Manisa’daki okul saldırısının ardından Ankara, İstanbul ve İzmir’de Eğitim Sen’den Tekin’e istifa çağrısı


Manisa’nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde 22 Eylül’de yaşanan silahlı saldırının ardından Eğitim Sen, illerde eylemler düzenledi. Öğretmenler, olaydan bir gün önce yedi bakanlık arasında imzalanan okul güvenliği protokolünü eleştirdi. RTÜK okul saldırısına ilişkin haberlere yayın yasağı getirdi.

Fotoğraf: Yeni Yaşam Gazetesi

Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11 öğrencinin yaralandığı silahlı saldırının ardından Eğitim-Bir-Sen, Türk Eğitim-Sen, Eğitim-İş, Eğitim-Sen ve Eğitimin Gücü-Sen, şiddeti doğuran koşullara karşı önleyici ve kalıcı politikalar geliştirilmesi için okul önünde ortak bir açıklama yaptı.

Eğitim-Sen, hem Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde hem de İstanbul’da Kadıköy’deki Süreyya Operası önünde eylemler düzenledi. İki şehirde Eğitim-Sen’li öğretmenler, okul şiddetinin yalnızca güvenlik tedbirleriyle çözülemeyecek çok boyutlu bir sorun olduğunu vurgulayarak Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in istifasını istedi.

Eğitim-İş ise 23 Eylül’de derslere siyah giyinerek girme kararı aldı.

Manisa Turgutlu’da okul saldırısı

Olay, 22 Eylül sabahı 08.00 sıralarında Turgutlu’nun Albayrak Mahallesi’ndeki İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde meydana geldi. 15 yaşındaki öğrenci H.O.’nun okul önünde ateş açması sonucu ikisi ağır olmak üzere 11 kişi yaralandı. Sağlık Bakanlığı, yaralıların tedavisinin sürdüğünü açıkladı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, saldırıyı düzenleyen çocuğun ihbar üzerine bölgeye sevk edilen güvenlik güçlerince gözaltına alındığını açıkladı.

Aynı açıklamaya göre, Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturması kapsamında saldırganın anne, baba ve silahın sahibi olduğu belirlenen dedesi de gözaltına alındı.

Milli Eğitim Bakanlığı, bu olayın ardından okuldaki eğitim-öğretime bir gün ara verdi.

Soruşturma kapsamında elde edilen güncel bilgiler, saldırganın olay sırasında 3 fişek kullandığını ve saldırıdan önce telefonu sıfırladığını ortaya koydu. Öğrencilere yaklaşık 80, 90 ve 110 metre uzaklıktaki farklı noktalardan ateş açıldığı saptandı.

Saldırıda kullanılan tüfeğin saldırganın anneannesine ait olduğu tespit edildi. Saldırganın yaklaşık bir ay önce saldırıda kullandığı tüfekle atış talimi yaptığı belirlendi. Kullanılan fişeklerin ise anneannesinden aldığı 600 lira ile bir av bayisinden temin edildiği öğrenildi.

Ankara: “okul güvenliği kameralar önünde imza atmakla olmaz”

Eğitim Sen’in çağrısıyla Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde toplanan öğretmenler adına açıklamayı Eğitim Sen Ankara 2 No’lu Şube Başkanı Tülay Yıldırım okudu. Açıklamada, bir gün önce yedi bakanlık arasında imzalanan okul güvenliği protokolüne atıfla “Aradan daha bir gün geçmeden bugün yaşanan saldırı, protokollerin ve törenlerin tek başına güvenli okul yaratmadığını açık biçimde göstermiştir. Sayın Yusuf Tekin okul güvenliği kameralar önünde imza atmakla, protokol açıklamakla sağlanmaz. Güvenlik, öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin günlük yaşamında somut olarak hissedilmek zorundadır” diye konuştu.

Yıldırım, “Yaşanan bunca acıyı, ölümü, şiddeti görmezden gelen, kamu kaynaklarını tarikatlara, cemaatlere peşkeş çeken, okulların en temel ihtiyaçlarını bile karşılamayan, gerçek ve kalıcı çözümler üretmeyerek sorumluluktan kaçan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin istifa etmelidir” dedi.

7 bakanlık arasında imzalanan protokol


Saldırıdan bir gün önce, İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında “Çocukların Eğitim Süreçlerinin Güvenliğine İlişkin Koruyucu ve Önleyici Hizmet ve Tedbirlerin Artırılmasına Yönelik İş Birliği Protokolü” adlı bir güvenlik protokolü imzalamıştı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, “Bununla ilgili ilk defa bu sene okullarımızda 31 bin tane bahçe görevlisi de istihdam etmiş olduk” demişti.

Manisa Valiliği ise saldırıdan 4 gün önce, 2026-2027 eğitim yılı için alınan güvenlik tedbirlerini il genelinde 507 okulda 531 bahçe görevlisi, öğrencilerin giriş-çıkış saatlerinde ise 59 ekipte 118 personel görevlendirilmesi olarak açıklamıştı.



Açıklamada şiddetin bireysel davranışlarla açıklanamayacak kadar derin ve çok boyutlu bir sorun olduğu, ekonomik, siyasal, kültürel ve niteliksiz eğitim politikalarının sonucu olduğu vurgulandı.

Eğitim Sen’in talepleri şöyle sıralandı:

  • “Okullardaki psikolojik danışman sayısı artırılmalıdır.
  • Çocukların yalnızca akademik başarısı değil, sosyal yaşam koşulları da dikkate alınmalıdır.
  • Akran zorbalığıyla mücadele için bilimsel ve onarıcı programlar uygulanmalıdır.
  • Öğretmenlere yönelik şiddete karşı etkin hukuki ve idari mekanizmalar oluşturulmalıdır.
  • Okullardaki güvenlik sorunları bilimsel yöntemlerle değerlendirilmelidir.
  • Silahların ve tehlikeli araçların okullara girişini önleyecek etkin tedbirler alınmalıdır.
  • Okul çevreleriyle ilgili risk analizleri yapılmalı ve kamu kurumları arasında koordinasyon sağlanmalıdır.
  • Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin karar alma süreçlerine katılabildiği demokratik okul ortamları oluşturulmalıdır.
  • Eğitim emekçilerine yönelik şiddet olayları için düzenli, şeffaf ve kamuoyuna açık veri tutulmalıdır.
  • Şiddetin toplumsal nedenleriyle mücadele edilmelidir.”

İstanbul: “Milli Eğitim’in tek uğraştığı öğretmenin kıyafeti”

Aynı gün Eğitim Sen İstanbul Şubeleri’nin çağrısıyla Kadıköy’de Süreyya Operası önünde düzenlenen eyleme birçok siyasi parti ve sendika da katıldı. Burada da Tekin istifaya çağrıldı.

Öğretmenler, yedi bakanlık arasındaki protokolün “mürekkebi kurumadan” saldırının yaşandığını belirterek Tekin’in protokol sonrası açıklamasında öğretmenlere önlük zorunluluğu getirilmesi ve öğrenci kıyafet serbestisinin kaldırılmasından bahsettiğini, okulların asıl sorunlarına dair hiçbir adım atılmadığını söyledi. Açıklamada personel takviyesi, sınıf mevcutlarının azaltılması, sosyal hizmet uzmanı ve rehber öğretmen atamasının yapılmadığı, bunun yerine önlük, cep telefonu gibi “yasak”lara odaklanıldığı vurgulandı.

İzmir: “Okulların güvenliği polisiye yöntemlerle sağlanmaya çalışılmamalı”

Eğitim Sen İzmir şubeleri, Konak İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması düzenleyerek çözümün okulların aşırı güvenlikçi denetim alanlarına dönüştürülmesi ile değil, psikolojik danışmanlık ve rehberlik öğretmenlerinin sayısının artırılması ve kalabalık sınıfların azaltılması ile mümkün olduğunu aktardı.

Basın metnini Eğitim Sen İzmir 5 No’lu Şube Başkanı Savaş Candemir, “Bakanlığın eğitimin asıl ve hayati sorunu olan ‘güvenli okul, güvenli gelecek’ talebini görmezden gelmesi ve kamuoyunu tamamen şekilci meselelerle meşgul etmesi kabul edilemez” diye konuştu.

Candemir, sözlerine “Okulların güvenliği polisiye yöntemlerle sağlanmaya çalışılmamalı” diye ekledi.

RTÜK’ten yayın yasağı

RTÜK, olayın ardından önce medya kuruluşlarına yönelik bir “sorumlu yayıncılık” çağrısı yaptı.

Bu açıklamadan üç saat sonra RTÜK, Turgutlu Sulh Ceza Hâkimliği’nin 22 Eylül 2026 tarihli ve 2026/4943 D. İş sayılı kararına dayanarak saldırıya ilişkin soruşturma tamamlanana kadar geçerli olacak bir yayın yasağı ilan etti. Karara göre yazılı, görsel basın ile sosyal medya ve internette bu soruşturma kapsamında her türlü haber, röportaj ve eleştirinin yayınlanması yasaklandı.

İHD: Urfa ve Maraş’ta yaşananlar şiddet politikalarının bir sonucudur

14 ve 15 Nisan’da sırasıyla Urfa ve Maraş’taki okullarda gerçekleştirilen silahlı saldırılara ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) açıklama yaptı: “Yaşanan bu vahim olaylar birer sonuçtur.”

14 Nisan’da Urfa’nın Siverek ilçesindeki Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Lisesi’ne, okulun bir öğrencisi tarafından silahlı saldırı gerçekleştirildi. Saldırı sonucunda en az 16 kişi yaralandı. Bu olayın ardından 15 Nisan’da Maraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’na bir öğrenci tarafından silahlı saldırı gerçekleştirildi. Maraş’taki saldırıda en az 9 ölünün ve 20 yaralı bulunduğu basına yansıdı.

Art arda gerçekleşen bu saldırıların ardından birçok eğitim sendikası 2 günlük greve gideceklerini duyurarak bütün kamuoyunu İl Milli Eğitim Müdürlükleri önündeki yaşam nöbetine çağırdı.

İnsan Hakları Derneği (İHD), meydana gelen saldırılara ilişkin bugün (16 Nisan’da) açıklama yayınladı. Açıklamada Urfa’da ve Maraş’ta art arda gerçekleşen saldırıların çocukların temel haklarının korunmasına ilişkin yapısal sorunları tekrar açığa çıkardığı vurgulandı.

İHD, konuya ilişkin şiddetin her yerde olağan bir duruma dönüştüğünü ve Türkiye’de son dönemlerde şiddetin bir kültür haline gelerek toplumsal yaşamı tehdit ettiğini belirtti. Açıklamada şiddetin meşrulaştırılmasının, politikacıların ve medyanın kullandığı şiddeti ve nefreti yücelten dilden kolay silaha erişebilmeye kadar birçok sebebi olduğu ifade edildi:

“Kimlik ve inanç temelli hedef gösterme, muhaliflere karşı kullanılan dil ve siyasi operasyonlar, LGBTİ’ler, göçmen ve mülteci karşıtı söylemler ile medya ve sosyal medya üzerinden üretilen şiddet ve nefret söylemleri, kurumsallaşmış cezasızlık politikalarıyla birlikte değerlendirildiğinde bu ve benzeri saldırılara zemin hazırlamaktadır. Yani yaşanan bu vahim olaylar birer sonuçtur.”

“Şiddeti meşrulaştıran yargının seçici tavrı ve katmerleşmiş cezasızlık politikalarıdır“

İHD; açıklamasında başta siyasi aktörler ve medya olmak üzere şiddet ve nefret dilini kullanan herkesi bu dili terk etmeye, yargı sistemini ise şiddet ve nefret söylemleri konusunda seçici olmaktan vazgeçmeye çağırdı. Şiddeti meşrulaştıran en önemli etken olarak yargının cezasızlık politikaları ve seçiciliği olduğu vurgulandı. Yargının bir yandan şiddet ve nefret söylemlerine tolerans göstermesinin diğer yandan ise muhalif, hak temelli ya da azınlıkları ve kırılgan grupları gözeten ifadeleri hedef alan hukuki baskı uygulamasının bir çifte standart olduğu belirtildi. Bu yaklaşımın nefret söylemleri şiddet eylemlerine dönüştürdüğü ve bazı gruplar için şiddeti meşrulaştırdığı ifade edildi.

Çatışmayı meşrulaştıran TV programlarının, dizilerin, filmlerin ve oyunların da şiddetin normalleşmesine katkı sunduğunu belirten açıklamada bu duruma ilişkin yazılı, görsel ve sosyal medyada şiddet ve nefret söylemlerine karşı etkili tedbirlerin alınması gerektiği aktarıldı. Siyasi aktörlerin ise şiddet ve nefret söylemlerini terk etmeleri gerektiği söylendi.

“Çocuklar başta olmak üzere yaşam hakkı, güvenlik hakkı ve nitelikli, güvenli eğitim ortamına erişim hakkı devletin mutlak yükümlülüğüdür. Bu yükümlülük yalnızca olay sonrası müdahaleyi değil; şiddeti önleyici, riskleri ortadan kaldırıcı ve çocukları her koşulda koruyucu politikaların hayata geçirilmesini gerektirir.

Taraf olunan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme uyarınca çocuklar her türlü şiddete karşı korunmalıdır. Buna rağmen eğitim alanlarının silahlı saldırılara açık hale gelmesi, koruma mekanizmalarının yetersizliğini ve ihmalin sonuçlarını ortaya koymaktadır.”

“Müfredat ayrımcı ve militarist söylemlerden arındırılmalıdır”

Bu olayın bireysel bir şiddet eylemi olmadığını ve rutinleşen şiddet ve nefret politikaların bir sonucu olduğunu belirten İHD, bu durumların önüne geçmek için taleplerini sıraladı:

1-) Olay tüm boyutlarıyla etkili ve bağımsız biçimde soruşturulmalı, sorumlular hakkında cezasızlığa izin verilmemelidir.

2-) Okullarda çocukların güvenliğini esas alan, hak temelli ve bütüncül koruma politikaları derhal oluşturulmalıdır.

3-) Çocuklara yönelik şiddeti önlemeye dönük erken uyarı ve izleme mekanizmaları kurulmalı, müfredat ayrımcı ve militarist söylemlerden arındırılmalıdır.

4-) Bu şiddet olayından etkilenen tüm çocuklara uzun süreli, erişilebilir ve ücretsiz psikososyal destek sağlanmalıdır.

İHD, bu tür olayların ardından getirilen yayın yasaklarının ve kamuoyunun doğru bilgiye erişimini engelleyen uygulamaların, şeffaflığa ve hesap verilebilirliğe zarar vererek yaşananların görünmez kılınmasına yol açtığını ifade etti. Açıklamada, bu olaylarla etkin mücadelenin ancak gerçeklerin açıkça konuşulabildiği bir ortamda gerçekleşebileceği yer aldı.

İHD açıklamasında Urfa ve Maraş’ta meydana gelen olaylara benzer ihlallerin bir daha yaşanmaması için yetkilileri etkili önlemler almaya, sorumluluklarını yerine getirmeye ve çocukların yararını esas alan politikaları bir an önce hayata geçirmeye çağırdı.

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.