Bu sene 12’ncisi düzenlenecek olan İstanbul Trans Onur Haftası gönüllüsü Beren, Trans+’ları sınıflandıran ve “makul” olmaya zorlayan tüm tahakküm biçimlerini reddettiklerini belirtiyor: “Biz Trans+’lar, sadece kendimiz için değil, Filistin, Kürdistan ve Türkiye halkları için de eşitliği, barışı ve özgürlüğü tahayyül ediyoruz.”

İstanbul Trans Onur Haftası (Trans Pride) Komitesi, bu sene 15 ile 21 Haziran arasında 12. Trans Onur Haftası’nı ve 12. Trans Onur Yürüyüşü’nü düzenleyecek. Hafta Komitesi, bu sene etkinlik ve yürüyüşlerde “Trans Tahayyül” temasını işleyeceğini duyurdu. Geçen sene “Başkaldırı” temasıyla yürüyüş gerçekleştiren komite, bu sene transların geleceği hayal etme gücüne odaklanıyor.
İlk kez 2010’da, İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’ndan 1 hafta önce Trans Onur Haftası, bu haftanın son günü ise Trans Onur Yürüyüşü düzenlenmeye başlamıştı. Senelerdir resmi yasaklamalar ve polis müdahaleleri ile geçen Trans Onur Haftalarını her sene özgün temalarıyla örgütlemeye devam eden Translar, bu Onur Ayı’nda da engelleri “Trans Tahayyül” perspektifiyle aşmayı hedefliyor.
Beren: “Trans tahayyül sınır tanımayan bir mücadele ifade ediyor”
Trans Onur Haftası’nın temasına ve yaklaşımına ilişkin Niha+‘ya görüş belirten İstanbul Trans Onur Haftası gönüllüsü Beren, bu seneki “Trans Tahayyül” temasının birkaç katmanda anlam kazandığını ifade etti.

Beren’e göre trans tahayyül, sisteme karşı tahayyül, ikiliğin reddi ve somut bir gelecek tahayyülü demek:
“Patriyarkal kapitalizmin, devlet ve aile şiddetinin, ırkçı cinsiyet-emek tahakkümlerinin çizdiği sınırları kabul etmeden bir hayal kurma pratiği. Buradaki tahayyül, doğrudan bir reddetme ve yeniden kurma aracı bizim için. Kaybettiklerimizin, yaşayamadıklarımızın, katledilerek yaşamdan koparılanlarımızın yasını tutarken bile tahayyülden vazgeçmemek.”
Beren, İstanbul Trans Onur Haftası olarak hiçbir şeyin ikili olmadığını söylerken yalnızca cinsiyeti değil, Trans+’ları sınıflandıran, hizaya sokmaya ve ‘makul’ olmaya zorlayan tüm tahakküm biçimlerini hedef aldıklarını belirtti. Bu sebeple tahayyül etmenin bir “temsiliyet” durumu olmadığını ifade eden Beren, “doğrudan iktidarın kurduğu dünyayı geçersiz kılan, disipline edilemeyen, ahlaka sıkıştırılamayan, sınır tanımayan bir mücadele” olduğunu söyledi:
“Katliam yasalarıyla, yasaklarla, bombalarla, işgallerle, abluka ve nefretle kuşatılmış bir dünyada biz Trans+’lar, sadece kendimiz için değil; Filistin, Kürdistan ve Türkiye halkları için de eşitliği, barışı ve özgürlüğü tahayyül ediyoruz.”
“Aile bir denetim mekanizması”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından gündeme getirilen “Aile ve Nüfus 10 Yılı” uygulamalarına dair konuşan Beren, “aile” adı altında kutsanan olgunun, patriyarkanın, heteroseksizmin ve emek sömürüsünün birlikte çalıştığı bir denetim mekanizması olduğunu vurguladı:
“Bu mekanizma, kimlerin ‘makbul’, kimlerin ‘silinebilir’ olduğuna karar verirken biz Trans+’ları sistematik olarak doğrudan hedefe koyuyor. Sağlığa erişimimizin kısıtlanması, hormonlarımıza ulaşımımızın fiilen engellenmesi, cinsiyet uyum süreçlerimizin mahkeme ve kurul denetimine bağlanması; bunların hepsi aslında bedenlerimizi devletin, tıbbın ve ailenin birlikte bir “ortaklık” kontrolüne açma girişimlerine dönüşüyor.”
Medyada ve kamusal alanlarda üretilen “aile yapısını bozma” söylemlerini eleştiren Beren, Trans+’ların varoluşunu bir tehdit unsuru olarak üreterek bu durumun hem toplumsal nefreti örgütlediğini hem de uygulanan şiddeti meşrulaştırdığını belirtti. “Bütün bu söylemlerin Trans+’ların gündelik hayatında karşılığı var” diyen Beren, şu ifadeleri kullandı:
“Bunların gündelik hayatımızdaki karşılığı: evden atılmak, iş bulamamak, sağlığa erişimimizin kısıtlanması, sokakta ve her yerde hedef gösterilmek ve sürekli şiddet maruz kalmak ve şiddet tehdidi altında yaşamak. Yani bütün bunlar sadece sözde kalmıyor, doğrudan hayatlarımıza saldırı olarak geri dönüyor. Dolayısıyla bu saldırılar, hedef göstermeler ve şiddet biçimleri yalnızca Trans+’lara yönelik değil; aynı zamanda tüm yaşamı hiyerarşi, heteronormativite ve mülkiyet üzerinden kuran iktidar ilişkilerinin doğrudan sonucudur.”
Beren, hak ihlallerinin süreklileştiği ve şiddetin örgütlendiği bir sistemde Trans+’lar için güvenli alanların dışarıdan verilen bir hak olmadığını, bu alanların kolektif dayanışma ile anlık olarak üretilen bir koruma biçimi olduğunu söyledi:
“Bizim için güvenlik sürekli yeniden kurulması gereken bir direniş kapasitesine, kırılgan ama yaşamakta ısrarcı ve başkaldıran bir örgütlenme biçimine dönüşüyor.”

“Bu mücadele baskı ve şiddete maruz kalan herkes için”
Beren, Trans Onur Haftası’nda uygulanan ve yöneltilen şiddetin sadece Trans+’ların meselesi olmadığını söyledi. Bu durumun patriyarkal kapitalizmin, devlet şiddetinin, emek sömürüsünün ve heteronormatif aile rejiminin birlikte ürettiği bir şiddetin ve iktidar ağının sonucu olduğunu söyleyen Beren, şöyle konuştu:
“Bu mücadeleyi tek başımıza yürüteceğimiz tecrit edilmiş bir ‘kimlik siyaseti’ olarak değil de doğrudan bu şiddetin, baskının tamamına karşı dayanışılması ve desteklenmesi gereken ortak bir mücadele olarak görmeliyiz. Bu noktada feminist hareketlere, emek örgütlerine, göçmen dayanışma ağlarına, hayvan hakları örgütlerine ve tüm toplumsal harekete çağrımızı yineliyorum: Bu mücadele sadece kendimiz için değil, baskı ve şiddet biçimlerine maruz kalan herkes için.”
“Özgürce var olduğumuz bir yürüyüş tahayyül ediyoruz”
Bu seneki Trans Onur Haftası etkinliklerini ve yürüyüşünü olabildiğince fazla kişiye ulaşacak şekilde kurmaya çalıştıklarını ifade eden Beren, öte yandan devlet şiddetinin sürekliliğini göz ardı etmeden yürüyüş ve etkinlikleri yürüteceklerini belirtti:
“2015’teki ilk saldırıdan ve özellikle 2022’de tüm hafta etkinliklerinin yasaklanmasından sonra, güvenlik meselesini dışsal bir konu değil olarak değil de örgütlenmenin doğrudan bir parçası olarak ele alıyoruz. Aynı zamanda etkinliğimize katılan kişilerin güvenliğini birlikte üreten bir dayanışma anlayışıyla ilerliyoruz. Katledilmediğimiz, özgürce var olduğumuz, trans çocukların yok sayılmadığı, örgütlü nefrete karşı birbirimizi gülüşlerimizden bulduğumuz, götümüzün başımızın ayrı oynadığı, mahallelerimize, parklarımıza, meydanlarımıza, sürekli geçtiğimiz sokaklara yayıldığımız bir yürüyüş tahayyül ediyoruz.”

- İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası ise bu sene “AÇIK S’AÇIK” temasıyla 22-28 Haziran’da düzenlenecek.
Geçen sene Trans Onur Haftası’nda ne olmuştu?
İstanbul Trans Onur Haftası Komitesi, geçen sene (2025) 16-22 Haziran’da 11’incisini gerçekleştirdiği Trans Onur Haftası’nın temasını “Serhildan” olarak duyurmuştu.
İstanbul’un Acıbadem semtinde 22 Haziran 2025’te gerçekleştirilen 11. İstanbul Trans Onur Yürüyüşü sırasında İstanbul Barosu’nun verdiği bilgiye göre 46 kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan kişilerin 39’una “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” iddiasıyla dava açılmıştı.
Açılan davanın ilk duruşması 10 Mart’ta ve 12 Mart’ta İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görüldü. Trans Onur Haftası, savunması alınan herkesin adli kontrollerinin kaldırıldığını duyurdu. Bir sonraki duruşma ise 9 Ekim’e ertelendi.
Trans haklarının ve kimliklerinin görünür kılınması için çeşitli etkinlik veya anmaların düzenlendiği bazı günler:
- 31 Mart Uluslararası Trans Görünürlük Günü, Transların toplumdaki varlığını görünür kılmak ve ayrımcılığa dikkat çekmek amacıyla düzenlenen bir gündür.
- Trans Onur Haftası, translara yönelik ayrımcılık, şiddet ve nefret suçlarına karşı trans haklarının dile getirilip trans kimliklerin kutlandığı bir haftadır. Bu hafta, Haziran ayının son haftasında düzenlenen LGBTİ+ Onur Haftası’ndan bir hafta önce kutlanır.
- Trans Onur Yürüyüşü, Trans Onur Haftası’nın son gününde transların taleplerini yürüyerek dile getirdiği günde yapılır.
- Trans Farkındalık Haftası, her sene 13-19 Kasım tarihlerinde transların karşılaştığı zorluklara dair toplumsal anlayışı ve farkındalığı arttırmayı hedefliyor.
- 20 Kasım Nefret Suçuna Maruz Kalan Transları Anma Günü (Transgender Day of Remembrance, TDoR), transların uğradığı şiddet ve nefret suçlarına karşı farkındalık yaratmayı ve kaybedilen transları anmayı amaçlıyor.