, Küba, Mali, Myanmar, Nikaragua, Kuzey Kore, Pakistan, Rusya, Uganda ve Venezuela gibi bazı ülkelerde ise korku yaymak için insan hakları savunucularını, aktivistleri, gazetecileri ve diğerlerini zorla kaybettiği aktarıldı. İran ve Suudi Arabistan dahil diğer birçok ülke ölüm cezasına başvurdu.

Türkiye’de temelsiz soruşturmalar ve mahkumiyetler arttı

Rapor, Türkiye’deki kolluk görevlileri tarafından protestoculara yönelik işkence ve hak ihlalleri iddiaları ile cezasızlık uygulamalarını gündeme getirdi. Ayrıca rapor, insan hakları savunucularına yönelik temelsiz soruşturmaların ve mahkumiyetlerin arttığına dikkat çekti. Yürütmenin yargıya müdahalesi daha da derinleştiğini belirten raporda Türkiye ile ilgili öne çıkan bulgular şu şekilde:

  • Türkiye’de ayrımcılığın devam ettiğini belirten rapor, Türkiye’nin LGBTİ+’ları ve LGBTİ+ haklarını savunanları kriminalize eden yasa tekliflerini gündeme getirdiğini ve Macaristan gibi Türkiye’nin de Onur Yürüyüşleri’ni yasakladığını aktardı. Düzenlenen Trans Onur ve Onur Yürüyüşleri’nde kolluk kuvvetlerince hukuka aykırı güç kullanıldığı kayda geçirildi. Türkiye’nin LGBTİ+ derneklerine yönelik yasakları da kayda geçti.
  • Türkiye’de İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından yüzlerce barışçıl protestocunun gözaltına alınması kayda geçildi. CHP’ye yönelik yapılan operasyonlar ile birlikte İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan 19-26 Mart 2025 protestolarında hukuka aykırı güç kullanıldığı belirtildi.
  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararına ve Avrupa Konseyi’nin 2022 yılında Türkiye hakkında ihlal prosedürü başlatmasına rağmen Osman Kavala, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ gibi isimlerin hapishanelerden serbest bırakılmadığını kayda geçti.
  • Van Büyükşehir Belediyesi’nin seçilmiş başkanı Abdullah Zeydan’ın yargılandığı davada hapis cezası alması üzerine yapılan protestolarda kolluk kuvvetleri ve yargı tarafından hukuka aykırı güç kullanıldığı tespiti yapıldı.
  • Raporda, 1 Mayıs protestolarındaki hak ihlallerine ve ev baskınlarına dikkat çekildi.
  • 2025 yılında erkeklerin 294 kadın cinayeti işlediği, 297 kadının ise şüpheli koşullarda ölü bulunduğu belirtildi.

Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika’da artan şiddet ve ayrımcılık

Raporda Ortadoğu başta olmak üzere farklı aktörler tarafından uygulanan saldırıların arttığına dikkat çekildi. Öne çıkan tespitler ise şu şekilde:

  • İsrail’in Gazze’de 2025 yılında da devam eden saldırılarında yaklaşık 27 bin Filistinli öldürüldü (kurbanların %60’ı kadın ve çocuk). Konutların ve sivil altyapının sistematik imhasıyla yaşam koşulları yok edildi. Gazze’de 18 yıllık abluka sıkılaştırıldı; yarım milyon insan kıtlıkla karşı karşıya bırakıldı, tıbbi tahliyeler yasaklandı.
  • İsrail; Lübnan, İran, Katar, Suriye ve Yemen’e de askeri saldırılar düzenledi. İran’da sivil yerlerin (Evin Cezaevi gibi) hedef alınması savaş suçu kapsamında değerlendirildi. Suriye’de Esad yönetiminin devrilmesiyle yeni bir dönem başlasa da mezhep temelli katliamlar sürdü. Yemen’de ise ABD‘nin yardımları kesmesiyle insani kriz derinleşti. Libya’da milis gruplar arasındaki çatışmalar sivil ölümlerine yol açtı.
  • Mısır, Tunus, Suudi Arabistan ve Irak gibi ülkelerde bağımsız olmayan yargı sistemleri aracılığıyla siyasi güdümlü hapis cezaları verildi. İran, Cezayir ve Tunus’ta barışçıl protestolar şiddet ve keyfi gözaltılarla bastırıldı.
  • Tunus ve Cezayir’de Siyah mültecilere yönelik ırkçı saldırılar ve toplu sınırdışı uygulamaları arttı. Libya, mülteciler için işkence ve keyfi gözaltı merkezi olmayı sürdürdü. Irak ve İran gibi ülkelerde yasalar, kadınları ikinci sınıf vatandaş konumunda tutan ayrımcı maddeleri korumaya devam etti.
  • LGBTİ+’lar cinsiyet kimlikleri ve cinsel yönelimleri sebebiyle gözaltına alınmaya, hapis ve ölüm cezalarıyla yargılanmaya devam etti.

Devletlerin çoğu ABD, Rusya, İsrail ve Çin’in saldırgan eylemlerini engellemede isteksizdi

  • 2026 başında ABD ve İsrail’in Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nı ihlal ederek İran’a karşı hukuksuz güç kullanımı, İran’ın İsrail’e ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine karşı misilleme saldırılarını tetikledi. İsrail, Lübnan’daki saldırılarını artırdı. ABD’nin İran’da bir okula yönelik hukuksuz saldırısında 100’den fazla çocuğun öldürülmesinden tüm tarafların enerji altyapısını hedef alan yıkıcı saldırılarına kadar, çatışmalar milyonlarca sivilin hayatını tehlikeye attı ve enerji, sağlık, gıda ve suya erişimini olumsuz etkiledi.
  • ABD, İsrail ve Rusya, uluslararası hesap verebilirlik mekanizmalarını, özellikle de Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni (UCM) daha da zayıflattı. Trump yönetimi, UCM çalışanlarına, mahkemeyle işbirliği yapan kuruluşlara ve İşgal Altındaki Filistin Toprağı’na İlişkin BM Özel Raportörü’ne yaptırım uygularken, Rusya mahkemeleri UCM yetkilileri hakkında yakalama kararları çıkardı.
  • Devletlerin çoğu; ABD, Rusya, İsrail veya Çin’in gerçekleştirdiği saldırgan eylemlere karşı engelleme mekanizmalarını etkinleştirmekte isteksiz davrandılar veya engellemediler.
  • Eylül’de ABD ordusu, Latin Amerika, Karayip Denizi ve Pasifik Okyanusu’nda açıkça yargısız infazlar gerçekleştirirken Rusya, Ukrayna’ya yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdı.
  • Birleşik Krallık’ta, hükümetin İsrail ordusunun operasyonlarındaki rolüne karşı çıkan bir doğrudan eylem ağı olan Palestine Action’ı muğlak terörle mücadele yasaları uyarınca yasaklı örgüt ilan etti. Birleşik Krallık genelinde 2 binden fazla kişi, yasaklama kararını barışçıl biçimde protesto ettikleri için gözaltına alındı.

Hak ihlalleri, ayrımcılık ve ağır işkenceler dünya genelinde arttı

  • Afganistan, Çin, Mısır, Hindistan, İran, Kenya, Birleşik Krallık, ABD ve Venezuela hükümetleri 2025 yılında protestoları şiddetle bastırdı, terörle mücadele ve güvenlik yasaları üzerinden muhalefeti kriminalize etti, zorla kaybetmeler ve infazlar gerçekleştirdi. Afganistan ve Myanmar’da tutuklulara elektrik şoku ve cinsel istismar gibi ağır işkenceler uygulandığı kayda geçti.
  • Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Myanmar’daki birçok silahlı grup sivilleri hukuk dışı bir biçimde öldürdü.
  • Brezilya Rio de Janeiro’da sivil ve askeri polislerin düzenlediği yoksul mahallelerde uyuşturucuyla mücadele operasyonunda çoğu Siyah ve yoksulluk içinde yaşayan 120’den fazla kişi öldürüldü, çok sayıda yargısız infaz bildirildi.
  • Afganistan’da Taliban, kadınların okula gitmesini, çalışmasını ve serbestçe seyahat etmesini yasaklayarak saldırgan politikalarını tırmandırdı.
  • İran’da yetkililer, muhtemelen onlarca yıldır gerçekleştirilen en ölümcül baskı kapsamında Ocak 2026’da protestocuları katletti.
  • 2025’te Gen Z protestoları Endonezya, Kenya, Madagaskar, Fas, Nepal ve Peru gibi onlarca ülkeye yayıldı. 2026 boyunca protestocular, ABD’nin göçmenlere yönelik şiddetli ve militarist baskınlarına karşı Los Angeles’tan Minneapolis’e sokak sokak örgütlendi.
  • Avrupa ve Orta Asya‘da Romanlara, LGBTİ+’lara ve Müslüman veya Yahudi olduğu varsayılan kişilere yönelik fiziksel ve sözlü saldırı bildirimlerinde ciddi bir artış yaşandı.
  • Pakistan’daki seller milyonları yerinden ederken Yeni Delhi dünyanın en kirli havasına sahip kenti oldu. Pasifik adaları ise yükselen deniz seviyesi nedeniyle varoluşsal tehdit altında. Birçok ülkede iklim aktivistlerine yönelik sürgünler ve hukuk dışı güç kullanımı arttı.

İsrail’e karşı küresel direniş artışta

  • Soykırıma ve İsrail’e silah akışına karşı küresel aktivizm genişledi; Fransa, Yunanistan, İtalya, Fas, İspanya ve İsveç’te liman işçileri silah sevkiyatı rotalarını durdurmaya çalıştı. Aktivizm ve hukuki baskı, birçok devletin İsrail’e silah ihracatını kısıtlamasını veya yasaklamasını sağladı. Artan sayıda devlet İsrail’in soykırım işlediğini kabul etti. Bazı devletler İsrail’i uluslararası hukuk ihlallerinden sorumlu tutmayı amaçlayan Lahey Grubu’na katıldı, Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) İsrail’e açtığı davaya katkı sundu.
  • BM İnsan Hakları Konseyi, Afganistan hakkında bağımsız bir soruşturma mekanizması ile Doğu Kongo Demokratik Cumhuriyeti hakkında veri toplama ve soruşturma komisyonu kurdu, İran hakkında veri toplama misyonunun görev süresini uzattı.
  • Raporda, 2026’da İspanya hükümetinin İsrail’e karşı ilkeli bir duruş sergilediği belirtildi.

Raporun tamamı için tıklayınız.

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.