CHP: Birinci parti, kırılgan muhalefet

Türkiye’nin ana muhalefet partisi olan CHP, tarihinin en yüksek yerel seçim başarısını elde ettiği dönemde kurultay krizleri, yargı kararları ve siyasi operasyonlarla sarsıldı. Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel dönemlerini karşılaştıran bu dosya, CHP’nin yükselişiyle eş zamanlı yaşadığı kırılmayı, demokrasiye katkı, siyasi etik ve muhalefet sorumluluğu ekseninde inceliyor.

Özgür Özel’in CHP Genel Başkanı seçildiği 2023 yılında düzenlenen CHP Genel Kurultayı, Foto: CHP

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 2024 yerel seçimlerinde, uzun yıllar sonra Türkiye’nin birinci partisi olmanın anahtarına sahip oldu. Büyükşehirlerde elde edilen başarı ve artan oy oranları, partiyi yeniden iktidar alternatifi olarak tartışmaların merkezine taşıdı. Ancak bu yükseliş, kurultay tartışmaları, liderlik mücadeleleri, yargı müdahaleleri ve belediyelere yönelik operasyonlarla aynı döneme denk geldi. Bu bölüm, CHP’nin son yıllardaki bu kritik kırılma anını; Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel dönemlerini seçim sonuçları, temsil gücü ve siyasal gelişmeler üzerinden karşılaştırırken, iki dönemin demokrasiye katkısını, siyasi etik anlayışını ve muhalefet olmanın gerektirdiği sorumlulukları da tartışmaya açıyor.

2024–2026 bilançosu

31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişleri ve Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturmaların ulaştığı hacim, muhalefet yerel yönetimleri üzerindeki idari kıskacı sayısal olarak da doğrulamaktadır. Dönem itibarıyla adli ve idari takibata uğrayan CHP’li yerel yönetim kadrolarının dökümü şu şekildedir:

2024–2026 Yargı Kıskacı Bilançosu: CHP’li Belediyeler
Soruşturma İzni 371 İçişleri Bakanlığı verilerine göre adli makamlara sevk edilen dosya sayısı.
Tutuklu / Tutuklu Yargılanan 22 Yargı sürecinde tutuklama veya infaz kararı çıkan toplam Belediye Başkanı.
Removed / Kayyum 13 Kayyum atanan veya meclis içi vekalet değişimine zorlanan belediyeler.
Tutuklu ve Tutuksuz Yargılanan Kadro Dağılımı
  • Belediye Başkan Yardımcısı “Kent Uzlaşısı” ve “Mali Usulsüzlük” soruşturmaları.
    14 Kişi
  • Belediye Meclis Üyesi Örgüt üyeliği/yardım, ihale ve rüşvet şüpheleri.
    42 Üye
  • Bürokrat / Yönetim Üyesi Adli kontrol şartı veya tutuklulukla yargılamalar.
    35 Yönetici
Kaynak: İçişleri Bakanlığı resmi verileri ve Nihaplus adli sicil tarama sonuçları (2024-2026).

İçişleri Bakanlığı, soruşturma izinlerinin %44’ünün AKP’li belediyelere (%44’e tekabül eden 677 belediye) yönelik olduğunu belirterek sürecin “siyasi olmadığını” savunsa da, muhalefet blokundaki tutuklamaların doğrudan “şafak operasyonları, görevden el çektirmeler ve yerel meclis iradesinin baypas edilmesi” (kayyum) şeklinde tezahür etmesi, idari vesayetin siyasi bir enstrüman olarak kullanıldığı eleştirilerini güçlendirmektedir.

Kılıçdaroğlu vs Özgür Özel Dönemi

14–28 Mayıs 2023 seçimlerinde hem genel başkanlığı hem cumhurbaşkanlığı adaylığını kaybeden Kılıçdaroğlu, 4–5 Kasım 2023’te toplanan 38. Olağan Kurultay’da Özgür Özel’e karşı yarıştı ve yenildi. Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu’nun da desteğiyle yüzde 54,7 oranında oy aldı; Kılıçdaroğlu 13 yıllık genel başkanlığını geride bıraktı.

Kılıçdaroğlu ve Özel’in demokratikleşmeye dair tüm söylemleri ile birlikte nasıl birer muhalefet yürüttükleri sürekli karşılaştırılır oldu.

CHP’de İki Dönem: Kurumsal ve Siyasi Karşılaştırma
K. Kılıçdaroğlu Dönemi (2010-2023)
Özgür Özel Dönemi (2023-2026)
YSK Verileri (Genel Seçim Oyları)
2023 Genel Seçimleri: %25.33 CHP 169 milletvekili çıkardı (Kontejanlar dahil).
2024 Yerel Seçimleri: %37.76 CHP 47 yıl sonra ilk kez birinci parti konumuna ulaştı.
Parlamenter Koltuk Sayısı Dinamiği
Seçim başlangıcında 169 koltuk. DEVA, Gelecek, Saadet ve DP’ye verilen 39 kontenjan sonrası net 130 vekil.
Mayıs 2026 itibarıyla: İstifalar ve transferler sonrası meclisteki koltuk sayısı 128’e gerilemiştir.
Belediye Gücü (YSK Verisi)
2019 Yerel Seçimleri: İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya dahil 11 Büyükşehir ve kritik metropoller.
2024 Yerel Seçimleri: 14 Büyükşehir, 21 il merkezi ve toplamda 420 belediye ile zirve yapıldı.
Siyasi Etik ve Sorumluluk Sınavı
2016 Dokunulmazlık Kararı: HDP’li vekillerin tutuklanmasının önünü açan “Anayasaya aykırı ama evet” denilmesi.
İktidarla “normalleşme” adı altında yürütülen müzakerelerin, yargı kuşatmasına engel olamaması.
Yargısal/Hukuki Müdahaleler
Genel Başkan’ın Ankara’da “Adalet Yürüyüşü” başlattığı ve parlamenter reaksiyonun yoğun olduğu dönem.
2026 İstinaf Kararı: İmamoğlu’na siyasi yasak ve Esenyurt/İstanbul yönetiminin “mutlak butlan” ile devralınma süreci.

Kırılma noktası: Kasım 2023 Kurultayı ve sonrası

  • Kasım 2023: İktidar Değişimi

Kılıçdaroğlu, 13 yıllık genel başkanlık hayatı 4–5 Kasım 2023’te toplanan 38. Olağan Kurultay’daki yenilgi ile geride bıraktı. Bu kurultayın sonuçları Türkiye siyasi tarihine CHP’deki bir başkanlık değişiminden çok daha fazlası olarak geçecekti.

Kurultayın hemen ardından kulislerde iki isim arasındaki gerilime dair söylentiler başladı. Özel’in genel başkanlığını pekiştirmeye, İmamoğlu’nun ise İstanbul dışında etki alanını genişletmeye çalıştığı yorumları parti içi kaynaklar tarafından aktarıldı.

  • Ekim 2023: İlk parti içi kayyım dalgası

8 Ekim 2023’te yapılan İstanbul İl Kongresi’nde İmamoğlu’nun desteklediği Özgür Çelik, il başkanlığına seçildi. Kılıçdaroğlu’na yakın eski isim Canpolat ise kaybetti. Buradan da parti içi bir kıvılcım çaktı. Aslında CHP’de belediyelerine atanan kayyımların dışında bir “parti içi kayyım mekanizması” burada başladı.

İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, il kongresi hakkında açılan iptal davasında Özgür Çelik ve yönetimini tedbiren görevden aldı; aralarında Kılıçdaroğlu’na yakın Gürsel Tekin’in de bulunduğu 5 kişilik kayyım heyeti atandı. CHP Genel Başkanı Özel bunu’yargı darbesi’olarak nitelendirdi; mahkeme kararını tanımayacaklarını açıkladı.

Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararını memnuniyetle karşılaması, İstanbul İl Başkanlığı kayyım heyeti üyelerini ofisinde ağırlaması ve görevi devralmayı kabul etmesi, siyaset bilimciler tarafından “muhalefetin iktidar eliyle tanzim edilmesi operasyonuna ortak olmak” şeklinde yorumlandı. Sandıkta ve delege iradesiyle kaybedilen genel başkanlık koltuğunun, iktidarın kontrolündeki yargı kararıyla geri alınması, CHP içindeki koltuk sevdasının demokratik meşruiyetin önüne geçtiğini gösteren en acı mikro tarih vesikası oldu.

  • Kurultay iptali ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun dönüşü

CHP içindeki absürt ve sarsıcı kırılma, Mayıs 2026’da Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi’nin verdiği kararla yaşandı.

Süreç Kasım 2023 kurultayına sıçradı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, 38. Olağan Kurultay için ‘mutlak butlan’ kararı verdi. Mahkeme, bu kararla Kılıçdaroğlu’nu hukuken genel başkan olarak atadı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ise kurultay günü para karşılığı oy kullandırıldığı iddiasıyla soruşturma başlatmıştı.

  • “Mutlak Butlan” Kararı ve Özgür Özel’in Görevden Alınması

Delegelerin iradesinin sakatlandığı iddiasıyla açılan dava sonucunda mahkeme, Özgür Özel’in genel başkan seçildiği 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Kurultay’ı ile sonraki olağanüstü kurultayları “mutlak butlan” (hukuken hiç yapılmamış sayılma) gerekçesiyle oy birliğiyle iptal etti. Kararla birlikte Özgür Özel ve mevcut parti yönetimi tedbiren görevden uzaklaştırıldı.

  • Kılıçdaroğlu’nun “Kayyım Genel Başkan” Olarak Atanması

Mahkeme, hukuki durumun 4 Kasım 2023 kurultayından önceki ana döndürülmesine hükmederek, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve eski parti organlarının görevlerine aynen devam etmelerine karar verdi. Hukuk dairesi, iki hafta içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere partiyi eski yönetime teslim etti.

Siyasi etik ve meşruiyet krizi

Kemal Kılıçdaroğlu, partisine kayyım atayan iradenin “iç kayyımı” olmayı kabul ederek siyasi etik çıtasını en alt seviyeye indirdi.

Kararın ardından yaşananlar siyasi tarih sayfalarına geçecek türdendi: Kılıçdaroğlu’nun avukatları CHP Genel Merkezi’nin boşaltılması için Ankara Valiliği’ne başvurdu; Genel Merkez önüne çevik kuvvet sevk edildi; Özel’i destekleyen bazı milletvekilleri demir parmaklıkları tırmanarak binaya girmeye çalıştı.

Türkiye’nin ana muhalefet partisinin genel merkezi önünde yaşanan bu manzara, ülkenin demokratik krizinin simgesi hâline geldi.

Muhalefet olmanın sorumluluğu

Muhalefet Paradoksu

Robert Dahl, polyarchy teorisinde etkili muhalefetin iki önkoşulunu şöyle tanımlar: iktidarın kuralları bozmasını teşhir etme kapasitesi ve alternatif bir yönetim vizyonu sunma yetkinliği. CHP bu iki kriter üzerinden değerlendirildiğinde, tablo karmaşıktır.

Seçim verileri açısından CHP, 2002’den bu yana tutarlı biçimde ikinci sırayı korumuş; 2024’te yerel seçimlerde birinci konuma yükselmiştir. Bu, seçimsel varlığı kanıtlar. Öte yandan parlamentodaki oy oranı uzun yıllar yüzde 20–26 bandında takılmış; muhalefet işlevi —iktidar politikalarına karşı somut alternatif üretmek, denetim mekanizmalarını etkin kullanmak— tartışmalı kalmıştır.

2016 paradoksundan 2025 krizine

Kılıçdaroğlu’nun 2016’da dokunulmazlıklara ‘evet’ demesi, 2024–2025’te belediye başkanlarının tutuklanmasının meşruiyet kılıfı olarak kullanılmaktadır. Bu, tarihsel sorumluluk kavramının somut bir örneğidir: Bir muhalefetin demokratik kurumları zayıflatan süreçlere destek vermesi, ileride kendi aleyhine dönebilecek emsal yaratır.

Siyasi etik ve kurumsal süreklilik

Demokratik siyasi etik, parti çıkarının sistem kurallarının önüne geçemeyeceğini gerektirir. 2023 kurultayı kararının yargı yoluyla iptal edilmesi ve ardından Genel Merkez önündeki kuşatma sahnesi, hem iktidar tarafına hem muhalefet tarafına bakıldığında aynı soruyu sormayı zorunlu kılıyor: Siyasi partiler hangi meşruiyet zemininde iddialarını taşıyor?

Mahkemelerin parti içi seçimlere müdahalesinin ve Ankara Valiliği aracılığıyla bir siyasi partinin genel merkezinin kuşatılmasının demokratik normlarla bağdaşmadığı açık. Aynı zamanda CHP içindeki iç çatışmanın bu ölçeğe taşınmasının ve mahkeme kapılarında çözüm aranmasının da sorgulanması gerekiyor.

Ana muhalefet olmanın ‘dayanılmaz hafifliği’, tam da bu noktada anlam kazanıyor: En büyük muhalefet partisi, hem dışarıdan gelen baskıyla hem de kendi iç tartışmalarıyla eş zamanlı boğuşurken muhalefet işlevini nasıl yerine getirecek?

Son söz: Tarihin açık ucu

CHP, kuruluşundan bu yana Türk siyasetinin en uzun soluklu aktörü olarak kalmayı sürdürüyor. Tek parti döneminin devlet kimliğinden 1950’deki yenilgiye, oradan Ecevit’in sol çizgisine ve nihayetinde onlarca yıllık muhalefet dönemine uzanan yol, her siyasi nesille farklı bir anlam kazanıyor.

2023 kurultayının ardından başlayan süreç —Kılıçdaroğlu’nun kayyım olarak atanması iddiası, kongreler hakkındaki iptal davaları, belediye başkanlarının tutuklanması ve Genel Merkez önündeki manzara— tek bir siyasi partinin iç krizini aşıyor. Türkiye’nin demokratik dengesinin nerede durduğunu gösteren bir ayna işlevi görüyor.

Muhalefet literatürü, güçlü bir muhalefetin demokratik sistemin zorunlu unsuru olduğunu ısrarla vurgular. Bu vurgunun somutlaşması için üç koşul gerekiyor: muhalefet partisinin kendi içinde demokratik olması, yargı ve yürütmenin parti içi süreçleri araçsallaştırmaması ve seçmenin bu süreçteki sorumluluğunu bilmesi.

Türkiye’nin en eski partisi, kendi tarihinin en büyük paradoksu içinde seyrediyor: Seçim sandığında en güçlü olduğu dönemde siyasi ve hukuki olarak en kırılgan noktasına gelmiş görünüyor. Bu çelişkinin nasıl çözüleceği, yalnızca CHP’nin değil, Türk demokrasisinin geleceğini de belirleyecek.

Yapısal konforun ve ideolojik esnekliğin eleştirisi
Mikro Tarih Notu
Büyük anlatılar siyasi elitlerin retoriğidir. Oysa mikro tarih, 2016’daki tek bir meclis el kaldırma anına veya 2026’daki bir mahkeme kalemi tutanağına bakar. Bu dosyanın asıl eleştirisi; aktörlerin isimlerinden ziyade, “ana muhalefet” kurumsal kimliğinin Türkiye’de yapısal bir sigorta işlevi görmesidir.
“Sorumluluk” Kavramının Araçsallaştırılması
Siyasette muhalefet topluma karşı sorumludur. Ancak veriler, CHP elitlerinin sorumluluk kavramını “parti içi iktidarı koruma sorumluluğuna” indirgediğini gösteriyor. Kılıçdaroğlu dönemindeki dokunulmazlık kararı anlık bir tepkiyi absorbe etmek için rasyonel görünse de, demokratik siyaset alanını yok etmiştir. Bu, siyasi etiğin günübirlik taktiklere feda edilmesidir.
2024 Yanılsaması ve Stratejik Acziyet
Özgür Özel yönetiminin elde ettiği %37.76’lık başarı, ardından gelen kayyım ve tutuklama dalgasıyla bir “stratejik acziyete” dönüşmüştür. Bir parti kazandığı belediyeleri koruyacak direnç mekanizmalarını kuramıyorsa, o oy oranları sadece kağıt üzerinde birer YSK verisidir. CHP, iktidarın yargı hamlelerini adeta birer “doğal afet” gibi izlemiştir.
İdeolojik Boşluk ve Sağ Siyasete Sığınma
Seçmeni “iktidarı değiştirmek” için konsolide eden ana muhalefet, kendi listelerinden meclise taşıdığı isimlerin iktidarın meclis çoğunluğunu pekiştirmesine (AKP sandalye sayısının 275’e yükselmesi) neden olmuştur. Bu durum, “Kime oy verirsem vereyim sistem aynı yere çıkıyor” algısını besleyerek demokratik inançsızlığı körüklemiştir.
EK 2: Muhalif Olmanın Gerçek Sorumlulukları ve “Büyük Kaçış”
Siyaset felsefesinde muhalif olmak; iktidarın alan kapattığı her yerde topluma bir nefes borusu açma, demokratik ahlakı koruma ve siyasi bir barikat kurma sorumluluğudur. Ana muhalefet, bu sorumluluğu kendi kurumsal ikbali uğruna sistematik olarak terk etmiştir.
Korkaklığın “Strateji” Olarak Sunulması: Muhalif olmanın ilk sorumluluğu cesarettir. 2016’daki dokunulmazlık oylamasında CHP, “Anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz” derken iktidarın “terör” parantezinden kaçmaya çalışıyordu. Kendi vekillerini korumayı reddetmek bir strateji değil, siyasi ahlakın korkaklığa feda edilmesidir.
Seçmenin İradesini “Koruyamama” Acziyeti: Esenyurt’tan İstanbul’a uzanan kayyım dalgası karşısında genel merkez, “hukuki süreci takip ediyoruz” konforuna sığındı. Seçmene “oy verin” deyip, iradesi gasp edilirken meydanları dolduramayan bir yapı, ahlaki olarak muhalif olma vasfını yitirir.
Siyasi Ticaret ve Temsiliyet İhaneti: Seçmenin muhalif kalması için verdiği oyu, iktidarın meclis çoğunluğunu 275’e çıkarmak için harcayanlar temel ilkeyi çiğnemiştir. Muhalif olmak, iktidara vekil taşıyan bir lojistik firmasına dönüşmek demek değildir.
Koltuk Siyasetinin Demokratik Meşruiyeti Yutması: Mayıs 2026’da kurultay iptal edilip, partinin başına “kayyım” gibi dönmenin önü açıldığında, Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu karardan memnuniyet duyması muhalif olma sorumluluğunun tasfiye edildiği andır. Sandıkta kaybedilen koltuğu iktidar mahkemeleriyle geri almaya çalışmak, operasyona gönüllü yazılmaktır.
Sonuç Özeti: Dayanılmaz Hafiflik
“Ana muhalefet olmanın dayanılmaz hafifliği”, her şeyi eleştirip hiçbir şeyin sorumluluğunu almama konforudur. CHP; ülkeyi yönetmenin getirdiği ağır riskleri almadan, hazine bütçelerini ve koltukları korumuş; ancak toplumu ve sandığı savunma sorumluluğundan her seferinde kaçmıştır. Sonuç, sorumluluktan kaçan bir muhalefetin, iktidarın ömrünü uzatan en büyük güvenceye dönüşmesidir.
  1. Bölüm: CHP’nin kısa muhalefet tarihi

CHP Belediyelerine yeni soruşturmalar: Mersin ve Bolu Belediyeleri’ne operasyon

CHP’li Mersin Yenişehir ve Bolu Belediyeleri’ne yapılan gözaltı operasyonlarında toplam gözaltı sayısı 34.

CHP’ni Mersin Yenişehir ilçe Belediyesi’ne ve Bolu Belediyesi’ne yönelik polisler bir operasyon gerçekleştirdi. Operasyonlar sonucunda en az 34 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.

  • Bolu Belediyesi’nden Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Leyla Beykoz ve Belediye Meclis üyesi Aydan Özdemir dahil 3 kişi gözaltına alındı. Gözaltıların Bolu Belediyesi’ne bağlı BOLSEV Vakfı üzerinden yürütülen kurban bağışına yönelik soruşturma sebebiyle olduğu belirtildi.
  • Mersin Yenişehir Belediyesi’nden aralarında belediye başkan yardımcıları, şube müdürleri ve şirket yetkililerinin olduğu 31 kişi gözaltına alındı.

Mersin Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, ANKA haber ajansına yaptığı açıklamada, İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin belediye binasında arama yaptığını söyledi. Özyiğit, “Bu operasyonları biliyoruz, CHP’li belediyelere yönelik olduğunu biliyoruz” dedi.

X hesabından da bir paylaşım yapan Abdullah Özyiğit, kamu kaynaklarının kullanımı konusunda hassasiyetin her zaman korunduğunu savundu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut ise Bolu ve Mersin Yenişehir Belediyesi’ne yönelik operasyona ilişkin ANKA’ya verdiği demeçte “Memleket, kötü yazılmış distopik bir romanı bile geride bırakacak kadar karanlık bir tabloya sürüklenmiş durumda. Hukuksuzluk sıradanlaştı; keyfi yönetim kural haline geldi. Baskıya, adaletsizliğe, hukuksuzluklara asla boyun eğmeyeceğiz” dedi.

Üsküdar Belediyesi’nden aralarında Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci’nin de bulunduğu 21 kişi 7 Nisan’da gözaltına alınmıştı. Üsküdar Belediyesi’nden gözaltına alınan kişilerin bugün sabah saatlerinde İstanbul Anadolu Adliyesi’ne sevk edildiği belirtildi. Anadolu Ajansı’nın haberine göre bu soruşturma, “ihaleye fesat” ve “rüşvet” iddiasıyla başlatıldı.

CHP belediyelerine yönelik operasyonlar bir süredir devam ediyor

CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar bir süredir kamuoyu ve siyasetin gündeminde yer alıyor. 2 Ekim 2024 tarihinde başlayan operasyonlar serisinde şimdiye kadar pek çok belediye başkanı, belediye başkan yardımcısı ve belediye meclis üyesi gözaltına alındı ve tutuklandı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil pek çok kişinin tutukluluğu da devam ediyor.

1 Nisan 2026’daki AKP grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP’ye yönelik rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarıyla ilgili “Belediye kaynakları CHP’li başkanların hanı değildir” demişti.

Kronoloji · Ekim 2024 — Ağustos 2025
CHP’li Belediyelere Operasyonlar
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonuyla yürütülen soruşturma ve tutuklama sürecinin kronolojisi
Ekim 2024 9 Gözaltı Dalgası İstanbul · İzmir · Antalya · Adana Ağustos 2025
9+ Gözaltı Dalgası
414 Sanık (İBB Davası)
89 Tutuklu devam ediyor
10+ Tutuklanan Belediye Başkanı
Arka Plan
Akın Gürlek, 2 Ekim 2024’te İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak atanmasının ardından CHP’li belediyeleri hedef alan operasyon dalgalarını başlattı. Gürlek, daha önce Adalet Bakanlığı’nda bakan yardımcılığı görevini yürütmüştü.
Kronolojik Süreç — Dalga Dalga Operasyonlar
Eki 30 2024
Başlangıç
Esenyurt: İlk Tutuklanan Başkan
Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer gözaltına alındı, “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandı. İçişleri Bakanlığı, İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy’u kayyım olarak atadı.
1 Gözaltı 1 Tutuklama Kayyım atandı
Oca 17 2025
Öncesi
Beşiktaş Belediye Başkanı Tutuklandı
Rıza Akpolat, “suç örgütü eliyle ihale organizasyonu ve rüşvet” suçlamasıyla 4 gün gözaltının ardından tutuklandı.
1 Tutuklama
Mar 19 2025
1. Dalga
İmamoğlu ve 105 kişi gözaltına alındı
İstanbul Üniversitesi’nin 18 Mart’ta İmamoğlu’nun diplomasını iptal etmesinin ardından başlatılan soruşturma kapsamında İBB Başkanı dahil 106 kişi gözaltına alındı. 23 Mart’ta İmamoğlu ve 53 kişi tutuklandı.
106 Gözaltı 54 Tutuklama
Ekrem İmamoğlu (İBB Başkanı) · Murat Çalık (Beylikdüzü Bşk.) · Murat Ongun (İBB Medya AŞ) · Resul Emrah Şahan (Şişli Bşk.) · Mahir Polat (İBB Gn. Sek. Yrd.)
Nis 26 2025
2. Dalga
İSKİ ve İmar Müdürlüğü’ne operasyon
İBB yolsuzluk soruşturması kapsamında 52 görevli gözaltına alındı; 18 kişi tutuklandı.
52 Gözaltı 18 Tutuklama
Şafak Başa (İSKİ Gn. Müd.) · Elçin Karaoğlu (Boğaziçi İmar Müd.)
May 20 2025
3. Dalga
İBB iştirakleri soruşturması
Belediye iştirakleri odaklı yeni soruşturmada 22 kişi gözaltına alındı; 13 kişi tutuklandı.
22 Gözaltı 13 Tutuklama
Taner Çetin (İBB Basın Yayın Daire Başkanı)
May 23 2025
4. Dalga
Özel Kalem’den Genel Sekreter’e geniş tarama
45 kişi gözaltına alındı; 25 kişi tutuklandı. İmamoğlu’nun yakın çevresi ve üst düzey yöneticiler hedef alındı.
45 Gözaltı 25 Tutuklama
Kadriye Kasapoğlu (Özel Kalem) · Mustafa Akın (Koruma Müd.) · Ziya Gökmen Togay (İSTAÇ Gn. Müd.) · Arif Gürkan Alpay (İBB Gn. Sek. Yrd.)
May 31 2025
5. Dalga
Milletvekilleri ve ilçe belediye başkanlarına uzandı
47 kişi gözaltına alındı; 22 kişi tutuklandı. İstanbul dışındaki CHP’li belediye başkanları da kapsama girdi.
47 Gözaltı 22 Tutuklama
Hakan Bahçetepe (Gaziosmanpaşa) · Utku Caner Çaykara (Avcılar) · Oya Tekin (Seyhan) · Hasan Akgün (Büyükçekmece) · Aykut Erdoğdu (eski Milletvekili)
Tem–Ağu 18+ 2025
6. — 9. Dalga
Dört ardışık dalga: İstanbul’dan Anadolu’ya
18 Temmuz’dan 15 Ağustos’a dek süren dört ayrı operasyonda 114 kişi gözaltına alındı, 38 kişi tutuklandı. İstanbul, Antalya, Çanakkale, Trabzon, Bursa ve Giresun’da eş zamanlı işlem yapıldı.
114 Gözaltı (toplam) 38 Tutuklama (toplam)
İnan Güney (Beyoğlu Bşk.) — 15 Ağustos dalgasında gözaltına alındı
İstanbul Dışı Operasyonlar — Büyükşehir Belediyeleri
İzmir
Eski Büyükşehir Bşk. Tunç Soyer dahil 157 şüpheli hakkında gözaltı kararı. İZBETON AŞ üzerinden yolsuzluk iddiası.
1 Tem 2025 — Soyer 4 Temmuz’da tutuklandı
Antalya
Büyükşehir Bşk. Muhittin Böcek rüşvet soruşturması kapsamında gözaltına alındı; tutuklandı, görevden uzaklaştırıldı.
5 Tem 2025 — 6 Temmuz’da tutuklandı
Adana
Büyükşehir Bşk. Zeydan Karalar yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklandı. 5 Şubat 2026 duruşmasında tahliye edildi; henüz göreve iade edilmedi.
5 Tem 2025 — 8 Temmuz’da tutuklandı
Adıyaman
Büyükşehir Bşk. Abdurrahman Tutdere gözaltına alındı; ev hapsi kararı verildi. 25 Temmuz’da kaldırıldı; 5 Ağustos’ta göreve iade edildi.
5 Tem 2025 — iade: 5 Ağustos 2025
Şile
Belediye Bşk. Özgür Kabadayı dahil 6 kişi “rüşvet, irtikap, ihaleye fesat” suçlamalarıyla gözaltına alındı; 5 kişi tutuklandı.
10 Tem 2025 — 14 Temmuz’da tutuklandı
Ceyhan
Belediye Bşk. Kadir Aydar, 5. dalga kapsamında gözaltına alındı ve tutuklandı.
31 May 2025
Güncel Durum · Mart 2026
İBB davası kapsamında İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 414 sanığın duruşmaları 9 Mart 2026’da Marmara Cezaevi yerleşkesinde başladı. Bu davada yargılanan 89 kişi hâlâ tutuklu.
Kayyım Atamaları
Esenyurt (Ekim 2024), Beşiktaş (Ocak 2025), Antalya (Temmuz 2025) ve Adana (Temmuz 2025) belediyelerine İçişleri Bakanlığı tarafından yönetici atandı. Adıyaman Belediye Başkanı ise soruşturma sonrasında görevine iade edildi.
Kaynak: CHP belediyelerine operasyon kronolojisi derlemesi — kamuya açık adli süreç belgeleri ve haber kaynakları temelinde NihaPLUS · Nisan 2026

CHP’li belediyelere gözaltı dalgaları: Ne olmuştu?

Önceki görevi Adalet Bakan Yardımcısı olan Akın Gürlek, 2 Ekim 2024’te İstanbul Adliyesi Cumhuriyet Başsavcısı olarak atanmasının ardından İstanbul merkezli olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) belediyelerine yönelik bir operasyon dalgası başlattı. Bu tarihten itibaren, CHP kapsamında birçok operasyon ve tutuklama yapıldı ve yapılmaya devam ediyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 30 Ekim 2024’te Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ve 17 Ocak 2025’te Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın gözaltına alınmasıyla başlayan operasyonlar, CHP’li belediyelere yönelik sürecin başlangıcı oldu. Ahmet Özer, 31 Mart seçimlerinde CHP ve DEM Parti’nin “kent uzlaşısı” kapsamında, CHP’nin Esenyurt adayı olarak seçimlere girmiş ve yüzde 49 oy oranıyla belediye başkanı seçilmişti. Özer, yaklaşık 12 saati bulan gözaltı sürecinin ardından, nöbetçi sulh ceza hakimliği tarafından “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanmıştı. Özer’in tutuklanmasından sonra, İçişleri Bakanlığı, İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy’u Esenyurt Belediyesi’ne kayyım olarak atadı.

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ise, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “Aziz İhsan Aktaş’ın elebaşılığını yaptığı öne sürülen bir suç örgütünün belediyelere rüşvet vererek ihale organize ettiği” suçlamasıyla başlattığı soruşturma kapsamında gözaltına alındı ve 4 gün İstanbul Emniyeti’nde gözaltında tutulduktan sonra 17 Ocak 2025’te tutuklandı.

Akın Gürlek, daha sonra 20 Ocak’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında “tehdit,” “hakaret” ve “terörle mücadelede görev alan kişileri hedef gösterme” suçlarından soruşturma başlattı.

19 Mart’ta başlayan ilk gözaltı dalgası

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla, Terörle Mücadele Yasası kapsamında yeni bir soruşturma başlatıldı. İstanbul’un Kartal ve Ataşehir ilçelerinin CHP’li başkan yardımcıları, Tuzla, Adalar, Beyoğlu, Şişli, Üsküdar, Sancaktepe ve Fatih belediyelerinden yedi CHP’li belediye meclis üyesi bu kapsamda gözaltına alındı. Bu süreç, 27 Şubat’ta Beykoz Belediyesi’nden 20 kişinin gözaltına alınması ve Belediye Başkanı Alaattin Köseler dahil 13 kişinin tutuklanması ile devam etti.

İstanbul Üniversitesi’nin 18 Mart’ta İmamoğlu’nun diplomasını iptal ettiğine yönelik karar almasının ardından başsavcılık tarafından 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik soruşturma kapsamında belediye başkanı ve çalışanları dahil 106 kişi gözaltına alındı. İmamoğlu ve 53 kişi 23 Mart’ta tutuklandı.

İmamoğlu ile birlikte Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık ve İmamoğlu’nun danışmanı ve İBB Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun da “yolsuzluk” iddialarıyla tutuklandı. Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ile Reform Vakfı Başkanı Mehmet Ali Çalışkan ve İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat ise “kent uzlaşısı” kapsamında “silahlı terör örgütüne yardım etme” iddiasıyla tutuklandı.

26 Nisan’da ikinci gözaltı dalgası

İBB’ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa, İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu dahil 52 İBB görevlisi ile bu kişilerle bağlantılı olduğu iddia edilen kişilere yönelik ikinci bir gözaltı dalgası başladı ve 26 Nisan 2025’te 18 kişi tutuklandı.

Üçüncü ve dördüncü gözaltı dalgası

İBB soruşturması kapsamında, belediyeye bağlı bazı iştiraklerde yolsuzluk iddiasıyla yeni bir soruşturma başlattı. 20 Mayıs’ta İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Çetin’in de arasında bulunduğu 22 kişi hakkında gözaltı kararı verildi ve bu kişilerden 13’ü tutuklandı. 23 Mayıs’ta ise dördüncü gözaltı dalgası kapsamında 45 kişi daha gözaltına alındı. Bu kişilerden İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu ile İmamoğlu’nun Koruma Müdürü Mustafa Akın, KİPTAŞ Müdürü Ali Kurt, İSTAÇ Genel Müdürü Ziya Gökmen Togay, İBB Muhtarlık İşleri Daire Başkanı Yavuz Saltık ve İBB Genel Sekreter Yardımcısı Arif Gürkan Alpay dahil 25 kişi tutuklandı.

Beşinci dalga gözaltı

31 Mayıs’ta aralarında milletvekili ve belediye yöneticilerinin bulunduğu 47 kişinin gözaltına alındığı duyuruldu. Bu operasyon kapsamında, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, CHP Parti Meclisi Üyesi Baki Aydöner ve eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun da aralarında olduğu 22 kişi tutuklandı.

İzmir, Antalya, Adana’da da operasyonlar yapıldı

CHP’li belediyelere yönelik operasyonların İstanbul dışındaki ayaklarından biri İzmir’deydi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, 1 Temmuz’da “İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ’de taşeron şirketler eliyle yolsuzluk yapıldığı” iddiası üzerine soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında, Sayıştay raporu, mülkiye müfettişi raporu, bilirkişi raporlarına istinaden “ihaleye ve edimin ifasına fesat karıştırma” ve “nitelikli dolandırıcılık” suçlamasıyla aralarında eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in de olduğu 157 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

Gözaltındaki ve savcılıktaki işlemlerin ardından tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen Soyer, 4 Temmuz’da tutuklandı.

5 Temmuz 2025 tarihinde Antalya, Adana ve Adıyaman Büyükşehir Belediye Başkanları gözaltına alındı.

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ‘rüşvet’ soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Böcek, 6 Temmuz 2025 tarihinde tutuklandı. İçişleri Bakanlığı, 7 Temmuz’da Böcek’i görevden uzaklaştırdı. 11 Temmuz’da yapılan seçimde Belediye Başkanvekilliği’ne CHP’li Meclis Üyesi Büşra Dirgen Özdemir seçildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen ‘yolsuzluk’ soruşturması kapsamında Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar gözaltına alındı. Karalar, 8 Temmuz 2025’te tutuklandı. İçişleri Bakanlığı, 9 Temmuz’da Karalar’ı görevden uzaklaştırdı. Belediye Başkanvekilliği’ne 18 Temmuz’da CHP’li Meclis Üyesi Güngör Geçer seçildi.

Karalar, “Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası” olarak bilinen ve aralarında 5’i tutuklu olmak üzere 7 CHP’li belediye başkanının yer aldığı davanın, 5 Şubat’ta görülen duruşmasında verilen ara kararla tahliye edildi. Ancak henüz göreve iade edilmedi.

5 Temmuz’da gözaltına alınan diğer bir belediye başkanı da Adıyaman Büyükşehir Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere oldu. Soruşturmayı yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yürütttü. ‘Yolsuzluk’ soruşturması kapsamında gözaltına alınan Tutdere hakkında, 8 Temmuz 2025 tarihinde ‘konutu terk etmeme’ şeklinde adli kontrol tedbiri kararı verildi. İçişleri Bakanlığı, 10 Temmuz’da Tutdere’yi görevden uzaklaştırdı. Belediye Başkanvekilliği’ne 18 Temmuz’da CHP’li Meclis Üyesi Ufuk Bayır seçildi. Tutdere hakkındaki ev hapsi kararı 25 Temmuz’da kaldırıldı. İçişleri Bakanlığı, Tutdere’yi 5 Ağustos’ta görevine iade etti.

“Suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “rüşvet”, “irtikap” ve “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı’nın aralarında bulunduğu toplamda 6 şüpheli 10 Temmuz’da gözaltına alındı. Başkan Kabadayı ile eski Özel Kalem Müdürü Oğuz Kaçmaz, Belediye Başkan Yardımcısı Tuncay Tolga Özçakmak, Belediyenin Hukuk İşlerinden Sorumlu avukat Ali Şafak ve Ruhsat Şefi Evren Buçhan 14 Temmuz’da tutuklandı.

Altıncı, yedinci, sekizinci ve dokuzuncu dalgalar

İBB’ye operasyonların 18 Temmuz’daki altıncı dalgasında 17 kişi gözaltına alındı. 21 Temmuz’da ise 8 kişi tutuklandı. 29 Temmuz’daki yedinci dalgasında İstanbul, Antalya, Çanakkale, Trabzon, Bursa ve Giresun’da gözaltına alınan 25 kişiden 5’i tutuklanırken, 12 Ağustos’ta İstanbul ve Antalya Büyükşehir Belediyeleri’nden 30 kişi gözaltına alındı ve bunlardan 8’i tutuklandı.

Dokuzuncu gözaltı dalgası olarak ise 15 Ağustos’ta Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in de arasında olduğu 44 kişinin gözaltına alındı ve 17 kişi tutuklandı.

İBB davası kapsamında İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 414 sanığın duruşmaları 9 Mart 2026’da Marmara Cezaevi yerleşkesinde başladı. Bu davada yargılanan 89 kişinin tutukluluğu hala sürüyor.