Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Yazma Eserler Kurumu (TÜYEK) envanterinde yüzlerce Kürtçe nadir eserin gizlendiği iddialarını reddederek kayıtlarında sadece 79 eser olduğunu savundu. Bakanlığın savunmasındaki idari ve hukuki çelişkiler dikkat çekti.

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı internet sitesi
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı (TÜYEK) sisteminde bulunan Kürtçe yazma ve nadir eserlerin dijital ortama aktarılmadığı yönündeki iddiaları reddetti. Bakanlık, sistemlerinde 79 adet Kürtçe yazma ve nadir eser dışında, başka Kürtçe kaynağın olmadığını iddia etti.
Ancak bir süre önce, kurumun veri tabanında 300 ile 400 arası Kürtçe nadir eserin olduğu iddia edilmişti. Bu eserlerin tasnif edilmesine rağmen dijital sisteme aktarılmadığı ve bunun engellendiği belirtiliyor.
Söz konusu eserler arasında Mem û Zîn, Leyla û Mecnûn, Siyahpoş Dîwanı, Dîwana Seyyîd Qedrî, Dîwana M. Zeynelabîdîn, Manzume-î Faqiyê Teyran, Eqîda Îmanê ya Manzûm (M. Ali Nasreddin Zoki), Mewlûda Kurmancî (M. Muhammed Beşir Elcezeri), Kitaba Durri’l-Ala, Zübdetü’t-Tecvîd, Kürtçe Hikmetli Sözler / Kürtçe Deyimler, Dumanname (M. İzzet Cixsi), Çîçeka Destê Zaruka gibi eserlerin olduğu iddia ediliyor.
Bakanlığın söz konusu yanıtı çeşitli çelişkiler barındırıyor. İçeriği bile incelenmeyen ve ‘ne olduğu bilinmiyor’ denilen eserler hakkında telif veya mülkiyet engeli bulunduğunun iddia edilmesi, kamu sorumluluğuna dair soru işaretlerine yol açıyor.
Dijital erişime kapatıldığı belirtilen bu eserlerin akıbeti, DEM Parti Bitlis Milletvekili Semra Çağlar Gökalp tarafından Şubat ayında Meclis gündemine taşınmıştı. Gökalp, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un cevaplaması talebiyle verdiği soru önergesinde “Kürtçe Nadir Eserler”in ağırlıkta olduğu belirtilen Şarkiyat Koleksiyonu kaç cilt ve kaç eserden oluşmaktadır? Bu koleksiyondaki kaç eserin dili Kürtçedir? Kataloglama işlemi tamamlanmış olmasına rağmen bu koleksiyondaki 94 cilt ve 130 tanesi Kürtçe, 3 tanesi Farsça, 62 tanesi Arapça olan 195 yazma eser neden kurumsal dijital sisteme dahil edilmemiştir?” diye sormuş Meclis bünyesinde bir de araştırma yapılmasını talep etmişti.
Bakanlık: İçerikte ne var bilmiyoruz
Bakanlık, önergeye verdiği yazılı yanıtta 400’e yakın eserin varlığını reddederken, dijital erişime açılmayan materyaller için ise hukuki ve idari belirsizlikleri gerekçe gösterdi.
Bakanlığın Gökalp’a verdiği yanıtta, TÜYEK’in veri tabanında kataloglanması tamamlanıp tespit edilen 79 adet Kürtçe eser bulunduğu belirtildi.
Açıklamada bu eserlere ilişkin, “son kataloglama tarihi 16.06.2025’te okuyucuların dijital erişimine açılan Arkeoloji koleksiyonunda 1 adet Kürtçe eser ve 12.0.2025 (editörün notu: Bakanlığın söz konusu metninde yazılan tarih aynen korunmuştur) tarihinde okuyucuların dijital erişimine açılan Hacı Bektaş-ı Veli Koleksiyonunda 1 adet Kürtçe eser olmak üzere iki eser 2025 yılı içerisinde kataloglanarak okuyucuların istifadesine sunulmuştur” ifadelerine yer verildi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ellerinde “Şarkiyat Koleksiyonu” adıyla bir yazma veya nadir basma eserlerden oluşan bir koleksiyon bulunmadığını söyleyerek Kürtçe yazma ve nadir eserlerle ilgili Diyarbakır çevresinde yaptıkları bir çalışmaya dikkat çekti.
Bakanlık, bir yandan elinde böyle bir koleksiyon bulunduğunu reddederken, diğer yandan 2023 Aralık ayında sahada yapılan çalışmalarla çok sayıda dijital eserin kuruma girdiğini doğrulamış oldu. Açıklamada, 2023 Aralık ayında “Diyarbakır ve çevresinde ‘Yazma Eser Saha Araştırmaları’ (satın alma, bağış vb.) yapmak üzere bir komisyon” görevlendirildiği bilgisi verilerek bu komisyon eliyle sahada yürütülen çalışmalar kapsamında Diyarbakır Şarkiyat Araştırmaları Derneği ile görüşüldüğü ve dernek tarafından eser sayısı, eser bilgileri ve kime ya da kimlere ait olduğu belli olmayan eser görüntülerinin bulunduğu CD ve harici hard disklerin tutanakla tespit edildiği açıklandı.
Ancak Bakanlık ellerindeki eserlerin içeriği ve mahiyeti hakkında bir bilgiye sahip olmadığını iddia etti: “Dijital kopyaları alınan eserlerin aslı TÜYEK’te olmadığı gibi Şarkiyat Araştırmaları Derneği’nde de eserlerin aslının ve kime ait olduğuna dair bilgilerin bulunmadığı bilinmektedir. Dernek tarafından görüntülerin dijitalleri verilirken eserlerin kime ait olduğu, bilgi ve belgeleri Başkanlığa bildirilmemiştir. Derneğin bu eserleri kimden hangi şartlarla aldığı, bu esergörüntülerinin sahipleri tarafından 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve ilgili sair mevzuat hükümleri çerçevesinde yayılmasına, 3. kişilerle paylaşılmasına izin verilip verilmediği bilinmemektedir. Adı geçen dernekle TÜYEK arasında akdedilmiş bir idari protokol de bulunmamaktadır. Yukarıda belirtilen nedenlerle, malik bilgileri, eserler üzerindeki maddi ve manevi hak sahipliği ve hak devirleri, mahiyeti ve muhteviyatı bilinmeyen dijital görseller portala/sisteme yüklenmemiş, mevcut mevzuat hükümleri çerçevesinde 3. kişilerin erişimine açılması da hukuken mümkün bulunmamaktadır.”
Cevap ve çelişkiler
Söz konusu eserlerin dijital kopyalarının Aralık 2023 tarihinde resmî bir komisyon tarafından CD ve hard disklerle tutanak karşılığında teslim alındığını kurumun resmi cevabında açıkça kabul ediliyor. Resmî olarak teslim alınan koleksiyonun hâlen envantere kaydedilmemiş olması, eserlerin var olduğuna dair bir işaret olarak görülüyor.
Uzmanlardan oluşan bir komisyonun içeriğini bilmediği materyalleri teslim alması ve kurumun yaklaşık üç yıldır bunları incelememiş olması başka bir çelişkili nokta.
Bir yandan materyallerin içeriğinin bilinmediği söylenirken diğer yandan malik ve hak sahipliği bilgilerinin belirsizliği gerekçe gösterilerek eserlerin portala yüklenemeyeceği ileri sürülüyor. Bu durumda içeriği incelenmemiş bir veri hakkında hukuki engel bulunduğu sonucuna nasıl ulaşıldığı sorusu akla geliyor.



