Hayvan hakkı savunucuları meclisten seslendi

Hayvan hakkı savunucuları, DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca aracılığıyla düzenledikleri basın toplantısında taleplerini kamuoyuna duyurdu: “Hayvana şiddete caydırıcı cezalar getirilmeli.”


Yaşam İçin Yasa İnsiyatifi, BurHak, Bipativer Derneği, Patikara Derneği, Yaşamdan Yana Veteriner Hekimler Platformu, Yaşamdan Yana Avukatlar ve Psikologlar, ODTÜ Mezunları Derneği temsilcilerinden ve basın emekçilerinden oluşan bir heyet, hayvan katliam yasasına karşı çözüm önerilerini mecliste kamuoyu ile paylaştı.

Perihan Koca toplantının başında şunları söyledi:

“Temmuz 2024’te AKP ve MHP oylarıyla bu meclisten geçirilen yasanın ardından ülkemiz ne yazık ki kan kokmaya başladı. O gün bu meclisten geçen ölüm fermanının ardından, ardışık olarak bakanlıklarca, valiliklerce, kaymakamlıklarca ve ne yazık ki belediyelerce hayata bir kırım pratiği olarak geçirilmeye başladı. Sokaklarda hayvanlar katledilmeye devam ediyor, ölüm ve katliam gerçekliği ülkemizde gündelik yaşamın bir parçası haline getirilmeye çalışılıyor. Bizler enseyi karartmıyoruz, bu karanlığa karşı umut olmaya çalışıyoruz. Yaşamı ilmek ilmek birlikte örmeye örgütlemeye çalışıyoruz. Bugün çözümün öldürmekten geçmediğini hep birlikte haykırmak için bu kürsüdeyiz.”

Hayvan hakkı savunucuları mecliste


“Bilim uygulanmadan başarısız ilan edilemez”

Yaşamdan Yana Veteriner Hekimler adına söz alan Ceren Başyiğit, “doğal yaşam alanı” adıyla önerilen büyük toplama merkezlerinin bilimsel açıdan çözüm olmadığını vurgulayan Başyiğit, şu ifadeleri kullandı:

“Çünkü doğal yaşam; binlerce köpeğin tel örgüler içerisinde bir arada tutulduğu alanlar değildir. Bugün başarısız olduğu söylenen şey, ‘kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat’ modeli değildir. Başarısız olan; bu modelin yıllar boyunca yeterli bütçe, koordinasyon ve denetimle hiçbir zaman tam anlamıyla uygulanmamış olmasıdır. Yasa değişikliği görüşmeleri sırasında 20 yılda yapıldığı söylenen kısırlaştırma sayısına, etkin bir süreç yürütülmüş olsa 2.5 yılda ulaşılabilirdi. Bilim uygulanmadan başarısız ilan edilemez.”

Yaşamdan Yana Avukatlar adına Sinan Ayaz, 5199 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatın, idareye hayvanları koruma, tedavi etme ve uygun koşullarda barındırma yükümlülüğü yüklediğini, ancak kamuoyuna ve sosyal medyaya yansıyan görüntülere göre, Türkiye’nin birçok yerindeki belediye bakımevlerinde hayvanların bilinçli bir şekilde açlık, susuzluk, hastalık sonucu ölüme terk edildiğini, hatta vahşi yöntemlerle öldürüldüğünü ve kanun hükümlerine göre bunun açıkça bir suç olduğunu vurguladı.

“Medya dili şiddetin doğrudan parçası”

Uluslararası Gazeteciler Federasyonu basın emekçilerinden Gökhan Mezarcı, demokrasilerde dördüncü kuvvet olması gereken medyanın, ne yazık ki denetleyen bir güç olmaktan çıkıp yaşam düşmanı politikaların, katliam propagandasının aparatı haline geldiğini belirtti.

Ankara Altındağ’da yaşamını yitiren küçük Fatma El Muhammed’in hikâyesinin, bu düzenin en acı örneklerinden biri olduğunu vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti:

“Çocuğun ölümünde önce köpek saldırısı ihtimali öne sürülerek yalan haberler servis edilmiştir. Oysa Milletvekili Sayın Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun Meclis gündemine taşıdığı gerçekler, cinsel istismar ve cinayet iddialarını ortaya koymuştur. Bir çocuk öldürülmüş, ama gerçek fail gizlenerek suçlu yine hayvanlar ilan edilmiştir. Bugün hayvanları “tehdit”, “terör” ve “başıboş köpek” gibi başlıklarla düşmanlaştıran medya dili yalnızca etik dışı değil, aynı zamanda yaşam hakkına yönelen sistematik şiddetin de doğrudan bir parçasıdır ve failidir!”

Heyet adına ortak basın açıklamasını okuyan hayvan hakları aktivisti Nihal Memiş Dizdar, muhalif belediyelerin bu katliama gözlerini kapamasını ve katliama ortak olmasını eleştirdi.

Dizdar, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin, silahlanma çağrısı yapan, bot hesaplarla* nefret yayan GÜSODER temsilcilerini ağırladığını, hemen ertesi gün “Yılbaşına kadar bütün köpekleri toplayacağız” açıklaması yaptığını hatırlatarak “Görevi ülkenin iç güvenliğini korumak olan İç İşleri Bakanlığı’nda, köpekleri öldürmek için halka silahlanma çağrısı yapan ve bot hesaplarla hayvanlara karşı nefret örgütleyen, meşruiyeti meçhul bir dernekle basına verilen pozlar, tarihe kara bir leke olarak geçmiştir. Bu karanlık derneğin taleplerinin halkta hiçbir karşılığı olmadığı açıktır, hiçbir meslek örgütü, hiçbir sivil toplum kuruluşu tarafından desteklenmemekte, taleplerinin hiçbiri bilimsel, etik, vicdani gerekçeyle örtüşmemektedir. Tüm bunlara rağmen talepleri dinleniyorken barışçıl yaşam hakkı savunucuları olarak bizim bilimsel, etik ve vicdani çözüm dosyamız neden dinlenmiyor, o kapılar neden bizlere açılmıyor?” dedi.

Ayrıca, Bipativer Derneği’nin Türkiye’de Sokakta Yaşayan Hayvanların Sorunlarına İlişkin Çözüm Dosyası Özeti ve ODTÜ Mezunları Derneği Hayvan Hakları Çalıştayı Sonuç Bildirgesi TBMM’ye sunuldu.

Hayvan hakkı savunucularının meclise ilettiği talepler ise şu şekilde:

1- Kamuoyunda “Katliam Yasası” olarak bilinen yasa derhal geri çekilmeli, hayvanların yaşam ve özgürlük haklarını güvenceye alan bilimsel, etik ve vicdani temelde yeniden düzenlenmeli, 5199 sayılı kanunun 6. maddesindeki “kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat” ilkesi korunmalı. Meclis Hayvan Hakları Komisyonu yeniden toplanmalı ve demokratik temsil gözetilerek oluşturulan yeni yasayla, hayvanların yaşam ve özgürlük hakları anayasal güvence altına alınmalıdır.

2- Toplamalar ve hapsetmeler derhal durdurulmalı. Barınak denen esaret ve ölüm kampları, hayvan hastanesi ve rehabilitasyon merkezine dönüştürülmelidir. Mevcut barınaklar tedavi merkezine dönüşene kadar, barınaklardaki her bölümün net şekilde sürekli gözlenebildiği kamera sistemine geçilmeli. İcapçı veteriner hekim uygulaması tamamen kalkmalı, her il ve ilçede 7/24 çalışan veteriner hekim ve teknik personel sayısı artırılmalıdır.

3- Kırsaldan başlayıp merkezleri kapsayacak şekilde, etkin kısırlaştırma programları hayata geçirilmelidir. Tüm şehirlerin ilçe ve beldelerinde küçük çaplı, uygun maliyetli, sürdürülebilir Kısırlaştırma ve İlk Yardım Üniteleri kurulmalıdır.

4- “Pet” olarak kategorize edilerek bir ürün gibi alınıp satılabilen tüm hayvanların, üretim ve satışı yasaklanmalı, düzenli denetimler ve raporlamalar kamuoyuyla paylaşılmalı, yasağa aykırı hareket ederek suç işleyenlere caydırıcı cezalar uygulanmalıdır.

5- Hayvana şiddete, yatarı olan caydırıcı cezalar getirilmeli ve hayvana şiddeti kurumsal hale getiren yerel yönetimler de bu kapsama alınmalıdır.

6- Sahiplendirme süreçleri devlet teşvikleriyle desteklenmeli, zorlaştırıcı tüm bürokratik engeller ortadan kaldırılmalıdır.

7- Okul öncesinden başlamak üzere tüm eğitim müfredatlarına hayvanların yaşam ve özgürlük haklarıyla ilgili eklemeler yapılmalı; hayvan fobisinin ve hayvanlara kötü muamelenin engellenmesi için çalışmalar yapılmalıdır.

8- Hayvanlarla birlikte yaşamamızı kolaylaştıracak bilgilendirici kamu spotları yayınlanmalıdır.

9- Toplumun huzurunu ve barışını bozacak şekilde hayvanları hedef haline getiren, hayvanlara ve hayvan hakkı savunucularına yönelik şiddeti körükleyen yazılı ve sözlü medya şirketlerine ve sorumlularına caydırıcı idari para cezaları getirilmeli, toplumu kin ve düşmanlığa sevk eden Güvenli Sokaklar Derneği ve benzeri tüm oluşumlar kapatılmalı, yöneticileri yargılanmalıdır.