Yüksekova’da zırhlı aracın çarptığı 17 yaşındaki E.K. hastaneye kaldırıldı

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde zırhlı aracın çarpması sonucu yaralanan 17 yaşındaki E.K.’nin ailesi, polislerin şikayetlerini geri çekmeleri için “aşiret büyüğü” olarak bilinen kişilerle görüştüğünü söyledi. Zırhlı araçların neden olduğu ölüm ve yaralanma vakaları, bölgede çocuklar açısından bir risk olmaya devam ediyor.

Fotoğraf: Yüksekova Halkın Sesi Gazetesi


Hakkari’nin Yüksekova ilçesi Güngör Mahallesi’nde 24 Temmuz’da bir zırhlı aracın çarpması sonucu yaralanan 17 yaşındaki E.K., Yüksekova Devlet Hastanesi’nde tedavi altında. Yapılan kontrollerde sağ bacağında iki kırık tespit edilen E.K.’nin ameliyata alınması bekleniyor, sağlık durumunun seyri henüz belirsizliğini koruyor.

Olayla ilgili soruşturma sürerken, aracı kullanan polisler hakkında herhangi bir adli ya da idari işlem başlatılıp başlatılmadığına dair aileye resmi bir bilgilendirme yapılmadı.

“Kızımın çığlığını duyduğumda araç onu yere savurmuştu”

E.K.‘nin annesi Vesile Kına, Mezopotamya Ajansı’na yaptığı açıklamada, kızıyla birlikte yürürken kavşakta zırhlı aracın hızla üzerlerine geldiğini anlattı. Kendisi kaldırıma çıkabilirken kızının kaçamadığını belirten Kına, o anı “Yol dardı, buna rağmen araç çok hızlı geliyordu” ifadelerini kullandı.

Kına, mahallede zırhlı araçların sıklıkla yüksek hızla kullanıldığına dikkat çekti ve bunun yalnızca kendi ailelerini değil bütün mahalleyi ilgilendiren bir güvenlik sorunu olduğunu vurguladı.


Aile: Şikayeti geri çekmemiz istendi

Vesile Kına, olayın ardından polislerin kendileriyle görüşerek şikayeti geri çekmelerini istediğini iddia etti. Kendisine “elimizden geleni yapacağız” denildiğini ancak adalet talebinden vazgeçmeyeceğini söyleyen Kına, kamera kayıtlarının incelenmesini ve olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını istediklerini belirtti:

“Kamera kayıtları incelensin, olay bütün yönleriyle açığa çıkarılsın. Kızımın hakkını savunacağım ve şikayetimi geri çekmeyeceğim.”

E.K.’nin babası Lokman Kına ise kızına çarpan polislerin bölgede etkili olan “aşiret büyüğü” olarak bilinen kişiler üzerinden şikayeti geri çektirmeye çalıştığını iddia etti. Kına, kızının daha önce iki kez kolundan ameliyat geçirdiğini, annesinin de MS hastası olduğunu hatırlatarak sorumlular hakkında etkili bir soruşturma yürütülmesi çağrısında bulundu: “Bugün biz yaşadık, yarın başka bir aile yaşayabilir.”

Bölgede yıllardır süren bir tablo

Diyarbakır Barosu’nun 2011-2021 dönemini kapsayan “Zırhlı Araç, Mayın ve Çatışma-Savaş Atığı Kaynaklı Çocuk Hakkı İhlalleri” raporuna göre, bu on yıllık süreçte zırhlı araç kaynaklı kazalarda 22 çocuk hayatını kaybederken 27 çocuk yaralandı. Rapor, zırhlı araç kaynaklı yaralanmaların en yoğun yaşandığı illeri Şırnak, Diyarbakır, Hakkari ve Mardin olarak sıraladı. E.K.’nin yaralandığı Hakkari de bu listede yer alıyor.

İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) yıllık hak ihlalleri raporları da bu tablonun güncelliğini koruduğunu gösteriyor, zırhlı araçların neden olduğu ölüm ve yaralanma vakaları, bölgede çocuklar açısından devam eden bir risk olarak kayıtlara geçmeye devam ediyor.

* Kaynak: Mezopotamya Ajansı

FİSA: 789 çocuk devlet ihmali sonucu yaşamını yitirdi

Türkiye’de Çocuğun Yaşam Hakkı 2025 raporuna göre 2025’te kamu kurumlarındaki ihmal nedeniyle 103 çocuk yaşamını kaybederken devlet ihmali sonucu 789 çocuk yaşamdan koparıldı.

Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği (FİSA) Çocuk Hakları Merkezi, Türkiye’de Çocuğun Yaşam Hakkı 2025 raporunu yayımladı. Raporun girişinde Siverek ve Maraş’ta gerçekleşen okul saldırılarının münferit olmadığını belirten FİSA, bu tablonun çocukların yaşam hakkını korumakta yetersiz kalan yapısal bir sorunun sonucu olduğunu söyledi.

Rapordaki bilgilere göre, 2025 yılında Türkiye’de en az 892 çocuk önlenebilir nedenlerle yaşamını yitirdi. Bunların 599’u oğlan, 251’i kız çocuğu olurken 42’sinin cinsiyetine ise ulaşılamadığı belirtildi.

Raporda verilen bilgiye göre, çocuklar, en güvende olması gereken alanlarda üretilen şiddet sonucu yaşamını kaybediyor. Şiddet sonucu yaşamını yitiren çocuklardan 21’i akran şiddeti, 20’si ev içi şiddet, 14’ü çocuk cinayetleri ve 14’ü toplumsal cinsiyet temelli şiddet kapsamında yaşamını kaybetti. FİSA’ya göre bu veriler çocuk koruma sisteminin önleme ve koruma mekanizmalarının yeterince işlemediğini ve şiddetin farklı biçimlerinin birbirini beslediğini sorgulatıyor.

Raporda öne çıkan bulgular şu şekilde:

Türkiye’de Çocuğun Yaşam Hakkı Raporu · 2025
892
çocuk yaşamını kaybetti
2025 yılında Türkiye’de en az 892 çocuk önlenebilir nedenlerle hayatını kaybetmiştir. Raporda yer alan tüm vakalar öngörülebilir ve büyük ölçüde önlenebilir niteliktedir.
Cinsiyet dağılımı
Oğlan — 599 (%67.2)
Kız — 251 (%28.1)
Belirsiz — 42 (%4.7)
Ana kategoriler
103
Devlet tarafından gerçekleştirilen yaşam hakkı ihlalleri
  • Sağlık hizmetlerinde ihmal51
  • Eğitim hizmetlerinde ihmal31
  • Spor/kültürel etkinlikler9
  • Bakım hizmeti sırasında4
  • Yerel yönetim hizmetleri4
  • Sınır geçişlerinde3
  • Kolluk kuvvetleri ihmali1
789
Devletin ihmali sonucu gerçekleşen yaşam hakkı ihlalleri
  • İhmal (trafik, yangın, boğulma vb.)509
  • İş cinayetleri115
  • Şiddet69
  • Şüpheli ölümler35
  • İntiharlar33
  • Bireysel silahlanma18
  • Karşıt grup çatışmaları9
  • Afetler1
115
İş Cinayetleri
Çocuk işçi ölümü: 95 · İşyeri kazası: 20
69
Şiddet Sonucu Ölümler
Akran: 21 · Ev içi: 20 · Çocuk cinayeti: 14 · TCT şiddeti: 14
35
Şüpheli Ölümler
Nedeni netleşmemiş vakalar
33
İntiharlar
Yapısal sorunların yansıması olarak ele alınıyor
18
Bireysel Silahlanma
Düğün, ev içi, yorgun mermi vb.
9
Karşıt Grup Çatışmaları
Silahlı grup kavgaları
İl dağılımı — en çok vaka gerçekleşen iller
74
URFA
57
İSTANBUL
40
BOLU
38
GAZİANTEP
38
KONYA
28
DİYARBAKIR
28
KOCAELİ
27
ADANA
27
HATAY
25
MERSİN
Çocuk yaşam hakkı ihlallerinin il dağılımı incelendiğinde, Urfa (74), İstanbul (57), Bolu (40), Gaziantep (38) ve Konya (38) illerinde en yüksek sayıda çocuk yaşamını kaybetmiştir. Bu illeri Adana (27), Hatay (27), Diyarbakır (28), Kocaeli (28) ve Mersin (25) izlemektedir.

İHD: Urfa ve Maraş’ta yaşananlar şiddet politikalarının bir sonucudur

14 ve 15 Nisan’da sırasıyla Urfa ve Maraş’taki okullarda gerçekleştirilen silahlı saldırılara ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) açıklama yaptı: “Yaşanan bu vahim olaylar birer sonuçtur.”

14 Nisan’da Urfa’nın Siverek ilçesindeki Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Lisesi’ne, okulun bir öğrencisi tarafından silahlı saldırı gerçekleştirildi. Saldırı sonucunda en az 16 kişi yaralandı. Bu olayın ardından 15 Nisan’da Maraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’na bir öğrenci tarafından silahlı saldırı gerçekleştirildi. Maraş’taki saldırıda en az 9 ölünün ve 20 yaralı bulunduğu basına yansıdı.

Art arda gerçekleşen bu saldırıların ardından birçok eğitim sendikası 2 günlük greve gideceklerini duyurarak bütün kamuoyunu İl Milli Eğitim Müdürlükleri önündeki yaşam nöbetine çağırdı.

İnsan Hakları Derneği (İHD), meydana gelen saldırılara ilişkin bugün (16 Nisan’da) açıklama yayınladı. Açıklamada Urfa’da ve Maraş’ta art arda gerçekleşen saldırıların çocukların temel haklarının korunmasına ilişkin yapısal sorunları tekrar açığa çıkardığı vurgulandı.

İHD, konuya ilişkin şiddetin her yerde olağan bir duruma dönüştüğünü ve Türkiye’de son dönemlerde şiddetin bir kültür haline gelerek toplumsal yaşamı tehdit ettiğini belirtti. Açıklamada şiddetin meşrulaştırılmasının, politikacıların ve medyanın kullandığı şiddeti ve nefreti yücelten dilden kolay silaha erişebilmeye kadar birçok sebebi olduğu ifade edildi:

“Kimlik ve inanç temelli hedef gösterme, muhaliflere karşı kullanılan dil ve siyasi operasyonlar, LGBTİ’ler, göçmen ve mülteci karşıtı söylemler ile medya ve sosyal medya üzerinden üretilen şiddet ve nefret söylemleri, kurumsallaşmış cezasızlık politikalarıyla birlikte değerlendirildiğinde bu ve benzeri saldırılara zemin hazırlamaktadır. Yani yaşanan bu vahim olaylar birer sonuçtur.”

Şiddeti meşrulaştıran yargının seçici tavrı ve katmerleşmiş cezasızlık politikalarıdır

İHD; açıklamasında başta siyasi aktörler ve medya olmak üzere şiddet ve nefret dilini kullanan herkesi bu dili terk etmeye, yargı sistemini ise şiddet ve nefret söylemleri konusunda seçici olmaktan vazgeçmeye çağırdı. Şiddeti meşrulaştıran en önemli etken olarak yargının cezasızlık politikaları ve seçiciliği olduğu vurgulandı. Yargının bir yandan şiddet ve nefret söylemlerine tolerans göstermesinin diğer yandan ise muhalif, hak temelli ya da azınlıkları ve kırılgan grupları gözeten ifadeleri hedef alan hukuki baskı uygulamasının bir çifte standart olduğu belirtildi. Bu yaklaşımın nefret söylemleri şiddet eylemlerine dönüştürdüğü ve bazı gruplar için şiddeti meşrulaştırdığı ifade edildi.

Çatışmayı meşrulaştıran TV programlarının, dizilerin, filmlerin ve oyunların da şiddetin normalleşmesine katkı sunduğunu belirten açıklamada bu duruma ilişkin yazılı, görsel ve sosyal medyada şiddet ve nefret söylemlerine karşı etkili tedbirlerin alınması gerektiği aktarıldı. Siyasi aktörlerin ise şiddet ve nefret söylemlerini terk etmeleri gerektiği söylendi.

“Çocuklar başta olmak üzere yaşam hakkı, güvenlik hakkı ve nitelikli, güvenli eğitim ortamına erişim hakkı devletin mutlak yükümlülüğüdür. Bu yükümlülük yalnızca olay sonrası müdahaleyi değil; şiddeti önleyici, riskleri ortadan kaldırıcı ve çocukları her koşulda koruyucu politikaların hayata geçirilmesini gerektirir.

Taraf olunan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme uyarınca çocuklar her türlü şiddete karşı korunmalıdır. Buna rağmen eğitim alanlarının silahlı saldırılara açık hale gelmesi, koruma mekanizmalarının yetersizliğini ve ihmalin sonuçlarını ortaya koymaktadır.”

“Müfredat ayrımcı ve militarist söylemlerden arındırılmalıdır”

Bu olayın bireysel bir şiddet eylemi olmadığını ve rutinleşen şiddet ve nefret politikaların bir sonucu olduğunu belirten İHD, bu durumların önüne geçmek için taleplerini sıraladı:

1-) Olay tüm boyutlarıyla etkili ve bağımsız biçimde soruşturulmalı, sorumlular hakkında cezasızlığa izin verilmemelidir.

2-) Okullarda çocukların güvenliğini esas alan, hak temelli ve bütüncül koruma politikaları derhal oluşturulmalıdır.

3-) Çocuklara yönelik şiddeti önlemeye dönük erken uyarı ve izleme mekanizmaları kurulmalı, müfredat ayrımcı ve militarist söylemlerden arındırılmalıdır.

4-) Bu şiddet olayından etkilenen tüm çocuklara uzun süreli, erişilebilir ve ücretsiz psikososyal destek sağlanmalıdır.

İHD, bu tür olayların ardından getirilen yayın yasaklarının ve kamuoyunun doğru bilgiye erişimini engelleyen uygulamaların, şeffaflığa ve hesap verilebilirliğe zarar vererek yaşananların görünmez kılınmasına yol açtığını ifade etti. Açıklamada, bu olaylarla etkin mücadelenin ancak gerçeklerin açıkça konuşulabildiği bir ortamda gerçekleşebileceği yer aldı.

İHD açıklamasında Urfa ve Maraş’ta meydana gelen olaylara benzer ihlallerin bir daha yaşanmaması için yetkilileri etkili önlemler almaya, sorumluluklarını yerine getirmeye ve çocukların yararını esas alan politikaları bir an önce hayata geçirmeye çağırdı.

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.