Uçar: “Çocuklar uygun ayakkabısı olmadığı için okula gidemiyor”

Artan enflasyon ve düşen alım gücü, çocukların kıyafet ve ayakkabıya erişimini zorlaştırıyor. Derin Yoksulluk Ağı’ndan Önder Uçar, kıyafete erişememenin çocukların eğitim ve sosyal yaşamına etkilerini anlattı: “Kıyafet meselesini basitçe bir tüketim ihtiyacı olarak değil, çocuğun eğitim ve sosyal yaşama katılımıyla ilgili bir mesele olarak görüyoruz.”

Fotoğraf: Canva

Artan enflasyon ve beraberinde düşen alım gücü, küçük yaşlardan ergenlik çağına kadar çocukların kıyafete erişimini de zorlaştırıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun paylaştığı verilere göre 2025’te Türkiye’de 0-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 36.8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunuyordu.

Derin Yoksulluk Ağı’ndan Önder Uçar sahadaki gözlemleri ve çalışmalarından yola çıkarak Türkiye’de çocukların kıyafete erişimde yaşadığı zorlukları anlattı.

“Yoksulluğun temel insan hakkı ihlali olduğunu görüyoruz”

Önder Uçar

Uçar, kıyafet ve ayakkabının derin yoksulluk yaşayan hanelerde mecburen ve sıklıkla ertelenen ihtiyaçlardan biri haline geldiğini sahada gözlemlediklerini söyledi. Uçar, “Hane geliri; kira, gıda, fatura, ulaşım gibi zorunlu giderleri dahi karşılamaya yetmediğinden yeni bir pantolon, mont ya da ayakkabı almak aile bütçesinde sürekli sonraya bırakılıyor” dedi.

Çocuklar büyüdüğü için yetişkinlerde olduğu gibi aynı kıyafeti yıllarca kullanmanın mümkün olmadığını söyleyen Uçar, ayakkabı numarası ve beden ölçüsü değiştikçe ihtiyacın tekrar ortaya çıktığını da belirtti.

Derin Yoksulluk Ağı

234 çocuktan 192’sinin ayakkabısı karşılanamıyor

Uçar, Derin Yoksulluk Ağı olarak 2025 yılında destek verdikleri 90 hanede yaşayan 0-18 yaş aralığındaki 234 çocuğun giyim ihtiyaçlarını incelediklerinde şu sonuçlarla karşılaştıklarını aktardı:

Karşılanamayan Giyim İhtiyaçları (234 çocuk üzerinden)

Ayakkabı / Spor Ayakkabı 192 çocuk
%82
Pantolon 158 çocuk
%68
Tişört 148 çocuk
%63
Yeterli İç Çamaşırı 129 çocuk
%55

“Türkiye genelindeki tablonun da bu saha gözleminden çok farklı olmadığını düşünüyoruz çünkü TÜİK’in 2024 verilerine göre 15 yaş ve altı çocukların bulunduğu hanelerin yüzde 9,2’sinde çocuklara maddi yetersizlik nedeniyle yeni giysi alınamıyordu; düzgün iki çift ayakkabıya sahip olamama oranı ise yüzde 9,4 idi.”

Buna karşın ailelerin geliştirdiği çözümlerin “ihtiyacı bir süre daha idare etmeyi” sağladığını söyleyen Uçar, “Görüşmelerimizde ikinci el pazarlardan kıyafet almaya çalışan, belediyelerin desteklerinden yararlanan, elindeki kıyafeti mümkün olduğu kadar uzun süre kullanmak zorunda kalan ailelerle karşılaştık. Çok daha ağır yoksunluk yaşayan hanelerde kıyafetin veya okul çantasının çöpten temin edildiği örnekler de gördük” diye konuştu.

Uçar, uzun süredir çocuklarına mağazadan yeni bir kıyafet ya da ayakkabı alamadığı için çocuğunun güncel beden veya ayakkabı numarasını bilmediğini söyleyen ebeveynler olduğunu ancak burada ailelerin kıyafeti önemsemediği gibi bir sonuç çıkarılmaması gerektiğini, tam tersine, ailelerin çocuklarının ihtiyaçlarının farkında olduklarını fakat sürekli bir tercih yapmak zorunda bırakıldıklarını söyledi:

“O gün eve yemek mi alınacak, elektrik faturası mı ödenecek, çocuk için ayakkabı mı alınacak? Derin yoksulluk koşullarında bu tercihlerin hiçbirinin gerçek anlamda özgür bir tercih olmadığını görüyoruz, yoksulluğun nasıl bir temel insan hakkı ihlali olduğunu görüyoruz.”

“Kıyafet çocuğun eğitim ve sosyal yaşama katılımıyla ilgili bir mesele”

Kıyafete erişim sorununun, yaşa bağlı olarak farklı biçimler aldığını varsayabileceklerini söyleyen Uçar, küçük çocuklarda çok hızlı değişen beden ve ayakkabı ölçülerinin ihtiyacın daha sık yenilenmesine yol açtığını, okul çağında ise giyim ihtiyacının eğitim yaşamıyla doğrudan birleştiğini; okul kıyafeti, ayakkabı, eşofman ve spor ayakkabısı gibi yeni kalemler ortaya çıktığını belirtti. Uçar, ergenlik döneminde ise çocuğun kendi bedeniyle ilişkisi, akranları tarafından nasıl görüldüğü, gruba ait hissetmesi ve kendi tercihlerini oluşturmasının daha fazla önem kazandığını, bu nedenle aynı maddi yoksunluk ergen bir çocuk için utanma, kendisini arkadaşlarıyla kıyaslama veya sosyal ortamlardan geri çekilme biçiminde daha görünür hale gelebildiğini ifade etti:

“Nitekim saha görüşmelerimizden birinde bir anne, ergenlik çağındaki kızının kıyafetleri nedeniyle zaman zaman okula gitmek istemediğini aktarmıştı.”

Uçar, mevsim açısından da en kritik dönemlerden birinin okulların açılmasıyla sonbahar ve kış koşullarının birbirini takip ettiği dönem olduğunu aktardı. “Birkaç ay içerisinde okul kıyafeti, kapalı ayakkabı veya spor ayakkabısı, mont, kazak ve benzeri ihtiyaçlar aynı hanenin önüne birlikte geliyor” diyen Uçar, kış aylarında bu ihtiyaçların çocukların soğuk ve yağışlı hava koşullarına karşı korunması açısından daha da kritik hale geldiğini de sözlerine ekledi.

Uçar, Giyim Güvensizliği çalışmalarında karşılaştıkları durumu ise şöyle anlattı:

“Giyim Güvensizliği çalışmamızda spor ayakkabısı olmadığı için beden eğitimi dersine katılamayan çocuklara rastladık. Okula terlikle gittiği için akran zorbalığına maruz kalan çocuklar vardı. Ayakkabısı yağmurda ıslandığı için soğuk havalarda okula gönderilemeyen çocuklar gördük. Bunların her biri ilk bakışta küçük bir ihtiyaç gibi görülebilir ama çocuğun eğitim hayatına doğrudan etki ediyor. Bir çocuk okula gitmediğinde bunu hemen çocuğun isteksizliğiyle ya da ailenin eğitime verdiği önemle açıklamak çok kolay. Oysa bazen arkasında son derece somut bir yoksunluk bulunuyor. Çocuk uygun ayakkabısı olmadığı için okula gidemiyor, spor dersine katılamıyor ya da arkadaşlarının kendisiyle alay etmesinden çekindiği için geri duruyor.”

Akran ilişkileri açısından da benzer bir durum olduğunu, özellikle okul çağında çocukların birbirlerinin nasıl giyindiğinin, hangi ayakkabıyı kullandığının, aynı kıyafeti ne kadar sık giydiğinin farkında olduklarını, dolayısıyla yoksulluk çocuk açısından utanma, zorbalığa maruz kalma, arkadaşlarından geri çekilme ya da bazı etkinliklere hiç katılmama sonucunu doğurabildiğini ifade etti:

“Bu nedenle kıyafet meselesini basitçe bir tüketim ihtiyacı olarak değil, çocuğun eğitim ve sosyal yaşama katılımıyla ilgili bir mesele olarak görüyoruz.”

“Çocuğun gerçekten kullanabileceği ürüne ihtiyacı var”

İkinci el kıyafetlerin ihtiyacın ne kadarını karşıladığına ilişkin oran verebileceği bir veri olmadığını söyleyen Uçar, “Örneğin biz de ikinci el kıyafet bağışı kabul ediyoruz ancak bunun için ürünlerin çok iyi korunmuş, temiz ve yıkanmış, düzgün biçimde paketlenmiş olması gibi koşullarımız var. Bunun yanında hiç kullanılmamış ürünleri de bağış olarak kabul ediyor ve ihtiyaç sahibi hanelere ulaştırıyoruz. Bunların hepsi ihtiyacı karşılamak açısından şüphesiz önemli” diye konuştu.

Uçar, aynı bağışların doğal bir sınırı olduğunu da söyledi:

“Gelen ürünle çocuğun gerçek ihtiyacının her zaman birebir eşleşmesi mümkün olmayabiliyor. Burada sadece beden ya da ayakkabı numarasından söz etmiyoruz. Mevsim, kullanım amacı, model ve çocuğun neyi giymek istediği de önemli. Çocuğun herhangi bir monta ya da herhangi bir ayakkabıya değil, kendisine uyan ve gerçekten kullanabileceği ürüne ihtiyacı var. Tam da bu nedenlerle biz ağırlıklı olarak, özellikle bayram dönemlerinde açtığımız kampanyalarla kıyafet kodu satın alıp ailelere ulaştırıyoruz. Aileler ve çocuklar bu kodlarla kendi ihtiyaçlarını önceliklendirerek alışveriş yapabiliyor; bedenine, ihtiyacına ve tercihine uygun ürünü kendileri seçebiliyor. Bizim açımızdan en işlevsel ve en hak temelli model de bu. Çünkü burada tercih hakkını da gözetmek gerekiyor. Yoksulluk yaşayan bir çocuğun kıyafetinin sürekli başkaları tarafından belirlenmesi, onun zaten daralmış olan özgür alanını daha da daraltabiliyor. Kıyafet kodu ise hangi ihtiyacın önce karşılanacağına, hangi bedenin ya da modelin alınacağına aile ve çocuğun kendisinin karar vermesine imkân tanıyor.”

Uçar, bu yöntemin bir başka önemli tarafının da desteği alan kişiyi pasif bir yardım alıcısı konumuna yerleştirmemesi olduğunu belirtti. Kendi alışverişini yapabilmenin, kendi önceliğini ve tercihini belirleyebilmenin “yardım alıyorum” hissini ve bunun yaratabileceği damgalanmayı mümkün olduğunca azalttığını söyledi.

“Aile hangi ürüne ihtiyaç varsa ona ulaşabilmeli”

Uçar, “Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 27. maddesi de giyimi çocuğun yeterli yaşam standardının açık bir unsuru olarak tanımlıyor. Türkiye’de ihtiyaç sahibi hanelere yönelik eğitim yardımları var, Örneğin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları okul ihtiyaçlarına yönelik destek verebiliyor, Şartlı Eğitim Yardımı uygulanıyor” dedi. Ancak kıyafet ve ayakkabı açısından bakıldığında ailelerin ihtiyaç ortaya çıktıkça yeniden destek aramak zorunda kaldığını gördüklerini de ekledi.

Uçar’a göre burada yapılabilecek en somut şeylerden birinin düşük gelirli hanelerde yaşayan çocuklar için düzenli bir giyim ve ayakkabı desteğinin tanımlanması olabilir.

“Örneğin okul yılı başında ve kış öncesinde çocuk başına belirli bir destek sağlanabilir ve bu tutar güncel fiyatlara göre düzenli olarak yenilenebilir. Aile mont, ayakkabı, okul kıyafeti, iç giyim veya eşofman gibi o sırada gerçekten hangi ürüne ihtiyaç varsa ona ulaşabilmeli.”

Uçar’a göre bu desteğin aynı paketler yerine mümkün olduğunca nakit ya da belirli ürünlerde kullanılabilecek bir alışveriş desteği biçiminde olması da önemli:

“Çünkü her çocuğun bedeni, ihtiyacı ve tercihi farklı. Bazen aileye standart bir paket vermek yerine ona ihtiyacı olan ürünü seçebileceği alanı açmak hem daha işlevsel hem de daha onurlu bir destek biçimi oluyor.”

Uçar, kıyafet desteğinin tek başına çocuk yoksulluğunu çözmeyeceğini belirtti:

“Aynı aile kira, gıda, fatura, ulaşım ve eğitim giderleri arasında sürekli seçim yapmak zorunda kalıyorsa bir ihtiyacı çözünce diğeri ortaya çıkıyor. Bu nedenle kıyafet ve ayakkabı desteğini ücretsiz okul yemeği, eğitim giderlerinin karşılanması ve düzenli gelir desteği gibi politikaların parçası olarak düşünmek gerekiyor.”

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.