JES projesi Karlıova’yı da kuşatıyor: Deprem riski çok büyük

Kanîreş Ekoloji Platformu üyesi Kasım Demiralp: “Bizler köylerimizi, ovalarımızı, dağlarımız hep koruyup kollayacağız.

Varto ve Karlıova’daki Ignis şirketinin çalışma yürüteceği alan gösteriliyor.

Amerika merkezli Ignis şirketi, Varto’nun (Gimgim) ardından Bingöl’ün Karlıova (Kanîreş) ilçesinde de bir Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesini hayata geçirmek istediği ortaya çıktı. Söz konusu proje Varto’daki projede olduğu gibi fay hattının üstünde bulunan alanda gerçekleştirilecek. Yaratacağı olumsuz ekolojik etkileri sebebiyle bölge halkı projeye onay verilmesine tepkili.

Ignis H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi

2023’te Yedisu’da şubesini açan ve Karlıova (Kanîreş) – Varto bölgesinde faaliyet gösteren Amerikalı Ignis H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi; Bingöl Karlıova’ya bağlı Kızılağaç (Aynik), Kaynarpınar (Licik), Kantarkaya (Şorik), Ilıpınar (Çêrmûk) ve Kargapazar (Qerxabazar) köylerinde arama ruhsatı elde etmiştir.

2030’a kadar 1 GW yenilenebilir enerji kapasitesi hedeflediğini söyleyen şirket, Kuzey Anadolu Fayı (KAF) ile Doğu Anadolu Fayı (DAF) kesişen Varto-Karlıova bölgesi arasında çalışma yapmayı planlıyor. Şu an Varto, Güzelkent'te 10 adet sondaj kuyusu açma çalışmasını başlatmayı hedefliyor ve şirketin 453 bin 494,83 metrekare içerisinde yapacağı çalışmalar, Varto'nun yaklaşık 3'te 1'ini kaplayacak.

Projenin 6 köyü kapsayacak şekilde yapılacağı duyurulduktan sonra, bölge halkı Karlıova Ekoloji Platformunu kurdu. Platform, bölgedeki doğa talanına ve JES projelerine karşı mücadele etmek amacıyla faaliyetlerini sürdürüyor.

Karlıova bölgesini de kapsayan JES projesine dair konuşan Kanîreş Ekoloji Platformu üyesi Kasım Demiralp, Niha+‘a konuştu.

Demiralp, Kanîreş Ekoloji Platformu’nun asıl kurulma amacının bölgedeki doğayı ve yaşam alanlarını korumak, Karlıova halkını ve köylülerini bir araya getirip doğru bilgilendirmek ve bilinçlendirmek olduğunu belirtti:

“Ayrıca yaşamlarımıza kast edenlere karşı birlikte mücadele etme ve karar alma kültürünü geliştirme hedefi de taşıyoruz. Hukuki alanda yapılması gereken adımları atmak, ekolojiyi ve canlıların yaşam alanlarını koruma deneyimine sahip avukatlarla yasal süreci başlatmak aynı zamanda da halkın birlikteliğini ve dayanışmayı geliştirme yönünde mücadele yürütmek; doğal yaşam alanlarımıza yatırım amaçlı yapılan faaliyetlere karşı önceliğimiz olmakta.”

“Licik’teki mücadele deneyimlerinden yararlanıyoruz”

Geçen sene Karlıova’nın Kaynarpınar (Licik) köyündeki derelere ve doğaya yönelik yapılmak istenen projeleri ve köylülerin mücadele verdiğini belirten Demiralp, Kanîreş Ekoloji Platformu’nun bu deneyimlerden faydalanacağını belirtti.

Daha önce Karlıova’da ekolojiyi ve doğal yaşam alanlarını koruma ile ilgili herhangi bir çalışmanın yürütülmediğini ve bu sebeple halkın konu hakkında yeterince fikir sahibi olmadığını ve buna karşı örgütlü olmadığını söyleyen Demiralp, insanlara yaşanacak şeylerden bahsetmenin önemli olduğunu dile getirdi.

Bölgede deprem riski büyük

Projedeki en önemli noktanın deprem ve sonrasında yaratacağı fiziki ve psikolojik yıkım olduğunu anlatan Demiralp, Karlıova’nın üzerinde olduğu fay hattından bahsetti:

“Türkiye’de yer bilimci insanların hep üstünde durdukları aktif faylardan birisi de Kuzey Anadolu Fayı (KAF) diye bilinen Yedisu fay hattıdır. Karlıova konumu ile Kuzey Anadolu Fayı ve Doğu Anadolu Fayının (DAF) kesişme noktasında yer almaktadır. Uzmanlara göre aktif fayların üstünde ve etrafında jeotermal kuyuların açılması ve yer altından çıkarılan sıcak suyun işletilip tekrar suyun yer altına basınçlı bir şekilde aktarılması (reenjeksiyon) depremi tetikleme riskini barındırıyor. Yedisu, Karlıova ve Varto’nun bütün köyleri ekolojik katliamın yanında ciddi derecede deprem faktörünün yaratacağı yıkımla da karşı karşıya. Bütün bu bilimsel olgulara rağmen hâlâ burada yaşayan halkın can ve yaşam hakkına kast eden çalışmalar bu şirket tarafından yürütülmektedir. Bizler doğamızı, ormanlarımızı, su pınarlarımızı, derelerimizi ve yaşamlarımızı sonuna kadar savunup bu doğrultuda mücadelemizi sürdüreceğiz.”

TMMOB Maden Mühendisleri Odası’nın “Türkiye’de Jeotermal Enerji” adlı dosyasına göre, jeotermal enerji üretiminde yeraltına su enjeksiyonu yapılması gibi yüksek basınçlı işlemlerin küçük çaplı sismik aktiviteleri tetikleyebilir.

“Köylerimizi, dağlarımızı koruyacağız”

Demiralp, bu projeye karşı mücadele edeceklerini ve direnişlerine destek olan herkese teşekkür etti:

“Bu bölgenin insanları olarak bizler burada hep vardık ve doğamızla, ormanlarımızla, su pınarlamızla, derelerimizle, meralarımızla ve hayvanlarımızla hep var olmaya da devam edeceğiz. Bizler köylerimizi, ovalarımızı, dağlarımız hep koruyup kollayacağız. Mücadelemizi verirken sesimize ses olan değerli basın emekçilerine, bizlere destek veren bütün STK’lere ve kamuoyuna şükranlarımızı sunuyoruz.”

“Toprağımızı korumak, onurumuzu korumaktır!”

Öte yandan Varto’dan başlayarak Yedisu’ya kadar uzanan Ignis H2 Energy Inc. şirketinin doğa talanına karşı, Varto ve Karlıova halkı eylemlerini birleştireceklerini duyurdu.

Varto Ekoloji Platformu ile Kanîrêş Ekoloji Platformu, siyasi yetkililere ve bütün kamuoyuna ekolojik talana karşı ortak bir acil çağrı metni hazırladı. Acil çağrı metni şu şekilde:

BİNGÖL VE MUŞ HALKINA, VEKİLLERİNE VE TÜM KAMUOYUNA ACİL ÇAĞRI

Bingöl Karlıova’dan Muş Varto’ya, Yedisu hattına kadar uzanan bu kadim coğrafya, bugün kapalı kapılar ardında hazırlanan kirli pazarlıkların ve rant projelerinin hedefindedir. Alınan ruhsatlar ve hazırlanan sahte raporlar, sadece toprağımızı değil; insanımızın yaşam hakkını, geleceğini ve doğasını sermayeye peşkeş çekmektedir. Oynanan oyunun farkındayız!

Karlıova ve Varto üzerinde yürütülen bu “enerji” ve “maden” projeleri, bölge halkını yerinden etme ve meralarımızı insansızlaştırma operasyonudur. Yüzyıllardır bu topraklarda farklı kökenlerden gelse de kardeşçe, omuz omuza yaşayan halkımızın birliği; bu rant oyunlarını bozacak en büyük güçtür.

Vekillerimize ve Siyasi İl Başkanlarına Çağrımızdır:

Meclis kürsüsünden bu talanı haykırın! Tarım ve Enerji Bakanlıklarına verilen önergelerle bu hukuksuz süreci durdurun. Bingöl ve Muş’un kadınları, gençleri ve tüm STK’ları; bu mesele bir parti meselesi değil, bir hayat memat meselesidir.

Ranta Geçit Vermeyeceğiz!

Doğamızı sermayeye kurban eden her imza, çocuklarımızın geleceğinden çalınmıştır. Karlıova’dan Varto’ya kurulan bu direnç hattı; ranta, talana ve doğa katliamına karşı sarsılmaz bir kale olarak duracaktır. Toprağımızı korumak, onurumuzu korumaktır!

Proje bölge halkı için bir ölüm fermanı

DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, 27 Mart’ta Meclis’te yapmış olduğu basın toplantısında, JES projelerine son verilmesi gerektiğini söyledi.

Hülakü, JES projelerinin Bingöl’ün Kuzey Anadolu Fay Hattı ile Doğu Anadolu Hay Hattı’nın birleştiği bir nokta üzerinde yapılacak olmasının Karlıova ve Varto halkı için bir ölüm fermanı olduğunu belirtti:

“Bingöl depremin sıfır noktasıdır. Kuzey Anadolu Fay Hattı ile Doğu Anadolu Fay Hattı’nın tam birleştiği yerde, Türkiye’nin en kırılgan fay hatlarının olduğu bölgede 1,000-2,000 metre sondaj yapılmasına izin veriliyor. Böyle bir proje teklifiyle nasıl halkın karşısına çıkıyorsunuz?”

Varto JES’e karşı: “Bu topraklar bize Hızır’ın emaneti”

Varto’nun Xwarik (Çallıdere) köyü sınırları içerisinde başlatılacak çalışmayla 16 köyü kapsayan alanda hayata geçirilmek istenen JES projesine karşı bölge halkı tepki gösteriyor.

Muş Valiliği İl Mera Komisyon Başkanlığı, Varto’da (Gimgim) 16 Kürt-Alevi köyünü doğrudan etkileyecek olan, “Jeotermal kaynak arama projesi kapsamında sondaj çalışması” projesine onay verdi. Projeyi Ignis H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi adında bir şirket yürütüyor. Köylüler köylerinin ekolojik yıkımla karşılaşacağı gerekçesiyle, bağlı oldukları illerin valiliklerine itiraz dilekçeleri verdiler. Ancak valilikler köylülerin dilekçelerini reddettiler.

Jeotermal enerji, yenilenebilir ve sürdürülebilir bir enerji kaynağı olmasına karşın, çevresel etkileri bakımından birçok ekolojik zarara sebep olması yüzünden eleştiriliyor. Çoğunlukla köy ve tarım arazilerin bulunduğu bölgelere kurulan santraller, kurulduğu yerlerde köy halkını köy boşaltma tehdidi ile karşı karşıya bırakıyor. Birçok ilde bölge halkı, jeotermal enerji santrallerinin (JES) yanı sıra maden ocakları ve diğer enerji projelerinin tarım ve hayvancılık faaliyetlerine, su kaynaklarına ve yaşam alanlarına zarar verdiğini söylüyor.

Varto’nun Xwarik (Çallıdere) köyü sınırları içerisinde başlatılacak çalışmayla 16 köyü kapsayan alanda hayata geçirilmek istenen JES projesine bölge halkı tepkili.

Konuyla ilgili Varto Ekoloji Platformu’ndan Alev Yılmaz ve Mezopotamya Ekoloji Hareketi Eş Sözcüsü Erdoğan Ödük Niha+‘ya konuştu.

Alev Yılmaz, JES projesinin bölgedeki köyleri, su kaynaklarını, hayvanları ve inanç merkezlerini tehdit ettiğini belirterek “Varto’yu teslim etmeyeceğiz” dedi.

Ignis H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi

2023’te Yedisu’da şubesini açan ve Karlıova (Kanîreş) – Varto bölgesinde faaliyet gösteren Amerikalı Ignis H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi; Bingöl Karlıova’ya bağlı Kızılağaç (Aynik), Kaynarpınar (Licik), Kantarkaya (Şorik), Ilıpınar (Çêrmûk) ve Kargapazar (Qerxabazar) köylerinde arama ruhsatı elde etmiştir.

2030’a kadar 1 GW yenilenebilir enerji kapasitesi hedeflediğini söyleyen şirket, Kuzey Anadolu Fayı (KAF) ile Doğu Anadolu Fayı (DAF) kesişen Varto-Karlıova bölgesi arasında çalışma yapmayı planlıyor. Şu an Varto, Güzelkent'te 10 adet sondaj kuyusu açma çalışmasını başlatmayı hedefliyor ve şirketin 453 bin 494,83 metrekare içerisinde yapacağı çalışmalar, Varto'nun yaklaşık 3'te 1'ini kaplayacak.
“Kimdir bu Ignis?”

Varto’da faaliyet yürütmek isteyen Ignis adlı şirketin bölgeyi kalkındıracağı yönünde kimi açıklamalarının bulunduğu bilgisini veren Yılmaz, bu söylemlere inanmadıklarını ifade etti:

“Varto ranta verilmiş. Adını bile söylemeye hani zorlandığımız Ignis diye bir şirket. Ignis nedir? Kimdir? Nereden geliyor? Niye geliyor? Bu Ignis‘in hiç işi gücü yok, şey mi diyor? Uzakta bir Varto var, fakirdir. Ben gideyim bir kalkındırayım. Böyle bir şey olabilir mi sizce?”

Halkın istemediği hiçbir şeyin kamu yararına olmayacağını belirten Yılmaz, projeyle ilgili herhangi bir detayın halkla paylaşılmadığını söyleyerek sürecin nasıl başladığını anlattı:

Ignis‘in buraya gelmesi zaten yeni bir şey değil ama biz yeni duyuyoruz. Problem zaten burada. Halktan hiç kimsenin haberi yok. Çok emrivaki bir durum söz konusu bizim toprakta. Bizim yaşam alanlarımız, bizim varlığımız ama bunun kararını vali veriyor, kaymakam veriyor. Mevcut olan zamandaki muhtar, arkadaşlara bile hiçbir şey anlatılmamış. Belediye ile konuşulmuş. Belediyeye çok farklı şeyler anlatıldığı iddia ediliyor.”

Projenin etkileyeceği köyler: Armutkaşı (Tanzik), Güzelkent (Tatan), Hemug (Küçüktepe), Yeşildal (Çorsan), Çallıdere (Xwarik) ve ona bağlı Dewreşêli mezrası, Kasman (Qasiman), Emera (Onpınar), Zengena (Güzeldere), Mengel (Alabalık), Kuzik (Gölyayla), Civarka (Kartaldere), Canesera (Dağcılar), Xaşxaş (Eryurdu), Uskira (Çaylar), Şorik (Tuzlu), Şeman (Taşlıyayla), Gadiza (Ozankent), Teknedüzü (Badan).

Yılmaz, şirket yetkililerinin proje hakkında yerel yöneticilerle görüşmeler yaptığını ancak gerçek planların halktan gizlendiğini öne sürdü.

Ignis‘te görev yapan birisi var. O buradaki bürokratlarla, valiyle, kaymakamla, belediyeyle görüşüyor. Kesinlikle bir jeotermal enerji santralinden bahsedilmiyor. Biz sizin 16 tane köyünüzü, mezralarını, inanç merkezlerinizi ranta açacağız demiyorlar. Diyorlar ki sıcak bir su var, onu tespit edeceğiz. Termal oteller, termal havuzlar, seralar yapacağız. Köylülerin burada ısınma ihtiyaçları karşılanacak, diyorlar.”

“Bu sıcak suyun bizi ısıtması mümkün değil”

Yılmaz, şirketin bölge halkını ikna etmek için çeşitli vaatlerde bulunduğunu ancak bu vaatlere inanmadıklarını söyledi:

“Domatesin ana vatanı Antalya’dır, Mersin’dir. Biz kış boyunca domates yemesek ölmüyoruz. Bizi ısıtacaklarmış, kesinlikle bunu da istemiyoruz. Biz tezekle kendimizi ısıtırız. Zaten bizim burada 2,5-3 metre kar yağıyor. Onların o borulardan göndereceği sıcak suyun bizi ısıtması mümkün değil.”

“Daha önce Goşkar Baba’yı talan ettiler

Planlanan jeotermal santral projesinin sadece santral yapma amacı taşımadığını söyleyen Alev Yılmaz, daha önce yapılan talana dikkat çekti:

“Önce bize HES’ten geldiler. Goşkar Baba’yı talan ettiler. Goşkar köylerini, dağlarımızı parçaladılar. Sularımızı hapsettiler. Şimdi de jeotermal santral kuracaklarını söylüyorlar. Süslü cümleler kuruyorlar ama biz böyle olmayacağını biliyoruz. 16 köyden ve mezralarından bahsediyoruz. Bu köylerin içerisinde inanç merkezlerimiz, kutsal yerlerimiz, her şeyimiz var. Kesinlikle 16 köy ile de sınırlı değil. Sadece jeotermaller değil başka madenler peşinde olduklarını da biliyoruz. Şu an belki de bilmediğimiz kaç tane proje var ellerinde. Bununla ilgili hiç kimse bize gerçek anlamda bilgi vermiyor.”

Deprem riskli bölge

2500 metre derinliğe sondaj yapılacağı söylendiğini aktaran Yılmaz, Varto’nun bir deprem bölgesi olduğuna ve bilim insanlarının uyarılarının dikkate alınması gerektiğine dikkat çekti. Yılmaz, deprem bölgesi olmasından dolayı da bir bilim insanının kendilerine “böyle bir şeye izin vermeyin” dediğini aktardı.

“Endemik türleri yok edecekler”

Bağdan köyünde üç sondaj kuyusu açılmasının planlandığını söyleyen Alev Yılmaz, bunun bölgedeki ekolojik dengeyi bozacağını belirtti:

“3 km yerin dibine girdiğinizde dünyanın toprağı, çamuru çıkacak. Mesela bu çamurda maddeler var. Bunlar doğaya zarar verecekler. Siz bunları ne yapacaksınız, diye sorduğumuzda diyorlar ki biz bunun ihalesini yerel yönetimlere vereceğiz. Yerel yönetim dediğiniz daha cenazemiz olduğunda bir kepçe veremiyor. Götüreceksiniz Mengel Deresi’ne koyacaksınız. Mengel Deresi’nde endemik bir tür olan kırmızı benekli alabalıklar var. Bunları yok edeceksiniz. Ekolojik dengeyi değiştireceksiniz. Burada vaşaklar, kınalı kekliklerimiz var. Özgür yaşıyorlar. Biz dokunmayız onlara. Çünkü bunların hepsi bize Hızır’ın emanetidir.”

“Bütün kadınların yanımda olmalarını istiyorum”

Varto’ya bağlı Çepanik Yaylası’nın, Gundêmîra’nın, Dadina’nın, İnalı’nın maden aramalarıyla talan edildiğini hatırlatan Yılmaz, şirketin “sizi zenginleştireceğiz” söylemlerine karşı olduğunu söyledi.

Yılmaz, Varto’nun ekolojisinin ve kültürel değerlerinin korunması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

“Yılandan çok korkuyorum. Ben her gün yılandan korkmak istiyorum. Ayıların buradan gitmesini istemiyorum. Ben bu mücadeleyi sürdürdüğüm zaman bütün kadınların benim yanımda olmalarını istiyorum. Herkesin sesimizi duymalarını istiyorum. Goşkar Baba’yı, Grêboxa’yı, Şehîdê Qawax’ı, Şehîdê Ciran’ı kesip gittiklerinde bize bir şey kalmayacak. Varto’yu teslim etmeyelim. Burası bizim köyümüz, evlerimiz. Eğer biz elimizi Varto’dan çekersek Hızır da bizi bırakır gider.”

Fotoğraf: Mezopotamya Ekoloji Hareketi

Ödük: Projeler geniş bir coğrafyayı etkileyecek

Mezopotamya Ekoloji Hareketi Eş Sözcüsü Erdoğan Ödük, Muş Ekoloji Platformu’nun kurulduğunu belirterek, bu platformun Varto Ekoloji Platformu ve Goşkar Ekoloji Derneği gibi bölgede faaliyet gösteren kuruluşların birleşiminden oluşturulduğunu söyledi.

Ödük, planlanan projelerin yalnızca Varto’yu değil geniş bir coğrafyayı etkilediğini ifade etti:

“Neticede bu sorun sadece Varto’nun sorunu değil, bölgesel bir problem. Varto’dan başlayıp Karlıova’ya, Bingöl Yedisu’ya kadar uzanan bir jeotermal enerji alanına peşkeş çekme durumu var şu an bölgede. Geçen sene geniş katılımlı bir eylem de yaptık orada, Peri Vadisi’nde.”

Goşkar Vadisi’nde uzun süredir eko-kırım politikaları uygulanıyor

Ödük, Muş’ta ve Kürt bölgelerinde uzun zamandır devam eden eko-kırım politikalarının sadece sermaye odaklı politikalar olmadığını vurguladı.

“Uzun süredir bu Kürdistan coğrafyasında savaş sürecinde eko-kırım olmuş deniyor fakat bu süreçte de yerli ya da yabancı sermaye farklı alanlarda farklı şekillerde ekokırım yapmaya devam ediyor. Muş, Varto’da da yaşanan durum şu an bu. Zaten bölge daha önceki süreçlerde Alparslan 1-2 portrajlarıyla ciddi anlamda bir ekolojik yıkımla karşı karşıya kaldı. Bir sürü köy boşaltıldı. Tarihi sit alanları sular altında kaldı. Ondan sonra Goşkar Vadisi’nde yine Çağlar Elektrik’in 2002’de yapmış olduğu bir HES projesi var.”

“Ekolojik yıkım göçü de tetikliyor”

Goşkar Vadisi’ndeki talanın yalnızca doğayı değil toplumsal yaşamı da etkilediğini söyleyen Ödük, sözlerine şöyle devam etti:

“Bölgede son kalan su, Ava Spî denen bir su. Oradaki halkımız da Alevi inancına mensup insanlar olduğu için bu durum aslında bölgede göçü de tetikliyor. Sadece bir ekolojik yıkımdan ibaret değildir bunlar. Toplumsal sorunları da beraberinde getiriyor.”

Şirketler direnişi kırmaya çalışıyor

“Köylülere bir izin alınacak, sondaj açılacak ama belki yapılır, belki yapılmaz demişler. Bunlar direnişi kırma amaçlı söylemler. Oysa bir Amerikan şirketinin gelip burada araştırma yapmadan tutup 4 milyon dolar verip -en düşük bir sondaj maliyeti o kadardır- sondajı açıp gitmesi mümkün değil.”

Direniş alanı genişletilirse başarıya ulaşır

Bunun sadece yerel bir problem olmadığını anlatan Ödük, halkla birlikte yapacakları bölgesel dayanışma çalışmalarını ifade etti. Varto’da köy toplantıları ve bilgilendirme çalışmalarının sürdüğünü ifade eden Ödük, milletvekilleriyle de görüşmeler yaptıklarını söyledi.

Varto’da eylem birliği

Ekolojik mücadelede halkın rolünün belirleyici olduğunu vurgulayan Ödük, Kürt illerinde yürütülen talan politikalarının Batı’dakilere kıyasla daha fazla kültürel ve toplumsal sebeplere dayandığını vurguladı.

“Karadeniz’in ormanları da bizim ormanlarımızdır. Hindistan’ın ormanları da bizim ormanlarımızdır. Fakat fark şudur. Batı’daki mevcut durum, bir sermaye odağı etrafında gelişen bir durum söz konusu. Buradaki sorun sadece sermaye sorunu değil. Bunu net bir şekilde Alpaslan 1-2 barajlarında da gördük. Şu an Cizre’de yapılmayı düşünülen Nerbüş Deresi üzerindeki barajda da gördük. Bunu GAP projesi dahilinde boşaltılan köylerde de gördük. O devasa Ilısu barajında, HasanKeyf’in yok edilmesinde, kültürel hafızanın yok edilmesinde gördük. Bu durum sadece Kürdistan’da yaşayan halkların problemi de değil.”

Ödük, Kürt bölgelerindeki ekolojik yıkıma uluslararası ve yerel ekoloji örgütlerinin daha fazla dikkat göstermesi gerektiğini söyledi.

“Biz kalkıp Karadeniz’in ormanlarına da kaz dağlarına da ses çıkarabildik. Çukurova’da kullanılan pestisitlere karşı da arkadaşlarımız orada çalışıyor. Bu doğa bizim ortak yaşam alanımız. Yok olduğu zaman ne ideolojik tarafı kalır ne bir etnik köken tarafı kalır ne bir kültürel tarafı kalır. Dolayısıyla Batı’daki ekoloji örgütlerinin de Kürdistan’a bu şekilde yaklaşması lazım. Yani burası bittiği zaman, tükendiği zaman zararı onlar da görecektir.”

Varto Ekoloji Platformu basın açıklaması yaptı

Varto Ekoloji Platformu 7 Mart’ta bir basın açıklaması yapan platform üyelerine DEM Parti Milletvekili Sümeyye Boz Çakı da destek verdi.

Nedir bu “JES”ler?

Jeotermal elektrik santralleri enerji sağlamak için kurulsa da getirdiği ekolojik etkiler oldukça fazla.

JES görseli

Jeotermal Enerji Santrali görseli.

Jeotermal Enerji Santralleri (JES) ve Ekolojik Etkileri

Jeotermal Enerji Nedir?

Jeotermal enerji, yer kabuğunun derinliklerinde bulunan sıcak su ve buharın yüzeye çıkarılarak enerji üretiminde kullanılmasıdır.

Enerji Nasıl Üretilir?

Derin sondaj kuyularından çıkarılan sıcak akışkan türbinleri döndürür ve elektrik üretimi sağlar.

Ekolojik Risk

Jeotermal akışkan arsenik, bor ve çeşitli ağır metaller içerebilir. Bu akışkanın doğaya karışması su kaynaklarını ve toprağı etkileyebilir. Ayrıca bu akışkandaki ağır metaller ve gazlar, hava kirliliğine sebep olur.

Deprem riski: Jeotermal sahalar çoğunlukla aktif fay hatlarına yakın bölgelerde kurulmaktadır. Sondaj faaliyetleri ve yeraltına akışkan basılması bazı durumlarda mikro-depremleri tetikleyebilir. Bu durum bilimsel çalışmalarda “indüklenmiş sismisite” olarak geçiyor.

JES Akışkanlarında Bulunabilen Maddeler

As
Arsenik
Hg
Cıva
B
Bor
CO₂
Karbon dioksit
H₂S
Hidrojen sülfür

JES Projelerinin Etki Zinciri

Sondaj
Jeotermal enerji için açılan derin sondaj kuyuları suya kimyasal karıştırarak yeraltı jeolojisini ve su ekosistemlerini etkileyebilir. Ayrıca yüksek sıcaklıktaki atık suyun akarsulara deşarjı, mineral konsantrasyonunun değişmesine sebep olur.
Yeraltı Suyu
Jeotermal akışkanın yüzeye çıkması veya yeniden basılmanın (reenjeksiyon) başarısız olduğu durumlarında yeraltı suyu kirlenebilir.
Tarım
Su kalitesinin değişmesi ve toprağın kimyasal olarak etkilenmesi tarım üretimini düşürür. Ege illerinde incir bahçeleri ve zeytinlikler zarar görmektedir.
Hayvancılık
Tarım üretiminin zayıflaması yem üretimini etkiler. Kürt illerinde geçim kaynağı olan hayvancılık bu nedenle hassas bir alandır.
Köy Yaşamı
Tarım ve hayvancılığın zayıflaması; köy ekonomisini etkiler, havaya karışan gazlar ve ağır metaller sebebiyle kanser gibi sağlık sorunlarını arttırır. Bu durum köy halkını göçe zorlar.
Biyoçeşitlilik
Santral alanlarının genişlemesi ve jeotermal akışkanların deşarjı gibi faktörler doğal habitatların parçalanmasına neden olur. Endemik bitki ve hayvan türleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır.

Fay Hatları Üzerindeki JES Sahaları

Jeotermal enerji sahaları çoğunlukla yer kabuğundaki kırık sistemleri ve fay hatları boyunca oluşur. Bu kırıklar yeraltındaki sıcak suyun yüzeye çıkmasını kolaylaştırır. JES projelerinin büyük bir kısmı, deprem riski yüksek olan bölgelerdeki aktif fay hatları boyunca yoğunlaşmıştır.

JES sondaj kuyusu JES sondaj kuyusu Aktif fay hattı Toprak yüzeyi Yer kabuğu

Deprem riski yüksek bölgelerdeki santral tesisleri, boru hatları ve jeneratörler hasar görebilir veya patlayabilir. Depremler sırasında jeotermal atıksuların kontrolsüz sızması meydana gelebilir.

JES → Toprak → Ürün Verimi → Göç İlişkisi

Kırsal bölgelerde enerji projeleri yalnızca çevreyi değil, yerel ekonomiyi de etkileyebilir. Türkiye’de özellikle Kürt bölgelerinde geçmişte yaşanan zorunlu göç politikaları düşünüldüğünde, ekonomik ve sosyal değişimlerin işgal politikalarının bir sonucu olduğuna varılır.

JES Faaliyetleri
Sondaj kuyuları ve santral sahaları geniş alanlara yayılır.
Toprak ve Su
Yeraltı su sistemlerinde meydana gelen değişimler tarım alanlarını ve besin üretimini etkiler.
Ürün Verimi
Aydın’da incir ve zeytin üretimi risk altında. Kürt illerinde ise mera alanlarının etkilenmesi hayvancılığı etkileyebilir.
Kırsal Göç
Tarım ve hayvancılığın zayıflaması geçim kaynaklarını daraltabilir ve göçü hızlandırabilir.

JES Projeleri Nasıl İlerliyor?

1. Arama Ruhsatı: Şirketler valilik veya il özel idarelerine başvurarak jeotermal kaynak arama ruhsatı alır.
2. Sondaj: Derin kuyular açılır.
3. ÇED Süreci: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu hazırlanır.
4. Arazi İzinleri: Tarım dışı kullanım izni Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilir.
5. Kamulaştırma: Bazı durumlarda Cumhurbaşkanlığı kararıyla kamulaştırma yapılabilir.
6. Santral Kurulumu: Enerji üretimi başlar.

JES Türkiye’de Hangi Bölgelerde Yoğunlaşıyor?

  • Ege Bölgesi: Aydın, Denizli ve Manisa Türkiye’deki jeotermal santrallerin büyük bölümüne ev sahipliği yapmaktadır.
  • İç Anadolu: Konya ve Nevşehir de arama ruhsatlarının verildiği bölgeler arasında yer almaktadır.
  • Kürt İlleri: Muş ve Bingöl çevresinde son yıllarda jeotermal arama projeleri gündeme gelmiştir.

Kızıldere JES Alanı Ne Kadar Büyük?

Denizli Kızıldere jeotermal sahası yaklaşık 528 hektar büyüklüğündedir. Bu alan yaklaşık 739 futbol sahasına denk bir araziye yayılmaktadır.

Türkiye’de JES İstatistikleri

  • Türkiye genelinde yaklaşık 71 jeotermal enerji santrali bulunmaktadır.
  • Bunların 46 tanesi Aydın’da yer almaktadır.
  • Kızıldere JES sahası yaklaşık 528 hektar büyüklüğündedir.
  • Tokat’taki arama ruhsatı sahası yaklaşık 36 bin hektarlık bir alanı kapsamaktadır.
Jeotermal enerji projeleri birçok bölgede yerel halk tarafından tepkiyle karşılanmaktadır. Tarım alanlarının zarar görebileceği, su kaynaklarının etkilenebileceği, endemik canlıların yok olabileceği ve kamulaştırma süreçleri nedeniyle yerel halk ile ekoloji örgütleri çeşitli direnişler ve hukuki mücadeleler yürütmektedir. Bu nedenle bazı bölgelerde JES yatırımlarının gerçekten kamu yararına olup olmadığı sorusu tartışılmaya devam etmektedir.
Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.