Dilovası Katliamı davası: Zaman aşımına karşı mücadele

Dilovası’nda 7 işçinin hayatını kaybettiği Ravive Kozmetik katliamının duruşması 26 Mart’ta görüldü. Duruşmada salonun basına ve yurttaşlara kapatılması ve sanıkların ifadeleri tartışma yarattı.

Kocaeli’de 3’ü çocuk 7 işçinin yaşamını yitirdiği Ravive Kozmetik katliamına yönelik 8’i tutuklu 16 sanığa açılan davanın ilk duruşması sona erdi. Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kapasite yetersizliğini sebep göstermesi nedeniyle Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında bir sanığın tahliyesine karar verilirken dava 20 Mayıs’a ertelendi.

Sanıklar “üretimde söz hakkı olmadığını” iddia ederek suçu facia sonrası kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren babalarına yüklemeye çalıştı. Sanık patron Altay Ali Oransal’ın “Binlerce kaza oluyor ama ben hiç patronun yargılandığını ya da ifadeye çağrıldığını duymadım” diye savunma yapması çarpıcı bir ifade olarak kayıtlara geçti.

Dört gün süren duruşmanın ilk gününde davayı takip etmeye gelen yurttaşlar duruşma salonuna alınmazken basın çalışanlarının telefon ve kayıt cihazlarını içeri sokması da engellendi.

Basının takibi engellendi

Yurttaşlar “kapasite sorunu nedeniyle Kandıra’ya taşınan davada nasıl yer olmuyor” sorusunu yönelterek yasaklamaları protesto etti. Basını engellemeye yönelik girişimler ise birçok kurum ve siyasetçi tarafından eleştirildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), DEM Parti, Emek Partisi (EMEP) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) gibi partilerin yanı sıra Birleşik Metal-İş Sendikası, İstanbul Barosu, Türk Mimar ve Mühendisler Odaları Birliği (TMMOB) gibi kuruluşlar da davayı takip etti. Kocaeli Kadın Platformu gibi sivil toplum kuruluşlarının davaya katılma talepleri ise reddedildi.

1 sanık tahliye, 7 kişinin tutukluluğu devam

Mağdur aileleri, konuşmalarında çocuklarının sigortasız, güvencesiz ve ağır koşullarda çalıştırıldığını belirterek sanıkların sorumluluğuna dikkat çekerken işçilerin mola ve yemek koşullarına ilişkin görüntüler de mahkemeye delil olarak sunuldu.

Savcılık, tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istese de mahkeme “suçluyu kayırma” nedeniyle tutuklu bulunan Onay Yörüklü’nün tahliyesine karar verdi. 7 sanığın tutukluluğunun devamına karar verilen duruşma 20 Mayıs’a ertelendi. Ayrıca mahkeme, kamu görevlileri hakkındaki soruşturmanın hangi aşamada olduğunun sorulmasını istedi.

Avukat Yetigin: “Türkiye’deki emek rejimi ile de hesaplaşmak zorundayız”

Dava avukatlarından Elif Yetigin de Niha+’ya konuştu:

“8 Kasım 2025’de gerçekleşen bu işçi katliamı dosyasının ilk duruşmasında, dört gün boyunca işçilerin nasıl bir sömürü zincirinin parçası olduğunu anlatmaya çalıştık. Yalnızca şirket sahiplerinin sorumluluklarıyla değil, Türkiye’deki çalışma yaşamının sorunlarıyla da hesaplaştık. Çünkü Dilovası Katliamı gibi her katliam, bir sonraki katliamı tetikliyor. Cezasızlık, başka cezasızlıkları doğuruyor.”

“Bankalara müzekkere yazılması, şirketler arasındaki ilişkilerin daha detaylı incelenmesi gibi taleplerimizin mahkeme tarafından kabul edilmesi önemliydi. Zira sanıklar, teknik olarak şirket sahibi olan ve geçtiğimiz aylarda geçirdiği kalp krizi ile yaşamını yitiren babalarına suçu yükleyerek kendilerini aklamaya çalışıyor.”

Davanın sadece ailenin şirketleri ile sınırlı olmadığını, küresel şirketlerin de üretim faaliyetinde yer aldığını aktaran Yetigin; bu sebeple Lider Kozmetik CEO’sunun da bir sonraki duruşmada dinlenmesine karar verildiğini belirtti.

Kamu görevlileri yönünden devam eden soruşturmanın akıbetinin sorulma kararının önemli olduğunu söyleyen Yetigin, Soma ve Hendek katliamlarında yaşanan zaman aşımı uygulamalarını hatırlatarak benzer bir şeyin yaşanmaması için mücadelemizi edeceklerini belirtti.

Kamuoyunun davayı sahiplenmesinin kritik önemde olduğunu belirten Yetigin, “Bu davada adalet, ancak emekten ve demokrasiden yana olan kamuoyunun desteği ile yerini bulacaktır” dedi.

Ne olmuştu?

8 Kasım 2025’te Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde bulunan Ravive Kozmetik fabrikasında meydana gelen patlama, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularını yeniden gündeme taşımıştı.

Patlama sonucunda 3’ü çocuk olan 7 işçi hayatını kaybetti. Olayın ardından fabrikanın çalışma koşulları, denetim eksiklikleri ve gerekli güvenlik önlemlerinin alınıp alınmadığı tartışma konusu olurken, yaşananlar iş cinayetleri ve denetimsizlik eleştirilerini yeniden gündeme getirdi.

Çalışma Bakanlığı’na ait İŞKUR binasının yanında bulunan üretim atölyesinin daha önce defalarca şikayet edildiği öğrenilmişti. İşletmenin yıllardır sigortasız işçi çalıştırdığı ve iş sağlığı ve işçi güvenliği koşullarının sağlanmadığına ilişkin CİMER şikayetleri ve de basına yansımıştı.

Katliamın ardından tutuklanan sanıklardan birisi olan Kurtuluş Oransal, Ceza İnfaz Kurumu’nda kalp krizi geçirerek yaşamını yitirmişti.

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.