ABD-İran gerilimi

Petrol tankerleri vuruldu, İran tahliye uyarısı yaptı

ABD, gece saatlerinde düzenlediği saldırıda İran’ın petrol tankerlerini hedef aldı. Devrim Muhafızları Ordusu ise misilleme olarak Bahreyn ve Kuveyt’te bulunan tankerleri vuracağını duyurdu ve personelin tahliyesi için uyarıda bulundu.

Foto: Anka Haber Ajansı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Basra Körfezi’nin kuzeyinde yer alan petrol ihraç terminalinin bulunduğu Hark Adası ile Hürmüzgan Eyaleti’ne bağlı Cask kenti yakınlarında İran’a ait petrol tankerlerini hedef aldı. İran basınında yer alan haberlere göre, Hark Adası ile Cask kenti yakınlarında patlama sesleri duyuldu. Hark Adası’nda patlama seslerinin adada yer alan limanlara yakın bir bölgeden geldiği belirtilirken, Cask kentinde duyulan seslerin denizden geldiği ifade edildi.

İran’ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı‘nda yer alan haberde, ABD‘nin Hark Adası’na 6,4 kilometre (4 mil) mesafede bulunan küçük bir petrol tankerini füzeyle hedef aldığı ve tanker personelinin tahliye edildiği belirtildi. Haberde, saldırı sonucu herhangi bir can kaybının yaşanmadığı bilgisi yer aldı.​​​​​​​

İran devlet televizyonu ise , Hürmüz Boğazı’na yakın Cask kenti kıyılarında iki petrol tankerinin ABD tarafından hedef alındığını duyurdu. Saldırıya uğrayan iki tankerin personelinin küçük botların yardımıyla kıyıya taşındığı belirtildi. Saldırılar sonucu herhangi bir can kaybının yaşanıp yaşanmadığı konusunda ise bilgi verilmedi.

“Daha geniş bir saldırı olacak”

Öte yandan Amerika merkezli Fox News kanalına konuşan ve adı açıklanmayan üst düzey ABD’li bir yetkili, ABD ordusunun Hark Adası ile Cask kentinde bazı yerleri hedef aldığını doğruladı. Açıklamada, “Hedefler arasında İranlı petrol tankerleri de bulunuyor. Bu, İran’ı ekonomik olarak sıkıştırmaya yönelik daha geniş çaplı bir girişimin parçasıdır. Bu strateji, İran’a ait ham petrol tankerlerini batırmayı ve hizmet dışı bırakmayı da içeriyor,” ifadelerini kullandı.

İran: Bahreyn ve Kuveyt’teki tankerleri vuracağız

İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri, ABD’nin İran’a ait birkaç petrol tankerine yönelik saldırı düzenlemesinin ardından, Bahreyn ve Kuveyt’teki limanlara yakın petrol tankerlerine tahliye uyarısı yaparak söz konusu tankerleri hedef alacağını duyurdu. Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri, Bahreyn ve Kuveyt’te bulunan tankerlere tahliye uyarısında bulundu.

“Acil” koduyla yapılan tahliye uyarısında, ABD saldırılarına ortaklık yapmakla suçlanan Kuveyt ve Bahreyn’deki limanlara yakın olan petrol tankerlerinin personelinin tahliye olması istenirken, söz konusu tankerlerin limanda veya demirde bulunmasına bakılmaksızın​​​​​​​ hedef alınacağı belirtildi.

İran’a ait 36 havayolu şirketine yaptırım

ABD Hazine Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi’nin (OFAC), İran’a yönelik “Ekonomik Dışlama Operasyonu” kapsamında ülkenin havacılık sektörüne yönelik yeni yaptırımlar uyguladığı bildirildi.

Açıklamada, İran’ın silah, personel ve yasa dışı kargo taşımacılığında kullandığı havacılık sektörünü destekledikleri gerekçesiyle 36 şirketin yaptırım kapsamına alındığı belirtildi. Söz konusu yaptırımların, İran’ın ABD menşeli hava araçları ve hassas teknolojiler temin etmek amacıyla kullandığı paravan şirketleri de hedef aldığı kaydedildi.

Bu kapsamda İranlı 27 hava yolu şirketi ile farklı ülkelerde faaliyet gösteren 9 uluslararası havacılık şirketi yaptırım listesine dahil edildi.

Yaptırım listesine alınan 27 İranlı hava yolu şirketi arasında Air Shiraz, Asa Jet Airline, ATA Airlines, Atlas Aviation Group, Ava Airlines, Chabahar Airlines, Erwan Airline, Fly Kish Airlines, Fly Persia Airlines, Iran Air Tour, Iran Aseman Airlines, JSky Airlines, Karun Airlines, Kish Airlines, LAD Airways, Mehr Airways, Nasim Air, Pars Air, Qeshm Air, Raimon Airways, Saha Airlines, Sepehran Airlines, Soroush Air, Taban Airlines, Toos Airlines, Varesh Airlines ve Zagros Airlines yer aldı.

Yaptırım kapsamına alınan diğer 9 uluslararası havacılık şirketi arasında ise Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) merkezli Aerobravo Airplane Management and Operation LLC ve ECT Aviation Support LLC, İngiltere merkezli ECT Aviation Support Ltd, Malezya merkezli iCargo Sdn Bhd, Türkiye merkezli MES Kargo Taşımacılık Turizm ve Dış Ticaret Ltd. Şti., S Sistem Lojistik Hizmetleri A.Ş. ve Sky Phoenix Hava Yolları Taşımacılığı Ticaret Ltd. Şti. ile Kazakistan merkezli Tour Invest LLC bulunuyor.

ABD-İran arasında “içeriden çökertme” ve “bölme” savaşı

ABD, ağırlaşan abluka ve istihbarat sızıntılarıyla İran rejimini içeriden bölmeyi hedeflerken Tahran yönetimi öngörülemezlik stratejisi ve yatay tırmanma taktiğiyle ABD öncülüğündeki koalisyonu dışarıdan parçalamaya çalışıyor.

Foto: The National Context

The National Context’te yayımlanan kapsamlı bir analize göre Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile İran arasındaki çatışma ezber bozan bir yapıya büründü. Değerlendirmeye göre askeri yollarla İran rejimini deviremeyen Washington, rejimi içeriden çökertmeyi hedeflerken Tahran yönetimi ise ABD öncülüğündeki bölgesel koalisyonu dışarıdan parçalamak için asimetrik bir karşı strateji yürütüyor.

Makaleye göre, Şubat ayında başlayan savaş bugüne kadar üç evreden geçti. İlk evre, ABD ve İsrail’in İran İslam Cumhuriyeti’ni çökertmek amacıyla başlattığı askeri saldırılardı. 8 Nisan’daki ateşkesle birlikte süreç daha yavaş bir aşamaya, “tam abluka ve kuşatma altında müzakere” dönemine dönüştü. Haziran ayında varılan tek sayfalık mutabakat, durumu stabilize etmiş gibi görünse de temmuz başındaki gemi saldırıları bu anlaşmayı bozdu.

Bu kırılmanın ardından savaşın en geniş çaplı çatışmaları patlak verdi. Analizde bu tırmanışın kilometre taşları şu şekilde sıralanıyor:

  • 28 Temmuz: ABD’nin Ürdün’deki güçlerine yönelik sürpriz İran füze saldırısı.
  • Husilerin Suudi Arabistan şehirlerine ve tankerlerine yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları.
  • Iraklı silahlı grupların Suudi Arabistan’a yönelik saldırılara katılması ve Irak içinde ABD-Suudi Arabistan ortak misillemesi.
  • Hürmüz Boğazı ve Babülmendep’te eşzamanlı baskı.
  • Mısır’ın Akdeniz kıyısındaki (Dimyat) ABD’ye ait Energos Winter isimli gaz taşıyıcı gemisine yönelik İHA saldırısı. Herhangi bir aktörün üstlenmediği bu saldırıdan sadece iki gün önce, İran devlet televizyonu Dimyat’ı olası bir hedef olarak ismen zikretmişti. Bu durum, bölge hükümetleri nezdinde saldırının arkasında Tahran’ın olduğuna dair güçlü bir caydırıcılık algısı yarattı.

İran’ı içeriden parçalamak

Rejim değişikliğini askeri yollarla yapma inancını kaybeden Washington, artık rejimi “söylemler, istihbarat sızıntıları, periyodik tehditler ve zamanla ağırlaşan bir abluka” kombinasyonuyla içeriden yıkmaya çalışıyor.

Nisan ayındaki ateşkesten bu yana Donald Trump ve ABD yetkililerinin en az yedi farklı açıklamada İran yönetiminin “bölündüğünü” öne sürmesi bu stratejinin en net kanıtı olarak gösteriliyor. Analize göre ABD tarafı, sivil müzakereciler ile Devrim Muhafızları komutanları arasında mutlak bir kopuş olduğunu, yeni dini lider Mücteba Hamaney’e ulaşılamadığını ve Mart ayında suikasta kurban giden Ali Laricani’nin yokluğunda karar alma mekanizmasının dağıldığını iddia ediyor.

Hatta bu kopuş anlatısı o kadar somutlaştırıldı ki temmuz ayındaki nakliye gemisi saldırılarından sonra İranlı sivil yetkililerin gizlice Trump’ın danışmanlarına giderek bu saldırıların anlaşmayı müzakere eden liderliğin değil sertlik yanlılarının bir hatası olduğunu söylediği öne sürüldü.

Değerlendirmede dikkat çeken bir diğer nokta, The New York Times ve Haaretz üzerinden sızdırılan Mahmud Ahmedinejad haberi. Mossad’ın yıllarca eski cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ı bir istihbarat kaynağı olarak kullandığına dair yayımlanan raporun doğruluğundan ziyade, “zamanlaması ve amacı” ön plana çıkarılıyor. Analize göre, raporda yer alan Mossad direktörüyle Budapeşte’de yapılan görüşmeler, durumun CIA’e bildirilmesi ve savaşın ilk günü Ahmedinejad’ı ülkeden çıkarma girişimi gibi kritik detaylar, İran elitlerine “Sisteminiz en üst düzeyden sızdırıldı, elimizde daha fazlası var” mesajı vererek rejimi birbirine düşürmeyi amaçlıyor.

ABD’nin bu stratejisinde öne çıkan faktör ise “zaman.” Çatışma, ateşkes, müzakere ve yeniden tehdit döngüsü, ABD’ye mühimmat ve para tasarrufu sağlarken ambargo altındaki İran’ın ekonomisini ve rejim içi bütünlüğünü her geçen gün biraz daha boğuyor. Bölünme anlatısı, periyodik tırmanma tehditleriyle destekleniyor.

Örneğin Trump, Nisan ayındaki ateşkesi uzattığı gün CNBC’ye verdiği röportajda ateşkes süresi dolduğunda yeniden “bombalamaya başlamayı” beklediğini belirtmişti. Bu tür tehditler, saldırıları durdurmak için taviz vermek isteyenler ile tavizi rejimin sonunun başlangıcı olarak görenler arasında İran içinde sürekli bir tartışma yaratmayı amaçlıyor.

Koalisyonu dışarıdan parçalamak

İran ise bu yıpratma girişimlerine benzer bir şekilde yanıt veriyor. Analize göre Tahran’ın stratejisi, savaşı bölge ülkeleri için daha da maliyetli hale getirerek müttefiklerin ABD’nin rolünü sorgulamaya başlamasını sağlamak.

İran, “yatay tırmanma” taktiğiyle aktörleri ve cepheleri çoğaltıyor:

  • Husilerin Irak topraklarını kullanarak saldırılar düzenlemesi ve Devrim Muhafızları koordinasyonunda ağ tabanlı bir sistem yürütülmesi.
  • Husilerin Suudi limanlarına yönelik deniz baskınını “Ablukaya karşı abluka” olarak tanımlaması.
  • Mısır’daki Dimyat saldırısında olduğu gibi savaşın dışında olduğu düşünülen coğrafyaların (Süveyş koridoru çevresi) bile risk altına sokulması.

İran, rasyonel devlet imajından bilerek uzaklaşarak daha “pervasız” ve “öngörülemez” bir aktör profili çiziyor. Analize göre amaç, ablukanın kaldırılmasını sağlamak için çatışmanın maliyetini ABD müttefikleri için dayanılmaz boyutlara taşımak. Analizde, her iki tarafın da “öngörülemezlik” kartını kullandığı belirtiliyor. Önceden sadece Trump’ın anlık kararları ve değişken tehditleri varken artık İran da ateşkesleri bozarak ve eşikleri aşarak bu taktiği Trump’a karşı uyguluyor.

Bu strateji yarışının altında ise iki temel asimetri yatıyor:

  1. İran için konu bir “rejim bekası” iken ABD için İran, Çin, Rusya ve Latin Amerika gibi pek çok cepheden sadece biri. AP-NORC anketine göre Amerika halkının yüzde 64’ü bu savaşın savaşmaya değmediğini düşünürken sadece yüzde 28’i Trump’ın hamlelerini destekliyor. İran, acilen siyasi zaferlere ihtiyaç duyan bir başkanın, ucu açık bir savaştansa bir anlaşmaya razı olacağına ihtimaline oynuyor.
  2. İran on yıllardır süren yaptırımlara ve düzensizliğe alışkın. Ancak Suudi Arabistan ekonomisi tamamen istikrara, güvenli ihracata ve yatırımcı güvenine dayanıyor. Analize göre İran, maliyetler haftalar değil aylarca sürerse istikrara muhtaç Riyad yönetiminin ABD’ye baskı yaparak müdahaleyi bitirmek isteyeceğini düşünüyor. Ancak bu strateji büyük bir risk de taşıyor. Artan tehlike, koalisyonu bölmek yerine İran’a karşı daha da kenetlenmelerine yol açabilir.

Analize göre savaş, “iki kırılma stratejisi arasındaki bir yarış” olarak özetleniyor. Washington, savaşın maliyeti Amerika koalisyonunu dağıtmadan önce ablukanın İran rejimini çatlatacağına inanırken Tahran tam tersini düşünüyor.

Gelinen noktada en büyük tehlike her iki tarafın da boyun eğmediğini kanıtlamak için kontrolü kaybetmeye istekli görünmesi. Analize göre ufuktaki olası bir ateşkesin barış değil, bu “kırılma ve çökertme” savaşının yeni bir evresi olarak okunması gerekiyor.

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.