Reşit Kibar davası: Fikret Merttürk’ün tutuklanması yönündeki talep tekrar reddedildi

Artvin Cankurtaran’da silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Reşit Kibar davasının 6. duruşması bugün Artvin Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sanık Fikret Merttürk’ün avukatlarından Özlem Feyzioğlu Toksöz, Reşit Kibar’ın ailesine ve aile avukatlarına hakaret ederek salonda tartışmaya yol açtı. Mahkeme, duruşmayı 22 Ocak 2027 tarihine erteledi.

Fotoğraf: Doğa Tekneci / Niha+

Artvin’in Borçka ile Hopa ilçeleri arasındaki Cankurtaran bölgesinde ağaç kesimine karşı mücadele verirken katledilen Reşit Kibar’ın davasının 6. duruşması bugün (2 Ekim) Artvin Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Farklı şehirlerden birçok siyasi kurum, gazeteci, yaşam hakkı savunucusu, çevre ve doğa derneği temsilcileri duruşmayı takip etmek için Artvin Adliyesi’ne geldi. Artvin Adliyesi’nde hazır bulunan yaşam hakkı savunucuları, tüm sorumluların yargılanmasını talep etti.

Gökhan Koyuncu: “Muhammed Ustabaş silahla dolaşıyordu”

Saat 09.40’ta başlayan duruşmada ilk olarak sanık Gökhan Koyuncu mahkeme heyetine konuştu. Koyuncu, olay günü makinelerin alandan çıkmasını istedikleri için bölgeye gittiklerini, ardından tartışma çıktığını söyledi. Savunmasında Muhammet Ustabaş’ın da sık sık silahla dolaştığını da ekledi.

Tanık olarak dinlenen Eşref Merttürk, Fikret Merttürk’ün uzaktan yeğeni olduğunu belirtti. Olay yerinde bulunmadığını söyleyen Merttürk, Fikret Merttürk’le yaptığı telefon görüşmesinin şantiye işiyle ilgili olduğunu ifade etti. Şirkette çalışmadığını savunan Merttürk, kendisinin Borçka Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı olduğunu ve projeden haberdar olduğunu aktardı.

Merttürk şunları söyledi:

“Yunus Merttürk’ün projesi ihaleyi aldı. İhaleyi alamayanlar projeye savaş başlattı. Bizim projemizin maden projesiyle bir ilgisi yok. Bizim projemiz mesire alanı projesiydi.”

Dursun Ali Koyuncu’yu da suçlayan Merttürk, Koyuncu’nun aldığı projenin ihalesinin yüzde 51’ini istediğini öne sürdü.

Koyuncu ise bu iddiaya karşı çıkarak projeye karşı çıkmak için Borçka’da çeşitli toplantılar yaptıklarını anlattı ve Eşref Merttürk’ün bölgede aynı zamanda bir HES projesi bulunduğunu, bu projeye de karşı çıktıklarını söyledi. Koyuncu, kendisine yöneltilen rüşvet iddialarını reddederek bu iftiralar nedeniyle suç duyurusunda bulunduğunu belirtti.

Gençlik İnşaat’ın sahibi olan Eşref Merttürk, Yapısoy şirketiyle ilişkisinin bağımsız olduğunu, Borçka’da daha önce bir otel projesinin hafriyatını yapacağını söyledi. Avukat Mürsel Ünder’in aktardığına göre Yunus Merttürk ise daha önce mesire alanında Gençlik İnşaat’la çeşitli iş ortaklıkları olduğunu belirtmişti. Eşref Merttürk, bağımsız çalıştığına dair çelişkili ifadeler verdi ve “Makineler için bedel talep etmedik, sözleşmemiz var” dedi.

Tutuklu sanık Muhammed Ustabaş’la hiçbir ticari ilişkisi olmadığını söyleyen Merttürk, proje ihale edildikten sonra Yunus Merttürk’le de bir ilişkisinin kalmadığını beyan etti. Fikret Merttürk’le yaptığı 7 saniyelik görüşmede ne konuştuklarına dair ise “Konuşamadık” dedi. Muhammed Ustabaş’ın alanda olduğunu ise olay sonrasında öğrendiğini iddia etti.

“Bizim istediğimiz şey ilçenin projelerini desteklemek” diyen Eşref Merttürk, “Kaybeden Borçka oldu” dedi.

“Bizim kaybımız ne olacak?”

Avukat Mürsel Ünder, sanık ve tanık olarak yargılanan Fikret, Yunus ve Eşref Merttürk’ün bizzat duruşma salonunda dinlenmesi gerektiğini belirtti. Eşref Merttürk için Borçka’ya zorla getirilmesinin talep edildiğini, “Buraya gelmek yerine Arhavi’ye gitmiş olmasının bir kaçış olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Reşit kibarın eşi Rukiye Kibar, “ben iki senedir verimli bi anne değilim. Borçka’nın kaybı oldu diyor ya, bizim kaybımız ne olacak?” diyerek yaşadığı duyguları dile getirdi.

“Biz adalet görmüyoruz”

Kibar’ın kardeşi Hülya Koyuncu, Ustabaş’ın ateş ettiği görüntülerin şans eseri yakalandığını, bu delil olmasaydı Ustabaş’ın da yakalanmayacağını söyledi.

Koyuncu şöyle devam etti: “Yunus dışarıda parasını kazanmaya devam edecek. ‘Arkanızda adalet mülkün temelidir’ diyorsunuz ya, biz adalet görmüyoruz şu an.”

Muhammed Ustabaş’ın ateş ettiği videoyu şans eseri yakalandığını, eğer o delil olmasaydı Ustabaşın yakalanmayacağını düşündüğünü söyleyen Koyuncu, “Yunus dışarıda parasını kazanmaya devam edecek. Arkanızda adalet mülkün temelidir diyorsunuz ya, biz adalet görmüyoruz şu an” diye konuştu.

Avukatlar yetkililere karşı delil sundu

Avukatlardan savunmalarında video ve yazılı delil de sundu.

Avukatlar, tahkikatın genişletilerek olayda sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin ve şirket yetkililerinin haklarında suç duyurusunda bulunulması ve bir dava açılması halinde bu davaların mahkeme dosyasında birleştirilmesine yönelik taleplerde bulundu. Avukat Esma Nur Çağlak, Avukat Haktan Özkan beyanlarında şirket yetkililerinin olaydaki sorumluluğuna dair dosyadaki delillere işaret etti.

Yine kamu görevlilerinin sorumluluğuna dair Avukat Esma Nur Çağlak detaylı bir anlatımda bulundu. Çağlak, sunduğu videolu ve yazılı delillerle birlikte olaydaki orman genel müdürlüğünün, jandarma personellerinin, Borçka kaymakamlığının ve bir kısım mülki amirlerin, mülki makamların sorumluluğuna işaret etti. Akabinde test edilecek bu kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.

Avukatların savunmalarının ardından mahkeme heyeti duruşmaya bir saat ara verdi.

Aranın ardından saat 13.30’da duruşmanın ikinci oturumu devam etti. Avukatlar, tanıklar Yunus Merttürk ile Eşref Merttürk hakkında suç duyurusunda bulunulmasını, gerekli HTS, baz ve ticari kayıtların araştırılmasını ve sanık olarak dosyaya dahil edilmesini talep etti.

Sanık avukatından aileye hakaret

Sanık Fikret Merttürk’ün avukatlarından Özlem Feyzioğlu Toksöz, Reşit Kibar’ın ailesi ve aile avukatlarına hakaret ederek salonda tartışmaya yol açtı. Toksöz, o bölgenin “Fikret Merttürk’ün iş alanı” olduğunu savunarak Merttürk’ün “tahrik edildiğini” ve ağaç kesimine karşı makineleri durdurmak isteyen köylülerin “hakkı olmadığını” iddia etti. Tutuklu sanık Muhammed Ustabaş’ın avukatları, Ustabaş’ın tahliyesini talep etti.

Heyet, sanık Fikret Merttürk’ün “önceki bütün duruşmalarda bulunmuş olması” ile “sabit ikametgahının olması” gerekçe gösterilerek adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmasının devamına karar verdi. Ayrıca, kamu görevlilerinin görevlerini ihlal ettiğine yönelik suç duyurusunda bulunulması talebinin, “yeni delil girilmemesi” sebebiyle reddine karar verildi. Heyet, Eşref ve Yunus Merttürk yönünden suç duyurusu yapılması yönündeki talebi de reddetti.

Muhammed Ustabaş’ın ise tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Karar ardından Adliye önünde basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasında Avukat Haktan Özkan, Halkevleri, Sol Parti MYK üyesi Sercan Dede ve Reşit Kibar’ın kardeşi Şükrü Kibar tepki gösterdi. Şükrü Kibar, “Daha fazla kalabalıkla 22 Ocak’ta karşılarına dikileceğiz” dedi.

Ne olmuştu?

Artvin’in Borçka ve Hopa ilçeleri sınırında yer alan Cankurtaran Geçidi’nin önemli bir bölümü “Konaklamalı Mesire Alanı Projesi” kapsamında Yunus Merttürk’ün sahibi olduğu Yapısoy Beton adlı firmaya ihale edildi. Köylüler, Merttürk ailesinin yönetiminde olduğu diğer bir grup şirketi olan Efor Madencilik’in “Mesire Alanı” adı altında maden açma faaliyeti göstereceğini ve belirtilen 170 dönümlük alandan daha geniş bir alana yayılacağını düşünerek projeye tepki gösterdi.

3 Eylül 2024’te Merttürk ailesine bağlı şirketlerin ağaç kesimini engellemeye çalışan üç yaşam hakkı savunucusuna, şirketle bağlantılı olduğu öne sürülen Muhammet Ustabaş isimli şahıs tarafından silahlı saldırı düzenlendi.

Silahın ruhsatı Fikret Merttürk’te

Köylülerin ağaç kesimine karşı iş makinelerine engel olmaya çalışması sonucunda şirketle bağlantılı olduğu iddia edilen Muhammet Ustabaş, köylülere silahla saldırdı. Ustabaş’ın kullandığı silah ruhsatının Yapısoy Beton şirketinin sahibi Yunus Merttürk’ün akrabası olan Fikret Merttürk’e ait olduğu ortaya çıktı.

Kamu yönetimlerinin ihmalinin ve şirketle kurulan ilişkilerin açığa çıkması üzerine olay, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Kibar’ın öldürülmesinden iki gün sonra ise Borçka Savcılığı talebiyle dosyada kısıtlılık kararı alındı.

Saldırıda Reşit Kibar, Ersan Koyuncu ve Gökhan Koyuncu yaralandı. Ağır yaralanan Reşit Kibar, tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Saldırının ardından Muhammet Ustabaş ise tutuklandı.

İlk duruşmada salonun küçük olması tartışma yarattı

18 Nisan 2025’te görülen ilk duruşmada duruşma salonun küçük olması sebebiyle mahkeme, ikinci duruşmayı 30 Mayıs’a ertelemişti.

30 Mayıs’ta Artvin Adliyesi’nde başlayan ikinci duruşma oldukça gergin geçti. Zaman zaman tansiyonun yükseldiği duruşmada Reşit Kibar’ın kız kardeşi ve yeğeni gözaltına alındı. Mahkeme, Muhammet Ustabaş’ın tutukluluğunun devamına, Fikret Merttürk’ün ise tutuksuz yargılanmasına devam edilmesine hükmetti.

Keşif günü köy ablukaya alındı

28 Ağustos 2025 tarihinde mahkemeye rapor sunmak üzere yapılacak keşif öncesinde mahkeme heyetinin değişmesi, kamuoyunda tepkiye yol açtı. Avukatların belirttiği üzere, o gün bütün köy ablukaya alındı, köyün girişinde avukatların üstü aranmak istendi, avukatların araçlarıyla keşif alanına gitmeleri engellendi ve dava müştekisi Ersan Koyuncu’nun keşfe katılma hakkı ihlal edildi.

26 Eylül 2025’te görülen üçüncü duruşmada, Reşit Kibar’ın öldürüldüğü gün jandarma karakol komutanlığı görevini vekâleten sürdüren jandarma personeli ile diğer tanıklar dinlendi. Karakol komutanı, sanık Fikret Merttürk’ün çalışmanın yapılacağı alanda öncesinden bir güvenlik önlemi bulunmadığını söyledi. Avukatların sanık Fikret Merttürk’ün tutuklanması yönündeki talebi bu duruşmada da reddedildi.

30 Ocak 2026’daki dördüncü duruşmada Halkevleri, Çifteköprü Köy Kooperatifi ve İstanbul Barosu’nun katılma talepleri “suçtan doğrudan zarar görmedikleri” değerlendirmesiyle reddedilmişti.

Sanık Muhammet Ustabaş’ın, kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından, katalog suç vasfı ve kaçma şüphesi gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar verildi. Fikret Merttürk’e ilişkin tutuklama talebi ise yeniden reddedildi. Merttürk’ün mevcut olan yurt dışı çıkış yasağına ek olarak, haftada bir gün imza atma şeklinde adli kontrol tedbiri getirildi.

Kamu personeline suç duyurusu talebi reddedildi

Sanık Muhammet Ustabaş’ın hesap hareketlerinin incelenmesi talebi reddedildi. Bunun yanında dönemin kaymakamı, jandarma personeli ve orman işletme personeli hakkında mahkemece doğrudan suç duyurusunda bulunulması talebi “mevcut dava konusuyla doğrudan ilgili olmadığı” değerlendirmesiyle reddedildi.

Cankurtaran köylülerinin sanık olarak yargılandığı Borçka Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki 2025/419 Esas sayılı dosya ile bu dosyanın birleştirilmesine muvafakat verildi.

13 Mayıs 2026’daki duruşmada mahkeme Yunus Merttürk’ü tanık olarak dinledi ve köylülerin savunmalarını aldı. Bu dosyada maden şirketi görevlilerine yönelik “basit yaralama” ve “mala zarar verme” gerekçeleriyle yargılanan köylülerden Gökhan Koyuncu, mazeret bildirerek duruşmaya katılmadı. Ersan Koyuncu, Murat Koyuncu ve Dursun Ali Koyuncu savunmalarını bu duruşmada verdi. Fikret Merttürk hakkındaki tutuklama talebi mahkeme tarafından bir kez daha reddedildi.

Mahkeme, görüntüler için ek bilirkişi raporu istedi, Eşref Merttürk’ü de tanık olarak dinleme kararı aldı ve altıncı duruşmayı 2 Ekim 2026’ya bıraktı.

*Bu haber, Niha+ stajyeri Gökçe Bayrak’ın katkılarıyla hazırlandı

Gizliliğe genel bakış

Niha+, bağımsız gazetecilik ilkeleri ve okur mahremiyeti çerçevesinde dijital ayak izinize saygı duyar. Sitemizde gezinirken, sizlere kesintisiz bir okuma deneyimi sunabilmek ve platformumuzun teknik altyapısını güvence altına almak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Sol taraftaki menüyü kullanarak çerez tercihlerinizi dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Kişisel verilerinizin nasıl işlendiğine dair detaylı bilgi için lütfen Gizlilik Sözleşmemizi ve KVKK Aydınlatma Metnimizi inceleyiniz.