Tarık Ziya Ekinci’nin mirası: Kürtler, demokrasi, sol

Tarık Ziya Ekinci’nin farklı dönemlerde kaleme aldığı yazılardan oluşan ‘Kürtler, Demokrasi, Sol” İletişim Yayınları etiketiyle okurla buluştu. Kitap, Ekinci’nin Kürt meselesi, demokrasi, sosyalizm ve insan haklarına ilişkin düşünsel mirasını bir araya getiriyor.

Tarık Ziya Ekinci’nin yazdığı eserlerin içinden seçkileri bir araya getiren “Kürtler, Demokrasi, Sol” kitabı, geçtiğimiz günlerde İletişim Yayınları tarafından yayımlandı.

Prof. Dr. Zelal Ekinci kitabın önsözünde Tarık Ziya Ekinci’nin yıllar içerisinde oluşturduğu düşünsel birikimin kaybolmasına izin vermeyecek bir başlangıca vesile olmasını diliyor.

Kitabın editörlüğünü üstlenen Tanıl Bora ise Tarık Ziya Ekinci’nin Kürt meselesinin çözülmesi, yani Kürt ulusal kimliğinin tanınması için siyasal alanda mücadele eden ve yazılar yazan bir aydınlanmacı olduğunu vurguluyor.

Ekinci’nin saygınlığına, sosyalist ve hekim kimliklerine, hatta insan hakları ve yurttaşlık anlayışına da birer başlık ayıran Bora, kitapta derlenen yazıları, bu geniş görüşlülüğün bir numunesi olarak yorumluyor.

Kitap Tarık Ziya Ekinci’nin farklı dönemlerde kaleme aldığı yazılardan oluşuyor.

Kürt Sorunu ve tarih

Tarık Ziya Ekinci’nin 1989 sonrası kaleme aldığı “Doğu’nun Sosyal Yapısı ve Ağa Milliyetçiliği” başlıklı makalesi bölgedeki kapitalist gelişmeyi anlatırken Ekinci’nin ekonomi-politiğe olan hakimiyetini de ortaya koyuyor.

Bir sonraki makale olan “Kemalist aydınlanma ve Kürtler’de” ise Ekinci, aydın ve aydınlanmayı
tanımlarken, Türkiye’deki aydınlanmanın seyrine ilişkin tespitlerde bulunuyor. Kemalist
aydınlanmanın Batı aydınlanmasına ilişkin üstyapı değerlerini otoriter bir yöntemle topluma
dayattığını savunan Ekinci, bu durumun ise aydınlanmayı gerçekleştirecek sosyal sınıfın henüz
oluşmamış olmasından ileri geldiğini belirtiyor.

Sol ve Kürt Sorunu

Türkiye İşçi Partisi ve Kürt Aydınlanma Hareketi başlıklı makalede Ekinci, milletvekilliği de dahil olmak üzere birçok kademesinde görev yaptığı Türkiye İşçi Partisi’nin yapısı ve faaliyetlerini incelerken Kürtlerin 1960’lı yıllar boyunca bu partide örgütlenme nedenlerini, partinin Kürt meselesine dair yaklaşımını, bölgedeki yerel örgütlerin çalışmalarını ve parti içerisindeki görüş ayrılıklarını irdeliyor.

“Kürt Hareketleri ve Sosyalizm” başlıklı makalesinde ise Ekinci, 1960’lardan itibaren ulusal kurtuluş hareketlerini de etkisi altına alan sosyalist düşüncenin coğrafyamızda ve Kürt toplumu nezdindeki yansımalarını ele alırken Kürt hareketlerinin Marksizmi kavrama konusundaki problemlerini de yine ekonomi-politiğe dayalı bir analizle açığa çıkarıyor.

Kürt Sorunu ve yeni zamanlar

Kürt meselesine ilişkin yakın dönem yazılarının yer aldığı “Kürt Sorunu – Yeni Zamanlar” bölümünde ise Ekinci, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik sürecinden PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın yakalanmasına, Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti içerisinde asli bir unsur olup olmadıklarına kadar birçok tartışmaya mercek tutuyor.

AB’ye üyelik sürecinin Türkiye’nin demokratikleşmesine ve Kürt meselesinin çözümüne ilişkin
katkıları olacağını belirten Ekinci, bir sonraki makalesinde Öcalan’ın yakalanması ile Kürt sorununun ortadan kalkmayacağını vurgularken bu bölümün son makalesinde ise Kürt siyasetçilerin kendilerini asli bir unsur olarak görmesinin hatalı olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Türkiye Kürtlerinin bir azınlık olduğunu belirten Ekinci, bu durumun aşağılayıcı olmayan sosyolojik bir kavram olduğunu savunuyor.

İnsan hakları ve kültürel haklar

Kitabın son bölümünde ise faili meçhul cinayetlerin tanımını bir rejim sorunu olarak ele alan Ekinci, 1990’lı yıllar boyunca yaşanan vakaları incelerken, bu olayların Kürtleri hedef alan yönünü de ortaya koyuyor. Faili meçhul cinayetlerin nedeni olarak öne sürülen “PKK – Hizbullah çatışmaları” yorumlarını da eleştiren Ekinci, bu algının Türkiye’deki rejim tarafından toplumu duyarsızlaştırmak amacıyla yaratıldığını kanıtlamaya çalışıyor.

“Zorunlu Göç Sorunları” başlıklı makalesinde göçmenliğin tanımını ve Türkiye’deki zorunlu göç
politikalarını inceleyen Ekinci, bu politikaların Kürt toplumu açısından yarattığı sonuçları da irdeliyor.

15 Kasım 1998’de düzenlenen İHD-TİHV ortak sempozyumunda yaptığı “Türkiye’de İnsan Hakları
Mücadelesi” bildirisinden çağdaş ve demokratik bir anayasanın temel ilkelerini ortaya koymaya
çalıştığı makalesine, Türkiye’de insan hakları ile kültürel hakların savunulmasında rejimden
kaynaklanan engelleri tartışmaya çalışan Ekinci’nin yaşamı boyunca oluşturduğu düşünsel mirasa göz atmak isteyenler için önemli bir kaynak.

Tarık Ziya Ekinci kimdir?

18 Şubat 1926’da Lice’de doğdu. İstanbul Tıp Fakültesi’ni bitirdi. 1965’te Türkiye İşçi Partisi’nden Diyarbakır milletvekili seçildi. 12 Mart askeri darbesinden sonra Diyarbakır Sıkıyönetim Cezaevi’nde “Kürtçülük” propagandası yaptığı iddiasıyla TCK’nin 142/1 maddesinden üç yıl hapis cezası aldı ve iki yıl tutuklu kaldı.

12 Eylül 1980 darbesinden sonra da beş kez tutuklanan Ekinci, 1982-1989 döneminde Paris’te yaşadı. Kürt sorunuyla meşguliyetini, düşünmeyi ve yazmayı ömür boyu sürdüren Ekinci, 15 Ağustos 2024’te hayatını kaybetti.

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.